PDA

Tüm Versiyonu Göster : şiir cümbüşü yapalım...


Sayfalar : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 [20] 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34

Gilda
24-03-2010, 15:34
ellerim hep yaşlıydı
uzun uzun seyrederdim
kemikleri çıkmış damarları fırlamış
kırış kırış ellerimi
büyüdükçe de hiç benim olmadı bu eller
dokunsam
bir başkasının elleri
dokunurdu sanki sevgilime

çocukken bir başkasının hayatına
doğmuş olduğuma inanırdım
bir bozacının oğluymuşum aslında
beni bulduğu yermiş hayatım
kış geceleri o sıkıcı çatı katında
kulağım hep dışarıdaydı
8 yaşında kendimi astığımda
mükemmel bir ilmekle
ben o küçük sürgünü de
idam etmiştim zaten

bir başkası olmak istedim hep
bir başkası
tanımadığım biri
bir yabancı
ürpererek içine girsem beni ağırlayan kalıbın
o hayat benim olsa
o gövde benim
bir başkası olmak istedim hep
bir başkası
ben dar geldikçe kanatlı ruhuma

kaç kez de başardım üstelik
biri oldum olmasına ya
sonra hızla alıştım
yine ben demeye
o tuhaf yabancıya
o tuhaf yabancıya
...

____

Yıldırım TÜRKER

murro
24-03-2010, 15:38
Evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz, ben yurt
hainiyim, ben vatan hainiyim.
Vatan çiftliklerinizse,
kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan,
vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan,
vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın,
fabrikalarınızda al kanımızı... içmekse vatan,
vatan tırnaklarıysa ağalarınızın,
vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa,
ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan,
vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması topuysa,
vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan,
ben vatan hainiyim.
Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla :
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.

NAZIM HİKMET

zapazingo
24-03-2010, 16:09
DENİZ BASIYOR SESİM

Sen düşünce dilime, yıldız açıyor ağaç

Uçurumda merhamet öpüyor ateşimi

Buz sesine kesiyor, çocukların çığlığı

Hayrete düşen nefes bırakıyor peşimi.



Bu günahlı kentlerin neresidir yüreği

Akıyor damarımda gümüş renkli nehirler

Ve boynunda kolyesi koşuşan caddelerin

Nabzını taşımayan kapkaranlık şairle...r.



Şimdi sen İstanbul’da rüzgâr bekleyen sabır

Selâmsız sessizliğin parçalıyor zihnimi

Bin başlı yılanlarla boğuşuyor nefesim

Ateş giyen askerler ısırıyor tenimi.



Köslerini dövüyor kaydı silik nehirler

Üsküdar’da kırılmış suya çatkılı resim

Her sokakta bir plak rast okuyor ismimi

Yalıları dövüyor, deniz basıyor sesim.



O gizli ateşinle kar yürüyen damarım

Döndü görmedin ama ışıksız kardelene

Döküldü saçlarımdan ölüm denen sır

Yapıştı solgun fakat lekesiz gün yüzüne.


Özcan ÜNLÜ

Yağmur Kaçağı.
24-03-2010, 16:50
Gidene kal demeyeceksin.
Gidene kal demek zavallılara,
Kalana git demek terbiyesizlere,
Dönmeyene dön demek acizlere,
Hak edene git demek asillere yakışır.
Kimseye hak ettiğinden fazla değer verme,
Yoksa değersiz olan hep sen olursun.
Düşün;
Kim üzebilir seni senden başka?
Kim doldurabilir içindeki boşluğu,
Sen istemezsen?
Kim mutlu edebilir seni,
Sen hazır değilsen?
Kim yıkar yıpratır seni, sen izin vermezsen?
Kim sever seni, sen kendini sevmezsen?
Her şey sende başlar, sende biter.
Yeter ki yürekli ol, tükenme, tüketme,
Tükettirme içindeki yaşam sevgisini.
Ya çare sizsiniz ya da çaresizsiniz.
Öyle bir hayat yaşadım ki,
Cenneti de gördüm cehennemi de.
Öyle bir aşk yaşadım ki, tutkuyu da gördüm pes etmeyi de.
Bazıları seyrederken hayatı en önden,
Kendimi bir sahnede buldum,
Oynadım.
Öyle bir rol vermişlerdi ki, okudum okudum anladım.
Kendi kendime konuştum bazen evimde, hem kızdım hem güldüm halime.
Sonra dedim ki, söz ver kendine;
Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin,
Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin.
Uçmayı biliyorsan, düşmeyi de bileceksin,
Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı seyredeceksin.
Öyle hayat yaşadım ki, son yolculukları erken tanıdım.
Öyle değerliymiş ki zaman, hep acele etmem bundan, anladım.

[Friedrich Wilhelm Nietzsche]

tilkiselim
24-03-2010, 16:52
Belli ki çok beklemişiz birbirimizi.
Belli ki acıların süzgeçinden geçip öyle damlatmışız sevda damlalarını
birbirimizin üzerine.
Şimdi bundandır tedirginliğimiz.
Ama bilirsin, aşk sevmez tedirginliği.
Ya tam açacaksın yüreğini, ya hiç yeltenmeyeceksin. Grisi yoktur aşkın, ya siyahı, ya beyazı seçeceksin.
Bambaşka diyarların... sakini, başka başka yolların yolcusuyken nedir bizi karşılaştıran şey?
Nedir bir anda hayatımızı değiştiren şey? Aşk elbette...



Aşkı bulmak zordur yar...
Öyleyse kıymetini bileceğiz aşkın. Bir kez buldun mu yapışacaksın yakasına.
Ellerini bir saniye bile ayırmayacaksın aşkın üstünden. Bir çiçek gibi sulayacaksın. Büyüteceksin.
Öyle uzaktan bakmayla yaşanmaz aşk. Ruhunu adayacaksın. Beni düşündüğünde bedenin titreyecek,
ellerin titreyecek, yutkunamayacaksın. Ayrılık fikri deli edecek seni. Yokluğum aklına geldiğinde
bir taş gelip yüreğine oturacak, ağırlığının altında ezileceksin.
Yerinden kalkamaz hale geleceksin.
Düşünemeyecek, konuşamayacak hatta ağlayamayacaksın.




"Seni Seviyorum" dediğinde bunu sadece dilinle değil, yüreğinle, gözlerinle de söyleyeceksin.
Ben, beni sevdiğini senin söylemenle değil gözlerine baktığım zaman anlayacağım. Ancak o zaman inanacağım.
Birlikteyken unutacaksın dünyayı.
Sadece bana ait olacaksın, ben de sana...
Birbirimizden başka hiçbir şeyin
önemi olmayacak. Sana dokunduğumda kanın hızlı hızlı akacak. Yüreğin deli gibi çarpacak.
Nefes nefese kalacaksın. Ve sanma ki senden farklı olacağım ben de... Bin kilometre ötede olsan "gel" dediğinde,
koşacağım sana, merak etme.



Bir tek gün bile bırakmayacağım elini.
Yanımda olmasan aklımda olacaksın,
baktığım her yerde seni göreceğim.
Ben aşktan bunu anlıyorum işte. Sıradan olamadım hiç.
Birkaç sevgi sözcüğüyle geçiştirilecek aşklar bana göre değil. Yaşayacaksam, doya doya yaşamalıyım aşkı.
Her hücreme girmelisin. Aşk kaçağı değil, aşk mahkumu olmalısın. Şimdi bırakalım tedirginliği bir kenara.
Kenetlensin ellerimiz ve aşk bizi alsın kollarına...

angeleliff
24-03-2010, 21:39
O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
arkalarında doldurulması
mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.

Dayanılması o kadar da zor değildir, büyük ayrılıklar bile,
en güzel yerde başlatılsaydı eğer.

Utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer

Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık,
çalınan birinin kalbiyse eğer.

Korkulacak bir yanı yoktur aşkların,
insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.

O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses,
hiçbir zaman duyulmasaydı eğer.

Daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar,
kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.

Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine delice bakmasalardı eğer.

Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de
kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer.

Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece sohbetlerinin,
son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer.

Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman,
meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır yaralamasaydı eğer.

Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman,
beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer.

Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla,
tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer.

O büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi,
yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer.

O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar,
son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer.

Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri,
her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer.

Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de,
dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer.

Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel,
namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer.

Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından,
dokunulası ipek ten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer.

Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de,
sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer.

Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine,
kulağına okunacak biri olsaydı eğer.

İnanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir ayrılık gizlendiğine belki de,
kartvizitinde 'onca ayrılığın bir**** dereceden failidir' denmeseydi eğer.

Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar,
ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer.

Issızlığa teslim olmazdı sahiller,
Kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle avunmaya kalkmamış olsaydın eğer.

Sen gittikten sonra yalnız kalacağım.
Yalnız kalmaktan korkmuyorum da,
ya canım ellerini tutmak isterse...

Evet Sevgili,
Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu,
kim uzanmak isterdi ince parmaklarına,
mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık etmiş olmasalardı eğer!!

CAN YÜCEL

musaıt yerde
25-03-2010, 00:37
İSTANBUL ..

Evin içinde bir oda, odada İstanbul
Odanın içinde bir ayna, aynada İstanbul
Adam sigarasını yaktı, bir İstanbul dumanı
Kadın çantasını açtı, çantada İstanbul
Çocuk bir olta atmıştı denize, gördüm
Çekmeğe başladı, oltada İstanbul
Bu ne biçim su, bu nasıl şehir
Şişede İstanbul, masada İstanbul
Yürüsek yürüyor, dursak duruyor, şaşırdık
Bir yanda o, bir yanda ben, ortada İstanbul
İnsan bir kere sevmeye görsün, anladım
Nereye gidersen git, orada İstanbul.

ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN

vişneçürüğü
25-03-2010, 00:46
Biliyorum Sana Giden Yollar Kapalı


Biliyorum sana giden yollar kapalı
Üstelik sen de hiç bir zaman sevmedin beni

Ne kadar yakından ve arada uçurum ;
İnsanlar, evler, aramızda duvarlar gibi

Uyandım uyandım, hep seni düşündüm
Yalnız seni, yalnız senin gözlerini

Sen Bayan Nihayet, sen ölümüm kalımım
Ben artık adam olmam bu derde düşeli

Şimdilerde bir köpek gibi koşuyorum ordan oraya
Yoksa gururlu bir kişiyim aslında, inan ki..

Anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi
Ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği

Kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda.
Hangi şarkıyı duysam, bizim için söylenmiş sanki..

Tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor
Nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini

Çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu;
Bağışla bir daha tekrarlanmaz hiçbiri

Rastlaşmamak için elimden geleni yaparım
Bu böyle pek de kolay değil gerçi...

Alışırım seni yalnız düşlerde okşamaya;
Bunun verdiği mutluluk da az değil ki..

Çıkar giderim bu kentten daha olmazsa,
Sensizliğin bir adı olur, bir anlamı olur belki

İnan belli etmem, seni hiç rahatsız etmem,
Son isteğimi de söyleyebilirim şimdi:

Bir gece yarısı yazıyorum bu mektubu,
Yalvarırım onu okuma çarşamba günleri..

Cemal Süreya

musaıt yerde
25-03-2010, 12:03
Al beni gidelim buradan
Yada ben gideyim senden
Gideyim,
Gidiyorum diye üzülme
Çekmem gözlerimi gecenden...
Hatırlatırım sana kendimi,
Anlamsız bir rüyanın son hecesinde...
Yarın sabah olmasada
Bir sabah kalkacaksın
Her sabahtan erken, hiç gerek yokken
Dudaklarındaki tebessüm güldürecek insanları
Hep sevecekler seni
Benim seni hep sevdiğim gibi...
Anlamadın di mi?
Gittim ama mutluluğu bıraktım kanına! ..

Ceyhun Yılmaz

Hayaller prensesine..

fındık_m
25-03-2010, 18:20
BİR DOST İÇİN SONE

Maruzatım odur ki;en iyi bir dostsun
Dağların doruğunda bir çiçek kadar iyi
Sen karanlıkta yüzümüzü ağartan ışık
Resimlerin duvarlarda şakır kuşlar gibi

Sen O'sun her zaman yalansız olan sevgisi
Saksıları sulayan,vazolara can katan
O en koyu,en çaresiz gecelerde bile
Yeri,göğü bir merhabasıyla aydınlatan

Sen O'sun sevince boğan bütün kederleri
Solan,kuruyan,bir çiçek gibi ağlayansın
Ve esen dost bir imbatsın akşamüzerleri

Kalan bir gün gibi yazdan,öyle Haziransın
Yalan değil,biz ne arayıp sende bulduksa
Mutluyuz,dostça gönül tahtına kurulduksa.

ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN

Sevdiye_15
25-03-2010, 20:21
KIZIM BERFİN İÇİN

içimin gülen yüzü, hoşgeldin...

Berfinim,
içimin güler yüzü,
yaşanılası iklimim hoşgeldin.

(adımın çapraz yazılması kimin
umrunda...
denize düşen yılana öykünür
biraz da...)

bir aralık sızıverdin işte
ömrümüzün en gevrek zamanı...
çıt diyor kırılıyoruz,
öfke kadar saydamız o zamanlar
ve kırılgan
bıçak kadar!

kızım demeyi öğrettiğin için
o tanrısal kokun
ve gülüşündeki baban için

ki hala zilleri çalıp kaçmak istiyorduk
yarım yamalak aşk kırıntıları
tabakta bırakılmış, yazık atılacak bir sevda
haritası,
hatta el değmemiş delilikler istiyorduk...
çocuktuk daha
büyümeye direniyorduk,
iş toplantılarında lolipop zamanlar düşlüyorduk

ama sızıverdin işte...
bir avuç yeşil gevrek rokaydık,
mayışmamıza bir limon yetecekti...
biz garsonu bekliyorduk,
sen çıkageldin...

hoşgeldin berfinim...
kızım kızgınlığım...
bilmiyorduk daha,

objektiflerin objektif olmadığını,
ikimize yeter sanıyorduk ikimizin toplamı,
meğer doyurmak çok zormuş
içimizdeki hayvanı...

habersiz geldin, kusura bakma
ortalık biraz dağınıktı...
şimdi hemen toparlarız sanıyorduk,
olmamıştık daha...

işin zor kızım,
hem büyüyecek
hem bizi büyüteceksin...
baban mı var, derdin var kızım...

hoşgeldin kızım,
içimin gülen yüzü, hoşgeldin...

YILMAZ ERDOĞAN

Sevdiye_15
25-03-2010, 20:25
BAŞKALAŞAN AŞK

Adını anmak güzeldi,
dost ağızlarda sana dair cümlelerin
ıslatılması...
Adını anmak...
Yüksek sesle, kimsesiz gecelerin düşsel
avuntularına sırt çevirip senden söz açmak...
Biraz gülünç, biraz sitemkar...
güzeldi...
Adının Türkçedeki yankısı özeldi...

Seninle yoğurt yemek, kendi Kanlıcanlı,
Sülalesi Kandilli yoğurtçunun mekanında...
Denize amors durup, yüzüne
cepheden bakmak güneşli bir mavilikte....
güzeldi..

İpe sapa konuşlanmaz bahanelerle elini tutmak,
yüzünde
Yüzyıllık bir hasreti gidermek güzeldi...

Güzeldi'li geçmiş zamanları düşünüyorum
şimdi...
Cümlelerimiz öznesiz...Umursayan yok,
Kanlıca'daki yoğurdu...

ve eşikteki öpücük, tarih bil**** olmayan bir
aşkın mührüdür artık...

YILMAZ ERDOĞAN

Sevdiye_15
25-03-2010, 20:26
BENDE SANA YETECEK KADAR BEN KALMADI
Sus pus olmuş, puslu bir İstanbul'muydu yüzün, yoksa
çok bildik hüzünler mi taşınmıştı yüzüne
Dolmabahçe da çay tadında....
Divit ucuyla yazılmış bir aşkın sureti vardı avuçlarında,
tarih bir başka iklimin kıvamını gösteriyordu.
Ben rehnedilmiş yelkovan gibi... hani akrep'i seven ama
yüreği takvim yokuşlarında...

Sinemada elinin elimde terleyişinin bir anlamı olmalı,
sesinin sesimde yankılanmasının... sanki perdedekine
üzülmüş ya da sevinmişsin de tesadüfen akmış yüzün
içime... Yalan! Sen perdeye bakıyorsun, fikrin benim
seyir defterimde.. ve ben amerikanca bir filmi kürtçe
seyrediyorum...

Kadın Beyoğlu'nun bir kış akşamında,
üstündeki deri montun sahibine küs, soğukluğundan
muzdarip yürüyordu... Adam da... Yürümek hiçbir şeyi
çözmüyordu, bazı Aralık akşamlarında... Parmağında
yaralı bir öyküyü taşıyordu adam... Kadının yüzünde
bir hüzün... Hüzünlü aralık akşamında bir yüzük...
Yüzüğün yüzünde dünya güzeli bir kadının kehaneti...
... Soğuğun ve karanlığın vehameti!

Hayatı, bir başkasının pantolonu gibi, küçültülmüş,
daraltılmış... İlk sahibinin o pantalonla yaşadığı şeyler,
yani pantalonu pantalon yapan anılar, bazı ilkbahar
bereleri yüzünden yapılan yamalar, ter tüketen
yazlar... Hepsi daraltılmış... Yaşananlara bir beden
büyük geliyor artık hayat!

Bir aşkı paylaşmak için çok geç, bir paylaşıma aşık
olmak içinse erken... Beni sevda yerimden vurdu yine
zaman... Şimdi sana söylenecek tek cümle:

Bende sana yetecek kadar ben kalmadı...

YILMAZ ERDOĞAN

Merhamet Apartmanı
26-03-2010, 00:38
Bıraktım içimde kalan son yalnızlığı
düşmüş kızın ayağına
Sonra tükürdüm sokağın ortasına,
yalnızlıktan kalan son tortuydu dilime yapışan
İşte o düşmedi.
Duruyor öylece.
dilimin ucunda.

F.

woLLeyCi
26-03-2010, 00:41
Benim düşlerimin içinde
O uyuyordu,duyuyordum.
Ben bir uykusunda onun,
Bir düş'ünde bulundum...
Uyuyordu,duyuyordu,
Avundum.

II

Benim düşlerimin içinde
O uyumuyordu,biliyordum.
Ben ne bir uykusunda onun,
Ne de bir düş'ünde bulundum...
Bulunsaydım,
Vururdum....

Özdemir Asaf

Lord
26-03-2010, 01:25
Alışma Bana

Alışma bana,
ne yapacagım belli olmaz,
bugün varım, yarın birden yok olurum...
Dokunma bana,
kapanmamış yaralarla doluyum,
canımı acıtma bi yara da sen açma...
Sevme beni,
yogun duygularımda kaybolursun, tutuştururum...
İsteme beni,
yasaklarla bogusursun, engellerle doluyum...
Çözmeye çalışma sakın,
seninle karışır iyice kördüğüm olurum...
Anlama beni,
ben kendimi anlarım, ben böyle mutluyum...
Aşkı yaşatmamı isteme asla,
ben aşka yıllardır inanmıyorum...
Güveniyosan kendine inandır beni aşkın varlıgına,
sonucunda öyle bi aşk yaşatırım ki,
vazgeçemezsin, tutkun olurum...
Yıkabilirsen duvarlarımı,
sakın bırakma beni,
tüm tutkularım ve gücümün arkasında,
hala minik bir çocugum,
büyütemezsen kaybolurum...

İbrahim Taner Ateş

musaıt yerde
26-03-2010, 01:34
Seni düşündükçe herkesi seviyorum
Bütün öykülerin hayal kahramanı benim
Kimse üzemez artık beni
Hele gülüşün aklımdayken
Yağmur bile yağsa...
Yüzümü yıkarım hüzünle...

Ceyhun Yılmaz

Hayaller prensesine..

Fahriye Abla
26-03-2010, 01:36
Çöle kıyısı olan kentlerin
limanları sıkıcı olur
kuş uçar gemi geçmez,
kervan zaman içinde.
böyle kentlerde insan
fırtına gibi sever,
sevdiği için ağlamayı.

hangi türküde sevmekten bahsedilse
ben hicaz olurum
elimi ıslatır elinin teri
ziyan olurum

seni sevmekle ıslanır akşam sefalarım
hangi türküde sevmekt...en bahsedilse
bu çölde ben
'şair burada yaşadığı kenti çöle benzetiyor'da
bahsedilen şair olurum

YILMAZ ERDOĞAN

fındık_m
26-03-2010, 01:48
aydınlık neyin oluyor senin
gökyüzü akraban filan mı
beni bulur bulmaz gözlerin
şimşek çakıyorum yalan mı
yüzünde yalazını gezdirdiğin
saçlarından tutuşmuş orman mı
akla ziyan bir şey elektriğin

ayışığı mavisi dudaklarından mı
o ışık zenginliği mi giyindiğin
uzay tozları mı yıldızlardan mı
elime dokunduğu an elin
güneşler açıyorum sahi ondan mı
aydınlık neyin oluyor senin



Atilla ilhan...


majesteye

Yağmur Kaçağı.
26-03-2010, 11:13
Seninle olmanın en güzel yanı ne biliyor musun?
Elin elime değmeden, avuçlarımı terleten sıcaklığını taa içimde hissetmek.
Seninle olmanın en kötü yanı ne biliyor musun?
''Seni seviyorum.'' sözcüğü dilimin ucunu ısırırken,
Her konuşmamızda boş yere saatlerce havadan sudan söz etmek.
Seninle olmanın en heyecanlı yanı ne biliyor musun?
Aynı şeyleri seninle aynı anda düşünmek; birlikte ağlamak, gülmek.
Ve buradayken bile seni çılgınca özlemek.
Seninle olmanın en acı yanı ne biliyor musun?
Seni hiç tanımadığım bir sürü insanlarla paylaşmak.
Senin yanında olan seninle konuşan herkesi çocukça kıskanmak.
Seninle olmanın en mutlu yanı ne biliyor musun?
Tanıdık birileriyle karşılaşma tedirginliği ile yollarda yürümek yan yana.
Elimdeki şemsiyeye inat yağmurda ıslanmak birlikte.
Elimde kır çiçeğiyle seni beklemek.
Aynı mekanlarda aynı yiyecekleri yemek.
Seninle olmanın en romantik yanı ne biliyor musun?
Sensiz gecelerde sana söyleyemediklerimi yıldızlara, aya anlatmak.
Okuduğum kitabın sayfalarında, dinlediğim şarkıların,
Türkülerini, şiirlerin her mısrasında seni bulmak.
Seninle olmanın en zor yanı ne biliyor musun?
Seni kaybetme korkusuyla hayatta ilk kez tattığım o tarifsiz duygularımı,
Umut denizinin ortasında küreksiz bir sandala hapsetmek.
Sevgili yerine yıllarca dost kalmayı başarmak.
Yalın ayak yürümek bıçağın en keskin yerinde.
Kanadıkça tuz yerine gözyaşlarımı basmak yüreğime.
Seninle olmanın tek yan etkisi ne biliyor musun?
Nereden bileceksin? Sen benimle hiç olmadın ki.
Olsaydın avuçlarım terlemezdi. Isırmazdım dilimin ucunu.
Özlemezdim seni yanımdayken. Kıskanmazdım.
Korkmazdım yollarda yürümekten. Islanmazdım yağmurlarda.
Yıldızlara, aya dert yanmaz, böyle her şarkıda sarhoş olmazdım.
Korkmazdım seni kaybetmekten, ayaklarım kan revan atlardım sandaldan denize.
Ve her kulaçta haykırırdım seni.
Ama sen hiç benimle olmadın ki. Ya aklın başka yerdeydi, ya yüreğin.

[Can Yücel]

misanthrope
26-03-2010, 19:41
Ben
senden önce ölmek isterim.
Gidenin arkasından gelen
gideni bulacak mı zannediyorsun?
Ben zannetmiyorum bunu.
Iyisi mi,beni yaktırırsın,
odanda ocağın üstüne korsun
içinde bir kavanozun.
Kavanoz camdan olsun,
şeffaf, beyaz camdan olsun
ki içinde beni gorebilesin
Fedakarliğimi anlıyorsun
vazgeçtim toprak ...olmaktan,
vazgeçtim çiçek olmaktan
senin yanında kalabilmek için.
Ve toz oluyorum
yaşiyorum yanında senin.
Sonra, sen de ölünce
kavanozuma gelirsin.
Ve orada beraber yaşarız
külümün içinde külün
ta ki bir savruk gelin
yahut vefasız bir torun
bizi ordan atana kadar...
Ama biz
o zamana kadar
o kadar
karışacağız
ki birbirimize,
atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz
yan yana düşecek.
Toprağa beraber dalacagız.
Ve bir gün yabani bir çiçek
bu toprak parçasndan nemlenip filizlenirse
sapında muhakkak
iki çiçek açacak :
biri sen
biri de ben.
Ben
daha ölümü düşünmüyorum.
Ben daha bir çocuk doğuracağım
Hayat taşıyor içimden.
Kaynıyor kanım.
Yaşayacağım, ama ,çok, pek çok,
ama sen de beraber.
Ama ölüm de korkutmuyor beni.
Yalnız pek sevimsiz buluyorum
bizim cenaze şeklini.
Ben ölünceye kadar da
Bu düzelir herhalde.
Hapisten çıkmak ihtimalin var mı bugünlerde?
Içimden bir şey :
belki diyor.

Nazım Hikmet Ran

fındık_m
26-03-2010, 21:15
Duydum ki Bizi Bırakmaya Azmediyorsun Etme

Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun etme
Başka bir yar başka bir dosta meylediyorsun etme

Sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı
Hangi hasta gönüllüyü kasdediyorsun etme

Çalma bizi bizden bizi gitme o ellere doğru
Çalınmış başkalarına nazar ediyorsun etme

Ey ay felek harab olmuş alt üst olmuş senin için
Bizi öyle harab öyle alt üst ediyorsun etme

Ey makamı var ve yokun üzerinde olan kişi
Sen varlık sahasını öyle terk ediyorsun etme

Sen yüz çevirecek olsan ay kapkara olur gamdan
Ayın da evini yıkmayı kastediyorsun etme

Bizim dudağımız kurur sen kuruyacak olsan
Gözlerimizi öyle yaş dolu ediyorsun etme

Aşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer
Aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun etme

Ey cennetin cehennemin elinde olduğu kişi
Bize cenneti öyle cehennem ediyorsun etme

Şekerliğinin içinde zehir zarar vermez bize
O zehiri o şekerle sen bir ediyorsun etme

Bizi sevindiriyorsun huzurumuz kaçar öyle
Huzurumu bozuyorsun sen mavediyorsun etme

Harama bulaşan gözüm güzelliğinin hırsızı
Ey hırsızlığa da değen hırsızlık ediyorsun etme

İsyan et ey arkadaşım söz söyleyecek an değil
aşkın baygınlığıyla ne meşk ediyorsun etme

Mevlana Celaleddin Rumi


majesteye

`Çürük Vişne
26-03-2010, 21:27
Cetvellerle çizilmiş ülkelerin plastik cennetlerinde
Tenekeden gökkuşakları
Aldırma henüz
4 yaşında
Bir gülüşüm ben
(ayakkabıları naylondan)

Koşarak geçsem bile ustanın bütün renk paletini
Yinede ayırt edebilirim ötekilerden
Yalnızca senin olan o cesedi

Işık hızındaki ölü melek söyle bana
Kaç saatte gidilir buradan çocukluğuma?

Ölüler mi yalnız
Yoksa biz mi kalabalığız?!

Şimdi topluyorum oyuncaklarımı,
Saatlerin ortalık yerinden...
Uykularımda cam bilyeler!

Anılarım unutmamış tenimdeki sızıyı
Sıyrılıyorum zamanın tenime giydirdiği eşikten
Kan çanağı sabahlarıma iniyor
Sesindeki unutkan günışığı

Gözlerimi kapayıp
Gökkuşağına boyuyorum gölgelerimi
Mavilerime martılar giydiriyorum
Denizlerime damlalar

Sesime diyorum ki çekip gidelim artık bu şarkıdan
Korkup nefesine sarıyorum ağlayan ellerimi
Öyle cesur durduğuma bakma
Aslında bilmez çocuklar geceyi




Sunay Akın

mıcırlı yol
26-03-2010, 21:42
KEDERLENİYORUM

Bir Üsküdar balkonunda gruba karşı demlenir gibi
Bir akşamüstü,Laypzig'te,tramvay durağında
Tadını çıkara çıkara,yudum yudum
kederleniyorum.


Nazım Hikmet

musaıt yerde
27-03-2010, 00:38
Bir gün sen de anlayacaksın
Kalabalıklardan kaçıp
Dizlerini karnına kadar çekip ağlayacaksın
İşte o an özleyeceksin
Eski sevgilini değil
Pili bitmiş oyuncak ayını.
Yanından ayırmadığın, yatarken sarıldığın saflığını
Tel sarar kızıma tel sarar diyen babana benzemeyecek her erkeğin gözleri.
O küçük kız çocuğu değilsin artık
Ama birgün sen de ağlayacaksın!
Kenarları dantelli elbisesiyle
Saçlarıı ördüğün oyuncak bebeğini
Nereye koyduğunu htırlaman gerektiğini anlayacaksın!
Tel sarar kızıma tel sarar diyen babana benzemeyecek her erkeğin gözleri.

Ceyhun Yılmaz

Hayaller prensesine..

çilgin zambak
27-03-2010, 01:01
Seni sevdiğimi göreceksin sevmediğim zaman,
çünkü iki yüzüyle çıkar karşına hayat.
bir sözcük sessizliğin kanadı olur bakarsın,
ateş de pay alır kendine soğuktan
seni sevmeye başlamak için seviyorum seni,
sana olan sevgimi sonsuzlaştıracak

bir yolculuğa yeniden başlamak için:
bu yüzden şimdilik sevmiyorum seni.
sanki ellerindeymiş gibi mutluluğun
ve hüzün dolu belirsiz bir yarının anahtarı
hem seviyorum, hem de sevmiyorum seni.
sevgimin iki canı var seni sevmeye.
bu yüzden sevmezken seviyorum seni
ve bu yüzden severken sevmiyorum seni...

çilgin zambak
27-03-2010, 01:04
Önde zeytin ağaçları arkasında yar
Sene 1946
Mevsim
Sonbahar
Önde zeytin ağaçları neyleyim neyleyim
Dalları neyleyim.
Yar yollarına dökülmedik dilleri neyleyim.

Yar yar!..Seni kara saplı bir bıçak gibi sineme sapladılar
Değirmen misali döner başım
Sevda değil bu bir hışım
Gel gör beni darmadağın
Tel tel çözülüp kalmışım.
Yar yar
Canımın çekirdeğinde diken
Gözümün bebeğinde sitem var...

BEDRİ RAHMİ EYÜBOĞLU

`Çürük Vişne
27-03-2010, 16:12
İhtiyacın olduğunda soğuk bir biradır
iyi bir şiir,
Acıktığında sıcak bir hindili sandviçtir
iyi bir şiir,
Kalabalık seni köşeye kıstırdığında bir silahtır
iyi bir şiir,
Ölümün sokaklarında gezinmene olanak tanır
iyi bir şiir,
Ölümü sıcak tereyağı gibi eritebilir
iyi bir şiir,
Istırabı çerçeveleyip duvara asabilir
iyi bir şiir,
Ayaklarının Çin'e değmesini sağlayabilir
iyi bir şiir,
Çatlak bir zihni uçurabilir
iyi bir şiir,
Mozart'la el sıkışmanı sağlayabilir
iyi bir şiir,
Şeytanla barbut oynayıp kazanmanı sağlayabilir
iyi bir şiir,
Neredeyse her şeyi yapabilir
iyi bir şiir,
Ve en önemlisi
iyi bir şiir
Nerede biteceğini
bilir.

Charles Bukowski

Yağmur Kaçağı.
27-03-2010, 20:49
Artık kalbim yok ağladığımda sana.
Düşündüğümde seni, artık kalbim yok.
Seni anlatırken birilerine, atmıyor kalbim.
Atmıyor kalbim seni gördüğümde rüyalarımda.
İstediğin gibi yaptım; artık kalbim yok!
Küçük bir velede verdim onu, oyuncak niyetine.
Fırlattım attım, doyursun karnını diye bir sokak
Köpeğine.
Suda sektirdim bir kiremit parçası gibi
Ve bekledim batmasını,
Bekledim batmasını yanan bir gemi,
Nasıl ağlayarak denize dökülürse.
İstediğin gibi yaptım; artık kalbim yok!
Artık kalbim yok baktığımda eski resimlere,
Özlediğimde seni,
Arta kalmış bir kalbim yok!
Yok!

[Küçük İskender]

Pudra Şekerli Çilek
27-03-2010, 23:07
Konuşmak, susmanın kokusudur.
Ya sus git, ya konuş gel, ortalarda kalma.
Yalan, korkaklığın tortusudur.
Dürüst kaba ol, eğreti saygılı olma...

~Özdemir Asaf~

._HaZaN_.
27-03-2010, 23:27
Evet, hala yenilebilmiş değilim
Birlik olup geliyorlar üstüme,
ama Sana bugünde ihanet etmedim
Seni seninle bile aldatmış değilim ~
Belki de seni görüyorum uzaktan
Yürüyüşünü gülümsemeni
Belki de sendin günlerdir damarlarımda dolaşan
Bazen kanım aksın istiyorum
Ya sen değilsen her an gözümün önündeki
Ya o içimi eriten bakışlar seninkiler değilse
Ama savaşıyorum hepsiyle
Geleceğin günü bekleyen bir ruh~
Geride kalan yıllar boyunca
Seni görmemiş özleminle dolu bir kalp~
Ve sana asla ihanet etmeyecek
Gözlerim, ellerim ve dudaklarım..~

._HaZaN_.
27-03-2010, 23:28
''Sen bilemezsin geceyi..
Geceleri sokak lambaları altında oturan yalnızlıkları..
Kaç gece sana dağlardan şarkılarını yolladı rüzgarlarla..?
Sen, kaç geceye dost oldun.. Kaç saat dayanabildin ..
Kıvrıldığın yerde uykuya mı daldın hep...?
Sen bilemezsin yalnızlığı...
Hiç ses duymadığın bir yalnızlık yasadın mı?
Sen kaç yalnızlığa dost oldun..
Kaç saat dayanabildin ona..
Yüzüne kaç kapı kapayıp kaçtın yalnızlıkların...?
Sen bilemezsin ağlamayı...
Gözlerin dolduğu anları ağlamaktan mı sayıyorsun hala?
Sen, kaç kez bir basına ağladın..
Kaç saat dayanabildin gözyaşlarına..
Ellerinle yüzünü kapatıp, kendinden mi sakladın hıçkırıklarını...? Sen bilemezsin içmeyi...
Şişenin dibini bulduğun an midir sana göre içmek..?
Sen kaç kez, şarap tadında buruk şarkılar söyledin..
Kaç saat dayanabildin sarhoşluğuna..
Kadehini aklındakilerle mi yoksa yüreğindekilerle mi içtin...?
Sen bilmezsin sevgiyi...
Sevgi dediğin sadece seni sevenleri mi sevmek?
Kaç vakit ayırabildin sevmeye..
Sadece severek kaç vakit dayanabildin..
İçinde öldürdüğün sevgilerin sahipleri nerede!
Kaç kalpten ceketini alıp cıktın şimdiye dek...? ''

._HaZaN_.
27-03-2010, 23:28
Oraya gitme demedim mi sana,
seni yalnız ben tanırım demedim mi?
Demedim mi bu yokluk yurdunda hayat çeşmesi ben'im?

