PDA

Tüm Versiyonu Göster : şiir cümbüşü yapalım...


Sayfalar : 1 2 [3] 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34

selfberry
25-09-2007, 03:40
KALDIRIMLAR

Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında;
Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.
Yolumun karanlığa saplanan noktasında,
Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.

Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık;
Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.
İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık.
Biri benim, biri de serseri kaldırımlar.

İçimde damla damla bir korku birikiyor;
Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler...
Üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor;
Gözüne mil çekilmiş bir ama gibi evler.

Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi;
Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.
Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi;
Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.

Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta;
Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum!
Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta;
Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum!

Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin;
İki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler.
Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin;
Yolumun zafer takı, gölgeden taş kemerler.

Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim;
Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!
Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim;
Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.

Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya;
Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.
Dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir kuyuya,
Ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi..

NECİP FAZIL KISAKÜREK

selfberry
25-09-2007, 03:44
Şu ben ne uğraşırım kaldığım bu ummanda ?

Tutunduğum iki biçare tahta parçasıdır,

Nasıl bu dağ kesilen dalgalarla çarpışılır?

Bulutların yayılır perde perde kâbusu;

Çöker fezâlara artık leyâlin en koyusu.

Sağım,solum,önüm,arkam yığın yığın zülmet;

Ne gâye belli, ne mevki ne veche var,ne cihet

Döner döner çıkamam,ye's içinde kıvranırım;

Mezâra canlı giren bir zavallıyım sanırım!!

Zaman olur kabaran dalgalarla savrulurum;

Zaman olur,açılan bir cehennemi uçururum,

İner benimle beraber fezâyı inleterek;

Zaman olur,bulut altında gizlenen şimşek,

Deşer de zulmeti, bir sahne gösterir ki,inan,

Bütün bütün beni bizâr eder hayatımdan:

"kaderle pençeleşilmez,ecelse beklediğim,

Şu tahta parçalarından tecerrüd etmeliyim...

Yeter boğuştuğum artık..."derim...Hayır,duramam,

Taş olsa baş vururum,intihara baş vuramam!

Batar,çıkar,Giderim...................

___söyledim ya, şimdi Emir,Nebilerin kanı

ruhunda hükmeden tesir.......
***
M.A.E.
(:,..

azb
25-09-2007, 03:49
saklanmak taa derine..
hiç kimsenin görmiyeceği yere..
yalnız kalmak içinle..
tek güvenebildiğinle..

nerdeyim nasılım ne yapıyorum bilmiyorum..
sormayın bana nasılsın diye..
soğuk mu yoksa terliyor muyum..
ısıtmayın beni ellerinizle..
sürçü lisan ettiysem affola..şimdi yazdım BY AZB

zeyrek
25-09-2007, 12:33
Siyah gözlerine beni de götür


Daha dokunmadan kurudu irem
çöllere bir türlü yağamıyorum
yeni bir koşuşun başlangıcında
biraz deprem sonrası
biraz şehir hülyası
bir kalp yangınından geriye kalan
siyah gözlerine beni de götür
artık bu yerlere sığamıyorum...

Pembe uçurtmalar yollandığından beri
sarardı tiryaki menekşeleri
Sonbaharın tozlu kafeslerinde
Sevgi turnaları yakalıyorum
turnalar gidiyor; ben kalıyorum...
avareyim, asûdeyim, yorgunum...
bilmiyorum neden sana vurgunum...
erzurum garında banklar üstünde
uyku tutmuyor karanlıkları
yitik düşlerimi kovalıyorum
gölgeler gidiyor; ben kalıyorum...

Binbir türlü kokuyorsa yaylalar
siyah gözlerine beni de götür
baharın koynundan koparıp sana
ipek bir mendile sardığım yüreğimle
şehzade gülleri gönderiyorum
umutlar kalıyor; ben gidiyorum...

Bütün yelkenlileri, deniz fenerlerini
kaptanları sorgulayan
yanından geçen küheylanların
korku tûfanına yakalandığı
siyah gözlerine beni de götür...
güneş ülkesinden gelen yiğitler
benzeri olmayan bir dünya kursun
cellat, ayrılığın boynunu vursun

Usul usul intizârı çürüten
bu hercai diken, bu çılgın arzu...
sürüklüyor imkânsız muştuların
eşiğine gönül vâdilerini
bir ağaçtan düşen yapraklar gibi
düşüyorum tanyerine
ya topla yaralı kırlangıçları...
ya da bu vefâsız şarkıyı bitir!
özgürlüğe giden tutsaklar gibi...
Siyah gözlerine beni de götür...

N.GENÇ

selfberry
25-09-2007, 22:35
zeyreK;
Saolasın paylaşımın için...
(;çok şaşırdım,O şiiri Mustafa Demirci okuyor,Nihat Genç yazmış..
O şiir yazar mI?)(:;şaşırdım..çok...
...

ölümler...
25-09-2007, 23:04
öteki kapımdan gel bunu açamazsın
eski gözlerinle gel öldürmek vakti gel
hem tetik bulun ardında biri olmasın
hanidir ben bu evde saklanıyorum
adımı degistirdim baska bir adla yasıyorum
gece gündüz siyah gözlük kullanıyorum
öteki kapımdan gel bunu açamazsın
sabaha karsı gel bütün gözlerinle gel


pancurların gerisinde kararıyorum
içime belalar doguyor sonbahar doguyor
telefonda sesini tanıyamıyorum
yüzün parmaklarımdan akıp kayboluyor
böyle hep bir sey kopuyor bir sey kırılıyor
sabaha karsı gel eski gözlerinle gel
öteki kapımdan gel bunu açamazsın
hem tetik bulun ardında biri olmasın


artık hiç kimse beni yasamıyor
asklarımı büyük kemanlarla çizdiler
korkularım oldum bittim kimsesizdiler
yalnız bir mısra mıyım ıslanıyorum
bir revolver romanımı tamamlıyor
oyun bitti ısıklarımı söndürdüler
yokmussun gibi gel öldürmek vakti gel
öteki kapımdan gel bunu açamazsın
üzerime kilitleyip mühürlediler
hem tetik bulun ardında biri olmasın ...


A.Ilhan

kskcakal2
26-09-2007, 00:25
AKARSUYA BIRAKILAN MEKTUP
incecikti
gül dalıydı
dokunsam kırılacaktı
dokunmadım
kurudu

gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç
ağaçlar bükmesinler n'olursun boyunlarını
neden akşam oluyorum tren kalkınca
kırlangıçlar birdenbire çekip gidince
mendiller sallanınca neden tıkanıyorum
öyle çok acımasız ki öyle birdenbire ki
az önceki çiçekler nasıl da diken diken
gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç o sularda çimdik, bitti; köprüleri geçtik bitti
o elmanın tadı orda, o kuş çoktan öttü, bitti
artık çocuk değiliz, susarak da bir şeyler diyebiliriz
günler devlet alacağı, yıllar bir kadehcik buzlu rakı
oyunlar oyuncaksı, oyuncaklar eski şarkı
kavaklara oklu yürek çizip duran o çakı
nerde şimdi nerde şimdi, nerde o kan sarhoşluğu
gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç


Hasan HÜSEYİN

selfberry
26-09-2007, 02:17
Ne demek bişey değil :))

selfberry yalnız bir yanlış anlama var...

Nihat değil Nurullah Genç (:

Evet onun şiiri...

Mustafa Demirci'den hiç dinlemedim ben...

Ama eminim çok güzeldir...
(;
Saolasın;hakikaten şaşırdım:)Bende..,
Mustafa Demirci,çok güzel yorumlamış...
Ben açamadım,İnş,doğru olanı seçmişimdir buyur
r;)

http://www.youtube.com/watch?v=5nDdzWZRbfg

Kakdiyebülürsün
26-09-2007, 02:32
İÇİNDEN DOĞRU SEVDİM SENİ
İçinden doğru sevdim seni
Bakışlarından doğru sevdim de
Ağzındaki ıslaklığın buğusundan
Sesini yapan sözcüklerden sevdim bir de
Beni sevdiğin gibi sevdim seni
Kar bırakılmış karanlığından
Yerleştir bu sevdayı her bir yerine
Yüzünde ter olan su damlacıklarının
Kaynağına yerleştir
Her zaman saklamadığın,acısızlığın son durağına
Gül taşıyan çocuğuna yerleştir
Ve omuzlarına,daracık omuzlarına
Üşümüş gibisin de sanki azıcık öne taşırdığın
Tam oraya işte ,uçsuz bucaksız bir düzlükten
Bir papatya tarlasıyla ayrılmış gögüslerine yerleştir
Ve esmerliğine bir de,eski bir yangının izlerinin renginde
Saçlarının yana düşüşüne,onları bölen ikiliğe
Anlından başlayan ve ayak bileklerinde duran
Yani senin olmayan,seni bir boşluk gibi saran hüzne yerleştir
Yerleştir onu bir kentin parça parça aklında tuttuğun
Kar taneleri gibi uçuşan
Ve her gün biraz daha hafifleyen semtlerine
Yerleştir bu sevdayı her yerine.
Ekledim ben tattığım her şeyi denizlere
Bildiğim ne varsa onlar da hep denizlerden
Sen de bir deniz gibi yerleştir onu istersen
Sevdayı
Ve köpüklendir
Ve yaşlandırki işte kederi anlamasın
Ama dur ,her deniz yaşlıdır zaten
Öğrenmez ama öğretir mutluluğu
Bizim sevdamızda da öyledir,iyi şiirler gibi
Birazda herkes içindir.Ve gelinciğin ikinci tadına benzemeli
Var eden kendini birincisinden
Yani bir sevdayı sevgiye dönüştüren
Ben şimdi bir yabancı gibi gülümseyen
Tanımadığın bir ülke gibi
İçinde yaşamadığın bir zaman gibi
Tam kendisi gibi mutluluğun
Beni bekliyorsun
Ve onu bekliyorsun beni beklerken.
Edip CANSEVER(En sevdiğim şiir)

dem_bu_dem
26-09-2007, 18:56
Nilüfer


Ben oraya koymuştum, almışlar,
Arasına sıkışık saatlerin.
Çıkarır bakardım kimseler yokken;
Beni bana gösterecek aynamdı, almışlar.

Kışken ilkyaz, sularımda açardı
Buzlu dağlar gerisine kaçıracak ne vardı?
Eski defterlerde sararırmış yaprak.
Beni bana gösterecek anlamdı, almışlar.

Bir ışıktı yanardı gecelerde;
Akşam, çiçekler uykuya yattı,
Sardı karşı kıyıları karanlık
Beni bana gösterecek lambamdı, almışlar.

memetali
26-09-2007, 19:27
bu sevdayı yaşamak ne zaman suç oldu ?
hangi yasa bir aşka ceza biçebildi ?
hangi savcı aşkın yanlışlıgını iddia edebildi?
hangi hakim kalemini kırıp aşkın ölmesine hükmedebildi?
şimdi aşkı yargılamaya çalışan tüm mahkemeleri reddediyorum,
aşkla ilgili kararı kendimce açıklıyorum ,
Dünyada yaşanmış yaşanan yaşanacak ne varsa,
hepsini AŞK'ın önünde boyun egmeye mahkum ediyorum.

allianz60
26-09-2007, 20:51
Ben karartmadım gökyüzünü
Yemin olsun,
Yıldızlar kendiliğinden düştü o gece,
“Her şeyden çok” diye başlamıştın ya söze
“Her şeyden az” oldun ya hani, ondandır.
Sustular ve sessizce indiler
Karanlığın içine.
Ben hiçbir şey söylemedim
İnan olsun.
Hatırlamadım bile seni.
Ne şarkımız, ne bir şiir...
Anılar kahramansız oynamaz ki...
Hem bilir misin ne kadar zamandır
Bulamamışım ağıt yazacak sevgiliyi...
Ben karartmadım gökyüzünü
Yemin olsun.
Ama belli ki ay’ı da küstürmüştük.
Bir sokak lambaları vardı.
Sararmıştık.
Ben istemedim yemin olsun
Geceyi güne çevirmeyi.
Senin için değil benim derdim,
Yarasalar ve kelebekler gitmesin...
Çünkü onlar da bana benzerler.
Unutma,
“Yandığın sürece varsın.
Gün ağarınca eşitleniyor,
Yalnız kalıyorsun...”

Tayfun TALİPOĞLU

dilemma..
26-09-2007, 22:45
Git...
Uzak bile denmesin adına..
Mesafeleri dilsiz bırak ve git...

Adına yazılan şiirleri unutmalısın...
Onlar kelimelerin esaretindeydi...
İki güvercin kanadına yazdığım şiiride al..
al ve git..
Git ki şiir senle özgür kalsın...

Benim yağmurum seni üşütür anlamazsın,
Sana göre değilim inan bana,
Dokunursan yanarsın!

mertis_geo
27-09-2007, 00:52
KIRIK DÖKÜK, HAYAT

Elimde kahvem,
Sandalyeme oturdum.
Ayakları kırıldı.
Cebimde kelimeler,
Döküldü yere saçıldı.
Açıldı!
Önümde kocaman bir perde açıldı.
Kalbimi ellerine al,
Kalbim nasıl da parçalandı?

Kâğıtlar önümde,
Kelimeler dize geldi.
Ben kaçtım,
Kafatasım kırıldı.

Kırılmayan yerlerim,
Kendi kendimi yellerim.
Bir taş attım havaya,
Kırılsa da ellerim…


yazan: mertis_geo

coo_kie
27-09-2007, 01:04
Kırmızı yazmalı kaderler süsleniyordu,
misvak kokusuzluğundaki akşamlarda
Vaktin vakitsizliğine ağıtlar yakılıyordu
kan kokulu yağmurlu sabahlarda

Trenler çıkıyordu raylarından
Kusuyordu güvercinler,
yüreklerinde taşıdıkları son ahları
Herşeyi saklıyordu bu dil altı
Sevdamı barındıramıyordu,
aklın büyük sanılan küçük odaları

Kalbimin aynası sonsuzluğa bakıyordu
Yalnızlığıma isim konuluyordu
Adın sereserpe dilime seriliyordu
Islaklığın kanatlanıp yüreğime konuyordu
Bir küçük kuş misali,kanat seslerinde
gözyaşımın yankısı kuruyordu

...
FiRaRi

isofe
27-09-2007, 05:03
KARIMA MEKTUP

Bir tanem!
Son mektubunda :
"Başım sızlıyor
yüreğim sersem!"
diyorsun.
"Seni asarlarsa
seni kaybedersem;"
diyorsun;
"yaşıyamam!"
Yaşarsın karıcığım,
kara bir duman gibi dağılır hatıram rüzgârda;
yaşarsın, kalbimin kızıl saçlı bacısı
en fazla bir yıl sürer
yirminci asırlılarda
ölüm acısı.
Ölüm
bir ipte sallanan bir ölü.
Bu ölüme bir türlü
razı olmuyor gönlüm.
Fakat
emin ol ki sevgili;
zavallı bir çingenenin
kıllı, siyah bir örümceğe benzeyen eli
geçirecekse eğer
ipi boğazıma,
mavi gözlerimde korkuyu görmek için
boşuna bakacaklar
Nâzıma!

Ben,
alacakaranlığında son sabahımın
dostlarımı ve seni göreceğim,
ve yalnız
yarı kalmış bir şarkının acısını
toprağa götüreceğim...
Karım benim!
İyi yürekli,
altın renkli,
gözleri baldan tatlı arım benim;
ne diye yazdım sana
istendiğini idamımın,
daha dâva ilk adımında
ve bir şalgam gibi koparmıyorlar
kellesini adamın.
Haydi bunlara boş ver.
Bunlar uzak bir ihtimal.
Paran varsa eğer
bana fanile bir don al,
tuttu bacağımın siyatik ağrısı.
Ve unutma ki
daima iyi şeyler düşünmeli
bir mahpusun karısı.


Nazım Hikmet - Bursa, Hapishane

Dinlemek için Tıklayınız.

pascalseda
28-09-2007, 01:21
EMPERYAL OTELİ
ben hiç böylesini görmemiştim
vurdun kanıma girdin itirazım var
sımsıcak bir merhaba diyecektim
başımı usulca dizine koyacaktım
dört gün dört gece susacaktım
yağmur sönecekti yanacaktı
sameland seferden dönecekti
duvardaki saat duracaktı
kalbim kendiliğinden duracaktı
ben hiç böylesini görmemiştim
vurdun kanıma girdin itirazım var
emperyal otelinde bu sonbahar
bu camların nokta nokta hüznü
bu bizim berheva olmuşluğumuz
bir nokta bir hat kalmışlığımız
bu rezil bu çarşamba günü
intihar etmiş kötümser yapraklar
öksürüklü aksırıklı bu takvim
ben hiç böylesini görmemiştim
vurdun kanıma girdin itirazım var
sesleri liman sislerinde boğulur
gemiler yorgun ve uykuludur
sabahtır saat beş buçuktur
sen kollarımın arasındasın
onlar gibi değilsin sen başkasın
bu senin gözlerin gibisi yoktur
adamın rüyasına rüyasına sokulur
aklının içinde siyah bir vapur
kıvranır insaf nedir bilmez
otelin penceresinde duracaktın
şehri karanlıkta görecektin
karanlıkta yağmuru görecektin
saçların ıslanacak ıslanacaktı
kış geceleri gibi uzun uzun
tek damla gözyaşı dökmeksizin
maria dolores ağlayacaktı
istanbul'u yağmur tutacaktı
bütün bir gün iş arayacaktım
sana bir türkü getirecektim
kulaklarımız çınlayacaktı
emperyal oteli'nin resmini çektim
akşam saçaklarından damlıyordu
kapısında durmanı söylemiştim
yüzün zambaklara benziyordu
cumhuriyet bahçesi'nde insanlar geziyordu
tepebaşı'ndaki küçük yahudiler
asmalımesçit'teki rum kemancı
böyle rüzgarsız kalmışlığımız
bu bizim çektiğimiz sancı
el ele tutuşmuş geziyordu
gazeteler cinayeti yazıyordu
haliç'e bir avuç kan dökülmüştü
emperyal oteli'nde üç gece kaldık
fazlasına paramız yetmiyordu
gözlerin gözlerimden gitmiyordu
dördüncü gece sokakta kaldık
karanlık bir türlü bitmiyordu
sirkeci garı'nda sabahladık
bilen bilmeyen bizi ayıpladı
halbuki kimlere kimlere başvurmadık
hiçbiri yüzümüze bakmıyordu
hiç kimse elimizden tutmuyordu
ben hiç böylesini görmemiştim
vurdun .... kanıma girdin ..... kabulümsün.

ATTİLA İLHAN

yeeeter
15-03-2008, 12:51
Yalnıza Övgü
Mutluluğun gözü kördür,
Yalnızlık sağır.
Ondandır biri tökezleyerek yürür,
Öbürü uykusunda bile bağırır.

Mutluluk yalnız kendisini görür;
Unutur bu yüzden ilkin kendisini.
Yalnızlık kendi tutukluğunda özgür,
Boyuna bekler dönsün diye sesini.

Mutluluk alışır kendisine, ölümden beter;
Borçsuzluğuyla övünür, ama kedisi doğurmaz.
Yalnızlığın gidecek bir yeri yoktur;
Boyuna kapısına döner, açan olmaz.

Mutluluğun mezarları, yalnızlığın heykeli var...
Her ikisinin de saksılarında çiçek.
Biri hep başka bir renkle solar,
Öbürüyse ha açtı, ha açmayacak.
ÖZDEMİR ASAF

yeeeter
15-03-2008, 12:53
Akıl Gözü
Seni bulmaktan önce aramak isterim.
Seni sevmekten önce anlamak isterim
Seni bir yaşam boyu bitirmek değil de,
Sana hep hep yeniden başlamak isterim.
ÖZDEMİR ASAF

kelebeğim
16-03-2008, 06:20
YOL AYRIMINDA


Hüzün ikizidir aşkın
birlikte otururlar yol ortasında

Ah serkeş güzelliği elmas sevişmelerin
çağırmasın beni artık çılgın krallığına
diş izi çoğaldıkça bitiyor elma...

Kayalık dalgalarınla dinle beni!
deniz çıplak uzanır tuzun beyazlığına
sen kendi düşlerinden asıldın mı hiç
yeni bir çığlık öğret yanıtlarına...

Hüzün derindeki izidir aşkın,
birlikte susarlar yol ayrımında...


Ayten Mutlu

smd_mersin
16-03-2008, 11:20
yaa arkadaşlar elinizde daha gün ışığına çıkmamış güzel şiirler varsa yazın lütfenn gün ışığına çıksınn......=)
o nasıl olcak:D

security07
16-03-2008, 12:28
ÖZLEYİŞ

Seni: dalgınlık
Seni: bekleyiş gezegeni
Seni: dağ , fundalık toprağı, çığ , barut
Tanışmaya gerek duyulmayan dostluklar
Seni: yulaf dalgası , açık seçik gülüşler
İncelmiş kum tanesi ,alından silinen ter
Halkların ateşli bilmecesi
Seni: kırbaçların altında
Filiz veren kinin gelini
Teksir mürekkepleri ,fitil , tapa
Korkunun , kaypaklığın amansız can düşmanı
İçimi ah
Uçurum başlarında parlayan ateşlerle tutuşturan sevgili

ÖZLEYİŞLERDİR BENİ YAŞATAN SİLAH...



Nihat Behram

_melek_
16-03-2008, 17:13
Gidişinin ardından sadece sana ağlıyorum.
Sadece sana akıtıyorum gözyaşlarımı...
Sadece sana yazıyor kalemim.
Seni anıyor dudaklarım.
Seni arıyor gözlerim...
Sen yoksun ki;
Seni hayallerimde,düşlerimde varediyorum...
Hala anlatamıyorum kendime.
Hala diyemiyorum "o gitti" diye...
Biten sevgimize,
Yitirdiğimiz aşka,
Tükenen umutlarımıza...
SANA AĞLIYORUM HALA...

_melek_

yaseemiin89
16-03-2008, 17:27
Biliyorum sana giden yollar kapalı
Üstelik sen de hiç bir zaman sevmedin beni

Ne kadar yakından ve arada uçurum;
İnsanlar, evler, aramızda duvarlar gibi

Uyandım uyandım, hep seni düşündüm
Yalnız seni, yalnız senin gözlerini

Sen Bayan Nihayet, sen ölümüm kalımım
Ben artık adam olmam bu derde düşeli

Şimdilerde bir köpek gibi koşuyorum ordan oraya
Yoksa gururlu bir kişiyim aslında, inan ki

Anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi
Ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği

Kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda;
Hangi şarkıyı duysam, bizimçin söylenmiş sanki

Tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor
Nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini

Çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu;
Bağışla bir daha tekrarlanmaz hiçbiri

Rastlaşmamak için elimden geleni yaparım
Bu böyle pek de kolay değil gerçi...

Alışırım seni yalnız düşlerde okşamaya;
Bunun verdiği mutluluk da az değil ki

Çıkar giderim bu kentten daha olmazsa,
Sensizliğin bir adı olur, bir anlamı olur belki

İnan belli etmem, seni hiç rahatsız etmem,
Son isteğimi de söyleyebilirim şimdi:

Bir geceyarısı yazıyorum bu mektubu
Yalvarırım onu okuma çarşamba günleri
cemal süreya

paşakkk
17-03-2008, 04:40
O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar
bırakılmasaydı eğer.
Dayanılması o kadar da zor değildir,
büyük ayrılıklar bile, en güzel yerde başlatılsaydı eğer.
Utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer.
Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık,
çalınan birinin kalbiyse eğer.
Korkulacak bir yanı yoktur aşkların,
insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.
O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses,
hiçbir zaman duyulmasaydı eğer.
Daha çabuk unutulurdu belki su sızdırmayan sarılmalar,
kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.
Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine delice bakmasalardı eğer.
Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı
belki de,
kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer.
Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece
sohbetlerinin,
son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer.
Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman,
meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır
yaralamasaydı eğer.
Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman,
beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer.
Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla,
tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer.
O büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi,
yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer.
O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar,
son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer.
Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri,
her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer.
Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de,
dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer.
Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından,
dokunulası ipekten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer.
Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de,
sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer.
Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar,
ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer.
Issızlığa teslim olmazdı sahiller,
kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle
avunmaya kalkmamış olsaydın eğer.
Sen gittikten sonra yalnız kalacağım.
Yalnız kalmaktan korkmuyorum da, ya canım ellerini
tutmak isterse...
Evet Sevgili,
Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu, kim
uzanmak isterdi ince parmaklarına,
mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık
etmiş olmasalardı eğer!
Ve Hayat Seni Düşündükçe Anlamını Buluyor..
Kim Özlerdi Avuç İçlerinin Kokusunu

geceyolcusu_06
17-03-2008, 04:44
Görmesin Gözlerim
Bakacaksa Başkasına,
Kırılsın Ayaklarım
Başkasına Varacaksa,
Bir Kez Düşünürsem Elleri
Canımı Alsınlar
Beni Düğün Günü Vursunlar...

Bir Gün Bitti Deyip Gideceksen
Eğer Elveda Diyeceksen
Sevmdim Ama Yalandı
Herkes Farkındaydı, Dersen
Seni Ateşlere Atsınlar
Senden Orda Hesap Sorsunlar...

Ama;
Sevdamız Yaktıysa Yüreğini,
Aşk, Körelttiyse Gözlerini,
Annen Hazırladıysa Gelinliğini,
Dönen Namert Olsun!
Hayatının Baharında Solsun.
Adını Kazıdım Yüreğime Hançerle
Silersem Adım ŞEREFSİZ Olsun...

geceyolcusu_06
17-03-2008, 04:46
İlk Kez Çıktı Ağzımdan Bu Sözler
Seni Seviyorum Dedi Korkmadan...
Başına geleceklerden Habersiz
Gözlerine İnadandı Seviyorum Dedi
İlk ve Son Kez...
Yüreğimi Bir sana Açtım,
Bir Sana Alev Alev Yandım,
Çocuk Gibi İnanıpta Sana
Çok Geceler Ağladım...
Nasıl Yaptın Bunu Bana Onu Hiç Anlamadım...
Dünyada ki Herkes Terketse Beni
Her Tanıdığım Yıksa Hayallerimi
Üzülmezdim Bu Kadar Senden Beklemezdim,
Nasıl Bırakıp Gittin Beni Anlamadım...
Sensiz Boştu Dünyam, Soğuktu.
Seninle Dünya Oldu Dünyam, Doldu,
Şimdi Yaran Var Dipsiz Kuyu
Anlamadım Nasıl Sevdin Günlerim Ziyan Oldu...
Nerdeydi Yanlışım Söyle
Köpekler Gibi Aşıktım Sana
Hala Aşığım Hatam Nerde Söyle
Çokmu Sevdim Seni, İstediğinden Fazla,
Nasıl Olacak Bu İş,Düzelirmi Zamanla...
Söyle Zalim Adam Olurmu Bu Yürek
Severmi Senden Başka, Unuturmu ?
İnanırmı, Güvenirmi Bir Daha Aşka
Bu Gözler Ağlarmı Bir Daha Bir Başkasına...
Bu Kalp Unutup Seni, Silermi Herşeyi
Hadi Söyle Söyle Be Herşeyim
Nasıl Dayanırım Tekrar Sevmeye...
İçin Nasıl Elverdi
Beni Böyle Bırakıp Gitmeye....

geceyolcusu_06
17-03-2008, 04:47
Bu yürekten her selam sana
İster omuzumda
İstersen kollarımda ağla
Üşümek nedir?
Bendeki yokluğunun yanında...
Karanlığına umut her nefes
İste benden gelirim
Olurum sessiz her gecene ses...
Kirpiklerinde olmasın hüzün
Daima gülsün güzel yüzün
Burda bir can var
Ona gece vede gündüzsün..
Bilmiyorsun canındayım
Özleyen benim Uzaktayım
Dumanından sararmadan duvarlar
Yetişirim yüreğini Silmeye
Olmaz sana yeni acılar
Başla sende bir gün Sevmeye...

NicKiMouSe
18-03-2008, 07:16
Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi,
-Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya-
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde -gösterdiği vahşetle- "Bu bir Avrupalı!"
Dedirir: Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!
Eski Dünya, Yeni Dünya, bütün akvâm-ı beşer,
Kaynıyor kum gibi... Mahşer mi, hakikat mahşer.
Yedi iklimi cihânın duruyor karşısında,
Ostralya'yla beraber bakıyorsun: Kanada!
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk;
Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...
Hani, tâ'ûna da zuldür bu rezil istilâ!
Ah, o yirminci asır yok mu, o mahhlûk-i asil,
Ne kadar gözdesi mevcud ise, hakkıyle sefil,
Kustu Mehmetçiğin aylarca durup karşısına;
Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.
Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...
Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.
Sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbâb,
Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.

Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;
Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı;
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
Yerin altında cehennem gibi binlerce lâğam,
Atılan her lâğamın yaktığı yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer
O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkâz-ı beşer...
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el ayak,
Boşanır sırtlara, vâdilere, sağnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,
Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.
Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,
Sürü halinde gezerken sayısız tayyâre.
Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
Alınır kal'a mı göğsündeki kat kat iman?
Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm?
Çünkü te'sis-i İlâhî o metin istihkâm.
Sarılır, indirilir mevki'-i müstahkemler,
Beşerin azmini tevkif edemez sun'-i beşer;
Bu göğüslerse Hudâ'nın ebedî serhaddi;
"O benim sun'-i bedi'im, onu çiğnetme" dedi.
Âsım'ın nesli... diyordum ya... nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmeyecek.
Şûhedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...
O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar...
Vurulmuş tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid'i...
Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
"Gömelim gel seni tarihe" desem, sığmazsın.
Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb...
Seni ancak ebediyyetler eder istiâb.
"Bu, taşındır" diyerek Kâ'be'yi diksem başına;
Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
Sonra gök kubbeyi alsam da ridâ namıyle,
Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan,
Yedi kandilli Süreyyâ'yı uzatsam oradan;
Sen bu âvizenin altında, bürünmüş kanına;
Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,
Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile âvizeni lebriz etsem;
Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana.

Sen ki, son ehl-i salibin kırarak salvetini,
Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddin'i,
Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran...
Sen ki, İslâm'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki, ruhunla beraber gezer ecrâmı adın;
Sen ki, a'sâra gömülsen taşacaksın... Heyhât!
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât...
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana âguşunu açmış duruyor Peygamber.


MEHMET AKİF ERSOY



Tüm şehitlerimizin ruhları şad olsun...

Meymenetsiz
18-03-2008, 20:39
!

Gitarların ağlayışını duydun mu hiç?
Ama nerden duyacaksın ki..
Onlar senin için sadece bir eşya..
Ama değiller..
Hiç bir zaman olmadılar..
Metal dinler misin?
Cevabın "hayır" galiba..
Tamam dinleme, sana zorla dinleten yok..
Ama sana bir şeylerden bahsedeceğim..
Bazı gruplar vardır, mistik olayları anlatır..
Bazıları ölen sevgiliyi, bazısı ise atalarını..
Ama sen ve etrafındaki çoğu insan onları hep aynı şekilde değerlendirdin..
"Satanist", "Eroinman" vs.
Nereden biliyorsun?
Hiç aralarına katıldın mı?
Ya da zahmete girip araştırdın mı?
Ordan oturduğun yerden ahkam kesmek kolay..
Tamam sert müzik yapıyorlar..
Evet, bazı kötü örnekleri var..
Ama nereden biliyorsun hepsinin aynı olduğunu?
Bir olay anlatacağım sana;
"Grup konserdedir.Sert bir şarkı..
Her şey sert.
Brutal vokaller.
Eski sevgiliye olan kin.
Bağırış, çağırış..
Ama bir an gelir hepsi susar..
Herkes geri çekilir, meydan bassiste kalır..
Bassist başını öne eğer,
Saçları yüzünün görünmesini engeller..
Sonra solosuna başlar..
Solosuna girerken gözünden bir damla yaş akar..
Sonra bir damla daha..
Ve devam eder...Bassist ağlar..
Bassist ağladıkça elindeki gitara daha da içten odaklanır..
Ve gitarıda ağlamaya başlar..
İkiside ağlar, ağlar, ağlar..
Onları anlayanlar da fena olur,
Bazıları gözyaşlarıyla eşlik eder.."
Şu satırları yazarken ben de ağlarım..
Soruyorum sana;
Ben o ağlayan bassistim,
Ya da seyircilerden biriyim,
Hatta o ağlayan bass gitarım!
Ne diyorsun bana;
"Satanist" mi, "Ağlama" mı?

esraela
18-03-2008, 22:06
BİR ŞEYİN ADI

Önce, büyük büyük düşündüm;
Sonra büyük büyük yaşadım.
Ne varsa, onlar aldı.
Şimdi bana küçük bir ölüm kaldı.

Özdemir ASAF

şeker topaqı
18-03-2008, 22:07
Güneş altında söylenmedik söz yokmuş..
Bu yüzden geceleri söylüyorum sevdiğimi..
Ne gece ne gündüz yokmuş söylenmemiş söz..
Bende söylenmişleri söylüyorum yeni biçimde..
Hiç bir biçim kalmamış dünyada denenmedik...
Bende susuyorum sevgimi saklayıp içimde....
Duyuyorsun değil mi suskunluğumu nasıl haykırıyor...
Susarak sevgisini ilan eden çok var sevgilim ...
Ama bir başka seven yok benim sustuğum biçimde .....
Aziz Nesin

esraela
18-03-2008, 22:11
BİR FOTOĞRAFA

Karşımdasın işte...
Bana bakmasan da oradasın, görüyorum seni.
Ah benim sevdasında bencil, yüreğinde sağlam sevdiğim.
Kalbime gömdüm sözlerimi, ceset torbası oldu yüreğim.
Tıkandığım o an,
Elimi nereye koyacağımı şaşırdığım o an işte,
Aklımdan o kadar çok şey geçti ki takip edemedim.
Ellerim boşlukta, ben darda kaldım.
Ellerim buz gibi, ben harda kaldım.
Bir senfoni vardı kulağımda çalınan,
bitti artık hepsi...

Köşeme çekildim, hani hep kaldığım köşeme.
Bakış açım belli oldu yine.
Geride kalan, ardından bakar gidenlerin.
Bir meltem olacak rüzgarım dahi kalmadı benim.
Dağlara çarptım her esişimde.
Yollara küfrettim her gidişinde.

Demiştim sana hatırlarsan:
“Önemli olan ‘zamana bırakmak’ değil,
‘zamanla bırakmamak’tir..”
Şimdi bana, geçen o zamanın
Unutulmaz sancısı kalır

Gittiğim eğer bensem, söyle bana kimden gittim?
Sende yoktum zaten ben, ben yine bende bittim...

Nazım Hikmet

şeker topaqı
18-03-2008, 22:17
(gidersen hani sığınaklarım?
eksilir, zarar kalırım
kalırım!
yeni günün tenine dağılır yaralarım
sana yağmur diyorum…)

uzun boylu umuttun
tadında unutuldun
nerde büyük uçurumların
kış suların, yaz uykuların?

sana yağmur diyorum ıslaklığım bundan
yağ da ıslanalım, ama uslanmayalım
uslanmayalım!

gün, vursun yükünü gecenin hırkasına
yol, vursun sesini uzaklığın pasına
sesime kibrit çaksan tutuşacağım
sargısızım,
çoğalırım;
çoğaldıkça arsızım
sana yağmur diyorum…
en haklı aşk,
alkışsız sürebilendir
ve en haklı kavganın öznesi
ölmemek için dövüşürken de ölebilendir…

o an
işte o an
ey bizi ayrı takvimlere düşüren zaman
yere bir bahar dalı düşmüş gibi mi olur
sıradağlar mı tutuşur bağrının orta yerinde?

yeter
kan sıçratmayın sabahın seherine
boğulursunuz
boğulursunuz!
Yılmaz Odabaşı

Meymenetsiz
18-03-2008, 23:01
!

