Üye Girişi  /  zekirdek.com'a Üye Ol    
Zekirdek.com - Güzel olacak... Güzel...
Eski 30-11-2011, 16:04   #1
cCcmR 1903
 
cCcmR 1903 üyesinin avatarı
 

Üyelik Tarihi: May 2008
Şehir: İzmir
Mesajlar: 4,488
“Türk şehitlikleri düzmece” (!)

AKPli vekilden şok sözler
TBMM İnsan Hakları Komisyonu’nda konuşan AKP’li İhsan Şener, insanın kanını donduran açıklamalar yaptı.
Ordu Milletvekili ve İnkilap tarihi doktoru İhsan Şener, Yunan Ordusunun Ege’de savaşmadığını ve Türk şehitliklerinin sembolik olduğunu söyleyerek, bütün bunlar Ankara’daki yönetimin meşruluğunu göstermek için yapıldı iddiasına bulundu. Kanıt diye de Yunan tarihinde Ege Savaşı olmayışını gösterdi.

Türk milletine en büyük hakaret: “Yunan tarihinde bir Ege savaşı yokmuş”
28 Kasım günü TBMM İnsan Hakları Komisyonunda aldığım davet üzerine milletvekilleri ile terör olayları sonucunda hayatını yitirenler ve faili meçhul cinayetler ile ilgili görüşlerimi paylaştım. Özellikle faili meçhuller ile ilgili olarak 17 bin rakamının yalan olduğunun altını çizdikten sonra, İstiklal Savaşı sırasında bile faili meçhullere izin verilmemiş iken devleti korumak adına kimsenin hem polis, hem savcı, hem hakim, hem de cellat olmasının kabul edilemeyeceğinin altını çizdim. İsmet Paşa’nın Batı cephesi komutanlığına atandığı ilk günlerde Yunan Ordusu ile savaşan Türk çetelerinin zaman zaman Yunanlılar ile işbirliği yapanları astığını, ancak İsmet Paşa’nın önce “astıklarınızın isimlerini bildirin” , sonra “yargılamadan asmayın” diyerek, durumu denetim altına aldığını ve nihayet düzenli ordu güçlenince çetelerin idamlarını tamamen durdurduğunu söyledim.
Bunun üzerine söz alan AKP Ordu milletvekili İhsan Şener şöyle dedi: “Şimdi bu süreçle ilgili başka şeyler de var. Belki bunlar tartışılacak ama mesela Yunan tarihinde bir Ege savaşı yok. Bunu biliyor musunuz? Yunan tarihinde Ege’de Türklerle bir savaş yok. Bizim tarihimizin en önemli savaşlarından biri Yunanlılara karşı verilmiş olan savaştır. Biz milli güvenlik akademisinde oralardaki şehitlikleri dolaştık. Bütün şehitlikler temsili. Bunlar çok önemli, anlayış olarak bir yere gelmek istiyorum. Burada Ankara Hükümetinin meşruiyetiyle bazı şeyler yapılmış süreç içinde bazı şeyler. O zamanki İngiliz sefirinin telgrafları var, İngiltere’ye çektiği telgraflar. Bunlar bütünleştiği zaman tartışacağımız şeyler çıkıyor.”
Şener’in açıklaması, şehit ve gazilerimize, Türk milletine, Türkiye Büyük Millet Meclisine, Türk Ordusuna 23 Nisan 1920’den bu yana TBMM çatısı altında yapılmış en büyük hakarettir. Şener açıkça, Yunan Ordusu Batı Anadolu’yu işgal etmemiştir demektedir. Şener açıkça, şehitlikler temsili diyerek aslında şehit de verilmediğini ileri sürmektedir. Şener, açıkça, sadece Ankara’daki Büyük Millet Meclisine padişaha karşı meşruluk kazandırmak amacı ile sanki savaş varmış gibi olayların kurgulandığını ileri sürmektedir.
AKP milletvekili Şener, Yunan Ordusu tarafından katledilen on binlerce sivil şehidimizi inkar etmektedir. Bu konuda İngiliz, Fransız, İtalyan İşgal Güçleri ve Kızılhaç soruşturmaları ve Osmanlı Hükümetinin raporları sabit iken ilahiyat mezunu Şener yok demektedir. Ayrıca İnkılap Tarihi doktoralı AKP milletvekili Dr. Şener, Birinci ve İkinci İnönü’de şehit olan 1588 subay ve askerimizi, Eskişehir-Kütahya muharebelerinde verilen 1522 şehidi, şairin “Rabbim isterse sular büklüm büklüm burulur,/Sırtına Sakarya’nın Türk tarihi vurulur” diye şiirleştirdiği Sakarya’da verdiğimiz 3282 şehidi, Büyük Taarruz’da verilen 2542 şehidi inkar etmektedir. Tabii ki şehitlerimizin sayısı düzenli ordu savaşları ile sınırlı değildir. Daha fazlası, Anadolu’nun değişik bölgelerinde verilen çete savaşlarında, Yunan Ordusunun ve Rum çetelerinin baskınlarında hayatını kaybetmiştir.