Bir gün kızsan bana,
alsan başını,
yüz bin yıllık yere gitsen,
dönüp kavuşacağın yer ben'im demedim mi?

Demedim mi şu görünene razı olma,
demedim mi sana yaraşır otağı kuran ben'im asıl,
onu süsleyen, bezeyen ben'im demedim mi?

Ben bir denizim demedim mi sana?
Sen bir balıksın demedim mi?
Demedim mi o kuru yerlere gitme sakın,
senin duru denizin ben'im demedim mi?

Kuşlar gibi tuzağa gitme demedim mi?
Demedim mi senin uçmanı sağlayan ben'im,
senin kolun kanadın ben'im demedim mi?

Demedim mi yolunu vururlar senin,
demedim mi soğuturlar seni.
Oysa senin ateşin ben'im,
sıcaklığın ben'im demedim mi?

Türlü şeyler derler sana demedim mi?
Kötü huylar edinirsin demedim mi?
Ölmezlik kaynağını kaybedersin demedim mi?
Yani beni kaybedersin demedim mi?

Söyle, bunları sana hep demedim mi?

Mevlana Celaleddin Rumi

habitüs
27-03-2010, 23:33
Benim günlerden beklediğim kadar
Günlerde benden bir şeyler bekler
Fakat heyhat
Benim günlere verdiklerimi
Onlar bana asla veremeyecekler
NAZIM HİKMET RAN

fındık_m
28-03-2010, 02:31
Şu anda İstanbulda olmak isterdim.
Mihrabat Korusunun dar yollarında seninle
Yan yana,yana yana yürümek...
Birde martıların kanatlarından seyretmek İstanbulu.

Birde sen olacaktın yanımda adamım.
Bakarken Çamlıca'dan mehtaba,
Dinleyecektik en güzel aşk şarkılarını.
Ve ben senin gözlerinde kaybolurken,

Seni Seviyorum diye haykıracaktım Marmara'ya

Şimdi yanımdasın belki ama,
Ne Mihrabat Korusunun dar yollarında,
Seninle yan yana,yana yana
Yürüyebildik...

Ne de bakabildik Çamlıcadan mehtaba
Ne de Dinleyebildik en güzel aşk şarkılarını
Sadece kaybolabildim gözlerinde ama
Seni seviyorum diye haykıramadım Marmaraya...

ÖZDEMİR ASAF




majeste'm'e..

lülürükgül
28-03-2010, 02:39
Zaman Kekemeydi

Gün bitti, elindeki güller de soldu
anımsanacak neler kaldı bugünden
paylaşılmış olan nelerdi sımsıcak
belki bir türkü söyleriz geceye karşı
saçlarını tarazlayan bir şafak olur

Zaman kekemeydi ve tarihe sızan
soytarılar gördük genç ömrümüzde
ölüm peşimize düşende bir göçebeydik
suretimiz ağardı kurulan darağaçlarına
bütün sığınaklar uçurumlara açılırdı

Rüzgâr suyu soğutsun su terli bedenlerimizi
ve aşkı düşünelim biz, destan yalnızlıkları
konuşursak akşam olur ve yine yağmur yağar
gidersek gülüşler azalır buralarda
kim bulur kayıp adresteki dostları

Bir karanlığa bakıyorum bir de zamana
ay büyüyüp bir gül oluyor ellerinde senin
ve ancak yeni bir yorumu oluyor aşkın
saçlarından sızan bu karanlık yağmur
ayın çağıltısıyla tutuşuyor begonyalar

Saçlarındı diye düşünüyorum ömrümüzü
çözdükçe savrulan rüzgârdı saçları
ve ikide bir aklıma düşüyor aynı soru
-Aşkı bilmiyorsam nasıl değiştiririm
kendimi, seni ve bütün dünyayı..

Ahmet Telli

musaıt yerde
28-03-2010, 02:51
GÜLÜMSÜYORUM

sokakta giderken,kendi kendime
gülümsediğimin farkına vardığım anlarda
insanların beni deli zannedeceğini düşünüp
gülümsüyorum...

ORHAN VELİ KANIK

Hayaller prensesine..

tolgALABAY
28-03-2010, 04:02
seni sevmek diye buna derim ben
her yeni gün yeni bir yangın
her yeni gün yeni bir vurgun yerim
seni sevmek diye buna derim ben
güzel gözlerin ömre ömür katar
bunu bir tek ben bilirim
sen bu güzel aşka kulak asma olsun...
ben sensiz gecelerde ölür ölür dirilirim
her sabah sevgiyle hayata sarılır ve..
sensiz her akşamın sonunda yılıklır giderim...

s.onsuz
28-03-2010, 06:14
Uzanıp yatıvermiş, sere serpe;
Entarisi sıyrılmış, hafiften;
Kolunu kaldırmış, koltuğu görünüyor;
Bir eliyle de göğsünü tutmuş.
İçinde kötülüğü yok, biliyorum;
Yok, benim de yok ama...
Olmaz ki!
Böyle de yatılmaz ki!

-stardust-
28-03-2010, 15:48
Uyan yarim, uyan, söndü yıldızlar,
Gün, karşı tepeden doğmak üzredir.
Her sabah güneşi seyreden kızlar,
Mahmur gözlerini oğmak üzredir.

Uyan yarim, sesler geldi derinden,
Karanlık oynadı, koptu yerinden;
İlk ışık, kapının eşiklerinden,
Şimdi bir gölgeyi koğmak üzredir.

Sevgilim, kapımı çaldı aydınlık,
Baygın gözlerimi aldı aydınlık,
İçimde tıkandı, kaldı ayrılık,
Bu aydınlık beni boğmak üzredir.
N.F.K

kadesa
28-03-2010, 15:52
-SAAT KAÇ ? -

Bir yürek bir yürek kutuda tık tık..
Korkarım saat kaç diye bakamam
Son vapur kalkarken atlayamadık,
Kapılar kapandı vadeler tamam

Ne oldu ne bitti anlayamadık
Zamandaymış meğer zorlanmaz mantık
O,her yaratığı yiyen yaratık
Bense öz beynini dişleyen yamyam..

N.F.KISAKÜREK


== çile / 1968 / sayfa 297

ennisa
28-03-2010, 17:45
Şarkılardaki gibi öznesiz,yüklemsiz,zarfsız
Mektupsuz, adressiz
Sessiz harflerden devrik bir cümle,noktasız...
Kafiyelerinden vazgeçince kimsesiz...
Her boyutta acıyla cinaslı
Her acıda ümitsiz...
Tüm duyguları ölçüsüz,tüm sevdaları şekilsiz...
Kalıplardan sıyrılınca özgür...Ya da sahipsiz
Öl-ecek-im öl-(ü)-yor-um öl-dü-m
Sonum sonsuz...
Zıtların kenetlendiği noktada Necip Fazıl'sız
Fuzuli değilim biliyorum
Ama Baki de değilim
Yunus gibi deryada yalnız
Ama,o da değilim
Biraz unutulmayan geçmiş zaman
Anlaşılmayan şimdiki zaman
Bilinmeyecek gelecek zaman
Biraz çaresiz...
Biraz Aşık...Biraz Veysel
Bir destan
Olağan üstü tek hali güldüğü an
Bir de tüm kelimelere varis
Son mısraya ismimi yazmayacağım sadece...
Sadece bilin isterim
Ben...
1.tekil kimsesiz şahıs!

cinskopat
28-03-2010, 18:26
sana büyük bir sır söyleyeceğim zaman sensin
zaman kadındır gönlü çelinsin ister zaman
hep okşansın diz çökülsün hep
dökülmesi gereken bir giysi gibi ayaklarına
taranmış
bir upuzun saç gibi zaman
soluğun buğulandırıp sildiği ayna gibi
zaman sensin uyuyan sen şafakta ben uykusuz seni beklerken
sensin gırtlağıma dalan bir bıçak gibi
ah bu söyleyemediğim işkencesi hiç geçmeyen zamanın
bu durdurulmuş zamanın işkencesi mavi çanaklarda kan gibi
bu göz susuzluğundan sen yürürken odada
bense bilirim büyüyü bozmamak gerektiğini
daha beter seni kaçak
seni yabancı bilmekten
aklın ayrı bir yerde gönlün ayrı bir yüzyılda kalmaktan
tanrım ne ağırdır sözcükler asıl demek istediğim bu
hazzın ötesinde taşındı sevgim hiçbir zararın erişemeyeceği yerde bugün
sen ki benim saat-şakağımda vurursun
boğulurum soluk alıp vermesen
tenimde bir duraksar ve yerleşir adımın

*****
sana büyük bir sır söyleyeceğim her söz
dudağımda bir dilenen zavallı
acınacak birşey ellerin için kararan birşey bakışının altında
işte bu yüzdendir sık sık seni seviyorum deyişim
boynuna takabileceğin bir tümcenin o parlakca kalp kristali
kaba konuşmamdan gücenme benim bu konuşma
ateşte şu tatsız cızırtıyı çıkaran sudur o kadar
sana büyük bir sır söyleyeceğim bilmem ben
sana benzeyen zamandan söz açmayı
bilmem senden söz açmayı bilir görünürüm
tıpkı uzun bir süre garda
el sallayanlar gibi gittikten sonra trenler
bilekleri sönerken yeni ağırlığından gözyaşlarının

*****
sana büyük bir sır söyleyeceğim korkuyorum senden
korkuyorum yanın sıra gidenden pencerelere doğru akşam üzeri
el kol oynatışından söylenmeyen sözlerden
korkuyorum hızlı ve yavaş zamandan korkuyorum senden
sana büyük bir sır söyleyeceğim kapat kapıları
ölmek daha kolaydır sevmekten
bundandır işte benim yaşamaya katlanmam
sevgilim.

louis aragon

woLLeyCi
28-03-2010, 20:49
Sen düşüyorsun aklıma...

Gece usulca girmiş odama
aslında sana yazmak aklımda yok...
cama iki damla vurdu
uzaklarda gök gürledi
düşüncelerime yağmur düştü
aklıma sen geldin.


Nasıl yağmur yağıyor şaşarsın
bardaktan boşanırcasına;
geceyi hep yağmurlu sevmişimdir
yağmurun sesinde uzun sohbetleri de
yağmurla seni andım dedim ya;
aslında her bahanede
sana koşuyor düşüncelerim



bir yıldız kaymasın,
güneş doğmaya görsün;
sen aklıma düşüyorsun


ne bileyim;
bir çiçek görsem,
ya da bir çocuk gülümsemesi
hayalin düşüyor yüreğime...
sesini duymak için yarattığım
bahanelere benziyor.

yazarken ara sıra duraklıyorum
nerde kaldığımı unutuyorum
sana dalıyorum...


garip bir şey bu
seni yazarken sana dalmak.
sanki senden başka bir sen daha var...
bir yanda yaşadığım sen
bir yanda da
yalnızlığımda büyüttüğüm sen


hayallerime seni koyuyorum.
hayallerde,
daha güzel sevgililer yaratılır.
bir sana bir şey ekleyemiyorum.
senden güzel bir başka sen yok...



yağmur yağmaya devam ediyor
ben de senli aşklar üretiyorum hala...
seninle gece daha güzel
daha aydınlık


gece gülümsüyor sanki
bin yıldızla gece
bin gülümsemeye açmış gibi


uykuya dalmanın tam zamanıdır
taze bir çiçek gibi açtın düşlerimde
seni düşlerime taşımanın zamanıdır



iyi uykular canım
iyi uykular birtanem
ben sana gidiyorum...


alıntı

Papatya_kraliçesi
29-03-2010, 00:15
Uyumuşum; rüyamda akıllı bir insan
Dedi: Sevinç gülü açmaz uykuda, uyan;
Ne işin var bu ölüme benzer ülkede?
Kalk, şarap iç, sonsuz uykulara dalmadan.


Ömmer Hayyam ( Rubailerinden)

GeNcA_
29-03-2010, 01:07
NAKARAT

Kirlettiklerini çıkarıyorum hayatımdan..
Güzel sabahlarını hatırlıyorum
Ve canımı yakmadığın tadımı aldığım akşamları..
Sevdiğim bir şarkının nakaratı gibi seviyorum artık seni..
Başını,
Sonunu
Bildiğim halde;
Yalnız ortasına aşığım bu aşkın..
Ama artık;
Bu yalnızca senin şarkın..

CEYHUN YILMAZ

Pudra Şekerli Çilek
29-03-2010, 01:20
Gece vakti kimdir kapıyı çalıp gelen
Yitirdiğim bir mutluluk mu,
Habercisi mi gelecekteki bir mutluluğun

Gece vakti kimdir kapıyı çalıp gelen
İçimde bağıran acılar mı,
Serseri, başıboş bir rüzgâr mı

Gece vakti kimdir kapıyı çalıp gelen
Ansızın çıkıp gelen bahar mı

Gece vakti kimdir kapıyı çalıp gelen
Yüreğim mi,damarlarımda hışırdayan kan mı

Bağırarak bu kansız evlerin suratına
Bağırarak bu kansız sokakların suratına
Bağırarak bu kansız insanların suratına
Bağırarak yüreğimdeki kanı

Gece vakti kimdir kapıyı çalıp gelen?...

~Ataol Behramoğlu~

dogancann
29-03-2010, 02:57
Biliyorum sana giden yollar kapalı
Üstelik sen de hiç bir zaman sevmedin beni

Ne kadar yakından ve arada uçurum;
İnsanlar, evler, aramızda duvarlar gibi

Uyandım uyandım, hep seni düşündüm
Yalnız seni, yalnız senin gözlerini

Sen Bayan Nihayet, sen ölümüm kalımım
Ben artık adam olmam bu derde düşeli

Şimdilerde bir köpek gibi koşuyorum ordan oraya
Yoksa gururlu bir kişiyim aslında, inan ki

Anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi
Ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği

Kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda;
Hangi şarkıyı duysam, bizimçin söylenmiş sanki

Tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor
Nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini

Çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu;
Bağışla bir daha tekrarlanmaz hiçbiri

Rastlaşmamak için elimden geleni yaparım
Bu böyle pek de kolay değil gerçi…

Alışırım seni yalnız düşlerde okşamaya;
Bunun verdiği mutluluk da az değil ki

Çıkar giderim bu kentten daha olmazsa,
Sensizliğin bir adı olur, bir anlamı olur belki

İnan belli etmem, seni hiç rahatsız etmem,
Son isteğimi de söyleyebilirim şimdi:

Bir geceyarısı yazıyorum bu mektubu
Yalvarırım onu okuma çarşamba günleri

Cemal SÜREYA

sErT_aDaM
29-03-2010, 10:09
BUGÜN DEĞİL YARINSIN SEN

Bir dilin bütün sözcüklerini kullansam seni tarif
Edemeyeceğimi biliyorum. ulaşılmaz oldun hep; dokunmak
Hissetmek ve dolu dolu yaşamak isterken seni, kocaman bir
Yalnızlıktı payımıza düşen

Payıma düşen her şeyi erteledim. ama erteleyemediğim bir
Şey vardı, sana benziyordu. su olsan dokunduğumda
Bozulurdun, bozulmayan bir ‘şey’din… gidilecek bir yer
Olsa sonu olurdu, sonu olmayan bir ‘şey’din… uykuda
Görülecek bir rüya olsa uyanırdım, beni rüyamdan
Uyandırmayacak bir ‘şey’din… simsiyah saçların olsun
İstiyorum, ama bahtın değil

O gün seni gözlerinden, anafatma’dan, üç ırmağın
Birleştiği yerinden öpeyim desem, aklına ırmaklar gelir
Düşün ki yılan dağından aşağı iniyoruz ve dünyada sadece
İki kişilik türkü kalmış, onu söylüyoruz. öyle
Bir ‘şey’sin sen… seni düşündükçe yoruluyorum desem
Dünyanın en büyük yalanı olur. yalanım yok

Bu günden yarına ne kalır bilmem, ama sen kalırsın tıpkı
Yatağı değişmeyen bir ırmak gibi

Yaşadıklarımız azdı, zamana sığmadık yaşamak isterken her
Şeyi. bu gün şarkı söylüyorsam, o gün şarkı değil, şarkı
Gibi seni yaşamak isterim

Halkıma benziyordun, bir yanın göç, bir yanın toprak
Kokuyordu hep. gezmediğim yerin kalmadı, bazen yasaklandın
Bana, bazen suç gibi boynumda taşıdım seni. yedi telli
Sazımla bile tam anlatamadım. sen bir uçurum gülüydün
Ellerimi her uzattığımda bin kırıkla geri döndüm
Yasaların bile tanımlayamadığı bir ‘şey’din sen
Haritalara sığmazdın, her ülkede bir başka gülüyordun
Uzundun, inceydin, dokunduğumda nereli olduğumu seninle
Hatırlardım. bana hep kendimi hatırlatan bir ‘şey’sin
Sen

Uzaksın, yakınsın, özlenensiN ama bugün değil, yarın gibi
Bir ‘şey’sin sen

Bugün her şeyi değiştirmek için çabalarken, sen değişmeyen
Olarak duruyorsun karşımda. kabul ediyorum. dünyaya bu
Kalsın, ama sen bilme

Dünyada kaç iklim, kaç zulüm, kaç ölüm var? bir seni
Bunların karşısına koymak nasıldır bilemezsin. bilme!
Bugün her ölümle biraz ölürken, seni düşündükçe hayata
Dönüyorum yeniden

Gecenin en karanlık yerindeyim, bir sigara ateşinin
Aydınlattığı kadar ışık bile olsan, yine de istiyorum
Seni. sadece benim seni anladığım, kimsenin unutmamak için
Defterine not düşmediği, ama hayatımda hep bir dipnot
Olarak kalan kendi yasaklarım gibi unutmuyorum seni

Dağları delmiyorum, inmek istiyorum oralardan. hepiniz
Gibi aynada saçlarımı taramak, ”günaydın” der gibi
Sokağa fırlamak ve şarkı söylemek istiyorum sana

Adına aşk diyorlar, gelecek diyorlar… bana yetmiyor. her
Şarkımda sana bir adım daha yaklaşmak istiyorum. bir başka
Dilden seviyorum, kırmızıdan daha uzundur

Gelincikler gibi bir mevsim değil, dört iklim, köşe bucak
Kim ne derse desin geri dönecek yerim yok, bir kentin
Ortasında çığlık çığlığa bağırarak tek başına kalsam da
Yine seviyorum seni

Bu bir suç duyurusudur, kendimi ihbar ediyorum

musaıt yerde
29-03-2010, 12:28
KOCAMAN

Şimdi kocaman denizlerde, kocaman gemilerde
Neden yok küçüklüğümüzdeki büyüklüğümüz;
Çocukluğumuzun bahçelerinde, o evlerde
Kağıttan gemilerimizi yüzdürdüğümüz.
Bir şeyler mi kalmış çocukluğumuzda,
Çocukluğumuzla çözdüğümüz..

ÖZDEMİR ASAF

Hayaller prensesine..

Sevdiye_15
29-03-2010, 14:09
Hüzün Adlı Kız Çocuğuna

Yavrucuğum annen seni
Yerleştirdiğinde içine
Bakla tarlasında ipekten bir sarı ottu

- Bir ağacın üzerinde izlerdim onu
Üzerinde kundak bezi mi
İlkokul önlüğü mü belirsiz giysisi
Altında çiçek sapları bir çift eğri bacak
Beyaz yakasının ortasında uysal başı papatya -

Bir avuç su damlasıydı
Güneş ve rüzgarla
Altın oldu

Annen özgürlüksüz bir dünyada yaşadı yavrucuğum
Saçları kesildi
Anahtarı yalnız kendisinde olan bir evi hiç olmadı
Belki bundan, sessizlik ve geceden korktu

Bir çocuğu oldu kendinden uzak
Kardeşin erkekti ama tıpkı annesi
Bakışları ezik ve yumuşak
Sesi kedi sızlamaları
Düşlerinde annesini dövülürken görürdü

Annen aşık bir kadındı yavrucuğum
Seni hep özledi
Yüzünde Nataşa'nın, Mado'nun, Valya'nın çizgileri
Aşık kadınlara özgü hüzün
Ve güldüğünde bir ay oluveren ağzı
Yine de çiğneyemedi dünyayı
Kimi zaman yaşamayı denese de
Bir düşünce olarak sevdi sevgiyi

Ben annenin karşısında hep yalnızdım Hüzün'cüğüm
Anneni sevdiğim için acı çektim
Veremli bir cam işçisinin üflediği
Kanla boyanan çeşmibülbül gibi
Sonsuz renkliliğinde sevgimizin
Kanımın kızıllığı parlardı
Gün geldi, yalnızlığın onuru
İnsanlığın onursuzluğu oldu.

Turgay Fişekçi

seker bishe
29-03-2010, 14:14
~ Birbiri ardına geliyorsa mutsuzluklar
Keskin bir bıçak gibi saplanıyorsa acılar
Köşebaşlarını tutmuşsa umutsuzluklar
Ve uçurumlarda yankılanıyorsa aşkın son çığlıkları
Ayrılık güzeldir...

En kalabalık yerlerde büyüyorsa kimsesizliğin
Binlerce kahkaya karışıyorsa gözyaşların
Son çiviyi çakıyorsan yorgun sabrına
Daha kirpiklerinde can veriyorsa hayallerin
Ve dilinin ucundaysa en çılgın küfürler
Yalnızlık güzeldir...

Güvendiğin yüreklere karlar yağmışsa
Buz tutmuşsa o sımsıcak bakışlar
Sen yangınlar içinde üşüyorsan
Ve bir zavallılıksa artık o çok sevmek
Böyle bir dünyaya tükürmek
Ve ölmek güzeldir...[!]**

herkes1907
29-03-2010, 14:38
Küçüklük ne kadar da güzeldi.
Sevdiğin çocuğu öp kaç.
Seni seviyorum de gitsin.
Uzak durman gereken kimse yok.
Çok birşey bilmiyorsun.
Ask şarkıları dinlemek yok.
Kutu kutu penseler oynarken bile ne kadar mutluyduk.
Saklambaçta birbirimizin yerini söylemeye çalışırdık, oysa ki şimdi kendi yerimizi bile bilmiyoruz..
Düştüğümüzde dizlerimiz kanardı şimdi ise kalbimiz..
Reddedilme korkusu yoktu.
Bir defa istesek ve bunun için ağlasak hemen bizim olurdu.
Şimdi günlerce ağlıyoruz ama bizim değil bir başkasının oluyor..
Ask filmlerindeki en acı karakterle değil, çizgi filmlerdeki en mutlu karakterlerle özdeştiriyorduk kendimizi.
Keşke büyümeseydik..
Yada büyüseydikte her şey aynı kalsaydı.
A/B/C/D olan şıklara birde E eklenmeseydi.
Hep gülseydik mesela, hiç ağlamasaydık.
İmkansızlık olmasaydı..

fındık_m
29-03-2010, 15:25
Can Yücel Şiirleri

Buluşmak ÜzereDiyelim yağmura tutuldun bir gün
Bardaktan boşanırcasına yağıyor mübarek
Öbür yanda güneş kendi keyfinde
Ne de olsa yaz yağmuru
Pırıl pırıl düşüyor damlalar
Eteklerin uça uça bir koşudur kopardın
Dar attın kendini karşı evin sundurmasına
İşte o evin kapısında bulacaksın beni

Diyelim için çekti bir sabah vakti
Erkenceden denize gireyim dedin
Kulaç attıkça sen
Patiska çarşaflar gibi yırtılıyor su ortadan
Ege denizi bu efendi deniz
Seslenmiyor
Derken bi de dibe dalayım diyorsun
İçine doğdu belki de
İşte çil çil koşuşan balıklar
Lapinalar gümüşler var ya
Eylim eylim salınan yosunlar
Onların arasında bulacaksın beni

Diyelim sapına kadar şair bir herif çıkmış ortaya
Çakmak çakmak gözleri
Meydan ya Taksim ya Beyazıt meydanı
Herkes orda sen de ordasın
Herif bizden söz ediyor bu ülkenin çocuklarından
Yürüyelim arkadaşlar diyor yürüyelim
Özgürlüğe mutluluğa doğru
Her işin başında sevgi diyor
Gözlerin yağmurdan sonra yaprakların yeşili
Bi de başını çeviriyorsun ki
Yanında ben varım


can yücel...

yağmurda kalana...

soğuknevale
29-03-2010, 18:12
Yaşam Hızla

İşte yaşam
da bizimle birlikte yeniliyor.
Gündüzlerin mezar taşları,
şafağın buğusu yeniliyor:
Hızla, hızla, hızla!

Artık sırrı dökülen aynalardan
herkes eskiyen kendini süpürmelidir…

Kaçak bir türkü gibi kendine söylemeli,
ıssız kumsallar gibi kendine çekilmeli
ve süpürmeden bizi şu yanlış kalabalık,
herkes kendi kalabalığını süpürmelidir...

İşte yaşam
da bizimle birlikte yeniliyor:
hızla, hızla, hızla!

/B u y a ş a m a k,
h i ç b i r a ş k a d e ğ m i y o r!
B u y a ş a m a k,
y a ş a m a y a d e ğ m i y o r …/

Yılmaz Odabaşı

-stardust-
30-03-2010, 00:14
Madem oyun oynuyorduk...
Hazır sen bu kadar kaptırmışken rolüne kendini;
Perdeler kapanmadan son bir kez,
Hayran bıraksaydın beni kendine...
Öyle ki ben de alkışlarla uğurlasaydım seni...

Cezmi ERSÖZ

Yasin..
30-03-2010, 00:35
Madem oyun oynuyorduk...
Hazır sen bu kadar kaptırmışken rolüne kendini;
Perdeler kapanmadan son bir kez,
Hayran bıraksaydın beni kendine...
Öyle ki ben de alkışlarla uğurlasaydım seni...

Cezmi ERSÖZ

Bu ne harika ne müthiş bir şiirdir !

Çok teşekkür ettik : )

-stardust-
30-03-2010, 00:39
Bu ne harika ne müthiş bir şiirdir !

Çok teşekkür ettik : )

Çok rica ederim...
Şairine teşekkür etmemiz lazım...

Yasin..
30-03-2010, 00:44
Çok rica ederim...
Şairine teşekkür etmemiz lazım...

Çok teşekkür ettik [k] dedim buradaki çoğul katan [k] seni de içine katıp şaire giden bir teşekkürdü : ))

mm illa ki bir teşekkür bekliyorum dersen bize ulaştıran taşören olan sanada bir teşekkür ederim : )

-stardust-
30-03-2010, 00:46
Çok teşekkür ettik [k] dedim buradaki çoğul katan [k] seni de içine katıp şaire giden bir teşekkürdü : ))

mm illa ki bir teşekkür bekliyorum dersen bize ulaştıran taşören olan sanada bir teşekkür ederim : )

Peki...
Ben teşekkür ediyorum...

Sen Ben o
30-03-2010, 00:48
Meğer uykudaymış aşk, kapısını çaLdığımda. . .
Sükût tek merhemmiş kapı açıLmadığında . . .

Mecnun koşandı , LeyLa susan ;
Yusuf arayandı , ZüLeyha susan ;
Varaka sabırdı, GüLşah susan ;
SüheyL yazandı , Nevbahar susan ;
Tahir duaydı , Zühre susan ;
Ferhat yangındı , Şirin susan . . .

Kapı bir gün açıLacak ,
Aşk uyandığı zaman . . .

musaıt yerde
30-03-2010, 01:07
Mahçup

Adımın bazı kağıtlarda
Adının altına yazılması bile artık beni
Mutlu ediyorsa
Bu benim utancım değil

Ceyhun Yılmaz

Hayaller prensesine..

-stardust-
30-03-2010, 02:41
YAŞAMAK
Biliyorum, kolay değil yaşamak,
Gönül verip türkü söylemek yar üstüne;
Yıldız ışığında dolaşıp geceleri,
Gündüzleri gün ışığında ısınmak;
Şöyle bir fırsat bulup yarım gün,
Yan gelebilmek Çamlıca tepesine... -
Bin türlü mavi akar Boğaz'dan-
Her şeyi unutabilmek maviler içinde.

Biliyorum, kolay değil yaşamak;
Ama işte
Bir ölünün hala yatağı sıcak,
Birinin saati işliyor kolunda.
Yaşamak kolay değil ya kardeşler,
Ölmek de değil;
Kolay değil bu dünyadan ayrılmak.
(Orhan Veli)




""Her şeyi unutabilmek maviler içinde...""
Yok böyle bir anlatım...

queenkafein
30-03-2010, 03:13
Gözlerin gözlerime değince
Felaketim olurdu, ağlardım
Beni sevmiyordun, bilirdim
Bir sevdiğin vardı, duyardım
Çöp gibi bir oğlan, ipince
Hayırsızın biriydi fikrimce
Ne vakit karşımda görsem
Öldüreceğimden korkardım
Felaketim olurdu, ağlardım
Ne vakit Maçka'dan geçsem
Limanda hep gemiler olurdu
Ağaçlar kuş gibi gülerdi
Sessizce bir cigara yakardın
Parmaklarımın ucunu yakardın
Kirpiklerini eğerdin, bakardın
Üşürdüm, içim ürperirdi
Felaketim olurdu, ağlardım
Akşamlar bir roman gibi biterdi
Jezabel kan içinde yatardı
Limandan bir gemi giderdi
Sen kalkıp ona giderdin
Benzin mum gibi giderdin
Sabaha kadar kalırdın
Hayırsızın biriydi fikrimce
Güldü mü cenazeye benzerdi
Hele seni kollarına aldı mı
Felaketim olurdu, ağlardım

Atilla İlhan

queenkafein
30-03-2010, 03:16
Bir öykü var sakladığın
Bir öykü var ardında duran
Bırak onu uyansın
Şimdi sen bir anı düğümü önümde
Duvar cana uzanıp duran
Taşlaşmış yükünle uyu yansın

Özdemir Asaf

:)

`Çürük Vişne
30-03-2010, 03:16
Aman, kendini asmış yüz kiloluk bir zenci,
Üstelik gece inmiş, ses gelmiyor kümesten;
Ben olsam utanırım, bu ne biçim öğrenci?
Hem dersini bilmiyor, hem de şişman herkesten.

İyi nişan alırdı kendini asan zenci,
Bira içmez ağlardı, babası değirmenci,
Sizden iyi olmasın, boşanmada birinci...
Çok canım sıkılıyor, kuş vuralım istersen.


Ülkü Tamer

queenkafein
30-03-2010, 03:17
Bilmelisin ki...
Duvarda asılı diplomalar insanı insan yapmaya yetmez.

Bilmelisin ki...
Aşk kelimesi ne kadar çok kullanılırsa,
anlam yükü o kadar azalır.

Bilmelisin ki...
Karşındakinii kırmamak ve inançlarını savunmak arasında
çizginin nereden geçtiğini bulmak zor.

Bilmelisin ki...
Gerçek arkadaşlar arasına mesafe girmez.
Gerçek aşkların da!

Bilmelisin ki...
Tecübenin kaç yaş günü partisi yaşadığınızla ilgisi
yok,
ne tür deneyimler yaşadığınızla var.

Bilmelisin ki...
Aile hep insanın yanında olmuyor.
Akrabanız olmayan insanlardan ilgi, sevgi ve güven
öğrenebiliyorsunuz.
Aile her zaman biyolojik değil.

Bilmelisin ki...
Ne kadar yakın olursa olsunlar en iyi arkadaşlar da
ara sıra üzebilir. Onları affetmek gerekir.

Bilmelisin ki...
Bazen başkalarını affetmek yetmiyor.
Bazen insanın kendisini affedebilmesi gerekiyor.

Bilmelisin ki...
Yüreğiniz ne kadar kan ağlarsa ağlasın dünya sizin
için dönmesini durdurmuyor.

Bilmelisin ki...
Şartlar ve olaylar, kim olduğumuzu etkilemiş olabilir.
Ama ne olduğumuzdan kendimiz sorumluyuz.

Bilmelisin ki...
İki kişi münakaşa ediyorsa, bu birbirlerini
sevmedikleri anlamına gelmez. Etmemeleri de sevdikleri
anlamına gelmez.

Bilmelisin ki...
Her problem kendi içinde bir fırsat saklar.
Ve problem, fırsatın yanında cüce kalır.

Bilmelisin ki...
Sevgiyi çabuk kaybediyorsun, pişmanlığın uzun yıllar
sürüyor.