Ruhunun derinliklerinden gelen
Toprağın çağrısını duyduğunda
Hiç boyun eğmeyi istedin mi?

Aydınlık sabahları bırakıp
Nemli odalarıma konuk edilmeyi bekledin mi?
Karanlık ve küf kokusu içinde çürümeyi?

Hiç ölmeyi diledin mi?

Kendini terk edilmiş bir harabe gibi hissettiğinde
Senin için açılmış kollarıma atılmayı
Herşeyden çok istedin mi?

Seni yalnızlığa itenlerin gidişlerini izlerken Arkanda bir mezar taşından başka
Hiçbir şey bırakmama fikrini sevdin mi?

Karanlık dehlizlerde gezinmeyi
Kara toprağın ötesini
Merak ettin mi?

Soruyorum
Hiç ölmeyi diledin mi?

bigman
20-03-2008, 00:17
Agora Meyhanesi

Sana bu satırları
Bir sonbahar gecesinin
Felç olmuş köşesinden yazıyorum
Beşyüz mumluk ampullerin karanlığında
Saatlerdir boşalan kadehlere
Şarkılarını dolduruyorum
Tabağımdaki her zeytin tanesine
``Simsiyah Bakışların'ı koyuyorum
Ve kaldırıp kadehimi
Bu rezilcesine yaşamaların şerefine içiyorum.

Burası Agora Meyhanesi
Burada yaşar aşkların en madarası
Ve en şahanesi

Burada saçların her teline bir galon içilir
Gözlerin her rengine bir şarkı seçilir
Sen bu sekiz köşeli meyhaneyi bilmezsin
Bu sekiz köşeli meyhane seni bilir
Burası Agora Meyhanesi
Burası arzularını yitirmiş insanların dünyası...

Şimdi içimde sokak fenerlerinin yalnızlığı
Boşalan ellerimde kahreden bir hafiflik
Bu akşam umutlarımı meze yapıp içiyorsam
Elimde değil
Bu da bir nevi namuslu serserilik
Dışarda hafiften bir yağmur var
Bu gece benim gecem

Kadehlerde alaim-i semaların raksettiği
Gönlümde bütün dertlerin hora teptiği gece bu
Camlara vuran her damlada seni hatırlıyorum
Ve sana susuzluğumu

Birazdan şarkılar susar, kadehler boşalır
Umutlar tükenir, mezeler biter
Biraz sonra bir mavi ay doğar tepelerden
Bu sarhoş şehrin üstüne
Birazdan bu yağmur da diner
Sen bakma benim böyle delice efkarlandığıma
Mendilimdeki o kızıl lekeye de boş ver
Yarın gelir çamaşırcı kadın
Her şeyden habersiz onu da yıkar
Sen mesut ol yeter ki ben olmasam ne çıkar?

Dedim ya burası Agora Meyhanesi

Bir tek iyiliğin tüm kötülüklere meydan okuduğu yer

Burası Agora Meyhanesi
Burası kan tüküren mesut insanların dünyası

Dr. Onur Şenli

nihan_r
20-03-2008, 02:01
eskiden bu başlıkta seksene yakın sayfa vardı. ne olduğuna dair fikri olan var mı??

cadalosumben
20-03-2008, 02:02
Pes etmeni,affetmeni bekLerdim hep
ama sevmediqin biri için napabiLirsin ki?
Sen de hakLısın.Git.HoşçakaL...

Kendine iyi bak demek istiyorum ama vazgeçtim gaLiba.
Sen iLgiLendin mi benim iyi oLup oLmadığımLa?
MutsuzLuqumun tek sebebi oLmadın mı??
Neyse...İyi bak sen kendine yine de.

.....

HaLbuki ne istedim biLio musun?
Sadece kaLmanı içimde,kaLbimde,hayatımda bir yerLerde.

Ama yoksan artık buraLarda bir yerLerde
MutLuysan artık ba$kaLarında bir yerLerde
Ben de mutLu oLmaLıyım artık bir yerLerde kendi haLimde
Veya daha doqrusu ba$kaLarında,ba$kaLarının kaLbinde bir yerLerde...

büşşraa
20-03-2008, 02:03
eskiden bu başlıkta seksene yakın sayfa vardı. ne olduğuna dair fikri olan var mı??
sitedeki sorun nedeniyle..
silindi hepsi, gitti (:

nihan_r
20-03-2008, 02:05
sitedeki sorun nedeniyle..
silindi hepsi, gitti (:
teşekkür ederim neyse kısa zamanda eski haline getiririz:)

çiçeeek
20-03-2008, 02:08
Desem ki vakitlerden bir Nisan akşamıdır,
Rüzgârların en ferahlatıcısı senden esiyor,
Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini,
Ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim,
Senden kopardım çiçeklerin en solmazını,
Toprakların en bereketlisini sende sürdüm,
Sende tattım yemişlerin cümlesini.

Desem ki sen benim için,
Hava kadar lazım,
Ekmek kadar mübarek,
Su gibi aziz bir şeysin;
Nimettensin, nimettensin!
Desem ki...
İnan bana sevgilim inan,
Evimde şenliksin, bahçemde bahar;
Ve soframda en eski şarap.
Ben sende yaşıyorum,
Sen bende hüküm sürmektesin.
Bırak ben söyleyeyim güzelliğini,
Rüzgârlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber.
Günlerden sonra bir gün,
Şayet sesimi farkedemezsen,
Rüzgârların, nehirlerin, kuşların sesinden,
Bil ki ölmüşüm.
Fakat yine üzülme, müsterih ol;
Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini,
Ve neden sonra
Tekrar duyduğun gün sesimi gökkubbede,
Hatırla ki mahşer günüdür
Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum


CAHİT SITKI

the_genchis
20-03-2008, 02:09
Hayat Bazen Oyle ınsafsızkı

Küçük Bir Boşluğunda Yakalar

Hissettirmez En Zayıf Anında

Seni Ta Yüreğinden Yaralar

Insan Acılarla Kıvransada

Ve O Aşk Ta Bir Daha Doğsada

Dünyasını Yeniden Kursada

Düşlerle Gerçekler Ayrı Ayrı Yaşar...

büşşraa
20-03-2008, 02:09
teşekkür ederim neyse kısa zamanda eski haline getiririz:)
rica ederim... (:

MEMEDE SON MEKTUBUMDUR

Bir yandan cellatlar girdi araya,
Bir yandan, oyun etti bana
bu mendebur yürek,

Nasip olmayacak Memed'im yavrum,
seni bir daha görmek.

Biliyorum,

buğday başağı gibi delikanlı olacaksın,
ben de öyleydim gençliğimde,
kumral, ince, uzun;

gözlerin ananınkiler gibi kocaman,
bazen de bir parça bir tuhaf mahzun;
alnın alabildiğine aydınlık;
herhalde sesin de olacak
- berbattı benimkisi -

türküler döktüreceksin yanık mi yanık...
Konuşmasını mı bileceksin
- ben de becerirdim o işi
sinirlenmediğim zamanlar -

bal damlayacak dilinden.
Vay, Memet, kızların çekeceği var
senin elinden.

Müşküldür
babasız büyütmek erkek evladı.

Ananı üzme oğlum,
ben güldürmedim yüzünü,
sen güldür.

Anan,
ipek gibi kuvvetli, ipek gibi yumuşak;
anan,
nineliğinde bile güzel olacak
onu ilk gördüğüm günkü gibi,
Boğaziçi’nde,
on yedisinde
ay ışığı, gün ışığı, can eriği,
dünya güzeli.

Anan,
ayrıldık bir sabah,
buluşmak üzre,
buluşamadık.

Anan,
anaların en iyisi en akıllısı,
yüz yıl yaşar inşallah...

Ölmekten, oğlum korkmuyorum,
ama ne de olsa
iş arasında bazen
irkilip ansızın,

yahut yalnızlığında uyku öncesinin
günleri saymak biraz zor.

Dünyada doymak olmuyor, Medet,
doymak olmuyor...

Dünyada kiracı gibi değil,
yazlığa gelmiş gibi de değil,
yaşa dünyada babanın eviymiş gibi...
Tohuma, toprağa, denize inan.
İnsana hepsinden önce.

Bulutu, makineyi, kitabi sev,
insani hepsinden önce.

Kuruyan dalın
sönen yıldızın
sakat hayvanın
duy kederini,
hepsinden önce de insanın.

Sevindirsin seni cümlesi nimetlerin
sevindirsin seni karanlık ve aydınlık,
sevindirsin seni dört mevsim.
ama hepsinden önce insan sevindirsin seni.
Memet,
memleketler içinde bir şirin memlekettir
Türkiye,
bizim memleket,
insanı da,
su katılmamışı,
çalışkandır, ağırbaşlı, yiğittir,
ama dehşetli fakir.

.............
...............

Memet,
ben dilimden, türkülerimden,
tuzumdan, ekmeğimden uzakta,
anana hasret, sana hasret,
yoldaşlarıma, halkıma hasret öleceğim,
ama sürgünde değil,
gurbet ellerde değil,

öleceğim rüyalarımın memleketinde,
beyaz şehrinde en güzel günlerimin.

NAZIM HİKMET

nihan_r
20-03-2008, 02:13
durmadan taşırdım yanımda üç şeyi
iri çakıl tanelerini, çatlamış bir narı
bir öpüşün bıraktığı harlı lekeyi
ipekten
çalınmış
umutlarla taşırdım
ah sevgilim derdim, ölüm
ne kadar çoktu yaşadığımızda.

bize hep beyaz mendil
sallayan
ölüm ki,
iki kapısında
haki bir yalnızlık
dikilirdi

ve hatırlatırdı
bize, güz kuşlarının
uçup gittiği denizleri.

bense, yulaf kokan
dağlı ellerinde
dolaşmak gibi kolaydır
sanırdım yaşamak ve sana kansız
bir gökyüzü
getirirdim
getirebilsem ah,
- avlusunda çocukların
korkmadan oynadığı -
lalelerle
donanmış simli bir gökyüzü.

bir öpüşün bıraktığı harlı lekeyi
çatlamış bir narı, unutmadım.

Behçet AYSAN

tırtıll
20-03-2008, 02:17
Yok mu ayrılıkların çaresi?
Amaçsız bir örümcek,
Önünü ördü yalnızlığımın.
Dokunup bozsam günah mı?
Peki sensizliğimin sevabı kime?!
Bu göz yaşlarımla girecekse cennete birileri
Ben hıçkırıklarımı helal ettim bile…

kelebeğim
20-03-2008, 12:29
BELKİDE SÖYLEMİŞTİM

-I-

ßir ay gecesi işte
yedi yıldız, yedi üşümüş yıldız
yedi siren çiçeği
yaralı geyikler gibi çöktü kalbime!!

En çok neresinden kırılır rüzgâr
ay gecelerinin sessizliğinde?
biriktirirdim yağmuru bulut olsaydım
tenindeki tuz yüklü gemilerde...

Hangi dünyadaydı, neresindeydi
kanatlı atlarla çıkılan yolculuğun
demiştin, gelirim yol gitmese de!

Bir elmastı kalbim aşkla parlayan. . .

-II-

Yıldızlardan habersiz,
habersiz yıllarımdan geliyorsun benimle!
gözlerinde hâlâ o ışık perileri
dans ediyor içimin çan çiçekleriyle
hep vardır yeni bir şey, diyorsun
tende ve ruhta
yeni bir öpüş, başka bir sözcük
açılacak bir sayfa!


Kederle gülümsüyor çan çiçekleri!


Ay geceleri kederle gülümsüyor
yedi yıldız evinin mercan alevi
hep ayni yerinde kırılıyor rüzgârın
söylemiştim, gitme!


Duvarların, duvarların içinde
yıldızlara giden incecik bir yol,
bundan sana belki söz etmemiştim!

O incecik yoldu senin gülüşün
hayatımın incelen düğüm yerinde!

Bunu sana,
o yaralı geyikler gecesinde
belki de söylemiştim...


Ayten MUTLU

geceyolcusu_06
20-03-2008, 20:38
Gitme diyemedim sana
Kal desemde gidiciydin
Aklımın bi köşesindesin
Söyleyemediğim gidişlerdesin...
Şimdi yalnız değilim
Duvarlar var Dertleştiğim
Senin kadar sevecen değiller
Ama bilirim terkedip gitmezler..
Damarlarımda hatıraların var
Ezip geçemediğin gururunla
Bitti diyebildiğin bir ben var...
Ne çok severdik ayrılık şarkılarını
Sevgiyle söylerdik ayrılığa inanmazdık
Ben doğum günlerini severdim
Şimdi her yıl yalnız geçiriyorum
Sevdiğimin doğum günlerini...
Kal desem gitmezmiydin
Merak ediyorum, dön desem dönermiydin
Daha çok merak ettiğim
Sen dönsen ben severmiydim...

geceyolcusu_06

geceyolcusu_06
20-03-2008, 20:40
Ben Ayrılamadım Senden

Boşuna Soldu Yapraklar,
Ben Ayrılamadım Senden.
Gözümde Dua'ydın Önce,
Şimdi Gözyaşı oldun Yağmur Gibi Dökülen.
Ama Ben Ayrılamadım Senden.
Ateşine Yandım Evet Doğru,
Ama Senin Yerinede Yandığım Oldu,
Yinede Yok Ben Ayrılamadım Senden...


geceyolcusu_06

geceyolcusu_06
20-03-2008, 20:41
Sabah oldu yine, sensiz uyandım
Geceleyin de yoktun, aslında uyumadım
Senden ayrı geçen her gün her gece,
Ben oturup sensizliğime ağladım.
Duyarmısın bilmem, söylediğim şarkıları
Sen gittin diye yaktığım ağıtları
Duymasanda olur gerçi, öylesine yandım.
Öylesine sevdim seni, öylesine deli gibi
Sen gidince farkına vardım !!
Öylesine değil, ölesiye sevmişim ölesiye...


geceyolcusu_06

Meymenetsiz
20-03-2008, 22:11
..


soğuk bir odadayım..
pencereler tahtalarla kapatılmış..
demir kapı sürgülü..
ellerim sandalyeye bağlı arkadan..
ayaklarım aynı şekilde..
tam merkezindeyim odanın..
gözbebeğim ay ışığını algılıyor sadece tahta aralarından..
yani gece..
yani nefret ettiğim zamanın,en sevdiğim anı..
arkamda bir nefes..hissediyorum..çok soğuk..
kulağımda bir fısıltı..duyabiliyorum..adeta sessiz bir çığlık..
önümde bir karaltı..görebiliyorum..benim gölgem değil..
birileri konuşuyor..benim sesim yok..
boğazımda metal bir soğukluk var..bıçak..
bekliyorum sessizce..
bağırmak yok..
itiraz yok..
artık ses bile yok..
uzun bir bekleyiş..

büşşraa
21-03-2008, 00:25
SİTEM...

Önde zeytin ağaçları arkasında yar
Sene 1946
Mevsim
Sonbahar
Önde zeytin ağaçları neyleyim neyleyim
Dalları neyleyim.
Yar yollarına dökülmedik dilleri neyleyim.

Yar yar!..Seni kara saplı bir bıçak gibi sineme sapladılar
Değirmen misali döner başım
Sevda değil bu bir hışım
Gel gör beni darmadağın
Tel tel çözülüp kalmışım.
Yar yar
Canımın çekirdeğinde diken
Gözümün bebeğinde sitem var

BEDRİ RAHMİ EYÜBOĞLU

Meymenetsiz
21-03-2008, 02:18
Derken tahtalar sökülüyor teker teker..
alnımdan akan soğuk terler gibi..
ilk adamı görebiliyorum..
ama arkası dönük tam olarak seçemiyorum yüzünü..
benimle konuşuyor..
sesinden tanıdım..
bana bişeyler fısıldayan adam bu..
evet diğeri de arkası dönük bana..
ve diğeri de..
karaltısını gördüğüm ve nefesini hissettiklerim bunlar..
tam üç kişiler..
bir de ben..
dört kişiyiz odada..
hepsi pencerenin önünde,arkası bana dönük duruyorlar..
aynı boyda hepsi..
aynı siyah elbise hepsinde..
ellerim..
ellerim hala bağlı ayaklarım gibi..
ben hala tek kelime etmiş değilim..
onlar sürekli konuşuyorlar..
hem hiçbir şey dememiştim onlara..
neden devam etmediler ki..
bilmiyolar mı benim geceyi sevdiğimi..
o da ne?..
arkamda biri daha var..

zekim edosum
21-03-2008, 02:28
[QUOTE=Meymenetsiz][font=comic sans ms][b]

Derken tahtalar sökülüyor teker teker..
alnımdan akan soğuk terler gibi..
ilk adamı görebiliyorum..
ama arkası dönük tam olarak seçemiyorum yüzünü..
benimle konuşuyor..
sesinden tanıdım..
bana bişeyler fısıldayan adam bu..
evet diğeri de arkası dönük bana..
ve diğeri de..
karaltısını gördüğüm ve nefesini hissettiklerim bunlar..
tam üç kişiler..
bir de ben..
dört kişiyiz odada..
hepsi pencerenin önünde,arkası bana dönük duruyorlar..
aynı boyda hepsi..
aynı siyah elbise hepsinde..
ellerim..
ellerim hala bağlı ayaklarım gibi..
ben hala tek kelime etmiş değilim..
onlar sürekli konuşuyorlar..
hem hiçbir şey dememiştim onlara..
neden devam etmediler ki..
bilmiyolar mı benim geceyi sevdiğimi..
o da ne?..
arkamda biri daha var..

hehehe kap tım kaçtım

gkhntmr
21-03-2008, 02:31
Ardımda Seni Ve Yüreğimi Bırakıp;
Geçmişe Bakmadan,hiç Aldırmadan,
Gözlerdeki Birtek Yaşa Bakmadan,
Sadece Kendimi Aldım Yanıma Ve Gidiyorum...
...
...
Belki Aşk Hayaldi,bunlarda Hayal,
Seni Sana Bıraktım Hadi Hoşçakal,
Birtek Can Kalmıştı Onu Da Sen Al,
Sessiz Oldu Bukez Son Gidiyorum.

Meymenetsiz
22-03-2008, 22:27
Bir güz meysimiydi..
uçuşan çığlıklar kulak sancısıydı!..
gidişindi..gidişimdi!
Zamansızdım..
Yüzümün gölgesinde
ayyaş bir yangındın..
Yangın yerinde külünü arayan,
bitkisel bir bekleyiştin aynamda..
Cinayetin ipuçlarını bırakmıştın..
Tırnaklarımla kanattığım tenimde
parmak izi acılar..
Nasıl bilirdinizle biten
bir aşak masalıydın..
Bilinç altımda bir cenaze..
İyi bilirdik..

büşşraa
23-03-2008, 03:29
BU ZİNDAN, BU KIRGIN, BU CAN PAZARI

Gördüler
Yedi cihan,
İn, cin Kaf dağının ardındakiler,
Kıtlık da kıran da olsa
Gördüler analar neler doğurur
Aman aman hey...

Dünyalar vardır elvan,
Bir su damlasında, bir kıl ucunda,
Meyvalar vardır, meyvalar,
Ağacı, omcası yok,
Sana vurgun, sana dost.
Beride Kabil'in murdar baltası
Ve kan değirmenleri,
Kader kahpesi.
Beride borazancıları o **** ölümün,
Hazır ırzını vermeğe
Yiğitler vuruldukça.
Timsah kısmı çünkü yavrusunu yer
Akarsu duruldukça.
Cadı, yalan hamurunu dağ - dağ yoğurur
Aman aman hey

Bu zindan, bu kırgın, bu can pazarı,
Macera değil.
Yaşamak, sade "yaşamak"
Yosun, solucan harcıdır.
Öyle açar ki murat.
Susuz, güneşsiz de kalsa, koparılsa da
Şavkı, bulut güllerinden daha bir suna,
Daha bir burcu - burcudur.

Bu zindan, bu kırgın, bu can pazarı
Macera değil
Sardığım toprağımın altın sabrıdır.
O sert, erkek hüznüdür lahza başında
Cıgara değil.
Ve sevgilim uykusunda bağrır
Aman aman hey...

Meltemin bir tadı, ustura ağzı
Biri, kız memesi, tılsım,
Yağmurun bir damlası süzülmüş küfür,
Bir damlası, aşk.
Senin uykuların hayın,
Düşlerin kardeş.
Duyar mısın, anlayıp sızlar mısın ki?
Gece, samanyollarında rüzgar çıkıncaya dek,
Mısralarım kardeş - kardeş çağırır
Aman Aman hey...

Serabın bir sonu vardır,
Ufkun, sıradağın sonu.
Uçarın, kaçarın bir sonu vardır
Senin sonun yok.
Mandaların, kavakların pazarı olur,
Senin pazarın olamaz.
Sensiz nar çatlamaz, bebek gııı demez.
Beni böyle şair, divane etmez,
Kızımın çatal göğsü.
Senin yüzün suyu hürmetinedir
Buğdalara, cevizlere yürüyen
Kara toprağın ak südü...

Bir bilsen kimlere tasa, kedersin,
Anlar mısın, şaşırıp ağlar mısın ki?
Bir bilsen kardeşlerim ne can çocuklar
Ve bilsen nasıl vurur beni bu duvar.
Akşam - akşam, kara sevdam ağarır
Aman, aman hey...

AHMED ARİF

_dEvRiMcİ_
23-03-2008, 04:22
DEVRİM

Temiz kalan tek yerdir devrim
bütün bir yıl
kirlenen duvarda
ama görebilmek için
asıldığı çividen indirilmelidir
yaprakları biten takvim

Zorbalara direnmektir devrim
bir çocuğun
annesinin çantasından aldığı paraları
altına gizlediğini
söylememiştir dövülen
hiçbir halı

İçinde yaşamaktır devrim
dikiş kutusunun
ve topluiğneler gibi
bir arada olmayı gerektirir
karşı koyabilmek için zulmüne
makas denilen patronun

Gece ışıklar arasında koşmaktır devrim
ateş böceklerini
yakalamak isteyen çocukların
peşine takılır gün gelir
yanıp sönen mavi ışıkları
polis arabalarının

Kağıt bir gemidir devrim
bütün gemiler
hurdaya çıksa da sonunda
taşıdığı özgürlük şiiriyle
batmadan yüzer nicedir
dünya sularında

Kim bilir kaç yunus görmüş
kaç deniz gezmiş...




ayrıca Attila İlhan ile iglili bir şey yazmak istiyorum. Attila İlhan adının yanlış yazılmasından nefret edermiş bazı arkadaşlar yanlış yazmışlar uyarmak istedim ;)

Nazlı Gizem
23-03-2008, 04:23
Yürek İşçisi

Bir devrimcinin silahı
kılıfsız kıldığı yüreğidir

devrim mi
büyük bir aşkla bağlanarak
çıkarıp ta ortaya koyduğun
o çıplak yüreğinle
şerbet ederek sevgini
birer birer içirdiğin
çatlayan o dudaklarda
gülümseyen o yüreklerdedir

hiç bir rüzgarın silemediği
gökkuşağındadır renklerin

bir devrimcinin iki gözü vardır
senin benim gibi
biri karşısındakine diğeri kendine bakan
sade, iki çıplak göz
ve en büyük savaşı bir devrimcinin
kendi kendisiyle olanıdır



Ercan Cengiz

kelebeğim
24-03-2008, 04:50
YÜREĞİNDE YER VAR MI?

Parmaklarının ucunda
şu an hissediyor musun beni?
Hisset! Hisset...
Parmaklarına değen kağıdın içinde
Dolaşan damarlarımı...
Hisset damarlarımın, kanımın
Seni aramak için
Deliler gibi dolaşmasını...

Parmaklarının ucunda
şu an hissediyor musun beni?
Dinle; duyuyor musun yüreğimin ritmini?
Gönlümde esen rüzgârları dinle...
Nefesimi tutmasam
Gözlerindeki derin ovalarda titreyen
Bütün yeşillikler kül olur,
Sazlar büyür simsiyah,
Kuruyan gözpınarlarında...

Parmaklarının ucunda
şu an hissediyor musun beni?
Yazık! Mekanlar durduruyorsa seni...
Ve yazık, kendini bağladıysan maddelere...
İpsiz bir uçurtmayım ben...
Ve kuyruksuz
Saçlarının çizgilerinde süzülen...
Rüzgârım sensin...
Susma ve sakın gözlerini kapatma!
Düşerim!
Yüreğinde yer var mı?

Parmaklarının ucunda
şu an hissediyor musun beni?
Ve bir kaynak suyundan oluşan derenin
Üzerine düşen yaprak gibi;
Düşürüyor musun gülüşlerini
Ve öpüşlerini sesimin üstüne?
Akıyor musun benimle beraber,
Akıyor musun yıldızlara doğru?
Yıldızlar...
Yıldızlar neden böylesine vefasız?
Neden her üşüyüşümde
Lapa lapa yağıyorlar avuçlarıma,
Neden eriyip kayboluyorlar?

Parmaklarının ucunda
şu an hissediyor musun beni?
Bilmiyorum!
Bilmek istemiyorum...
Ama parmaklarının ucunda
şu an ne olur hisset beni...
Hisset!
Hisset,damarlarımdaki kanımın,
Seni aramak için deliler gibi dolaşmasını...
Söylemiştim değil mi?
İpsiz bir uçurtmayım ben...
Ve kuyruksuz...
Saçlarının çizgilerinde süzülen...
Rüzgarım sensin...
Susma ve sakın gözlerini kapatma!
Düşerim...
Yüreğinde yer var mı?


Muammer Erkul

banZek
24-03-2008, 04:51
YALNIZLIĞIN IŞIĞI

Hüzünlere mahkûm oldum birden
Zincirlere vuruldu yüreğim
Her gün bir kamçı yedi.
Yoruldu artık bedenim!
Sonra bir kamçı daha
Bir tane daha ve bir tane daha!
Dayanamaz oldum bu acıya, bu yalnızlığa.
Gecemi aydınlatacak,
Yüreğimi ısıtacak,
Öfkemi dindirecek,
Bir ışık aradım şu karanlık zindanda!
Alıp götürsün beni uzaklara
Götürsün ki dönmeyeyim o yalnızlığa
Sadece korkulu bir rüya olsun o günler.
Bir kere anlatacağım,
Bir daha hatırlamayacağım.
Cevap olsun bütün yalanlara
Anlamını yalnızlıkta arayanlara.
Bir baktığımda dönüp bir daha bakayım
Koca bir perde olsun bütün utançlarıma.
Beni hüzünlerimin karanlığında bulduğunda
Ellerimi öyle bir sıkı sıkıya kavrasın ki!
İstemesem de dönülmez yolum olsun…
Kandamlasıyla yazılmış kader fermanıma
Bir satır mutluluk eklesin parlaklığıyla.
Başında ben, ortasında sen, sonunda biz olsun!
İçtiği suyun doyulmazlığı gibi
Kana kana içine alsın beni.
Her adımda, her solukta
Bir ben olayım yüreğinin takibi,
Bir o olsun mutluluğumdan akan gözyaşlarımın sahibi.
Sevdanın kırık bacaklı sandalyesine oturduğumda,
Huzurlu bir aydınlık olsun ruhuma
Öyle bir ışık olsun ki!
Sular serpsin çöl yangınıma,
Bir tek sevmenin anlamı belirsin dumanında.
Öyle bir ışık olsun ki!
Doğuşu sadece benim varlığıma…


E.G

isotmarmelati
24-03-2008, 09:57
Zulmü Alkışlayamam
Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem;
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.
Biri ecdadıma saldırdımı,hatta boğarım!...
-Boğamazsın ki!
-Hiçolmazsa yanımdan kovarım.
Üçbuçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam;
Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam.
Doğduğumdan beridir, aşığım istiklale;
Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lale!
Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum
Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum!
Kanayan bir yara gördümmü yanar ta ciğerim,
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim!
Adam aldırmada geç git, diyemem aldırırım.
Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!
Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu...
İrticanın şu sizin lehçede ma'nası bu mu?


Mehmet Akif Ersoy

Meymenetsiz
24-03-2008, 20:42
BEN BLACK METALE MECBURUM!

Ben black metale mecburum bilemezsin
Şarkıları mıh gibi aklımda tutuyorum
Söyledikçe headbang yapasım geliyor
Ben black metale mecburum bilemezsin
İçimi gorgoroth ile yakıyorum

Gitarlar distortion çalıyor
Bu sahne o eski Yeni melek midir?
Spotlarda şaşal kapakları uçuyor
insanlar pogo yapıyor
Sahnede brutal sesli bir adam
Ben black metale mecburum gothic botlarım sen yoksun

Böğürmek kimi zaman komşuları korkutur
Metalci adam bir akşam üstü ansızın yorulur
Dikenli kemeri, bilekliği ağzında karanfilli captain blacki ile yaşamaktan
Kimi zaman ellerini çizer jiletle
Birkaç emo döver çevresinden
Hangi cafeye gitse kimi zaman
Karşı koltukta bir emo’nun gay uğultusu

Taksimde bir barda marduk - azrael çalıyor
Eski distortion tondan bir brutal sesli söylüyor
Durup sahne başında votkamla dinlesem
Sana kullanılmamış bir ESP-KH 2 getirsem
Dikenli kemerim ellerimde sallıyorum
Ne yapsam kime vursam nereye gitsem
Ben black metale mecburum yeni aldığım Satyricon t-shirt’um sen yoksun

Belki Haziranda rock-metal festivali olur
Ah tarihinide bilmiyoruz kimseler bilmiyor
Bir kaçak giriyor konsere ıssız yerdeki tellerden
Belki parası yoktur blackerin
Bütün parayı vermişsin içkine sigarana
Belki o nu anlamıyorsun headbang’desin konser içindesin
Kötü pogo bilekliklerini söküyor ellerinden

Ne vakit bir emo dövsem
Tek başıma belki zor
Yaradanı tanımadan ama spikeli botlarımızı kirletmeden
Ne vakit bir sahnede olduğumu düşünsem
HeLL Yeah deyip şarkıya başlıyorum
İçimde satanic kelebekler kımıldıyor gizli damarlarımda
Hayır başka tür şarkı olmayacak hayatımda
Ben black metale mecburum bilemezsin..

_dEvRiMcİ_
25-03-2008, 01:46
Biz ki
Şafak kadar güzelleştirmişken gözbebeklerimizi
Devrimin çağrısına adadık aşkları,
Ağustos güneşi kadar karşı konmaz
Çocuk kadar aydınlık sevdaları.
Ol sebepten
Birer bahar sabahıdır yüreklerimiz
Dağ rüzgarı kadar ferah
su damlası gibi berrak

Biz ki
Beter bir haycanla sarmışken ellerimizi
Bilincin türküsüne kattık aşları,
Bir Nazım şiiri kadar büyülü
Bir partizan şarkısı gibi ürperten sevdaları.
O sebepten
Mutluluk taşar tebessümlerimizden
Tasalara kurban etmeyiz günleri
Yaralı bir kuşa ağlarız da
Bir damla gözyaşı dökmeyiz ömrümüze

Biz ki
Rengârenk kılmışken gönlümüzü
Yoksul çığlıklarına sunduk aşkları
Mayısın ilk günü kadar coşkulu
Özgürlük kadar çoğaltan sevdaları.
Ol sebepten
Çiçek tadı katarız hasretlere,
Ve gün gelir, bir ışık demeti kuşanıp
Darağacına çıkarız Erdal'ca
Erdal'ca vedalaşırız bir üst geçitte!

Şafak Tamer

_dEvRiMcİ_
25-03-2008, 01:49
...
ve sevda
ve zulüm
ve hayat
ve gökyüzü
ve sahra
ve mavi okyanus
sürülmüş toprağın
ve şehirlerin bahtı
bir şafak vakti değişmiş olur
bir şafak vakti
karanlığın kenarından
onlar ki ağır ve nasırlı ellerini
toprağa basıp
doğruldukları zaman...

{Nazım Hikmet}

büşşraa
25-03-2008, 01:53
HANİ KURŞUN SIKSAN GEÇMEZ GECEDEN
Yiğit harmanları, yığınaklar,
Kurulmuş çetin dağlarında vatanların.
Dize getirilmiş haydutlar,
Hayınlar, amana gelmiş,
Yetim hakkı sorulmuş,
Hesap görülmüş.
Demdir bu...

Demdir,
Derya dibinde yangınlar,
Kan kesmiş ovalar üstünde Mayıs...
Uçmuş, bir kuştüyü hafifliğinde,
Çelik kadavrası korugan'ların.
Ölünmüş, canım,ölünmüş
Murad alınmış...

Gelgelelim,
Beter, bize kısmetmiş.
Ölüm, böyle altı okka koymaz adama,
Susmak ve beklemek, müthiş
Genciz, namlu gibi,
Ve çatal yürek,
Barışa, bayrama hasret
Uykulara, derin, kaygısız, rahat,
Otuziki dişimizle gülmeğe,
Doyasıya sevişmeğe,yemeğe...
Kaç yol, ağlamaklı olmuşum geceleri,
Asıl, bizim aramızda güzeldir hasret
Ve asıl biz biliriz kederi.

İçim, bir suskunsa tekin mi ola?
O Malta bıçağı,kınsız,uyanık,
Ve genç bir mısradır
Filinta endam...
Neden, neden alnındaki yıkkınlık,
Bakışlarındaki öldüren buğu?
Kaç yol ağlamaklı oluyorum geceleri...
Nasıl da almış aklımı,
Sürmüş, filiz vermiş içimde sevdan,
Dost, düşman söz eder kendi kavlince,
Kınanmak, yiğit başına.
Bu, ne ayıp, ne de yasak,
Öylece bir gerçek, kendi halinde,
Belki, yaşamama sebep...

Evet, ağlamaklı oluyorum, demdir bu.
Hani, kurşun sıksan geçmez geceden,
Anlatamam, nasıl ıssız, nasıl karanlık...
Ve zehir - zıkkım cıgaram.
Gene bir cehennem var yastığımda,
Gel artık...

AHMED ARİF

Fotomel
25-03-2008, 02:31
Su olsam ateş olsam
Göklerdeki güneş olsam
Konuşmasam taş olsam
Yine de oynar mısın benimle?

Susulsam kusur olsam
Ağızdaki küfür olsam
Doğuştan esir olsam
Yine de oynar mısın benimle?

Sayılmasam kaç olsam
Topraktaki güç olsam
Aptal gibi suç olsam
Yine de oynar mısın benimle?

Benimle oynar mısın?
Benimle oynar mısın?