Şener, Mehmet Akif Ersoy’un İstiklal Harbi için yazdığı İstiklal Marşımızı inkar etmektedir. Şener, İstiklal Harbi’ni yöneten ve kendisinin de bugün parçası olduğu TBMM’yi de reddetmektedir. Tarihimizin bu kadar vicdansız bir yorumuna hiç rastlanmamıştır. Hele TBMM çatısı altında bu kurumun bir üyesi tarafından hiçbir zaman yapılamıştır...
Bir Türk ve İstiklal Savaşı gazisi süvari binbaşısı Mikail Bey’in torunu olarak, *** zihniyetinden dahi kirli olan bu pislik yalan kadar hayatımda hiçbir şeyin beni bu kadar kızdırdığını hatırlamıyorum. Yine de kendimi tutarak, “Sanıyorum sizin söylediğinizin sonunda geleceği yer, aslında bir İstiklal Savaşı’nın da olmadığıdır” dedim. İhsan Şener, bunun üzerine “Yok ben öyle bir şey demiyorum” dedi. Ben de cevaben, “Bunu söyleyen bir eski ağır ceza reisini televizyonda dinlemiştim. Aslında Yunan Ordusu’nu denize de dökmedik demişti. Çünkü ona göre denize dökülecek bir ordu da yoktu. Sayın milletvekili, ne olur bunları, amatörlerle konuşun. Ama ben bir profesyonelim. Mesleğimi de iyi bilirim. Yunan Silahlı Kuvvetleri’nin Ege savaşı ve Anadolu seferiyle ilgili yazmış olduğu kapsamlı savaş ceridelerinin Türkçe tercümesi bende var. Dilerseniz, bir gün beni buraya tekrar çağırırsınız, onu da alır gelirim, onu da ortaya koyarım. Size de bir fotokopisini veririm. Ondan dolayı Yunan ordusuyla ilgili yapmış olduğunuz tespit, nerden öğrendiniz bilmiyorum ama tamamen yanlış bir tespittir. İhsan Şener ısrar ederek “Bakalım tarih kimi haklı çıkaracak” dedi.
Dr. Şener’in tarihin kimi haklı çıkardığını anlaması için beklemesine gerek yok. Nilüfer Erdem tarafından Yunanistan’da ve Yunanca kaynaklara dayanılarak yazılan “Yunan Tarihçiliğinin Gözüyle Anadolu Harekatı” (İstanbul 2010) adlı 570 sayfalık eseri okur ise bilgilenecektir. Üstelik, Dr. Murat Köylü tarafından sadece Yunan harp ceridelerine dayanılarak bir doçentlik tezi de hazırlanmaktadır. Yayınlanınca onu da okuma fırsatına kavuşacaktır.
MHP milletvekili Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu, kapsamlı bir tarih değerlendirmesi ile Şener’e gereken dersi verdi. Dışarı çıkarken AKP milletvekili Ülker Güzel Hanımefendi ise Şener’e tepkisini şöyle ifade etti: “Kanım dondu.” Evet, durum bundan güzel ifade edilemez. İstiklal Savaşı’nda Ege’de bir savaş olduğunu inkar eden, şehitlerimizi inkar eden bir AKP milletvekili. Şener’in zihniyeti Öcalan’ın zihniyetinden bile kötüdür.
Şimdi benim gibi dedeleri İstiklal Savaşı gazisi veya şehidi olanlara sesleniyorum. Dedeleriniz Yunan Ordusu ile hiç savaşmamış. Gazi veya şehit olmamış. Dedelerimiz bize yalan söylemiş. Yoksa bize yalan söyleyen dedelerimiz değil de İhsan Şener mi?

--

tarihine vatanına milletine bu kadar karalama getiren ihanet içinde olan yoktur tarihte .
cCcmR 1903 isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 30-11-2011, 16:28   #2
jimi joe
 

Üyelik Tarihi: Sep 2011
Şehir: Adana
Mesajlar: 204
Cvp: “Türk şehitlikleri düzmece” (!)

memlekette neler yetişiyorr.vaaay vaaay....
jimi joe isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 30-11-2011, 16:36   #3
cascade
 

Üyelik Tarihi: Feb 2004
Mesajlar: 15,150
Cvp: “Türk şehitlikleri düzmece” (!)

ege savsını bilmem de inönü savaslarının tıraş oldugu gercek...
cascade isimli üye çevrimiçidir (Online)   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 30-11-2011, 19:12   #4
Castiel_
 

Üyelik Tarihi: Mar 2010
Şehir: İzmir
Mesajlar: 5,494
Blog Başlıkları: 3
Cvp: “Türk şehitlikleri düzmece” (!)