Can Yücel

queenkafein
30-03-2010, 03:35
Beni güzel hatırla
Bunlar son satırlar
Farzet ki bir rüyaydım esip geçtim hayatından
Yada bir yağmr sel oldum sokağında
Sonra toprak çekti suyu kaybolup gittim
Beklide bir rüyaydım
Senin için..
Uyandın ve ben bittim
Beni güzel hatırla
Çünkü sevdim seni ben her şeyini
Sana sırdaş oldum dost oldum koynumda ağladın
Yüzüne vurmadım hiçbir eksikliğini
Beni üzdün kınamadım
Alışıktım vefasızlığa el oldun aldırmadım
Beni güzel hatırla
Sayfalarca mektup bıraktım sana
Şiirler yazdım her gece
Çoğunu okutmadım
Sakladım günahını sevabını içimde
Sessizce gittim senden öncekiler gibi sende anlamadın
Beni güzel hatırla
Sana unutulmaz geceler bıraktım
Sana en yorgun sabahlar
Gülüşümü gözlerimi sonra sesimi bıraktım
En güzel şiirleri okudum gözlerine baka baka
Söylenmemiş merhabalar sakladım her köşeye
Vedalar bıraktım duraklarda
Ne arasan bir sevdanın içinde
Fazlasıyla bıraktım ardımda
Beni güzel hatırla
Dizlerimde uyuduğunu düşün
Saçını okşadığımı üşüyen ellerini ısıttığımı
Mutlu olduğun anları getir gözünün önüne
Anlından öptüğüm dakikaları
Birazdan kapını çalan kişi olabileceğini düşün
Şaşırtmayı severim biliyorsun
Bu da sana son sürprizim olsun
Şimdi seninle yaşanan günleri ateşe veriyorum
Beni güzel hatırla
GİDİYORUM…

Cemal Süreyya


:)

wireles
30-03-2010, 03:39
Beni güzel hatırla
Bunlar son satırlar
Farzet ki bir rüyaydım esip geçtim hayatından
Yada bir yağmr sel oldum sokağında
Sonra toprak çekti suyu kaybolup gittim
Beklide bir rüyaydım
Senin için..
Uyandın ve ben bittim
Beni güzel hatırla
Çünkü sevdim seni ben her şeyini
Sana sırdaş oldum dost oldum koynumda ağladın
Yüzüne vurmadım hiçbir eksikliğini
Beni üzdün kınamadım
Alışıktım vefasızlığa el oldun aldırmadım
Beni güzel hatırla
Sayfalarca mektup bıraktım sana
Şiirler yazdım her gece
Çoğunu okutmadım
Sakladım günahını sevabını içimde
Sessizce gittim senden öncekiler gibi sende anlamadın
Beni güzel hatırla
Sana unutulmaz geceler bıraktım
Sana en yorgun sabahlar
Gülüşümü gözlerimi sonra sesimi bıraktım
En güzel şiirleri okudum gözlerine baka baka
Söylenmemiş merhabalar sakladım her köşeye
Vedalar bıraktım duraklarda
Ne arasan bir sevdanın içinde
Fazlasıyla bıraktım ardımda
Beni güzel hatırla
Dizlerimde uyuduğunu düşün
Saçını okşadığımı üşüyen ellerini ısıttığımı
Mutlu olduğun anları getir gözünün önüne
Anlından öptüğüm dakikaları
Birazdan kapını çalan kişi olabileceğini düşün
Şaşırtmayı severim biliyorsun
Bu da sana son sürprizim olsun
Şimdi seninle yaşanan günleri ateşe veriyorum
Beni güzel hatırla
GİDİYORUM…

Cemal Süreyya


:)



orhan veli kanık olmasın .. ?

Gilda
30-03-2010, 10:38
Ne kadar da safmışız
Masallar hep yalanmış
Şu kırmızı başlıklı kız
En az kurt kadar varmış
Rapunzel zamanında
Küt saç daha modaymış
Ve en hain kahramanlar
En masum olanlarmış
Ağustos böceği kaset
Karınca senet yapmış
Yalan söyleyeninse
Burnu hiç uzamazmış
Meğer aslanlar susar
Aynalar konuşmazmış
Güzeller ve düşmanlar
Hiç mi hiç uyumazmış
Kurşun asker silahlı
Polyanna düzenbazmış
Don Kişot’la savaşı
Değirmenler kazanmış

Masallarla büyürsen
Normaldir bu olanlar
Özetleri dinledin
Şimdi gerçek yalanlar


Yiğit GÜRALP

kardia_86
30-03-2010, 11:04
beni güzel hatırla
bunlar son satırlar
farzet ki bir rüyaydım esip geçtim hayatından
yada bir yağmr sel oldum sokağında
sonra toprak çekti suyu kaybolup gittim
beklide bir rüyaydım
senin için..
Uyandın ve ben bittim
beni güzel hatırla
çünkü sevdim seni ben her şeyini
sana sırdaş oldum dost oldum koynumda ağladın
yüzüne vurmadım hiçbir eksikliğini
beni üzdün kınamadım
alışıktım vefasızlığa el oldun aldırmadım
beni güzel hatırla
sayfalarca mektup bıraktım sana
şiirler yazdım her gece
çoğunu okutmadım
sakladım günahını sevabını içimde
sessizce gittim senden öncekiler gibi sende anlamadın
beni güzel hatırla
sana unutulmaz geceler bıraktım
sana en yorgun sabahlar
gülüşümü gözlerimi sonra sesimi bıraktım
en güzel şiirleri okudum gözlerine baka baka
söylenmemiş merhabalar sakladım her köşeye
vedalar bıraktım duraklarda
ne arasan bir sevdanın içinde
fazlasıyla bıraktım ardımda
beni güzel hatırla
dizlerimde uyuduğunu düşün
saçını okşadığımı üşüyen ellerini ısıttığımı
mutlu olduğun anları getir gözünün önüne
anlından öptüğüm dakikaları
birazdan kapını çalan kişi olabileceğini düşün
şaşırtmayı severim biliyorsun
bu da sana son sürprizim olsun
şimdi seninle yaşanan günleri ateşe veriyorum
beni güzel hatırla
gidiyorum…

cemal süreyya


:)


orhan veli kanık :)))

hipeRocktif_1907
30-03-2010, 15:56
Aşk acizlikmiş bunu anladım.
Olmayacağını bilsende umut etmekmiş çaresizce.
Her onu andığında keşke ile başlamakmış cümleye.
Ve her keşkede bir adım daha yaklaşmakmış ölüme.

Aşk acizlikmiş bunu anladım.
Sevilmediğini bile bile bir umut diyebilmekmiş acizce
Bir tek lafına muhtaç kalmakmış sevdiğinin.
Ve bir tek onu istemekmiş yanında,

Kısacası aşk acizlikmiş,
Acizlere göredir olmayacak şeylere umut bağlamak,
Ve acizler günlerce bekler sevgilisini boş yere,
İşte bende o acizlerdenim ve kendimden nefret ediyorum!

Juanita
30-03-2010, 16:39
GEMİ

Yolculuk ücretini verdikse bu dünyada, neden
Neden bırakmıyorlar bizi oturalım, yemek yiyelim..?

Bulutlara bakmak istiyoruz,
Güneşte yanmak, tuz koklamak.
Kimseyi tedirgin etmek gelmiyor içimizden.
Neden edelim zaten: biz birer yolcusuyuz sadece.

Gidiyoruz, zamanı da götürüyoruz bizimle.
Deniz geçiyor yanımızdan, üstünde bir gül var,
Gölgede gidiyor dünya, aydınlıkta.
Siz de gelin bizim gibi, biz yolcular.

Sizi tedirgin eden ne..?
Neden öfkeyle vuruyorsunuz..?
Tabancalar kuşanmış, kimi arıyorsunuz öyle..?

Bilmiyorduk sizin olduğunu her şeyin,
Bardakların, iskemlelerin,
Yatakların, aynaların sizin,
Sizin olduğunu denizin, şarabın, gökyüzünün

Bakıyoruz bütün masalar tutulmuş şimdi.
Olamaz diye düşünüyoruz,
Nasıl, ama nasıl inandıracaksınız bizi..?

Her yer karanlıktı gemiye bindiğimizde.
Biz de çıplaktık, aynı yerden geliyorduk,
Kadınlardan, erkeklerden geliyorduk, sizin gibi.

Aç doğmuştuk, çabuk çıktı dişlerimiz.
Ellerimiz oldu zamanla, gözlerimiz oldu,
Çalışalım diye, ağlayalım diye gördüklerimiz için.

Hiçbir hakkımız yok şimdi elimizde,
Öyle diyorsunuz, gemide yer yok.
Bizimle konuşmuyorsunuz,
Oynamıyorsunuz bizimle.

Neden bu üstünlüğünüz, neden..?
Kim kaşık verdi daha doğmadan size.?

Sevmem yolculukta, gizli köşelerde
Aşk ışığından yoksun boş gözler bulmayı,
Aç ağızlar bulmayı sevmem.

Yaklaşan güz için elbisemiz yok;
Kış gelecek; kış için hiç, hiç yok.
Nasıl yürürüz kunduramız olmazsa
Dünyanın keskin çakıllarında.?

Nerde yemek yeriz masamız olmazsa.?
İskemlemiz olmazsa nereye otururuz.?
Tatsız bir şakaysa bu, beyler,
Karar verin, kesin bu şakayı,
Sırası geldi ciddi olmanın artık.
Deniz kudurmuş. Kan yağıyor.


Pablo NERUDA

musaıt yerde
30-03-2010, 18:14
DOSTLUKLAR İÇİN DÜZYAZI

Erkekler arasındaki dostluklarda
Av anlaşması da var.

Kadınlar arasındaki dostluklar...
Siyah ve yer yer yıldız ışınlı
Bir kumaşın arkasında
Usulca dönen bir çiçek düşünürüm.

Biri lambayı avucunun içiyle kapar
Dünyanın ucunda sözcükler düşünürüm,
Berrak burun delikleri havada biri
Savunma ve içdökü koklar.

Savunmanın binbir gizi
Düzgün açılmış sigara paketleri
Ayakta duran pantolonlar,
Anılar ortalıkta dolaşır ve karmaşır.

Kurtarılmış zamanların
Sonsuz çay içilen
Oturma yerlerinde onlar
Dayanıklı ve yaklaşılmazdırlar.

Hele çocukluk dönemi dostluklarını
Güncel tutmayı bilen
Yaşlı kadınlar!

Kadınlarla erkeklerin dostluklarında
Kadın payı oldum bittim ağır basar
Dönmektedir yine o savunma çiçeği
Yine kumaş yine içdökü;
İnsan ilişkilerinin doruğunda
Patika erkencisi
Ve çekingen bir tılsım var,
Öğrenilse de hiçbir zaman çözülemez.

Kadınlar uçtadırlar,
Hele evli kadınlar..

CEMAL SÜREYYA

Hayaller prensesine..

japonzekirdegi42
31-03-2010, 00:04
~~KARAMSARLIK~~

--Sessiz gecelerin rıhtım kenarlarında...
--Denizin dalga sesleri eşliğinde...
--Düşüncelerimin yoğun oldugu sıralarda...
--Hayatımın dönüm noktasında olması ...

~~~~Alacak kararlarımın büyük yer edeceğinin ifadesinin göztergesi olacağından -
ne yapılıp ne yapılmaması muallakta kalması insanların hayattan soguması yaşam -
yaşam tercihlerinin kendi ellerinde olması '' Her koyun kendi bacagından asılır '' mi -
sali çehresi değişmiş ufku kapalı düşünce ve fikiranlayışı yer edinmemis bedenler -
de canlı cenaze gibi hacize ugramış eşyalar gibi satılığa çıkarılmıs ruhum anlam ve -
remiyor gelmez bi çare ....

~~~~Bubi tuzakları ile dolu olması hayatın içine kapanıklılığının alaca karanlık içerisinde-
aydınlıgı arayan leyla ile mecnun , aslı ile kerem misali aşkı için ölumu göze almıs -
efsanevi olan insanlar...Hayatın karşısına geçip o yoksa bende yokum diye ölen insan-
lar nerdeler..