Oynamak nasıl kelamdır öyle
Ey Sevdiğim ben seni sevdim delicesine
Suyum ol gir damarlarıma
Güneşim ol doğ sabahlarıma
Uzakda olduğunda sineme bastığım taş ol
Suç ol işleyeyim seni
Müebbet geçireyim kalan geleceğimi
Ağzımda kötü söz değil sevgim ol, dillerim hep söylesin seni
Sayılma sevdiğim sonsuz ol sevgim gibi
Toprakdan olan bedenim ol yaşayayım seni
YİNE DÖNEYİM ÖLDÜĞÜMDE SANA GERİ....
(C.Y)

antipürüz
25-03-2008, 04:41
Karaladıkça silinen buğulu bir cam sabahına uyandım bugün,
Yüzümde yastık izleri,
Pencerede sonbahar.
Kurumuş güneşten kopan yapraklar içinde vesikalık bir yoldayım,
Yürüyorum..
Cebimde bitmemiş aşklardan kalma birkaç parça anı ve yarabantları.
Gitmek istiyordum kendimden,
Molasız,
Çaysız,
Biletsiz..
Bütün yolcusu benim bu seferin.
Bir seferde gitmeliydim,
Sıyrılmalıydım tenimden ben hissetmeden..
El salladım,
Hoşçakal dedim kendime.
Lütfen cebinizdekileri kapalı tutunuz.
İyi yolculuklar...


E.D.

Meymenetsiz
25-03-2008, 19:41
ben..
hep kendimi öldürdüm..
her gece
aynı saatte,
düşünce bu şehrin tenha sokaklarına
gölgem,
ceketimin iç cebinde sakladığım
paslı makası
sıkıca kavrayıp,
sapladıkça göğsüne
asil sevdalarımın;
ben
hep kendimi öldürdüm.
terkerttikçe kendimi,
bu ıssız karanlıklarda;

adandıkça,
çoktan dost hanesinden çıkmış isimlere,
defterimden seçip seçip
yeniden.

kendimden başka herkesi,
defalarca bağışladıkça.
yeniden,
hep yeniden,
yepyeniden acıdıkça;
ve doymadıkça ısrarla
adına sevmek dediğim
bu intiharlara;
ve direndikçe
anlamsızca,
ömrümün kalan taraflarını
incelikle isteyen,

gözlerine çocuksu,
hilesiz,
çıkarsız,
savunmasız
bir sevdayı iliştirip
kapıma gelen
bir acemi sevdalıya;

bu küflenmiş acıya da
aşk gibi
hızla alıştıkça;

gözlerim ağlamanın büyüsüne,
bedenim bu ölümcül raksın ritimlerine
ayak uydurdukça;

ve aşağıladıkça içimde,
kolay kazanılmış zaferleri,
mutlu biten gündelik öyküleri,
huzurlu bahar resimlerini
ve hüznün içinden geçmediği
tüm şiirleri;
ben
hep kendimi öldürdüm! ..


..

matrax kız
26-03-2008, 19:58
Onunla Gitmek İstiyorum, Sevdiğimle

Onunla gitmek istiyorum, sevdiğimle
Hesaplamak istemiyorum neye mal olacağını,
Düşünmek istemiyorum iyi mi kötü mü diye
Bilmek istemiyorum sevip sevmediğini beni,
Onunla gitmek istiyorum, sevdiğimle

Bertolt Brecht

pC_-_kOpAT
26-03-2008, 20:03
İSTANBUL SENİ BENSİZ YAŞIYOR
Bugün İstanbul sana benziyor
Martılar sana uçuyor
Vapurlar sana geliyor
Bense vapurların içinde
Toprak gözlerinin rengini almış
Rüzgar saçlarını okşar gibi
Ağaçalrı okşuyor
Yağmur gökyüzünden düşüyor
Gamzelerine,dudakalrına
Aslında İstanbul sana benzeyemez
Eşin benzerin yok,teksin
İstanbul'un güzellikleri sana benziyor
İstanbul senin güzelliğini yansıtıyor
İstanbul'u sende yaşamak isterim
Seni İstanbul'da
Bu sabah İstanbul seni yaşıyor
Ne cesaret,ne cürret bilmiyorum ama
Seni yaşıyor bensiz
İstanbul sende güzel
Sense kendi benliğinde
Aslına bakarsan ben hiç görmedim İstanbul'u
Seni nasıl benzetiyorum İstanbul'a
Ben seni de görmedim
Seni sensiz ,seni benliğimde
Seni sensiz ama ruhumda yaşadım
Yaşıyorum we daima yaşayacağım
Ne zaman İstanbul'u fet ederlerse
Ne zaman İstanbul başka bir güzelliğe bürünürse
Bende kendi benliğimde yaşarım
Ama bilirim
Kimse cesaret edemez
Senin benzediğin gibi İstanbul'a benzemeyi
İstanbul'da bulamaz
Sendeki güzelliği hiçbir heybede
İstanbul sende kaldı
Senin güzelliğine hayran kaldı
Her mewsimde yaşamak
Her sabah we geceni yaşamak ister
Her anını yaşamak...
İstanbul'da yıldızlar başka parlıyor
Gözlerindeki ışığı wermiyor,weremiyor
İstanbul'da güneş doğmuyor
Güzelliğinden çekiniyor
Akşam olmuyor İstanbul uyuyamıyor
Kalktığında güzelliğini,seni bulamam diye
İstanbul seni bensiz
Bense sensiz yaşıyorum...

Meymenetsiz
26-03-2008, 20:08
**


Bir güz meysimiydi..
uçuşan çığlıklar kulak sancısıydı..
gidişindi..gidişimdi..
Zamansızdım..
Yüzümün gölgesinde
ayyaş bir yangındın..
Yangın yerinde külünü arayan,
bitkisel bir bekleyiştin aynamda..
Cinayetin ipuçlarını bırakmıştın..
Tırnaklarımla kanattığım tenimde
parmak izi acılar..
Nasıl bilirdinizle biten
bir aşak masalıydın..
Bilinç altımda bir cenaze..
İyi bilirdik..

düttürü dünya
26-03-2008, 20:23
duygularını istiyorum
Serin bir sonbahar sabahı
Savrulan saçlarını
Masum gözlerine inat
Şeytansı bakışlarını
Ellerini istiyorum
Özlediğim o sıcaklığı
Karanlık bir gecede
Hayattan ne beklerki İnsan...
Ben delice yanan ruhunu istiyorum
Sıyırıp insanlığından ...

Meymenetsiz
26-03-2008, 21:53
Öyle bir hayat yaşıyorum ki,
Cenneti de gördüm, cehennemi de.
Öyle bir aşk yaşadım ki,
Tutkuyu da gördüm, pes etmeyi de.
Bazıları seyrederken hayatı en önden,
Kendime bir sahne buldum oynadım.
Öyle bir rol vermişler ki,
Okudum okudum anlamadım.
Kendi kendime konuştum bazen evimde,
Hem kızdım hem güldüm halime,
Sonra dedim ki “söz ver kendine”
Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin,
Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin,
Uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin.
Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı seyredersin.
Öyle bir hayat yaşadım ki, son yolculukları erken tanıdım
Öyle çok değerliymiş ki zaman,
Hep acele etmem bundan, anladım.

Nietzsche

Meymenetsiz
26-03-2008, 21:56
Doğmalara gebe kılınmış bu bedende,
Cennet cehennem enjekte edilmiş fikirlerimizle,
Kalıplara sığdırılarak yaşamaya çalışmak
Damarlarına verilmiş yüksek dozda ölmemek kadar acı
Bir tabutun içine bakmak kadar zor
Ilık bir duş kadar etkisiz
Ve bir heykeltraş kadar da tepkisiz!

aylinucar
27-03-2008, 19:54
YİNE DE GİTME

Yakındın aslında soluduğum nefes gibi…

Bak işte burda kalbimin içinde

ama neden üşüyorum seni düşündükçe..?

neden ısıtmıyor hayalin yüreğimi..

yüreğinin çöllerine mi sürgün ettin beni..

Sevgilim, çöllerde üşünür mü deme

Yalnızlık çalmışsa ruhunu üşünür elbette

susuz…çaresiz...sevgisiz...sadece kendimle….

Ben seni şiirlerime hapsettim inadına

En güzel mısraların duygu dolu hecelerine

Orda kal olur mu?

Hiç bi yere gitme

Ben alışkınım sürgünlere

bu kez yapamadım çok uzağa gidemedim yinede..

Bu yürek bu şarkıdan vazgeçemedi işte

hapsetti seni en derinlere..

sende vazgeçme..

Orda kal olur mu?

Hiç bi yere gitme…

Dedim ya

Sen bakma…

Benim yürek alışkın sürgünlere!


AYLİN UÇAR…

_yasam_srece_
27-03-2008, 19:59
BEN SUSTUM UZAKTAKİ YAR!

Bak ben sustum,sustum be belalim sustum
Dudaklarimin arasinda ki sarki,
Saclarimi oksayip giden rüzgar,
Yüregimin kaniyla yazdigim siirler,
Akan deryalar,nehirler sustu
Sustu be uzaktaki yar sustu
Hep konustumda ne oldu ki;
Bitkin,kirgin,perisan yasadim
Kanimla yazdim yüregime nakisladim
öyle cok sevdim ki seni
Sevdim de ne oldu ki;
Kara sapli bicak sirtimda yasadim
Sabahlara kadar inleyip,
Günesi göz yasimla selamladim
Hayallerime yazdim,düslerimde topladim
Yüregime koydum seni,
Yüregimin en derin yerine
Koydumda ne oldu ki;
Ben sustum sen söyle uzaktaki yar
Söylesene gönül yaram ben zaten hep susmadim mi
Bu dört duvar arasina hapsedilip,
Susmaya makkum edilmedim mi
Kizim diye sevmek hakkim degil mi
Seni hayal edip seni sensiz yasamadim mi
Duvardaki resmine bakip bu gözler ,
Kahir dolusu aglamadi mi
Ben sustum yigidim sen söyle ben sustum
Söylesene hasretim sana deyilmiy di;
Bu yalvarislar,bu yakarislar
Canim gibi sevmedim mi seni,
sevipte canima katmadim mi
Söyle be uzaktaki yar ;
Ismini dudaklarima hece yapmadim mi
ALLAH´imdan sonra ,sana tapmadim mi
Seni mavi bulutlara yazip ,
Düslerimde toplamadim mi.
Sana olan sevdami söyle ;
Yildizlara haykirmadim mi
Ben haykirdikca,yildizlarim bir bir kaymadi mi
Söyle düsmedimi yildizlarim düsüp kaybolmadi mi
Gök yüzü birden kararip ,
Simsekler cakip , kasirgalar kopmadi mi
Cehennem gibi yanan yüregimin üstüne,
Yagmurlar yagmadi mi,
Yagmurlarin yüregimi söndürmedigine sahit olmadin mi
Hep sana yanmadimi yüregim söyle yanmadi mi
Ben sustum be adamim ben sustum sen söyle ;
Ben zaten hapsedilip susmaya makkum edilmedim mi
Kirli bir gömlek gibi cikarilip atilmadim mi
Sabahi olmayan yorgun gecelerle hayalinle girmedim mi
Hep ayni iskenceyle sabahlari beklemedim mi
Söylesene birtanem sevdanla yüregimi daglamadim mi
Ayaz geceleri sensiz titreyerek bitirmedim mi
Söyle yarim ben sustum , ben zaten hep susmadim mi
Nemli kirpiklerimde sensiz geceleri öldürmedim mi
Yüregim sizlarken , yarali gönlüme kirilmadim mi
Yüregime hep ayni aci , hep ayni iskence dolmadi mi
taptimda sana ne oldu ki ;
Hep yikilip kahir dolusu agladim
Ayaz geceleri ugrunda titreyerek yasadim
Diz cöküp önünde avuc acip yalvardim
Yalvardimda sana ne oldu ki ;
Kalbinin dilencisi , yüreginin kölesi oldum be belalim
Ah!!! Ah!!! yüregim kaniyor , gözlerim agliyor
Tükendim be yigidim tükendim
Yoruldum , halim kalmadi , yikildim oldugum yere
Yikildim be delikanlim yikildim ,
Ben sustum be adamim ben sustum
Yemin ederim ki sustum
Gönlümden her seyi alip giden kasirga sustu
Hep söylemek istedigim o sarki var ya ;
Dudaklarimin arasindaki o sarki sustu
Penceremin camina vuran yagmur damlalari sustu
Yüregim sustu konusan dilim sustu
Ben sustum uzaktaki yar sen söyle
Ben sustum , sustum , sustum , sustum ,
SUSTUM


:(((((((((((((((((((((((((((((((((((((((((((((((((

Orbiti_55
28-03-2008, 01:36
Bir günah işledim bin af diledim
Üstünde durmasan ne kaybederdin?
Hemen her fırsatta bir tokat gibi
Yüzüme vurmasan ne kaybederdin?

Neyin eksilirdi beni affetsen ?
Ne vardı kalbimi tekrar fethetsen !
Ne olur birazda bizden bahsetsen
Hep onu sormasan ne kaybederdin?

Evli olmasakta keyfe kederdi
Gönül nikahımız bize yeterdi
Şeytana uyupta bu kadar derdi
Başına sarmasan ne kaybederdin?

Yakamı tutmasan yargılar gibi
Ahiret gününde sorgular gibi
Her yerde hatamı sergiler gibi
Önüme sermesen ne kaybederdin?

Üstüme gelmesen sıkana kadar
Üzmesen canımdan bıkana kadar
Dağ gibi sabrımı yıkana kadar
Dilini yormasan ne kaybederdin?

Kanattın yaramı günbegün deşip
Paramparça oldun gözümden düşüp
Çılgın seller gibi haddini aşıp
Üstüme varmasan ne kaybederdin?

Hiç şansın kalmadı dönsende geri
Yitirdin verdiğim bütün değeri
Aşkına emanet ettiğim yeri
Bu kadar kırmasan ne kaybederdin?

Cemal Safi

_dEvRiMcİ_
28-03-2008, 11:42
...
gördüm babaların ağlamasını..
anaların ağlaması bir başka,
anaların ağlaması bir ayrı,
anaların ağlaması bir beter...
dövülen döş!
yolunan saç!
kan damlayan bir çığlık!
ağustosta çam ormanı yangını...
anaların ağlamayacağı günlere...

ceceyistein
29-03-2008, 18:28
Çok alametler belirdi,

vakit tamamdır.

Haram, helal oldu,

helal haramdır.

Kendi kendimizle yarışmaktayız gülüm.

Ya öLü yıldızlara götüreceğiz hayatı

ya da dünyamıza inecek ölüm..

Nazım Hikmet RAN

_nepZey_
29-03-2008, 18:32
Mum Aleviyle Oynayan Kedinin Öyküsü

I

Bir mum yanıyordu bir evin bir odasında.
O evde bir de kedi vardı
Geceler indiğinde kendi havasında
Mum yanar, kedi de oynardı.

Mumun yandığı gecelerden birinde
Kedi oyunlarına daldı.
Oyun arayan gözlerinde
Mumun alevi yandı,
Baktı,
Mumun titrek alevinde
Oyuna çağıran bir hava vardı.

Oyunlarını büyüten kedi büyüdü
Kendi türünde çocukçasına,
Döndü dolaştı, yavaş yavaş yürüdü
Geldi mumun yanına, oyuncakçasına.
Bir baktı, bir daha, bir daha baktı
Mumun alevinin dalgalanmasına
Uzandı bir el attı.
Bıyıklarını yaktırmadan anlamayacaktı..
İlk kez gördüğü mumun yakmasına
İnanmayacaktı.

Kedi oyunlarında büyüyordu,
Mum, üşüyordu yanmalarında.
Zaman ikili yürüyordu
Aralarında.
Bir ayrışım görünüyordu
Birinin yanmalarında
Öbürünün oynamalarında.

Kedi oyunlarında büyüyordu,
Yitirerek gitgide oyunlarını.
Mum küçülüyordu yanmalarında,
Yitirerek gitgide yakmalarını.

Oynarken büyüyen kedi yanacak,
Aydınlatırken küçülen mum yakacaktı.
Küçülen yaka-yaka aydınlatacak,
Büyüyen yana yana anlayacaktı.

Bir mum yanmasından
Ve bir kedi oyunundan
Kaldı sonunda
Bir gecenin tam ortasında
Bir evin bir odasında
Göz-göze susan
İki insan.

II

Mum yandı bitti.
Kedi büyüdü gitti.
Oyunlar karıştı gecelerde
Suskun uykusuzluklara.

O iki insandan, sonunda
Birinin anılarında kedi,
Birinin dalmalarında mum
Kaldı gitti.

Nerede bir mum yansa şimdi
Nerede oynasa bir kedi,
Birbirine yansıyor, karışıyor gölgeleri...
Bugün dün gibi oluyor,
Dün bugün gibi.
Mum ellerimi tırmalıyor,
Belleğimi yakıyor kedinin elleri

Özdemir Asaf

mutsuz palyaco
29-03-2008, 19:53
Deniz'e

Sebepsiz mi azgın bir denizde maviye hasretliğim,
Boşuna mı akar yüreğimde nehirler?
Yoksa birer durak mı,
Sonuna geldiğimi zannettiğim yerler?

Ben yüreğime çok benzediği için
Severim deniz'i..
İdam sehpasında durgun,
Davasında çoşkulu bir devrimci!

konyadan sema
29-03-2008, 20:59
ÜÇÜNCÜ ŞAHSIN ŞİİRİ

gözlerin gözlerime değince
felaketim olurdu ağlardım
beni sevmiyordun bilirdim
bir sevdiğin vardı duyardım
çöp gibi bir oğlan ipince
hayırsızın biriydi fikrimce
ne vakit karşımda görsem
öldüreceğimden korkardım
felaketim olurdu ağlardım

ne vakit maçka'dan geçsem
limanda hep gemiler olurdu
ağaçlar kuş gibi gülerdi
bir rüzgar aklımı alırdı
sessizce bir cigara yakardın
parmaklarımın ucunu yakardın
kirpiklerini eğerdin bakardın
üşürdüm içim ürperirdi
felaketim olurdu ağlardım

akşamlar bir roman gibi biterdi
jezabel kan içinde yatardı
limandan bir gemi giderdi
sen kalkıp ona giderdin
benzin mum gibi giderdin
sabaha kadar kalırdın
hayırsızın biriydi fikrimce
güldü mü cenazeye benzerdi
hele seni kollarına aldı mı
felaketim olurdu ağlardım

ATİLLA İLHAN


...bu şiiri ilk annem dizisinde ilhan şeşenden duydum çok hoşuma gitmişti yeniden okumak güzeldi...

konyadan sema
29-03-2008, 21:10
....ayrılığı duyumsamak....
o andır ya bir tek duyar oluruz duymadıklarımızı...
işte o andan itibaren anlam kazanır umursamadıklarımız...
ve o andır adını koymaya korktuğumuz ayrılık...
duvarlar sorgu yargıcı olur kapılar tanık...
gittin işte...
başladı bak inadına saatin tiktakları...
ve bağırmakta sokağın gamsız çocukları...
gittin işte...
sen sanıyormusun ki nefretim olacaksın...
sen san...
sen benim belam sen benim kalacaksın...
gittin işte ötesi yok...

agresif_polyana
29-03-2008, 21:18
seni sevdim, seni birdenbire değil usul usul sevdim
uyandım bir sabah gibi değil, öyle değil
nasıl yürür özsu dal uçlarına
ve günışığı sislerden düşsel ovalara

susuzdu, suya değdi dudaklarım seni sevdim
mevsim kirazlardan eriklerden geçti yaza döndü
yitik ceren arayı arayı anasını buldu
adın ölmezlendi bir ağız da benden geçerek
soludum, üfledim,yaprak pırpırlandı ağustos dindi
seni sevdim, sevgilerim senden geçerek bütünlendi

seni sevdim, küçük yuvarlak adamlar
ve onların yoğun boyunlu kadınları
düz gitmeden önce ülkeyi bir baştan bir başa
yalana yaslanmış bir çeşit erk kurulmadan önce
köprüler ve yollar tahviller senetler hükmünde
dışa açılmadan önce içe açılmadan önce kapanmadan önce
nehirlerimiz ve dağlarımız ve başka başka nelerimiz
senet senet satılmadan önce
şirketler vakıflar ocaklar kutsal kılınıp
tanrı parsellenip kapatılmadan önce
seni sevdim. artık tek mümkünüm sensin

Gülten AKIN

gizemxxx
29-03-2008, 23:38
Gece nöbeti

Daha az seviyorum seni..
Giderek daha az..
Unutur gibi seviyorum..
Azala azala..
Aramızdaki uzaklığın karanlığında..

Geceler kısalıp..gündüzler uzuyor öyle olunca..
Daha az seviyorum seni..
Kendini iyileştiren bir yara gibi..
Daha az..
Ve zamanla..

Sen geceyi tutuyorsun..ben nöbetini..
Uzak dağ kışlalarında..
Görmüyoruz birbirimizi..
Usul usul sis iniyor..
Kopmuş yollara..
Işığı hafif..uykusu ağır koğuşlarda üzerini örtüyorum senin..
Bir çığ gibi büyüyorsun rüyalarımda..
Sevgilim sevgilim
Yıldızları daha büyüktür bazı gecelerin
Nöbet kadar yalnızken öğreneceksin bunu da..

Artık daha az seviyorum seni..
Unutur gibi..ölür gibi daha az..
Yeniden ödetiyorum kendime
Onca aşkın öğretemediğini..
Kolay değildi..
Yalnızca sevgilimi değil..evladımı da kaybettim ben..
Kaç acı birden imtihan etti beni..
Bir tek gece vardır insanın hayatında..
Ömür boyu sürer nöbeti..
Bu da öyleydi..
İyi ol..
Sağ ol..
Uzak ol..
Ama bir daha görme beni...

---m.mungan--

kelebeğim
30-03-2008, 05:20
GİTME


dur
uyanan güz çiçeklerinin
alazlanan taşların
çalınmış yazgıların ve ıslak hüzünlerin
ülkesi olan

yanımda kal

o vahşi güzelliği gitmelerdeki
bugünlük
çöl rügârlarına bağışla ne olur

kalırsan
akşam ve bulut ve gökyüzü ve çimen
ve gözyaşı ve kahkaha ve hüzün
ve yalnızlık
-o gizi ömrümüzün-
bu eski hikâyede ne varsa yaşanmayan
başlayacak birazdan

gitme!


Ayten MUTLU

Meymenetsiz
30-03-2008, 05:25
Sonbahar yağmuruyla düştün kollarıma
Kendi ellerinle son vermiştin hayatına
Hatırlıyor musun?

Önünde uzanan küskün bir doğa
Belki fısıldıyordur ağaçlar sana
Sürükleniyorsun kurumuş yapraklar gibi
Terk edilmiş patikalar boyunca

Zifiri karanlığın içinde ilerlerken göremeden hiçbir şeyi
Korkuyorsun hissedince kuytulardan seni izleyen gözleri
Buzdan rüzgarlar okşadıklarında titreyen ellerini
Belki de yalvarıyorsun tekrar yaşamak için o son geceni

Şimdilik elveda
Gelecek yüzyıllar içinde görüşeceğiz karanlıklarda..


..

Orbiti_55
30-03-2008, 21:20
Sensizdim kendime bir iş aradım,
Baştan savıp asabımı bozdular.
Hatırşinas dostlarıma uğradım,
Sağolsunlar müdür beye yazdılar.

Müdür bey gerçekten yufka yürekmiş,
İşim inşaatta kazma kürekmiş,
Bir sağlık raporu almam gerekmiş,
Tam teşekkül hastaneye yazdılar.

Yağışlı gözümün hazan çağı da,
Olur olmaz yerde başlar ağıda,
Sinir servisine giden kağıda,
Aklından zoru var diye yazdılar.

Bir saat anlattım tek bir buseni,
Doktorlar efsane sandılar seni,
Belki de alaya aldılar beni,
Belki palavracı diye kızdılar.

Bir ara sensizlik krizim tuttu,
Bilmem ki o anda ne olup bitti.
Hekimler heyeti havale etti,
Acil vak’a Bakırköy’e yazdılar.

Bu çağda bu sevda abes dediler,
Cezası çelikten kafes dediler,
Ben kime ne yaptım,ne istediler,
Bana bu çukuru niye kazdılar.

Burda ne sen varsın, ne de bir iş var,
Üç adım voltalık gidiş geliş var.
En ayıp sözlerle kaplı dört duvar,
Bunca küfrü kime ,niye yazdılar.

Açmak için zahmet etme zarf açık,
Hala bana sevgin varsa birazcık,
Mektubumu alır almaz yola çık,
Gözyaşlarım bir acayip azdılar,
Gözyaşlarım bir acayip azdılar.

Cemal Safi

Orbiti_55
30-03-2008, 21:24
Düşkondu

bildiğin sihirbazdı
patik yapardı kaşla göz arası
zemheride çocuklarına
kendi giydiği yeleğinin ipinden
bir, penguenler üşümez bilirdim
kutuplarda
bir de o

sanatçıydı besbelli
herkes
hayal perdesindeki yıldızlara hayrandı
ben ona…
mutlu kadını oynadı bir ömür boyu
ne yüzünde
ne yüreğinde bahar olmayan bir adamla
babası diye çocuklarının
kimse anlamadı

melekti aramızda dolaşan
başkalarını düşünür sürekli
ve doymaktan korkardı
çocuklarından önce
sofranın ucuna usulca konar
ucundan ucundan yerdi tabağının
bu yüzdendi en son kalkması da
sofradan

bir defa kendisi için bir şey yaptı
kendisiydi artık giderken
gülümsemesinden anladım
dudaklarının kenarında kalan
ve kirpiklerinin ucunda
mutluluk sıcağı bir nem
üç göz oda bir evi olduğu
ilk kez girince düşlerine
uyanmadı bir daha annem

Halil İbrahim Özbay

umut_ışığım
31-03-2008, 01:28
Zeynep Beni Bekle

Zeynep beni bekle / gece ağaçlarına
yağmur çiseliyorum / cam tozu su beyazı
yalnızlığını mutlaka değiştireceğim
bir yaprak halinde süzülüp saçlarına
eski teşrin'lerden / kederli kırmızı
zeynep beni bekle mutlaka döneceğim
söyle kim önleyebilir buluşmamızı

Geceleyin ışıkları söndürdüğün zaman
benim şiir kitaplarından sızan aydınlık
elinde uyuyakaldığın heyecanlı roman
pancurların çarpıldığı lodos geceleri
rüzgârın değil benim / pencerendeki ıslık
her akşam koridordaki ayak sesleri
yanlış çaldığını zannettiğin telefon
zeynep beni bekle mutlaka geleceğim
hem bu ne ilk ayrılığımız ne de son

Pikapta eminağa acemaşırân saz semaisi
sokakta çocuklar saklambaç hırsız polis
hayat akıp gidiyor olsam da olmasam da
saati durmamalı ufak sorumlulukların
resmi bırakmadın ya / son çektiğin hangisi
bak mektuplar birikmiş yine masamda
fakülteler açılacak bak bugün yarın
zeynep beni bekle mutlaka geleceğim
başladığımız filmi birlikte bitireceğiz

Kim ne derse desin içimde delice bir his
ATTİLA İLHAN

...

hrncrs
31-03-2008, 01:35
Muhteşem bi Aşk Şiiri!!!
Offfff
Üzülme be gülüm
Sakın üzülme
Olmadı işte ayrıldık
Kızmadım sana kızamıyorum
Yeter ki sen üzülme
Ben sana hiç kıyar mıyım
Yani o kadar da hıyar mıyım

Hıyar dedim de aklıma geldi
Yeni sevgilinle aran nasıl
O da seni benim seni sevdiğim gibi çok seviyormu
Arasıra görüşelim olur mu
Misafir ol gel bana
Yumurta kırayım sana
Param pulum yok ama
Borç yazdırırız bakkala

Seni nasıl sevdiğim senin hiç umurunda değil
Hatırlar mısın bilmem
O mahur beste çalar
Müjganla biz fenalaşırdık
He sahi geçen gün bekledim seni
Saza niye gelmedin
Seni bilmem ama
Ben acayip gaza geldim
Sonra soda içtim geçti

Hatırlamalı
Sevgiyle anmalı
Unutmamalı
İncitmemeli
Uçan memeli
Kaçan memeli
Tutan memeli
Öbürü de gelmiş hani bana hani bana demiş

Biliyorsun ne yapsam ayrılamam senden asla
Hafifa alma aşk vurur insana
Bir de yer vurur sonra
Masa tenisi
Bu kadar kolay sanma ilvanlım

Sen çok güzelsin
A acayipsin
B acayipsin
C hiçbiri
D hepsi senin mi
Hatırlar mısın sazlar çalınırdı çamlıcanın bahçelerinde
Benim de arabamın teybini çalmışlardı
Şimdi de seni çaldılar benden
Ve şimdi içiyorum her gece
Her gece başka bir işkembe
Paça tuzlama kokareç kelle
Gel beni kısmen yelle

Hee unutmadan ebabil bir kuşsa
Saka daha kuştur
Saka kuş olarak kalacaktır
Kuştur kuş olacaktır
Kuştum
Kuştunuz
Kuştular
Kuşarlar

Şiyirime burda son verirkene
Bir dakika doktor bey geliyorum
Şiyirime burda son verirkene
Seni çok sevdiğimi söylemek istiyorum
He bide yeni bir kedi aldım
O da çok şeker
Gidişim suskun olmuştu ama dönüşüm muhteşem olacak...

ceceyistein
31-03-2008, 13:12
SUSARAK

Güneş altında söylenmedik söz yokmuş..
Bu yüzden geceleri söylüyorum sevdiğimi..
Ne gece ne gündüz yokmuş söylenmemiş söz..
Bende söylenmişleri söylüyorum yeni biçimde..
Hiç bir biçim kalmamış dünyada denenmedik...
Bende susuyorum sevgimi saklayıp içimde....
Duyuyorsun değilmi suskunluğumu nasıl haykırıyor...
Susarak sevgisini ilan eden çok var sevgilim ...
Ama bir başka seven yok benim sustuğum biçimde ...

Aziz Nesin..

_nepZey_
03-04-2008, 22:40
istanbul ve sen / neydi o bir zamanlar
sanki gençliğime doğru yaşlanıyordum
çengelköy'de yaz unutulmaz erguvanlar
hangi yanıma dönsem seni bulurdum
içimdeki lambanın kırıldığı anlar

istanbul ve sen / sırılsıklam yaşananlar
yanardöner bir ayna yeniden ruhum
çengelköy'de yaz unutulmaz erguvanlar
gözlerinin sisinde sevdalı bir yolcuyum
hayal meyal gemiler dumanlı ilkbahar

istanbul ve sen / ikinizden kalanlar
tekrar tekrar ısrarla yaşayıp durduğum
çengelköy'de yaz unutulmaz erguvanlar
rüya mıdır gerçek mi kendi kendime sorduğum
istanbul ve sen / neydi o bir zamanlar

aTİlla ilhan

şeker topaqı
03-04-2008, 22:41
Tahirle Zühre Meselesi

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil,
bütün iş Tahirle Zühre olabilmekte
yani yürekte.

Meselâ bir barikatta dövüşerek
meselâ kuzey kutbunu keşfe giderken
meselâ denerken damarlarında bir serumu
ölmek ayıp olur mu?

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.

Seversin dünyayı doludizgin
ama o bunun farkında değildir
ayrılmak istemezsin dünyadan
ama o senden ayrılacak
yani sen elmayı seviyorsun diye
elmanın da seni sevmesi şart mı?
Yani Tahiri Zühre sevmeseydi artık
yahut hiç sevmeseydi
Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden?

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.


Nazım Hikmet Ran

BlueEyess
03-04-2008, 22:44
BİLİNMEYENE ĞİDER..


UZUN ZAMAN ÖNCE BİR YOLA ÇIKTIM...
BİRAZ UYKULU, BİRAZ SARHOŞ, SEVİNÇLİ AMA UMUTSUZ.
ATTIGIM HER ADIMIN FARKINDAYDIM,
NE TÖKEZLEYİP DÜŞME KORKUSU, NEDE KAYBOLMA.
GÖZLERİMDE CANLANAN BİR IŞIK HEP YOL GÖSTERDİ BANA.
ADINA UMUT DEDİKLERİ BU IŞIK BAZEN KAYBOLDU,
YERİ GELDİ GÜNEŞ KADAR PARLAK.
KARANLIĞIN İÇİNDEN FISILTILAR DUYDUM.
BAZEN KORKTUM, BAZEN DAHA HIZLI, DAHA DA HIZLI DEDİM KENDİME.
GÜN GELDİ AYAKLARIM GİTMEZ OLDU. KOŞAN ADIMLARIN YERİNİ
ACABAMI DİYE BEYNİMİ KEMİREN SORULAR ALDI.
KİMSEYE SORAMADIM NEREYE GİDER BU YOL!
TEK Bİ IŞIK KÜÇÜK MİNİCİK, YOL GÖSTERSİN BANA.
SONU ACIDA OLSA, AYAKLARIM GİTMEK İSTEMESEDE BAZEN
KORKULARIM, ENDİŞELERİM, HÜZÜNLERİM, UMUTSUZLUKLARIM...
HİÇBİRİ ALIKOYAMADI BENİ.
ADINI KOYAMADIGIM BİŞEY HEP DURMA GİT GİT GİT.. DEDİ DURDU.
SOMUT ŞEYLERİ GÖRMEZDEN GELDİM SOYUTLARLA DEVAM ETTİM.
MUTLULUĞA GİDİYORDUM KENDİMCE, UMUTSUZUM DEDİM YA YOLA ÇIKARKEN.
O BÜYÜK UMUTSUZLUĞU BİLE, İÇİMDE MUTLULUK VE GÜLÜMSEMEYE CEVİRDİM.
GÖZ YAŞLARIM HİÇ EKSİK OLMADI O KARANLIĞI YARMAYA ÇALIŞIP BİR ADIM İLERSİNİ...
GÖRMEYE CALIŞAN ISLAK GÖZLERİMDEN.
AĞLADIM SESSİZCE, BAZENDE NASILSA DUYAN YOK BENİ DEYİP BAĞIRARAK...
ÜZÜLDÜM AGLADIM, IŞIK PARLADI SEVİNDİM AĞLADIM.
HEP ISLAKDI O GÖZLERİM...
ATTIGIM HER ADIM BENİ SANA YAKLAŞTIRDI DİYE DÜŞÜNÜRKEN
YANLIŞ ADIMLAR ATTIGIMI FARKEDEMEDİM ÇOĞU ZAMAN.
GÜNLERCE YÜRÜYÜP, UYKUSUZ KALIP, BİNLERCE ADIM ATIP
SANA SADECE BİR ADIM YAKLAŞTIĞIMI GÖRDÜM.
GERİ GERİ GİTTİGİMİ İSE GÖREMEDİM O KARANLIKTA...
BELKİDE FARKINDAYDIM AMA KENDİMİ KANDIRMAK ADINA,
YADA O ÇOK AZ, NADİRDE OLSA PARLAYAN IŞIĞIMI KAYBETMEMEK İÇİN
DÜŞÜNMEDİM BİLE SENDEN UZAKLAŞTIGIMI GİT GİDE...
ONU DÜŞÜNMEK O KARANLIKDA KORKUMU KIRBAÇLAMAKDAN FARKSIZ
İÇİMDEKİ UMUT ALEVİNİN ÜSTÜNE BİR KOVA SU DÖKMEK GİBİ.
ENĞELLER, O KARANLIK, AKLA GELEBİLECEK TÜM OLUMSUZLUKLAR
HİÇ BİRŞEY VAZGEÇİREMEDİ BENİ...
BİR GÜN YORULURSAM, İÇİMDEKİ O ALEV SÖNERSE, DÖNMEK İSTERSEM GERİ...
BUNU BAŞARAN SADECE SEN OLUCAKSIN.
SENDEN BAŞKA HİÇBİRŞEY BU YOLDAN DÖNMEME ENGEL OLAMICAK.
GELME BANA, BİR RÜYAYDIM BEN, HİÇ VAROLMADIM...
YAŞANMADI HİÇBİŞEY, BİR OYUNDU HEPSİ, NE SEN GERCEKTİN NEDE BEN...
NE AŞK VARDI, NE SEVGİ.
YOKUM BEN.
İÇİNDEKİ O CILIZ ALEVİDE SÖNDÜRÜP GİDİYORUM ŞİMDİ DEMEDEN.
BEN O BİLİNMEYEN YOLDA YÜRÜMEYE DEVAM EDECEĞİM...
NEDE OLSA KARANLIK. ÇIKTIYSAN KARANLIKDA BİR YOLA
ELİNDE YOKSA KOCAMAN BİR FENERİN.
DÜŞÜNMEYE GEREK YOK NEREYE GİDER BU YOL DİYE

BİLİNMEYENE ĞİDER...