Gazeteci Osman Nevres (Hasan Tahsin), "ilk kurşun" u attı ve "ilk şehit oldu"...Mustafa Kemal Samsun'a hareket ediyor...İstanbul gazetelerinin çoğunun başyazıları beyaz çıktı...
"Elinde adalet meşalesi, dilinde hürriyeti akvam (ulusların özgürlüğü).Cihana haykıranlar nerede?..."
Olayın farkında olmayan "bir kısım basın", işgal yokmuş gibi o günkü baskılarında günlük yaşamdan kesitelere yer veriyordu: "Konut kiralarının 5 kat artması protesto edildi!", "Amerikan kunduraları gelmiştir.Reklam fiyatına satılmaktadır!..."

Evet gerçekten kunduralar gelmişti ama bunlar, Amerikan kunduraları giyen Yunan işgal askerleri idi!... "Bir kısım basın", "Ali Kemal'lerin basını", işgal askerlerinin postal seslerini duymuyor, Amerikan kundurasının reklamını yapıyordu!..

İzmir'li Rum kızlar yol kenarına dizilmiş, Yunan bayrağının rengi olan mavi-beyaz elbiseler giymişlerdi.Binlerce Rum, ellerinde çiçekler ve Yunan bayrakları ile büyük sevinç gösterileri yapıyordu.Kızlar çığlık atıyordu.

Çünkü onlar "Türk" değil, "Türkiyeli" idi!...Bu ülkeden besleniyor, buradan para kazanıyorlar, Türkiye'de yaşıyor ama kendisini Türk değil Türkiyeli(!) sayıyordu. "Türk kimliği" ile "Türkiyeli kimliği" arasındaki ayrım, burada net bir biçimde ortaya çıkmıştı. "Türk", vatanına sahip çıkıyor; "Türkiyeli" ise,ihanet ediyordu!...Zaten kimlikler, böyle en kritik anlarda kendisini göstermiyor muydu?..Yıllar sonra tarih tekerrür etmeyecek miydi?

...

''UYAN,EY TÜRK OĞLU,UYAN!''



Osman Nevres (Hasan Tahsin), 30 yaşında, uzun boylu, yakışıklı, güler yüzlü ve ''silahlı direnişi'' savunan genç vatanseverlerden biriydi.Hukuk-u Beşer Gazetesi' nde başyazarlık yapıyordu.

İşgali kabullenemiyor, ''düşmana direnç gösterilmemesine'' içerliyor, ''Uyan, ey Türk oğlu,uyan!'' diyerek ulusal bir görev yapıyordu:
''O Yunan gelsin (...) silahlarımızı toplasın. Evlatlarına silah dağıtsınlar. Benliğimizi parçalasınlar. Ruhumuzu ezsinler. Fakat asla, asla unutmasınlar ki Türk ölmedi, yaşıyor.Kalbinin, ruhunun, Müslümanlığı'nın, peygamberinin telkin ettiği ilhamat (=ilahi düşünceler) ile yaşıyor.
Ve burayı Yunan'a vermeyecektir.
vermek isteyecek kuvvetle paylaşacak kozumuz var.Hatta süngülerimiz, silahlarımız olmasa bile...Asi ruhumuzla, çoşkun kanlarımızla,hararetli vicdanlarımızla, sökülmeyen dişlerimizle bu memleketi müdafaa edeceğiz.''

Ne kadar zehirli olurlarsa olsunlar, o dişlerle, üstün maneviyatla kuvvetlenen dişlerimizle kalplerini parçalayacağız.''
Süngülü Yunan Müfrezeleri, saat kulesi karşısındaki Kışla'ya giderek, Kolordu komutanı başta olmak üzere, Kışla içindeki ''savaşmadan bekleyen'' bütün Türk subaylarını, itiş kakış içinde esir aldı.

Yunanlılar, gözdağı vermek için, esir aldıkları Türk komutanları halk arasında yürüterek Pasaport iskelesine getirdi ve Paris vapurunun ambarına kilitledi.
''Mukavemet etmeme'' emri aldığı için direnemeyen Türk subayları, sivil elbise giyerek halkın arasına karışmış Yunan güvenlik kuvvetleri ve yerli Rumlar tarafından saldırıya uğradı.Tabancayla, süngüyle ve dipçik darneleriyle 9 komutan şehit edilde.27 subay kaybldu
Esir alınarak Yunan gemilerine götürülen memurlara ve lise öğrencilerine Rum evlerinden taş ve kiremit atılıyordu.Esir alınarak, sokaklarda yürütülen ''Zito Venizelos'' (Yaşa Venizelos) diye bağırtılıyordu.