--Geceler
--Yalnızlık
--Hüzün
--Duygu
--Ölüm İle Yaşam

~~~~Gecelerin hüznünde duygu yüklü hayatında yalnızsın Arkadaş !!!

Ölümü bekliyorsun ne gelen var ne giden ...
Duyguların hayatını düşününce çıldırmak üzere olup dua edercesine yalvarırsın Allah'a -
al bu canımı kurtar Yarabbim kaldıramıyor bu dertleri diyerek feryat ederken dökulur-
dudaklarından isyan edercesine gözlerin dolar.Vurursun basını taşlara ama -
ne gerek var olan olmustur giden gitmistir ne care..

Arkadaş !!!

Unutma Ki ! Duymak istemediklerini bile duyarsın Duyacaklarından ayrı.

--Adete yoksun ...Yok Gibisin
--Kimsesizlerin içinde kaybolmuşşun
--Aydınlığa kavusturacakmıs gibi sanki
--Arıyor Gözlerim Gözlerini..

BY_BEYAS

-stardust-
31-03-2010, 00:25
Küçük sevgi için
çok büyüdüm
ve büyük sevgi için
çok küçüldüm
gözlerimi açık tutmak için
çok yorgunum
ve uyumak için
çok kaygılı
Gözlerimi açık tutmak için
çok büyüdüm
ve büyük sevgi için
çok yorgun
küçük sevgi için
çok kaygılı uyumak için
çok küçüldüm
Çok büyüdüm
çok küçüldüm
büyük sevgi için
küçük sevgi için
ve kaygılı yorgun
gözlerimi açık tutarak
uyumak için

~Erich Fried~

-stardust-
31-03-2010, 00:58
Seni Saklayacağım

Seni saklayacağım inan
Yazdıklarımda, çizdiklerimde,
Şarkılarımda, sözlerimde.

Sen kalacaksın kimse bilmeyecek
Ve kimseler görmeyecek seni,
Yaşayacaksın gözlerimde.

Sen göreceksin, duyacaksın
Parıldayan bir sevi sıcaklığı,
Uyuyacak, uyanacaksın.

Bakacaksın, benzemiyor
Gelen günler geçenlere,
Dalacaksın.

Bir seviyi anlamak
Bir yaşam harcamaktır,
Harcayacaksın.

Seni yaşayacağım, anlatılmaz,
Yaşayacağım gözlerimde;
Gözlerimde saklayacağım.

Bir gün, tam anlatmaya..
Bakacaksın,
Gözlerimi kapayacağım..
Anlayacaksın.

Özdemir Asaf

-stardust-
31-03-2010, 01:13
Ağlamak İçin Gözden Yaş mı Akmalı?

Ağlamak için gözden yaş mı akmalı?
Dudaklar gülerken, insan ağlayamaz mı?
Sevmek için güzele mi bakmalı?
Çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı?
Hasret; özlenenden uzak mı kalmaktır?
Özlenen yakındayken hicran duyulamaz mı?
Hırsızlık; para, malmı çalmaktır?
Saadet çalmak, hırsızlık olamaz mı?
Solması için gülü dalından mı koparmalı?
Pembe bir gonca iken gül dalında solmaz mı?
Öldürmek için silah, hançer mı olmalı?
Saçlar bağ, gözler silah, gülüş, kurşun olamaz mı?

(Victor Hugo)

incii_tanesi
31-03-2010, 01:44
Bir Fotoğrafa

Karşımdasın işte...
Bana bakmasan da oradasın, görüyorum seni.
Ah benim sevdasında bencil, yüreğinde sağlam sevdiğim.
Kalbime gömdüm sözlerimi, ceset torbası oldu yüreğim.
Tıkandığım o an,
Elimi nereye koyacağımı şaşırdığım o an işte,
Aklımdan o kadar çok şey geçti ki takip edemedim.
Ellerim boşlukta, ben darda kaldım.
Ellerim buz gibi, ben harda kaldım.
Bir senfoni vardı kulağımda çalınan,
bitti artık hepsi...

Köşeme çekildim, hani hep kaldığım köşeme.
Bakış açım belli oldu yine.
Geride kalan, ardından bakar gidenlerin.
Bir meltem olacak rüzgarım dahi kalmadı benim.
Dağlara çarptım her esişimde.
Yollara küfrettim her gidişinde.

Demiştim sana hatırlarsan:
“Önemli olan ‘zamana bırakmak’ değil,
‘zamanla bırakmamak’tir..”
Şimdi bana, geçen o zamanın
Unutulmaz sancısı kalır

Gittiğim eğer bensem, söyle bana kimden gittim?
Sende yoktum zaten ben, ben yine bende bittim...

Nazım Hikmet Ran

MaLuM kişi
31-03-2010, 12:11
Üçüncü şahsın şiiri

Gözlerin gözlerime değince
Felaketim olurdu, ağlardım
Beni sevmiyordun, bilirdim
Bir sevdiğin vardı, duyardım
Çöp gibi bir oğlan, ipince
Hayırsızın biriydi fikrimce
Ne vakit karşımda görsem
Öldüreceğimden korkardım
Felaketim olurdu, ağlardım
Ne vakit Maçka'dan geçsem
Limanda hep gemiler olurdu
Ağaçlar kuş gibi gülerdi
Sessizce bir cigara yakardın
Parmaklarımın ucunu yakardın
Kirpiklerini eğerdin, bakardın
Üşürdüm, içim ürperirdi
Felaketim olurdu, ağlardım
Akşamlar bir roman gibi biterdi
Jezabel kan içinde yatardı
Limandan bir gemi giderdi
Sen kalkıp ona giderdin
Benzin mum gibi giderdin
Sabaha kadar kalırdın
Hayırsızın biriydi fikrimce
Güldü mü cenazeye benzerdi
Hele seni kollarına aldı mı
Felaketim olurdu, ağlardım

Atilla İlhan ~

misanthrope
31-03-2010, 12:58
Çok merak ediyorum kendimi
Başıma birşey mi geldi
Öldüm mü kaldım mı
Hiçbir haber yok kendimden

Bu sabah kapımı çaldım
Kapıyı açan kendim
Bir süre kendime baktım
Bu güleç yüz bendim

Oh ne güzel bir sabah
Bugün de yaşıyorum demek
Benden başka yok kimsem
Beni merak edecek.

Aziz Nesin...

misanthrope
31-03-2010, 12:59
Gözler önünde işte
Gittikçe arınıyorum kendimden
Her giden güzelleşir
Gidiyorum güzelleşmek için
Unutulsun diye çirkinliklerim
Gelecek birisi güzeldir
Gelince güzel değil
Hele gelmişse çirkin
Yaşam, ölüm gelecek diye güzel
Ey güzeller güzeli beklediğim
Kaç saatim, kaç dakikam ya da saniyem
Artık ne gelmek ne de gitmek
Yaşamın en zor yanı beklemek
Hiçbirimiz beklemedik doğmayı,
Doğduğumuzdan beri beklediğimiz
Ölmek

Aziz Nesin...

misanthrope
31-03-2010, 13:07
Gemiler geçer rüyalarımda,
Allı pullu gemiler, damların üzerinden;
Ben zavallı,
Ben yıllardır denize hasret,
“Bakar bakar ağlarım”.

Hatırlarım ilk görüşümü dünyayı,
Bir midye kabuğunun aralığından:
Suların yeşili, göklerin mavisi,
Lâpinaların en harelisi…
Hâlâ tuzlu akar kanım
‹stiridyelerin kestiği yerden.

Neydi o deli gibi gidişimiz,
Bembeyaz köpüklerle, açıklara!
Köpükler ki fena kalpli değil,
Köpükler ki dudaklara benzer;
Köpükler ki insanlarla
Zinaları ayıp değil.

Gemiler geçer rüyalarımda,
Allı pullu gemiler, damların üzerinden;
Ben zavallı,
Ben yıllardır denize hasret.

Orhan Veli...

misanthrope
31-03-2010, 13:11
krallara yakışır asılmak
bir tüyün usulca düştüğü yere
gibi sessizce gelir karanlık
son sığınak da terk edilir
kediler ölmeden önce

üstüme gül koklayan bu kenti bırakırım
bırakır giderim, kentler kuşatılırken
kuşlar ölürken gökyüzü yalnızdır

ancak krallara yakışır asılmak
bir tüyün usulca düştüğü yerde
peygamberler gül koklamaz, yalan
çocuklar büyümek istemiyor işte
biz aşınıp küçüldükçe

son sığınak da terk ediliyor
kediler ölmeden önce

kafka, kutsa beni bu gece

Altya Öktem...

misanthrope
31-03-2010, 13:13
Karşımdasın işte...
Bana bakmasan da oradasın, görüyorum seni.
Ah benim sevdasında bencil, yüreğinde sağlam sevdiğim.
Kalbime gömdüm sözlerimi, ceset torbası oldu yüreğim.
Tıkandığım o an,
Elimi nereye koyacağımı şaşırdığım o an işte,
Aklımdan o kadar çok şey geçti ki takip edemedim.
Ellerim boşlukta, ben darda kaldım.
Ellerim buz gibi, ben harda kaldım.
Bir senfoni vardı kulağımda çalınan,
bitti artık hepsi...

Köşeme çekildim, hani hep kaldığım köşeme.
Bakış açım belli oldu yine.
Geride kalan, ardından bakar gidenlerin.
Bir meltem olacak rüzgarım dahi kalmadı benim.
Dağlara çarptım her esişimde.
Yollara küfrettim her gidişinde.

Demiştim sana hatırlarsan:
“Önemli olan ‘zamana bırakmak’ değil,
‘zamanla bırakmamak’tir..”
Şimdi bana, geçen o zamanın
Unutulmaz sancısı kalır

Gittiğim eğer bensem, söyle bana kimden gittim?
Sende yoktum zaten ben, ben yine bende bittim...


Naızm Hikmet Ran...

musaıt yerde
31-03-2010, 13:20
BULUT MU OLSAM

Denizin üstünde ala bulut
yüzünde gümüş gemi
içinde sarı balık
dibinde mavi yosun
kıyıda bir çıplak adam
durmuş düşünür.

Bulut mu olsam,
gemi mi yoksa?
Balık mı olsam,
yosun mu yoksa? ..
Ne o, ne o, ne o.
Deniz olunmalı, oğlum,
bulutuyla, gemisiyle, balığıyla, yosunuyla.

NAZIM HİKMET

Hayaller prensesine..

Yasin..
31-03-2010, 13:25
Beklenen [ başlık]


Ne hasta bekler sabahı,
Ne taze ölüyü mezar.
Ne de şeytan,bir günahı
Seni beklediğim kadar.

Geçti istemem gelmeni
Yokluğunda buldum seni;
Bırak vehmimde gölgeni
Gelme,artık neye yarar ?

Gilda
31-03-2010, 14:03
davetiyeler, odalar
ve localar iki kişilik
ya tek gidersin bi koltukta
ya biletler; iki kişilik

ya tek kişiliktir bi yatak
ya yalnız yatılmaz; iki kişilik
ya tek taraflıdır bi aşk
o da severse; iki kişilik

başka kaç kişiyi seversen sev
bir sevda yalnız iki kişilik
hele baş başa bi akşamda
masalar hep iki kişilik

peki sen kimsin dediler bana
dedim üçüncü tekil kişilik
peki dostluk var mı dünyada
dedim dünya iki kişilik
çocuktuk çoktuk oysa
çok üzgünüm şimdilik

___

Yiğit Güralp

FİDANN
31-03-2010, 14:05
İnsanların türküleri kendilerinden güzel,
kendilerinden umutlu,
kendilerinden kederli,
daha uzun ömürlü kendilerinden.
Sevdim insanlardan çok türkülerini.
İnsansız yaşayabildim
türküsüz hiçbir zaman.
Hiçbir zaman beni aldatmadı türküler de.
Türküleri anladım hangi dilde söylenirse söylensin.
Bu dünyada yiyip içtiklerimin,
gezip tozduklarımın,
görüp işittiklerimin,
dokunduklarımın, anladıklarımın
hiçbiri, hiçbiri,
beni bahtiyar etmedi türküler kadar...


Nâzım HİKMET

fairytalee
31-03-2010, 15:17
Gittiğim eğer bensem, söyle bana kimden gittim?
Sende yoktum zaten ben, ben yine bende bittim...

naz-lı bişey
31-03-2010, 15:33
özledim seni...
ayrılık yüreğimi uyuşturuyor karıncalandırıyor nicedir.
beynimi uyuşturuyor özlemin...
çok sık birlikte olmasak bile
benimle olduğunu bilmenin
bunca zamandır içimi ısıttığını
yeni yeni anlıyorum
Yokluğun,
Hatırladıkça yüreğime saplanan bir sizi olmaktan çıkıp
mütemadiyen bir boşluğa
Sabahları seni okşayarak başlamaları
aksamları her isi bir kenara koyup
seninle baş başa konuşmaları özlüyorum;
oynaşmalarımızı,
yürüyüşlerimizi,
sevimli haşarılığını,
çocuksu küskünlüğünü...
Nasılda serttin başkalarına karşı
beni savunurken;
ve ne kadar yumuşak
bir çift kısık gözle kendini
ellerimin okşayışına bırakırken
Gitmeni asla istemediğim halde
buna mecbur olduğunu görmek
ve sana bunları söylemeden
''git artık'' demek
''beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk
kavuşacaksın mutluluğa''
demek sana nede zor
seni görmemek ve belki yıllar sonra
karsılaştığımızda
bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden...
yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek....

CAN YÜCEL

musaıt yerde
31-03-2010, 18:55
Öyle bir bulut doğar ki içine bazen
Yağsan olmaz yağamazsın
Hıçkıramazsın, hıçkırsan ağlayamazsın
Uzatırsın elini bir tatlı dokunuş için
Tutamazlar, tutunamazsın...

Ceyhun Yılmaz

sErT_aDaM
31-03-2010, 19:10
BAĞLANMAYACAKSIN

Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
"O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela.
O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle o daha az sever seni,
Senin o'nu sevdiğinden...
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini...
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları...
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
"O benim." diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir Şeylerin...
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
Mesela turuncuya ya da pembeye
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden, Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,
Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak...

without_uyku
31-03-2010, 19:38
.
.
.
bu işten en çok sıkılanlardır peygamberler
nefsi terbiye zemininde
uhrevi bir ıslıktı en kabadayı mucizesi
kolaydı çünkü bir olmazı anlatmak inanmak isteyene
denizler yarıldı yarıdan
sönük bir akşam yemeğinin ortasında
bir düzine uhrevana kaldı kabarık hesap
ve sonuncunun mucizesi mucizesizliği oldu
.
.
.
yılmaz erdoğan

-stardust-
31-03-2010, 19:51
BAĞLANMAYACAKSIN

Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
"O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela.
O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle o daha az sever seni,
Senin o'nu sevdiğinden...
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini...
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları...
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
"O benim." diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir Şeylerin...
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
Mesela turuncuya ya da pembeye
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden, Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,
Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak...

Yanılmıyorsam Can Yücel'dendi...
Bayılıyorum bu şiire de...
Kesinlikle doğru tespitler...
Üzülmemek için böyle yaşamak gerek aslında...

(:

fairytalee
31-03-2010, 20:08
"Güzeldik...
Senle bendik... Biz olmazsakta güzeldik yanyana...
Sen
şimdi iste tüm zaferler senin olsun,tebrikler olsun gidişine ve
teşekkürler (varsa) verdiklerine....
Ama avcumda dünya ile gelmiştim
görmedin ki...
Hiçbir şey vermemek için hiçbir şey almadın ki!
Çocukluğumu
sundum sana yüzümde bayramlık sevinci...
Bi sigara içimlik kalmadın
ki..."

şeymaa
31-03-2010, 22:08
KALDIRIMLAR
Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında;
Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.
Yolumun karanlığa saplanan noktasında,
Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.

Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık;
Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.
İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık.
Biri benim, biri de serseri kaldırımlar.

İçimde damla damla bir korku birikiyor;
Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler...
Üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor;
Gözüne mil çekilmiş bir ama gibi evler.

Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi;
Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.
Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi;
Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.

Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta;
Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum!
Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta;
Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum!

Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin;
İki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler.
Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin;
Yolumun zafer takı, gölgeden taş kemerler.

Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim;
Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!
Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim;
Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.

Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya;
Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.
Dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir kuyuya,
Ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi..

NECİP FAZIL KISAKÜREK

Sevdiye_15
01-04-2010, 00:45
GÜZELLEME

Bak bunlar ellerin senin bunlar ayakların
Bunlar o kadar güzel ki artık o kadar olur
Bunlar da saçların işte akşamdan çözülü
Bak bu sensin çocuğum enine boyuna
Bu da yatak olduğuna göre altımızdaki
Sabaha kadar koynumda yatmışsın
Bak bende yalan yok vallahi billahi
Sen o kadar güzelsin ki artık o kadar olur

İşe bak sen gözlerinde burda
Gözlerinin ucu da burda yaşamaya alışık
İyi ki burda yoksa ben ne yapardım
Bak çocuğum kolların işte çıplak işte
Bak gizlisi saklısı kalmadı günümüzün
Gözlerin sabahın sekizinde bana açık
Ne günah işlediysek yarı yarıya

Sen asıl bunlara bak bunlar dudakların
Bunların konuşması olur öpmesi olur
Seni usulca öpmüştüm ilk öptüğümde
Vapurdaydık vapur kıyıdan gidiyordu
Üç kulaç öteden İstanbul gidiyordu
Uzanmış seni usulca öpmüştüm
Hemen yanımızda balıklar gidiyordu

Cemal Süreya

Sevdiye_15
01-04-2010, 00:48
ÖNCE..

Çıktığım dağlar küllenirdi içimde
sessiz, serin sulara inerdim
ceylanlardan önce

sular yıkayabilirdi beni o zamanlar
güneş alırdı içimin avlusunu

uyurken sızlıyor içimdeki can:
kanlısıydım öldürdüm
çoğaldı düşlerim
uyuduğum uyku artık ikimizin yerine
sanki o sağ ben ölüyüm
her gece her gece her gece

MURATHAN MUNGAN

Sertach_67
01-04-2010, 01:30
KENT

"Başka bir ülkeye, başka bir denize gideceğim" dedin,,
Bundan daha iyi bir başka kent bulunur elbet..
Ama kaderim yapışmış yakama, nafile çabam,,
Ve yüreğim sanki gömülü bir ceset..
Aklım daha nice kalacak bu çorak ülkede..
Nereye çevirsem gözlerimi, nereye baksam,,
Kara yıkıntılarını görüyorum ömrümün,,
Yıllarımı kıydığım, boşa harcadığım..

Yeni bir ülke bulamazsın,
Başka bir deniz bulamazsın,,
Bu şehir arkandan gelecektir..
Sen yine aynı sokaklarda dolaşacaksın,
Aynı mahallede yaşlanacaksın,
Aynı evlerde ak düşecek saçlarına,,
Ve dönüp dolaşıp yine bu kente geleceksin sonunda..
Başka bir şey umma,,
Ne bir gemi var, ne bir yol sana..
Ömrünü nasıl tükettiysen bu köşecikte, burada,,
Öyle kıydın demektir bütün yeryüzünde ona..

K.K.

_denizkabugu_
01-04-2010, 02:21
Altına seni yazdığım satırlarımın,
Üstünü çiziyor başkaları.
Onlar için önemliymişsin gibi sanki!

Ön sözünü yazdığın bir kitabım şimdi.
Tamamlamaya çalışıyor başkaları.
Ama hiç kimse beceremiyor senin kadar.
Satır aralarına saklanıp,
Öznesiz cümleler kurmayı.

Sinan Çavdarlı

musaıt yerde
01-04-2010, 12:36
Birkaç tanımadık ses gelirse yüreğinizden,
Belki tanırsınız beni...
Hayatınızın beyaz-güzel sayfalarından,
Koparılmış olabilir ismim...
Haberinizin olmadığı çay bardaklarına sorun,
Dudak izlerimden teşhis edebilirmisiniz beni.
Sizi terk etmiş gibi görünsemde,
Anlayacaksınız gidişimi ayak izlerimden.
Siz uyurken ben!
Öpüp gittim gözlerinizden! ..

Ceyhun Yılmaz

Hayaller prensesine..

Juanita
01-04-2010, 15:31
HARP KALDIRIMINDA AŞK

Sen şimdi yanımda yepyeni bir türkü gibisin
Hiç görmediğim yıldızlar gözlerine doğmuş
Bir büyüklük duygusu dağlar gibi yüreğinde
Ah biz mutluluğu böyle aranıp duracak mıyız
Yağmur hep böyle yağacak mı hatıralara
Eksik olan bir şey var sana bana dair
Belki bir rüzgar belki rüzgardan da hafif
Ama kalbimiz yine uzak bir deniz gibi boş
Heybetli gurupların belirdiği saatlerde

Sen şimdi yanımda yepyeni bir türkü gibisin
Acaba nasıl öğrenmişim nasıl farkında olmadan
Her şey nasıl olup geçmiş nasıl barut yağmış
Nasıl güneş vurmuş zehirlenmiş şehrin üstüne
Şimdi hangi kıyılarda gemiler demir alıyor
Güney rüzgarlarına açıp yelkenlerini
Belki bir italyan kızı tüfeğine dayanmış
Senin gibi barışı tasarlıyor dağlarda
Mahzun esirler harp şarkıları kadar mahzun
Gizlice talim ediyor hürriyet adımlarını

Sen şimdi yanımda yepyeni bir türkü gibisin
Ah şu harp bitse rüzgar gibi bir nefes alabilsek
Kimseler kimseler çıkmasa yolumuzun üstüne
Yağmur yağsın varsın ıslansın saçlarımız
Yalnız duyulmaz olsun göğsümüzdeki darlık
Dilimizdeki kilit kolumuzdaki zincir
Ömrümüz meçhullerden meçhullere akıyor
Saatler bizim değil kitaplar bizim değil
Bizim değil yaşamak bizim değil hiçbir şey
Kendi dünyamızda yabancılar gibiyiz
Ya çok erken ya çok geç doğmadık mı sevgilim
Buna rağmen mutluluğa inanıyoruz...

ATTİLA İLHAN

-stardust-
01-04-2010, 18:29
_Hasretin Çığlığı_
Gözlerimi de götürdün benden giderken,
Özlemin sımıyor artık gecelere;
Zaman zaman durdru sanki takvimlerde.
Denizler çok sakin, güneş çok masum,
Ellerinde kayboluyor bir mazlum.
Sesin çınlıyor kulağımda her yerde,
Elemimden gözlerime çekilmiş perde.
Nerelerdesin hangi batık kenttesin kimbilir?
İste bütün kötülükler kendiliğinden silinir.
Sni arıyorum güneşin battığı her yerde,
Eminim ordasın am görünmüyorsun bir zerre.
Virane olmuşum iklimler küsmüş sana,
İsmini duyduğumda hayat gülüyor bana.
Yalan senden başkası dünya, hayat yalan;
omzumda bir sevdalı var durmadan alayan.
Rüyaymış meğer seninle yaşadıklarımız,
umrunda deilmiş meğer sevdamız.
madem öyle çek git istediğin yere,
masum bir tebessüm bırak gözlerime,
Ellerimin değdiği her yere sevdamı yazarım,
Lazım olur belki bir sevdalıya mezar kazarım.
Eğer bir gün özlersen gözlerimi ufka bak,
Gayri senden tek isteim var.
İstersen son kez arkana bak
Malum malum bak ki ölmem için yüreğimi yak.
Virane olmuşum iklimler küsmüş sana...
(Sezai Karakoç)

Sertach_67
01-04-2010, 19:08
FAŞİZM İKİ KİŞİLİKTİR ÖNCE

Yaslandığın duvar su içmişse karanlıktan,
Üzerinde siyah bir iz bırakması muhtemeldir,,
Ve inanç serapla gelen berrak sudur çoğu zaman,
Kirlerinden arınmak için suretine girmek gerekir..

Gölgelerin ihanet ettiği yerde,
Dürüstlük heykeli er geç yıkılır,,
Masumiyetin kapısı,
İçindeki hırsızı hapis tutana kadardır,,
Korkunun annesi bile olsa kalbin,
Er geç zehirli bir yılana sarılır..

Bütün inançlara rehberlik eder aşk,
Ve silahsız yapar bütün savaşlarını,,
Yine de ganimet hep kanla alınır..

Aşkın üniversitesi yatak odasıdır,,
Ya sabaha doktor,
Ya da hasta çıkarsın..

Bütün deliler aynı dili konuşur,,
İpe geçirilen her saniye,
Bir sonraki zamana çağrıdır sadece,,
Belki ecel arası bir hayat,
Ya da hayat sonrası bir azap olur..

Militan kılığındaki bütün cümlelere sesleniyorum,
Zırhına sığındığınız bütün harfler bir öncekinin kopyası,,
Unutmayın ki sizden önce doğanlar da cennet anahtarı satıyordu,
Ezberleri görünmeyen yüzlerinin aynası..

Anlayış kendine müebbet giymiş bir kurban ararken,
Hoşgörünün kendini astığı yerdeyiz,
Koca evrende esir ruhlarımız,,
Korkumuzu besledikçe kıblemizi,
Kıblemizi buldukça öfkemizi hatırlıyoruz,,
Aslında hepimiz Tanrı’nın ölümlü oyuncaklarıyız..

Uykularımızı linç eden zebanilerin dilinden,
Her sabah aynı nakarat bir türkü dinliyoruz,,
Dinlesek sürüye koyun,
Alsak kulağımızdan oluyoruz..

En çok kalbi delik çocuklar okur şiirlerimi,
Bir de kalbine mavi bir yurt arayanlar,,
Ben çocukların gözlerine madeni bir katil bırakıp öldürüyorum,
Maviler ardından sıra dizini..

Haa, bir dipnot daha var aklımda sevgiliye dair,,
Faşizan bir kimlikle,
Özgürce seni seviyorum diyemiyorum,,
Sen bana kelepçelerimin anahtarlarını,
Ben sana aklındaki soruların cevaplarını vereyim..

F.K.

-stardust-
01-04-2010, 21:05
Yürüyelim Seninle İstanbul'da

kırmızıyı sevdiğini bilseydim
hayallerim kıpkırmızı olurdu

İstanbul hala güneşin ardında
ufuklarında birkaç kara leke
birkaç kan pıhtısı dudaklarında
İstanbul hala sevimli mi sevimli
ve hala bir tomucuk tadında
yürüyelim seninle İstanbul'da

korkusuz bir rüyadır
bekler bizi Beykoz'da, Üsküdar'da
birkaç kuğu, birkaç mahzun kuş tüyü
yenilgisiz bir muamma gibidir
arar buluşmayan ellerimizi
deli rüzgar yine sarhoş, hovarda

tam orada, Çamlıca yokuşunda
birkaç bulut çekelim gökyüzünden
damarlarımızdan geçirelim ve birden
bırakalım suların üzerine
sen bir defa konuş, sen bir defa gül
kumlu ebrular yapalım seninle
serpmeli ebrular, bülbül yuvası
hercai menekşe, gonca ve sümbül

yüzün bir ay gibi parlarken gecenin ortasında
yürüyelim seninle İstanbul'da
Boğaziçi mağrur türkülerini
gözlerine baka baka söyleyin
martılar üşüyünce
denizin sıcağında bulsunlar kalbimizi

anlayabilir misin
neden çıban gibi büyür bağrımda
büyür de kelebek olur bu sızı
kırmızıyı sevdiğini söyledin
bu yüzden mi günlerdir
İstanbul'da gül kokusu yayılan
tepeler kırmızı, sular kırmızı

İstanbul bilmeli ki, sahillerine
mehtabı taşıyan senin bakışlarındır
İstanbul bilmeliki, limanlardan gemiler
önce senin yüreğine açılır
uzaklarda bir yerde
toprağı öpmek için eğilen bahçıvanın
parmaklarında hüzün
sana doğru akan nehrin
ağlayan suretidir

bir elimizde umut
bir elimizde sevda
yürüyelim seninle İstanbul'da
musiki kesilsin, tükensin yazı
çaresiz kalınca mızrap ve şiir
ozan bir kenara bıraksın sazı
ressam fırçasına neden mi kızgın
tuvalde çizgiler, renkler kırmızı
kırmızıyı sevdiğini bilince
çekilir mi artık güllerin nazı

Anadolu kavağı'nda her akşam
burcu burcu bir rüyadır hayalin
karanlık, hüznünü düşürür dağa
kuşlar kanat çırpar, yıldızlar ağlar
endamın her sabah iner toprağa

hasret, yanlızlığı çoğaltan deniz
ayrılık acıyla süzülür kandan
nefesin fermandır Topkapı Sarayı'nda
dönüşünü bekliyor rıhtımda şehzadeler
öylesine yorgun, mahzun ve candan

İstanbul bir yanımda, sen bir yanımda
uykusundan uyanınca fırtına
dalgalar türkümüze aşina olur
yüzümüze bakınca deniz fenerleri
sahibini arayan gemilerin
çığlığıyla vurulur

tarih heyelandır hainlerin ardında
İstanbul tarihin soylu anası
biz bu yürüyüşü çiğdemlerden almışız
sevdayı kız kulesi'nden
yalıların burukluğu altında
geçiyoruz sokaklardan delice

anlayabilir misin
Beyoğlu'nda gezinen
hayal kırıklığının benden türediğini
anlayabilir misin
kırmızı neden böyle
doldurur aynalara inleyen yüreğimi

sana giden yolların kavşağında
bir adam direniyor izini bulmak için
siliyor tanyerine akan alın terini
ufkunda sapsarı umudun rengi
mavi yitik, beyaz kızgın ve siyah
arıyor sessizce kaybolan günlerini

Gülhane'de simit satan çocuklar
nasıl anlasınlar ellerimizin
neden böyle çekingen olduğunu
Ayasofya önünde tramvay bekleyenler
gökyüzüne dokunurken bu acı
kimdir diye sorsunlar içlerinden
birlikte yürüyen iki yabancı

biz gitsek de, İstanbul'da yine de
yıllar yılı gezinmeli bu sızı
benden bir yaralı şiir kalmalı
senden bir tebessüm, bir de kırmızı
(Nurullah Genç)

zeytinyldz
01-04-2010, 21:36
ACININ MİLADIYLA

Acının miladıyla başlayan bir hikayedir bu
Yaşayıp gelmişiz ormanlar bir yanarak
Her dönemeçte uğultulu uçurumlar
Her şafakta uzun uzun kurt ulumaları
Ey masalcı
Otur şu geyik postuna
Ve anlat şimdi bütün bunları

Önce yaşadıklarımızı koy ortaya
Hatamızı ve sevabımızı anlat
Görelim nelere kahretmişiz bunca zaman
Nelere göğüs germişiz görelim bir bir
Bedeli ödenmiş midir şafağın, bilelim
Yaşamak
Yeni acılara sürgün etse de bizi

Hayatımız göründüğü kadar basit değil
Ama anlaşılmaz gibi de değil öyle
Çoğunu unuttuk belki şimdiden
Belki bitti birtakım bekleyişler
Umutlar da bitti bir zaman, sevgiler de
Ama unutmayalım
Zulüm de biter hayatımızda

_AHMET TELLİ_

Yasin..
01-04-2010, 23:27
GÖĞE BAKMA DURAĞI

ikimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
Bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından
Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
Şu aranıp duran korkak ellerimi tut
Bu evleri atla bu evleri de bunları da
Göğe bakalım

Falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım
inecek var deriz otobüs durur ineriz
Bu karanlık böyle iyi afferin Tanrıya
Herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum
Hırsızlar polisler açlar toklar uyusun
Herkes uyusun bir seni uyutmam birde ben uyumam
Herkes yokken biz oluruz biz uyumıyalım
Nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda
Beni bırak göğe bakalım

Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım
Tuttukca güçleniyorum kalabalık oluyorum
Bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi
Sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor
Seni aldım bu sunturlu yere getirdim
Sayısız penceren vardı bir bir kapattım
Bana dönesin diye bir bir kapattım
Şimdi otobüs gelir biner gideriz
Dönmiyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç
Bir ellerin bir ellerim yeter belliyelim yetsin
Seni aldım bana ayırdım* durma kendini hatırlat
Durma kendini hatırlat
Durma göğe bakalım.

turgut uyar

musaıt yerde
02-04-2010, 01:32
Ben senin en çok sesini sevdim
Buğulu çoğu zaman, taze bir ekmek gibi
Önce aşka çağıran,sonra dinlendiren
Bana her zaman dost, her zaman sevgili

Ben senin en çok ellerini sevdim
Bir pınar serinliğinde, küçücük ve ak pak
Nice güzellikler gördüm yeryüzünde
En güzeli bir sabah ellerinle uyanmak

Ben senin en çok gözlerini sevdim
Kâh çocukça mavi, kâh inadına yeşil
Aydınlıklar, esenlikler, mutluluklar
Hiç biri gözlerin kadar anlamlı değil

Ben senin en çok gülüşünü sevdim
Sevindiren, içimde umut çiçekleri açtıran
Unutturur bana birden acıları, güçlükleri
Dünyam aydınlanır sen güldüğün zaman

Ben senin en çok davranışlarını sevdim
Güçsüze merhametini, zalime direnişini
Haksızlıklar, zorbalıklar karşısında
Vahşi ve mağrur bir dişi kaplan kesilişini

Ben senin en çok sevgi dolu yüreğini sevdim
Tüm çocuklara kanat geren anneliğini
Nice sevgilerin bir pula satıldığı bir dünyada
Sensin, her şeyin üstünde tutan sevdiğini

Ben senin en çok bana yansımanı sevdim
Bende yeniden var olmanı, benimle bütünleşmeni
Mertliğini, yalansızlığını, dupduruluğunu sevdim
Ben seni sevdim, ben seni sevdim, ben seni...

Ümit Yaşar Oğuzcan

Lavinya ruhuna..

ebruuli
02-04-2010, 01:34
Sana sarıLmak hiçbir şeyi düşünmeden hiç kimseyi biLmeden
Sadece sen oLsan gözümü kapatsam seni hissetsem kendimde
Kokunu doyasıya içime çeksem her nefes aLışımda seni hissetsem

BirbirmzLe fısıLdaşarak konuşurken ben uyuyakaLsam koLunda
Üstüme örtü örtme istemem senin sıcakLığınLa ısınsam yeter bana

Seni öpsem hiçbir ş...eyi düşünmeden hiç kimseyi biLmeden
SabahLara seninLe kaLksam
Öperek uyandırsan beni senLi RüyaLardan..

Yağmur Kaçağı.
02-04-2010, 13:01
Büyüklerle ben yapamıyorum,
Çocuklar da almıyor beni oyunlarına.
Devlet dairesinde,
Yangından kurtarılmayacak
Sıkışmış bir çekmece gibiyim,
Açılamıyorum sana.

Kardeşiyle sokaklarda hep
Bir örnek giydirilen sen,
Nasıl sevmezsin eşitliği?
Yürürken düşen çoraplarını
Aynı hizaya getirmek için
Annen değil miydi önünde diz çöken?

Öpüşme sahnesinin tam ortasında,
İçeri girdiğin yazlık sinemanın
Yer göstericisiyim.
Yürüyorsun fenerimin ışığında,
Yer; Kız Kulesi.
Ve sonu ayrılıkla bitecek
Hüzünlü bir aşk filmini oynuyor
Beyaz duvarında.

Bir kez olsun çıkmazken ağzından,
Seni sevdiğimi
Her gün söylememi yadırgama.
Bil ki bu şehirde,
İskelenin verilmesini
Beklemeden atlarım vapurlara.

Son karesi gibi Red Kit'in
Batan Güneş'e doğru
Sürerken atımı,
"Gitme, kal!" demeni bekliyorum.
Ama yalnızca
Rüzgar çekiştiriyor atkımı.

[Sunay Akın]

Yasin..
02-04-2010, 13:05
Seni doğuran ana deyip geçmek var.
Saygım,adabımı tuttu bu gece...


Sen benim gözümde bir hiçsin artık,
Nefretim aşkımı aştı bu gece
Bugün ki sözlerin söz müydü artik
Son sözün sabrimi asti bu gece

Kolayca bitsin bu diyemedin de
Salladin savurdun basiretsizce
Hiç mi ders almadin onca gezdik de
Yagmurun rahmeti asti bu gece

Yürümeyen neydi, iliskimiz mi?
Günüm bombos deyisimiz mi?
Sensiz yasayamam çeliskimiz mi?
Yalanin dogrunu asti bu gece

Evlenmek hayali kapimda idi
Giris kat evimin boyasi yeni
Mobilyan, takimin, alinmis idi
Vuslatim tadini asti bu gece

Yemedim yedirdim ne varsa sana
Üç kurusum olsa verirdim daha
Memurdum yoksuldum hatirlasana
Hafizam haddini asti bu gece

Ayaklarin donmus, üsümüstün de
Gece yatamamis üzülmüstüm de
Bir ay oruç tutup yememistim de
O çizmen boyunu asti bu gece

Yapilan söylenmez, gelmezmis dile
Allahtan beklenir kul bilmese de
Kizginligim buna, sebep ise de
Sabrim miadini asti bu geceü

Onca gez toz benle, seviyorum de
Sonra git nisanlan bir de ona de
********lik degil, nedir bu söyle
Küfrüm edebimi asti bu gece

Sana son bir sözüm, nasihatim var
Aldigim ahlakla bir terbiyem var
Senin doğ’ran ana deyip geçmek var
Saygim adabimi tuttu bu gece
Gönlümün romani bitti bu gece
Hangisine yansam simdi gün gece