22 mart 2007 11:22..

Bu da benden olsun noktalama işaretleri, imla konusunda hataları olabilir ama idare edin.

FiYaSkOpAt
03-04-2008, 23:13
Her Yerde Şiiri Ölümün

bir asilzadeydi.
asil yanıydı belki albenisini artıran.
kim bilirdi minicik yüreğindeki suzinâk makamı?
oysa devamlı mahur besteydi bakışları
devamlı duman dumandı.

adı var mıydı?
adıyla hiç çağrılmadı ömrü boyunca.
ve fakat yadırgamadı bunu.
belki tesellisi idi hor görülmemek, hakarete uğramamak...

her sene, yaz mevsiminin sonuna doğru, ölüm düşerdi yüreğine.
salınışı ağırlaşır, bakışları daha bir mahzunlaşırdı.
sırtını, son yazın güneşinde ısıtır, uzun uzun seyrederdi ağaçların halden hale dönüşünü.

nice vakittir bakmıyordu gökyüzüne.
nice zamandır kanat açmıyor, bulutlara değdirmiyordu tenini.
en son, ilkbaharın cıvıl cıvıl bir seherinde,
pırıl pırıl bir güneş ve
bembeyaz kayısı çiçekleri üstünde
kurşun olup yüreğine kast eden atmacanın nefesinden buram buram yanarak canını kurtardığı günde, can havliyle tevbe etmişti kanat açmaya.
o günden beridir bakmıyordu gökyüzüne.
o günden beridir ölüm alıp götürmüştü bir yanını.

salınışı asaletinden ziyade bundandı.
felçli yanıyla yaşamak yazılmıştı alnına.
hâle isyanını gören olmamıştı lakin.

koskoca, çetin bir kışa daha titrek, tedirgin hazırlanıyordu.
eşi, çocukları, onların çocukları...

ölümü bir ilk kar günü oldu.
sağ yanına yatmış, puslu kalmıştı gözleri.
ölümün geldiği güçsüz kanatları, kocamış gövdesi, kül rengi teni, açık gagasından yayılan ah'ı duydu.
hep birden ah etiler.
ak bir ölüm yaşadı, herkese şahitlik düştü.

zamanı söyleyen bir kişi olmaksızın
zamanı gelince gitmesini bildi.
şair olsa ancak bu kadar yazabilirdi ölümün şiirini.


Kerem Dağlı

master
04-04-2008, 04:12
GİDERKEN (ÇUKUR)

Bilerek mi yanına
almadın giderken
başının yastıkta
bıraktığı
çukuru



Güveniyordum
oysa ben sevgimize
vapur iskelesi
ya da tren istasyonundaki
saatin doğruluğu kadar



Beni senin gibi
bir de annem terketmişti
ki göbeğimde durur
onun yokluğundan
bana kalan
çukur

Sunay AKIN
------
Sana yakın Sunay Akın...

tiberius
04-04-2008, 05:38
Ne ararsın Tanrı ile aramda
Sen kimsin ki orucumu sorarsın?
Hakikaten gözün yoksa haramda
Başı açığa neden türban sorarsın?

Rakı, şarap içiyorsam sana ne
Yoksa sana bir zararı, içerim
İkimiz de gelsek kıldan köprüye
Ben dürüstsem sarhoşken de geçerim.

Esir iken mümkün müdür ibadet
Yatıp kalkıp Atatürk'e dua et...
Senin gibi dürzülerin yüzünden
Dininden de soğuyacak bu millet.

İşgaldeki hali unutupta
Atatürk'e dil uzatma sebepsiz
Sen anandan yine doğardın amma
Baban kim olurdu bilemezdin şerefsiz

Neyzen Tevfik

AVAREL
04-04-2008, 23:54
Bir Selama Değmedi

Bugün ben seni gördüm
Selam vermek istedim
Yüzünü yana tuttun
Söyle yıllardan beri
Kalbimizin bir durup
Bir vurduğu yılları
Sahi ne tez unuttun?
Beş yılda gözümüzden akan o kanlı seller
Bir selama değmedi

Hiç yüzüme bakmadan,yanımdan niçin kaçtın?
Sen aşkın selamını korkuya mı değiştin?
Yoksa sen kendi ahdına ,yıllarına ağ mı oldun?
O kadar yakın iken bu kadar ırak oldun
Şirin gülüşlerimiz ,acı feryatlarımız
Bir selama değmedi

Sen neyledin ,bir düşün
Yalnız şimdi anladım ,ah sen daha benim için
Açılmaz bir çiçeksin
Yaşanmış günlerim gibi geri dönmeyeceksin
Kop ey tufan ,es ey yel,gazel olup dökülün
Bunca yıl yüreğimde beslediğim muhabbet
Bir selama değmedi

Gittin ,dalınca baktım,can ayrıldı canımdan
Sen nasıl itinasız gidebildin yanımdan
Ah çektim, başım üste yapraklar esti gülüm
Senin kalbin esmedi
Arkana da bakmadın
Niye senin yolunu muhabbetim kesmedi
Kazancımız da bu mu?
Verilmeyen o selam
Elvedamız oldu mu?
Sen bana zulüm eyledin
Bana zulüm yaraşır
Bir selama değmeyen aşka
Ölüm yaraşır

Bahtiyar VAHAPZADE

mabolla
05-04-2008, 00:11
Gülce

Ucurumun kenarındayım Hızır
Bir dilber kal'asının burcunda
Muhteşem belaya nazır
Topuklarım boşluğun avucunda
Kaldım parmaklarımın ucunda
Bir gamzelik rüzgar yetecek
Ha itti beni ha itecek

Uçurumun kenarındayım Hızır
Cihan hazır
Divan hazır
Ferman hazır
Kurban hazır

Uçurumun kenarındayım Hızır
Güzelliğin zülme çaldığı sınır
Başım döner, beynim bulanır
El etmez
Gel etmez
Gülce'm uzaktan dolanır

Uçurumun kenarındayım Hızır
Gülce bir davet
Mecaz degil
Maraz degil
Gülce bir afet
Peri degil
Huri degil.
Gülce bir beyaz zehir
Gülce en vahim haz
Buram buram zehir
Yâr gözünde infaz
Bir gamzelik rüzgar yetecek
Ha itti beni ha itecek
Güzelliğin zülme çaldığı sınır

Uçurumun kenarındayım Hızır
Ben fakir
En hakir
Bin taksir
Ateşten
Kalleşten
Mızrakla gürzden
Dabbet-ül arz dan
Deccalden
Yedi düvelden
Korku nedir bilmeyen ben
Tir tir titriyorum Gülce'den
Ödüm patlıyor Gülce'ye bakmaktan
Nutkum tutuluyor
Ürperiyorum
Saniyeler gözlerinde birer can
Her saniyede bir can veriyorum...


Ömer Lütfi Mete

noah
05-04-2008, 02:06
PENYE VE HAKİKAT

iyiydik. penyelere inanıyorduk
doğum günü şarkılarına, pastalara ve mumu üfleyen kişiye
iy ki doğmuş olmanın neşeli gerekliliğine
kimyaya, ölçü ve tartı aletlerine inanıyorduk
adı fatma, fatma'ya hemen inanıyorduk
sergio leona'ya, elektrik enerjisine
adı ali, ali'ye niçin inanmayalım

iyiydik
ikinci tokatları kültürel fark kuramıyla açıklıyorduk
birincisi doğaçlamaydı zaten
üçüncü tokat ama insan haklarına aykırı
insan haklarına inanıyorduk
jonh locke'a ve john wayne'e
bir yerden bir yere gitmeye inanıyorduk
montlara, pamuk tarlalarına, virginia tütününe

ölülerin yönetimindeki dirilerin savaşına
ama en çok penyelere
"lili marlen şarkısı ne kederlidir"
aldık, kabul ettik; çok kederlidir
buralarda bir yerdeydi, ona da inanıyorduk
her neydiyse zaten şüphe yok inanmamıza
el kameralarına, merhamete… reno toros'a
nerdeyse iman edecektik üretimden kalkmasa

iyiydik
penyelere inanıyorduk. monogamiye ve sürprizlere
sürpriz diyen bir ağzın kibirli büzülüşüne
bikini adasına ve bahçıvan pantolonlara
kremlere ve troçki,'nin dürüst biri olduğuna nedense
kiraz zamanına, tanpınar' a
istanbul dünya başkentidir cümlesine ve kepekli pirince

kayıp kardeşlere, ölü dillere, mühendislere
kayıp kardeş fikrinde kulağa hoş gelen bir şey yok mu
jodie foster'a ; hep beraber
elmalılı tefsirine, bir kısmımız
çok azımız karabaş tecvidine

terlemeye, rutubete, madonna'ya
vatan değerli bir arsadır, millî emlakçılara
devlet demiryollarına ve halkın karayollarına
çift güllü yasin kitaplarına
mor beyaz afyon çiçeklerine değil ama
bir daha: çift güllü yasin kitaplarına

kendine iyi bak dileklerine; görüşürüz
niye görüşeceksek
şadırvanlara, antik dünyaya; roma ve üç kıtaya
sözleşmelere ve sosyal sigortalara
yerlere tükürmemeye
-göklere tükürebilirsiniz-
israiloğulları israilkızlarını öldürürken
iyiydik, penyelere inanıyorduk


OSMAN KONUK

paradox_g
05-04-2008, 02:16
Gülce

Ucurumun kenarındayım Hızır
Bir dilber kal'asının burcunda
Muhteşem belaya nazır
Topuklarım boşluğun avucunda
Kaldım parmaklarımın ucunda
Bir gamzelik rüzgar yetecek
Ha itti beni ha itecek

Uçurumun kenarındayım Hızır
Cihan hazır
Divan hazır
Ferman hazır
Kurban hazır

Uçurumun kenarındayım Hızır
Güzelliğin zülme çaldığı sınır
Başım döner, beynim bulanır
El etmez
Gel etmez
Gülce'm uzaktan dolanır

Uçurumun kenarındayım Hızır
Gülce bir davet
Mecaz degil
Maraz degil
Gülce bir afet
Peri degil
Huri degil.
Gülce bir beyaz zehir
Gülce en vahim haz
Buram buram zehir
Yâr gözünde infaz
Bir gamzelik rüzgar yetecek
Ha itti beni ha itecek
Güzelliğin zülme çaldığı sınır

Uçurumun kenarındayım Hızır
Ben fakir
En hakir
Bin taksir
Ateşten
Kalleşten
Mızrakla gürzden
Dabbet-ül arz dan
Deccalden
Yedi düvelden
Korku nedir bilmeyen ben
Tir tir titriyorum Gülce'den
Ödüm patlıyor Gülce'ye bakmaktan
Nutkum tutuluyor
Ürperiyorum
Saniyeler gözlerinde birer can
Her saniyede bir can veriyorum...


Ömer Lütfi Mete
anam ne manyak şiir bu böle ya :D zuhahah nerden buldunuz

speedmusa
05-04-2008, 02:53
Gidiyorum Vatan için.
Şehit olmak için.
Şehit olamazsam Döneceğim Yarim için.
İkisinede Can Feda Vatanımız Zaten Yar bizim için...

:::::CEMİLE:::::
Cehenneme gidecek olsam,
En sonunda senin yüzünden,
Mahşer gününde geleceğini söylesen bana,
İllaki beklerim seni ben oralarda,
Leylak bahçelerinin aralarında,
Elbette geleceksin eninde sonunda!!!

....::::GÜL ANNEM...::::
Rüyalarımda gördüğüm o melek sensin,
Yüreğiyle bana doğruyu anlatan sensin,
Annem,Gül Annem.
Sensin bana hayat veren,
Senisin ilk kokusunu duyduğum,
Yüreğine beni sığdıran sen,Sensin Annem,
Şimdi rüyalarımı süsleyen sensin Annem.
Çiçek bahçelerinden bir demetsin sen,
Bazende sevgisini yüreğimde hissettiğimsin,
Sen hayata bağlandığım nokta,
Sen canıma can veren,
Canımsın benim GÜL ANNEM....


:::::::SİZ::::::::
Yapayalnız kaldım şu dünyada,
Mutsuz ve çaresiz,
Yaşamaktan bıktım desem,
Beni anlayabilirmisiniz?

Çoğunun derdi para,
Kiminin kalbinde yara,
Kimisi yaşıyor boşa.
Siz bunları görebilirmisiniz?

İçimde yanıyor bir kor,
Kalbim derinden sızlıyor,
Derdin ne diye soruyorsunuz,
Aşki çok mu iyi biliyorsunuz?

Kalbim ıssız bir ada,
Düştüm dipsiz bir kuyuya,
Geçip gider diyorsunuz,
Siz Aşkı unutulur mu sanıyorsunuz???

disi.kartal
05-04-2008, 03:02
İnsanlıktan nasip almamışşın,
Kendini birşey sanmışşın,
Yaralı parmağı sarmamışşın,
Zamanı boş yere harcamışşın.

Alkolden başını kaldırmamışşın,
İnsanlık için bir adım atmamışşın,
Nerde akşam orada sabah etmişşin,
Sonunda kendini yiyip bitirmişşin.

Düşünmeyi çalışmayı öğrenmemişşin,
Sorunları ertelemeyi iş edinmişşin,
Bir gün bile taş üstüne taş koymamışşın.
Gelmiş bize insanlıktan ders verirsin.

Şimdiye kadar ne yaptın?
Öğüt vermeyi önemli mi saydın?
Yaşadıklarından hiç mi ders almadın?
Geçmişi anmaktan ne anlarsın?

mabolla
05-04-2008, 03:55
anam ne manyak şiir bu böle ya :D zuhahah nerden buldunuz

bunu iyi olarak mı, kötü olarak mı alayım???:D

büşşraa
05-04-2008, 04:04
UYANINCA ÇOCUK OLMAK

Siz ne iyisiniz, ben sizi bir şeylere benzetiyorum
Bilmem bir testi, bir bakır sahan kolay mı sizinle
Çok rahat bir gökyüzü mü var sizinle
Güneş bir pazartesi olarak mı duruyor burnunuzda
Yoksa bükülmüş bir nehir gibi mi küpelerinizde
Siz küçük adıyla mı çağırırsınız sessizliği
Öyle mi, ya kim uyandırır sizde
Bu sevişme dalgalarını, aşk seslerini
Bak'ları, duy'ları, okşa'ları, evet'leri
Hele bu elleri, ayakları bu
Gözleri gözleri.
Gidip bir bardak su içiyorum. Ağzım benim!
Su böyle neye benziyor, çok çocuklu bir bahçeye değil mi
Bakmayla içersek gözlerimiz de bir şeye benziyor
Senin gözlerin, bizim gözlerimiz, onun gözleri
Her zaman söylüyorum kuyumcular için imzalı yazı gerekmez
Ama hiç gerekmez öyle değil mi?
Armut ağacı! İyi sabahlar! Sana bakınca yüzüm değişti
Bütün gün çalışıyorum en kötü iş yerlerinde
Yorulup bunalınca hep o sana bakmayı deniyorum
Birden çarşıyı gösteriyor dallarının inceliği
Hem niye saklamalk, çarşıyı gösteriyor işte
Bak! Şakur şukur şapka satın alan birisi
Yusyuvarlak bir kişilik deniyor
Pis adam - ne kötü dünya - öyle mi değil mi?

Siz yok mu, sizin her yeriniz şaşırıp kalmaya istekli
Bir bakın, uyanıp kalkınca çocuk olmalarım var benim
Şu da var: bir sokak en açılmış pencereler dalıyor
Dalıyor da söz mü, yatağa uzatıyor otomobillerini
Aşk duyan bir kadını
Onun kişiliği olan memelerini
Gözlerim! Hey sokak! Geri getiriyor gözlerimi
Kimi zaman da bir cam kırılıyor şangur şungur
Diyorum böylesi gürültüler şiir için gerekli
Öyle mi değil mi?

Bizim o duvarlık tabaklar durmadan uzağa götürüyor evimizi
Daha aldığım gün bildim maydanoz olacak üstündekileri
Maydonoz olacak, maydanoz olacak, maydanoz olacak
İyi ama, niye sevmeli her önüne geleni
Herkesin, herkese, herkesi
Daha dün yepyeni bir son koydumdu şiire
Aldı, yepyeni bir kalabalığı getirdi
Ama iyi yaptım öyle mi değil mi?

EDİP CANSEVER

starperi
05-04-2008, 04:25
AŞK

Neydi o
Adını koyamadığım şey
Düşünüyorum...
Daha cok düşünüyorum
Ama bulamıyorum
Yaşadıklarımın bir adı yok mu acaba?
Mutlaka olmalı
Dünyada hiçbir şey isimsiz olmamalı
Bunun da bir adı olmalı
Hani derler ya
İçim içime sığmıyor
Kalbim yerinden fırlarcasına atıyor
Onu görünce elim ayağıma dolaşıyor
Kalbimin sesini bütün dünya duyuyor sanki
O denli gümbür gümbür atıyor
Sessizleşiyor daha sonra
Nefes alıp vermem hızlanıyor
Bir an boğulacak gibi oluyorum
İşte bütün yaşadıklarım bunlardan ibaret
Ve biraz daha
Düşündükten sonra
Sanırım adını koyamadığım
Saatlerce adını düşündüğüm şey
İşte o
Onun adı AŞK...

Gamze özdemir

starperi
05-04-2008, 05:56
arkadaşlar şiirlerini paylaşmak isteyenler yazsınlar lütfen :)

tiberius
05-04-2008, 05:59
Ne ararsın Tanrı ile aramda
Sen kimsin ki orucumu sorarsın?
Hakikaten gözün yoksa haramda
Başı açığa neden türban sorarsın?

Rakı, şarap içiyorsam sana ne
Yoksa sana bir zararı, içerim
İkimiz de gelsek kıldan köprüye
Ben dürüstsem sarhoşken de geçerim.

Esir iken mümkün müdür ibadet
Yatıp kalkıp Atatürk'e dua et...
Senin gibi dürzülerin yüzünden
Dininden de soğuyacak bu millet.

İşgaldeki hali unutupta
Atatürk'e dil uzatma sebepsiz
Sen anandan yine doğardın amma
Baban kim olurdu bilemezdin şerefsiz

Neyzen Tevfik

tiberius
05-04-2008, 06:01
Arabın Yüzünden şu Tesettür Dediğin;
Belden Aşağıdadır Aklı Fikri Herifin...
Bakmışlar Dizginlemek Olanaksız Arabı,
şartlamışlar Kadına Peçeleri, Nikabı.

Sen Ahmak Mısın Kuzum Söyle Allah Aşkına?
Hele Heves Ettiğin Ahkama Bir Baksana!
Kadın Ikinci Sınıf, Tekme Yer Hep Kıçına;
Hala Dank Etmedi Mi şu Turbanlı Başına?

şimdi Bir De Kalkmışsın Bu Akla Saf Tutarsın;
Seni Hor Görenlerin Kafasına Uyarsın...
Oysa Onun Gözünde, Sen Karınca Kadarsın...
Kusura Bakma Ama, Sen Gerçekten Salaksın!

Hilesi Hud'ası Var, Yobaz Kendine Baksın;
Toplum Geri Kaldıkça Kıçına Kına Yaksın:
Aslında O Akıllı Ama Sen Dangalaksın;
Uyan Da Söyle şuna, Seni Rahat Bıraksın!

Binbeşyüz Sene Geçmiş Hep Yerinde Sayarsın;
şeriatın Indinde Ha Yoksun, Ha Ki Varsın...
Hala Kara Bahtını Yobazlara Sorarsın,
Kusura Bakma Kızım, Dört Dörtlük Avanaksın

pckolikman
05-04-2008, 14:21
Sevdiğime


HER RÜYADA ŞİİR GİBİ GÖZLERİN

BENİ YAKAR KÜLLERİ SAVURUR

GECE GÜNDÜZ UYUMADAN BEKLERİM

EMANETTİR KOKUN BİR GÜLDE DURUR

BİTMEDEN BU RÜYA ÖLSEM AVUÇLARINDA

UYANDIRMASAN YOK OLUP GİTSEM DUDAKLARINDA

GETİRECEĞİM İNAN GÜNEŞLİ AKŞAMLARI UYANDIRMASAN

ASILI KALSAM GÖZYAŞLARINDA....

kelebeğim
05-04-2008, 15:37
ÖLÜM GİBİ

İşte sevişmek bitti
ölüm gibi devam ediyor gece

aşk henüz gidilmemiş bir ülkedir, diyorsun
ne kadar uzak gitsen çıkamazsın teninden
kendinden çıkamazsın ne kadar yakın gelsen

sessizce dinliyorum gecenin çanlarını
açık bir yara gibi çalıyor çanlar
vuruluyor sesinde çanların hayvanları

çıkamıyorum senden ne kadar uzak gitsem
sana varamıyorum
ne kadar yakın gelsem

gözlerinde
acının ürperen tenini okşuyorum
nereye akar, hangi ölü denize
istiridyeden koparılan incinin kanı
biliyorum

ölüm gibi devam ediyor gece
susamış bir yangını söndürerek kalbimde
çekiyorum körelmiş bir ateşin bayrağını
sesindeki çanların en yüksek kulesine

kapanıyor gecenin ağır kapısı
sonsuz mavi bir cam kırılıyor içimde

öpüyorum
öper gibi gözlerini son defa
ölüm gibi bir aşkın gözyaşlarını


Ayten Mutlu

ada'm gibi nick
05-04-2008, 15:44
ADALI VE BEN

Adalı’nın alnına yazmışlar denizi
Sonra çizgi çizgi kesmişler,
Gömleğine dikmişler
Adalı’nın.

Adalı’nın kentte durumu yaman..
Gömleğim deniz diyor
Sorunca
Ama içki başına vuruyor, zaman zaman
Direniyor Adalı;
Tam kafayı bulunca
Ben sarhoş olmam
Benim her şeyim deniz diyor,
Boyuna adadan söz ediyor.

Takılıyorum,
Adalı diyorum, sevgilin de mi deniz
Sen ondan haber ver..
Susuyor dik dik bakıyor bana
Adalı beni sever,
Adalı bana küfür etmez..
Adalı diyorum boş ver
Bir başka yere diyorum gidip içelim bu gece..
İnsan sevdiği sürece
Uykusu gelmez.

Dalıyoruz bir gecenin içine..
Adalı bi sözümü iki etmez.

Özdemir Asaf

zeena_vera
05-04-2008, 16:17
Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam... Ben seninle bir gün Veyselkarani’ de haşlama yeme ihtimalini sevdim.

İlkokulunun silgi kokan, tebeşir lekeli yıllarında (Ankara’ da karbon monoksit sonbaharlar yaşanırdı o zaman) özlemeye başladım herkesi.. Ve bu hasret öyle uzun sürdü ki, adam gibi hasretleri özlemeye başladım sonra...
Yumurta kokan arkadaşlarla paylaşılan kahverengi sıralarda, solculuk oynamaya başladık.. Ben doktor oluyordum sen hemşire, geri kalanlar kontrgerilla. Kırmızı boyalarla umut ikliminde harfler yazılıyordu, pütürlü duvarlara ve Türk Dil Kurumu’ na inat bir Türkçe’yle... Ağbilerimizden öğrendik, Ş harfinden orak çekiç figürleri türetmeyi...

Ankara’ ya usul usul karbon monoksit yağıyordu. Ve kapalı mekanlarda sevişmeyi öneriyordu haber bültenleri..
Oysa Ankara’ da hiç sevişmedim ben.

Disiplin kurulunda tartışılan aşkım olmadı benim.(sınıfça gidilen pikniklerde kıçımıza batan platonik dikenleri saymazsak..)
Ankara’ ya usul usul kurşun yağıyordu.. Ve belli bir saatten sonra sokağa çıkmamayı öneriyordu haber bültenleri. Oysa hiç kurşun yaram olmadı benim. Ve hiçbir mahkeme tutanağında geçmedi adım. Çatışmaların ortasında sevimli bir çocuk yüzüydüm sadece.. Sana şiirler biriktiriyordum fen bilgisi defterimde ama sen yoktun. Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum, suni teneffüs saatlerinde. Okul servisi seni hep zamansız, amansızca bir lojman griliğine götürüyordu.. Ben, senin benimle Tunalı Hilmi Caddesine gelebilme ihtimalini seviyordum..Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum.

Yaz sıcağı toprağa çekiyordu tenimin çatlamaya hazır gevrekliğini.. Sonra otobüs oluyordum, kırık yarık yolların çare bilmez sürgünü. Ne yana baksam dağ ve deniz sanıyordum Muş ovasının yalancı maviliğini.. Otobüs oluyordum bir süre...

Yanımızdan geçen trenlerle yarışıyordum, yanağım otobüs camının garantisinde. Otobüs oluyordum...Bir ülkeden bir iç ülkeye.. Çocukluğuma yaklaştıkça büyüyordum...Zap suyunun sesini başına koyuyordum şarkılarımın listesinin.. Korkuyordum.. Sonra iniyordum otobüsten. Çarşıdan bizim eve giden, ömrümün en kısa, ömrümün en çocuk, ömrümün en ihtiyar yolunu koşuyordum. Çünkü sonunda annem oluyordum babam kokuyordum sonunda...

Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim, çocuk olmaktan.. Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam...Ben seninle bir gün Van’ daki bir kahvaltı salonunda... Ben seninle (sadece bilmek zorunda kalanların bildiği) bir yol üstü lokantasında...
Ben seninle, Ağrı dağına mistik ve demli bir çay kıvamında bakan Doğubeyazıt’ ın herhangi bir toprak damında..Ben seninle herhangi bir insan elinin terli coğrafyasında olma ihtimalini sevdim...

Meymenetsiz
05-04-2008, 16:17
Ruhumu bıraktım sert rüzgarlara,
Kalbimi bıraktım kör zindanlarda,
Ve bir savaşçı gibi durdum karşında.
Hadi hapset beni kudretin yeterse,
Ördüğün oyuncak duvarlar içinde…
Benzemez senin boyalı kahramanlarına,
İyiler siyah giyer bunu unutma!
Benim özgürlüğe açılmış kanatlarım var,
Sonsuzluğa çıkan zamansız kapılarım var.
Senin beş para etmez kuralların varsa,
Benim inandığım ölümsüz masallarım var…


..

incii_tanesi
05-04-2008, 16:55
Seni hep bulmamak için aradım
Efkar demlediğim gözlerinden ayrıldım
Sende at yüreğini bir yerlere fırlat
Çünkü ben seni içimden terk ediyorum...
Sensiz gecelerde, sabahlara
Yıldızları yakalayabilmek için koştum
Üşüdüm gece gözlüm
Sen yandığımdın, yangındın Isıtamadın….
Sensizliğe artık yenilmiyorum
İçimdeki güzelliklerini sana geri veriyorum
Aldırmadın ya yakarışlarıma
Şimdi seni içimden terk ediyorum…..
(METİN PAKER) İMZASIYLA :):)

Orbiti_55
05-04-2008, 18:15
Sevdiğime


HER RÜYADA ŞİİR GİBİ GÖZLERİN

BENİ YAKAR KÜLLERİ SAVURUR

GECE GÜNDÜZ UYUMADAN BEKLERİM

EMANETTİR KOKUN BİR GÜLDE DURUR

BİTMEDEN BU RÜYA ÖLSEM AVUÇLARINDA

UYANDIRMASAN YOK OLUP GİTSEM DUDAKLARINDA

GETİRECEĞİM İNAN GÜNEŞLİ AKŞAMLARI UYANDIRMASAN

ASILI KALSAM GÖZYAŞLARINDA....


serçe mi desem ne desem :)) ama güzel söylemiş söyleyen dinliyorum arada bir ;)

incii_tanesi
06-04-2008, 04:27
Asfalt Kalpler
Yeniden düştüm yollara
Issız ve soğuk gecenin içinde
Yol aldım defalarca seni görme umuduyla
Umurumda mı sanıyorsun bu dünya
Sensiz hayat kâbus dolu bir rüya
Yollardır kankam benim yerini söylerler bir anda
Yollara sor nasıl sevdim anlatsın sana
Tek şahidim asfalt yollu ada

'Emy
06-04-2008, 06:18
Az önce rüyamda kızıl saçlı bir ******nin dilini ısırdım.
Karanlığın bambaşka bir evrenin rengi,
Elle tutulur kadar yoğun olduğu bambaşka bir düşün tımarhanesindeydik.

Dili koptu..

Biliyorum uyuyorsun...
Sisler gecenin içine usulca yüz sürüyor. Beni korkutan uzaklar düşlerimde hiç bu denli ılık bezenmemişti. Zorlama kaçışların, kimliksiz kentlerinde aradım hep yağmurları.
ve şimdi,
ıslanıyorum güzel sevgilim
Hem de hiç ummadığın kadar.
Bu benim askerliğimin otuz dokuzuncu gecesi...
Karanlık, buğulu kuzgunlarından senin sesini fısıldıyor.
Uğuldayan rüzgarın,çam gizleriyle birlikte sunduğu bilmem kaçıncı şarkı...
Çelik başlığıma billur notalar düşüyor.
Damlalarca Pink Floyd
ve kendime sakladığım o son oyuncak melodi...

Dün gece zaman yoktu
Çoktan ölmüştüm
Hortlak motorlar kusuyordu gri gökgecede
ve uzakları ıssızlığımla döven yorgun top sesleri.
Uyuyan ben miydim sevgilim tüm rüyalardan önce?
Yoksa vakit bin dokuz yüz kırk bilmem kaç
Karanlık ağrılı bir çocuktu dün gece
Biliyorum uyuyordun
Gözlerinde gizlediğim o son melodiyle
Önem verin rüyasına
Son kez..


Serdar Bostancı

mutsuz palyaco
06-04-2008, 15:34
BOŞUNA

Sen yoksun.........
Boşuna yağıyor yağmur...
Birlikte ıslanmayacağız ki.....
Boşuna bu nehir......
Çırpınıp pırpırlanması.....
Kıyısında oturup göremeyeceğiz ki...
Uzar uzar gider..
Boşuna yorulur yollar..
Birlikte yürüyemiyeceğizki..
Özlemlerde ayrılıklar da boşuna
Öyle uzaklardayız..
Birlikte ağlayamayacağız ki
Seviyorum seni boşuna..
Boşuna yaşıyorum
Yaşamı Bölüşemiyeceğiz ki ...

Gereksinim
06-04-2008, 19:50
Çocukluğumun bahçesiydin sen..
Bütün bilinen mutluluklardan uzakta,
O sarışın akşam üstlerinde,
Istırabın eşiğinde..
Nefesim sıkıştığında seni sevmekten,
Ömrümü okurdum o acı neşede..
Boşalırdı ağzımdan o kanlı nefes..
Sonra çok özlendiği için acımasızca talan edilen..
Her baharda dönerdim oraya
O sarışın akşamüstleri..
Hiç gitmediğim uzaklardan döndüğüm yer olurdu..

Gereksinim
06-04-2008, 20:22
Ne zaman gözlerinin içine baksam, biliyorum..
İkimizi de aşar, o kapının ardındaki masal..
Bense yüreğimin bu hallerinden korkar, kalırım..
Bir hız trenine bindirilmiş küçük bir çocuk gibi..
Geçip giden yüzlerine bakar kalırım..

eaglee
06-04-2008, 20:38
ÖMÜR YARIM GÜN

BİR BAHAR GÜNÜ YÜZÜME GÜLDÜ
HAYATIN BAŞLANGICI O GÜNDÜ
AYAKLARIMI YERDEN KESEN O İLK ÖPÜŞTÜ
KALBİMİN ATEŞİ SÖNMEYECEK KOR KÖMÜRDÜ
ONUN İÇİN UZUN YAŞAYACAK BİR ÖMÜRDÜ...

O GÜLÜNCE DAYANAMAZ İKİYE BÖLÜNÜRDÜ
EN KÖTÜ GÜNÜNDE BİLE ONU GÜLDÜRDÜ
ARAMADIĞI İLK GÜN SOĞUK BİR KIŞ GÜNÜYDÜ
O GÜN ÖMÜR BU KALP İÇİN YARIM GÜNDÜ
BU KUL ÖLDÜ OMUZLARDA GÖMÜLDÜ
ŞİMDİ CENNETTE BİR ŞAİRE BÜRÜNDÜ...


EaGLee

zeena_vera
06-04-2008, 22:07
Seni hep bulmamak için aradım
Efkar demlediğim gözlerinden ayrıldım
Sende at yüreğini bir yerlere fırlat
Çünkü ben seni içimden terk ediyorum...
Sensiz gecelerde, sabahlara
Yıldızları yakalayabilmek için koştum
Üşüdüm gece gözlüm
Sen yandığımdın, yangındın Isıtamadın….
Sensizliğe artık yenilmiyorum
İçimdeki güzelliklerini sana geri veriyorum
Aldırmadın ya yakarışlarıma
Şimdi seni içimden terk ediyorum…..
(METİN PAKER) İMZASIYLA :):) bu şiir epey çakma olmuş . yani en basiti gökhan diye bi gitarcı çocuğun büyük insan şarkısından mısralar var ve kahraman tazeoğlunun seni içimden terkediyorum şiirinden mısralar... ehueh :) tesbit yaptım.

incii_tanesi
06-04-2008, 23:54
bu şiir epey çakma olmuş . yani en basiti gökhan diye bi gitarcı çocuğun büyük insan şarkısından mısralar var ve kahraman tazeoğlunun seni içimden terkediyorum şiirinden mısralar... ehueh :) tesbit yaptım.

hııı bu şiiri yazan arkadaş zaten dediğiniz kişinin şarkısını dinlerken şiirde geçen ''seni içimden terkediyorum'' mısralarından esinlenerek yazmış bulunuyor şiiri,sadece ''seni içimden terk ediyorum'' cümlesi o şiire ait ve gerisini kendisi şiire dökmüş

incii_tanesi
07-04-2008, 00:10
Bir köşede bıraktım ellerini
Boş bir mezarlığa gömdüm bu deli yüreğimi
Gözlerimde bir acı, yağmur misali
Bense daha yeni ölmekten geliyorum
Sokaklar çıkmaz oldu artık
Yaktım artık gemilerini
Kurşun sıktım köz olmuş bu sevdaya
Titriyor ellerim
Sokak lambalarının altında aradım
Dün gece kaybolan benliğimi
Kaybolan yıllara baktım
Bulamadım
Şimdi, her acı seni anlatıyor bana
Bu sarhoş şehirde dolaşıyorum
Kaldırmıyor yüreğim ihanetini
Artık ölmeye gidiyorum

noumanga17
07-04-2008, 01:19
Geceleyin bir ses böler uykumu,
İçim ürpermeyle dolar: -Nerdesin?
Arıyorum yıllar var ki ben onu,
Aşıkıyım beni çağıran bu sesin.

