PDA

Tüm Versiyonu Göster : Yavuz Sultan Selim


bigtarget
08-07-2008, 14:30
Yavuz Sultan Selim 10 Ekim 1470 günü doğdu. Babası Sultan İkinci Bayezid, annesi Gülbahar Hatun'dur. Gülbahar Hatun Dulkadiroğulları beyliğindendir. Yavuz Sultan Selim, uzun boylu, geniş omuzlu, kalın kemikli, omuzlarının arası geniş, yuvarlak başlı, kırmızı yüzlü, uzun bıyıklı ve yiğit bir padişahtı. Sert tabiatlı ve cesurdu. Kuvvetli bir ilim tahsili yapmıştı.

Babası Sultan İkinci Bayezid padişah olduktan sonra, askeri sevk ve devlet idareciliğini öğrenmesi için, Şehzade Selim'i Trabzon Sancağı'na tayin etti.

Şehzade Selim, Trabzon'da devlet işlerinin yanında ilimle uğraşır ve büyük alim Mevlana Abdülhalim Efendi'nin derslerini takip ederdi. Trabzon'u çok güzel idare eden Şehzade Selim'in bu arada komşu devletlerle de ilişkisi oldu.

Valiliği sırasında Trabzon halkını rahat bırakmayan Gürcüler üzerine üç sefer yaptı. En önemlisi olan Kütayis seferinde Kars, Erzurum, Artvin illeri ile birçok yeri fethederek Osmanlı topraklarına kattı (1508). Buralarda yaşayan Gürcülerin hepsi müslüman oldular.

Çok güzel ata biniyor, devrin en meşhur silahşörlerini alt edecek kadar iyi kılıç kullanıyordu. Güreşmekte, ok ve yay yapmada üstüne yoktu. Harpten hoşlanmakla beraber çok ince bir ruha da sahipti. Mütevazi bir kişiliğe sahip olan Yavuz Sultan Selim, her öğün yemekte tek çeşit yemek yerdi ve ağaçtan tabaklar kullanırdı.

Gösterişten hoşlanmaz, devlet malını israf etmezdi. Babasından devraldığı tatminkar hazineyi ağzına kadar doldurdu. Hazinenin kapısını mühürledikten sonra, söyle vasiyet etti:

"Benim altınla doldurduğum hazineyi, torunlarımdan her kim doldurabilirse kendi mührü ile mühürlesin, aksi halde Hazine-i Humayun benim mührümle mühürlensin."

Bu vasiyet tutuldu. O tarihten sonra gelen padişahların hiçbiri hazineyi dolduramadığından, hazinenin kapısı daima Yavuz'un mührüyle mühürlendi.

Yavuz Sultan Selim, ataları hep sakal uzattıkları halde sakalını keserdi. Bunun sebebini soranlara "Sakalımı ele vermemek için kesiyorum" dediği rivayet edilir. Bir kulağına da küpe takardı. 22 Eylül 1520'de "Aslan Pençesi" denilen bir çıban yüzünden henüz 50 yaşında iken vefat etti.

Hayatının son dakikalarında Yasin-i Şerif okuyordu. Kanuni Sultan Süleyman, Fatih Camii'nde babasının cenaze namazını kıldıktan sonra, onu Sultan Selim Camii avlusundaki türbeye defnettirdi. Tarihçiler, Yavuz Sultan Selim'i sekiz yıla seksen yıllık iş sığdırmış büyük bir padişah olarak değerlendirdiler.

Erkek çocukları: Kanuni Sultan Süleyman
Kız çocukları: Hatice Sultan, Fatma Sultan, Hafsa Sultan, Şah Sultan

tarumar
08-07-2008, 14:53
Kulağına küpe takma meselesi uydurmadır.

Yavuz Sultan Selim'e ait olduğu sanılan resim aslında şah ismail e aittir. Resimde ki kişinin başında ki taç ta bunun anca bir şii lider olabileceğini gösterir nitekim baştaki tacın üzerinde 12 işaret bulunmaktadır. Bu 12 işaret 12 imamı temsil eder.