Bunların arasında, Paris' teki Barış Konferansı'ndan ''olumlu işaretler'' aldığı propagandası yapan, gazeteleri yönlendiren ve işgal haberlerinin yalan olduğunu söyleyen İzmir valisi İzzet de vardı.

Her ne kadar, kendisini makamında esir alan Yunan askerlerine, ''Ben valiyim... Bana dokunmayınız'' dese de , daha önceki ''teslimiyetçiliği'' ve ''demokratik çözüm'' beklentisi de, o an için kendisini kurtaramamıştı.

Vali Konağının basılıp, esir alınmasına ragmen, ''nevrotik sindrellalığı'' devam ediyordu. Aklında, ''yaptığı hizmetlerin karşılığını alamamanın'' karmaşası vardı.

Bana da bu yapılır mı?

Tıkılacağı Yunan gemisinin ambarına doğru götürülürken, hala umutluydu. Yanındaki oğlunu sıkıştırıyordu:

''Seyfi oğlum,Zito bağır,Zito bağır!.''

Mustafa Kemal' in daha sonra söyleyecegi, ''Milletimin karakteri yüksektir'' sözünün tersi bir örnek olan vali, gemiye yaklaşmışken, son anda yetişen bir Yunan memuru tarafından kurtarıldı. Bu kurtuluş, aslında tam bir zilletti!..

Türk tarihi açısından en utanç verici anlardan biri de, Kolordu komutanı Nadir Paşa' nın yaşadığıydı.Kışla Yunalılar tarafından ateş altına alındığında, elinde beyaz bayrakla ilk çıkan Nadır Paşa oldu!..

Yunanlı bir teğmen kendisine yaklaştı, elinden beyaz bayrağını aldı ve herkesin önünde Paşaya peşpeşe birkaç tokat attı.Nadir paşa, karşılık veremedi, vermedi...
Ardından, en düşük rütbeli Yuna subayı olan teğmenlerden küfürler yedi.Gıgını çıkarmadı, çıkaramadı...

Süngü ve dipçik vurularak subayların üzerleri arandı; başlarından kalpakları alınarak yere atılıp çiğnendi; üzerindeki para, saat, yüzük, sigara tabakası ve mendil dahil ne eşyası varsa gasp edildi; en ağır küfür ve hakaretlerle dövüldüler.

O an, şanlı Tük tarihinin..şanlı Tük ordusunun..şerefiyle şehit olmasını bilen ama asla bu zilleti yaşamayan Türk ordusunun..en fazla aşşağılandığı ''ilk an'' idi!..Türk askerlerinin şeref ve namusu ayaklar altına alınmıştı.

17. Kolordu Komutanı Nadir Paşa' nın elinde beyaz bayrağı verilerek, kalabalıklar önünde, esaret yürüyüşüne çıkarıldı.Paşanın başı öndeydi, etrafa bakamıyordu. !!Zito Venizelos'' diye bağıranlar, bağırtanlar arasında, boynu bükük yürüyordu. İstanbul Hükümeti' nin emrine uyarak, onurunu çiğnetse de (Mustafa Kemal'in ifadesiyle) ''zaferi ve mazisi, insanlık tarihi ile başlayan, her zman zaferleri ve mazisi, medeniyet nurları taşıyan kahraman Türk ordusu' nun 2128 yıllık ''aydınlık onuru'' iç baskı yaratıyordu.

''Milletimiz ordusundan yoksun bırakılma girişimi ile karşı karşıyadır.Orduyu imha etmek için subayları mahfetmek, aşağılamak lazımdır.Kumandanlarımıza ve subaylarımıza tecavüze başladılar.Askerlik izzeti nefsini yok etmeye gayret ettiler.

Millet, bağımsızlığımızın korunmasını ordudan, ordunun ruhunu teşkil eden subaylardan bekler.İşte subayların yüce vazifesi budur.Milletin bağımsızlığı ihlal edilirse, bunun vebali subaylara ait olacaktır!

Subaylar, fedakar sınıfın en önünde bulunmak mecburiyetindeler; çünkü düşmanlarımız herkezden önce onları öldürü, onları aşşağılar ve hor görürler. (Mustafa Kemal, Afyonkarahisar Kolordu Karagahı, 1920)

17. Kolordu Komutanı da, aynı yere hapsedildi.Irak'taki Ebu Gureyb Habisanesinde eşkence gören Iraklı'lar gibi, soyuldular.Üstlerindeki her şey atıldı.Paşa ve mahiyetindekiler, geminin hayvan ambarında en agır hakaretlere uğruyorlardı:

''Allahınız gelip, şimdi sizi kurtarsında görelim''

''Muhammedinizden yardım isteyin''........

Aynı şekilde bağırtılarak yürütülen daha sonraki bir esir grubu içinde bulunan Albay Süleyman Fethi Bey ise, ''Zito Venizelos'' diye bağırmayı kabul etmedi.Süngü ile dürütlerek:

''Ellerini kaldır ve Venizelos'u selamla'' dedi.