Gün olur sürüyüp beni derbeder,
Bu ses rüzgarlara karışır gider.
Gün olur peşimden yürür beraber,
Ansızın haykırır bana: -Nerdesin?

Bütün sevgileri atıp içimden,
Varlığımı yalnız ona verdim ben,
Elverir ki bir gün bana derinden,
Ta derinden bir gün bana “Gel” desin.

AHMET KUTSİ TECER

kelebeğim
07-04-2008, 13:08
Parantez

Bu mülk bu bahçe bu ten
bu parantez bile olmamışken
nerden alır cümle güzelliğini
kelimeler kelimenin katili iken

Uğuldayan çarşı kalabalığından
çıkageldin, sevindim
şarkılar seçtim kendime senden
su sesleri terlik sesleri,
günlerden pazartesi
gergefe düşüyordu kederinin gölgesi
yağmura benzeyen kadını seçtim

Geldin, şenlendi cümle,
virgül eğildi
nokta çekildi kuytusuna
evlerden ev odalardan oda denizlerden
bir iç deniz beğendim hayır, rastgele değil
günlerden pazartesi, başlamak için
gitmek dönmek ıslanmak kurumak için
bir ormanda kaybolmak,
ağaç olmak için
bisiklete binsin için kelimeler
hikâye o hikâye, kahramanlar
gülümseyebilsin için
tuttum bir parantez seçtim (çıkagelir
serin çarşılardan uzak aktarlardan
ve zencefil ve tarçın ve nokta
düşer aradaki boşluğa)

€y erenler, hırkam yok,
çıplağım, dergahım
uğuldayan yeryüzü. ve eski
kokuları biriktiren aktarın söyledikleri;
(biz buradan gideriz ölüm bahane
kalırsa koku kalır cümlemizden
sığdırın paranteze!)

Islak kaya kovuğundan
çıkageldin, sevindim
eskilerden bir eski
koku seçtim kendime
durdum binlerden biri gibi
ve yağmur
günün avlusunda mühür
o mührü mülk edindim sevindim
bir yağmur bir paranteze
yağsa ne yağmasa ne
dediyse de rüzgâr, seni seçtim!
Sefa geldin!

Çiğdem Sezer

My_DeaTh
07-04-2008, 13:28
HAYAL BEKÇİSİ


beklenmedik bir fırtınaydı gelişin...
uyandırdın sessizliğimi aysız gecelerde
yaralı bir deniz gibi hıçkırdığını
bir fanus altında sıkışıp kaldığını..
aşkla kenetlenen kalplerimizin..
me'yus olduğunu,bunaldığını
biliyorum,hayal bekçisiyim..
mehtabı arayan karanlıklarda
yağmur yakışmıyorsa..
güvercin gözlerine yakışmıyorsa yağmur
nasıl açabilirim bulutlara derdimi
nasıl geçebilirim mayınlı köprülerden..
sellere karışan ayaklarımla
yığılıp kalıyor en güzel umutlarım
vurgun yemiş denizciler misali
göğsümün katranlı sahillerinde
zifiri saçlarıyla
infazıma ağıt yakan menziller
en salgın boşluğumu akıtıyor üstüme...
ben mehtabı arayan bir hayal bekçisiyim
ben sevda sokağının yoksul çiçekçisiyim
ben kor merdivenlere göklerle tırmanırım
kızgın güneş altında yemyeşil ıslanırım..
ben mehtabı arayan bir hayal bekçisiyim..
ben korsan bir geminin mahzun kürekçisiyim..
ben yaklaşan saati beklerim odalarda
ihtilaller yaparım gözlerine dalar da.....


Nurullah Genç

My_DeaTh
07-04-2008, 13:36
Bu Sakıncalı Neşe Niye?


Aynı anda kaç hat yaşıyoruz Allah’ım

Aynı anda kaç hayata koşuyoruz?

Bir yıla aç yıl sığdırıyoruz?

Bir ömürde kaç yılı ıskalıyoruz?

Bir günde kaç hayat düşüyor gökten kollarımıza?

Yerin kıvrımlarında kaç hayatı kovalıyoruz?

Bunları yaparken kaç hayatı terk ediyoruz?

Hiçbir ayrılık niye üzmüyor artık beni?

Hiçbir acı niye dokunmuyor yorgun yanlarıma?

Niye her yaprak kımıldamasına eşlik etmek bu kadar çok yoruyor?

Her güneş ışıltısı niye amansızca kışkırtıyor suça meyyal cüretkârlığımı?

Geçmiş sevdalarımı hangi şehirde unuttum Allah’ım?

Meful aşkların nöbetini hangi şehirde tutuyorum?

Niye üzülmüyorum kaybettiklerime?

Niye sevindirmiyor beni hayatın şuh vaatleri?

Korkularım nereye kayboldu benim?

Tedbirli olmayı ne zaman unuttum?

Bu bıçkın fikirler hangi dağda girdi aklıma?

Bu acımasız güzellikleri ne zaman aldım koynuma?

Koynumda beslenen gazap kimden kaldı geriye?

Yaprakları soyulmuş güllerin tomurcuğu niye görülecek hesapların parolası oluyor hep?

Gözlerime yerleşen tefekkür kimin anısını besliyor?

Yenilgiyi niye unuttum Allah’ım?

Zafer niye heyecanlandırmıyor beni?

Eskiden hatırlamaktan korktuğum her şeyi niye unutmak istemiyorum artık?

Hatırasıyla dizlerimi büken kederli sevdalar niye yalnızca uçuk gülüşler kondurur hale geldi
dudaklarıma?

Hatıralarından bile niye korkmaz oldum?

Hatıralarından korkmayan kullarının akıbetini kimden sorayım?

Aşk bestelerine isyankâr bir güfte yazdıran biçimsiz bir gerilla yürüyüşümü başlıyor yoksa Allah’ım?

Aynı anda kaç hayat yaşıyorum?

Aynı anda kaç hayata koşuyorum?

Kaç hayatı tahammülden terk ettim bugüne kadar?

Hiçbir ayrılık niye üzmüyor artık beni?

Ayrılıklarla sevinen direkleri ne zaman çattım ben çadırıma?

Hiçbir acı niye dokunmuyor delikanlı yanlarıma?

Niye her yaprak kımıldaması, her güneş ışıltısı amansızca sokaklara döküyor bileklerimin sızısını?

Elimdeki gümüş renkli kurşun kalemi ne zaman kuşandığımı bile hatırlamıyorum.

Bu neşe gömlek cebimde taşıdığım resmin hangi bakışına vuruldu?

Bu keyif hangi sözlerin dillendirdiği şiirin, hangi satırıyla ayartıldı?

Ayrılığın bile bir yaprak esintisi kadar kıpırdatamadığı bu gönlü ne yapayım ben şimdi?

Aşkın meçhul olduğu zamanlardan ibaret bu hayatla nereye gideyim?

Neresi vatan olur bana?Kaldığım neresi yurt olur?

Gittiğim nereye ülkem diyebilirim?Ayrılıklar niye neşe oldu bana?

Aşk niye isyan oldu?

Acılarımın sevince döndüğü bugünün adı ne?


Ayakta ölmenin sırrını kulağıma fısıldayan gökyüzünün maviliği hangi sakıncalı fikrimin meskeni olacak Allah'ım!



Ömer ÇELİK

B.Y.
07-04-2008, 15:36
Ölünce Sevemezsem Seni


Şol dergahtan dönsün yüzüm
Ölünce sevemezsem seni
Kan ağlasın iki gözüm
Ölünce sevemezsem seni

Muradıma ermeyeyim
Hak didarın görmeyeyim
Gonca gülün dermeyeyim
Ölünce sevemezsem seni

Olsun hey efendim olsun
Her kişi ettiğin bulsun
Gözlerim kanlı yaş döksün
Ölünce sevemezsem seni

Sırrım aleme faş olsun
Bağrında biten taş olsun
Gözlerim kanlı yaş olsun
Ölünce sevemezsem seni

Karac'oğlan olur mürde
Sen düşürdün beni derde
Muhtaç olayım namerde
Ölünce sevemezsem seni

libertaa_01
08-04-2008, 01:54
Aşkın Acı Hali

Tam göğsünün ortasında bir yerin acıyacak...
Evinin, seni içine sığdıramayacak kadar dar olduğunu fark edeceksin...
Sokağa fırlayacaksın...
Sokaklar da dar gelecek...
Tıpkı vücudunun yüreğine dar geldiği gibi...
Ne denizin mavisi açacak içini, ne pırıl pırıl gökyüzü...
Kendini taşıyamayacak kadar çok büyüyecek, bir yandan da kaybolacak kadar küçüleceksin...
Birileri sana bir şeyler anlatacak durmadan...
"Önemli olan sağlık."
"Yaşamak güzel."
"Boş ver, her şey unutulur."
Sen hiçbirini duymayacaksın...

Gözyaşlarından etrafı göremez hale geleceksin...
Ondan, ölmesini isteyecek kadar nefret edecek, az sonra kollarında ölmek
isteyecek kadar çok seveceksin...
Hep ondan bahsetmek isteyeceksin...
"ölüme çare bulundu" ya da "yarın kıyamet kopacakmış" deseler başını
kaldırıp "ne dedin?" diye sormayacaksın...

Yalnız kalmak isteyeceksin...
Hem de kalabalıkların arasında kaybolmak...
İkisi de yetmeyecek...
Geçmişi düşüneceksin...
Neredeyse dakika dakika...
Ama kötüleri atlayarak...
Onunla geçtiğin yerlerden geçmek isteyeceksin...
Gittiğin yerlere gitmek...
Bu sana hiç iyi gelmeyecek...
Ama bile bile yapacaksın...
Biri sana içindeki acıyı söküp atabileceğini söylese, kaçacaksın...
Aslında kurtulmak istediğin halde, o acıyı yaşamak için direneceksin...
Hayatının geri kalanını onu düşünerek geçirmek isteyeceksin...
Aksini iddia edenlerden nefret edeceksin...
Herkesi ona benzetip...
Kimseyi onun yerine koyamayacaksın...
Hiç bir şey oyalamayacak seni...
İlaçlara sığınacaksın...
Birkaç saat kafanı bulandıran ama asla onu unutturmayan...

Sadece bir müddet buzlu camın arkasından seyrettiren...
Bütün şarkılar sizin için yazılmış gibi gelecek...
Boğazın düğümlenecek, dinleyemeyeceksin...
Uyumak zor, uyanmak kolay olacak...
Sabahı iple çekeceksin...
Bazen de "hiç güneş doğmasa" diyeceksin...
Ne geceler rahatlatacak seni ne gündüzler...
Ölmeyi isteyip, ölemeyeceksin...
Belki çivi çiviyi söker diye can havliyle önüne çıkana sarılmak isteyeceksin...
nafile...

Düşüncesi bile tahammül edilmez gelecek...
Rüyalar göreceksin, gerçek olmasını istediğin...
Her sıçrayarak uyandığında onun adını söylediğini fark edeceksin... Telefonun çalmasını bekleyeceksin...
Aramayacağını bile bile...
Her çaldığında yüreğin ağzına gelecek...
Ağlamaklı konuşacaksın arayanlarla...
Yüreğin burkulacak...
Canın yanacak...
Bir daha sevmemeye yemin edeceksin...
Hayata dair hiçbir şey yapmak gelmeyecek içinden...
Onun sesini bir kez daha duymak için yanıp tutuşacaksın...
Defalarca aradığı günlerin kıymetini bilmediğin için kendinden nefretedeceksin...
Yaşadığın şehri terk etmek isteyeceksin...
Onunla hiçbir anının olmadığı bir yerlere gidip yerleşmek...
Ama bir umut...
Onunla bir gün bir yerde karşılaşma umudu...
Bu umut seni gitmekten alıkoyacak...
Gel gitler içinde yaşayacaksın...
Buna yaşamak denirse...
Razı mısın bütün bunlara...?
Hazır mısın sonunda ölüp ölüp dirilmeye...?
O halde aşık olabilirsin ...

anlatamıyorum
08-04-2008, 02:08
ANLATAMIYORUM

Ağlasam sesimi duyar mısınız,
Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz,
Göz yaşlarıma, ellerinizle?

Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
Bu derde düşmeden önce.

Bir yer var, biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum

ORHAN VELİ KANIK

anlatamıyorum
08-04-2008, 02:16
KORKTUĞUM ŞEY

Gün çekildi pencerelerden;
Aynalar baştan başa tenha.
Ses gelmez oldu bahçelerden;
Gök kubbesi döndü siyaha.

Sular kesildi çeşmelerden;
Nerden dolacak bu taş nerden,
Nergislerin açtığı yerden
Ey kuş uçurtmıyan ejderha?

Ne yardan geçilir, ne serden;
Korkuyoruum bu gecelerden.
Bel bağladığım tepelerden
Gün doğmıyabilir bir daha.

CAHİT SITKI TARANCI

black_angel_87
08-04-2008, 04:09
Adı Aşktı

birden ''bitti'' sesi duyuldu
çınladı ortalık
sevgisizlik kapladı geceyi
bir aşık yere düştü
kırmızılara boyandı sessizlik

karalar toplandı başına
sarı sayfalar örtüldü üzerine
ağlayan bir bebek vardı başında
adı aşktı
sokak ortasında kaldı...

Opua Dişın
08-04-2008, 04:17
Ama Ölüm

Özgürlük kitabının
sayfaları arasına
cellatların kurduğu
darağacındaki ip
yarım kalan
sayfayı gösteriyor
okumaya devam edecek
nice insana
Evlilik fotoğraflarının yırtılarak
kırılan çerçevelerin
sokağa atılan
tahtalarıyla çakılıyor
çocuk tabutları
Hiçbir genç kız
taşımıyor kolyesinde
sevgilisinin fotoğrafını
ama ölüm
sayfaları oyulmuş
bir aşk romanının
içine gizliyor
tabancasını...

Sunay Akın

black_angel_87
08-04-2008, 04:17
Azalıyorsun

Bir mucizenin şahidi olacaktım
İnanmadıklarıma inanmamdı söz konusu
Sen öğretecektin bana gözlerimle gülmeyi
Bir şeyler olmalı sürekli yanlış yaptığım
İçimde benim olmayacağının haklı korkusu
Beceremedim bir türlü sevilmeyi ya da sevmeyi

Yalnız seni yazdım sayfalar dolusu
Sen okumayınca,ben de o defteri kapadım
Hala aklımdan çıkmıyorsun doğrusu
Sen sevmeyince beni,ben de sevmedim kimseyi
Taş kalplinin biri diye kaldı şimdi buralarda adım

Gözlerim reddediyor senden başkasını görmeyi
En güzel bakışını hafızama kazıdım
Sevmeyi bilmeyenlerdir cehennemin ilk yolcusu
Unutsun alev alev yanan gönlüm bir daha sönmeyi

Hep ben miydim hatalı,sende hiç suç aramadım
Hayatımı alt üst etmen miydi kurduğun son pusu
Sen dahil terk edeceğim bundan böyle her şeyi

Dün akşam seni unuturken suçüstü yakalandım
Ellerim havada,gözlerimde birkaç damla su

Deli gibi seviyordum seni artık akıllandım...
.................................

anlatamıyorum
08-04-2008, 04:45
BENİ ANLAYAMAZSIN

Aramızda dağlar var
Aramızda uçurumlar
Yaklaşma yanılırsın
Ben öldüğümü bilirim
Sen yaşadığını sanırsın
Kendini bilmeden daha
Beni tanıyamazsın...

Günlerim ateşe gebe
Gecelerim sancılı
Varamadık sabaha
Ben bir yumak düğüm düğüm
Sen karmakarışık bir kördüğüm
Kendini çözmeden daha
Beni anlayamazsın...

AHMET SELÇUK İLKAN

anlatamıyorum
08-04-2008, 04:49
ELİMDE BİR SİGARA

Elimde bir sigara
Bir o yanar bir de ben
Düşmüşüm dört duvara
Bir o susar bir de ben

Aylar var görmeyeli
Değmez elime eli
Uzakta bir sevgili
Bir o ağlar bir de ben

Çatlamış sabır taşım
Bir alev her gözyaşım
Ah benim dertli başım
Bir o döner bir de ben

Bu aşkın tek gerçeği
Asla yok geleceği
Yüreğim kan çiçeği
Bir o kanar bir de ben.

AHMET SELÇUK İLKAN

anlatamıyorum
08-04-2008, 05:19
SİYAH FERMAN

Ferman siyahı... ya da siyah kan
Nereden okuduğuna bağlı aşk körü gözlerin
Kendini inandırdığı falı

Bir hikayeyi sonuna kadar yaşamak uğruna
daha başlangıçta göz yumulan birkaç karanlık işaret...
aktıkça siyaha boyanır bütün ferman

fermanın okunmaz siyah olanı
denir...

görmezden gelinen karanlığın kanıdır oysa
ilerledikçe fermanı siyah yapan.
Okunmaz yazı değil...
bu kaderin daha başından okunabilirliğidir
en kısa fermandır siyah olan
aşk ile ölüm arasında
en kısa yolu seçmiştir
ölüme gitmek için aşk
her ne kadar sonlarda okunsa da
fermanların ilkidir

MURATHAN MUNGAN

eskiyara
08-04-2008, 05:22
Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.

Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır. Hani ağzınla kuş tutsan "Bu kuşun kanadı neden beyaz değil?" diye bir soruyla bile karsılaşabilirsin.. iki ucu keskin bıçaktır bu işin. Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman. Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. İyi halin cezanda indirim sağlamaz.

Sen, "Ama senin için şunu yaptım" derken o, "şunu yapmadın" diye cevap verecektir. Ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır. Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın.Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın. "Peki o ne yaptı" deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu. Bir insan eksik yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için? Hayatı ıskalama lüksün yok senin. Onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın.


Her zamanki gibi yaşayacaksın sen. "Acılara tutunarak" yaşamayı Öğreneli çok oldu. Hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki.... Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor.Kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu? Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana.Yine içeceksin rakını balığın yanında. Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası....

Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun asolan yürektir.Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yasadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu. Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini...

anlatamıyorum
08-04-2008, 05:30
ANLAŞILMAYAN ŞEYLER

Kolay bir hüzündür gecenin kovuğundan sarkan
Ellerindeki, paramparça geçmişin sığ bir gövdesidir yolun ortasında
Erken bir gülüşe başlarken (tutanabildiğin yalnızca bir gülüş)
Ve sanki (kendinden korkan) bir erken bağlanmışlık varoluş ve tükenişin.
Bir görüntü anlatır (sanki) bir yolun, bir yoğunluğun ortasında bal rengi kanı
Ve ayrılığın ta içinde biriken küllüğüdür özlemin.
Eski, hep eski anlatılmamışlıktır defterlerin[m].
Kuruyan su.
Kuruyan uykusu.
Ve kan yine de bal rengi derbederliğin.

MURATHAN MUNGAN

xxww
08-04-2008, 05:36
Bekle dedi
Gitti
Ben beklemedim
O da dönmedi
Ölüm gibi bir şey oldu
Ama kimse ölmedi....

Özdemir Asaf

anlatamıyorum
08-04-2008, 05:39
ACILARLA SORULARLA

Neden kedi seven
Bir insan
Olduğumu
Biliyorum da
Kedisiz ve sevgisiz
Getiriyorum
Yaşadığım günlerin
Yaprak döken sonunu?


METİN ALTIOK

gerçekten çok güzel :/

anlatamıyorum
08-04-2008, 06:23
AYRILIK NİKAHI

Seni bilmem ama ben kararlıyım
Şu garip sevdadan cayalım gitsin
Bu aşkta senden çok ben zararlıyım
Bir kumar oynadık diyelim gitsin

İçimde bir his var benden pes diyor
Olmayan duadan ümit kes diyor
Madem ki bahtımız böyle istiyor
Kaderin emrine uyalım gitsin

Seninle burcumuz tutsaydı keşke
Aslanlar bir başka yengeç bir başka
Yarını olmayan hayırsız aşka
Ayrılık nikahı kıyalım gitsin


Farzet ki bir rüya gördük ikimiz
Gerçekte bu hissi tanımadık biz
Böyle bir masalı yaşamadık biz
Bir varmış bir yokmuş sayalım gitsin

Marifet feleğin elinden çıkmış
Dünyada başka bir terzisi yokmuş
Keremi Aslıyı narına yakmış
Ateşten gömleği giyelim gitsin

Tiryaki gönlümde olmasın kuşkun
Tek sana müptela tek sana düşkün
Ardından bir ağıt yakalım aşkın
Adını elveda koyalım gitsin

CEMAL SAFİ

anlatamıyorum
08-04-2008, 06:47
AŞKTA YARIN YOKTUR SEVGİLİ (38362 Hit)

Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili.
O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır.
Gelir ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur.
Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar.
Bu yolculukta artık para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş,
anneler ve korkular yoktur.
Aşkın kendi gerçekliği vardır sevgili.
İnsan bir başka ışığa teslim olur...
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil,
içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir.
Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur.
Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.

Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın
hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de...
Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının
çıplak yalnızlığı da.
Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...

Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili,
kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı
hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye.
Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda,
gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri,
o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim.
Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...

Aşk çok eski bir şeydir sevgili.
Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer.
Sevdiğimiz insanların çocuklukları da...
Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer.
Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider,
hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...

İnsan bazen nedensiz yere umutsuzluğa kapılır.
Kimselere veremez sevgisini, kimselere kendini anlatamaz, evlere kapanır...
Bazen denizler, kıyılar çeker insanı.
İnsan bu kapılmayı anlayamaz, oysa çok eski bir yerde
yaşanmasından korkulup vazgeçilmez aşkların sızısıdır bu.
Bu sızı, bu yenilgi mevsimlerle yıllarla devredilir başka insanlara...
Bir insanın yaptığı bir hatanın tüm insanlara yayılması gibi...

İşte şimdi biz de sevgili, ya olmadık zamanlarda
umutsuzluğa kapılıp, soluğu evlerde alacağız, ya da denizler,
kıyılar çekecek bizi.
Nasıl biz başkalarının korkaklığını taşıyorsak, başkaları da bizim korkaklığımızı taşıyacak, yenilgimizi, umutsuzluğumuzu...

Birazdan sabah olacak...
Para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş,
anneler ve korkular başlayacak...
Bunlar varsa ve bizim için geçerliyse aşk yoktur ve
hiç olmamıştır sevgili. Birbirimizi kandırmayalım...

Hadi güne hazırlan. Yaşadıklarımızı unutmaya çalış.
Aşk bize güvenip verdiği büyüsünü, sırlarını,
cesaretini, bilgeliğini ve o ilkel, o yaban ağrısını geri
alacak. Bunlar olurken içimiz bir an çok üşüyecek, sonra geçecek...

Hadi, oyalanma birazdan yarın olacak...

Aşkta yarın yoktur sevgili...

CEZMİ ERSÖZ

kaleşnikof_23
08-04-2008, 14:27
ÖLÜME DAİR

Buyrun, oturun dostlar,
hoş gelip sefalar getirdiniz.
Biliyorum, ben uyurken
hücreme pencereden girdiniz.
Ne ince boyunlu ilâç şişesini
ne kırmızı kutuyu devirdiniz.
Yüzünüzde yıldızların aydınlığı
başucumda durup el ele verdiniz.
Buyrun oturun dostlar
hoş gelip sefalar getirdiniz.

Neden öyle yüzüme bir tuhaf bakılıyor?
Osman oğlu Hâşim.
Ne tuhaf şey,
hani siz ölmüştünüz kardeşim.
İstanbul limanında
kömür yüklerken bir İngiliz şilebine,
kömür küfesiyle beraber
ambarın dibine...

Şilebin vinci çıkartmıştı nâşınızı
ve paydostan önce yıkamıştı kıpkırmızı kanınız
simsiyah başınızı.
Kim bilir nasıl yanmıştır canınız...
Ayakta durmayın, oturun,
ben sizi ölmüş zannediyordum,
hücreme pencereden girdiniz.
Yüzünüzde yıldızların aydınlığı
hoş gelip sefalar getirdiniz...

Yayalar-köylü Yakup,
iki gözüm,
merhaba.
Siz de ölmediniz miydi?
Çocuklara sıtmayı ve açlığı bırakıp
çok sıcak bir yaz günü
yapraksız kabristana gömülmediniz miydi?
Demek ölmemişsiniz?

Ya siz?
Muharrir Ahmet Cemil?
Gözümle gördüm
tabutunuzun
toprağa indiğini.

Hem galiba
tabut biraz kısaydı boyunuzdan.
Onu bırakın Ahmet Cemil,
vazgeçmemişsiniz eski huyunuzdan,
o ilâç şişesidir
rakı şişesi değil.
Günde elli kuruşu tutabilmek için,
yapyalnız
dünyayı unutabilmek için
ne kadar çok içerdiniz...
Ben sizi ölmüş zannediyordum.
Başucumda durup el ele verdiniz,
buyrun, oturun dostlar,
hoş gelip sefalar getirdiniz...

Bir eski Acem şairi :
"Ölüm âdildir" - diyor, -
"aynı haşmetle vurur şahı fakiri."

Hâşim,
neden şaşıyorsunuz?
Hiç duymadınız mıydı kardeşim,
herhangi bir şahın bir gemi ambarında
bir kömür küfesiyle öldüğünü?...

Bir eski Acem şairi :
"Ölüm âdildir" - diyor.
Yakup,
ne güzel güldünüz, iki gözüm.
Yaşarken bir kerre olsun böyle gülmemişsinizdir...
Fakat bekleyin, bitsin sözüm.
Bir eski Acem şairi :
"Ölüm âdil..."
Şişeyi bırakın Ahmet Cemil.
Boşuna hiddet ediyorsunuz.
Biliyorum,
ölümün âdil olması için
hayatın âdil olması lâzım, diyorsunuz...

Bir eski Acem şairi...
Dostlar beni bırakıp,
dostlar, böyle hışımla
nereye gidiyorsunuz?


NAZIM HİKMET

kaleşnikof_23
08-04-2008, 14:32
SEVİLLA NİNNİSİ
Deniz nedir bilmiyor
bu küçük kaplumbağa;
onu çingene doğurmuş,
atıvermiş sokağa.
Ya! denizi yok,
yo! denizi yok;
denizi yok,
salıvermişler sokağa.

Bu minnacık oğlanın
beşiği yok;
babacığı marangoz,
yapıverir bir tane.


Federico Garcia LORCA

kaleşnikof_23
08-04-2008, 14:35
AMENNA


'Yaşayanlar bir gün ölür'
elbette
ağaçlarla
balıklarla
kuşlarla ben
âmenna

'ağlayanlar bir gün güler'
elbette
uyanmakla
anlamakla
bilmekle ben
âmenna

'kısa çöp uzun çöpten hakkını alır'
elbette
direnmekle
kurtulmakla
barışla ben
âmenna

öyle bir yerdeyim ki
ne karanfil
ne kurbağa
öyle bir yerdeyim ki
biryanım maviyosun
dalgalanır sularda
biryanım çocuk parkı
çığlıkçığlığa
öyle bir yerdeyim ki
anam gider allah allah
dölüm düşmüş sokağa

dostum dostum güzel dostum
bu ne beter çizgidir bu
bu ne çıldırtan denge
yaprak döker biryanımız
bir yanımız bahar bahçe



Hasan Hüseyin KORKMAZGİL

kaleşnikof_23
08-04-2008, 14:47
KERBELÂ UZAK DEĞİL




"pîr sultan'ım eydür yezitler gamda
horasan erleri urum'da şam'da
biz de mihman olduk bir ayn-i cemde
doyup kanamadık hallerinize




nezaman boynuma gitse elim
büyür kerbelâ'm
nezaman kana değse gözlerim
kerbelâ'da bir akşam


bir uzun havadır munzur
mor bir katar gibi düzülüp gider
saz çalar akşamları pîr sultan göçmenleri
gönlümün terazisi bozulup gider
koca fırat vura vura başını
hey fırat
fırat fırat
benim anam döve döve döşünü
kerbelâ uzak değil
ağlama sen



ben de silah çattım munzur eteklerinde
yıldızlara uludum yalnızlığın fıratçasından
gözleri nasıl da gözlerimdi hoooooy
ağrıda benden öte
bir munzur
bir fırat
ve bir gelincik
üçü de erzincanlı
üçü de üçgüzeller
gibi şuramda
ben de kulaç attım dedemlik tosbağalarla
kıyıları gelincikli fırat'ta
fırat fırat
hey fırat
insan nasıl allahsarmış gördüm o yalnızlığı
yaşadım allahsamayı bütün boyutlarıyla
kerbelâ uzak değil
ağlama sen



uzak geldim
seferberlik seferberlik çığrışır ayaklarım
başımdır dolaşır elden ele hergün şam'larda
yüreğimdir her seher bir ak güvercin
bu kaçıncı yezit
dostlar
bu kaçıncı muharrem
ben gözüme sürme değil kerbelâ çektim
ağlama sen
'ağlama gözlerim mevlâ kerimdir'
ben bilirim o mevlâyı
mevlâ bizimdir
taze karpuz kokusu
bu benim kanım
dostlar, yüzleriniz neden böyle kuytu gülleri
yüzleriniz bir avuç su
a dostlar
fırat fırat
hey fırat
neyleyim ben suyunu
yangınım kaç bin fırat
çilem kaç bin cehennem
hergünüm bir kerbelâ



bakın hele
bakın şu soyukahpelilere
sabahın seherini haram etmişler bana
kaygulu geceleri vatan etmişler bana
fırat fırat
hey fırat
fırat'ı, dost fırat'ı
düşman etmişler bana
nezaman bir ak güvercin konsa dalıma
ak boynundan kanlar sızsa boynuma
nezaman tuza batsam fırat kıyılarında
yezitler doldursa akşamlarımı
dolaşır kesik başım şam'larda
ürkerim büyük tutsaklığımdan



yavrum, mazlum bakışlım, niye akşamız
niye böyle
binicisiz at gibi
göçün ucu saplandı karanlığa
göçün ardı görünürde yok
kim geçmiş bu dağlar kargaşasını
kar kokmuş güneş kokmuş türküsü kimin
kim dökülmüş kızılırmak'lara binlerle



bakarım biryanıma
derim yüzülür
bakarım biryanıma
etim kıyılır
sallanır ak bedenim yağmurda yaşta
urganı boynunda dedem görünür
tutuşmuş ali kuzularının ak çadırları
aşar gelir çığlıkları anacıkların
adımın arkasında
taptaze yaram görünür



kerbelâ aşkım benim
umudum öfkem açlığım
kalabalık yalnızlığım
çocuk saflığım benim
fırat fırat
hey fırat
muhanete muhtaçlığım
kerbelâ benim



onlar hep yezit'tiler
ben hep hüseyin
onlar çöle akar gibi akıp gittiler
ben geldim buralara
fıratlaşarak
kerbelâ uzak değil
kerbelâ uzak değil
ben bilirim bu kavgayı
ağlama sen



Hasan Hüseyin

mutsuz palyaco
08-04-2008, 20:23
Yine De Gülümseyerek

Ne sağnaklar görmüşüz, yarılan gökyüzünden alnımız
yıldırımlarla ağmış,
ne rüzgarlar çınlamış bağrımızda, coşkusundan kırılmış
kaburgamız,
dişlenip kayaları ne ateşler yakmışız, aşmışız ne zifir
uçurumlar,
yine de ürkütmeden öpmüşüz bir ceylanı gözlerinin
yaşından
incitmeden tutmuşuz ağzımızda yorulan kelebeği;
şimdi asmalardan korukların tadı silinmiş,
sesimizde sendeleyen bir keder,
uykusuzluk serin serin sızıyor acıyan tenimizden;
ziyanı yok, nasıl olsa gönlümüzde aşkın yeri çok derin.

Ne azgın canavarlar üstüne yürümüşüz bir demet
çiçek için,
neyimiz var neyimiz yok vermişiz bir narin dilek için,
yıllarını taş duvara örmüşüz ömrümüzün bir hırçın
yürek için;
şimdi çevremizde yosunlaşmış sessizlik,
yabanıyız gittiğimiz her şehrin, çiğdemsiz, kükremesiz,
kimsecikler sezmiyor boynumuzdan didişen örümceğin
zehrini;
ziyanı yok, nasıl olsa nabzımızda durulanır yaşamanın
iksiri.
Ne güzel sevmişiz, ağzımızda mavi bir tat kekremiş,
ne sızılar sarmışız yumuşacık öpüşlerin çığlığını kuşanıp,
şafaklar tutuşkunu şarkılar yuvalanıp ne mintanlar yırtmışız,
şimdi usulcacık ürpersek kara gece uykumuz kaçacak
kadar delik
üstümüz çimensiz tepeler gibi bereketsiz, örtüsüz, serin;
ziyanı yok, nasıl olsa gönlümüzün çayırları ipekten,
bakışımız lekesiz.

Ne masalar düzmüşüz kıvrımları gümüş, kakmaları sedeften,
ne milyonlar yanından başeğmeden geçmişiz, huyumuz
değişmemiş,
hayatımız günbegün çarpışarak yaşanılan sırların ürünüdür;
şimdi kar altında avcumuz, avurdumuz ilaçsız,
ıssızlaşmış sabahlar, yoksunluk arsızlaşmış,
kaçışır yolumuzdan gölgesini de alıp o şaklabanlar
inildesek açlıktan;
ziyanı yok, nasıl olsa gönlümüzün dağı taşı altından.

Ne devlerle dalaşmış kanımızı göstermeden silmişiz.
ne kudurgan günlerde elimizi dost eline titremeden vermişiz,
bir ömür seğirtmişiz bir nefes beklemeden;
şimdi nice anışların dudağı üşüyen bir çocuk kadar uçuk,
nicesi elsıkışların sahtekar çıkmış.

- Bizi eşkiyalar soymamış abi
muhabbet yıkmış!

Paris - 1982

Nihat Behram

mutsuz palyaco
08-04-2008, 20:25
Bence Şimdi Sen De Herkes Gibisin

Gözlerim gözünde aşkı seçmiyor
Onlardan kalbime sevda geçmiyor
Ben yordum ruhumu biraz da sen yor
Çünkü bence şimdi herkes gibisin

Yolunu beklerken daha dün gece
Kaçıyorum bugün senden gizlice
Kalbime baktım da işte iyice
Anladım ki sen de herkes gibisin

Büsbütün unuttum seni eminim
Maziye karıştı şimdi yeminim
Kalbimde senin için yok bile kinim
Bence sen de şimdi herkes gibisin


Nazım Hikmet !