Ömrümden bes yil gitti bu gece

Bedirhan Gökçe

_denizkabugu_
02-04-2010, 15:33
Onursuz bir intihar senaryosu yazarken kalemim tükürdü tüm ihanetlerini.
Ve sorguladım tüm göz ucu kaçışlarını.Sonra…Sonra…
Bir sonra daha…
Ve sonralar bitmedi.Yar ölüm öperken gözlerimden bir kent daha yıkıldı.El pençe divan oldu düş bahçemdeki umutsu iklimlerim.
Bir kez daha gelme git kayıp ol çığlığı ile yüzümde terley...en kekremsi bir ihanetle düş’ü verdin kalbimin avuçlarına.
Enkazıma uzanan bir çift elin varlığı ile yüzümde yalnızlığın soğuk nefesi tiril tiril döküldü tenime.içim üşüdü,canım çekildi sanki.
Bedenimden sensizliğe bir cümle kala düşe yazdı;uçurum büyüklüğü adın.Tebessümüm yağmalanıyor.
Sonra uzun susmalara saklıyorsun içimi;çürüten gitmelerine…
Şimdi gidipte gelmeyişlerine yeniliyor hep kan tutası yankılı ayak izlerin.
Yokluğunun nefesini koklar buldum kendimi uyurgezer sersemliğinde! Noktasız uzun cümleler kuruyor,haykırışlara
yankılanıyor sesim.Nerdesin! Nerdesin ben burada anlamsızlığında yok olurken!…
Çocuksu hıçkırıklarım kalıyor sensizliğin ardında küçülüp duran.Bu sefer yenildim kendimdeki kendim/siz/liğime
içimdeki senciliğimdeki sana…
Yorgunum iflah olmaz keşkelerime!Al içine ömrümü ben suskunum aşka bir çeyrek kala.
Deyip kaçtın yakalamadı parmak uçlarımdaki faili meçhul cinayetlerin!
Hep yanımda varlığını hissettiğim koyu pembelerim kuş bakışı gelgitlerinde hapis.
Suskularım gibi baharlar gibi papatyalar hazan gibi, hüznüme düşen açık yaralarım gibi;düş ve git şimdi!
Kısa bir film senaryosunda bitmiş sevdaya ölüm!…
Yıldızlardan topladığım tüm ışıklı yalnızlığıma bir adım daha kalıyor her yer sen oluyor ve ben hep sende kalıyorum.
İçimdeki boşluğa düş ve bit aklımdan! Ne olur "kal" de bana ne olur!…
Gölge oyunların/d/a kaçışlarıma sarıl çatırdayan yarım kalan yoksulluğuma.
Şimdi git/me! Yarın/sız kalma bitir bizi bit/mem beni üz/me kendini de…
Kalbine konuşmadım dilim varmadı. Söylemeye sustum!
Nedir deme bana! Derdin gitmeyi beceremezken ne söylenebilir! "Susuşlarda intihar var!…"


Kahraman Tazeoğlu..

_denizkabugu_
02-04-2010, 15:41
ben seni yaralarından tanıdım
ecelime son kurşundun deli davalım
n'olur bulutsuzluğuma darılma... Devamını Gör
dudağında bizi gül
kıyametime adım kala
beni senden alma

aklım kara kış
ellerim seni üşüyor
bugün günlerden soğuk

ben aysız gecelerde
çocukluğuma mektup yazardım
ah çocukluğum kağıt gemilerim
düşlerim dudaklanıyor

sesin kokuma gizli
yıldızları sönük gecelerde
dilime yağmursun

gözlerini uyuyorum her gece
bu kent içimin bahçesi
gemilerim çözülüyor yüreğine
ellerinle okşuyorsun
bilmiyorsun
kendi bakışlı kız
ömrümün kırçıl masalısın
uçurumlar vaadetme bana
yaralısın...

Kahraman Tazeoğlu

angeleliff
02-04-2010, 17:03
ÖYLE BİR HAYAT YAŞIYORUM Kİ

Öyle bir hayat yaşıyorum ki,
Cenneti de gördüm, cehennemi de
Öyle bir aşk yaşadım ki
Tutkuyu da gördüm ,pes etmeyi de.
Bazıları seyrederken hayati en önden,
Kendime bir sahne buldum oynadım.
Öyle bir rol vermişler ki,
Okudum okudum anlamadım.
Kendi kendime konuştum bazen evimde,
Hem kızdım hem güldüm halime,
Sonra dedim ki "söz ver kendine"
Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin,
Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin,
Uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin.
Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayati seyredersin.
Öyle bir hayat yaşadım ki,
son yolculukları erken tanıdım
Öyle çok değerliymiş ki zaman,
Hep acele etmem bundan, anladım...

doxukansh
02-04-2010, 17:21
bırak kanasın,

izi hala geçmedi bende,

istiyorum böyle bitmesin,

hiç bir şekilde.

nur delikiz
02-04-2010, 18:23
TABUT

Tahtadan yapılmış bir uzun kutu;
Baş tarafı geniş, ayak ucu dar.
Çakanlar bilir ki, bu boş tabutu,
Yarın kendileri dolduracaklar.

Her yandan küçülen bir oda gibi,
Duvarlar yanaşmış, tavan alçalmış.
Sanki bir taş bebek kutuda gibi,
Hayalim, içinde uzanmış kalmış.

Cılız vücuduma tam görünse de,
İçim, bu dar yere sığılmaz diyor.
Geride kalanlar hep dövünse de,
İnsan birer birer yine giriyor.

Ölenler yeniden doğarmış; gerçek!
Tabut değildir bu, bir tahta kundak.
Bu ağır hediye kime gidecek,
Çakılır çakılmaz üstüne kapak?







Necip Fazıl KISAKÜREK

musaıt yerde
02-04-2010, 19:54
Mutluluk...
Sonsuz gökyüzünde kaybolmaktır
Bulutların üstünde uçabilmektir
Yüreğinin götürdüğü yere gitmektir
Ruhun huzurla doluşudur
Mutluluk...
Doğadaki renk cümbüşünü seyretmek
Kuş seslerini dinlemek
Rüzğarın gücüne karşı
Kelebek kadar naif
Kaya gibi güçlü olmaktır
Mutluluk...
Küçük, bir çocukla kırlarda oynamak
Onunla papatyalardan taç yapmaktır
Yemyeşil çayırlarda yürümek
Mutluluk şarkıları söylemektir
Mutluluk...
Sıcak bir aile sofrası,
Onlarla yapılan tatlı sohbetler
Seni seven,
Kalplerin varlığından haberdar olmaktır
Mutluluk...
Özlediğin bir dosta sarılmak
Derinden gelen eski şarkılarla
Geçmişe yolculuk yapabilmektir
Sadece mutlu anları hatırlamaktır.

Ayşe UYSAL

Mutluluk kaynağı olana..

_dumanist_
03-04-2010, 00:05
Biliyorum sana giden yollar kapalı
Üstelik sen de hiç bir zaman sevmedin beni

Ne kadar yakından ve arada uçurum;
İnsanlar, evler, aramızda duvarlar gibi

Uyandım uyandım, hep seni düşündüm
Yalnız seni, yalnız senin gözlerini

Sen Bayan Nihayet, sen ölümüm kalımım
Ben artık adam olmam bu derde düşeli

Şimdilerde bir köpek gibi koşuyorum ordan oraya
Yoksa gururlu bir kişiyim aslında, inan ki

Anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi
Ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği

Kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda;
Hangi şarkıyı duysam, bizimçin söylenmiş sanki

Tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor
Nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini

Çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu;
Bağışla bir daha tekrarlanmaz hiçbiri

Rastlaşmamak için elimden geleni yaparım
Bu böyle pek de kolay değil gerçi...

Alışırım seni yalnız düşlerde okşamaya;
Bunun verdiği mutluluk da az değil ki

Çıkar giderim bu kentten daha olmazsa,
Sensizliğin bir adı olur, bir anlamı olur belki

İnan belli etmem, seni hiç rahatsız etmem,
Son isteğimi de söyleyebilirim şimdi:

Bir geceyarısı yazıyorum bu mektubu
Yalvarırım onu okuma çarşamba günleri


Cemal Süreya

girdapımsı
03-04-2010, 00:42
Gittin!
Son kez baktın gözlerime
Orda gördüm kendimi..
Gittin!
Giden bendim oysaki!...
Sen kaldın bu evde, bu odalarda..
Bu çiçeğin toprağında elin
Bu halıda hala ayak izlerin..
Gittin!
Aydınlıklar ortasına
Karanlık bir ben ektin
Gittin!
Giden bendim oysaki!
Sigaramı ateşleyip uzun uzun yürüsem
İki ekmek alsam dönerken eve
Çalsam kapıyı..

Açan olmayacak artık, biliyorum
Alıp ekmekleri sahile vurmalıyım kendimi..
Beni alıp denize firlatacak kahramanımı
Beklemeliyim gururla deniz yıldızı gibi..

Gittin!

kostemiyenbekk
03-04-2010, 13:59
Aşk

Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git.
Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler.
Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin
Oysa Allah bilir bugün iyi uyanmıştık
Sevgiyeydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı
Bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun ötmüştü
Bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti
Yoktu dünlerde evvelsi günlerdeki yoksulluğumuz
Sanki hiç olmamıştı

Oysa kalbim işte şuracıkta çarpıyordu
Şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi, güzel lâflı İstanbullar
Şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lâfların dünyaların
Öyle düzeltici öyle yerine getiriciydi sevmek
Ki Karaköy köprüsüne yağmur yağarken
Bıraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti
Çünkü iki kişiydik

Oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya
Bir dilim ekmeğin bir zeytinin başınaydı doymamız
Seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu
İki kere öpeyim desem üçün boynu bükük
Yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde
Memelerin vardı memelerin kahramandı sonra
Sonrası iyilik güzellik

Cemal Süreya

Tülay16
03-04-2010, 15:30
Sonu gelmez bir kahkaha
devrilir düşer
ıssız odalara
gitgide azalır
adımlarım aranızdan
kollarımı sel sularına eklersiniz
kimbilir nerelere dökülen
ya da
deli bir tabanca
gelir gelir de kurulur
hiç olmadık yerlerine gecenin
hep o yüzü annemin
usulca uzanır düşlerinden
pırıl pırıl güller takılır gider gözyaşlarına
kimbilir nerelere dökülen


>>Tekin Gönenç

sErT_aDaM
03-04-2010, 15:58
EY SEVGİLİ
Ey Sevgili..Uzatma Dünya Sürgünümü Benim..
Senin kalbinden sürgün oldum ilkin
Bütün sürgünlüklerim bir bak1ma bu sürgünün bir süregi
Bütün törenlerin sölenlerin ayinlerin yortularin disinda
Sana geldim ayaklarina kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layikolmasam da
Uzatma dünya sürgünümü benim

Aşkın bu en onulmazından koparıp
Bir tuz bulutu gibi
Savuran yüregime
Ah uzatma dünya sürgünümü benim
Nice yoruldugum ayakabilarimdan degil
Ayaklarimdan belli

Lambalar egri
Aynalar akrep melegi
Zaman çarpilmis atin son hayali
Ev miras degil mirasin hayaleti
Ey gönlümün dogurdugu
Büyüttügü emzirdigi
Kus tüyünden
Ve kus südünden
Geceler ve gündüzlerde
Insanliga anit gibi yükselttigi
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünüm benim

Bütün siirlerde söyledigim sensin
Suna dedimse sen Leyla dedimse sensin
Seni saklamak için görüntülerinden faydalandim Salome'nin Belkis'in
Bosunaydi saklamaya çalismam öylesine asikarsin bellisin
Kuslar uçar senin gönlünü taklit için
Ellerinden devsirir bahar çiçeklerini
Deniz gözlerinden alir sonsuzlugun haberini
Ey gönüllerin en yumusagi en derini
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim

Yillar geçti sapan ölümsüz iz birakti toprakta
Yildizlara uzaniphep seni sordum gece yarilarinda
Çati katlarinda bodrum katlarinda
Gölgendi gecemi aydinlatan essiz lamba
Hep Kanlica'da Emirgan'da
Kandilli'nin kursuni safaklarinda
Seninle söylesip durdum bir ömrün baharinda yazinda
simdi onun birdenbire gelen sonbaharinda
Sana geldim ayaklarina kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layik olmasam da
Ey çagdas Kudüs (Meryem)
Ey sirrini gönlünde tasiyan Misir (Züleyha)
Ey ipeklere yumusaklik bagislayan merhametin kalbi
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim

Daglarin yikilisini gördüm bir Venüs bardaginda
Köle gibi satildim pazarlar pazarinda
Günesin sarardigini gördüm Konstantin duvarinda
Senin hayallerinle yandim düslerin civarinda
Gölgendi yansiyip duran bengisu pinarinda
Ölüm düsüncesinin beni sardigi su anda
Verilmemis hesaplarin korkusuyla
Sana geldim ayaklarina kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layik olmasam da
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünüm benim

Ülkendeki kuslardan ne haber vardir
Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardir
Ask celladindan ne çikar madem ki yar vardir
Yoktanda vardan da ötede bir Var vardir
Hep suç bende degil beni yakip yikan bir nazar vardir
O sarkiya özenip söylenecek misralar vardir
Sakin kader deme kaderin üstünde bir kader vardir
Ne yapsalar bos göklerden gelen bir karar vardir
Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardir
Yanmissam külümden yapilan bir hisar vardir
Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardir
Sirlarin sirrina ermek için sende anahtar vardir
Gögsünde sürgününü geri çagiran bir damar vardir
Senden umut kesmem kalbinde merhamet adli bir çinar vardir
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili

sErT_aDaM
03-04-2010, 16:02
LİLİYAR

Bu kuklaların kukla olmadığı besbelli
Ne söyledilerse tıpıtıpına gerçek besbelli
Altın saçlarını yana atışı yok mu Lilinin
Lilinin yağdan kıl çekercesine inanışı
Lilinin yağdan kıl çekercesine yaşayışı yok mu
Kuklalar titremesin ne yapsın
Adam konuşmasını bilmezse ne yapsın
Kuklaların kukla olmadığı besbelli
Lilinin çekip gideceği besbelli
Lilinin dönüp geleceği besbelli
Ekmek ha bakkalın olmuş ha Cabaret de Paris´nin
Sen herhangi bir ekmek yiyeceksin işte Lili
Ekmek ne kadar Allahınsa Lili de o kadar Allahın Lili
Yüzün ruhun kadar aydınlık ya Lili
Gönlün soğuk sular güzel aynalar gibi ya Lili
Anladın ya kutunun içinden çıkan mendil
Olamaz Üsküdardan geçeriken bulduğun mendil
-Bizi bırakıp nereye gidiyorsun Lili
Demek bizi bırakıp gidiyorsun Lili
Sen daima güzeller güzelini bulursun Lili
Sen istesen de taş yürekli olamazsın
Sen daima güzeller güzeli olursun Lili
Demek gideceksin arkana dönüp bakmayacaksın
Hangi kuş hangi şafakta ölecek görmeyeceksin
Öyleyse al bu kürkü bu veda kürkünü Lili
Tüyleri şiirler olan bu mahcup kürkü
Sen daima Sultanlar Sultanı olursun Lili
Demek sen gidiyorsun Lili
Bizi öpmeden mi gideceksin Lili
Lilinin güneşin altında duruşu yok mu
Perdeleri sıyırıp çirkin adamı burnundan yakalayışı yok mu
Eline bavulunu alışı yollara koyuluşu yok mu
Çirkin adamın güzel adam oluşu yok mu
Yaklaşıp onu saçlarından yakalayışı
Uzaklaşıp yollarda yol oluşu yok mu
Lilinin bir tavşan gibi koşuşu
Keklik gibi dönüp bakışı ve yıldırım gibi koşuşu yok mu
Adam da tam o zaman kapıdan çıkmaz mı dışarı
Lilinin adamın boynuna çocukça ve çılgınca atılışı yok mu
Ben konuşmasını bilmem Lili

GÖZDE_AHMET
03-04-2010, 18:47
Yıllar önceydi ...
Yani yani 13-14 yaşlarındaydım...
Radyocu olmak istiyordum...
Çözülmesi gereken problemlerim vardı ama...
Polinom...
Trigonometri...
Kovalent bağ...
Atış hareketleri...
Vektörel büyüklükler...
Deoksiriboz nükleikasit...
Likyalılar...
Abbasiler...
Likyalılar dan farkını anımsayamadığım Lidyalılar...
O kadar çoktularki çoktular işte...
Ben radyocu olmak istiyordum, çok istiyordum...
Kalabalık otobüs duraklarında yüksek sesle espiriler yaptım...
Belki dikkat çeker diye...
Tıka basa dolu belediye otobüslerinde arkadaş grubumla şakalaştım...
Belki şakalarım tutar diye...
Otobüs yaşlıları kızdılar bize "şimdiki gençler" le başlayan cümlelerinde...
Sonra, sonra ne oldu bilmiyorum...
Birden radyocu oldum...
Sayılamayacak kadar ödül falan aldım, alkışlandım...
Çözülmesi gereken problemlerim vardı yine...
Likyalıları, Abbasileri özleten...
Keşke, keşke daha fazla görüşebilsem dediğim ailem...
Ayrılmak için bahane aradığım kadınlar...
Çekimi ödemeyen üçkağıtçılar...
Açılmış açılacak davalar...
Yıllar önceydi...
Yani, yani henüz 13-14 yaşlarındaydım...
Radyocu olmak istiyordum, oldum..

Zeki Kayahan COŞKUN

musaıt yerde
03-04-2010, 18:55
Kağıtlarda kalemimin karasında
Acılarımı döktüğüm şiirlerde değil
Hayatımda yaşa istedim
Vazgeçtim yazmaktan seni
Şiirlerime hapsetmekten
İçime atmaktan
Kağıtlar üzerindeki anlamsız kelimelerden
Vazgeçtim artık
Hep karşıma duvar gibi çıkan
Artık inandığım tek batıla kaptırdım seni
Seni de yazdım sen de gittin
Yıllarca kalacaksın kağıdımda kalemimde
Uykular böleceğim yok yere
Anlamayacak yüreğim anlayamayacak
Niye yazdım diyecek onlarca kez kendine
Niye görmedi gözlerim diyecek

Vazgeçtim yazmaktan artık seni
Kağıdımda kalemimin karasında değil
Başkalarının olmadan başka yüreklere dolmadan
İçimde yaşa istedim
Benim ol benim kal sadece
Vazgeçtim artık seni yazmaktan yüreğime
Gitmişliğine kabullendirdim kalbimi
Benim olmayışına inandırdım yalanlarla
Seni istedi bir gece çığlık çığlığa
Şarap verdim ta boğazına
Sarhoşluklarla boğdum yokluğunu
Seni istedi bir sabah uyandığında yanında
Tıpkı öpücüklerinle uyandığı sabahlar gibi
Sokaklara vurdum bu bedeni
Yeniden gizledim boş bedenler arasında
Ve sonunda yine vazgeçtim yazmaktan seni
Her gece vazgeçtim her sabah yeminler bozdum
Tıpkı her gidişinde gel dediğim gibi

Burhan ÖZKALGAY

Tahteravallinin diğer ucundaki hiç inmesin diye gözünün içine baktığım dosta..

GeLDiM
03-04-2010, 20:19
Bazen suçlular ceza çekmeden çıkar ,
Bazen masumlar ceza çeker!
Kimi , kimsesizdir , posta bekler.
Ona zulüm eder yine köpekler.
Garibansa yoktur yeri hep itilir ,
Haberde alamaz yıkılsa evi ,
İşte burası cezaevi.
Kaliteli insan yokmuş gibi bakılır ,
Fason malı gibi ''aynı cins'' diye satılır (!)
Zalim kol gezer , çıkar hava atar ,
Suçu yoktur kardeşimin ,
Ama o hücrede yatar.
Burada işkence maddi , manevi ,
Çünkü burası cezaevi.
Çocukları satan doktor , yine mesleğinde ,
Adalet yok ki , diz çökseydi önünde.
Para varsa kollardan kopuverir kelepçe ,
Hatta çok yakına geliverir Halepçe.
Milyarderler sıkılır , hiç gelemez buraya ,
İşte bütün mesele burada , işte bu yara.
Adaleti andırıyor , masumlar yiyen devi
İşte burası cezaevi...



Emine Şenlikoğlu :)

GÖZDE_AHMET
03-04-2010, 22:16
Gam Kenarı...

Acının dağlandığı anlar vardır…
Aramaya gerek yok, o gelir bulur…
Beraber gidilen bir lokantanın kapanması bile üzüntüdür…
Veyahut lokantanın yerine dükkânı çiçekçinin tutması…
Gözyaşından çorba olmaz ama…
Dilin, damağın yanar tuzdan…
Soğutamazsın…
Zamansız, kırmızı bir toka çıkar nereye saklanmışsa…
Saçı toplasın diyedir küçük canavarın dişleri…
Ve fakat dağıtıp ısırır, acıyan ne varsa…
Yaşananları…
Yaşanmak için sıraya girmiş ihtimalleri…
Yapılmayanları…
Sadece erkek olduğum için koridor tarafına oturmak durumunda kaldığım, yani gam kenarının yine bana düştüğü, bir otobüs yolculuğumuz olmadı hiç uzaklara…
Sen benim omzumda uyuya kalmadın hareket halindeyken…
Biz durduk…
Durdurduk…
Gidebilirdik oysa…
Kimseden gizlenmemiş, sadece bizi gizleyen bir tatile belki…
Bir akraba düğününde dans etmedik meraklı akbaba bakışları altında mesela…
Çok severdim yatakta kahvaltıyı ama, buna uygun bir tepsimiz bile olmadı…
Alabilirdik… Biraz daha bekleseydik…
Zamanın dövdüğü bir hüzün ustasıyım ben…
Kelimelerim tuğla tuğla...
Her satırbaşında turuncu intihar hissi...
Aklım, dilim, cümlelerim hep geçmişte…
Geçmiş geçmiş de…
Ben geçemiyorum ki…
Bazen duruyorum yürüdüğümüz bir yerde…
Ayaklarımız diyorum, bir ara aynı anda buradaydı…
Beraber bastık bu toprağa…
Sahi var mıdır o günden bugüne kalan bir toprak zerreciği?
Tuhaf tutsaklığımın, her şeyden sen çıkarışımın şahidi kalmış mıdır etrafta?
Bu bardaktan su içmişti…
Bu sandalyede oturmuştu…
Bu bankanın önünde buluşmuştuk ilk kez…
Hiç gözümün önünden gitmiyor, çimlerin üstüne denk gelmiş tavla maçımız…
Elimizde soğumuş kahveler, tadı bizden önce kaçmış kekimiz…
Ve ikimiz de aynı anda mars olduk kıra kıra birbirimizi…
Bir Allah'ın pulu durduramadı bizi...
***
Gidişine türlü anlamlar yükledim…
İstesem kalırdın…
İstesen kalırdın…
Gözyaşımdan düğümler attım açılması zor olsun diye umudun…
Ama sevdim yine de…
Seninle alakalı ne varsa sevmeye devam ettim…
Son buluşmamızı sevdim…
Tam giderken, beni elimden tutup çeken seni sevdim…
Sarılmamızı sevdim…
Arkama dönüp bakamamayı…
Bizim oturduğumuz masada oturan mutlu çifti sevdim nargilecide…
Ne olur hep böyle kalın dedim… Ne olur…
Bir yıldönümü gününde, engel olamadım kendime yoldan döndüm...
Sen olmasan da sana giden yoldaydım, hatta birazdan evinin önünde…
Ağlayarak söndürdüm yeni yasımın mumlarını…
Kutlu olmadı ama!..
***
Biliyorum biz geçtik sevgilim…
Bizden geçti…
Başka hayatların insanlarıyız artık…
Başka umutların…
Başka adam…
Başka kadınların…
Tamam da, silebilir misin yaşadıklarını?
Boyayabilir misin siyahla neşeli günlerimizi?
Çıkarıp yüreğimi, kanımın söndürdüğü ateşlere atabilir misin, yangında ilk kurtarılacakken…
Yıllar sonrasına yatırılmış acılarımız var artık karanlık mahzenlerde…
Beklenmedik bir karşılaşma anında…
Bir havaalanında…
Bir tesadüfler garında...
Bir kafede…
Ya da sinema çıkışında kim bilir..
Birbirine bakan şaşkın gözler…
Belki evlenilmiştir, belki çoluk çocuk duvarı örülmüş, anıların üstüne beton dökülmüştür…
Işık mı en hızlıdır, ses mi kıyasında; açık farkla galip gelir o anda, hiç hesapta yokken acı…
Acı hızlıdır acı…
Yaşananlar bir çırpıda, dirhem dirhem koparır etini…
Ama ne çare; gurur engel olur…
Giyilen sahte mutluluk elbisesinin düğmeleridir tebessüm…
Boğazın düğümlenir…
Soğuk bir merhabadır dildeki…
Ama öpmek, içine çekmek istersin dudaklarından hasretini…
"Devam etseydik, tüketseydik bu kadar güzel olur muydu" gözlerinde birikir...
“Neden yok ettik birbirimizi” ağzına gelir…
Susarsın, öfken hükmen mağlup olur sevdana…
Üşürsün…
Çok üşürsün…
Gidene, kalana, mizahı olmayan haline üşürsün…
Öyle ki…
"Karda donmak üzeresin(dir)…
Uyumak tatlı geliyor(dur) ama…
Sen öldüğünün farkında değilsin(dir)"

Zeki Kayahan Coşkun

-stardust-
04-04-2010, 06:20
Ağlasam sesimi duyar mısınız,
Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz,
Göz yaşlarıma, ellerinizle?

Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
Bu derde düşmeden önce.

Bir yer var, biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum...
(Orhan Veli Kanık)

nelken
04-04-2010, 09:11
Adam Ve Azrail

Adam dedi ki:
Ben manyak mıyım?
Madem ölüm var
Artık çalışmayacağım
Bundan sonra
Yan gelip yatacağım.

Azrail dedi ki:
Madem ki yatacaksın
Boş boş duracaksın
Burada ne yapacaksın?
Gel öbür dünyaya
Orda bol bol yatarsın

Adam dedi ki:
Ben ne halt ettim?
Yarım kalacak hep işlerim
Bak Azrail kardeşim
El aleme ne derim?
Beni bırak,daha sonra gelirim.


Azrail bırakır adamı
Bir müddet
Dört elle sarılır dünyaya
Ha gayret!
Unutur verdiği sözü
Azrail gelir ansızın
Dünyada kalır gözü.

Yakup Kiraz

musaıt yerde
04-04-2010, 12:25
Her vapur dumanının ardına
yüreği sıcak
bir insan sanıp takılırken
tüyleri ıslanan bir martı olduğumu
hem azarlayan
hem de sırtıma havlu koyan anneme anlatamam

Kanadım kırılsa da konmam
deniz kıyısındaki
hiçbir caminin minaresine
kubbeye tüneyen martıların
keyiflerince uçmalarını bekleyen imam
ezani geç okuduğu için sürülünce
bir dağ köyüne

Birazcık daha sabredin diyorum
eski bir sokağın kıvrımında
yolun iki ucunu gösteren
trafik aynalarına
hüzün modeli arabalar
kırılmamanız için örgütleniyor
dolmuş duraklarında

Denize düsen bir gazetedeki
ölüm ilanından öğrenirim
mendireğe attığı çakıl taşıyla
ürken martıların
alkışa benzeyen kanat seslerini
selamlayan yaslı adamın
unutulan bir tiyatrocu olduğunu

Gece yarısı söndürülünce ışıklarını
kuytu bir iskelede
ne yaptığını görürüm
iki yakası arasında İstanbul'un
koltuklarında gün boyu
kadın kalçalarının izlerini
biriktiren vapurun

Yanından ayrılmam deniz fenerlerinin
fotoğrafına benzemeyen
heykelleridir çünkü
idam sehpasına çıkınca
aşağıda asılmasını bekleyenlerin
yüreklerindeki sivri kayalıkları
ışığıyla aydınlatan devrimcinin

Uyandırırım çığlıklarımla
kıyısında karnı aç yatan çocukları
yiyecek aradığım kent çöplüğünün
ama bir parça olsun
koparmam beyazlığından
bilirim ki Kız Kulesi
doğum günü pastasıdır özgürlüğün!...

Sunay Akın

Özgürlüğün pastasında buluşmak üzere..

-stardust-
04-04-2010, 16:19
Gözlerin İstanbul Oluyor Birden
Seninle bir yağmur başlıyor iplik iplik,
Bir güzellik doğuyor yüreğime şiirden.
Martılar konuyor omuzlarıma,
Gözlerin İstanbul oluyor birden.
Akşamlardan, gecelerden, senden uzağım
Şiirlerim rüzgardır uzak dağlardan esen
Durgun sular gibi azalacağım
Bir gün, birdenbire çıkıp gelmesen.
Şarkılarla geleceksin, duygulu, ince
Yalnız gözlerime bak diyeceksin.
Ellerim usulca ellerine değince
Kaybolup gideceksin
Bir elim seni çizecek bütün pencerelere
Bir elim seni silecek.
Kalbim: Ebemkuşağı; günde bin kere
Senin için yeni baştan can kesilecek.
Ne güzel seni bulmak bütün yüzlerde
Sonra seni kaybetmek hemen her yerde
Ne güzel bineceğim vapurları kaçırmak
Yapayalnız kalmak iskelelerde.
Seninle bir yağmur başlıyor iplik iplik,
Bir güzellik doğuyor yüreğime şiirden.
Martılar konuyor omuzlarıma,
Gözlerin İstanbul oluyor birden.
(Yavuz Bülent Bakiler)

nazenin..
04-04-2010, 20:28
KANLA KIRLENMIS EVRAK

Karanlik sözler yaziyorum hayatim hakkinda.

Asklarim, inançlarim isgal altindadir

Tabutumun üstünde zar atiyorlar

Cebimdeki adreslerden umut kalmamistir

Topraga sokuldugum zaman çapa vuran adamlar

Denize yaklasinca kumlar ve çakiltaslari

Geçmis günlerimi asagilamaktadir.


Karanlik sözler yaziyorum hayatim hakkinda.

Ve rüzgar burusturuyor polis raporlarini

Kadinlar fazlasiyla günaha giriyorlar

Bazi solgun gömleklerin çözük dügmelerinden

Çelik tirpan gibi silkiniyor çocuklar

Denizin satirlari arasinda.

Gece arsizca kükrüyor pasli beyninde sehrin

Küfre yaklastikça inancim artiyor.


Karanlik sözler yaziyorum hayatim hakkinda

Öyle yoruldum ki yoruldum dünyayi tanimaktan

Saçlarim çok yoruldu gençlik uykularimda

Acilar çekebilecek yasa geldigim zaman


Aciyla ugrasacak yerlerimi yokettim.

Ve simdi birçok sayfasini atlayarak bitirdigim kitabin

Basindan baslayabilirim.


ISMET ÖZEL

ada_bjk
04-04-2010, 20:50
Sen Vurdun Da Ben Ölmedim Mi?



Yokluğunda ne ateşleri hasretimle yaktım da
Bir seni yakamadım, beni yaktığın gibi
Çölde su, mahpusta gün, oruçta ekmek gibi bekledim seni
Sense araya korkular koydun.
Yasaklar koydun...
Şimdi nerdesin diye sakın sorma
Sen çağırdın da ben gelmedim mi?

Sen varken darılmazdım çiçeksiz baharlara,
Yağmurlu havalara... Bu kasvetli akşamlara
Sen varken
Bakıp içlenmezdim tren istasyonlarına
Otobüs duraklarına...
Sen varken ayrılanlara ağlamazdım...
Yıkılmazdım biten sevdaların ardından
Gidenlere küsmezdim
Kalanlara acımazdım...
Sen varken böyle üşümezdim, titremezdim
Masumdum, çocuklar gibi
Böyle delirmezdim, küfretmezdim...
Hele ölmeyi hiç düşünmezdim.
Şimdi soruyorum sana
Adı sevdaysa bu cehennemin
Sen yaktın da ben yanmadım mı?

Biliyorsun
Bütün acılarına 'yeşil ışık' yaktım olmadı
Bütün korkularına 'arka çıktım' olmadı
Dağlara merdiven dayadım olmadı
Haziranda kar oldum yağdım avuçlarına olmadı
Sevdim olmadı, yandım olmadı, taptım olmadı
Artık benden pes
Bu aşkın biletini istediğin gibi kes
Nasılsa gidiyorsun
Biliyorum git...
Ama ardında
Ağlayan bir çift göz
Paramparça bir yürek
Ve yıkılmış bir dağ görmek istemiyorsan
Çek silahını, daya sırtıma
Titrersem namerdim...
Sen vurdun da ben ölmedim mi?

naz-lı bişey
04-04-2010, 22:06
Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı yoğun yaşayacaksın bir şeyi
Sevgilin bitkin düşmeli öpülmekten
Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği
İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
Denize saatlerce bakabilir,bir kuşa,bir çocuğa
Yaşamak yeryüzünde,onunla karışmaktır
Kopmaz kökler salmaktır oraya
Kucakladın mı sımsıkı kucaklaycaksın arkadaşını
Kavgaya tüm kaslarınla,gövdenle,tutkunla gireceksin
Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
Bir kum tanesi gibi,bir yaprak gibi,bir taş gibi dinleneceksin
İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
Hemde tüm benliği seslerle ezgilerle dolarcasına
İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
Bir kayadan zümrüt gibi bir denize dalarcasına
Uzak ülkeler çekmeli seni,tanımadığın insanlar
Bütün kitapları okumak,bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
Değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın
Ve kederi de yaşamalısın,namusluca,bütün benliğinle
Çünkü acılar da sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
Dolaşmalı damarlarında hayatın taze kanı
Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın,ırmaklara,göğe,bütün evrene karışırcasına
Çünkü ömür dediğimiz şey,hayata sunulmuş bir armağandır
Ve hayat sunulmuş bir armağandır insana.

ATAOL BEHRAMOĞLU

şeymaa
05-04-2010, 00:11
DAYAN KALBİM

Seni dağladılar, değil mi kalbim,
Her yanın, içi su dolu kabarcık.
Bulunmaz bu halden anlar bir ilim;
Akıl yırtık çuval, sökük dağarcık.

Sensin gökten gelen oklara hedef;
Oyası ateşle işlenen gergef.
Çekme üç beş günlük dünyaya esef!
Dayan kalbim üç beş nefes kadarcık!

NECİP FAZIL KISAKÜREK

hipeRocktif_1907
05-04-2010, 00:16
Sen Vurdun Da Ben Ölmedim Mi?



Yokluğunda ne ateşleri hasretimle yaktım da
Bir seni yakamadım, beni yaktığın gibi
Çölde su, mahpusta gün, oruçta ekmek gibi bekledim seni
Sense araya korkular koydun.
Yasaklar koydun...
Şimdi nerdesin diye sakın sorma
Sen çağırdın da ben gelmedim mi?

Sen varken darılmazdım çiçeksiz baharlara,
Yağmurlu havalara... Bu kasvetli akşamlara
Sen varken
Bakıp içlenmezdim tren istasyonlarına
Otobüs duraklarına...
Sen varken ayrılanlara ağlamazdım...
Yıkılmazdım biten sevdaların ardından
Gidenlere küsmezdim
Kalanlara acımazdım...
Sen varken böyle üşümezdim, titremezdim
Masumdum, çocuklar gibi
Böyle delirmezdim, küfretmezdim...
Hele ölmeyi hiç düşünmezdim.
Şimdi soruyorum sana
Adı sevdaysa bu cehennemin
Sen yaktın da ben yanmadım mı?

Biliyorsun
Bütün acılarına 'yeşil ışık' yaktım olmadı
Bütün korkularına 'arka çıktım' olmadı
Dağlara merdiven dayadım olmadı
Haziranda kar oldum yağdım avuçlarına olmadı
Sevdim olmadı, yandım olmadı, taptım olmadı
Artık benden pes
Bu aşkın biletini istediğin gibi kes
Nasılsa gidiyorsun
Biliyorum git...
Ama ardında
Ağlayan bir çift göz
Paramparça bir yürek
Ve yıkılmış bir dağ görmek istemiyorsan
Çek silahını, daya sırtıma
Titrersem namerdim...
Sen vurdun da ben ölmedim mi?


çok güzel ama bu :/

şeymaa
05-04-2010, 00:18
İçinden Yürü

Meryem olmak var şu dünyada
Hiçlikten hepliğe uzun bir yol almak…
Hesap vermek birilerine
Ve inandıramamak kimseyi söylediklerine
Bilirsin ya kendi doğruluğunu
Belki hiç olmadığın kadar eminsindir
Umursamazsın ya artık ne öveni ne de söveni
Eteğini sürürde gidersin
Ardından bakarlar ya öfkeli gözleriyle
Ne denli yanlışta olduklarını bilirsin
Gerçeği öğrendiklerinde yüzlerindeki ifadeyi
Görür gibi olur da, yaşların yüzünü acıyla ıslatmış olsa da ,
İçinden bir kahkaha atarsın ya…
Hani Allah her şeyi bilir, her şeyi görür, her şeyi işitir ya,
Hani hiçbir şeyi karşılıksız bırakmaz ya
İçin öylesine rahat, öylesine ferahtır
Düşünmezsin artık gerisini
İşte böyledir Meryem olmak

SÜMEYYE İNAL

tughhce
05-04-2010, 00:22
Büyüklerle ben yapamıyorum
çocuklar da almıyor beni oyunlarına
devlet dairesinde
yangından kurtarılmayacak
sıkışmış bir çekmece gibiyim
açılamıyorum sana

Kardeşiyle sokaklarda hep
bir örnek giydirilen sen
nasıl sevmezsin eşitliği
yürürken düşen çoraplarını
aynı hizaya getirmek için
annen değil miydi önünde diz çöken

Öpüşme sahnesinin tam ortasında
içeri girdiğin yazlık sinemanın
yer göstericisiyim
yürüyorsun fenerimin ışığında
yer:Kız Kulesi
ve sonu ayrılıkla bitecek
hüzünlü bir aşk filmini oynuyor
beyaz duvarında

Bir kez olsun çıkmazken ağzından
seni sevdiğimi
her gün söylememi yadırgama
bil ki bu şehirde
iskelenin verilmesini
beklemeden atlarım vapurlara

Son karesi gibi Red Kit'in
batan güneşe doğru
sürerken atımı
gitme kal demeni bekliyorum
ama yalnızca
rüzgar çekiştiriyor atkımı



Sunay Akın**

soğuknevale
05-04-2010, 00:52
YALNIZLIĞIN AYRIKOTLARI