Bunun yanısıra şii likte balım sultan küpesi denen bir olay vardır. Dervişliğin bir üst kademesi gibi birşey düşünün. Balım sultan küpesi takanlar kendilerine yakışmayacak birşey yaptıklarında üstadları o küpeyi kulağından söker alır. Nitekim karısını ve tahtını savaş meydanında bırakıp giden şah ismail de bu küpeyi kulağını yırtırarak çektiği söylenir.

Hem zaten gösterişe meyil vermeyen bir padişahın ne küpe takması ne de taç takması düşünülemez.

Yavuz'un küpe taktığını varsayarak yola çıkan iki görüş vardır. Bunlardan birisi iran yanlıları diğeri ise osmanlı yanlıları.

İran yanlıları der ki. Yavuz tebdili kıyafetle irana gitmiş, şah ismaile satrançta meydan okumuş, ismaili kenara sıkıştırınca içine bir böbürlenme gelmiş o sırada Allahın bir hikmeti! ismail bir hamleyle kurtulmakla kalmamış Yavuz'u mat etmiş. Yavuz'da bu bana küpe olsun deyi küpe takmış.

Osmanlı yanlılarına göre ise olay tamamen Allahlık bir durum.
Güya zenci köleler küpe takarlamış. Bunu göre Yavuz bende Allahın kölesiyim diye küpe takmaya başlamış.

İki tarafta küpeye bir meşruluk kazandırma adına hikaye uydurmuştur.

Yavuz ne küpe takardı, ne taç takardı ne ihtişama taama ederdi.

Hatta şöyle birşey vardır. Şehzade Süleyman (Kanuni) babasının yanına gider sülenip püslenip Yavuz görünce derki. "Ey oğul, anana giyecek birşey bıraktın mı?"

Kaynak: Hatem-i Tai

fek6190
08-07-2008, 15:02
evet küpe olayını uydurma olduğunu bende duymuştum
ayrıca babasını tahtan indiridiğinden dolayı babasının ona "kılıcın keskin, ömrün kısa olsun." diye beddua etmiş.
bu yüzden Yavuz Sultan Selim kısa ömre büyük fetihler sığdımış ve kutsal emanetleri İstanbul'a getirmiştir. zaten Sina çölünü geçmesinden de manevi yönünün ne kadar kuvvetli olduğu anlaşılıyor..
ahh keşke şimdi yaşasa

Tarıh-ı Dunya
08-07-2008, 19:29
en cesur ve korkusuz Osmanlı padişahı
Onu sevmemek mümkün değil.

sewde
08-07-2008, 20:04
yavuz sultaN SELİMle ilgili bir hikaye duymuştum...ama tam hatırlamıyorum şöyleydi sanırım: yavuz sultanın çalışma odasını temizleyen bir cariye varmış yavuz sultanı çok seviyormuş ama ona söyleyemiyormuş...ona bakmayacağından korkuyor çekiniyormuş o koca sultan bana bakmaz diyormuş....yavuz sultan selim bu kızı hiç görmemiş.çünkü kız odayı temizledikten sonra padişaha görünmeden odadan çıkıyormuş...birgün kız duvara (ya beyitleri tam hatırlamıyorum arkadaşlar) aşkını ilan eden bir beyit yazmış biri seni seviyor neylesin gibi bi beyitti...yavuz sultan bu beyite cevaben duvara çekinmesin söylesin yazıyor...kız duvara bi daha çekiniyorsa neylesin yazıyor.padişah yine çekinmesin söylesin diyor...kız cesaretleniyor ve bir gün temizlikten sonra odadan çıkmayıp söylemeye karar veriyor..odada beklerken yavuz sultan selim geliyor...kız çok heyecanlı tabi bu arada yavuz sultan selim odada tıkırtı duyunca o heybetli sesiyle KİM VAR ORDA diyor...bu sesle zaten yüreği ağzında olan kız ORACIKTA ÖLÜYOR...... BEN BÖYLE BİLİYORUM HİKAYEYİ:)))

fanti
13-07-2008, 16:03
Yavuz Sultan Selim'in yazmış olduğu mükemmel şiir...