Meymenetsiz
08-04-2008, 20:30
!


Boğucu karanlıkta dolaşan gece körelttiğinde gözlerini
Umutsuzca anlamaya çalıştın rüzgarın ne taraftan estiğini
Ruhunun derinliklerinde hissediyordun soğuk kar tanelerini
Ama takip ettin ağaçların yolu gösteren seslerini
Diriltemezdin zaten sarsarak mezarına konulmuş cesedini
Ay ışığını gizleyen bulutlar ölümle örttüğünde üzerini

Hatırlayamadın hayatının hızla geçen günlerini
Unutulmuş anılar çürütürken katılaşmış bedenini
Zamanın olmadığını göreceksin, kışın hiç bitmediğini
Umut etme hızla akıp seni ışığa götüreceğini
Renksiz kar manzaralarına artık biliyorsun gömüleceğini

Yalnız kaldın sonunda bilemeden nereye gideceğini
Otur ve dinle rüzgarın çığlıklar atarak haber verişini
Karanlık ölümünün ötesindeki sonsuzluğun gelişini..

My_DeaTh
08-04-2008, 21:05
MAVİ BİR ÖLÜM



Yine sana sesleneceğim

Senin kim olduğunu hiç bilmeden

Senin kim olduğunu en çok bilerek

İsyankar zambakların çılgın nilüferlerin

Dört nala açan kiraz çiçeklerinin

Dudak kıvrımlarına yoldaş olacağım

Sarı bir hüzün kızıl bir gurur

Ve siyah bir öfkeyle konuşacağım sana

...........



Sana oklardan değil yaylardan bahsedeceğim

Gülün dikeninden değil

Gülleri ve dikenleri doğurmaktan yorulmayacağım

Topraktan söz açacağım

Akan su gelmeyecek kelimelerime

Suyu şefkatle kucaklayan damlaları dinlendireceğim

............



Yine sana sesleneceğim

Senin kim olduğunu hiç bilmeden

Bilmek istemeden

.........



Alaattin'in sihirli lambasından çıkan cin bana gelseydi

Ve ne dilersem dilememi isteseydi

Hiçbir şeyi elde etmeyi dilemezdim

Bir şeyden vazgeçmek isterdim sadece

Hayatta bir şeyden vazgeçmek lutfedilseydi

Bedeli her şeyim olsa bile

Sana seslenmekten vazgeçmek isterdim

Garip değil mi sana seslenmekten vazgeçtiğimi

Bundan hoşlandığımı düşünüyorsun belki de

Oysa sana seslenmek bütün hesaplarımı gördüğüm şu dünyadaki

Tek geride kalmış hesap benim için

Bu dünyadaki tek yük

Bu seslenişin kalbini avucumda tutabilmek

Kürek mahkumu için kürek neyse

Benim için de sana seslenmek o

Bir yandan gemiyi ufka ulaştırmanın tek yolu

Öbür yandan bileklerimden sızan kanların

Gönlümü işgale yönlendiği bir rotanın can suyu

Oysa ben sana kürekten değil gemiden bahsetmek isterdim

Atalarım bana kadınlara gökyüzünü

Gemileri ve yelkenleri anlatmayı öğrettiler

Sen kürekleri yağlı urganları

Geceyi siyaha gömen fırtınaları öğretmeye çalışıyorsun

Sana ellerimle dokunarak gözlerimle okşayarak

Göstermek istedim

Rüzgarla şişen beyaz yelkenleri

Ama senin vaktin yoktu

Ben bunu hiç anlayamadım

Kavmimin kadınları bana öğretmediler ki

Bazı kadınların beyaz apletlerden daha çok

Siyah apletleri sevebileceğini

.............



Sana sesleniyorum

Ve gözlerin bileklerimden parmak uçlarına

Toplanmış kan pıhtılarını seyrediyor

Kürekleri bırakamıyorum

Önce yücelttiğin sonra terkettiğin aşkın onuru için

Kalemi bir an elimden düşürmüyorum

Ankara Kalesi’nin önünde

Sana sesleniyorum

..............



Benden kaçıp cennete gitmek isteseydin

Seni cennetin kapısına kadar götürürdüm

Bana gelmek için seni korkutan cehennem olsaydı

Cehennemle konuşur Seni ona anlatabilirdim

Oysa sen ne cenneti isteyebilecek kadar aşık oldun

Ne de cehennemi isteyebilecek kadar ayrılık

Seviyorum seni ama dedin

Hoşçakal diye ekledin

Şimdi gitmeye mecburum

Belki yine gelirim, umarım gelirim

Son söz oldu

Cennet ve cehennemin dillerini

Savaş naralarını ve aşk şiirlerini

Gazelleri ve boleroları öğreten atalarım

Senin sözlerinin anlamını öğretmediler

Hiçbir şey söylemeden gittin

Ayrılığın dilsiz olduğunu ben senden öğrendim

Dilsiz olanın yaşayabileceğini sen öğrettin bana

Ve kalemimle ilk defa yavan gözlerle baktın

Yine yeniden sadece sana sesleneceğim

Müebbet bir aşk dışında

Bildiğim tüm duygularımı terkedeceğim

Sana sesleneceğim yine

Seni sadece kuru bir sevgiyle değil

Derin bir hüzünle binlerce yıllık bir gururla

Ve pervasız bir öfke ile sevdiğimi duyuyor musun

Mütevazi bir sevgiyle değil

Küstah bir aşkla sevdim seni

Ben Osmanlı gibi

Kollarımın yetişmediği bir aşkı kucaklamaya çalışırken

Ölen köprülerin ülkesindeki Venedikteki son sancağı

Kışın üşümemek için şal yaptın kendine

Neden bilmiyorum özlemin artıyor içimde

Gün geçtikçe eksilir demiştim oysa

Atalarımın öğrettiklerine de ters düşse de

Sana inanırım bilirsin

Zamanla unutursun demiştim

Niye daha derinleşiyor öyleyse

Derinleşiyor özlemin

Ve gönlümde bir iç savaşta dökülen kanları

Coşturuyor ayrılık sözlerin

Öfkelerimin kararlılığını

Aşka katık ederek konuşacağım

Bedenim bu dünyayı terkedene kadar

............



Öyle sanıyorum ki

Hüzünle ve acıyla pek barışık olmadığın için

Benden uzun yaşayacaksın

Benden sonra kelimelerim gelecek gönlüne

Onların benden geldiğini bir tek sen bileceksin

Küstah bir aşkla seveceğim seni

Ben savaş ve ölümle haşir neşir olan

Kelimeler dışındakileri unutmaya gayret edceğim

ÖMrün geri kalınında

Sana sesleneceğim yine

Ben seni beyrut gibi sevdim ama

Sana ne Mağribi ne de Manhatten'i anlatamadım

Bağdat ve Şam'ı işgale yeltenmişken

Venedik! ten gelen ihanet tarumar etti ordularımı

Sarı bir keder, kızıl bir kibir, siyah bir isyanla konuşacağım sana

Senin kim olduğunu hiç bilmeden

Ağlayan zambakların dudak kıvrımlarına yoldaş olacağım

Senin kim olduğunu en çok bilerek

Kavmimin bana vaadettiği tüm aşkları terkedeceğim

Müebbet bir aşk, Sarı bir hüzün

Kızıl bir gurur ve siyah bir öfkeyle konuşacağım

Bu dünyayı terketme müjdesi gelene kadar

..........



Hüznü, gururu ve öfkeyi bilseydin keşke

Hüznün beni aşan taşkınlığını

Gururumun binlerce yıl önceden miras kalmış hoyratlığını

Öfkelerimin hiçbir zaman sona ermeyecek ve azalmayacak kararlılığını

Anlayabilseydin

Anlatabilirdim sana

Seninle yaşanan bir aşktan sonra

Ayrılığın ölüm bile olsa

Mavi bir ölüm olacağını




Ömer ÇELİK

Fotomel
09-04-2008, 01:29
Ben Seninle Chat Yapabilme İhtimalini Sevdim

Ben seni hiç sevmedim ki....
Ben seninle bir gün bizim lanet netcafede,
Ben seninle kalabalığın ortasındaki masamda,
Kendimi tren gibi hissettiğim o ortamda,
Benimle chatte olma ihtimalini sevdim.

Ne zaman karşısına otursam bilgisayarımın
ICQ`da Online olma ihtimalini sevdim
Password ü yazmamla başlayan,
Ömrümün en uzun, en kısa, en çocuk...
Ömrümün en ihtiyar zamanlarını bekliyordum
Çünkü sonunda sen orada oluyordun, Online oluyordun! Ben senin bana chat açma ihtimalini sevdim...
"Tekrar merhaba" demeni,
Yazı rengini yeşil yapmanı,
Beni yalnız bırakmamanı sevdim.
Ben seni hiç sevmedim ki...
Chat`te benimle ilgilenmeni sevdim. Ben seni hiç sevmedim ki...
Sorunlarımı dinlemeni sevdim.
Away olduğun zaman,
Yan yatmanı sevdim...
Klavyeyi sevdim döndüğün zaman
Gitmeni sevmiyordum;
Korkuyordum sana kırılmaktan. Sen Online olmadığın zaman,
Hotmail hesabıma baktım;
Bağlantımı kestim, Ekran filitresini kırdım.
(ve dayak yedim babamdan
Ben senden E-mail alma ihtimalini sevdim.
Mail`ini gördüğümde heyecanlanmayı,
Okuduğumda gülümsemeyi sevdim. Ben seni hiç sevmedim ki..
Yorgun akşamlarda yaptığımız chat`leri sevdim
Bir çiçek scriptini, bir gül scriptini sevdim.
Bir de yıldızları sevdim,
Sayfamı süsleyen yıldızlar.. Ben seni hiç sevmedim ki...
Kanalda "op" olmanı sevdim.
İktidara geçmeni,
İnsanlara hatırlatmanı ;
Chat`in bir adının da "geyik" olmadığını. Beni kicklediğinde auto join olmayı sevdim
Taşları sevdim başıma vurduğunda
Ağlamayı sevdim disconnect oldugumda
Yalnız olduğumu anladığımda
Odaya yeniden girmeyi sevdim
Ben seni hiç sevmedim ki. Düştüğün zaman,
Düşmeni sevdim.
Server`ı sevdim geldiğin zaman...
Kalmanı sevmedim;
Korkuyordum sana alışmaktan...
Yine de sevdim gülümsemeyi
"bye" deyip ayrılışının ardından. Ben seni hiç sevmedim ki.
Ben seninle chat yapma ihtimalini sevdim!

:))

Anelia
09-04-2008, 02:45
17 şubat 1987 yağmurlu bir kış günü
Kırcaali sokakları…..
Bir bebek dünyaya gelir nur yüzlü ,ay parçası,
Vatanından koparılmış asi gencin kızı.

Dippp:Telif hakkı benimdir .

ceceyistein
09-04-2008, 15:50
BAĞIŞLA

Ya zamanından çok erken gelirim
Dünyaya geldiğim gibi
Ya zamanından çok geç
Seni bu yaşta sevdiğim gibi..

Mutluluğa hep geç kalırım
Hep erken giderim mutsuzluğa
Ya herşey bitmiştir çoktan
Ya hiçbir şey başlamamış..

Öyle bir zamanına geldim ki yaşamın
Ölüme erken sevgiye geç
Yine gecikmişim bağışla sevgilim
Sev'iye on kala ölüme beş..

Aziz Nesin

My_DeaTh
11-04-2008, 00:24
SAKARYA TÜRKÜSÜ

İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya;
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.
Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.
Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;
Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.
Akışta demetlenmiş, büyük, küçük, kainat;
Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat!
Fakat Sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne,
Kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine;
Çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için.
Hey Sakarya, kim demiş suya vurulmaz perçin?

Rabbim isterse, sular büklüm büklüm burulur,
Sırtına Sakaryanın Türk tarihi vurulur.
Eyvah, eyvah, Sakaryam sana mı düştü bu yük?
Bu dava hor, bu dava öksüz, bu dava büyük!..

Ne ağır imtihandır, başındaki, Sakarya!
Binbir başlı kartalı nasıl taşır kanarya?

İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal.
Hamallık ki, sonunda, ne rütbe var, ne de mal,
Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan;
Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan.
Şimdi dövün Sakarya, dövünmek vakti bu an;
Kehkeşanlara kaçmış eski güneşleri an!
Hani Yunus Emre ki, kıyında geziyordu;
Hani ardında çil çil kubbeler serpen ordu?
Nerede kardeşlerin, cömert Nil, yeşil Tuna;
Giden şanlı akıncı, ne gün döner yurduna?
Mermerlerin nabzında hala çarpar mı tekbir?
Bulur mu deli rüzgar o sedayı: ALLAH bir!
Bütün bunlar sendedir, bu girift bilmeceler;
Sakarya, kandillere katran döktü geceler.

Vicdan azabına eş, kayna kayna Sakarya,
Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!

İnsan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su;
Bir hayata çattı ki, hayata kurmuş pusu.
Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek;
Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek?
Kafdağını assalar, belki çeker de bir kıl!
Bu ifritten sualin, kılını çekmez akıl!

Sakarya, saf çocuğu, masum Anadolunun,
Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun!
Sen ve ben, gözyaşıyla ıslanmış hamurdanız;
Rengimize baksınlar, kandan ve çamurdanız!
Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader;
Aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider!
Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz;
Sen kıvrıl, ben gideyim, Son Peygamber Kılavuz!

Yol onun varlık onun, gerisi hep angarya;
Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk Sakarya!..


Necip Fazıl Kısakürek (1949)

My_DeaTh
11-04-2008, 00:29
ZEHİR*

Çocukken haftalar bana asılırdı;
Derken saat oldu, derken saniye...
İlk düşünce, beni yokluk ısırdı:
Sonum yokluk olsa bu varlık niye?

Yokluk, sen de yoksun, bir var bir yoksun!
İnsanoğlu kendi varında yoksun...
Gelsin beni yokluk akrebi soksun!
Bir zehir ki, hayat özü faniye...

Necip Fazıl Kısakürek (1983)


*Üstad ın son şiiri...

ORAK_ÇEKİÇ23
11-04-2008, 00:32
Cennette huriler varmış, kara gözlü
İçkinin de ordaymış en güzeli
Desene biz çoktan cennetlik olmuşuz
Bak bir yanda şarap, bir yanda sevgili..

ÖMER HAYYAM

anka_gibi
11-04-2008, 00:34
Çek artık ellerini güllerime dokunma
Bir anka_gibi olup masallarıma konma
Kaderinse ağlamak gözlerin yaşla dolsun
Seni sevdiğim güne binlerce lanet olsun

ORAK_ÇEKİÇ23
11-04-2008, 00:41
BEN BİR ACEB İLE GELDİM
Ben bir aceb ile geldim kimse halim bilmez benim
Ben söylerem ben dinlerem kimse dilim bilmez benim
Benim dilim kuş dilidir benim ilim dost ilidir
Ben bülbülem dost gülümdür bilin gülüm solmaz benim
*** ***
Ol dost bana gelsin demiş sundum kadeh alsın demiş
Aldım kadeh içtim şarab ayruk gönlüm ölmez benim
Ne Tür'üm var ne durağım hiç yerde yoktur kararım
Hakk'a münacaat etmeye belli yerim olmaz benim
*** ***
Sor durduğum yeri bana gelirsen gösteren sana
Bir zerrece Hak'tan ayrı gözüm nesne görmez benim
Tur dağında bir tecelli gör Musi'ye neler kıldı
Yunus eydur Hak katında sözüm geri kalmaz benim
yunus emre

eskiyara
11-04-2008, 00:49
Bu yaz Latince kursuna gitme,
beni incele.
Seneye uçarsın planörle.
Bu yaz boşluğu benim cinnetimde dene...
Sana çağdışı bir romantizm getirdim,
ilkel bir soyutlama...
İşletme tezini sonra verirsin, bu yıkımı
kaçırma...
Hırslarını yatıştır bir süre için...
Biraz eğil, nefesimi dinle,
hiç olmazsa, üzülüyormuş gibi yap...
Yeniden dönersin eski hayatına,
biraz saygı duy, biraz zaman kaybet...
Bak beni nasıl zehirleyecek,
içinde taşıdığını bile farketmediğin o aşk...
Küçümseme, deneyimdir ; soranlara
anlatırsın
Senin için bu yenilgi, bu dağılıp
parçalanma...

Bu yaz Latince kursuna gitme, beni incele...



(Cezmi ERSÖZ)

ahmet_furkan
11-04-2008, 17:01
ATATÜRK KURTULUŞ SAVAŞI'NDA

Bir gemi yanaştı Samsun'a sabaha karşı
Selam durdu kayığı, çaparası, takası,
Selam durdu tayfası.

Bir duman tüterdi bu geminin bacasından bir duman
Duman değildi bu
Memleketin uçup giden kaygılarıydı.

Samsun limanına bu gemiden atılan
Demir değil
Sarılan anayurda
Kemâl Paşa'nın kollarıydı.

Selam vererek Anadolu çocuklarına
Çıkarken yüce komutan
Karadeniz'in hâlini görmeliydi.

Kalkıp ayağa ardısıra baktı dalgalar
Kalktı takalar,
İzin verseydi Kemâl Paşa
Ardından gürleyip giderlerdi
Erzurum'a kadar.


CAHİT KÜLEBİ

yama45
11-04-2008, 21:54
BİR ADIN KALMALI

bir adın kalmalı geriye
bütün kırılmış şeylerin nihayetinde
aynaların ardında sır
yalnızlığın peşinde kuvvet
evet nihayet
bir adın kalmalı geriye
bir de o kahreden gurbet

sen say ki
ben hiç ağlamadım
hiç ateşe tutmadım yüreğimi
geceleri, koynuma almadım ihaneti
ve say ki
bütün şiirler gözlerini
bütün şarkılar saçlarını söylemedi
hele nihavent
hele buselik hiç geçmedi fikrimden
ve hiç gitmedi
bir topak kan gibi adın
içimin nehirlerinden
evet yangın
evet salaş yalvarmanın korkusunda talan
evet kaybetmenin o zehirli buğusu
evet nisyan
evet kahrolmuş sayfaların arasında adın
sokaklar dolusu bir adamın yalnızlığı
bu sevda biraz nadan
biraz da hıçkırık tadı
pencere önü menekşelerinde her akşam

dağlar sonra oynadı yerinden
ve hallaçlar attı pamuğu fütursuzca
sen say ki
yerin dibine geçti
geçmeyesi sevdam
ve ben seni sevdiğim zaman
bu şehre yağmurlar yağdı
yani ben seni sevdiğim zaman
ayrılık kurşun kadar ağır
gülüşün kadar felaketiydi yaşamanın
yine de bir adın kalmalı geriye
bütün kırılmış şeylerin nihayetinde
aynaların ardında sır
yalnızlığın peşinde kuvvet
evet nihayet
bir adın kalmalı geriye
bir de o kahreden gurbet
beni affet
Kaybetmek için erken, sevmek için çok geç

AHMET HAMDİ TANPINAR

incii_tanesi
12-04-2008, 02:19
Viran Kalpler Sokağı

Yani o ne ki sanki -o- ağzında kahkaha çiçeği
öyle geçilmez viran kalpler sokağından
bak bu sokak adından belli
bu ad bu sokağa sebebsiz verilmedi

Seninse saçların SAMSON
güzelliğin APOLLON
sırtındaki parka değil, marka
zaten marka konuşuyorsun baştan ayağa
-babam sağolsun-
burcun sağlam, yıldızın parlak
şanslı doğmuşsun aslanım, şanslı doğmuşsun
cebinde bol sıfırlı çekler halay çekiyor
sende kafayı çekiyorsun gece gündüz
neşen gıcır, keyfin keka
Allah ziyade etsin, ama
başka hayatlara hiç mi saygı yok sende
dikkatini süsünden ayırda biraz
durup şöyle etrafına bir göz at
bak bakalım var mı burda sendeki şatafat

burda bahar gelmeden başlar güz
işte tanı bu gençleri
YETER-KADER-HİCRAN-NALAN-GARİP-FAKİR
kimi yetim kimi öksüz
hepsi alacakaranlıkta işe gider gelir
kavruk yapılı
gözleri sönük, avurtları çökük

Sen de nisbet yaparcasına
iriyarı, besili
şen şakrak
haşarı, uçarı, aylak
bir de ağzında kahkaha çiçeği
üstüne üstlük
ne sakar şeysin sen öyle
koskoca kentte başka yer yokmuş gibi
tut da bu sokağa tosla
bundan böyle besmeleyle çık yola...

Hadi aslanım bas git, sana uğurlar ola
bas git havanı başka iklimlere at
koskoca kentte sokak mı bulamadın
burda almazlar
cakanı git de kendin gibi çakallara sat

Bu sokak adından belli
Bu ad bu sokağa sebebsiz verilmedi

CEM SÖZER

özlem_m
12-04-2008, 02:59
Sen, Ben, O!..


Her ben ,dolayli bir şekilde bir seni anlatiş, bir senden yakiniştir.
Çünkü benim yerim seninle onun arasındadır.
Ve o değildir bana yakın olan, sensin.
Ben ben olsam dilbilgisi kitaplarindaki tekil sahış zamirlerini şu
sıraya göre düzenlerdim.
Sen, ben, o!
Başta sen gelir, cünkü ben diye bir şey yok sen olmadıkça.
Her ben, ben'liğini sen'le anlar...


Behçet Necatigil

Opua Dişın
12-04-2008, 03:08
ANLADIM

Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını,kendimi bulduğumda anladım.
Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,
Kendi yolumu çizdiğimde anladım..
Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak,dinleyerek değil..
Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım..
Yüreğinde aşk olmadan geçen hergün kayıpmış,
Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım..
Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden,
Neden hiç ağlamadığını anladım..
Ağlayanı güldürebilmek,ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş,
Gözyaşımı kahkaya çevirdiğinde anladım..
Bir insanı herhangi biri kırabilir, ama bir tek en çok sevdiği
acıtabilirmiş,
Çok acıttığında anladım..
Fakat,hakedermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını,
Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terkettiğinde anladım..
Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet,
Yüreğini elime koyduğunda anladım..
''Sana ihtiyacım var, gel ! '' diyebilmekmiş güçlü olmak,
Sana ''git'' dediğimde anladım..
Biri sana ''git'' dediğinde, ''kalmak istiyorum'' diyebilmekmiş sevmek,
Git dediklerinde gittiğimde anladım..
Sana sevgim şımarık bir çocukmuş,her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan,
Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım..
Özür dilemek değil, ''affet beni'' diye haykırmak istemekmiş pişman olmak,
Gerçekten pişman olduğumda anladım..
Ve gurur, kaybedenlerin,acizlerin maskesiymiş,
Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış,
Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım..
Ölürcesine isteyen,beklemez,sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi,
Beni afetmeni ölürcesine istediğimde anladım..
Sevgi emekmiş,
Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş...

Can Yücel

incii_tanesi
13-04-2008, 01:09
Yeni Bir Sayfada Sana Bakmak

herşey yapılabilir
bir beyaz kağıtla
uçak,örneğin uçurtma,mesela
altına konabilir
bir ayağı ötekilerden kısaolduğu için
sallanan bir masanın
veya şiir yazılabilir
süresi ötekilerden kısa
bir ömür üzerine.

bir beyaz kağıda
her şey yazılabilir
senin dışında
güzelliğine benzetme bulmak zor
sen en iyisi sana benzemye çalışan
her şeyden
bir gülden, bir ilk, bir sonbahardan sor
belki tabiattadır çaresi
senin bir çiçeğe bu kadar benzemenin
ve benim
bilinci nasırlı bir bahçıvan çaresizliğim
anlarım bitkiden filan
ama anlatamam
toprağın güneşle konuşmasını
sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla.

sen bana ışık ver yeter
bende filiz çok
köklerim içimde gizli
gelen giden,açan soran,bere budak yok
bir şiir istersin,
"içinde benzetmeler olan"
kusura bakma sevgilim
heybemde sana benzeyecek kadar
güzel bir şey yok.

uzun bir yoldan gelen
tedariksiz katıksız bir yolcuyum
yaralı yarasız sevdalardan geçtim
koynumda bir beyaz kağıt boşluğu
her şeyi anlattım
olan, olmayan,acıtan, sancıtan
bilsem ki sana varmak içindi
bütün mola sancıları
bütün stabilize arkadaşlıklar
daha hızlı koşardım
severadım gelirdim
gözlerinin mercam maviliğine

sana bakmak
suya bakmaktır
sana bakmak
bir mucizeyi anlamaktır

sana sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır
aşk sorgusunda şahanem
yalnız kelepçeler sanıktır
ne yazsam olmuyor
çünkü bilenler hatırlar
hem yapılmış,hem yapma çiçek satanlar
bahçıvan değil tüccarlardır
sen öyle göz
sen öyle toprak ve güneş ortaklığı
sen teninde cennet kayganlığı iken
sana şiir yazmak ahmaklıktır.

bir tek söz kalır
dişlerimin arasından
ben sana gülüm derim
gülün ömrü uzmaya başlar

verdiğim bütün sözler
sende kalsın isterim
ben sana gülüm derim
gül sana benzediği için ölümsüz
yazdığım bütün şiirler
sana başlayan bir kitap için önsöz.

sana bakmak
bir beyaz kağıda bakmaktır
herşey olmaya hazır
sana bakmak
suya bakmaktır
gördüğün suretten utanmak
sana bakmak
bütün rastlantıları reddedip
bir mucizeyi anlamaktır
sana bakmak
allah'a inanmaktır..

Gereksinim
14-04-2008, 13:55
...
Hangi aşk mümkündür aşığı öldürmeden,
Her aşk, her şiir..
Ardından uzun uzun bakılan adı bilinmedik sevgilerden,
Küskün omuzlu terk edilmişliklerden,
Perspektifinde hep bir sokak taşıyan..
O sessiz..
O faili meçhul cinayetlerden..
Resim altı sözcüklerden..
Aşk mümkün olsa idi ah, aşığı öldürmeden..

Bırakır mı yakamı kağıdın ölüm beyazı sureti..
Elle bilenmiş sözcükler,
Yüreğime sokulan serüvenin hançer tadı..
Nabzımın atışına ayak uyduran vezninde..
Gece adımları şiirlerimin..
Brakır mı yakamı yaşadıklarımı..
Dökmeden imgelerin giysilerine..
Hayatın maskelenmiş gerçekliğine..
Upuzun bir mesafeyle yeniden sokulmak için..
Yeniden ve yeniden..

...

UMUTVAR23
14-04-2008, 14:49
ÖYLE BAKMA ÇÜNKÜ

Güzel bahçeli bir ilkokulun penceresinden
dünyaya,
hayretihasret ve biraz da
bayat bayram şekeri kederiyle bakan,
aklı canbaz,yanağı al,
sesi çilek aroması
bir çocuk oturuyor
gözlerinde...

YILMAZ ERDOĞAN

yagmur87
14-04-2008, 17:32
Ne çok yağmur yağmaya başladı bende
Tutamıyorum damlaları, akıveriyorlar izinsiz
Bazen de yüreğime akıyor, sevmiyorum damlaları
Yüreğimi delip geçiyor.......

Meymenetsiz
14-04-2008, 17:34
*

$izofren çıkmazında intihar provaları,
Melankoli olmanın acıları,
Trajedi sempatizanligi,
Otistik karakter ve biraz duygusuz hikayeler,
Kısa ama sık ağlama krizleri,
ßi milyon baloncuktaki melek,
Anti-tikky,büyümüş biriydi aynanın içindeki.
İyi ki varsın,
İyi ki yokum!


..

tatlıshey
14-04-2008, 17:42
Ben senin en çok sesini sevdim
Buğulu çoğu zaman, taze bir ekmek gibi
Önce aşka çağıran, sonra dinlendiren
Bana her zaman dost, her zaman sevgili

Ben senin en çok ellerini sevdim
Bir pınar serinliğinde, küçücük ve ak pak
Nice güzellikler gördüm yeryüzünde
En güzeli bir sabah ellerinle uyanmak

Ben senin en çok gözlerini sevdim
Kah çocukça mavi, kah inadına yeşil
Aydınlıklar, esenlikler, mutluluklar
Hiç biri gözlerin kadar anlamlı değil

Ben senin en çok gülüşünü sevdim
Sevindiren, içimde umut çiçekleri açtıran
Unutturur bana birden acıları, güçlükleri
Dünyam aydınlanır sen güldüğün zaman

Ben senin en çok davranışlarını sevdim
Güçsüze merhametini, zalime direnişini
Haksızlıklar, zorbalıklar karsısında
Vahşi ve mağrur bir dişi kaplan kesilişini

Ben senin en çok sevgi dolu yüreğini sevdim
Tüm çocuklara kanat geren anneliğini
Nice sevgilerin bir pula satıldığı bir dünyada
Sensin, her şeyin üstünde tutan sevgini

Ben senin en çok bana yansımanı sevdim
Bende yeniden var olmanı, benimle bütünleşmeni
Mertliğini, yalansızlığını, dupduruluğunu sevdim
Ben seni sevdim, ben seni sevdim, ben seni...

Ümit Yaşar Oğuzcan

tatlıshey
14-04-2008, 17:44
Ben Seni Sevdim mi

Ben seni sevdim mi? Sevdim, kime ne
Tuttum, ta içime oturttum seni
Aldım, okşadım saçlarını, öptüm
İçtim yudum yudum güzelliğini

Ben seni sevdim mi? Sevdim elbette
Bendeydi özlemlerin en korkuncu
Çıldırırdım sen ne kadar uzaksan,
Aşk değil, hiç doymayan bir şeydi bu

Ben seni sevdim mi? Sevdim doğrusu
Sevdikçe tamamlandım, bütünlendim
Biri vardı ağlayan gecelerce
Biri vardı sana tutkun; o bendim

Ben seni sevdim mi? Sevdim en büyük
En solmayan güller açtı içimde
Ömrümü değerli kılan bir şeydin
Sen benim boz bulanık gençliğimde

Ben seni sevdim mi? Sevdim, öyle ya
Bir çizgiye vardım seninle beraber
Ve bir gün orada yitirdim seni
Ben seni sevdim mi? Sevdim....

Ümit Yaşar Oğuzcan

tatlıshey
14-04-2008, 17:46
Ben orada öldüm en çok orada bilmezsin

Orada zaman buruşmuş bir eski resimdi

Orada sen yoktun, gözlerin belli belirsiz

Koptum oradan, bir kırık heykelim şimdi



Bir kolum derin denizlerde tek başına

Ayaklarım çöllerde kum tepelerinde gömülü

Alıp götürür saçlarımı bir soğuk rüzgar

Ben orada öldüm, en çok orada bir başka türlü



Hiç bende değilsin, burada yoksun ki

Orada var mısın, ya da ben yok muyum

Tek değiliz seninle, bütün olmadık hiç

Şimdi nerdeyiz nasılız bilmiyorum



Orada akşamlar daha çok serin

Ben bu kadar değilim, bu kadar yıkık

Sarhoşum, kederliyim, yoksulum, sensizim

Orası sisler içinde orası karanlık.



Bensiz olduğun yerde değil mi en güzelsin

Bensiz olduğun yerde söyle şarkılarını aşkın

Bir mermeri al, yont, şekil ver ona benden

Bir günah işlercesine sessiz ve dalgın



En iyisi sen burada kal, hep burada

Ellerinle kal, dudaklarınla, gözlerinle

Tut ki bütün renkler senin mavi kırmızı

Burada her şey sen nasıl istersen öyle



Bir büyük ayna duvarlar çok büyük

Orayı düşünme hiç burada soyun

Utandır duvarları pencereleri, kapıları

İki yalnızız şimdi anlıyor musun



Var sandığın sen sen değilsin bir başkası

Benim anlasana benim o yok dediğin

Sabahları bir serin havayım içine dolan

Benim akşamları pencerende beklediğin



Hiç bir şey bilmiyorum, sen anlıyorsun

Senin bilmediklerini anladığım gibi

Güzel, parmaklarının değdiği bir şey

Sensizlikler içinde seninle olmak iyi



Orada bulutlar yağıyor paramparça

Orada ağlayan dağlardır göğe en yakın

Orada sen yoksun, orada bir şey yok

Orada kan ve ölüm, orada yangın

Ümit Yaşar Oğuzcan

pckolikman
14-04-2008, 17:55
Noktalarla Başlıyorum Her Yanlızlığa....

Sesini sapladım içime...
Sensizliğe tanık yüreğim gecelerden yorgun.
Gözlerim duvarlardaki hüzünden dalgın.
Satırların zindanında esaret oluyor ömrüm.
Oysa gözlerinde boğulmak istemiştim.
Bulutlardan topladığım hüznü gözlerine yağmak istemiştim.
Sen bilmedin.
Beyhude umursamazlığını yaktım yüreğimde gece oldum, yağmur oldum bomboş caddelere yağdım.
Sen yine bilmedin...

Aşkın divaneliğinde büyüttüğüm sözlerden uzak elemlerim bir bir depreşirken duvarlarımda bilinmezliklere sürgündeyim.
Bütün geç kalmışlığıyla yüreğimi sömüren aşk artığı sevgilere tanığım.
Körpe umutlarla yarattığım kentimin acı uğultuları kulağımda.
Geceden düşüyorum üstelik tutan da yok ellerimden...

Nokta konmuş bir hayatın sessiz iniltilerinden ibaret çığlıklarından yeniden doğmayı denedim hep.
Hoyratım!
Hayatın en dik yamacında yalnızlığım oldun.
Kasvetsiz rüzgarlardan arta kalan nefretleri yığdın avuçlarıma.
Buz kestim, cam kırıkları birikti gözlerimde.
Acı bir hüzün, dolu bir bulut dökülmeye ramak kalmış.
Zamansızlığın dur durak bilmez savaşlarından yenik çıkmış yüreğimde, efsunlu bir sevdayla inatlaşıyorum ve zaman tüm soyut yanlarını kusuyor yüzüme.
Düşün ki zaman acımasızdı bize ya da bana!
Ki zamandı herşeyi bana veren ya da bize!
Seni verdi mesela; yalnızlığı yani.

Usul usul içime sızan bu acı bu yalnızlık senden hatıra.
Hayatımızın duvarlarına astım.
İçimin okyanuslarından yaptığım mavi düşler boğuldu, hayata isyanımı armağan ettim
Kıvranıyorum!

Şimdi hayat öyküsüzlüğümün nişanı gibi duruyor hüznün doğurduğu resmin kucağında.
Yüzüme asıyorum çoğu zaman yüreğimdeki boşluklara esaretimi.
Yüzümde kırışıyor hayat.
Gitmelerine can yakıyorum.
Ben, kızıl bir aşkla gelmek isterken sana sen somurtkan mutlulukları seçtin, gece artığı saatlerde kaldın, güneşi soğuttun gözlerinde gözlerim dondu.
Ey yâr!
Saçlarında dalgalanan o hüzün kimin?
Beni kirpiklerinden astığın günden beri milyon defa ölüyorum...
Yanlış senaryolara intiharlar biriktiriyorum...
Gidişinden hasretler yapıyorum kendime sonra yine ölüyorum.