Bu uyarıya da aldırmayan Albay Süleyman Fethi, hayatının tehlikede olduğunu çok iyi biliyordu.Buna rağmen:

''Bir Türk askeri, ancak milletinin büyüklerine saygı için ellerini kaldırır ve ağzını açar'' yanıtını verdi.

Mustafa Kemal'in tanımladığı biçimde ''fedakarlar sınıfının en önünde bulunan'' ve bu yüzden ''en önce öldürülecek, aşağılanacak ve hor görülecekler'' arasında bulunan kumandan, beklenen sonla karşılaştı.

Yunan askeri, bu itirazı ve sözleri duyunca hiddetle süngüsünü Albaya sapladı.Peş peşe birkaç süngü yiyen kumandan,şahadet getirerek yere yığıldı ve orada şehit düştü.
Vatansever Albay , daha önce de ''geliyorum'' diyen Yunan işgaline karşı sert bir direniş gösterilmesi için Nadir Paşa'ya başvurmuş, ''İşgal emrivakilerine izin verilmemesi'' gerektiğinde ısrar etmişti.
Castiel_ isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 30-11-2011, 19:12   #5
Castiel_
 

Üyelik Tarihi: Mar 2010
Şehir: İzmir
Mesajlar: 5,494
Blog Başlıkları: 3
Cvp: “Türk şehitlikleri düzmece” (!)

ASKERE ''ATTIRILMAYAN'' KURŞUNU, BİR SİVİL ATIYOR




Osman Nevres (Hasan Tahsin), teslimiyetçiler gibi düşünmüyordu.Aklında ''kahraman'' olma düşüncesi yoktu, bu yüzden ''gerçek bir kahraman'' oldu.

Teslimiyetçi hükümetin (İstanbul Hükümeti) ''direnmeyin'' emri onu etkilemedi.
Direnecekti.

Canı pahasına olsa da...

Mutlaka ''onurlu bir direniş'' verilmeliydi.

Asker, sivil yüzlerce Türk'ün, Zito Venizelos'' diye bağırtılarak, süngülelerle itilip kakılarak, antrepolara ve gemi ambarlarına doğru götürüldüğünü gördükçe dayanamadı.Kordon boyunda kilise çanları çalarken, ülkesinin işgalini seyreden zavallı kalabalıkları birdenbire yardı ve Yunan müfrezelerinin karşısına atladı:

''Yaşasın Ulusumuz!''

Aynı anda, birkaçel tabanca sesi duyuldu.Yunan Efsun Alayının en önde yürüyen sancakları yere yığıldı.Ardından yanındaki.

İlk panik atlatılınca, ateş edenin tek kişi olduğunu gören işgalciler,Osman Nevres'e peş peşekurşun yağdırmaya başladı.Elindeki tabancasının mermileri biten gazeteci Nevres, o anda şehit düştü.Yunanlılar hırsını alamamış, yerde cansız yatan 30 yaşındaki genç gazeteciyi süngülemeye başlamıştı.Tabanca sesini duyan limandaki Yunan savaş gemileri de, bir direniş olduğunu anlamış, korkudan, kıyıları ateşe tutmaya başlamıştı.
Bu arada, Yunan'a ilk kurşunu atan, Osman Nevres'in o mübarek bedeni, işgalciler tarafından paramparça edilmişti...

Yunanlılar kentte ''sıkıyönetim'' ilan etti.Türkler dışarı çıkamazken daha önce yanyana yaşadıkları Rumlar, silahlarıyla onların evlerine girerek, yağma, soygun, tecavüz ve katliamlara başladı.

Yunan askerine karşı koymak arzusundaki ''direniş yanlısı vatansever Türk gençleri'', Anadolu içerilerine çekilmenin uygun olacağını düşündü.Fener Patrikhanesi'ne bağlı İzmir Metropoliti, ölen iki Yunanlı askeri için görkemli bir cenaze töreni hazırlığına girişti...

....

Hulki Cevizoğlu- İşgal ve Direniş
Castiel_ isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 04-12-2011, 15:57   #6
cCcmR 1903
 
cCcmR 1903 üyesinin avatarı
 

Üyelik Tarihi: May 2008
Şehir: İzmir
Mesajlar: 4,488
Cvp: “Türk şehitlikleri düzmece” (!)