Sanma şahım herkesi sen sadıkane yâr olur
Herkesi sen dost mu sandın belki ol ağyar olur
Sadıkane belki ol alemde serdar olur
Yar olur ağyar olur serdar olur didar olur

Şair:Yavuz Sultan Selim

Yavuz Sultan Selim'in bu şiirinde aşağıda açıklandığı üzere şiir soldan sağa okunduğu gibi sırasıyla birinci mısradan itibaren bölünmüş kelimeleri altalta getirdiğimizde yine anlam bütünlüğü bozulmadan şiir bütünlük içinde yukardan aşağı da sırasıyla aynen okunmuş olur.Şiir sanatında bu ilk ve tekdir.Şimdi yukardan aşağıya okunur durumuna bakalım

1.Sanma şahım/herkesi sen/sadıkane/yar olur
2.Herkesi sen/dost mu sandın/belki ol/ağyar olur
3.Sadıkane/belki ol/alemde/serdar olur
4.Yar olur/ağyar olur/serdar olur/dildar olur.

Yukardan aşağıya;

1.Sanma şahım
herkesi sen
sadıkane
yar olur
2.Herkesi sen
Dost mu sandın
Belki ol
ağyar olur
3.Sadıkane
belki ol
alemde
serdar olur
4.Yar olur
ağyar olur
serdar olur
dildar olur

soldan sağa 1. mısra yukardan aşağıya 1. sırayı
soldan sağa 2. mısra yukardan aşağıya 2. sırayı
soldan sağa 3. mısra yukardan aşağıya 3. sırayı
soldan sağa 4. mısra yukardan aşağıya 4. sırayı
oluşturur ve şiir soldan sağa ve yukradan aşağıya sırasıyla anlam ve
sıralama değişmeden okunur.

Yavuz Sultan bu beyiti Şah İsmail'e yazmıştır.Hikayesi şöyledir:
Yavuz sultan selim Han. Bilindiği üzere şarka yani doğuya sefer yapan ilk osmanlı padişahıdır..
Şark'a özellikle Şah ismailin üzerine sefer yapmadan önce tebdili kıyafetle istibarat amaçlı defaaten Şah ismailin topraklarına gittiği tarihciler tarafından söylenir.
Trabzon sancaktarı olduğu dönemlerde gezgin bir abdal kılığında yine böyle bir geziye çıkar..
Şah ismail şiire ve satranç oynamaya meraklı biridir.. sarayında ünlü şairleri barındırır ve çok iyi satranç oynar..
bunu bilen Yavuz Sultan Selim Han.. şah ismail'le satranç oynar ve onu yener.. bunu üzerine şah ismail çok öfkelenir.. Yavuz bunu anlar ve onu yücelten şiirler okur..gururu okşanan Şah ismail Yavuz'a bir kese altın verir.. Yavuz Sultan Selim HAN o bir kese altını sarayın bahçesinde bir yere saklar..
Şah ismailin huzurundan ayrılırkende bu şiiri okur..
Yavuz sultan selim, Şah ismaille savaşmadan önce aralarında şiirlerle atışmalar yaparlar. Ama Şah ismail sarayına kadar gelen ve satrançta kendisini yenen, kendisine methiyeler düzen o abdal dervişin kendisinin karşısında şimdi bir Serdar ve düşman olarak bulunduğunu ve bunu daha önce kendisine şiirle dile getirdiğini anlayamaz..
Yavuz, Şah ismaili yenip sarayını ele geçirince o kese altını ordan çıkarıp sadaka olarak dağıtır.

hobareyyhh
14-07-2008, 13:15
eflakden o demki peym-i kader gelir,

güş-i cihana velvele-i bal-ü per grlir,

ruy-i zem-i tab-i fermanı kılmağa

sultan selim han gibi bir şir-i ner gelir!

Tebrikle halka iyan oldu tuğlar;

sahr^y-ı üsküdar' a revan oldu tuğlar....