Cüzzamlı yağmurları damlıyorsun içime.
Kapandı sesine isyan eden bu ağız.
Her adım bir intihar dirilemem artık.
Köşe başlarında ninni gibi agıt sesleri üşüşüyor kulaklarıma.
Ben hangi kimim?
Dilinde çürüttüğün o şarkı, kaleminde yanan o şiir kime yol oluyor?
Hangi gökyüzünde mutlusun?
Mutlumusun?...
Susarak haykırıyorum sana sessizliğim oluyorsun.
Geceye satıyorum düşlerimi, yalnızlık kentine göçüyorum ve her yağmur gibi kendimi ağlıyorum. Susuyorum. Aklıma düşsen yalnızlık oluyorum

Fotomel
15-04-2008, 00:19
İlk Yalan

Seni unutacağım
Sararmış takvim yapraklarında kalacak adın.
Seni unutacağım
Başkalarının beni unuttuğu gibi...
Birgün hışırtılı bir plakta
'Unutamam seni' dersem inanma.
Onlar eski laflardı...
O zaman sen vardın, aşkın vardı...
Ya şimdi kimim var?

Bazen böyle söylermiş insan, inanma.
inanma sana ilk yalanımı söylüyorum;
Öyle gömülüsün, öyle gömülüsün ki kalbime
Sen çıksan leken çıkmaz.

Zeki Müren

UMUTVAR23
15-04-2008, 00:28
AN GELİR

an gelir
paldır küldür yıkılır bulutlar
gökyüzünde anlaşılmaz bir heybet
o eski heyecan ölür
an gelir biter muhabbet
çalgılar susar heves kalmaz
şatârâbân ölür

şarabın gazabından kork
çünkü fena kırmızıdır
kan tutar / tutan ölür
sokaklar kuşatılmış
karakollar taranır
yağmurda bir militan ölür

an gelir
ömrünün hırsızıdır
her ölen pişman ölür
hep yanlış anlaşılmıştır
hayalleri yasaklanmış
an gelir şimşek yalar
masmavi dehşetiyle siyaset meydanını
direkler çatırdar yalnızlıktan
sehpada pir sultan ölür

son umut kırılmıştır
kaf dağı'nın ardındaki
ne selam artık ne sabah
kimseler bilmez nerdeler
namlı masal sevdalıları
evvel zaman içinde
kalbur saman ölür
kubbelerde uğuldar bâkî
çeşmelerden akar sinan
an gelir
-lâ ilâhe illallah-
kanunî süleyman ölür

görünmez bir mezarlıktır zaman
şairler dolaşır saf saf
tenhalarında şiir söyleyerek
kim duysa / korkudan ölür
-tahrip gücü yüksek-
saatlı bir bombadır patlar
an gelir
attilâ ilhan ölür

ATTİLA İLHAN

mutsuz palyaco
15-04-2008, 00:33
Zamanın gündüze çaldıgı bir şafak...
İlkbaharı sonbahara çevirdi 6 Mayıs...
Dünyanın dönüşüyle ölüme aktı zaman...
Güneş süsü verilmiş cellat
Bembeyaz karanlığı alıp götürdü canları...
ve üç Deniz, üç Yusuf, üç Hüseyin
üç yürek, üç can, üç sonsuz
Yürüdüler darağacına korkusuz...
Adımları hapse girse de yargısız
Asılır mı bu 3 yürek,
Asılır mı bu 3 heval sorgusuz...?
Sarıldık ey halkım unutma bizi!

incii_tanesi
15-04-2008, 01:56
Hürriyete Doğru



Gün dogmadan,

Deniz daha bembeyazken çıkacaksın yola.

Kürekleri tutmanın şehveti avuçlarında,

İçinde bir iş görmenin saadeti,

Gideceksin;

Gideceksin iri pınarların çalkantısında.

Balıklar çıkacak yoluna karşıcı;

Sevineceksin.

Ağları silkeledikçe

Deniz gelecek eline pul pul.

Ruhları sustuğu vakit martıların,

Kayalıklardaki mezarlarında,

Birden,

Bir kıyamet kopacak ufuklarda.

Deniz kızları mi dersin, kuşlar mi dersin;

Bayramlar seyranlar mi dersin, senlikler cümbüşler mi?

Gelin alayları, teller, duvaklar, donanmalar mi ?

Heeey!!!

Ne duruyorsun be, at kendini denize;

Geride bekleyenin varmış, aldırma;

Görmüyor musun, her yanda hürriyet;

Yelken ol, kürek ol, dümen ol, balık ol, su ol;

Git gidebildiğin yere.



ORHAN VELİ

Fotomel
15-04-2008, 05:23
Bugün İstanbul sana benziyor
Martılar sana uçuyor
Bense vapurların içinde
Aslında İstanbul sana benzeyemez
Eşin benzerin yok,teksin
İstanbul'un güzellikleri sana benziyor
İstanbul senin güzelliğini yansıtıyor
İstanbul'u sende yaşamak isterim
Seni İstanbul'da
Bu sabah İstanbul seni yaşıyor

Fotomel
15-04-2008, 05:38
UTANSIN

Tohum saç, bitmezse toprak utansın!
Hedefe varmayan mızrak utansın!

Hey gidi küheylan, koşmana bak sen!
Çatlarsan, doğuran kısrak utansın!

Eski çınar şimdi noel ağacı;
Dallarda iğreti yaprak utansın!

Ustada kalırsa bu öksüz yapı,
Onu sürdürmeyen çırak utansın!

Ölümden ilerde varış dediğin,
Geride ne varsa bırak utansın!

Ey binbir tanede solmayan tek renk;
Bayraklaşamıyorsan bayrak utansın!

NECİP FAZIL KISAKÜREK

Fotomel
15-04-2008, 05:40
...

Ağlar VEYSEL çıkmaz sesi
Gine coştu gam deryası
Garip gönlümün yaylası
Güzel hüsnün bağı benim

AŞIK VEYSEL

Fotomel
15-04-2008, 06:26
Adı Konmuş Ayrılığın

Ben o eski ben değilim, çok değiştim elde değil
Ben o eski ben değilim, yüzüm gülse içim zehir

Ayrılığın sürükleyip kıyılara vurdu beni
Kaybedenler kumsalında her gün ağlıyorum
Akan yıllar sürükleyip kıyılara vurdu beni
Kaybedenler kumsalında seni bekliyorum

Esti rüzgarlar
Bir şiir oldun dudaklarımda
Tarih olmuş şarkılarda
Hep seni söylüyorum

Adı konmuş ayrılığın çok iyi biliyorum
Seni hala seviyorum
Günü geçmiş bir sevdayız çok iyi biliyorum
Seni hala seviyorum.

Erhan Güleryüz

Fotomel
15-04-2008, 06:29
Ah Bir Çocuk Kalsam

Biz hep çocuk kalmalıydık aslında.
Üç taş, üç cam olmalıydı hayat.
En büyük kavgamız gazoz kapağından çıkmalıydı
ve en büyük acımız
öğretmenimizin başka şehre tayini olmalıydı.
Biz hep çocuk kalmalıydık aslında.
Büyümeğe özenmeliydik büyümeden...
İnsan dediğin,
yürüdükçe yorulan, yoruldukça ağlayan bir taş değil mi?
Çözmesi zor değil.
Sen ansın, yaşanan zaman...


Erhan Güleryüz

tabucu_kralice
15-04-2008, 14:37
behsede bildiğim kadar AşK.



kim kaybeden olmuş ki bu hayatta ben kazanmış olayım
hangi hançer saplandığı kalbi kanatmaz ki
kim düşeni kaldırır
yada hangi aşk bitişinde bir daha başlar

ellerimizin bağlandığı
gözlerimiz kör olduğu
dilimizin dolandığı
yada kullana bildiğimiz kelimeler kadar aşK

AŞK
behsede bildiğim kadar sen,o ,bu, şu, yada onlar...

gidişlerin yada dönüşlerin ...
söylediklerin yada söyleyemediklerin
yalnız bende değil benim gibilerin
dedimya aşK behsede bildiğim kadar sen,o ,bu, şu, yada onlar...

beklediklerimiz yada terkettiklerimiz...
gördüklerimiz ama söyleyemediklerimiz.
ağlayıp göz yaşı dökemediklerimiz
dedimya aşK behsete bildiğim kadar sen o bu şu yada onlar...

küçük kalbimizde erken yaşattığımız
henüz gücümüz yokken dayanabilirim dediklerimiz.
benden başka kimse taşıyamaz o benimdir bildiğimiz
dedimya aşK behsede bildiğim kadar sen,o ,bu, şu, yada onlar...

belki erken bulduğumuz belki geç kaldığımız
nefesimizi kestiği halde haykırdığımız..
sakındığımız,ağladığımız,belkide saçmaladığız ..
dedimya aşK behsede bildiğim kadar sen,o ,bu, şu, yada onlar...


Kendi Kalemim'den

LeyLa...

miss_sizo2
15-04-2008, 14:40
geçmişten gelmişe...

iyi kalpli amcalar; bayram sabahlarımdaki şeker poşetlerimde kalmışlardı...

daha demincek eşiğinde serçelere tasla su verdiğim çanağı devirdim

uçurtmamla koşarken.

yağ tenekelerindeki fesleğen kokuları;

yüzü güleç teyzelerin ten, emek kokularıydı...

ben küçükken; yani dünyanın gözümde büyük olduğu zamanlar;

yırtık çorap yamalarına salklı kadınlıklar vardı erlerinin ayaklarında...

işte taaa o zamanlardan biliyorum sanki seni...

senin gözlerin tanıdık çocuk...

senin gözlerin; zemzem suyuyla yıkanmış, bayram sabahlarım gibi...

şizoo!
02.01.2007
marmaris

sıradan
15-04-2008, 14:44
beyhude gamlanma divane gönül
cümle alemin rızkını veren vardır
yaptığın hatayı görmüyor sanma
kalpte gizli en derin sırları bilen vardır
mal-ı emlakım var deyu güvenme
arkam var deyu dayanma
sırt üstü insanı yere varan vardır

beyhude gamlanma divane gönül
cümle alemin rızkını veren vardır
derdime vakıf değil canan
beni handan bilir
hakkı vardır şad olanlar
herkesi şadan bilir

söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil
çektiğim alamı bir ben bir de Allah’ım bilir

fuzuli....

pC_-_kOpAT
15-04-2008, 15:31
İÇİMDEKİ SEN
içimde bir şey
bir şey war bu sabah bambaşka şey
öyle bir şey ki
acı mı weriyor yoksa haz mı?
ama bir şey
ve bir duygu yaratıyor
içimde bir şey war
sana sesleniyor en derinlerden
içimde bir şey war beni öldürüyor
içimdeki şey o şey ne bilmiyorum
zaman zaman acı
zaman zaman haz
ama hazzı werirken bile acılı
içimde bir şey,içimdeki bir şey
içimdeki sen
içimdeki aşk
acıyı weren sen
hazzı yaratan aşk ama acılı aşk
içimdeki bir şey beni öldürüyor
ben içimdeki şeyi öldürüyorum
içimdeki şey seni sewiyorum
hani demiştim içimdeki başka bir şey
acı çekerken bile gülüyorum
çünkü gözlerin gelir aklıma
o gözler benim değildir acı budur
ama o gözler
benim ömrümdür bu beni güldürür
içimdeki ey se
içimdeki ey aşk
içimdeki,içimi,için için yakan sen
içimi yakan sen
içimdeki yanan ateşi
söndürebilen yine sen
sen sen başka bir şeysin
sen bir ağacın dallarındaki
kalan son yaprak,
sen gökyüzünde tek bir bulut,
sen cennetteki çiçek
ama cehennemde açan,
sen cehennemdeki kor
cenneti yakan...
içimdeki şey,içimdeki sen
içimi yaka yaka
içimi kül eden
SENNNN...

AVAREL
15-04-2008, 15:38
Beni Tutmayın
Yağmurlu ve upuzun bir yolu düşe kalka yürümeye çalıştım.
Ve inanılamayacak kadar duygusal bir geçmişimiz oldu seninle.
Üstelik biz bunu bir ömür boyu sürüp gider sanmıştık.
Beni tutma öyle sahnelere gelemem, beni tutma çok kötü yanılırsın.
Yıllardır öyle biriktim, öyle gerildim ki,topyekün boşalır toz olur dağılırsın.



Sen benim en ince dilimde türkümü çaldın
Sen benim en ücra duygularımı talan ederek beslendin
Her şeyin merkezi sendin ve her şey senin etrafında dönerdi.
Bar köşelerinde tükenip kaldırımlarda ararken kendimi,
Gelip sana sığınırdım.,umutlarım bir kez daha sönerdi.



Beni tutma şantajlara boyun eğmem.
Beni tutma hırsımdan çatlarım.
Yıllardır öyle sabrettim öyle doldum ki,
Şimdi yanardağlar gibi birden patlarım.



Bir yavru serçe hayata bağlanır gibi ağzım açık bağlandım sana,
Bir topal karınca yuvasına yaklaşır gibi, titredim ve heyecanlandım,
Bu akşam çekip gitme adına bütün ömrümü ve seni sildim.
Bir tuhaf senaryoydu ve bu senaryoda zavallı bir figürandın sadece, anlatamam
Kumlara yazılmış sözcükler kadar kısacıktı ümidim.
Ve anladım ki bir takım şeyleri ben ilk dalgada yitirmişim.



Beni tutma ben senin dizlerine çökemem
Beni tutma ellerinde kalırım, kırılırım
Yıllardır öyle daraldım öyle bunaldım ki;
Şimdi bir saniye bile oyalarsan çıldırırım.

SEN, kalbimi emanet edecek kadar güvendiğim, dost bildiğim.
SEN, bir lokmayı bile hazmedemeyip birlikte yediğim.
Yatalak olsan altına yapsan bile iğrenmeden, alırdım dediğim
Bu nasıl insanlıkmış, bu nasıl arkadaşlıkmış, bu nasıl vefaymış
Bu nasıl acıymış ulan bu nasıl vicdansızlık, bu nasıl cefa


Beni tutma gazabım yakar ellerini,
beni tutma hurdahaş olursun.
Yıllardır öyle kırıldım, öyle küstüm ki
,bir ah ederim kaskatı kesilir taş olursun.



Ben şimdi gözüne sokuyorum dünyayı ama sen körsün ısrarla görmüyorsun
Ben şimdi beynine sokuyorum hayatı, bir türlü algılamak istemiyorsun.
Hala o aptal köşende oturup, beni öngörülerinle yargılamak ne kolaymış.
Peki! gördüklerimi gördün, yaşadıklarımı yaşadın mı SEN!
Peki devrik heykellerin önünde düşsüz yanılgıları o yüce gururlarıyla,
Yoksul fakat dürüst bir mızrak gibi dimdik duranların acısını yaşadın mı SEN!
Beni tutma gömleğim kan içinde, beni tutma darmadağın olursun
Yıllardır öyle çok yedim öyle çok doydum ki
Şimdi bir tükürürüm kaskatı olur rezil olursun




Ey kir içinde yüzenler, herkesin atına binenler
Ey sürünenler, ey bölenler, bölünenler,
Herkesi birbirine düşürüp, sinsice sevinenler
Ey gençliğimi harcayanlar, ey kağıttan kaplanlar, zavallı sıçanlar.
Ey ciğeri beş para etmezler, ey sıkıyı gördü mü fellik fellik kaçanlar
Ey darbe kaçkınları, orta yolcular, dönekler, sümüklü böcekler
Ey ispiyoncular, bozguncular, medya çömezleri yüzü yırtılmış köçekler, ****ler




Beni tutmayın ulan burama geldi dayandı.
Beni tutmayın bozarım bu kirli numaranızı
Yıllardır öyle çok sömürdünüz, öyle çok kan kusturdunuz ki
Ulan bir şarjöre diz çöktürürüm ALAYINIZI! .......

''' ALPeR '''
15-04-2008, 15:52
Öylesine sevmiştim

Şimdi gidiyorsun, git
Bütün sabahları üşüdüğüm
Bütün gördüğüm senli günlerim, onlar da gitsin
İçimde bir şarkı
Gözümde bir ışık kalmıştı her şeye inat
Kapat gözlerimi, sevdiğim anlar da gitsin
Yıldızları da alsana yanına gökyüzünden
Sevdiğimiz şarkıları da
Pencereme konan yusufçukları da
Bana karanlığı bırak
Beni bırak, beni böyle bırak
Böyle ansızın, böyle yakışıksız
Böyle anlamsız, böyle dağınık
Öyle kapıda susuşun
Öyle sarsak, öyle serkeş, öyle çerkes duruşun
Koy beni sensizliğe
Ve otursun içime kül gibi kor yangının

Şimdi gidiyorsun, git
Hadi git
Hepsi hepsi bir sevda benimkisi, al da git
Hadi kanatma
Hadi yıkma
Hadi dokunma
Zaten ben seni öylesine sevmiştim

Şimdi gidiyorsun, git
Bütün sabahları üşüdüğüm
Bütün gördüğüm senli günlerim, onlarda gitsin
İçimde bir şarkı
Gözümde bir ışık kalmıştı her şeye inat
Kapat gözlerimi, sevdiğim anlar da gitsin

[i.SaDRi]

igzalina_igzali
15-04-2008, 16:27
Doğurdun beni hacel arada kör karanlık bir gecede
On altı yaşında beni İstanbula saldın anacım
Ama inan göbeğimi kopartığında bu kadar canım yanmamıştı
Belki bu yüzden bu yüzden anacığım yüzüm gözüm kırık dolaşırım hala
Avuçlar dolusu ağladım yalnızlığımda pek belli etmeden
Ama en çok babam buzağımı kestiğinde ağlamıştım
Şimdi bunlar nerden çıktı deme bana hep konuşmak istemişimdir yıllar yılı Ama olmadı
Beklide kalabalık sülale olmanın bedeli
Bir sofrada kahvaltıya doyamadım anacığım bırakta konuşayım
Beklide ölesim gelmiş kim bilir bırakta ağlayayım
Buralarda insanlar araba ve elbise markalarını ezberlerler bense ayrılıkları
Bağzıları yazlıklara gitmeye özler bense gübre kokulu anneme kavuşmayı özlerim
Kendimi kızılağaçlar arasında kaybediyorum zaman zaman
Başıma bastığın toprağın kokusu vuruyor anam anacığım
Anacığım bilirsin üniversiteyi Almanya da ki eniştemin parasıyla bitirdim
Düzensiz harcamalarımı da bilirsin aç kaldım zaman zaman ama onursuz hiçbir zaman.....
Hiçbir zaman da gücenmedim yedi bölgeli ülkeme
Çok küfür ettim onursuzlara vazgeçmem derdim
Düşüncelerimden dolayı çok uğraştılar benimle
Kökü toprakta karayemiş fidanı gibi direndim dimdik onurla
İki kez silahlı saldırıya uğradım ağustos ayında ise ekinler sararırken doğduğum şehirde uyandım
Beş yaşındayken âşık oldum lisedeyse öğretmenime ablamın ve senin müdahalene karşı
Velhasıl çok sevdim kadınları anacım aldattıklarımda oldu aldatıldığım da ama asla konuşmadım arkalarından
Hele sana lacivert gözlü torun veremedim ya ben yine hayırsız oğlunum senin
Kimsenin önünde eğilmedi bu asi başım
Bize ilkokulda öğretti öğretmenlerimiz Celal Bahçekapılı Nuri Gazioğlu ve Orhan Yavuz
İleriyi görmek için başımızı hep dik tutmayı onlardan öğrendik
Bu yüzden anacığım işte bu yüzden güneşin bile üzerine yürüdüm gölgemi geçmek için
İyide oldu uzakta kırılan söğüt dalını gördüm acısını da
Mısır püskülünü rüzgârda salınmasını seyrettim bahtiyarlığını da
Karşı yamaçtaki evde doğum sancısından ve de fakirlikten tahtayı ısıran kadının acısını duydum yüreğim derinlemesinden orta yerinden yarılarak
Şimdi gelelim sana beni iyi dinle koca çınarım
Kemal Dursun ve Rüştü Er iyi doktordur ilaçlarını bir defa olsun saatinde al be anacım
Öyle kolay pes etmek yok yaşamakta direneceğiz ve kahretsin ki buda bizim elimizde olan bişey anacığım
Duyduğuma göre abimin resmini ahırda inekle buzağının arasına asmışsın benim koca anacığım millet senin kara bıyıklı oğluna sevdanı bilemez gülecekler sana
Mektubumdaki üzünçlerimden babama bahsetme beni kırsada yıkamaz bu kirli şehir hem kolay okuyasın diye büyük harflerle yazdım kolayına gelipte ablama okutma cumhuriyet kadını....evet anam yine kirpiklerim tuzlandı yine galiba şimdilik bu kadar
Seni ilkbaharda patlayan tohumun hışırtısı kadar masum öpüyorum ve seni kardelen çiçeğinin özlemiyle kucaklıyorum
Biliyorum bu son sözlerden bir şey anlamadın ve beni sövdürmeye başlıyorsun
O zaman al sana al sana anderun mastisi seni çok seviyrum
hayırsız oglun Ömer Ahmet....
(buda benden;))biraz uzun mu oldu ne:DD

YİRMİÜÇ_23
15-04-2008, 19:20
ASYA-AFRİKA YAZARLARINA

Kardeşlerim
bakmayın sarı saçlı olduğuma
ben Asyalıyım
bakmayın mavi gözlü olduğuma
ben Afrikalıyım
ağaçlar kendi dibine gölge vermez benim orda
sizin ordakiler gibi tıpkı
benim orda arslanın ağzındadır ekmek
ejderler yatar başında çeşmelerin
ve ölünür benim orda ellisine basılmadan
sizin ordaki gibi tıpkı
bakmayın sarı saçlı olduğuma
ben Asyalıyım
bakmayın mavi gözlü olduğuma
ben Afrikalıyım
okuyup yazma bilmez yüzde sekseni benimkilerin
şiirler gezer ağızdan ağıza türküleşerek
şiirler bayraklaşabilir benim orda
sizin ordaki gibi
kardeşlerim
sıska öküzün yanına koşulup şiirlerimiz
toprağı sürebilmeli
pirinç tarlalarında bataklığa girebilmeli
dizlerine kadar
bütün soruları sorabilmeli
bütün ışıkları derebilmeli
yol başlarında durabilmeli
kilometre taşları gibi şiirlerimiz
yaklaşan düşmanı herkesten önce görebilmeli
cengelde tamtamlara vurabilmeli
ve yeryüzünde tek esir yurt tek esir insan
gökyüzünde atomlu tek bulut kalmayıncaya kadar
malı mülkü aklı fikri canı neyi varsa verebilmeli
büyük hürriyete şiirlerimiz


NAZIM HİKMET

YİRMİÜÇ_23
15-04-2008, 19:22
IŞIKLARLA OYNAMAYIN

başımı döndürüp bakamıyorum
nasıl kaldı gerilerde onca yıl


karanlık bir gömütlüğü düşte geçmiş gibiyim
tatmadığım bir içkiyi bir akşam
afrikasal bir törende içmiş gibiyim
birdenbire kan yağmurlu bir bulut
birdenbire kan kokulu bir duman
şaşkınlıktan gemileri yakmış gibiyim


ışıklarla oynamayın / dedim ben size
yararı yok karanlıkta sürek avının
dedim ben size
yanlış kalemlere kayar elleri yazıcıların
tutanaklar yanlış yazar
dedim ben size


karanlığı az kullanın / kirliler kokar birgün
birgün yanar bu ışıklar sırıtır suratlarınız
kirlilere sığınmayın / dedim ben size
yararı yok oynaşmanın törensel aklıklarda
kaçın kaçabilirseniz uzak sulara
ışıklarla oynamayın / dedim ben size

Hasan Hüseyin Korkmazgil

YİRMİÜÇ_23
15-04-2008, 19:24
BENDE SANA YETECEK KADAR BEN KALMADI

Sus pus olmuş, puslu bir İstanbul'muydu yüzün, yoksa
çok bildik hüzünler mi taşınmıştı yüzüne
Dolmabahçe da çay tadında....
Divit ucuyla yazılmış bir aşkın sureti vardı avuçlarında,
tarih bir başka iklimin kıvamını gösteriyordu.
Ben rehnedilmiş yelkovan gibi... hani akrep'i seven ama
yüreği takvim yokuşlarında...

Sinemada elinin elimde terleyişinin bir anlamı olmalı,
sesinin sesimde yankılanmasının... sanki perdedekine
üzülmüş ya da sevinmişsin de tesadüfen akmış yüzün
içime... Yalan! Sen perdeye bakıyorsun, fikrin benim
seyir defterimde.. ve ben amerikanca bir filmi kürtçe
seyrediyorum...

Kadın Beyoğlu'nun bir kış akşamında,
üstündeki deri montun sahibine küs, soğukluğundan
muzdarip yürüyordu... Adam da... Yürümek hiçbir şeyi
çözmüyordu, bazı Aralık akşamlarında... Parmağında
yaralı bir öyküyü taşıyordu adam... Kadının yüzünde
bir hüzün... Hüzünlü aralık akşamında bir yüzük...
Yüzüğün yüzünde dünya güzeli bir kadının kehaneti...
... Soğuğun ve karanlığın vehameti!

Hayatı, bir başkasının pantolonu gibi, küçültülmüş,
daraltılmış... İlk sahibinin o pantalonla yaşadığı şeyler,
yani pantalonu pantalon yapan anılar, bazı ilkbahar
bereleri yüzünden yapılan yamalar, ter tüketen
yazlar... Hepsi daraltılmış... Yaşananlara bir beden
büyük geliyor artık hayat!

Bir aşkı paylaşmak için çok geç, bir paylaşıma aşık
olmak içinse erken... Beni sevda yerimden vurdu yine
zaman... Şimdi sana söylenecek tek cümle:

Bende sana yetecek kadar ben kalmadı...

YILMAZ ERDOĞAN

YİRMİÜÇ_23
15-04-2008, 19:33
DÖRT AŞK ŞARKISI

-I-
Senden ayrılıp sonra
Kavuşunca bu büyük güne
Gördüm, görmeye başlayınca
Herkesi neşe içinde.
Ve o akşam vaktinden beri
Bilirsin ya, hangisi
Dudaklarım daha bir güzel
Ve ayaklarım daha bir çevik şimdi.
Daha yeşil ağaçlar dallar ve çimen,
Duyumsayınca böyle
Ve su daha hoş serin
Üstüme dökününce.

-II-
Bana neşe verince sen
Düşünüyorum da bazen:
Şimdi ölebilirim diyorum işte
Ve hep mutlu kalırım böylece
Ta sonsuza dek.
Sen yaşlanınca sonra
Ve hatırlarsan beni
Görünürüm yine bugünkü gibi
Ve bir sevgilin olur senin de
Hala gencecik biri.

-III-
Yedi gülü var dalın
Altısını yel alır
Biri kalır geriye
O da bana adanır.
Yedi kez çağırırım seni
Altısında gelme kal
Ama yedincisinde söz ver
Tek bir sözcükle gel.

-IV-
Bir dal verdi sevdiğim
Üstünde sarı yapraklar.
Yıl desen,geçer gider
Sevdaysa yeni başlar.

BERTOLT BRECHT

pC_-_kOpAT
15-04-2008, 19:37
BİR MEWSİMİN "ACI GERÇEKLERİ"
"bir tek dileğim war mutlu ol yeter" sözünün
bir kamyon yükü
anlam taşıdığı günlerdi
kaldırımlar toz we kağıt toprakları
ankara'nın
ankara'nın sonbahar yaprakalrı
ayvalara sarı
hüzünler olgun
yaz yorgunu gövdeler serili betonlarda
ben yanımda çok acıklı
epey yol üstü sözler getirmiştim
"sanki terk edilmiş bir viraneyim
her yanım dağılmış yıkılmışım ben"
okul önlük mewsimi
we kaplanması kitapların
cumhuriyet gazetesiyle
bir ön meslenme çantası kompleksi
malum şu otlu peynir meselesi
saçlarını süt mısırı örgü yapmış
bir al yüz koca göz görüyorum
sanki o tehlikeli yolun başındayım
aşk'a geliyorum!
ama yanıma hep
köy zılgıtlı sözler almışım
arabesk kalıyorum
her kentsoylu aşkın karşısında
"bir kulunu çok sewdimdiyorum
o beni hiç sewmiyor"diyorum
"kalbimi ona werdim
artık geri wermiyor"diyorum


Yılmaz Erdoğan

YİRMİÜÇ_23
15-04-2008, 19:39
KÖTÜ ZAMANLARDAN BİR AŞK ŞARKISI

Arkadaş olmamıştık birbirimizle
Ama oturduk birlikte aynı yerde
Ve sarılıp yattığımızda birbirimize
Aydan daha yabancıydık birbirimize.

Ve karşılaşsak bugün çarşı-pazarda
Dövüşebiliriz belki bir kaç balık için.
Arkadaş olmamıştık birbirimizle
Sarılıp yattığımızda birbirimize

BERTOLT BRECHT

YİRMİÜÇ_23
15-04-2008, 19:46
SANA BAKMAK

her şey yapılabilir
bir beyaz kağıtla
uçak örneğin uçurtma mesela
altına konulabilir
bir ayağı ötekinden kısa olduğu için
sallanan bir masanın
veya şiir yazılabilir
süresi ötekilerden kısa
bir ömür üzerine.

bir beyaz kağıda
her şey yazılabilir
senin dışında
güzelliğine benzetme bulmak zor
sen iyisi mi sana benzemeye çalışan
her şeyden
bir gülden bir ilk bir sonbahardan sor
belki tabiattadır çaresi
senin bir çiçeğe bu kadar benzemenin
ve benim
bilinci nasırlı bir bahçıvan çaresizliğim
anlarım bitkiden filan
ama anlatamam
toprağın güneşle konuşmasını
sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla

sen bana ışık ver yeter
bende filiz çok
köklerim içimde gizlidir
gelen giden açan soran bere budak yok
bir şiir istersin
“içinde benzetmeler olan”
kusura bakma sevgilim
heybemde sana benzeyecek kadar
güzel bir şey yok

uzun bir yoldan gelen
tedariksiz katıksız bir yolcuyum
yaralı yarasız sevdalardan geçtim
koynumda bir beyaz kağıt boşluğu
her şeyi anlattım
olan olmayan acıtan sancıtan
bilsem ki sana varmak içindi
bütün mola sancıları
bütün stabilize arkadaşlıklar
daha hızlı koşardım
severadım gelirdim
gözlerinin mercan maviliğine

sana bakmak
suya bakmaktır
sana bakmak
bir mucizeyi anlamaktır

sağa sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır
aşk sorgusunda şahanem
yalnız kelepçeler sanıktır
ne yazsam olmuyor
çünkü bilenler hatırlar
hem yapılmış hem yapma çiçek satanlar
bahçıvanlar değil tüccarlardır
sen öyle göz
sen öyle toprak ve güneş ortaklığı
sen teninde cennet kayganlığı iken
sana şiir yazmak ahmaklıktır

bir tek söz kalır
dişlerimin arasından
ben sana gülüm derim
gülün ömrü uzamaya başlar

verdiğim bütün sözler
sende kalsın isterim
ben sana gülüm derim
gül sana benzediği için ölümsüz
yazdığım bütün şiirler
sana başlayan bir kitap için önsöz

sana bakmak
bir beyaz kağıda bakmaktır
her şey olmaya hazır
sana bakmak
suya bakmaktır
gördüğün suretten utanmak
sana bakmak
bütün rastlantıları reddedip
bir mucizeyi anlamaktır
sana bakmak
allah’a inanmaktır

YILMAZ ERDOĞAN

pC_-_kOpAT
15-04-2008, 19:57
Anladım

anladım
sabahları açılır
esnaf çarşıları yeminle
"bedreddinim bir ağaca asılır"

anladım
en büyük yalan yemindir
edilir sabahları
gecesini hatırlamayan esnafların

tüm merasimleri gömdüm
ömrümün reklam amaçlı takvimlerine
anladım
kimse üzgün değildi
bayraklar yarıya indiğinde

bir tek el isteyen
yordam ve özür dileyen

anladım
herkese kötü şeyler hatırlatan yüzüm
evet yüzümdü
her görüşmeye taşıdığım
kandırılmaya gönüllü bir gönülle
az sütlü neskafelere sigaralar iliştirdim
göz gördüm başka açılara ayarlı
uzun bir yüz gördüm
meğer filmin sonu diye ayarsız
fin yazardı se end zamanında
bir zamanlar
fransızlar hep fransız kalacaklar
sabah sinemasında pazarları

aklımı alıp doğduğum evin
müze olma isteğine saklayacaklar
ama kavaklar büyüyecek
herkesten gizli boyatmak
bir kavağın becereceği iştir ancak

anladım ki ağaçlar
toprağa acı verdikçe büyüyorlar

her pazartesi and içip
cumaları marşa basan
camiler dolusu yemin edip
taburlarca yalan söyleyen
bu toprakta bu ağaç
kuruyacaktır elbet

anladım
kimseye acı vermeden
büyünmüyor
namusum ve şerefim ve
çocukluğumun üzerine beton dökerim ki
tüfek filan değil
çimento icat edildi de
bozuldu mertliğin mimarisi
esrarlı bir ülkeye göçtü sabrın taş ustaları

anladım
altı dükkan olsun istiyor evinin
ve ağlamaklı bulmuyor apartımanları
benim taş ustamın karısı
ve her yerde
şube açmak istiyor
iskender kebabını icat eden
büyük iskender’in çocukları
ki gölge filan etmez
yoğurtlu bir ziyafet çekerdi
diyojen’le karşılaşsaydı.

anladım
bursalı iskender’in
romalı arkadaşından daha çoktur
uygarlığa katkısı

oysa
bu satırlarla üstünü örten ben
kelimelerle sargı bezi ve
melhem yapan
ozanlığı en çok kendini üzen ben
anladım
sadece öğlenleri açarım yaramı
ve hiçbir yerde şubesi olmaz
bu kanamalı hastanın

anladım.

/ Yılmaz Erdoğan

çürükturşuuu
15-04-2008, 20:06
bu sefer de ben kendi şiirimi koyacağım........
umarım görüntü kirliliği yapmaz:D:D



İZMİR
bu gece de canım yanıyor
çunku o bilmiyor
onu ne kadar sevdigimi
ona ne kadar deger verdigimi
bir kez daha vuruyor yuzume
eski gunleri
eskiden alabora olmus =ben=leri
savuruyor,yakıyor,yıkırıyor
yıktırıyor kalbimde kopan fırtınalarda benligimi
alıyor bunca yıl verdigim emegimi
sormuyor bunuda senden alırsan
senin halin ne olacak yasayacak mısın
yoksa ölü gibi mi kalırsın demiyor
işte obu yuzden boguyor .
İZMİR üşüyorum sabahsız karanlık gecelerde
çünkü o yanımda yok
yanıbasımdayken bile cok uzaklarda alıyor her nefesini
baskasının yanında büyüyor sanki
baskasıyla dans ediyor,gülüyor,aglıyor,dertleşiyor
ama o,ateşle oynuyor
köze cıplak elle dokundugunun farkında bile degil
o,ateşle degil benle oynuyor
o,ateşi degil beni söndürüyor
o,kötü gecmişi degil beni unutuyor
o,düşmanını degil beni siliyor
o,işte bu yuzden İZMİR
o beni öldürüyor!!!