Toprağı nasıl kavrarsa ayrıkotları
ve nasıl çölleştirirse usul usul
öylece sarmış seni yanlışlar
çürütmüş yüreğindeki öfkenin
dayanıksız tohumlarını
çorak bir toprağa döndürmüş içini

Zehirli sütleğenler sürülmüş ökselere
sinsi bekleyişler gibi yapışkan
iğrenç gülücükler serpiştirilmiş
belli ki sen
konacaksın acemi sekişlerle
yalnızlığın bu hayın ökselerine

Ve şimdi uysal bir kedi gibi sokuluyorsun
gergefini sessizce işleyen gecenin koynuna
Usulca okşuyorsun yalnızlığını
usulca ve sessizce yaşamak diyorsun buna
oysa hayat
açılmamış bir yumak gibi duruyor ellerinde

Ah yalnız kuş
belli ki sen hiç bilemeyeceksin uçmayı.

Ahmet Telli

Merhamet Apartmanı
05-04-2010, 00:57
Yüzümden firar etti gözlerim


yüzümden firar etti gözlerim
şimdi bir denize bakıyorlar
dört duvar arasında kalmışım
yanımdakiler öyle diyorlar

kafamı çarptığım ranzanın demiri
ciğerlerimi emen soğuk duvar
saçımdaki karları çoğaltmışım
yanımdakiler öyle diyorlar

görüş günüm olmadı henüz
daha yeni başlıyor büyük acılar
ve daha epey ağrıyacakmışım
yanımdakiler öyle diyorlar

seni görmeyeceğim artık
zaten tamamlanmıştı anılar
ihtimal sabah alınırmışım
yanımdakiler öyle diyorlar

gözlerime iyi bakarsın umarım
günde milyonlarca kez seni ararlar
diğer tüm hisleri bırakmamışım
yanımdakiler öyle diyorlar

yanımdakiler öyle diyorlar


Yusuf Hayaloğlu

musaıt yerde
05-04-2010, 12:17
Küçük bir gülümseme ile başladı her şey.
Küçük bir yürekten sıcak bir tebessüm,
Sıcaklığı yayıldı dört bir yana.
Sonra başladı notaların eşsiz dizisi,
Sanki bir çalgıda olduğu gibi.
Hayat zaten bir müzik değil mi?
Her ton, her nota, her dizi farklı
Tıpkı bizler gibi.

Küçük bir gülümseme ile başladı her şey.
Bir papatyanın rüzgârla yayıldığı gibi,
Sevgi yayıldı gönüllere.
Küçük bir gülümseme ve sevgi sözcüğü,
Geç kalınmışta olsa bir özür.
Oysa hayat ne kadar kısaydı,
Dün vardın,
Bugün olabilme çabasındayken,
Yarın belki de hiç yoksun.
Geç kalmadan,
Belki bir gülümseme ile sevdiğini söylemeli insan.
Sonra sözcükler dile gelmeli arkasından.
Seni seviyorum diye bilmelisin.
İlla sevgiline değil,
Sevdiğine söylemelisin çoğu zaman.

Küçük mutluklar dönüşünce güneşe,
Bak içimizi aydınlatır hava bulutlu olsa da yine.
Küçük bir gülümseme ile başlamışken güne,
Yayılır sürer bu çember devam eder ömrünce.

Küçük bir gülümseme ile başladı her şey,
Bak ne dert kadı nede keder.

Gülümsemeye.. Gülelim biz.. Her şeye inat..

efulim08
05-04-2010, 14:09
HASRET

Yüzyıl oldu yüzünü görmeyeli,
belini sarmayalı,
gözünün içinde durmayalı,
aklının aydınlığına sorular sormayalı,
dokunmayalı sıcaklığına karnının.

Yüz yıldır bekler beni
bir şehirde bir kadın.

Aynı daldaydık, aynı daldaydık.
Aynı daldan düşüp ayrıldık.
Aramızda yüz yıllık zaman,
yol yüz yıllık.

Yüz yıldır alacakaranlıkta
koşuyorum ardından.


Nazım Hikmet

sErT_aDaM
05-04-2010, 15:00
EY SEVGİLİ
Ey Sevgili..Uzatma Dünya Sürgünümü Benim..
Senin kalbinden sürgün oldum ilkin
Bütün sürgünlüklerim bir bak1ma bu sürgünün bir süregi
Bütün törenlerin sölenlerin ayinlerin yortularin disinda
Sana geldim ayaklarina kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layikolmasam da
Uzatma dünya sürgünümü benim

Aşkın bu en onulmazından koparıp
Bir tuz bulutu gibi
Savuran yüregime
Ah uzatma dünya sürgünümü benim
Nice yoruldugum ayakabilarimdan degil
Ayaklarimdan belli

Lambalar egri
Aynalar akrep melegi
Zaman çarpilmis atin son hayali
Ev miras degil mirasin hayaleti
Ey gönlümün dogurdugu
Büyüttügü emzirdigi
Kus tüyünden
Ve kus südünden
Geceler ve gündüzlerde
Insanliga anit gibi yükselttigi
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünüm benim

Bütün siirlerde söyledigim sensin
Suna dedimse sen Leyla dedimse sensin
Seni saklamak için görüntülerinden faydalandim Salome'nin Belkis'in
Bosunaydi saklamaya çalismam öylesine asikarsin bellisin
Kuslar uçar senin gönlünü taklit için
Ellerinden devsirir bahar çiçeklerini
Deniz gözlerinden alir sonsuzlugun haberini
Ey gönüllerin en yumusagi en derini
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim

Yillar geçti sapan ölümsüz iz birakti toprakta
Yildizlara uzaniphep seni sordum gece yarilarinda
Çati katlarinda bodrum katlarinda
Gölgendi gecemi aydinlatan essiz lamba
Hep Kanlica'da Emirgan'da
Kandilli'nin kursuni safaklarinda
Seninle söylesip durdum bir ömrün baharinda yazinda
simdi onun birdenbire gelen sonbaharinda
Sana geldim ayaklarina kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layik olmasam da
Ey çagdas Kudüs (Meryem)
Ey sirrini gönlünde tasiyan Misir (Züleyha)
Ey ipeklere yumusaklik bagislayan merhametin kalbi
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim

Daglarin yikilisini gördüm bir Venüs bardaginda
Köle gibi satildim pazarlar pazarinda
Günesin sarardigini gördüm Konstantin duvarinda
Senin hayallerinle yandim düslerin civarinda
Gölgendi yansiyip duran bengisu pinarinda
Ölüm düsüncesinin beni sardigi su anda
Verilmemis hesaplarin korkusuyla
Sana geldim ayaklarina kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layik olmasam da
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünüm benim

Ülkendeki kuslardan ne haber vardir
Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardir
Ask celladindan ne çikar madem ki yar vardir
Yoktanda vardan da ötede bir Var vardir
Hep suç bende degil beni yakip yikan bir nazar vardir
O sarkiya özenip söylenecek misralar vardir
Sakin kader deme kaderin üstünde bir kader vardir
Ne yapsalar bos göklerden gelen bir karar vardir
Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardir
Yanmissam külümden yapilan bir hisar vardir
Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardir
Sirlarin sirrina ermek için sende anahtar vardir
Gögsünde sürgününü geri çagiran bir damar vardir
Senden umut kesmem kalbinde merhamet adli bir çinar vardir…..EY SEVGİLİ,,,,,,,EN SEVGİLİ,,,,,,,EYY SEVGİLİİİİİİİİİ

devrimcirockerbasak
05-04-2010, 17:01
Sayfaları eksik bir seyir defteri anlatırdı pusulası kırık hayatımı
Yol bilmez iz bilmez aşk nedir nerdedir bilmez kendi nerededir bilinmez,
Bir limandan bir limana sürüklenir durur
Yaşlı ve miskin mürettebatıyla rotasız bir gemi gibiydim sanki
Sürüklenircesine seni tanımadan önce azgın denizlerde...

Her bir yanı delik deşik,
Eskimiş gövdesinden aldığı kara sularla batmak üzereydi bu gemi
Kara kara sevdalar dolu sularda...
Gelgitler vardı sensiz kıyılarda,
Ne kapılar çalmışım sevda hanlarında yıllar yılı,
Kaç yıl geçmiş sahte kapılar yüzüme en son kapanalı
Sevmek ve de sevilmekti yüreğimin en büyük muradı
Sen oldun meleğim,
Aşkımın adı, gönlümün feryadı...

Bir belirsizlikti aşkım senden öncesi
Büyüyünceye kadar ne olacağının kararını verememiş Koca bir çocuktum sanki...
Okula gider gibi evden işe gidip gelmeler
Öğrenci edasıyla anneden beklenen el bebek gülbebekler vardı senden önce,
Büyümüşümde bilememişim
Yanmışımda tütememişim
Tek şeritli dönüşsüz bir tünelin içindeki yol ömrüm durmaksızın tükettiğim
Ucundaymış aşkım
Bakmışımda görememişim...

Bir sınav yeriyse aşkım hepimize bu dünya
Sıratı geçirecek cevabım ol benim en zor soruma
Yelkenler açılmışsa artık aşka
Bekliyorum aşkım seni, geri dönüşü olmayan yolunda
Defteri yırtık pusulası kırık bu dertli Kaptana,
Yar ol,
Yaren ol bu kara kara sevdalar dolu karadeniz sularında...

Sevdiye_15
05-04-2010, 20:51
ORTA İKİDEN AYRILAN ÇOCUKLAR İÇİN ŞİİRLER


Sivil ölümden konuşuyoruz dağılan neftilikler
arkadaşlar Makedonyalı kalın usta marangozlar.
Kapaklanır bir adam daha kaçıncı, aktığımızı görünce
ters çevrilmiş kente karşı işte onun denizlerine
delikanlı kostaklarımızı çıkarmış ve ırmaktır.

Erkek ölümden konuşuyoruz yeni ormanlardan
dahi "dikeni seven gülüne katlanır bir kadın"dan.
Haramiler ki kırkın üstünde artık sayıları
bir küçük tabut tabakada gezdirirler ölüleri fakfon
burunları çekmek üzre, ince çağrışımlıdır.

Ey orta ikiden ölerek ayrılan çocuklar! aslında başlayan
askerler tabiatta hâlâ tramvaydan Sirkeci'de mi inerler?
süsüne kaçılmamış bir cenaze törenine gitmek için.


Ece Ayhan

Sevdiye_15
05-04-2010, 20:53
MEÇHUL ÖĞRENCİ ANITI



Buraya bakın, burada, bu kara mermerin altında
Bir teneffüs daha yaşasaydı
Tabiattan tahtaya kalkacak bir çocuk gömülüdür
Devlet dersinde öldürülmüştür

Devletin ve tabiatın ortak ve yanlış sorusu şuydu:
-Maveraünnehir nereye dökülür?
En arka sırada bir parmağın tek ve doğru karşılığı:
-Solgun bir halk çocukları ayaklanmasının kalbine!dir.

Bu ölümü de bastırmak için boynuna mekik oyalı mor
Bir yazma bağlayan eski eskici babası yazmıştır:
Yani ki onu oyuncakları olduğuna inandırmıştım

O günden böyle asker kaputu giyip gizli bir geyik
Yavrusunu emziren gece çamaşırcısı anası yazdırmıştır:
Ah ki oğlumun emeğini eline verdiler

Arkadaşları zakkumlarla örmüşlerdir şu şiiri:
Aldırma 128! İntiharın parasız yatılı küçük zabit okullarında
Her çocuğun kalbinde kendinden daha büyük bir çocuk vardır
Bütün sınıf sana çocuk bayramlarında zarfsız kuşlar gönderecek.

Ece Ayhan

queenkafein
05-04-2010, 21:01
Özledim Seni

Özledim seni...
Ayrılık yüreğimi uyuşturuyor karıncalandırıyor nicedir.
Beynimi uyuşturuyor özlemin...
Çok sık birlikte olmasak bile
benimle olduğunu bilmenin
bunca zamandır içimi ısıttığını
yeni yeni anlıyorum.
Yokluğun,
hatırladıkça yüreğime saplanan bir sızı olmaktan çıkıp
mütemadiyen bir boşluğa
sabahları seni okşayarak başlamaları
akşamları her işi bir kenara koyup
seninle baş başa konuşmaları özlüyorum;
oynaşmalarımızı,
yürüyüşlerimizi,
sevimli haşarılığını,
çocuksu küskünlüğünü...
Nasılda serttin başkalarına karşı
beni savunurken;
ve ne kadar yumuşak
bir çift kısık gözle kendini
ellerimin okşayışına bırakırken...
Gitmeni asla istemediğim halde
buna mecbur olduğunu görmek
ve sana bunları söylemeden
''git artık'' demek
''beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk
kavuşacaksın mutluluğa''
demek sana nede zor...
Seni görmemek ve belki yıllar sonra
karsılaştığımızda
bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden...
Yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek....

Can Yücel

queenkafein
05-04-2010, 22:33
Ece Hanım'a

O beni buldu.
Bense sadece bulundum
Adı Ece'ymiş öyle söyledi,
Çok güzelmiş, çok alımlı,

O beni buldu.
Geldi... sadece...
Geri koyacak sandım ama..
Beni aldı.. götürdü..

O beni buldu.
Evinin en gizli köşesine koydu beni
Kimsenin bilmediği en kuytu köşeye.
Canım sıkılıyor.. yüreğim de..

Sanırım beni geri götürmeyecek.
Ama kendi bilir
Adı Ece'ymiş Ece dedim ya
Soyadı mı?
Bilmiyorum...

:)

Yılmaz Erdoğan

_dumanist_
06-04-2010, 00:10
Terketmedi sevdan beni,
Aç kaldım, susuz kaldım,
Hayın, karanlıktı gece,
Can garip, can suskun,
Can paramparça...
Ve ellerim, kelepçede,
Tütünsüz, uykusuz kaldım,
Terketmedi sevdan beni...

kardia_86
06-04-2010, 10:38
BOŞTUR

Ey kör bu yer bu gök bu yıldızlar boştur boş
Bırak onu bunuda gönlünü hoş tut hoş
Durmadan kurulup dağılan bu evrende
Bir nefestir alacağın oda boştur

Ömer Hayyam

efulim08
06-04-2010, 12:42
Yine Hayyam ile devam edelim,

Mülk senin, ferman senin; güzel yaşamaksa bizde,
Biz senden ayığız, hep sarhoş olsak bile,
Sen insan kanı içersin, bizse üzüm kanı,
İnsaf et be sultanım, kötülük hangimizde?

kardia_86
06-04-2010, 12:49
HACI OLMAK YETMEZ

Adil davranmadıktan sonra
Hacı hoca olmuşsun kaç para
Hırka , tesbih , post , seccade güzel ama
Tanrı kanar mı bunlara


Ömer Hayyam

musaıt yerde
06-04-2010, 13:54
bir zamanlar küçüktüm
büyümeye karar verdiğim zaman
zamanı sallayıp bir mevsime
şimdi hatırlıyorum
büyümeye karar verirken
orda her zaman eylül
orda her zaman küçük
orda her zaman mutluluklar

bir saniyemi daha öldürürken
ve durup düşünürken ölen saniyeleri
üzülmem mi hiç
peki üzülür müydüm hiç gelmesem
düşünür müydüm ki
buluşur muydum ki geçmişimle
peki ya geçmişe bakınca
orda her zaman eylül
orda her zaman küçük
orda her zaman mutluluklar...

Eylül'de hayallerine kavuşacak olana..

efulim08
06-04-2010, 14:45
Felek ne cömert ne aşağılık insanlara!
Han hamam, dolap değirmen, hep onlara.
Kendini satmayan adama ekmek yok,
Sen gel de yuh çekme böylesi dünyaya!

Hayyam

Gilda
06-04-2010, 15:20
Çok küçük bir yalanı
Çok büyük bir orantıda
Dinlediniz mi.
Çok büyük bir yalanı
Çok yalın bir doğrultuda
Söylediniz mi..
Gecikmiş bir gizleme,
Birikmiş bir özlemi
Sakladınız mı..
Gelmeyecek bir gideni,
Olmayacak bir nedeni
Beklediniz mi

Bir gerçeği erken,
Bir açlığı tokken
Anladınız mı

Hep mi hep ölecekmiş gibi,
Hiç mi hiç ölmeyecekmiş gibi
Yasadınız mı..
Yalanı sürmeye,
Yanlışı görmeye
Saklandınız mı...

Doğruluğun yönünde,
Doğruların önünde
Aklandınız mı.

Ortamsız bir yaşamda,
Yaşamsız bir ortamda
Harcandınız mı..

ÖZDEMİR ASAF

benbilmemsenbil
06-04-2010, 15:36
//YERÇEKİMLİ KARANFİL// Edip Cansever

Biliyor musun az az yaşıyorsun içimde
Oysaki seninle güzel olmak var
Örneğin rakı içiyoruz, içimize bir karanfil düşüyor gibi
Bir ağaç işliyor tıkır tıkır yanımızda
Midemdi aklımdı şu kadarcık kalıyor.

Sen o karanfile eğilimlisin, alıp sana veriyorum işte
Sen de bir başkasına veriyorsun daha güzel
O başkası yok mu bir yanındakine veriyor
Derken karanfil elden ele.

Görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle
Sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil
Bak nasıl, beyaza keser gibisine yedi renk
Birleşiyoruz sessizce...

dam_la
06-04-2010, 15:41
sen içimde yaşadığım çocukluğum
dışarı vuramadığım ses tonum
saklandığım ücra köşelerim
geceleri uyutmayan zifiri karanlığım...
sen dudaklarımı yakan
gözlerime yaş bırakan
beni çıkmazlara sürükleyen bendin..
beni ben gibi yaşatan ben...

yazan: damla çakır
01/04/2010

Yağmur Kaçağı.
06-04-2010, 18:03
Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan
Ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun.
Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur.
Ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka
Hiç bir işe yaramayacaktır.
Sen kendini paralarken O her zaman bahaneler bulmaya hazırdır.
Hani ağzınla kuş tutsan "Bu kuşun kanadı neden beyaz değil?"
Diye bir soruyla bile karsılaşabilirsin.
İki ucu keskin bıçaktır bu işin.
Yaptıklarınla değil, yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman.
Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur.
İyi halin cezanda indirim sağlamaz.
Sen, "Ama senin için şunu yaptım."derken O,
"Şunu yapmadın." diye cevap verecektir.
Ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır.
Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın.
Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın.
"Peki O ne yaptı?" deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta.
Sen aşkını doya doya yaşarken O kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu.
Bir insan eksik yaşıyorsa ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa,
Sen ne yapabilirsin ki onun için?
Hayatı ıskalama lüksün yok senin. Onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın.
Her zaman ki gibi yaşayacaksın sen. "Acılara tutunarak" yaşamayı öğreneli çok oldu.
Hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil.
Sen mutluluğu hiç bir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki.
Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor.
Kitap okurken de mutlu oluyorsun, unuttun mu?
Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip, yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana.
Yine içeceksin rakını balığın yanında. Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası.
Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun asolan yürektir.
Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma;
Yaşadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte.
Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu.
Elbet bitecek Güneş'e hasret günler.
Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil,
Güneş'in çiçekleri dolduracak yüreğini.


[Nazım Hikmet Ran]

s.onsuz
06-04-2010, 18:48
ACILARA TUTUNMAK

acı çekmek özgürlükse
özgürdük ikimiz de
o yuvasız çalıkuşu
bense kafeste kanarya
o dolaşmış daldan dala
savurmuş yüreğini
ben bölmüşüm yüreğimi
başkaldıran dizelere

kavuşmak özgürlükse
özgürdük ikimizde
elleri çığlık çığlık
yanyana iki dünya
ikimiz iki dağdan
iki hırçın su gibi
akıp gelmiştik
buluşmuştuk bir kavşakta
unutmuştuk ayrılığı
yok saymıştık özlemeyi
şarkımıza dalmıştık
mutluluk mavi çocuk
oynardı bahçemizde

aramakmış oysa sevmek
özlemekmiş oysa sevmek
bulup bulup yitirmekmiş
düşsel bir oyuncağı
yalanmış hepsi yalan
sevmek diye birşey vardı
sevmek diye birşey yokmuş
acılardan artakalan
işte bu bakışlarmış
kuğu diye gözlerimde
gün batımı bulutlarmış
yalanmış hepsi yalan
savrulup gitmek varmış
ayrı yörüngelerde


acı çektim günlerce
acı çektim susarak
şu kısacık konuklukta
deprem kargaşasında
yaşadım birkaç bin yıl
acılara tutunarak
acı çekmek özgürlükse
özgürdük ikimizde






Hasan Hüseyin KORKMAZGİL

s.onsuz
06-04-2010, 19:22
ACIYI BAL EYLEDİK

«pir sultan ölür dirilir»

bak şu bebelerin güzelliğine
kaşı destan
gözü destan
elleri kan içinde

kör olasın demiyorum
kör olma da
gör beni

damda birlikte yatmışız
öküzü hoşça tutmuşuz
koyun değil şu dağlarda
san kendimizi gütmüşüz
hor baktık mı karıncaya
kırdık mı kanadını serçenin
vurduk mu karacanın yavrulusunu
ya nasıl kıyarız insana

sen olmasan öldürmek ne
çürümek ne zindanlarda
özlem ne ayrılık ne
yokluk ne yoksulluk ne
ilenmek ne dilenmek ne
işsiz güçsüz dolanmak ne
gün gün ile barışmalı
kardeş kardeş duruşmalı
koklaşmalı söyleşmeli
korka korka yaşamak ne

kahrolasın demiyorum
kahrolma da
gör beni

kanadık toprak olduk
çekildik bayrak olduk
döküldük yaprak olduk
geldik bugüne

ekmeği bol eyledik
acıyı bal eyledik
sıratı yol eyledik
geldik bugüne

ekilir ekin geliriz
ezilir un geliriz
bir gider bin geliriz
beni vurmak kurtuluş mu

kör olsanı demiyorum
kör olma da
gör beni

HASAN HÜSEYİN KORKMAZGİL

s.onsuz
06-04-2010, 19:29
Karanlık

bir mum var gecenin karanlıgında,
ışıl ışıl yanıyor
mahallenin ara sokaklarında.
tam sönmeye gelecek,
istese de bırakamıyor o illeti...
ve sonunda!
son titreyen ateşi de sönüyor
ya bir inşaatta...
ya da mesken ettikleri o banklarda.

Seyit Akpınar


siirler sadece aşk ı ayrılıgı anlatmıyor

`Çürük Vişne
06-04-2010, 23:04
Meydan yerinde kampana vurdu.
Nerdeyse koğuşların kapıları kapanır.
Bu sefer hapislik uzun sürdü biraz:
8 yıl...

Yaşamak ümitli bir iştir, sevgilim.
Yaşamak: Seni sevmek gibi ciddi bir iştir.


Nazım Hikmet

Merhamet Apartmanı
07-04-2010, 00:47
Önce kırdı elindeki bardağı
Karıştı su ile kan.
Akıyordu içindeki pislik soğuk taşın üstünden
Bir tekme attı ki taşa
Tüm pislikler yüzüne sıçradı.
Bir zamanlar içindekiler,şimdi yüzündeydi.
Aynaya baktı.
Dayanamadı..
Orda yaydı tüm vücuduna yüzündekini..

F.Y

Vız Vız BuBu
07-04-2010, 01:06
Kimi sevsem sensin, hayret
Sevgin hepsini nasıl değiştiriyor
Gözleri maviyken yaprak yeşili
Senin sesinle konuşuyor elbet
Yarım bakışları o kadar tehlikeli
Senin sigaranı senin gibi içiyor
Kimi sevsem sensin, hayret
Senden nedense vazgeçilemiyor
Her şeyi terk ettim, ne aşk ne şehvet
Sarışın başladığım esmer bitiyor
Anlaşılmaz yüzü koyu gölgeli
Dudakları keskin kırmızı jilet
Bir belaya çattık, nasıl bitirmeli
Gitar kımıldadı mı zaman deliniyor
Kimi sevsem sensin, hayret
Kapıların kapalı girilemiyor
Kimi sevsem sensin, senden ibaret
Hepsini senin adınla çağırıyorum
Arkamdan şımarık gülüşüyorlar
Getirdikleri yağmur, sende unuttuğum
Hani o sımsıcak iri çekirdekli
Senin gibi vahşi öpüşüyorlar
Kimi sevsem sensin, hayret
İn misin cin misin anlamıyorum

Attilla İlhan

zeytinyldz
07-04-2010, 01:08
SENİ İNTİHAR ETTİM

Deli dolu geçtik ateş hatlarından
Sevgim korkuyla beraber büyüdü içimde
Sevdikçe korktum
Korktukça daha çok sevdim
Er geç birbirini boğacaktı bu duygular, biliyordum
Neden sonra farkına varıyor insan
Ayağına takılan bütün taşları
Yoluna kendi döşediğinin

Senin yarınlara inancın benden yüklüydü
Daha cesaretliydin
Planı çatılmamış yarınlara ektiğin umutlar
Er geç açacaktı, biliyordun
Deli sevdalı çocuk ruhumun
Nicelerinin uğruna kıyametler kopardığı
Değersiz değerlere sırt dönmüş, güvenli saflığında
Bir sonsuzluk buldun kendine
Ve hayatımızın resimlerini çizdin duvarlarımıza
Sonra birden
Yeşil bir kentte
Ilık bir yaz gecesine astın beni

Sevdalı ömrümün dakikası beş para etmedi
Ödedim
Cümlelerim seni taşımaktan yorgun düştü
Son sözün
Ve son anın efendisi olmaya bilenmiş yüreğine yenildim
Geçmişten nefes alıp geçmişe nefes verdim
Anılar kemirdi yüreğimi
Felç oldu hislerim
Zamanın çoktan dibe çöktüğü kum saatimin belinden
Tek bir saniye bile süzülmüyordu
Ters çevirmeye cesaretim yoktu
Çünkü yeniden başlayacak bir hayatın
Korkağı olmuştum

Aşkların sonrasında hüzün vardır
Ya sen hüznü boğarsın
Ya da hüzün seni boğar
Ama birisi kanatlarını kırarsa eğer
Yaralı kuş rolüne soyunacağına
Yürümeyi denemelisin
Hayata dönmelisin

Bunları düşünebilmek bile kendime dönüşümdü
Ve sonunu infaz ediyordu içimde
O gece yüreğimden sağ çıksaydın eğer
Ölen ben olurdum
O gece
Hayatın lekesiz bir anında
Seni intihar ettim
Şimdi katil benim


Artık güncemde bir boşluksun
Yavaş yavaş taze anıların altına gömülüyorsun
Ve sana ait sandığım her şeyin
Aslında benim olduğunu öğreniyorum
Hiçbir duygunun tek ilhamı değilsin
Kendimi keşfettikçe
Seni kaybediyorum
Ve ufkuma sensizliği
Korkusuzca geriyorum!

_KAHRAMAN TAZEOĞLU_

efulim08
07-04-2010, 05:58
Seni Düşünmek

Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey,
Dünyanın en güzel sesinden
En güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey...
Fakat artık ümit yetmiyor bana,
Ben artık şarkı dinlemek değil,
Şarkı söylemek istiyorum.

Nazım Hikmet

_denizkabugu_
07-04-2010, 11:26
Hayır sus!
Gitmeni anlarım ama sus!
Bahanelerini cüzdanına kaldır..
Gitmek zorundayım'la başlayan cümlelerini ağzının
içine topla..
Küçükken öğrenememişsin!
Ağzında yalan varken konuşma..

Ö.ASAF

g.nur_gef
07-04-2010, 12:28
SİTEM

Önde zeytin ağaçları arkasında yâr
Sene 1946
Mevsim
Sonbahar
Önde zeytin ağaçları neyleyim neyleyim
Dalları neyleyim.
Yâr yollarına dökülmedik dilleri neyleyim.

Yâr yâr!.. Seni kara saplı bir bıçak gibi sineme sapladılar
Değirmen misali döner başım
Sevda değil bu bir hışım
Gel gör beni darmadağın
Tel tel çözülüp kalmışım.
Yâr yâr
Canımın çekirdeğinde diken
Gözümün bebeğinde sitem var


BEDRİ RAHMİ EYÜBOĞLU

musaıt yerde
07-04-2010, 14:06
Bir martı gibi olmak isterdim anne
Denizin üstünde batmadan durmak
Hırçın dalgalara karşı koymak benliğimle
Ve özlemleri taşımak küçücük yüreğimde

Bir martı gibi olmak isterdim anne
Gün batımına doğru uçmak hep ümitle
Ve yeni doğan günü selamlamak
Yeni doğan güne insanları taşımak çığlıklarımla

Bir martı gibi olmak isterdim anne
Göz ala bildiğince yükselmek gökyüzünde
Ve sonra süzülmek duygularımın derinliklerine
Kendimi görmek isterdim sevdiiğimin gözlerinde

Br martı gibi olmak isterdim anne
Görünmek isterdim yeni doğan günün ufuklarında
O lekesiz beyazlığımla fark edilmek
Aslında ben sevdiğim gibi sevilmek isterdim anne

Martı gibi hayata tutunana..

musaıt yerde
07-04-2010, 14:10
Tatlı bir tebessüm kondurmuşsun yanaklarına
Söylenmesi gereken söz kalmamışcasına
Bir zamanları anarcasına
Tatlı bir tebessüm kondurmuşsun yanaklarına

Yıllarca unutulan o insanlığa,
Çekilen sıkıntılara,
Acılara, hasrete, özleme inat
Tatlı bir tebessüm kondurmuşsun yanaklarına

Sözün bittiği yerdeyiz artık
Kelimeler kar etmiyor
Her şeye inat yaşamak için
Tatlı bir tebessüm kondurmuşsun yanaklarına

Doğu incisine :)

_denizkabugu_
07-04-2010, 14:37
Bana yolun seç diyorlar
Bozuk yolu seçer miyim
Seçemezsen geç diyorlar
Ben yolumdan geçer miyim
Kimi batı kimi doğu
Kuzey güney hepsi doğru
Kim seçer ki bozuk yolu
Benim yolum bana doğru
Hiç yolumdan döner miyim...

Bana yarin seç diyorlar
Vefasız yar seçer miyim
Seçemezsen geç diyorlar
Geç desen de geçer miyim
Kimi tatlı buğday tenli
Kimi mahmur dudu dilli
Kimi esmer nokta benli
Ben bulmuşum nazlı yari
Geç desen de geçer miyim...

Sevdiğini al diyorlar
Alsam bile yar yeter mi
Var yoluna git diyorlar
Bir yol ile iş biter mi
Bir karış da toprak gerek
Üstüne ev kurulmalı
Yar içinde oturmalı
Barış demek toprak demek
Ben kendimi verir miyim

Eğri eğri doğru doğru
Eğri büğrü ama yine de doğru...

Ö.Ö. abimden alıntıladım kendisine mi ait başkasına mı bilmiyorum...=)

_denizkabugu_
07-04-2010, 14:40
Karanlık düşürmüş ayını masmavi denizin üstüne...
Her yakamoz...
İçimde her geçen büyüyen inançlı sevdamın sevinçli ezgilerinde,
sana dökülüyor kelimelerim...



Kalbimin çıkmaz sokaklarına düşen bir ışıksın sen sevgili...
Gece tüm karanlığıyla gelirken üstüme üstüme,
bir gülüşünle aydınlanıyor siyaha kesmiş odam...
Koynuma dolduruyorum seni yıldız yıldız...
Bir sözünle duruluyor hırçın dalgalı KARADENİZ'im...

SENİ SEVİYORUM...



Özgürlük rengi gülüşler afişliyorum kentimin duvarlarına...
Soysuz vakitlerin darağacına asıp
kanlı cam kırıklarıyla dolu geçmişimi,
tek hamlede infaz ediyorum ihanete yenik acılarımı..

ŞAH diyorum işte kanayan yerlerime.
umudun direnciyle ördüğüm KALE'lerin aşılmaz yüksekliğinde,
MAT ediyorum çirkinlik şahı sancılarımı..
başı dumanlı dağların sevdayla emzirdiği
cesur (b)akışlı coşkun bir nehir dökülüyor KARADENİZ'ime...
Tepeden-tırnağa AŞK kesiliyorum (b)akışının karşılığı...




Seni umudumla,seni direncimle,
seni tüm kalbimle seviyorum sevgili...
Taşa değmesin diye yola çıkmış düşlerin,
her gün mıntıka temizliği yapıyorum yollarına...
Düştüğün Uzlet_i sancılara koşturuyorum tüm varlığımı...
Seferberlik ilan ediyorum içimde...
Gece yarılarında,kulağıma fısıldadığın AŞK kokan sözlerle
huzur dolu uykulara uyuyor ruhum...

SENİ SEVİYORUM




Sabahları açtığım gözlerime
günaydın oluyor gülümseyen yüzün...
Sularımda dürülen dalgalarım tarıyor kumral saçlarını...
AŞK (b)elâ'sıgözlerini bir dem unutmuyorum
yalnızlığımın en ağır zamanlarında bile...



Seni yüreğimle,seni düşlerimle,
seni dilimdeki türkülerle seviyorum sevgili...
İçtiğin sigaranın dumanındaki halkalara asıyorum özlemlerimi...
Bir uzun hava gibi soluksuz çekişini izliyorum kendimi...
ve altıgen kül tabağında sönüşümü...

Seni canımla,seni kanımla,
seni tüm varlığımla seviyorum sevgili...
İhanet düşmüş düşlerimizin karanlığında;
tedirgin zamanlardan çekip çıkardık bu sevdayı...
Sen acılarına ağlıyordun,
ben tenimde unutulan yangınlarda yanıyordum...
buluştuğumuz kavşakta bakınca gözlerine,
yok saydım tüm acılarımı(zı)...



Şimdi bir koluma özgürlüğümü,
diğerine seni takıp yürüyoruz sokaklarda...
Tanı(ya)madığımız hain yüzleri ardımızda bırakarak...

Seni bedenimle,seni ruhumla,
seni (c)esaretimle seviyorum sevgili...



Dilim(iz)de ıslıkla söylenen sevda türküleri :

"DEMİR KAPLARI YAKIP GELDİM...
ALEVLERİM İSYANDIR...
UMUDU KUŞANIP GELDİM...
SICAKLIĞIM SEVDAMDIR..."



Hasan Karadeniz

GÖZDE_AHMET
07-04-2010, 15:12
Gülün İlkesi
.
Dağa çizilmiş resimdir
Bir çocuğun babası olmak
Yakından bakınca anlaşılmaz
Uzaktan belli eder kendini.

Taşrada yalnız yaşamaktır
Bir çocuğun babası olmak
Atlarla çarşıya girince köylüler
Upuzun bir turna katarı
Sonbaharın altını çizer.

Radyoda uygun bir istasyon aramak
Aynanın önünde yılların tortusunu taramak
Hep aynı dalda açmaktan yorulmak
Başka nedir, bir çocugun babası olmak?

Gülün ilkesidir vaktinde solmak.
.
Salih Bolat

kardia_86
07-04-2010, 16:50
Bana yolun seç diyorlar
Bozuk yolu seçer miyim
Seçemezsen geç diyorlar
Ben yolumdan geçer miyim
Kimi batı kimi doğu
Kuzey güney hepsi doğru
Kim seçer ki bozuk yolu
Benim yolum bana doğru
Hiç yolumdan döner miyim...

Bana yarin seç diyorlar
Vefasız yar seçer miyim
Seçemezsen geç diyorlar
Geç desen de geçer miyim
Kimi tatlı buğday tenli
Kimi mahmur dudu dilli
Kimi esmer nokta benli
Ben bulmuşum nazlı yari
Geç desen de geçer miyim...

Sevdiğini al diyorlar
Alsam bile yar yeter mi
Var yoluna git diyorlar
Bir yol ile iş biter mi
Bir karış da toprak gerek
Üstüne ev kurulmalı
Yar içinde oturmalı
Barış demek toprak demek
Ben kendimi verir miyim

Eğri eğri doğru doğru
Eğri büğrü ama yine de doğru...

Ö.Ö. abimden alıntıladım kendisine mi ait başkasına mı bilmiyorum...=)

barış manço söylüyor ama sözler barış manço ya mı ait bende onu bilmiyorum..bilen varsa söylesin :)))

__kübra_a__
07-04-2010, 17:05
Hayat Mayat diyorlar
Benim gözüm Mayatta
Hayatın eksiği var
Hayat eksik Hayatta

Takınsam kanat manat
Kuş, Muş olup seğirtsem
Bomboş Vatana inat
Matana doğru gitsem...

Dream_demons
07-04-2010, 22:06
Kendinden birşeyler kattın
Güzelleştirdin ölümü de
Ellerinin içiyle aydınlattın
Ölüm ne demektir anladım

Yer değiştiren ben değildim
Farklılaşan sendin
Sendin bana gelen aynalarla
Sendin bana gelen sendin

Artık ölebilirdim
Bütün İstanbul şahidim
Ben kandan elbiseler giydim
Bundan senin haberin var mı

Ben kandan elbiseler giydim/ Sezai Karakoç

-stardust-
07-04-2010, 22:44
_BİLİR MİSİN?_
Tam sınırdan kaçarken vurulmak nedir bilir misin?
Nöbetçiler ha gördü, ha görecek
Parmaklarının ucu dikenli tellere değdi değecek...
Ama... Bir adım daha atamazsın.
Uzanıp tutamazsın;
Göz pınarlarında donup kalır hayallerin
Planların, kaçışın, kurtuluşun
Ve deler sevgi dolu yüreğini
Sevgi bilmeyen bir kurşun.
Bir okyanus da boğulmak nedir bilir misin?
Batan bir gemiye el sallayamamak,
Oturup ağlayamamak,
Birkaç kulaç ötedeki
Bir tahta parçasını tutamamak,
Nedir bilir misin?
Sevmek nedir bilir misin?
Bir şeyler tutuşur yüreğinde kıpır kıpır
Bütün benliğini sarar, ısıtır.
Her gülüşte yeniden doğarsın
Ve bin kere ölürsün her iç çekişte
Nasıl anlatsam bilmem ki.
Yani "sevmek" işte.
Duymak nedir bilir misin?
Duymak, ama anlatamamak
Çemberini kıramamak kelimelerin.
Tam dilinin ucuna gelmişken söyleyememek
"Seviyorum" diyememek
Yani ölümü yaşamak nedir bilir misin?
Ümit Yaşar OĞUZCAN

:(

Sevdiye_15
07-04-2010, 23:50
...
Vurun ulan,
Vurun,
Ben kolay ölmem.
Ocakta küllenmiş közüm,
Karnımda sözüm var
Haldan bilene.
Babam gözlerini verdi Urfa önünde
Üç de kardaşını
Üç nazlı selvi,
Ömrüne doymamış üç dağ parçası.
Burçlardan, tepelerden, minarelerden
Kirve, hısım, dağların çocukları
Fransız Kuşatmasına karşı koyanda
...

Ahmed Arif

vişneçürüğü
08-04-2010, 00:28
Nezaket Ziyareti

Çarpıp da kapıları yüreğimden çıkarken
Dalgınlıkla anahtarı içerde unutan, değil misin ?
Tüm çilingirler grevde benim şansıma
Eski sevdalarımın ortasında kapana kısıldım
Rica etsem arada bir sensizliğimin hatrına
Hiç olmazsa bir defalığına