Punta’da bayram vardı.
Yunan ordusu Pasaport’tan karaya çıkmış, İzmir Metropoliti Hrisostomos etekleri zil çala çala koşmuş, haçıyla takdis edip, “evlatlarım, ne kadar Türk kanı içerseniz, o kadar sevaba girmiş olacaksınız” diyerek yere kapanmış ve ilk ayak basan Yunan albayının çizmelerini öpüyordu.
*
Aniden... Uzun boylu, siyah takım elbiseli bi delikanlı fırladı ortaya, elinde revolver. Bastı tetiğe, trak trak trak! Efsun alayının sancaktarı karpuz gibi düştü atının sırtından. Panik... Baktılar ki, tek kişi, sarıverdiler etrafını, ilk süngüyü iman tahtasına sapladılar, sonra neresine denk gelirse, orasına... Hasan Tahsin’di o çılgın Türk. Henüz 30’unda.
*
Hükümetimiz “bu tür şayialara ehemmiyet vermeyin” diyordu hâlâ... Teori’yle pratik’in kesiştiği insan ise, vakit tamam demişti, Anadolu’ya geçiyoruz. Böyle başladı macera.
*
Ateşten gömleği giymişti ulus, aktı gitti, aylar yıllar, canlar... Takvimler 30 Ağustos 1922’yi gösterdiğinde, yer gök yarılıyor, şöyle yazıyordu hatıra defterine Yüzbaşı Kanellopulos, “Türk topçusu susmuyor, titreyerek güneşin batmasını bekliyoruz.”
*
Onun batmasını beklediği güneş, bizim için doğuyordu aslında... Çıktı bi kayanın üstüne Mustafa Kemal, haykırdı karanlığa, “Eyy Hacıanesti nerdesin, gel de kurtar ordularını!”
*
Kudurmuştu Ali Kemal... Büyük gazeteci! Kin kusuyordu köşesinden, “bu millici mahluklar kadar başları ezilesi yılanlar hayal edilemez, düşmanlar onlardan bin kere iyidir... ”
*
O “mahluk”lardan biriydi İzmirli süvari teğmen Yıldırım... 18 yaşında. Vurulmuştu. 40 derece ateşli olmasına rağmen hastaneden kaçmış, cepheye koşmuş, bugün kendi adını taşıyan Küçükköy İstasyonu’nu almaya çalışırken, son nefesini vermiş, bahçesine gömülmüştü.
*
Yıldırım toprağa düşerken, 30 kadar Yunan askeri girdi, savunmasız Kuzuluk Köyü’ne... Gözleri Fatma’ya takıldı, 15’inde... “Taze incir gibi” dediler, sırıtarak... Kaçtı Fatma, evine kapandı, kapıyı kilitledi. Omuzladılar. Açılmadı. Yakalım dediler, evi yakalım, nasıl olsa çıkar. Çaktılar kibriti. Alev alev. Çıkmadı kardeşim. Çıkmadı Fatma.
*
Teğmen Şevket, Uşak’tan geçiyordu o sırada... Sakarya’da şehit olan Yüzbaşı Basri’nin anacığı yakaladı kolundan, “Basrim nerde?” diye sordu. İçi çekildi Şevket’in, boğazı düğümlendi... “Arkadan geliyor ana” dedi. Söyleyemedi gerçeği... Ve, ömrünün sonuna kadar unutamadı bu yalanını, “kendimi asla affetmedim” diye yazdı, o güne dair hatırasını.
*
“Bastır parayı, askerlikten yırt” yoktu o zamanlar... Allah kısmet ederse, romanını yazmak istediğim, Albay “deli” Halit, belinin sağında “namuslu” dediği tabancasını, belinin solunda “namussuz” dediği tabancasını taşıyordu. İşgalciye “namuslu”yla sıkıyor, işgalciden korkup geri kaçana “namussuz”u gösteriyordu, “tercih senin yiğidim, istersen buyur kaçmayı dene!”
*
“Deli”ren biri daha vardı... İstanbul’daki işgal kuvvetleri komutanı General Charpy, öfkeden deliye dönmüştü. Yırttı elindeki haritayı, fırlattı duvara, “bu hızla yarın İzmir’e girerler” dedi. İnanamıyordu. 250 bin kişilik devasa ordu, hayalet gibi çıkıp, bi ordan bi burdan dalan, hızar gibi biçen Fahrettin Altay komutasındaki süvari tarafından lokma lokma bölünüyordu.
*
Kaçıyordu Yunan.
Ecel peşinde.
*
Ve, 9 Eylül. Hava mis. İzmir’in dağlarında çiçekler açıyordu. Bornova’dan boşaldılar aşağıya doğru, dörtnala. Sonradan adı Kahramanlar olan semte geldiler. Ödenecek “bedel” vardı daha... İkinci Tümen Dördüncü Alay’dan Konyalı Mehmet, Akşehirli Hakkı, Avanoslu Ahmet, düştüler oracıkta. Bugün, anıtları var orada. “Vatan ve namus” yazıyor altında.
*
İzmir’e ilk giren süvari olma “şeref”i, İzmirli soyadını alan, Yüzbaşı Şeref’e nasip oldu. Bismillah ilk iş, koştu Şeref, Hasan Tahsin’in düştüğü yere, Hükümet Konağı’nın alnı kabağına dikti al sancağı... Asteğmen Besim, Kadifekale’ye varmıştı bile.
*
Minarelerden ezan sesi yükselirken, Belkahve’deydi, Mustafa Kemal, seyrediyordu.
*
İşgal edildiği gün, bir ulusun Kurtuluş Savaşı’nı başlatan, işgali bittiği gün, o ulusun Kurtuluş Savaşı’nı bitiren, dünyada bu özelliğe sahip tek şehir, İzmir’i... Seyrediyordu.
*
Ağır ağır karardı hava. Kavuniçi top gibi gömüldü körfeze güneş, usuuul usul... Nif’te, kendisi için hazırlanan bağevine gitti. Tek kat, taş, penceresiz, gaz lambasının cılız ışığıyla aydınlanan, buram buram Ege kokan bağevine... Etrafında, Celal Bayar’ın “Galip Hoca” lakabıyla dağlarda örgütlediği efeler... Yorgundu. Yemek getirdiler. Yemedi. Cıgara çıkardı. Kahve istedi. “Biliyor musun İsmet” dedi... “Bir rüya görmüş gibiyim.”
*
Karabasanla başlayan, 3 yıl 3 ay 22 gün süren, mucizeyle biten bir rüya... Sona ermişti.
*
Taa ki... AKP’nin ilahiyatçı mebusu İhsan Şener, TBMM çatısı altında, “biliyor musunuz” diye başlayıp, “Yunanlıların Türklerle savaşı yok. Bütün şehitlikler temsili” diyene kadar.
*
Yasu vre!