Zile basıp, hâlâ kendimde miyim bir bakar mısın ?

Aşk, hırsızlığa girdiğin evde Tanrı misafirliği biraz da…


Özgür Gümüşsoy

musaıt yerde
08-04-2010, 13:04
Aysel git başımdan ben sana göre değilim
Ölümüm birden olacak seziyorum.
Hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
Aysel git başımdan istemiyorum.

Benim yağmurumda gezinemezsin üşürsün
Dağıtır gecelerim sarışınlığını
Uykularımı uyusan nasıl korkarsın,
hiçbir dakikamı yaşayamazsın.
Aysel git başımdan ben sana göre değilim.
Benim için kirletme aydınlığını,
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim

Islığımı denesen hemen düşürürsün,
gözlerim hızlandırır tenhalığını
Yanlış şehirlere götürür trenlerim.
Ya ölmek ustalığını kazanırsın,
ya korku biriktirmek yetisini.
Acılarım iyice bol gelir sana,
sevincim bir türlü tutmaz sevincini.
Aysel git başımdan ben sana göre değilim.
Ümitsizliğimi olsun anlasana
hem kötüyüm, karanlığım biraz, çirkinim.

Sevindiğim anda sen üzülürsün.
Sonbahar uğultusu duymamışsın ki
içinden bir gemi kalkıp gitmemiş,
uzak yalnızlık limanlarına.
Aykırı bir yolcuyum dünya geniş,
Büyük bir kulak çınlıyor içimdeki.
Çetrefil yolculuğum kesinleşmiş.
Sakın başka bir şey getirme aklına.
Aysel git başımdan ben sana göre değilim,
ölümüm birden olacak seziyorum,
hem kötüyüm, karanlığım biraz, çirkinim.
Aysel git başımdan seni seviyorum...

Atilla İlhan

Aspurçe'ye..

GÖZDE_AHMET
08-04-2010, 13:56
Mırıldanmalar
.
I

içimden dedim beraber yürüyelim olur mu
varsın gemilerimizi taşıyamasın sular
varsın yarı yolda uyuya kalsın
bize gönderilen bahar

içimden dedim beraber yürüyelim olur mu
varsın gölgemiz olsun hüzün
dilediği gibi uzatsın canevimize ayaklarını
varsın annemiz olsun tütün
hayat daha sert vursun yumruklarını

II

içimden dedim ilmeği kaçmış bir hayat bizimkisi
nedir alnımızdan öpmek için izimizi süren
kalmış mıdır kalesi düşmüş bir şehrin cazibesi
nedir yalnız bize yakışan bu serüven

bu serüven ki
bizden biri yaptı sırtımızdaki hançeri
ve terketti bizi huzur denen sevgili
kalakaldık, şaşkınlığın avuçlarında
billur bir kuş gibi

III

içimden dedim gömülü bir ırmağın yalnızlığıdır bu
beraber yürüyelim olur mu…
.
İbrahim Tenekeci

GÖZDE_AHMET
08-04-2010, 14:08
Cem Gibi
.
-Mehmet Müfit'e



Gün soldu, eteklerinde kızıl pırıltılarla damlarken su
Gecenin yenik bahçesinde dolaştım, sarı bir yağmurdu
Bitip tükenmeyen kayalıkların ortasında mahsur
İçimde titrerken anılar ve kaçışın bakır kokusu
Çocukluğum bir taht odası, Bursa'da yenik sultanlığım
Bütün kapılar kapanmış, bütün kapılar sur
Döndüm, ardımda yansıyan o büyük aynayı gördüm
Varlığın ve hiçliğin kaynaştığı, göçebe yağmur.
Gün soldu, eteklerinde kızıl pırıltılarla damlarken su
Vardığımda yoktu bütün kapılar, iskele, gün batımı
Rodos'a doğru batık tekneler. Kadırgamın şişmiş
Tahtalarında çırpınan rüzgârı
Duydum, yüzümün büyük sularına çizilen.

Ta orada yüksek dağlar, bu dik ve acılı yol
Bir at kişnemesi, yağız gül kokusu
Çökmüş tapınakların altında gizli geçitler
Ve küflü mahzenlerinde taşlaşmış ölüler korosu
Giden kim? bu ilkyaz şafağında yolcu edilen habersiz
Beyaz kefenlerinde bürünmüş yürüyen bakirelerle.

Birden şimşek! ve göründü ve yokoldu kapılar
Yenilgi ve acı, kaçış ve sürgün. Zamanın yitik
Aynasında tüterken yalnızlığın bakır kokusu
Alnıma dökülmüş bu ilenç, bu belirsiz yolculuk
Duydum etime değişini bin kızgın demirin
Karanlık mazgallarından sarkan gövdemin...
Bir ilkyaz şafağında kurban edilmişliğim.

Birden yağmur! ve yüzümün yarısı akıp gider
Benim gözlerim yok, kurşun! sıcak ve ağdalı yüzgörümlüğüm
Issız oyuklarında derin uğultularıyla rüzgâr
Gözlerimin ıssız oyuklarında... Sıra kimde?
Batık teknemin suya gömülmüş ahşap direklerinde
Asılmış tüm yolcularım. Celal'im! Sinan'ım!
Bu deniz nereye gider, bir biz kaldık
Ve yağmur tüm kapıları siler.

Ben Cem, daha dün yarım imparatordum
Kestirdiğim paralarda soldu vücudum
Öldüm binlerce ölümle, kıyıya vuran cesedime baktım
Yağlı urganlar bağlayıp boynuma (iskele, günbatımı
Rodos'a doğru batık tekneler) yürüdüm, artık
Bana bu dünyada yer yok
Ne saray, ne köşk; ne rütbe, ne taht
Ağabey el ver yanına geleyim
Al beni, sonra istersen boğdur
Bir yanım zifiri karanlık, bir yanım... birden yağmur!

Günler bir ormanın sessiz çığlığına gömüldü
Kendi içine düşen dipsiz kuyulara. Cesaret:
Gözbebeklerimin içindeki karanlık ülke
Perili... ve hiç varılmayacak.

Gün soldu, eteklerinde kızıl pırıltılarla damlarken su
Bir at kişnemesi, yağız gül kokusu
Vardığımda yoktu bütün kapılar.
Ben yitik zamanın altında kaldım
Silindi kapılar ben dışarda kaldım
Bu soğuk, bu kimsesiz karanlıkta
Yalnızım, ellerimden başka yok fenerim.
.
Tuğrul Tanyol

queenkafein
08-04-2010, 14:39
Son Söz Söylenmedi

Son söz söylenmedi bu aşkta!
Öldürmediysen beni içinde henüz,
Ki yapmamışsındır bilirim.
Gömerken beni! Son kez içinden seni seviyorum de.
İnançsız gitmesin aşkımız…

Oldu, işte bizde geçmiş olduk.
Bir aşkın daha üstünü örtüp,
Göz kapaklarını ellerimizle kapattık.
Bizde güzel günleri bittikten sonra anladık,
Artık yokluğumuzla yaşayıp;
Birbirimizin adını duyduğumuzda
Önümüze bakıp vicdanımızı kanatacağız.
Artık biz sizli bizli olacağız.

Ceyhun Yılmaz

queenkafein
08-04-2010, 14:44
Kabuğunu koparmadan
ne bir elmayı soyabildim
ne de iyileştirebildim bir yaramı
ama karşıma çıkınca
kızmadım hiç elma kurduna
bendim çünkü bıçağı saplayan
onun yurduna
Şair diyorlar benim için
bilmiyorum oysa
her şiire konmalı mı uyak
her yere nedense
konamıyor teyyare
hay dilimi
arı türkçe soksun; uçak
Kaptan olmak isterdim
aynanın karşısında
eski bir sinema yıldızı
gibi ağlayan
İstanbul'un hatlarında
bir fırça hafifliğiyle gidip
gelen vapurlara
Eskimo bir şair dokunuyor omuzuma
ve Kız Kulesi'ni göstererek
bırak artık diyor üzülmeyi
yedi tepeli bu şehirde
şiir okunacak tek yer
elbette denizin ortasındaki
şu küçük buz dağı
Terzi olsa da babam
sökük dikmesini beceremem
beni yalnızca sen anlarsın
iğnenin deliğinden geçsin
diye ipliklerin
bir anlık ıslatıldığı dudaklara
takılıp kalan annem

Sunay AKIN

GÖZDE_AHMET
08-04-2010, 14:45
Süveyda***
.
Kalbimdeki basîret ve olgunluk beneğim,
Ne olursun, tut beni, tut belimden süveyda.
Sen gözümün bebeği, sen ki sevda meleğim,
Dehlizlere düşmeden tut elimden süveyda.

Şu kararan kalbimin kardan beyaz noktası,
Kim demiş kara diye, sen ki sevda ustası?
Sana kara diyenin mürekkebi, hokkası,
Dökülmesin üstüme, tut kolumdan süveyda.

Mehtabın yansıması, kara değil ak yüzlüm,
Nasıl ısıttın, nasıl, güneşe hasret özlüm?
Yakıyorsun gönlümü kömürden kara gözlüm,
Sönmesin bu yangınım, tut selimden süveyda.

Gönül pâyitahtıma vekil kıldım seni ben,
İster yaşat sevdanla, öldür beni istersen,
Yeter ki hiç dokunma ateş oluyor bu ten,
Yüzüyorum alevde, tut salımdan süveyda.

Uykuyla uyanıklık arasında bir yerde,
Sıkışıp kalmaktayım nedense her seferde,
Kurtarmak için beni, haydi haykır yeter de!
Baharlarım kaçıyor, tut dalımdan süveyda.

Mısralarım tutuklu dudaklarım kilitli,
Açılmayan kapılar açılmaya niyetli,
Anahtarım sendedir, bu can sana akitli,
Dökülsün gönül sesim, tut dilimden süveyda.

Geçti rahvan saatler tutamadım dünümü,
Bırakma tuzaklara, set ol da kes önümü,
Yardım et ne olursun kurtarayım günümü,
Esiyorum gün be gün, tut yelimden süveyda.
.
Sergül Vural

GÖZDE_AHMET
08-04-2010, 14:46
İtiraf
.
Benim küçük misafirim gel!
Şüphenin en güzel oyunu başlıyor şimdi gecede,
Kapımı neden aralık bırakıp kaçtın?
Ben seni ve gurbeti düşündüm,
Bütün şiirlerinde.

Artık her şeyi biliyorum, her şeyi,
Sizler ey! Sevilmeyi lâyık olan unuttuklarım.
Ben neler anlattım bilseniz tarla kuşlarına,
Maviliklerin koynunda şimdi,
Tertemiz itiraflarım.

Sonra bir sokak fenerinin altında
Bana neden yaşadığımı hatırlattılar yine
her gece yolumu bekleyen dostlarım,
Neler anlatmak isterdim, o insalara neler,
Hepsinin unutmuş beceriksiz dudaklarım.

(Sayı 210, 1 Nisan 1942)
.
Fethi Giray

GÖZDE_AHMET
08-04-2010, 14:47
**Mürekkebi Mor
.
Kurgu… Zaman batığı
Rüzgâr
Masallaşan laf gemisine
Vuran fırtına
Kayıp saat kadranı

Eskinin adresi açık
Mektuplarına
Yazınsal bir tarih sayfası
Karanlığın bilinmezinde
Mürekkebi mor
Cisimselliğim
Tutkallaşan ismi kelamım

Zarfına sığınak
Yolum
Yolcudan düşen izde
Yaprakları kırıyorum
Kırılıyorum adımlarımla
Kemikleşen kaygılar gibi
Suskun gölgelerine zamanın
Vuruyorum gözlerimi

Akıtılan
Tutkal kokusu elimde
Mürekkebi mor
Bir zarf içinde açık adresim.
.
Ümmügülsüm Ceran
---------------------------------------------------------
Duyuru
.
Aşk vuslat dergahında aklı post eylemektir
Gönlüne yatmıyorsa bu sevdadan ırak dur
Ölümsüz tutkulara canı dost eylemektir
Hoşuna gitmiyorsa bu sevdadan ırak dur

Bu sevdaya talipsen dertten kurtulmaz başın
Candır yolda azığın gamdır yol arkadaşın
Ve sonunda ödül yok bu mukaddes savaşın
Soluğun yetmiyorsa bu sevdadan ırak dur

Gün olur merhem olmaz yaramıza her deva
Bu sevdaya adanmış canda ölüm bedava
Yüreği kırka bölen bir hançerdir bu dava
Bağrına batmıyorsa bu sevdadan ırak dur

Bu yolun yolcusundan gün gelir can isterler
Yurda kurban isterler bayrağa kan isterler
Nice tehlikelerden yılmaz iman isterler
Nabzın gür atmıyorsa bu sevdadan ırak dur

Bu devleti bu yurdu candan aziz bilmeye
Mutluluğa ağlayıp ölümlere gülmeye
Yunus gibi yaşayıp Kürşat gibi ölmeye
Yüreğin tutmuyorsa bu sevdadan ırak dur
.
Talat Ülker
--------------------------------------------------
AY da VURUR
.
Bir küstüm çiçeğidir, ergenliğe soyunmamış yalnızlıklar.
Hem herkes, hem her şey olmaya hazır, hem hiç bir şey olmamaya kararlı,
Öyle kırılgan dururlar.
Büyür üstlerinde gece,
Belki bir Kaş mavisi kadar korkunç ve güzel gökyüzü,
Dünyanın çatısına gerili delik deşik bir örtü,
Uzar, uzar,uzar…

Belki şimdi, en ağır zamanında ömrün,
Sıyrılır yatağından, ki gün görmemiş karanlığıdır,
Çıplak bir mavi kadın,

Hiç sevilmemiş,

Portakal çiçeği toplar:

Güz geçer ömründen, tenimde kokusu var,
Anlamıyor musun,
Savrulan sarışın yapraklar gibiyim?

Dokun bana,
Gözlerim bir insan sıcaklığı özler,

Konuş,
Ben, bütün beden dillerini bilirim.

Biterse ses,
Ay boşalır yuvasından dökülür suya,
Tek bir keman çalmaz,
Mum söner, söner aydınlık,
Dağılır dört bir yana iç kanatıcı bir kırılganlık;
Ay yanar, su yaralar...

Ölür gece,
Sevdam kanar.

Ay vurur, ay parçalar...
.
Şenol Yazıcı
--------------------------------------------
Bir Aşkın Başlaması
.
bir aşkın başlaması:
ruhla yontulması sert bir ağacın

bir anahtar sessizce açar doğayı
bir la sesi başlatır fırtınayı
çeker bıçağını hırçın rüzgar
hızla çevirir yıpranmış sayfayı:
bir aşkın başlaması

ne süzülürse içine ince bir dalın
serinlikler onu gezdirir yüreğinde
son ışığın peşinde olan yolcular
yaşamı asarlar günün ucuna
kısık bir sesle başladıkları şarkı:
bir aşkın başlaması

kendini ıssız zamanlarda yitirip
ışığın sonunu arayanlar
yağmuru sevinçle karşılarlar her zaman
bütün bildiği budur hayatı anlayanların
yırtılmış sayfanın yerine yapıştırılması:
bir aşkın başlaması

unutulan her güzellik geçmişe karışmaz
yeni güzelliklere eklenir bazısı
bu yüzden en güzeldir en son sevilen
bütün güzellikleri kendine birleştiren
ırmakları, okyanusları, bitimsiz yağmurları
bir güz sabahı kapınıza getiren!
böyle zamanlarda güzeldir bir şarkıyla uyanması
uykunuzu titretir uzadıkça la sesi ince
kadının ayakları suya değince:
bir aşkın başlaması

ipekler altında kabaran göğüslerin tadıyla
gizine erişilmiş sevişmelerin yeni zamanları
bütün hayatı içerecek,
o garip hışırtının böceği aranacak her köşede
anlamsız sayılacak sonra
ışıkların kırgınlıklara kırılarak yansıması...
eşyalar birbirine karışmış
mutluluk kendini mahzende unutmuş olacak,
böyle bir tablonun usulca indirilmesi duvardan:
bir aşkın başlaması

yeni şeyler ezberlemenin yanlışlığı
bilgiye sığınmak ve kutsamak katılığı
gümüş bir gemiyi getirmek diplerden
savrulan bir uçurtmayı gökte unutmak
doğayı değiştirmek temiz sulara eğilirken
gümüş bir gemiyi diriltmenin yanılsaması
zamanın akışını hızlandırmak:
bir aşkın başlaması

en sonra:
birdenbire eski yağmurları anımsamak
kırmızı sincapların eskimeyen sıçrayışlarında
okyanusun esnek akışlarında
altın renkli bir balığın sırtında dalgalanmak
en eski çağların güne kavuşan hızında
yırtık albümlerin yeni resimlerle yamanması
kalbin yenilgileri kanıksaması
enginlere açılması gülümseyerek
titrek günler içinde kırışmalarla:
bir aşkın başlaması

szahal 17.12.2002
.
Baki Ayhan

queenkafein
08-04-2010, 14:51
Biliyorum Sana Giden Yollar Kapalı

Biliyorum sana giden yollar kapalı
Üstelik sen de hiç bir zaman sevmedin beni

Ne kadar yakından ve arada uçurum;
İnsanlar, evler, aramızda duvarlar gibi

Uyandım uyandım, hep seni düşündüm
Yalnız seni, yalnız senin gözlerini

Sen Bayan Nihayet, sen ölümüm kalımım
Ben artık adam olmam bu derde düşeli

Şimdilerde bir köpek gibi koşuyorum ordan oraya
Yoksa gururlu bir kişiyim aslında, inan ki

Anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi
Ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği

Kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda;
Hangi şarkıyı duysam, bizimçin söylenmiş sanki

Tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor
Nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini

Çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu;
Bağışla bir daha tekrarlanmaz hiçbiri

Rastlaşmamak için elimden geleni yaparım
Bu böyle pek de kolay değil gerçi…

Alışırım seni yalnız düşlerde okşamaya;
Bunun verdiği mutluluk da az değil ki

Çıkar giderim bu kentten daha olmazsa,
Sensizliğin bir adı olur, bir anlamı olur belki

İnan belli etmem, seni hiç rahatsız etmem,
Son isteğimi de söyleyebilirim şimdi:

Bir geceyarısı yazıyorum bu mektubu
Yalvarırım onu okuma çarşamba günleri

Cemal Süreyya


Teşekkürler Ceyhun Yılmaz :)

queenkafein
08-04-2010, 14:55
Büyümemiş Bir Kız Çocuğu

Bir gün sende anlayacaksın
kalabalıklardan kaçıp
dizlerini karnına kadar çekip ağlayacaksın
işte o an özleyeceksin
eski sevgilini değil
pili bitmiş oyuncak ayını
yanından ayırmadığı,yatarken sarıldığın saflığını
tel sarar kızıma tel sarar diyen babana benzemeyecek her erkeğin gözleri.
o küçük kız çocuğu değilsin artık
ama birgün sende ağlayacaksın!
kenarları dantelli elbisesiyle
saçlarını ördüğün oyuncak bebeğini
nereye koyduğunu hatırlaman gerektiğini anlayacaksın!
tel sarar kızıma tel sarar diyen babana benzeyemeyecek her erkeğin gözleri.

Ceyhun Yılmaz

Gilda
08-04-2010, 15:01
Her ben, dolaylı bir şekilde bir seni anlatış, bir senden yakınıştır.
Çünkü benim yerim seninle onun arasındadır.
Ve o değildir bana yakın olan, sensin.
Ben ben olsam dilbilgisi kitaplarındaki tekil şahıs zamirlerini şu
sıraya göre düzenlerdim.
Sen, ben, o!
Başta sen gelir, çünkü ben diye bir şey yok sen olmadıkça. Her ben, ben'liğini sen'le anlar


___

Behçet NECATİGİL

kardia_86
08-04-2010, 15:06
Her ben, dolaylı bir şekilde bir seni anlatış, bir senden yakınıştır.
Çünkü benim yerim seninle onun arasındadır.
Ve o değildir bana yakın olan, sensin.
Ben ben olsam dilbilgisi kitaplarındaki tekil şahıs zamirlerini şu
sıraya göre düzenlerdim.
Sen, ben, o!
Başta sen gelir, çünkü ben diye bir şey yok sen olmadıkça. Her ben, ben'liğini sen'le anlar


___

Behçet NECATİGİL

çoook güzelmiş

queenkafein
08-04-2010, 15:06
Gözlerine bakarken umurumda değil mevsimler
Gülüşün hep deniz kenarı bana
Sen bir adım attığında göreceksin
Elinde balonlarla bekleyen o adam benim
Aldığım en derin nefessin sen
Dudaklarının dudaklarımdaki işgali hala yüreğimde
Nefes alıyorum ama hala bulamadım seni
''Ben sana yanarken şimdi... Sen kim bilir nerede
üşüyorsun...''

Ceyhun Yılmaz

queenkafein
08-04-2010, 15:09
Aşk

bir tek senin görebileceğin bir yerden
sana gülümsüyorum...
onların duydukları kahkahalarım değil
aşkı tarif gerekirse sana
anlatayım
aşk ne biliyor musun
benim sana yaşadığım,
senin durmadan üstüne bastığın...

Ceyhun Yılmaz

queenkafein
08-04-2010, 15:12
Sen Bana Niye Kızdın Ki?

Ne yani sahiden böyle mi gidiyorsun?
Ama ben hazır değilim ki sensizliğe
Beslediğim kuşlara ne derim?
Gitmesen ben belki bekleyemem
Özlediğim iç çekişleri,
Beklediğim cevapsız telefonları
Ve dünden ağır bugünleri
Yalnız yalnızlıklarla nasıl taşırım ben?
Sigaramdan duman çıkmazsa bir gün
Ben dünden de üzgünüm...
Bilme diye bulutlara aşık gibi bakıyorum gökyüzüne
Sen sev diye nerde başka sevda görsem
Elimle kapatıyorum yüzümü
Sen hiç sormuyorsun hüznümü
Seni seviyorum hep sen bilmiyorsun
Güneş varken ısınmaz her sevginin içi
Soğukta ayırırsın gülümseyişimi
Hüzünden gözleri yağmur rengi bu aşkın
Ağladığında görünmez bu yüzden
Anlamıştım zaten, durmazdın baktığım yerde
Biliyorum olmazdı, kirpiklerin yüzüme değmezdi!
Bile bile sevdim heyecanlanmayı
Güzeldi, sevgim çok güzeldi
Yüreğimin seni sevmesini sevdim
Sen bana niye kızdın ki?..

Ceyhun Yılmaz

`Çürük Vişne
08-04-2010, 15:17
Seni bulmaktan önce aramak isterim.
Seni sevmekten önce anlamak isterim.
Seni bir yaşam boyu bitirmek değil de,
Sana hep hep yeniden başlamak isterim.



Özdemir Asaf

Gilda
08-04-2010, 15:19
Gözlerini eksik yaşanmış bir bahar gibi kullan
gülüşünü as intihar koğuşlarına
çelimsiz ruhlarda erken yağmurlar biriktir
nasılsa taşra hep hazırdır aşka

Üzülme, sakın dönme kendine
tesellisi ol cehennemin
cehennemin son meleği ol

Gözlerini eksik yaşanmış bir bahar gibi kullan
gülüşünü as intihar koğuşlarına
çelimsiz ruhlarda erken yağmurlar biriktir

Nasılsa taşra hep hazırdır aşka

___

Cezmi Ersöz

_dumanist_
09-04-2010, 02:50
Kısacık yoğun bir akşam
herkesin yüzünün bir anıya karıştığı
yoğun bir akşam
bana bir memur gibi davrandılar hastanelerde
ve bir intihar üstüne söylenti
bütün kıyıları dolaştı durdu
kısacık bir akşam

Kısacık serin bir akşam
kelebeklerin atlarla yarıştığı
yoğun bir akşam
bazı mektuplar damgalandı postanelerde
oturuldu bir takım şarkılar söylendi
bir adam bir kadının kapısını vurdu
kısacık bir akşam

Neyi söylesem bir kahramanlıktı
içinde azıcık buluştuğumuz
bir bulutla bir kağıt peçete arasında
kısacık yoğun bir akşam
şaşırdım hüznümü nerelere bıraksam
bir yanda kasıklarımın sarsılmaz gücü ve
kısacık yoğun bir akşam

Her şey bir unutkanlıktı
arada bir deliler gibi kavuştuğumuz
tüfekle vurulmuş bir parsın yarasında
kısacık yoğun bir akşam
biliyordum bir soğuktu nereye varsam
bir yanımda bir el bir yanda vazgeçilmez bir sancı ve
kısacık yoğun bir akşam.

Kim karıştırdı gerçekliğine
yaşadığım sonsuzluğun
ve oturuldu bir takım şeyler söylendi
imla kurallarıyla mutsuzluk üstüne
kısacık bir akşam
duraladım ne yapsam

Kim karıştırdı gerçekliğine
su terazilerindeki ensizliğin
ve fotoğraflar çekildi ben çıkmadım herkes eğlendi
araba vapurlarıyla denizsizlik üstüne
kısacık bir akşam
o kadar kısa ki bir akşam

yüzümü suyun ardında buldum
kıyılar bu yüzdendir öyle dediler
kısacık yoğun bir akşam
serin bir akşam öyle söylediler...


Turgut UYAR

efulim08
09-04-2010, 03:46
kim demiş haram nedir, helal nedir bilmez diye hayyam
ben onları hiç karıştırmam.
seninle içtiğim şarap helaldir,
sensiz su bile haram…

_denizkabugu_
09-04-2010, 10:21
Faili olmadan intiharın,
Değdir dudaklarını bakir dudaklarıma.
Hasret çekişlerimide al yokluğunun durağından,
Kurtar bizi bu,
Bu aşk dulluğundan.

Ufuk KÖMÜŞCÜ

-stardust-
09-04-2010, 18:38
DEĞİL
Biraz değiştim,
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar…
Değiştim,
Unutamadığım sözlerinin arasında sıkışıyorum,
Bir yanım kendimi kolluyor bir yanım seni
Ben benimle savaşıyorum,
Seninle değil!
Sonucu kılıcı kuşananından belli olan bir savaşın
Ne kazanabileni ne de kaybedeniyim,
Sorun değil!

Elbet alışırım,
Biraz alıştım,
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar,
Alıştım,
Varlığını istemediğim tüm eksik yanlarıma,
Ve çokluğunu da yokluğunu da istemediğim bu iki arada bir derede duyguya alışıyorum,
Bir yanım bırak diyor bir yanıma,
Kesin değil!

Henüz tanıştım,
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar,
Tanıdığımı sandığım bana daha da yakınım artık,
Duvarlara anlatırken öğrendiklerim kendi hakkımda,
Ve aynalara ağlarken gördüklerim kendi tarafımda…
Bir yanım memnun oldum diyor, bir yanım tanıyamadım daha,
Samimi değil!

Bir hayli kırıldım,
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar,
Canıma batan her halin felç gibi indi bedenime,
Gözlerimden tut da ciğerime kadar kırgınım!
Aslında ne sana, ne olanlara…
Kendime kırgınım…
Maziye hiç değil, an’a kırgınım.
Anlatamadığım, anlayamadığım masalların bana yaptıklarına,
Dinlediğim şarkılarda bana seni anlatan şarkıcılara,
Beni anlamadığın kelimelerin bana her şeyi anlatıyor gibi geliyor oluşlarına…
Bir hayli kırgınım…
Beni ben kırdım oysa,
İyi değil!

Galiba yoruldum,
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar,
Kendime kalbimi kanıtlamaktan,
Ve kanıtladığıma kendimi inandırmaktan,
Ve dahası kocaman bir sahada tek başına koşmaktan yoruldu.
(Can Yücel)

musaıt yerde
10-04-2010, 00:24
LAVİNYA
Sana gitme demeyeceğim.
Üşüyorsun ceketimi al.
Günün en güzel saatleri bunlar.
Yanımda kal.

Sana gitme demeyeceğim.
Gene de sen bilirsin.
Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim,
İncinirsin.

Sana gitme demeyeceğim.
Ama gitme Lavinya
Adını gizleyeceğim,
Sen de bilme Lavinya

ÖZDEMİR ASAF

Doğacak kızına..

-stardust-
10-04-2010, 00:40
Ellerim kimsenin üzerinde eriyip gitmemiş olsun, gezinse bile.
Dudaklarım senin adını söylerkenki gibi kıvrılmamış olsun,
hiç bi ad'a yeterince.
Yerine koymaya çalıştığım her beden yok olup gitmiş olsun, kumlar aktıkça tane tane.
Unuttuğumu sandığım, vazgeçtiğimi sandığım,
Sevmediğimi sandığım öyle bir zamanda gel ki;
Yerçekimine karşı koysun damarlarımda beni yaşatan her zerre.
Öyle bir zamanda gel ki vazgeçmek mümkün olmasın...
.Orhan Veli KANIK.

sencer_inziva
10-04-2010, 13:09
KaLbe düstü bak bu ateş durmaz hayallerde güzel günler denizin üstünde gözün gözüme varmaz umudu bekleyentek özgür var ben aşkı yollarda aramadım kader getirdi hiç anlamadım yanımda kal dedim ama sen duyamadın anlatmak istedim yapamadım konuşamadım senin hayalinle bile gözlerine bakamadım son bir kez her yanım senınle ama olmuyr bu gecede içim içime sığmıyr düşlerim ağlıyr arkandan bak kalbine söyle onu bana bırak içimde bir huzur gözlerimde yaş beklediğim herşey yarım mı kalacak
Aynı gün ve aynı sorular kafamda beliren bir mektup kadar gözlerimize bir perde çekerz ama sonunda bana hep zarar yanına geldiğim gün aynıydım dostlarım gerçekten haklıymış sendeki ben senden farklıydı unutmk en büyük kaygıymış Herkese ver aşkı kaLbim sor sende gökyüzüne vur yüzüme lanet olsn kandım hayalınde söylediğin her sözüne bak yüzüme şimdi farklı mı hanı nerde o zaman dünya tek keLime hadi be! hadı bosver desem de beklesem de gelmez huzur hiçbir geceme..!

woLLeyCi
10-04-2010, 14:32
Ben seni bir zamanlar sevmiş miydim?

O kadın ben miydim, emin misin?

Sana da söylemiş miydim “gidersen ölürüm, sensiz yaşayamam” gibi bir şeyler?

Ne yalancıyım!

Ben her aşkı masal, her masalı da gerçek sanırım.

Bu benim sanrım.

Bak hala yaşıyorum.

Kimsenin kimse için ölmediği bir yüzyılın kadınıyım.

Ayrılığa alışığım!

Tenim de yara tutmuyor artık eskisi gibi.

Yaralarım başa çıkabileceğimden daha derin olmuyor.

Ve yaralanmak, eskisi kadar değmiyor hiç kimseye…

Oysa istemez miyim sanıyorsun uğruna kitaplar yazılacak bir ayrılığı?

Yarım kalan şarkıları tamamlamak istemez miyim?

Bağıra çağıra ağlamak istemez miyim sanıyorsun?

İsterim…

Ama ne Necla o eski Necla, ne de Nejat eski Nejat.

Türk filmlerinin acıklı sonlarına benzemiyor şimdiki ayrılıklar.

Kimseyi kendinden alıp götürmüyor dolayısıyla da aşklar.

Herkes kendinde kalıyor.

Herkes kendine kalıyor…

Ne yapayım söyle?

Hâlâ “bir aşk uğruna ölebilir olmak" için, ne yapayım?

Yüzyıla kafamı tutayım?

Yoksa direnmemiş gibi mi yapayım bunca ayrılığa?

Bunca yarayı sarmamış, saramamış gibi mi yapayım?

“Mış” gibi yapamam bilirsin hiçbir şeyi.

İnsan her ayrılıkta biraz daha alışıyor…

(alıntı)

-stardust-
10-04-2010, 23:51
NE GÜZEL ŞEY HATIRLAMAK SENİ

Ne güzel şey hatırlamak seni:
ölüm
ve zafer haberleri içinden,
hapiste
ve yaşım kırkı geçmiş
iken...

Ne güzel şey hatırlamak seni:
bir mavi kumaşın üstünde
unutulmuş olan elin
ve saçlarında
vakur yumuşaklığı canımın içi İstanbul
toprağının...
İçimde ikinci bir insan gibidir
seni sevmek
saadeti...
Parmakların ucunda kalan kokusu sarduya yaprağının,
güneşli bir
rahatlık
ve etin daveti:
kıpkızıl çizgilerle bölünmüş
sıcak koyu bir
karanlık...

Ne güzel şey hatırlamak seni,
yazamak sana
dair,
hapiste sırt üstü yatıp seni düşünmek:
filanca gün, falanca yerde
söylediğin söz,
kendisi değil
edasındaki dünya...

Ne güzel şey
hatırlamak seni.
Sana tahtadan birşeyler oymalıyım yine:
bir
çekmece
bir yüzük,
ve üç metre kadar ince ipekli dokumalıyım.
Ve
hemen
fırlayarak yerimden
penceremde demirlere yapışarak
hürriyetin
sütbeyaz maviliğine
sana yazdıklarımı bağıra bağıra okumalıyım...

Ne
güzel şey hatırlamak seni:
ölüm ve zafer haberleri içinde,
hapiste
ve
yaşım kırkı geçmiş iken...

[NAZIM HİKMET]

musaıt yerde
11-04-2010, 00:19
Kapımı çalarsan bir gün
Eşikteki ayakkabılara aldanıp
Evimin içini kalabalık sanma
Atmaya kıyamayan annem
Bütün ayakkabılarımı dizmiş yalnızlığıma..

Sunay Akın

toprax
11-04-2010, 00:24
Kalenin dibi mersin,
Beklerim yarim gelsin.
Beklemekten usandım,
Allah müstehakını* versin.

*editlenmiştir

AvuçİçiKadarMutluluk
11-04-2010, 22:23
Kuşlar karın tokluğuna uçarlar ya hani
Ben işte öylesine seviyorum seni
İşim gücüm bu tek yapabildiğim bu hepsi bu
Varsa yoksa Sen/varsa yoksa sensizlik..

Gül hadi varoluş sebebimi yabana at(ma)
Çekip gitsem şimdi şiirin tam ortasında
‘Kelimeleri kullanma kılavuzu’ yüreğimi
Emanet etsem senin sığ avuçlarına
Cümlelerimi alıp senden, alıp senden etimi
Bana geri getirir misin?
Sahi başkalarına da yakışır mı sözlerim
Mutlu görünmeye çalışan ölü şairler balosunda
Gözlerinin en alelade davetlisiydi kederim!

Şiirbazın biriyim duygular var ederim yoktan
Harflerimi tuza basarım yazdıktan sonra
Nabzımın melodisi çalınır hep satırlarımdan
Okunmayacak hâlde kefenimin beyaz sayfaları
Vücudum bütün mürekkebini sana harcadığından
Anlatamıyorum mezarımın yazlık manzarasını..

Freni tutmayan vedalarda üzerime devrildi aşk!


Özgür Gümüşsoy

resimdeki_gözyaşları
11-04-2010, 23:43
Çekmece

Büyüklerle ben yapamıyorum
çocuklar da almıyor beni oyunlarına
devlet dairesinde
yangından kurtarılmayacak
sıkışmış bir çekmece gibiyim
açılamıyorum sana

Kardeşiyle sokaklarda hep
bir örnek giydirilen sen
nasıl sevmezsin eşitliği
yürürken düşen çoraplarını
aynı hizaya getirmek için
annen değil miydi önünde diz çöken

Öpüşme sahnesinin tam ortasında
içeri girdiğin yazlık sinemanın
yer göstericisiyim
yürüyorsun fenerimin ışığında
yer: Kız Kulesi
ve sonu ayrılıkla bitecek
hüzünlü bir aşk filmini oynuyor
beyaz duvarında

Bir kez olsun çıkmazken ağzından
seni sevdiğimi
her gün söylememi yadırgama
bil ki bu şehirde
iskelenin verilmesini
beklemeden atlarım vapurlara

Son karesi gibi Red Kit'in
batan güneşe doğru
sürerken atımı
gitme kal demeni bekliyorum
ama yalnızca
rüzgar çekiştiriyor atkımı

Sunay Akın

musaıt yerde
12-04-2010, 00:15
ORASI

Aldım oraya çıkardım seni

Ta oraya

Yetişemeyeceğim kadar yüksek

Varamayacağım kadar uzak

Ve şimdi

Sen bana oradan bakıyorsun.

Ümit Yaşar Oğuzcan

-stardust-
12-04-2010, 01:12
Haa! Bir dipnot daha var aklımda sevgiliye dair
Faşizan bir kimlikle
Özgürce seni seviyorum diyemiyorum...
Sen bana kelepçelerimin anahtarlarını
Ben sana aklındaki soruların cevaplarını vereyim
[Faik Danışman]

-stardust-
12-04-2010, 01:17
SADE

Ancak bulunduğun yerde,
Gündüzüm gündüzmüş,
Yokluğum seni de üzmüş,
Allah kısmet ederse
Kalkıp geleceğim.

Fazlası istenmez bence,
Gözlerin olmalı sade
Görüp göreceğim.


[Behçet Necatigil]

ßtLZhr
12-04-2010, 10:34
Seni düşünmek güzel şey,
ümitli şey,
dünyanın en güzel sesinden
en güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey...
Fakat artık ümit yetmiyor bana,
ben artık şarkı dinlemek değil,
şarkı söylemek istiyorum...


-Nazım Hikmet-

çakma_shakıra
12-04-2010, 11:40
Şu koskoca şehir değil!
Caddeler, sokaklar hiç değil!
Evin, annen, kardeşin bile değil!
Bir tek ben! ben "özledim seni..."
Bir tek, gözyaşlarım özledi seni!

Suya hasret toprak değil!
Göle sevdalı balık hiç değil!
Fırına atılan ekmek bile değil!
Bir tek ben! ben "özledim seni..."
Bir tek, yüreğim özledi seni!

Yirmi dört eylülü takvim değil!
Özlemli geceleri saat hiç değil!
Başımın altındaki yastık bile değil!
Bir tek ben! ben "özledim seni..."
Bir tek, dudaklarım özledi seni!

Duman duman sigaram değil!
Ard arda dinlediğim şarkılar hiç değil!
Sana gönderdiğim şiirler bile değil!
Bir tek ben! ben "özledim seni..."
Bir tek, ruhum özledi seni!

Odan, arkadaşların değil!
Masandaki dosyalar hiç değil!
Üstüne oturduğun koltuk bile değil!
Bir tek ben! ben "özledim seni..."
Bir tek, bedenim özledi seni!

zeena_vera
12-04-2010, 13:04
IBRÂHIM

ibrâhim
içimdeki putlari devir
elindeki baltayla
kirilan putlarin yerine
yenilerini koyan kim

günes buzdan evimi yikti
koca buzlar düstü
putlarin boyunlari kirildi
ibrâhim
günesi evime sokan kim

asma bahçelerinde dolasan güzelleri
buhtunnasir put yapti
ben ki zamansiz bahçeleri kucakladim
güzeller bende kaldi

ibrâhim
gönlümü put sanip kiran kim

Yağmur Kaçağı.
12-04-2010, 13:15
Herkes kırılamaz,
İpince bir dal olmak gerekir
Kırılmak için,
Ama Dünya kütüklerin.

Ağlayamaz herkes,
Ağlayabilecek kadar büyümek gerekir,
Dünya ise küçüklerin.

Sevemez herkes,
Bir orman olmak gerekir sevmek için,
Bak ki Dünya çöllerin.

Ve vakur bir damla olmak
Dalga için,
Katılmak okyanusa aşk için, isyan için.

[Yılmaz Odabaşı]

KELAAYNAK
12-04-2010, 15:23
bir şiir istesem orhan velinin şiiri...
adını tam hatırlamıyorum yazık oldu süleyman efendiye diye mısralrı vardı

musaıt yerde
12-04-2010, 15:46
Mahalledeki en güzel kızın
duvara aynasından
yansıttığı ışığı
nedendir bilmem
hep ben yakalardım
onca çocuğun
elleri arasından.

Sunay Akın

kardia_86
12-04-2010, 15:52
bir şiir istesem orhan velinin şiiri...
adını tam hatırlamıyorum yazık oldu süleyman efendiye diye mısralrı vardı
KİTABE-İ SENG-İ MEZAR

Hiçbir şeyden çekmedi dünyada
Nasırdan çektiği kadar
Hatta çirkin yaratıldığından bile
O kadar müteessir değildi;
Kundurası vurmadığı zamanlarda
Anmazdı ama Allah'ın adını,
Günahkar da sayılmazdı.