Yılmaz Özdil
cCcmR 1903 isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 04-12-2011, 16:20   #7
yoshiro
 
Turnuvaları kazanan: 20

Üyelik Tarihi: Sep 2008
Yaş: 26
Mesajlar: 5,211
Cvp: “Türk şehitlikleri düzmece” (!)

Alıntı:
kerriz tarafından gönderildi Mesajı Görüntüle
Benim büyük dedelerimden biri Afyon'da şehit. Büyük ninem, bağlanan şehit maaşını da reddetmiş. Hepsi de belgeli, kayıtlı... Tabi biz sülale boyu rüya görmüyorsak...

Senin deden nerdeydi lan o tarihlerde? Onu da söyle de netleştirelim bilgileri... Hani hatalıysak biz de bilelim...
Allah rahmet eylesin zaten tarihi yaşayan mert insanlar da olmasa ciddi ciddi "Savaş olmadı" ya getirecekler işi..

Beyni sümükleşmiş bunların.

@cascade

Zengin tarih arşivin kurtuluş savaşı hakkında neler yazıyor meraktayım.
Bize "tıraş"tan bahsetsene hacı?
yoshiro isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 04-12-2011, 21:01   #8
Castiel_
 

Üyelik Tarihi: Mar 2010
Şehir: İzmir
Mesajlar: 5,494
Blog Başlıkları: 3
Cvp: “Türk şehitlikleri düzmece” (!)

Bir destan yazmış ulusun tarihini red edersen o vatanın evlatlarıda böyle tarihi gözlerine sokarlar adamın..
Castiel_ isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 05-12-2011, 13:40   #9
cascade
 

Üyelik Tarihi: Feb 2004
Mesajlar: 15,150
Cvp: “Türk şehitlikleri düzmece” (!)

Alıntı:
yoshiro tarafından gönderildi Mesajı Görüntüle

@cascade

Zengin tarih arşivin kurtuluş savaşı hakkında neler yazıyor meraktayım.
Bize "tıraş"tan bahsetsene hacı?

sen de biraz berbere gitmeyi denesen ogrenirsin tıraşı....

Bu mesaj en son " 05-12-2011 " tarihinde saat 13:40 itibariyle mesajın sahibi veya moderatör tarafından düzenlenmiştir.... Sebep: inş berberden neyi kastettigim anlasılmıstır...bide bunun uzerine yorum kaldıramam valla...
cascade isimli üye çevrimiçidir (Online)   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 09-12-2011, 18:58   #10
Castiel_
 

Üyelik Tarihi: Mar 2010
Şehir: İzmir
Mesajlar: 5,494
Blog Başlıkları: 3
Cvp: “Türk şehitlikleri düzmece” (!)

Büyük yalanlar!
Profesör Ümit Özdağ, AKP Milletvekili İhsan Şener’e bir mektup yazmış.
- Birkaç günden bu yana iddianız basında tartışılmasına rağmen hâlâ sözlerinizin arkasında duran bir tavrı sergilemiyorsunuz, diyor...
Gerçekten de... İhsan Şener ortaya attığı o çok iddialı görüşe rağmen ortalarda yok...
Oysa ne demişti komisyonda:
- Yunan tarihinde bir Ege savaşı yok.... Yunan tarihinde Ege’de Türklerle bir savaş yok. Biz Milli Güvenlik Akademisi’nde oralardaki şehitlikleri dolaştık. Bütün şehitlikler temsili...
Oysa... Türkler 9 Eylül’de İzmir’e girer... 27 Eylül’de Kral Konstantin, Veliaht Georgios lehinde tahttan feragat eder.
Dimitrios Gunaris (Başbakan), Pedros Brodopaptakis (Savunma Bakanı), Nikolaos Stratos (Gunaris’den sonraki başbakan), Yeorghios Baklacis, eski sefer orduları komutanı Hacı Anesti, Nikolaos Thotokis yargılanır, 27 Kasım’da ölüm cezasına çarptırılır ve cezaları aynı gün infaz edilir. Özdağ diyor ki:
- Demek ki Yunanlılar, kendi siyasetçi ve generallerini hiç olmayan bir savaşın sonunda “vatana ihanet”le suçlayarak boşuna asmışlar öyle mi?
İşin tuhafı... İhsan Şener de sıradan bir milletvekili değil... İlahiyat Fakültesi’ni bitirdikten sonra felsefe üzerine yüksek lisans yapmış... 2001 - 2004 TBMM AKP Meclis Grubu Danışmanı, daha önce bir süre Abdullah Gül’ün danışmanı olarak çalışmış, 1991 - 1996 arası Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Uzmanı olarak görev yapmış biri... Tarihi konuları bilmek durumunda...
İhsan Bey bu konuyu ekrana çıkarak Ümit Özdağ ile tartışmalı...
Kim bilir belki bizi de Yunanlılarla savaşmadığımız konusunda ikna eder..

Melih Aşık
Castiel_ isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 10-12-2011, 16:27   #11
cCcmR 1903
 
cCcmR 1903 üyesinin avatarı
 

Üyelik Tarihi: May 2008
Şehir: İzmir
Mesajlar: 4,488
Cvp: “Türk şehitlikleri düzmece” (!)

MHP’li Prof. Ümit Özdağ, AKP milletvekili İhsan Şener’e sormuş:
- Kaç gündür basında iddianız tartışılıyor... Şöyle demişsiniz:
“Yunan tarihine göre Ege Savaşı yok! Yunan tarihinde Ege’de Türklerle bir savaş yok. Şehitlikleri dolaştık. Bütün şehitlikler temsili...”
Ümit Özdağ, işte bunu soruyor, “bu kadar tartışmaya rağmen sözlerinizin arkasında duran bir tavır sergilemiyorsunuz.”
* * *
Yani AKP milletvekili ne yapacak? Yunan tarihinde Ege savaşı vardır diye Yunanlılara cevap mı verecek?
Ayıp olmaz mı?
Komşularımızla sıfır anlaşmazlık ilkesine ayıp olmaz mı?
* * *
Ne demeye getiriyor Yunanlılar?
“Yunan tarihinde Ege’de Türklerle bir savaş yok!”
Yalan mı?
Elbette yalan!
Resmi tarihin yalanları...
Yunanlıların İzmir’i işgal edip, Sakarya’ya kadar yürümeleri...
Bu da yalan!
* * *
Birinci İnönü, İkinci İnönü savaşları?
Yalan, yalan hem de büyük yalan.
Yunanlıların İzmir’den denize dökülmesi...
Sunturlu yalan!
* * *
O kadar çok yalanımız var ki!
Hilafeti kaldırdık, saltanata son verdik, bağımsız bir devlet kurduk!
Yalan!
Harf devrimi yaptık, herkes yeni harflerle okuma yazma öğrendi!
Yalan üstüne yalan!
Hele demokrasiye geçmek...
Yalanların en kuyruklusu, demokrasinin yetiştirdiklerine baksanıza...
Yalan yalan, yalan!
“Küçük Asya yenilgisinden sonra, Yunanlı bazı yöneticilerin generalleri idam etmelerine ne buyrulur?”
* * *
Hani şu Yunanlılar da amma tuhaf adamlar.
Olmayan bir savaşın sonunda insanları “vatana ihanet”le suçlayarak boşu boşuna asmışlar.

Yalan üzerine yalan... - Milliyet.com.tr
cCcmR 1903 isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 19-12-2011, 23:44   #12
Castiel_
 

Üyelik Tarihi: Mar 2010
Şehir: İzmir
Mesajlar: 5,494
Blog Başlıkları: 3
Cvp: “Türk şehitlikleri düzmece” (!)

Bir kapakta Sinan Meydan'dan gelsin..

Castiel_ isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   Alıntı Yaparak Cevapla

x
Zekirdek.com
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd

Search Engine Optimization by vBSEO

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218