Yazık oldu Süleyman Efendiye


Mesele falan değildi öyle,
To be or not to be kendisi için;
Bir akşam uyudu;
Uyanmayıverdi.
Aldılar, götürdüler.
Yıkandı, namazı kılındı, gömüldü.
Duyarlarsa olduğunu alacaklılar
Haklarını helal ederler elbet.
Alacağına gelince...
Alacağı yoktu zaten rahmetlinin.


Tüfeğini depoya koydular,
Esvabını başkasına verdiler.
Artık ne torbasında ekmek kırıntısı,
Ne matarasında dudaklarının izi;
Öyle bir rüzgar ki,
Kendi gitti,
İsmi bile kalmadı yadigar.
Yalnız şu beyit kaldı,
Kahve ocağında, el yaz işiyle:
'Ölüm Allah'ın emri,
'Ayrılık olmasaydı.'

ORHAN VELİ KANIK

_dumanist_
12-04-2010, 21:15
diyelim ki sessiz gecede poyraz
sis çökmüş o heybetli dağlara
yurdun da kar altında, gözlerin gök-
yüzünde bir dolunay

diyelim ki sınamışsın uzaklığın ihanetini
seslere çarpmış sesin
ama ulaşmamış nefesin

diyelim ki şarabın dökülmüş, suların kesik
bu hayat seni bir oyuncak sanıyor

diyelim ki sana çıldırmak yasak, sana ağlamak
yasak, yarın yasak, düş yasak sana

diyelim ki üşüyorsun kısacık bir ömrün sığınağında
bir çay bile ısmarlamıyor hayat!

diyelim ki lekesiz hiçbir şey kalmamış artık
sis çökmüş güvendiğin dağlara...

kederli bir süvari ol
orda! sen orda
bırakma atını mahmuzlamaktan

bıkma bu puştlar panayırında
berrak nehirler aramaktan!

yaslı bir kışa rehin düşse de günler
kalbindeki tomurcuğu bahara büyüt
o tomurcuk düşlerin yağmuruyla ıslansın

(o tomurcuklar ki bahçedir bir gün insanlığa güllerden
hep ilenç mi?
sevinçler de devşirmeli bu ayaz mevsimlerden!)

çünkü her insan bir limandır baş ucunda tekneler
çünkü herkesin hüznü kocaman, aşkları dalgın

kimi kesik, kanıyor şah damarından
kimi bozgunda yetim dervişan
kimi aşklarıyla, düşleriyle perişan

(yamalı yerlerinde
kanıyor hayat
tutunduğun yerlerinden
soluyor hayat...)

bu yüzden salıver düşlerini kendi uğruna yansın
salıver düşlerini ateşlere abansın!

tutunduğun yerlerinden solarken hayat
bıkma atını mahmuzlamaktan

bıkma sendeki insan için
derin uçurumlar arşınlamaktan...

yaslı bir kışa rehin düşse de günler
bir gün rüzgar esecektir suların serinliğinden
bir gün kırlangıçlar da geçecektir göğün genişliğinden

yaslı bir kışa rehin düşse de günler kalbindeki tomurcuğu bahara büyüt
o tomurcuk düşlerinin yağmuruyla ıslansın

çünkü senin de bir ütopyan varsa,
i n s a n s ı n...


Yılmaz Odabaşı

kaan9203
12-04-2010, 21:21
pencere
en iyisi pencere
geçen kuşları görürsün hiç olmazsa
dört duvarı göreceğine

OVK

TheMasterofSuspense
12-04-2010, 21:45
"Ne mutludur ona
Kavrar nesnelerin nedenini
Atar bütün korkuları bir yana
Boş verir yalvarışlara alın yazısına
Cehennemin korkusuna gürültüsüne
Alır tümünü ayağının altına!"

Publius Vergilius Maro

Bilim adamlarına... :)

Vız Vız BuBu
12-04-2010, 22:00
Sen ona bir gemisin, yönü senin yönündür
Bir sancısın geçerken denizlerini özgür
O da bir ada olsun, sana çevrili dursun
Dağının dalgalarla, yüzünün rüzgarlarla
Bağlandığı kendini sende çözülmüş görür.


Gemiler göründükçe adalar da düş görür
İnsanlar nerede olsa bir orayı düşünür
Derler adadakiler, şu gemi bir gün gelse
Gitsek buradan öte, nereye gideceksek
Bilseler gemiler de bir adayı düşünür.

ÖZDEMİR ASAF

e_yalin
12-04-2010, 22:27
baktıkça çoğalır yıldızlar gecede,
parmaklarınla sayılmaz
kimi duyulur kimi duyulmaz..
dinledikçe çoğalır gecede,
sesler gelir
ya hızlıdan ya yavaştan..
her şey kendi dilince konuşur;
karanlık örtse de üstünü
gece devam eder,
renk ağacın dalında..
rüzgarda;
her şey kendi rengince konuşur..


CAN YÜCEL

nietzsche.
12-04-2010, 23:32
EY HAYAT


(ey hayat, sen şavkı sularda bir dolunaysın
aslında yokum ben bu oyunda
ömrüm beni yok saysın…)

yaşam bir ıstaka
gelir vurur ömrünün coşkusuna
hani tutulur dilin
konuşamazsın!

tırmandıkça yücelir dağlar
sen mağlupsun sen ıssız
ve kalbinde kuşların gömütlüğü
tutunamazsın…

eloğlu sevdalardan dem tutar
aşk büyütür yıldızlardan
yasak senin düşlerin
dokunamazsın...

birini sevmişsindir geçen yıllarda
açık bir yara gibidir hâlâ
hâlâ ne çok özlersin onu
ağlayamazsın...

yolunda köprüler çürür
sesin, sessizlik sanki bir uğultuda
savurur hayat kül eyler seni
doğrulamazsın!

yapayalnız bir ünlemsin
dünyayı ıslatan şu yağmurlarda
herşey çeker ve iter
anlatamazsın...

yaşam bir ıstaka
gelir vurur işte ömrünün coşkusuna
sesinde çığlıklar boğulur ama
bağıramazsın…

sonra vakt erişir, toprak gülümser sana
upuzun bir ömrün ortasında
ne hayata ne ölüme
yakışamazsın!

yazdırmalısın mezar taşına:
ey hayat, sen şavkı sularda bir dolunaysın
aslında hiç olmadım ben bu oyunda
ömrüm beni yok saysın…

Yılmaz Odabaşı

birfidanikigül
13-04-2010, 01:35
Sana koşuyorum bir vapurun içinden
Ölmemek, delirmemek için.
Yaşamak; bütün adetlerden uzak
Yaşamak.
Hayır değil, değil sıcak
Dudaklarının hatırası
Değil saçlarının kokusu
Hiçbiri değil.
Dünyada büyük fırtınanın koptuğu böyle günlerde
Ben onsuz edemem.
Eli elimin içinde olmalı.
Gözlerine bakmalıyım
Sesini işitmeliyim
Beraber yemek yemeliyiz
Ara sıra gülmeliyiz.
Yapamam, onsuz edemem
Bana su, bana ekmek, bana zehir
Bana tad, bana uyku
Gibi gelen çirkin kızım
Sensiz edemem.

Sait Faik Abasıyanık

bu şiirin bi adı varmı kii

efulim08
13-04-2010, 04:10
Terk etmedi Sevdan Beni

Terk etmedi sevdan beni,
Aç kaldım, susuz kaldım.
Hayın, karanlıktı gece.
Can garip, can suskun
Can paramparça...
Ve ellerim kelepçede,
Tütünsüz, uykusuz kaldım,
Terk etmedi sevdan beni...

Ahmed Arif

musaıt yerde
13-04-2010, 12:15
Böyle kucağında kalsa daha iyi
Bir vazoya bırakıp gidiyorsun
Sen gidiyorsun leylaklar kalıyor mu sanki
Önce renkleri gidiyor arkandan
Nesi varsa gidiyor soyunarak

Her vazoya baktıkça karşımdasın ne tuhaf
Her kokladıkça dönüp geliyorsun
Düşünceler gibi filizleniyorsun gün geçtikçe
Yaprak yaprak gelişiyorsun
Leylak leylak bakıyorsun gözlerimin içine
Ölümsüz bir mevsim oluyorsun

Yağmur Kaçağı.
13-04-2010, 14:17
Bilerek mi yanına almadın
Giderken,
Başının yastıkta
Bıraktığı çukuru?

Güveniyordum
Oysa ben sevgimize;
Vapur iskelesi
Ya da tren istasyonundaki
Saatin doğruluğu kadar.

Beni senin gibi
Bir de annem terketmişti;
Ki göbeğimde durur
Onun yokluğundan
Bana kalan
Çukuru.

[Sunay Akın]

Yağmur Kaçağı.
13-04-2010, 16:13
Önce,
Hain bir uykunun sevimsiz sabahı
Gibi sıradan, mahmur,
Aynı sabahın
İlk sıcak çayı gibi ferah
Bir karşılaşma;
- Merhaba!

Sonra, güzel
Ve en sıcak gülüşmelerin ev sahibi
Bir yüz;
- Görüşürüz!

Derken,
Sanki elin elimde,
Kem gözlere, kedere
Dünya güzeli sohbetler;
- Ara beni!

Ardından,
Derimizin altına sızan,
Hani katiyen rakı içme mecburiyeti çağrıştıran
Bir korku ki;
- Eyvah!

Ve şimdi,
Kalbimi karanlıklarda hançerleyen,
Aklımı başımdan eyleyen,
Çok uzun yollarda,
Hiç uykulu otobüs saatleri gibi;
Acıtan,
Kanatan,
Yani korktuğumuz,
Yani başımıza gelen,
Büyüdükçe büyüleyen
Aşk;
- Seni seviyorum!

Şimdi sen,
Kalbimin közünde, kıvılcım kıvamında
Ağrıyan.

[Yılmaz Erdoğan]

KELAAYNAK
13-04-2010, 17:14
KİTABE-İ SENG-İ MEZAR

Hiçbir şeyden çekmedi dünyada
Nasırdan çektiği kadar
Hatta çirkin yaratıldığından bile
O kadar müteessir değildi;
Kundurası vurmadığı zamanlarda
Anmazdı ama Allah'ın adını,
Günahkar da sayılmazdı.
Yazık oldu Süleyman Efendiye


Mesele falan değildi öyle,
To be or not to be kendisi için;
Bir akşam uyudu;
Uyanmayıverdi.
Aldılar, götürdüler.
Yıkandı, namazı kılındı, gömüldü.
Duyarlarsa olduğunu alacaklılar
Haklarını helal ederler elbet.
Alacağına gelince...
Alacağı yoktu zaten rahmetlinin.


Tüfeğini depoya koydular,
Esvabını başkasına verdiler.
Artık ne torbasında ekmek kırıntısı,
Ne matarasında dudaklarının izi;
Öyle bir rüzgar ki,
Kendi gitti,
İsmi bile kalmadı yadigar.
Yalnız şu beyit kaldı,
Kahve ocağında, el yaz işiyle:
'Ölüm Allah'ın emri,
'Ayrılık olmasaydı.'

ORHAN VELİ KANIKçok teşekkür ederim okumayalı çok olmuş bu şiiri

joy
13-04-2010, 18:29
TERSİNE HAYAT
Hayat tersine yaşanmalıydı bence
Önce ölümü savuşturmalıydık başımızdan.
Yirmi yılımızı huzurevinde geçirip,
Çok gençleştiğimiz için atılmalıydık.
Altın bir saatimiz olduktan sonra ise başlamalıydık.
Kırk yıl çalışmalıydık, ta ki
Emekliliğin tadını çıkarabilecek denli gençleştiğimiz güne kadar.
Üniversiteye gitmeliydik sonra,
liseye hazır hale gelene dek Parti yapmalıydık
İyice ufalmalıydık,oyun oynayıp
Sorumlulukları unutmalıydık.
Küçük bir kız ya da bir erkek bebek olunca annemize dönmeli,
Son dokuz ayımızı yüzerek geçirmeli
Ve sevgi dolu bir bakışta son bulmalıydık...

joy
13-04-2010, 18:30
Cennet cennet dedikleri
Birkaç köşkle birkaç huri
İsteyene ver onları
Bana seni gerek seni.
yunus emre

ağzınabibersürerim
13-04-2010, 19:12
Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
“O olmazsa yaşayamam.” demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.

Ve zaten genellikle o daha az sever seni,
Senin onu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de
korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları…
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
“O benim.” diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasın istiyorsan birşeylerin…
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait
olacaksın.
Mesela turuncuya, yada pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden, Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, Hem
de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak…


CAN YÜCEL

kardia_86
13-04-2010, 21:42
çok teşekkür ederim okumayalı çok olmuş bu şiiri

rica ederim:)

benbilmemsenbil
13-04-2010, 22:21
Çıkış Kapısı

Kesik bileklerimi göstererek girdim
sinema kapısından içeri
bendim sefer öncesi
korkaklar kadınlarının yanına dönsün
sözüyle padişahın
ordudan ayrılan yeniçeri

Kapındaki postalları görünce
balkona astığın sutyenin
damlalarıyla ıslanan kedinin
tüylerini okşarayarak uzaklaştım
kuleler ki hüzne bir bıçak
gibi saplanan sunay'a kın

Beyaz peynir tabağı
ve su katılmış rakı kadehi
kız kulesi'dir çilingir sofrasının
sen ki yoksun manzarada
ilk ışıklarını yakan
bir vapur güzelliğiyle akşamın

Kapımı çalarsan bir gün
eşikteki ayakkabılara aldanıp
evimin içini kalabalık sanma
atmaya kıyamayan annem
bütün ayakkabılarımı
dizmiş yalnızlığıma

Gecenin karanlığında
bir sinema salonu gibi uzanan şehirden
gitmek düşer payıma
çıkış kapısı diye bakıyorum nicedir
gökdelenlerin tepesinde yanan
kırmızı ışıklara...

--- Sunay Akın ---

hipeRocktif_1907
14-04-2010, 00:14
Seni

Uzunca zamandır görmeyeli seni
Bir başka kadın,bir hoş olmuşsun
Kollarıma alıpta sarmayalı seni
Beyaz penir gibiydin kaşar olmuşsun...


Kayserili Mükremin amca Şefika teyzeye ithafen yazmış... (:

vişneçürüğü
14-04-2010, 01:10
BENİ SUSARKEN BÖLME !


Yüzünün hangi oylumuna takılsam
Uçsuz uçurumlara düşüyorum
Ağlayınca şişen göz kapaklarında
Hangi tankerleri yüzdürdün bu akşam?
Sığınağımıza kaçan birkaç damla yağmur
Gözyaşına mı karıştı yoksa?
Fazla değil mi bu sessizlik ikimize;
Beni susarken bölme!

Satır aralarındaki sızıntıdan kendimi ele veriyorum
Ben sana, seni gösteren bir aynaydım
Dökülseydi sırlarım sen de göremeyecektin
Ben ki kendimi yine sırlardım
Sen kendine yeni aynalar bakmasaydın
Buldun mu yüzüne en uygun olanını?
Ve ağrılarını saklayabildin mi, sırsız aynaların sırrına?
Kulaklarıma sağır sesler peydahladım
Beni susarken bölme!

Az daha doğduğumuz öykü de ayaküstü ölüverecektik;
Anamızdan emdiğimiz acılar burnumuzdan gelecekti az daha…
Dipsizliğinde dibi tutarmış sandık, sanma oyunlarımızda
Meğer suskunluğumun dibi karaymış
Ben kuyu sanmışım
Ben susarken bölme!

Merhemine biraz Ağrı sür biraz Toros
Yol ortasında adresim yutuluyor bırakma ellerimi
Duru durdurmaya duramıyor, durak sandığımda köprüleri
Oysa her şeyi birleştiren köprüler yine ayırdı bizi
Saçlarını sakladığın rüzgarı biraz savursan
Açılmayacaktı bu kıyı şeridinden
Zulamdaki sardunya suskuları
Beni susarken bölme!

Ellerin büyükken ellerimden
Hangi coğrafyama sakladın, mendilleşen parmaklarındaki yaşları?
Bana do minör bağırma
Uslu bir su kuşuyken bünyemde
Verdiğin geçici rahatsızlık için, ömür dilerim senden sadece!
'Ben sana ne yaptım'ların kaldı bak
Bu ucube caddelerde
Susmanın onaylamak olduğunu hatırlattığın bir gecede
Beni susarken bölme !


Kahraman Tazeoğlu

Nisyan
14-04-2010, 03:08
Sana Nazarım Değdi Henna' Gözlerini Okurken

Gece döküldü kuşpalazı özlemin yakasından.
Bu yalnızlık salgın henna!
Şifahen üflemiş anneler kul bohçası kundağına tüm zehirli elma tüccarlarının eşgalini.

Besmele çek henna aşk haram lokma!

Dilime toprak at henna’!
Tüm utangaçlıklarımı gömdüm ben boğazımda iki düğüm ardına. ...
Babamı uyandır ölüm uykusundan.
Söylesene hanginizin gücü yeter saçlarıma sarılmaya?
Gözlerimi salla ölüm kalım arası…
Nasıl olsa kalsam ölürüm henna’ ölsem kalırım!
Dudaklarımdan dökülüyor bir serseri kent bir masum katil bir de leylifer.
Her seher yazgısında hep aynı mı bu replikler?
Öyleyse benimle oynar mısın yarım ağız hayat?
Hadi saklambaç henna’ melek de sıra.
Evvelim ezelim nazenim aşk!
Demedin mi sana henna’ arkana bakma!

Kızıl gece…
Hırçın sabâ…
Ay ışığında yalan söyleme bana öldüm deme henna’ doğduğunu gördüm!
Arka bahçedeyim yirmi bir yıl kova kova hıncımı saldığım kuyu başında.
‘Leylak’ dersem çıkar mısın hani gözlerine benzeyen?
Bilmem ki sana kaç nevbaharı giydirsem…
Bu Meryem orucu hangi beşerin vahyinden düştü dile henna?

‘biz’ dersem çık ‘ben’ dersem korkarım aklım çıkacak sensizlikten!

Nöbet-i Adem…
Sahi sen cennetten mi düştün bu diyara?
Seninde mi kursağına oturdu yasak elma?
Çaresizlik ömrü nedimemiz eteğimizi tutuyorken gökten in henna’ gök/yüzüme in!
Duymuyor musun alemin illeti aşk senin mahperin.
Sevdim henna sevdim düş gözlerimi değerimden katli vacibim!

Gecenin mihri bir çift bakış işte tam şuramda sol üst köşede biraz toprak yeşili az biraz mavi çenemi titretecek kadar hani.
Hayranım seni Yaradana bakmam incinirsin henna’!
Ahh gözlerin nasıl da tuzak!
Düşmemek için soldan geçtim meğer sol bir düşmüşsün.
Bizi gerceğe kurgulama ben ölmeyi sevdim!

Yürü beni henna dört yol ağzı çıkmaz sokak suretim ellerim durak!
Müsait bir ölüm mü yani tüm dersiz topsuz yaşamların bedelin ?
Bunu bana yapma henna’ üşüştü leş kargaları yüreğime.
Ört üstünü gözlerimin fena kısıldım kirpiğinin gölgesine .
Yum beni bağrının orta yerine!
Saçlarımı tara sinene ellerinin güzergahında firakımı helal say.
Aşkın çarmıhında havariliğim saatleri geri al !

Kese kağıdına topladım aşka çalan yanlarımı…
Kervan kervan soluğun geçiyorken gecelerimizden talan oldu aşk nerdesin?
Bir melek değildi fıtratın öyleyse yerdesin!
Ah seni ben mi doğurdum henna’ kimden bu yürek ağzı dikişim?

Zülal eyle uykularına düşlerinin ciğeri ferahlasın…
Ha gözyaşın ha arsız deniz!
Dur henna’ ağlama diyorum sana ağlama!
Su içiyorken mi dokundular sana?
Öyleyse sık zehrini aşk aksın!
Değil midir ki gülmek ağlamanın zekatı kırkta bir kere nar'a haksın!

Gözlerimi yokla !
Bir doğarken ağladım ben bir de ölürken.
Sen hiç kendi yaşını boğdun mu yanaklarında?
Az önce geçtiler solundan da kimse alınmadı seni üstüne.
Sahi sen hayra yorulmaktan men hangi düş başı beklemektesin?
Sahip çıksana rengine henna’ baksana gece vurmuş gerdanına.
Hiç yakışmadı sana henna’ hiç yakışmadı sana !
Ağırdan sattılar gönüllerini çulundan belini doğrultamadı aşk…
Olsun be henna’ yürek üstü şehadet nasipmiş bize !
Eşgalin silinsin şimdi tüm bozuk liralardan inadına kıymetlimsin!
İnadına varsa alınacak aklım helali hoş olsun sürmeli lisanına.

Mevla’ya sunulan bir önsözdü Leyla
şükrenlillah hey vaveyla!

(Taş bastım deniz suyuna buyurmaz mısın gece taâmımıza henna’!)

Züleyha Çay

_dumanist_
14-04-2010, 03:45
Şimdi gemiler geçer uzaklardan
Gönlüm güvertede sereserpedir.
Işıklı geceler,saz sesleri, peynir ekmek
Ne biletim ne param ne dostum var
Pır pır eder yüreğim bakındıkça...
-Uyan Turgut um, garibim, uyan Bura Terme'dir.

Terme köprüsünden kamyonlar geçer,
Irgatlar üç orada beş burada konuşurlar
Bir gece başlar, yarı siyah, yarı kırmızı
Cigaramı yakar evime dönerim...
-Gidin gemiler, gidin
Vardığınız yerlere selam edin
Gün olur bütün kaygılardan uzak
Ben de gelirim...


Turgut Uyar

efulim08
14-04-2010, 04:49
Giderayak işlerim var bitirilecek,
giderayak.
Kurtardım ceylanı avcının elinden
ama daha baygın yatar ayılamadı.
Kopardım portakalı dalından
ama kabuğu soyulamadı.
Oldum yıldızlarla haşır neşir
ama sayısı bir tamam sayılamadı.
Çektim kuyudan suyu
ama bardaklara konulamadı.
Güller dizildi tepsiye
ama taştan fincan oyulamadı.
Sevdalara doyulamadı.
Giderayak işlerim var bitirilecek,
giderayak.

Nazım Hikmet

benbilmemsenbil
14-04-2010, 12:24
Bütün dünya ölüme düşer kapattığımda gözlerimi,
açarım gözkapaklarımı ve doğar herşey yeniden...
- Sanıyorum kafamdan uydurdum seni.

Yıldızlar vals yaparlar, kırmızı ve mavi
ve keyfi bir siyahlık dörtnal peşinden;
Bütün dünya ölüme düşer kapattığımda gözlerimi...

Düşledim büyüyle beni yatağa çektiğini
ve çılgınca öptüğünü, delice şarkı söylediğini.
- Sanıyorum kafamdan uydurdum seni.

Devrilir gökten Tanrı, solar cehennem ateşleri,
melek ve şeytanın adamları çeker giderken;
Bütün dünya ölüme düşer kapattığımda gözlerimi.

Hayal ettim söylediğin yoldan döneceğini,
fakat yaşlandım, artık unuttum ismini.
- Sanıyorum kafamdan uydurdum seni.

Bir fırtına kuşunu sevmeliydim seveceğime seni,
hiç değilse baharda göğü şenlendirir gelirdi...
Bütün dünya ölüme düşer kapattığımda gözlerimi.
- Sanıyorum kafamdan uydurdum seni.

---Sylvia Plath---

musaıt yerde
14-04-2010, 12:46
Gitgide alışıyorum sana....
Hiçbir alışkanlık bu kadar güzel olamaz...
Ellerin ellerimden uzaksa nasıl güçsüzüm bilemezsin...
Yanımda olduğun zamanlar;
sigara dumanı gibi ciğerlerime doluyor,
alkol gibi damarlarıma yayılıyorsun...
Durmadan başım dönüyor verdiğin hazdan...
Alışkanlıklar daima korkutur beni...
Düşün ki ben yaşamaya bile alışkın değilim...
Kendimi kendime alıştıramadım yıllardır...
Fakat şimdi sana alışıyorum...
Alıştıkça özlemim artıyor, daha yoğunlaşıyor.
Yalnız içimde garip bir korku var.
Sana alışmaktan değil seni kendime alıştırmaktan korkuyorum...
Bir gün sana şimdi verdiklerimden daha güzelini
daha değerlisini verememekten korkuyorum...
Bir gün ansızın ölmekten ve seni, bana olan alışkanlığınla
yapayalnız bırakmaktan korkuyorum...

Oysaki her zaman ve günün her saatinde
yanında olmalıyım senin... Bana alışmış olmaktan
pişmanlık duyacağın bir dakikan bile olmamalı...
Bütün zamanlarını zamanlarımla karıştırıp
emsalsiz bir zaman bileşiminde yaşatmalıyım seni...
Uykularda bile aynı rüyayı görmeliyiz.
Her şeyin ve her zevkin yarısı senin olmalı, yarısı benim...
"Bana alış" demeyeceğim... Nasıl olsa alışacaksın bir gün...
Şimdi çirkinliğimde güzellikler bulan gözlerin,
o zaman en güzeli görecek bende! Alışkanlığınla,
sevginle yepyeni bir "ben" yaratacaksın benden!

İlk defa sevilmenin ürpertileri içindeyim inan. Sevgimle
mukayese edebileceğim tek şeyi beni sevmende buldum...
Ömrümde kimse bana sevmenin gerekliliğini öğretmedi.
Kimseden sevgisini istemedim, verdiler almadım.
Bencildim bir zamanlar, sevmek benim hakkım diyordum.
Oysaki şimdi bir zamanlar hiç sevmemiş olduğumu
kendi kendime biraz da utanarak itiraf ediyorum.

Asıl büyük sevgiyi seni sevmekte buldum ve sevgim
senin sevginle değerleniyor, ayrı bir anlam kazanıyor...
Sevgin olmasaydı değersiz bir cam parçasıydım.
Sevginle bir aynayım şimdi. Bana bakanlar baştanbaşa
seni görecekler içimde...
Bir zincirin iki halkasıyız seninle anlıyor musun?
Aynı kadehte karışmış iki içkiyiz.
İki kelimeyiz seninle birbirini tamamlayan.
Her yerde iki olduğumuz için
bir bütün haline geliyoruz durmadan...

Alışkanlığım devamlı sana çekiyor beni...
Durup durup dudaklarını öpmek geliyor içimden...
Saçlarını okşamak geliyor, ellerini tutmak geliyor...
Kokunun tenime sindiğini hissediyorum geceleri...
Teninin dudaklarımda eridiğini hissediyorum...
Boynunun en güzel yerini benden başkası bilemez artık...

Seni kimse benim kadar benimle bir bütün olduğuna inandıramaz....
Gitgide bu alışkanlığın içinde kaybolduğumu hissediyorum...
Beni yaşadığım zamanın dışına çıkarıyorsun.
Bir gün tarih öncesinde yaşıyoruz , bir gün bulutların üstünde...
Uzun süren bir baygınlık sonrasının
o anlatılmaz baş dönmesi içindeyim...
Bütün merdivenler birbirine eklendiği zaman
seninle vardığım yüksekliğe erişemez...

Açılmış bütün kuyuların derinliği
içimde seni bulduğum yer kadar derin değil...
Alışkanlık kozasını ören bir ipekböceği gibi gitgide tamamlıyor bizi.
Emsalsiz bir oluşun içinde yuvarlanıyoruz.
Korkunç bir yangın başladı yüreklerimizde.
Özlem, kıskançlık, arzu ne varsa içimizde hepsi birdenbire tutuştu.
Alev almayan bir yerimiz kalmadı.
Alevlerimiz muhteşem bir kızıllığın içinde yıldızlara kadar uzanıyor.
Hiç bir su, bu ateşi söndüremez artık.
Nehirle, denizler boşalsa üstümüze hiç sönmeyeceğimizi biliyorum.
Bu yangın biz birer kor haline gelinceye kadar sürecek.
Önce bakışlarımız alıştı birbirine, sonra parmak uçlarımız...
Bu oluş tamamlandığı anda yeryüzünde
bizden güçlüsü olmayacak!
En mutlu olduğumuz yerde en güçlü de olacağız seninle...
Bu bir sonun değil bir varoluşun başlangıcıdır.
Geçmişteki tüm alışkanlıkların bana alışmanı önleyemez artık.

ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN

musaıt yerde
14-04-2010, 12:54
Kimseye söyleme gidişini, ben söylemedim.
Elimde senin siparişin olmayan torbalarla geliyorum eve..
Ağlaya ağlaya öpüyorum yattığın yastığı yorganı
Sanki beni az önce yolcu etmişsin gibi çıkıyorum sokaklara..
Üst komşuya hava atarak, bi fiyaka bi görsen..
Ne garip bu insanlar!
Bütün mahalle, hatta alttaki bakkal bile seni geçen kasım öldü sanıyor...
Ne garip bu insanlar!
Hala her sabah bana selam veriliyor..
Sanki yaşıyormuşum gibi...

Ceyhun Yılmaz

_denizkabugu_
14-04-2010, 14:35
“Aynı suda ikinci kez yıkanmak imkânsız değil, boğulmakmış!”

Yalanlarınızın eline bakarken gözlerim, dürüstlüğünüzü bana gösterdiniz. Size inandım. Size hep, inanırdım! Dürüsttünüz. Ve acımasız! Öldürmeyi canıma ödül sayıp, beni kendi hatalarımla vurdunuz. Serseriliğimi, sessizliğinize dinleyici yaptınız. Sustunuz! Günlerce… Konuşmadınız! Aylarca… Daha yanacak yanımın kalmadığını anladığınız da, çıkıp geldiniz. İçimin içine… Asıl yerinize, asilce oturdunuz. Gitmeleri silmiştiniz. Size inandım. Size, hep inanırdım!

“Aynı suda ikinci kez yıkanmak imkânsız değil, boğulmakmış!”

Gördüğüm yüzünüze, suların durgunluğunda bakmışım meğer. İlk gel-git’te gideceğinizi bildiğim halde. Kandım gelmenize. Kopardığım ilk fırtınada gittiniz, gelen dalganın gitmesini beklemeden gittiniz! Her şeyinizi alıp da gittiniz. Hiç gelmemiş gibi, gittiniz!

“Bilmediniz”

Şüpheleriniz, beynimi kemirirken ‘senaryo yazıyorsun’ dediniz. Şüpheleriniz, içimi çürütürken ‘zaman’ dediniz. Şüpheleriniz, artık belimi bükerken, yüzüme kapılar çarptınız! Beni, kendi gözümden düşürdünüz. Acı çekiyordum. Ne acı ki, acı çektiğimi canınızı yaktığımda anladınız. Ve daha acı ki, sizin canınız yanınca, benim canım daha çok yandı!

Ben kelime kelime kim’lere ulaşırken, ‘neden’ yoktu Lügatinizde. Sormadınız! Nasıl’ın açıklaması, gereksiz bir tartışmanın açılışıydı sizin için. Çelişkisiz karakterinizle, içinizin rahatladığı son’a vardık. Sonuç: Dudaklarınız arasından çıkan sonsuz suskunluk…

“Şimdi”

Bu hiddet benim! Kimse sahiplenmesin! Bütün suçlar ‘yine’ benim! Kimse, nezaketini araya verip, suçtan pay çıkarmasın kendine! Nesnelerinizin, kelimelerinizin, zamanınızın, sevginizin ziyanlığına yanmayın! Hasarı tespit edin yeter! Bedelini, fazlasına canımı ekleyip ödeyeceğim! Sıyrılıp çekilirken aranızdan, ‘üstüm kalsın’ diyebileceğim! Meğer siz, nasıl da yetermişsiniz size! Bilemedim… Sağ olun, sizi sevmeme izin verdiğiniz için ve beni sevdiğiniz için… Üstüm kalsın!

KAHRAMAN TAZEOĞLU...

_denizkabugu_
14-04-2010, 16:53
Bir evrim teorisine arka çıkar gibi,
İç organlarından başlayarak değişmeye,
Vücudunun bulunduğu hali terkederek,
Başkalaşmak...
Sorulara,tarihten cevaplar bulur gibi,
Toprağın altında iki iskelet;
Sırnaşarak,sarılarak çıplak kemiğe;
Aşklaşmak...


Cemreler gözden düşünce,
Yeryüzünde bahara gebe olur.
Toprağa,suya,havaya ve kalbe çarpara...k;
Aptallaşmak...
Karanlıkta yoklayarak sağı solu,
Mutluluğun ayak izlerini takip etmek...
Yılın ilk avında,vurularak bir ceylanın gözlerine;
Aşklaşmak...


Hasretin,özlemin adı değişirken;
Sözlüklere binlerce anlam eklenecek.
En güzel suç;çiçek çalmak olurken bahçelerden,
Kaçışmak...
Kuş kanadından,tüy falı bakar melekler.
Seviyor,seviyor,seviyor...
Başka seçenek mi var?
Nur yüzünde,dur emrine gark olurken;
Aşklaşmak...


Soranlara,avuç içlerini tarif etmek;adres diye.
Eşgalini,sokak aralarında aratırken;
Aşkların en dillere düşmüşünde,
Buluşmak...
Söyleyeceklerini unutur gibi olunca,
Sufle verir,sahne ardında çiçekler.
Düş perdesinin,gerçeğe aralanmasında;
Aşklaşmak...


Çiçeksen kokmayı,adamsan susmayı bilirsin.
Masum duygulara,eşlik edilmeli her daim.
'Ben daha çok seviyorum','hayır ben' diye,
Tartışmak...
Bir kasap çırağı kadar acemi,
Dergah-ı Alem'in Piri kadar usta,
Hiç ölmemiş,hiç ölmeyecek gibi;
Aşklaşmak...


Prangalarını söküp atmalısın.
Yılların mahkumundan sor içeriyi.
Zordur,takvimi bilmeden yaşamaya
Çalışmak...
Sebebi ziyaretimin konuya giriş yerinden;
Kelimeleri özenle seçen bir fikir işçisi gibi,
Kendini ölüme adarcasına,
Aşklaşmak...


Üstü kapalı tabirlerin,açık çay tadında;
Sessiz nefes alışları olur.
Yoklarken,göğüs kafesimi endişeyle,
Tutuşmak...
Düşündüklerin,emin olduklarındır.
Çünkü;yer yoktur tereddüte,bu cinayette.
İşini ustalıkla yapan bir katilin namlusunda,
Aşklaşmak...


Küsmek hayata,çaresizliğin simetrisidir.
Aynada ki tozun görüntüsünden korkulmaz.
Bir üflemeyle sönercesine,rüzgârda
Uçuşmak...
Dili tatlı olanın,yılanla işi ne?
Bırak deliğinde hayaller kursun.
Başkadır;su içenin dokunulmazlığında,
Aşklaşmak...


Külü yakamazsın,eskiyi yenileyemezsin.
Ama bir ölüyü diriltebilirsin.
Aşkla vefat etmiş bedenlerin çürüyüşünde,
Kokuşmak...
Üst üste iki noktadan fazlasını koymak gerek.
Art arda üç beş ünlem ya da...
İntihar mektubunun imlâ hatalarında,
Aşklaşmak...


Gölgeler,ışığı mahkum etmezler.
Bir zerre aydınlığa hasret çekerler.
Gecenin belasına zordur
Bulaşmak...
Kurda kuzu emanet edilir bazen.
Bazen kediye köpek...
Sevda masalının mübahında,
Aşklaşmak...


Kötürüm doğduysan,yürümeyi sevemezsin.
Ve sevmediysen kimseyi,gerçekten gülemezsin.
Mühim değildir,sayfaların gürültüsünde
Buruşmak...
Doğurganlığında bir gülücüğün;
Ömre bedel şarkılar söylenir.
Ayakta alkışlanırken gönül senfonisi,
Aşklaşmak...


Sayılar asal,insanlar asil olmalı ki;
Türlerinden farkı,farkedilmeli.
Asaletin eşsiz kanında,boğulmaya
Çalışmak...
Dil lâl,göz âmâ,kulak sağırsa...
Fikirler delileri kıskandıracak çılgınlıktaysa...
Şeytanın ters pabucunun çıkardığı seste,
Aşklaşmak...


Hangi geceden peydahlanır günler?
Gün doğumlarının ardından ezanla,
İsim verilirken günlere,
Uyuşmak...
İşte o her sabahın karşılama merasimine,
Karıncalanmış ayaklarla katılmak.
Aynada yeni bir yüz keşfedercesine,
Aşklaşmak...


Bilirsin ki uzaktır,uzaksa göreceli.
Durgun su dedikleri,dalgalarla döver kıyıları.
Kim durgun,kim kızgın sorularıyla
Kapışmak...
Tuttuğun yürektir,ey gönül hırsızı.
Bir cerrahın nakil ameliyatının;
Kalbe gülücüklerini enjekte etmesinde,
Aşklaşmak...



Baybora Altaş

the night
14-04-2010, 21:24
Fikirtepe


Fikirtepede bir park
Kadıköyün varoşunda
Esrarengiz toprak
Dördüncü muratın
Ayak bastığı
Fikir koyduğu toprak
Fikirtepe
Ramazanda sahur a kadar
O park da semaverimiz var
Herkes bişeyler getirir
Bisküviler sigaralar
Ekmek domates peynir
Bir de inanılmaz sohbetini
Koyar herkes masaya
Her telden uzmanlık alanımız var
Her dalda gideriz evelallah
Fikirtepenin çocuklarıyız biz
Siyaset varsa düşman yoksa kardeşiz biz
Türkü çingenesi kürdü can ciğeriz
İş siyasete gelince kanlı bıçaklı ellerimiz

Taner Duran

Sonsuz


Elini tutmak, gözlerine bakmak,
Saçlarına yüzüm sürmek,
Rüyalarına girebilmek,
Başını göğsüme yaslayıp,
Saçını koklayabilmek,
İç çeker gibi...
Gel! Kaşı güzelim ecel gibi.

Taner Duran









İskele


Martılarım gelmiyor üsküdara
Gemilerim de yok
Denizimde
Ne oldu onlara?
Küsmüşler di bana
Uzun zamandır sormadım
Halleri nice
Oysaki söz vermiştim onlara
Her pazar gideceğim Eyüpe

Taner Duran

Eksik

Bir hayat yazdım kendime,
Ufak rakı, kızarmış alabalık,
Sonrasında çay, sigara.
Tüm keyifler içimde,
Bir tek sensin eksik olan.
İmkansızmışsın gibi,
Yazamıyorum seni.
Kalbimden çıkarıp
Dökemiyorum kolumdan
Kalemime ,
Oradan kağıdıma...

Taner Duran












UYU

Gerçek ile batıl arasında,
Kalmış ruhum.
Çırıl çıplak bedenim,
Nuz gibi beton, üzerindeyim.
Televizyonlar söyledi,
Sürekli olacak savaşlar.
Ya martılar, ya özgür çocuklar.
Ölecek dedi yan koğuştaki,
Yaşlı sadık.
Ama nasıl olur ölüler,
Ölüler nasıl konuşur.
Haydi dedi gardiyan, -yat artık
UYU...

Taner Duran


Hayat Hep Zordur

Umutsuz bir çocuk gördüm
Hıçkırıklar içinde ağlıyordu
Annesi dövmüş,
Oyuncağını kırdı diye
Eline uzattığım mendili,
Ellerinin arasına aldı
Göz yaşlarını sildi
Ve ağlamaktan vazgeçti
Hayat hep böyle zormudur
Dedi kesik sesiyle
Hep zordur evlat
Hiç güldümü güneş sana dedim

Kalbim Ve Bedenim
Taner Duran













Eyüp

Eyüp yine hazin ve deli rüzgarlarını savuruyor etrafa
Sonbaharından vazgeçmeyen gönlüme benzer Eyüp
Yıllar geçti senden sonra
Anılarımız Eyüp te sahilde, rıhtımda, pierre lotti de
Ağlamıştın sen bir gün göz yaşların eteğine düştü de
Sarı lalelermiş sebep
Bilmiyordum anlamının ayrılık olduğunu
Ve işte koskoca bir aşkın kazara bitişi olmuştu
İki deli yaprak parçası bir dünya hüzüne bedel olmuştu

Taner Duran

anti soad
15-04-2010, 01:55
Ben Sana Yanarken
Gözlerine bakarken umurumda değil mevsimler
Gülüşün hep deniz kenarı bana
Sen bir adım attığında göreceksin
Elinde balonlarla bekleyen o adam benim
Aldığım en derin nefessin sen
Dudaklarının dudaklarımdaki işgali hala yüreğimde
Nefes alıyorum ama hala bulamadım seni

'ben sana yanarken şimdi...sen kim bilir nerede
üşüyorsun'


Ceyhun Yılmaz

-stardust-
15-04-2010, 02:15
|Kalp Ağrısı|
İşte yine başbaşayız içimin acısı yine birlikteyiz
Ver elini...

Sus
Ve ne olur incitme beni...

Ey kalbimin ağrısı ver elini...

Çıkalım seninle soluksuz kalmadan sessizce
Bu karanlik ve ugultulu ormandan

İçimin acisi, kalbimin agrısı, aşkim
iste yine baş başayız ver elini...
sus ve ne olur incitme beni...
|Cezmi Ersöz|