''' ALPeR '''
15-04-2008, 20:14
http://www.youtube.com/watch?v=jcDqbVXmihM

kusura bakmayın sözlerini bulamadım.....

YİRMİÜÇ_23
15-04-2008, 20:16
BECERİKSİZ...

Bir seni seviyorum
iki seni seviyorum
Üç seni seviyorum
Seni çokca seviyorum

Bunu söyleyebilmek için varımı gücümü sarfediyorum
Arzu edilen bir incelikle
Dünyada bilemedim ben o en küçük şeyi
Arzu uyandırmayı
Uyandırmayı istediğim anda bile

Buysa eğer sözü edilen duygu masum bir teşhirciliktir alt tarafı
Fiziksel olduğu kadar ahlaksal da bir konu
allahın belası şey tüm bunlar hiç de ferahlatıcı değil
Çekim gücü olarak sıfır noktası

ARAGON

pC_-_kOpAT
15-04-2008, 20:17
Gitti Ah Gitti

gitti ah..,
gecelere hüzünleri serperek
yarali bir kus gibi kanarcasina gitti..,
yalvaran gözlerime, elemi pay ederek,
bir kabtmis gibi, kacarcasina gitti...

gitti ah..
sarkilara bel baglamak faydasiz.
üstüme kapilari kaparcasina gitti...
gecenin geldigini haber vermeden hirsiz...
yasanmis bir ömrü calarcasina gitti

gitti ah... bir nehirdi,
yazamadigim siirdi.
yüzüme son bir defa
bakarcasina gitti...

gitti ah...
gözyaslari yanaklarimda kaldi.
hayatin perdesini cekercesine gitti...
belki doyulmamis toz pembe bir masaldi.
gögsümden yüregini sökercesine gitti...

gitti ah...
karsilasmak ömür boyu imkansiz.
beni hazanda koyup br dalina gitti...
bilmiyorum ne yapsam, ne söylesem anlamsiz.
ayrilmisti dünyamiz kendi yoluna gitti...

gitti ah... bir mevsimdi,
cizemedigim resimdi.
kalbime bir civiyi,
cakarcasina gitti...

elde_var_sıfır
16-04-2008, 17:21
Öldü; ne rüzgârlar girdi içeri,
Ne bir kuş havalandı pencereden.
Öldü; kimse görmedi melekleri;
Sorma nasıl habersiz gitti giden.
Bir uzun sefere çıktı, diyorlar;
Gemiyi gören var mı? hani deniz?
Sen gittin, sofframız oldu tarumar;
Doğan günü yadırgıyor hâlimiz.

Cahit Sıtkı Tarancı
gerçekten çok güzel bir şiir...hayatımdan bir kesiti yansıtıyor..çok sağol paylaştığın için....

Meymenetsiz
16-04-2008, 18:25
ışıklar söndüğü zaman
bir başka aydınlanır şehir
bir başka görünür
aydınlıktan kalma yüzler
ve sözlerin
bittiğini hissedersin
arzuların seni kapladığını
caddeler ve sokaklar gibi
belki gönlün yalnızdır
belki sen
ışıklar söndüğü zaman
lanetler canlanır
tüm rüyaların üstüne
uyuyanlar ardında
yeni bir parıltı doğar
sessizliği yaşayıp
tatmadığın bir şey ararsın
hatıralar arasında
bir anlık gibi gelir geçmiş
bir anlık gibi gelir zaman
günahlarına aldanıp ağlarsın
ışıklar söndüğü zaman
belki insanlığı anlarsın..


..

EnUzunGece
17-04-2008, 19:41
Yıkılma Sakın



Kötü şey uzakta olmak
Dostlarından, sevdiğin kadından
Yasaklanmak bütün yaşantılara
Seni tamamlayan, arındıran
Kapatıldığın dört duvar arasında
Sağlıklı, genç bir adam olarak

Neler gelmez ki insanın aklına
Sevinçli, özgür günlere dair
Kalmıştır yüzlerce yıl uzakta
Onunla ilk kez öpüştüğün şehir
Acı, zehir zemberek bir hüzün
Kalbinden gırtlağına doğru yükselir

Görüyorsun işte küçük adamları
Köhnemiş silahlarıyla saldıran sana
Kimi tutsak düşmüş kendi dünyasına
Kimisi düpedüz halk düşmanı
Diren öyleyse, diren, yılma
Yürüt daha bir inatla kavganı

Babeuf'u hatırla, Nazım Hikmet'i
Bir umut ateşi gibi parlayan zindanlarda
Hatırla Danko'nun tutuşan kalbini
Karanlıkları yırtmak arzusuyla
Ve faşizme karşı, zulme, zorbalığa
Düşün acılar içinde vuruşan kardeşleri

Elbette vardır bir diyeceği, bir haberi
Bir kaçağa çay sunan kürt kadınlarının
Dağlar dilsizdir yalçındır
Ama gün gelir bir diyeceği olur onların da
Ve dağlar, işsiz tarlalar başladı mı konuşmaya
Susmazlar bir daha, söz artık onlarındır

Kötü şey uzakta olmak
Dostlarından, sevdiğin kadından
Yasaklanmak bütün yaşantılara
Seni tamamlayan, arındıran
Ama bir devrimciyi haklı kılan
Biraz da acılardır unutma

Yıkılma sakın geçerken günler
Yaralayarak gençliğini
Onurlu, güzel geleceklerin
Biziz habercileri düşün ki
Ve halkın bağrında bir inci gibi
Büyüyüp gelişmektedir zafer.


Ataol Behramoğlu

ahmet_furkan
18-04-2008, 16:35
------------------Odalarım---------------
Camekanlı Odanın Kızıl Perdeleri Var
Kızıl,o Ateş Rengi Kapanan Gözlere Sor!
Perdeler Bilezikler üstünde Ilerliyor
Gerisinde Güvercinler,kıvılcımlar,yangınlar

Mazgallı Taş Odanın,siyah Perdeleri Var.
Siyah,otsuz Dağların Yürweği Kadar Siyah
Bir Takmak Sedasıdır,orda Akşamla Sabah
Dövülür Mahzenlerde,büyük Tahta Havanlar.

SARMAŞIKLI ODANIN YEŞİL PERDELERİ VAR
YEŞİL,DOĞAN GÖZ GİBİ BAHARIN ORTASINDA
ÖYLE HİSLİ BİR DUMAN YÜZER Kİ HAVASINDA
SANKİ ORDA BULUŞMUŞ VE AYRILMIŞ AŞIKLAR
--------------------------------- Necip Fazıl KISAKÜREK

ahmet_furkan
18-04-2008, 16:51
----------------utansın------------------
Tohum Saç,bitmezse Toprak Utansın
Hedefe Varmayan Mızrak Utansın
Hey Gidi Küheylan Koşmana Bak Sen
çatlarsan Doğuran Kısrak Utansın
Eski çınar,şimdi Noel Ağacı
Dallarda Iğreti Yaprak Utansın
Ustada Kalışsan Bu öksüz Yapı
Onu Sürdürmeye çırak Utansın
ölümden Ilerde Varış Dediğin
Geride Ne Varsa Bırak Utansın
Ey Binbir Tanede Salmayan Tek Renk
Buyruklaşmıyorsan Bayrak Utansın

----------------------------------necip Fazıl Kısakürek

ahmet_furkan
18-04-2008, 16:57
Bahçedeki İhtiyar

Yıllar bir gözyaşı olup da kaymış
Nurlu ihtiyarın yanaklarında.
Yapraktan saçını yerlere yaymış,
Sonbahar ağlıyor ayaklarında.

Süzüyor ufukta bir kızıl yeri,
İçi karanlıkla dolu gözleri;
Alnında akşamın ince kederi,
Sessizliğin sırrı,dudaklarında.

Yanan bir kağıtta küçük bir satır
Yazı gibi akşam onu karartır;
Artık o,silinen bir hatıradır,
Bu ıssız bahçenin uzaklarında...
------------------------------------NECİP FAZIL KISAKÜREK

ahmet_furkan
18-04-2008, 17:08
-------------- DOST--------------
Bir gece habersiz bize gel
Merdivenler gıcırdamasın
Öyle yorgunum ki hiç sorma
Sen halimden anlarsın
Sabahlara kadar oturup konuşalım
Kimse duymasın
Mavi bir gökyüzümüz olsun kanatlarımız
Dokunarak uçalım.

insanlardan buz gibi soğudum,
işte yalnız sen varsın
Öyle halsizim ki hiç sorma
Anlarsın.

miss_sizo2
18-04-2008, 18:39
Yine bir kuyuya doğru çekiliyor
Yine yeniliyor yenilgisini hep yenilen
Azalıyor,
Eskiyor beden.
Nereye atacağını şaşırmış.
Hep düzayak çalgılara hasret

Yürek desen.

Hangi evresinde şaşırdı kendini
Doğuştan şaşı ve kalbi kırık aşktan
Yorulmuş bir kadın fikrine inanmaktan
Evde yokum desem komşudan buluyorlar
Kendi özel dağınıklığımda
Vuruyorlar
Kapıyı hiçbir şey için gereğince
Üstelemeden.

İki söz arasında meçhul asker türküleri
Yalnız yalnızken
Ve nöbetlerde söylenen
Tanıksız günbatımları
Yalnız yalnızken ve
Yalnız tren garlarında hissedilen

Ve gecelerde artık cepten yeme düşleri
Eski usul sarhoşlukla
Zevk alma
Eski sevişmelerden
Bu bitmeyen seviş getirmelerden
Azalıyor,
Eskiyor beden.

Yılmaz erdoğan

cannuri
18-04-2008, 18:51
ŞAFAK TÜRKÜSÜ

1
Beni burada arama anne
Kapıda adımı sorma
Saçlarına yıldız düşmüş
Koparma anne
Ağlama

Kaç zamandır yüzüm tıraşlı
Gözlerim şafak bekledim
Uzarken ellerim
Kulağım kirişte
Ölümü özledim anne
Yaşamak isterken delice

2
Bugün görüş günü
Günlerden salı
Islak
Sarı bir yağmur
Ülkemin neresine bakarsa ay
Orada yitik bir anne ağlıyor
Sen aralıyorsun yağmuru
Acıdan sırılsıklam alnına siper edip elini
Sonra bir umut koşuyorsun
Yüreğin avcunda
ısırırken
çırpıntı gözlerini
(ah verebilseydim keşke
yüreği avcunda koşan
herbir anneye
tepeden tırnağa oğula
ve kıza kesmiş
bir ülkeyi armağan
koşma anne
birdenbire batacak olan
düş denizinde yarattığın umut sandalıdır
oysa benim için gece
ışık hızıyla koşan
kısa ve soğuk bir zamandır
bu yüzden boğuk seslerle geldiler bir şafak
uykusuz
yorgun
ve korkak

3
sanırım baytardı
yüreğimin depreminde rihter ölçeği çatlarken
ölebilir raporu veren beyaz önlüklü doktor
boşver hipokrat amca
üzülme ne olur
sen de anne
sen de üzülme
hücremin dört bir köşesinde el ayak izlerimi
ciğerlerimde yırtılan bir çığlıkla hazır beklediğim
ve korkunç bir sabırla birbirine eklediğim
korkak kahraman gecelerimi
düşlerimle sınırsız
diretmişliğimle genç
şaşkınlığımla çocuk devrederken sıradakine
usulca açılıverdi
yanağımda tomurcuk

pir sultan'ı düşün anne
şeyh bedrettin'i
börklüce'yi
torlak kemal'i düşün anne
hala kanaması nedendir faşizmin göğsünde
utangaçlığı bile vuramadan yanaklarına yasının
onsekizinde ölümüne pervasız yürüyen
ince bilekli çıplak ayaklı tanya'nın
deniz'i düşün anne
her mayıs şafağında uzun
uzun döverken darağaçlarını
ve o şafaktan doğma
onbir yaşını çiğneyip yürüyen çocukları
insanları düşün anne
düşün ki yüreğin sallansın
düşün ki o an
güneşli güzel günlere inanan
mutlu bir yusufçuk havalansın

4
sıcak omuzlar değerken omzuma
buz üstünde yürüdüm yıllar boyu
bayraklar ve türkülerle
kopunca memelerinden o mükemmel yaşama

kurşunlar sıktılar alnıma
açık alanlarda ağır
kartalların konup kalktığı
yalçın kayalardan biriydim
ölüp dirildim yeniden
güneşli güneşsiz akşamlarda

mutlu yarınlar adına
özgürlük adına ekmek adına
üstüne vardım kuyruğu kanlı itlerin
dirilip dönmesin diye hiroşimalar
tahtadan atların boynuna çıplak
ölümlerle yatmasın diye çocuklar
aç gözlerle bakmasın diye çocuklar
kardeşlik adına
havadaki kuş denizdeki balık adına
yürüdüm yıllar boyu

dönüp bakmadım arkama
ıraktı gözlerim çok ırak
izim kalır mı bilmem yürüdüğüm yolda
kalsa da silinir gider
yalnızca bir ağıt gibi çakılır
ardımca gelenlere gözlerimi yaktığım yer

5
tören adımlarıyla ölmek
ne garip şey anne
kanlı karanlık bir oyunda baş oyuncuyum
bütün gözler üstümde

sürüyor gecenin karnında şafağa bakan oyun
masa üstünde üşüyen bir sigara
yanında küçücük bir cam bardak
içinde rengi bu gecenin
cılız titrek bir kibrit
kağıt kalem
sandalye
geride flu
yağlı
büküm büküm bir ip
ve çingene kuralına uygun
değişmez dekoru mudur
idam mahkumunun

6
kırılacak cammışım gibi davranıyorlar
yüzlerinde zoraki çatılmış bir hüzün
oysa birazdan boynumu kıracaklar
pul pul dökülecek yaz siyasi eylül'ün

ben ölümü asıl az ötede titreyen
çingenenin kara killi ellerinde gördüm
anladım ki küllenen sigaradır
soğuyan bir bardak çaydır benim ömrüm

yani benim güzel annem
alacaşafağında ülkemin
yıldız uçurmak varken
oturup yıldızlar içinde
kendi buruk kanımı içtim

7
ne garip duygu şu ölmek
öptüğüm kızlar geliyor aklıma
bir açıklaması vardır elbet
giderken darağacına

8
geride
masa üstünde boynu bükük kaldı kağıt kalem
bağışla beni güzel annem
oğul tadında bir mektup yazamadım diye kızma bana
elleri değsin istemedim
gözleri değsin istemedim
ağlayıp koklayacaktın
belki bir ömür taşıyacaktın koynunda

usul adımlarla yürüdüm ömrümü
karşımda kurum kurum-laşan darağacı
(tarlakuşu korkmaz ki korkuluktan
ökse de olsa dört bir yanı)
birdenbire acıdı boynum
gelecekler var birbiri ardınca genç
yakışıklı

ne olur işçi kadınım
az yumuşak dik
şu kefenin yakasını

9
yaşamak ağrısı asıldı boynuma
oysa türkü tadında yaşamak isterdim
çiçekleri kokmak ırmakları akmak
yaz boyu çobanaldatanlara aldanmak
su başlarında aylak sektirmek kavalımı
sonra bir çocuğun afacan bacaklarında
anavarca kayalıklarına tırmanmak isterdim
o güzel günleri görenler arasında
bir soluk ben de yaşamak isterdim
bir de luvr müzesinde seyretmek gizliden
öperken siya-u jakond'u tebessümünden
işte o an saçlarından yakalamak dolunayı
bir de yirmibeş kilometreden görebilmek
nazım'ın gözleriyle pırıl pırıl moskova'yı

ölmek ne garip şey anne
bayram kartlarının tutsaklığından aşırıp bayramı
sedef kakmalı bir kutu içinde
vermek isterdim çocukların ellerine
sonra
sonra benim güzel annem
damdan düşer gibi
vurulmak isterdim bir kıza

10
künyemi okudular
suçumuz malum

gecenin kıyısında durmuşum
kefenin cebi yok
koynuma yıldız doldurmuşum
koşun çocuklar çocuklar koşun
sabah üstüme
üstüme geliyor
yanlış mı duydum yoksa
erkenci bir horoz mu ötüyor
keskin bir acı bilenmiş
gitgide yaklaşıyor sonum

iri sözlerim yoktu söyleyecek
usulca baktım yüzlerine
bin yıllık iskeletleri çatırdayarak
göçtü ayaklarının dibine

korkutamadılar beni anne
avlunun ortasında çatık bir kaş gibi duran
darağacı
bir zaman rüzgarda
saçını tarayan telli kavak değil mi
boynumdaki kemendi bir öğle sonu bükerken o kız
sarı sıcak sevdasını düşünmedi mi
söyle anne
o çingene
bir çiçek bahçesi kadar sıcak sokağımızdan
bağıra çağıra geçen bohçacı kadını
sevmedi mi çılgınca

11
kurulmuş tuzaklar yok artık yolumda
işkenceler zindanlar hücreler
savunmak yok mutlu tok bir yaşamı
açlık grevlerinde beynimi bir sıçan gibi kemiren
mideme karşı
kısacası
bir çiçeği düşünürken ürpermek yok
gülmek umut etmek özlemek
ya da mektup beklemek
gözleri yatırıp ıraklara

ölmek ne garip şey anne
artık duvarları kanatırcasına tırnağımla
şaşkın umutlu şiirler yazamayacağım
mutlak bir inançla gözlerimi tavana çakamayacağım
baba olamayacağım örneğin
toprak olmak ne garip şey anne
ceplerimde el yerine balyoz taşırken
korkunç bir merakla beklerken kurtuluş haberlerini
ve yüreğimin ırmakları taştı
taşacakken
ölmek ne garip şey anne

uçurumlar ki sende büyür
dağdır ki sende göçer
ben yaprak derim çiçek derim
çam diplerinde açmış kanatlarını kozalak derim
gül yanaklı çocuğa benzer
yine de
oğlunu yitirmek kimbilir
ne garip şey anne

12
beni burada arama anne
kapıda adımı sorma
saçlarına yıldız düşmüş
koparma anne
ağlama
kırıldıysa düş evinin kapısı
bütün kırık kapıların çağrılışıyım
kızların yanaklarında çukurlaşan
biten başlayan aşkların ortasındayım
her kavgada ölen benim
bayrak tutan çarpışan
her kadın toprağı tırnaklayarak doğurur beni
özlem benim kavga benim aşk benim
bekle beni anne
bir sabah çıkagelirim

bir sabah anne bir sabah
acını süpürmek için açtığında kapını
umarım kurtuluş haberleriyle dönmüş olur
çam ve kekik kokuları içinde acı yüzlü çocuklar
o zaman nasıl indirilmişlerse şen şakrak
öylece kalkar uykudan şalterler
dişleyip tükürmeden sigaralarını
türkü tadında giyinirken işçiler

bir sabah anne bir sabah
acını süpürmek için açtığında kapını
adı başka sesi başka nice yaşıtım
koynunda çiçekler
çiçekler içinde bir ülke getirirler
başlarını koymak için yorgun dizine
sen hazır tut dizini anne
o mükemmel güne


Nevzat ÇELİK

kelebeğim
19-04-2008, 00:57
EKSİKLİĞİ FAZLA BİR HARF

O sen miydin, karanlığa örtülen

kapının eşiğinde, ufalanan renklerin, saf kokuların

kayıp geleceklerin saklanmış güneşinde

dalgaları susmuş bir kıyının iç çekişinde

şarkısını arayan o erkenci güz?



Senin miydi, solan mavilerin som çeliğinde

akışkan kumlarında gizli titreşimlerin

uzun koridorlu bir neşter saatinde

sessizlikteki sesi bekleyen o yüz?

(soğuk bir anın en soğuk demirinden

parçalanmış heykelleri onaracak

ustanın ellerinden

yere düşmüş bir keski

gibi kederi eğen o yüz?)



Balçığın hilesinde, duvarların sahte yapraklarında

gerçeğin söylediği bir yalan gibi mağrur

ve sakin, şiddetli bir yokluk gibi

sırla ayna arasına sıkışmış o an

(senin miydi, boşluğunda donmuş bir çığlığın

erken biten zamandan

emanet bir çocukluk acısı gibi kalan?)



Senin miydi, sımsıkı kilitli kapının eşiğinde

çağrısız bir lütuf gibi üryan

bekleyen geçim an’ı,

(o yalnız an, döner ya ayna birdenbire içine

ve bakar sonsuzca bir an, o sarı iskelede

ilk kez görürmüş gibi

kendi yaşamadığı kendi hikâyesine)



Sen miydin, sırça bir çocukluğun alnında

işleyen o testere, yoksa ben mi kireçtaşı damarlarında

yerin

söndürülmüş ateşin uçuşan tüyleriyle

beni bölen bilmediğim harflere?

yanlış bir uykuya sızan dili gerçeğin

(ah, işte hayat, o sebepsiz çiçek yatağı)

yanmış gözyaşlarının, bereketli hasadın

ellerime uzanan bir elin sesi dökülmüş dili

karanlığa örtülen kapının eşiğinde

gölgeye inanmayan kandilin söylediği

(parçalanmış heykelleri onaracak ustanın

kitaplarda kurutulan harflerin

ansızın ölüm olan babamın dili)



Babam ki, bir kıyıdan ötekine

hiçbir zaman varamayan eski ve güzel

bir köprünün çağın mitralyözüyle

yıkılan ayakları gibiydi

(şimendifer saatleri kurdu hep

atalardan çalarak eskimiş zamanları

haram yemez, ipek gömlek giyerdi

ve oynak bir su gibiydi çiftetelli sazların

sıçrayan tellerinde, acılı bir ömrün sevinçleriyle

onarmayı bildi de birbirinden uzaklaşan çağları

onarmayı bilemedi kendini)



Belki de eksikliği fazla bir harfti babam

işaretleri çoktan unutulan bir dilin

hayatın belleğinden yavaş yavaş silinen alfabesinde

emanet bir at üstünde yaşadı hayatını

emanet bir ata binip gitti görünmeyene

(kurumuş bahçelerden toplardı sabahın çiylerini

akşamın zilleriyle yağmurun çamlarını süslerdi

kendisinin olmayan kadınları sevdi hep

imana geldi dedi annem son nefesinde)



Şimdi burda, karanlığa açılan kapının eşiğinde

o eksik harfi soruyorum alfabelere

onarmak için içimdeki yıkılmış köprüleri

yazmak için masalını köklerin, aşıboyalarında

ve yıldız çitlerinde kanayan

günübirlik bir ömre

yarıda kesilen bir çiftetelli hüznüyle

yırtarak içimdeki şarkıyı

soruyorum babama;

“her şey ölümde birikir demiştin bana

ve hayat yaşansın diye vardır sadece

dinle ağustos böceklerini

ve sıcak bir el gibi alnında gezen

hayatın seslerini, ve unutma, dokunduğu yüzlerde

yumuşak bir kili yoğurur insan

ellerindeki toprak

ancak böyle dönüşebilir güle”

(işte mevsim toprak ve gül, alnımda ipek/ten el

gibi hayat, ne varsa yok, ne yoksa var

içimdeki görünmeyen gecede

susmak nedir bilmeden ötüyor hâlâ

upuzun bir denizin görünmez sahilinde

seninle dinlediğim ağustosböcekleri)



Söyle şimdi, biriken ne, kökleri büyüten o karanlıkta?

nerede hammaddeyi güle çeviren simya

nereye, nereye koysam başımı

kayıyor bir yıldız daha

yakarak ağzının denizinde kanayan

ölümsüzlük vaadini

gidiyorsun, duvara çizilmiş bir pencereden

kapısını örtmeyi unutmuş bir gezgine

“yolun adını göçebe yazar“ diyor yasalar

geri dönmeyişlerin alfabesine

(ve babası ölen çocuklar hiç büyümez

gözlerinde taşır sesinden düşen göğü

sorular biriktirir yağmur yerine

yağmayı ertelemiş sevgilerin renginde)



Gidiyorsun, içime çizilmiş bir labirenti

geçerek sönmüş bir kandilin gölgesinde

kapanırken bir yerde bir pencere

açılıyor yokluğun kara kapısı

(gözlerinden kopan o mavi ışık

hayatı soruyor hâlâ ölüme)


Ayten Mutlu

Meymenetsiz
20-04-2008, 03:28
Karanlıklardayım, derinlerde..
Ateşlerdeyim, küllerde..
Ruhlardayım, sahte bedenlerde..
Zindanlardayım, esirlerle..
Korkularındayım, korkunum..
Düşlerindeyim, rüyalarında..
Savunmasızım..
Korkağım..
Duygusuzum!
Aptalım!
Zayıfım, güçsüz..
Direnişciyim ama özgür..
Lanetliyim!
Cehennemliğim!
Ruhsuzum ama ölümlüyüm..

şeker topaqı
20-04-2008, 03:35
Ben Senden Önce Ölmek İsterim

Ben
senden önce ölmek isterim.
Gidenin arkasından gelen
gideni bulacak mı zannediyorsun?
Ben zannetmiyorum bunu.
Iyisi mi,beni yaktırırsın,
odanda ocağın üstüne korsun
içinde bir kavanozun.
Kavanoz camdan olsun,
şeffaf, beyaz camdan olsun
ki içinde beni gorebilesin
Fedakarliğimi anlıyorsun
vazgeçtim toprak olmaktan,
vazgeçtim çiçek olmaktan
senin yanında kalabilmek için.
Ve toz oluyorum
yaşiyorum yanında senin.
Sonra, sen de ölünce
kavanozuma gelirsin.
Ve orada beraber yaşarız
külümün içinde külün
ta ki bir savruk gelin
yahut vefasız bir torun
bizi ordan atana kadar...
Ama biz
o zamana kadar
o kadar
karışacağız
ki birbirimize,
atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz
yan yana düşecek.
Toprağa beraber dalacagız.
Ve bir gün yabani bir çiçek
bu toprak parçasndan nemlenip filizlenirse
sapında muhakkak
iki çiçek açacak :
biri sen
biri de ben.
Ben
daha ölümü düşünmüyorum.
Ben daha bir çocuk doğuracağım
Hayat taşıyor içimden.
Kaynıyor kanım.
Yaşayacağım, ama ,çok, pek çok,
ama sen de beraber.
Ama ölüm de korkutmuyor beni.
Yalnız pek sevimsiz buluyorum
bizim cenaze şeklini.
Ben ölünceye kadar da
Bu düzelir herhalde.
Hapisten çıkmak ihtimalin var mı bugünlerde?
Içimden bir şey belki diyor. 18.02.1945 nazım hikmet ran

leylamıyım
20-04-2008, 08:22
Saatin pili bitince eylemez tık tık,
Vakti saati gelince ruha derler çık çık,
Hakk'a kulluk eyle Zira Ahirette dinlemezler hık mık....

My_DeaTh
20-04-2008, 15:56
Yalnızlık Paylaşılmaz

Yalnızlık, yaşamda bir an,
Hep yeniden başlayan...
Dışından anlaşılmaz.

Ya da kocaman bir yalan,
Kovdukça kovalayan...
Paylaşılmaz.

Bir düşün'de beni sana ayıran
Yalnızlık
Paylaşılsa yalnızlık olmaz.


Özdemir Asaf

AlemFmNet
20-04-2008, 16:07
İşgal edilen toprakları
Yakılıp yıkılan vatanı
Tarumar edilen bağları, bostanları
Ekin gibi biçilen delikanlıları
Boğazlanan körpe çocukları
Tecavüze uğrayan kadınları, kızları
Feryadı figan eden anaları, babaları
Kim bilir sadece duyuyordu, daha nice ıstırabı
Vahşeti, katliamı duyması dahi dolup taşırmıştı üstadı

Bugün bizler
Demlenmiş Lipton çayını,
Buz gibi Coca Cola’yı
Marlboro markali cigarayı
Sütlü Nescafe’yi içerken
Veya KFC tavuk kanatlarını yerken

İşgal edilen müslüman topraklarını
Yerle bir edilmiş koca koca binaları
Topluca öldürülen savunmasız insanları
Kırık cam parçaları gibi yerlere saçılmış organları
Feryat eden, saçını başını yolan garip ana, bacılarımızı
Film gibi seyrediyoruz, akşamları...


Abdullah Konuksever

Mehmet Akif ersoydan alıntılanmış şiir

My_DeaTh
20-04-2008, 16:14
AKIL GÖZÜ

Seni bulmakdan önce aramak isterim
Seni sevmekten önce anlamak isterim
Seni bir yaşam boyu bitirmek değil de,
Sana hep hep yeniden başlamak isterim

Özdemir Asaf

naneLi_puding
20-04-2008, 16:28
Belki yine gelirim ..

Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
her sözcük dilimin ucunda küfre dönüyor çünkü
Bir gök gürlese bari diyorum bir sağanak patlasa
bitse bu sessizlik, bu kirli yapışkanlık bitse
ama bir tufan az mı gelir yoksa yine de
yırtılan ve parçalanan bir şeyler olmalı mutlaka
hiç durmadan yırtılan ve parçalanan bir şeyler

Oysa ne kadar sakin bu sokaklar ve bu kent
ne kadar dingin görünüyor bana şimdi gökyüzü

Gidenler nerde kaldılar, özledim gülüşlerini
bir kenti güzelleştiren yalnız onlardı sanki
onlardı çocuklara ve aşka ölesiye bağlanan
kadınları güzelleştiren herhalde onlardı
"Tükürsem cinayet sayılır" diyordu birisi
tükürsek cinayet sayılıyor artık
ama nerde kaldılar, özledim gülüşlerini onların

Uzun uzun bakıyorum kıvrılan sokaklara
tek yaprak bile kımıldamıyor nedense
ve tek tek söndürüyor ışıklarını varoşlar
alnımı kırık bir cama yaslıyorum, kanıyor
kanımın pıhtılarında güllerin serinliği
ve fakat bir cellat gibi yetişiyor pusudaki
Dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük

Yaşamak neleri öğretiyor, düşünüyorum
okuduğum bütün kitaplar paramparça
çıkıp dolaşıyorum akşamüstleri bir başıma
bir uçtan bir uca yalnızlıklar oluyor kent
bulvar kahvelerinin önünden geçiyorum
sırnaşık aydınlar, arabesk hüzünler
bir gazete sayfasında sereserpe bir yosma

Sesler gittikçe azalıyor, kuşlar azalıyor
ve ne zaman yolum düşse vurulduğun yere
kızgın bir halka oluyor boynumda o sokak
Hüznü yalnız atlarımız duyuyor artık
biz çoktan unutmuşuz böyle şeyleri
ama içimde bir sırtlanın dalgın duruşu
ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük

İçimde zaptedilmez bir kırma isteği
dizginlerini koparan bir at sanki bu
soluksoluğa kalıyorum her sonbahar
ve sevgilim ne zaman hoşgörülü olsa
bir yolculuk düşüyor aklıma, gidiyorum
bütün gençliğim böylece geçip gitti işte
ama hala bir şeyler var vazgeçemediğim


Hangi duvar yıkılmaz sorular doğruysa
birgün gelirsek hangi kent güzelleşmez
şiirlerim bir dostun vurulduğu yerde yakıldı
geri almıyorum külleri yangınlar çıksın diye
Devriyeler çıkart şimdi, bütün ışıklarını söndür
sorduğum hiçbir soruyu geri almıyorum ey sokak
ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük

Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
bir gök gürlese bari diyorum bir sağnak patlasa
bitse bu kirli ve yapışkan sessizlik, hiç gitmesem
oysa ne kadar sakin sokaklar, kent ve bütün yeryüzü
ipince bir su gibi sızıyorum gecenin tenha göğüne
sessizce çekip gidiyorum şimdi, sessiz ve kimliksiz
Belki yine gelirim, sesime ses veren olursa bir gün

AHMET TELLİ

ayışığı2905
20-04-2008, 16:56
bilmem farkında mısın ama sen benden gidecek olsaydın bu kelimeleri sarf etmeye gerek bile duymazdın serzenişte..sigara diye çektiğin her nefeste ben varsam;dumanaltı olmasını istediğin hayallerinin ana fikrindeysem sen benden gidemezsin..iliklerine kadar işlemişken;kanına girmişken bu derece,vazgeçemezsin,eksilemezsin benden..beni sevebilecek kadar yüreklisin ama benden vazgeçebilecek kadar cesur değilsin..bu saatten sonra da gidemezsin benden,gidemeyiz birbirimizden..

blood_red
20-04-2008, 16:58
BİR ADIN KALMALI GERİYE


Bir adın kalmalı geriye,
Bütün kırılmış şeylerin nihayetinde
Aynaların ardında sır
Yalnızlığın pesinde bir kuvvet
Evet nihayet
Bir adın kalmlı geriye
Bir de o kahreden gurbet


Sen say ki
Ben hiç aglamadım
Hiç atese tutmadım yüregimi
Geceleri koynuma almadım ihaneti
Ve say ki bütün siirler gözlerini
Bütün sarkılar saclarını söylemedi
Hiç buselik gecmedi fikrimden
Ve hiç gitmedi,
Bir topak kan gibi adın
İçimin nehirlerinden
Evet yangın
Evet salas yalvarmanın korkusunda talan
Evet kaybetmenin o zehirli bugusu
Evet isyan
Evet kahrolmus sayfaların ardında adın
Sokaklar dolusu bir adamın yalnızlıgı
Bu sevda biraz nadan
Biraz da hıçkırık tadı
Pencere önü menekselerinde her aksam
Daglar sonra oynadı yerinden
Ve hallaclar attı pamugu futürsuzca

Sen say ki
Yerin dibine gecti
Gecmeyesi sevdam
Ve ben seni sevdiğim zaman
Ayrılık kursun kadar agır
Gülüşün kadar felaketiydi yasamanın
Yine de bir adın kalmalı geriye

Bütün kırılmış şeylerin nihayetinde
Aynaların ardında sır
Yalnızlığın pesinde bir kuvvet
Evet nihayet
Bir adın kalmlı geriye
Bir de o kahreden gurbet
Beni affet!
Kaybetmek için erken ,
Sevmek için çok geç!!!

AHMET HAMDİ TANPINAR

EnUzunGece
21-04-2008, 00:19
AŞKTA YARIN YOKTUR SEVGİLİ

Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili.
O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır.
Gelir ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur.
Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar.
Bu yolculukta artık para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş,
anneler ve korkular yoktur.
Aşkın kendi gerçekliği vardır sevgili.
İnsan bir başka ışığa teslim olur...
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil,
içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir.
Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur.
Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.

Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın
hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de...
Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının
çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir
sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...

Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili,
kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı
hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye.
Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda,
gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri,
o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim.
Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...

Aşk çok eski bir şeydir sevgili.
Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer.
Sevdiğimiz insanların çocuklukları da...
Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer.
Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider,
hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...

İnsan bazen nedensiz yere umutsuzluğa kapılır.
Kimselere veremez sevgisini, kimselere kendini anlatamaz, evlere kapanır...
Bazen denizler, kıyılar çeker insanı.
İnsan bu kapılmayı anlayamaz, oysa çok eski bir yerde
yaşanmasından korkulup vazgeçilmez aşkların sızısıdır bu.
Bu sızı, bu yenilgi mevsimlerle yıllarla devredilir başka insanlara...
Bir insanın yaptığı bir hatanın tüm insanlara yayılması gibi...

İşte şimdi biz de sevgili, ya olmadık zamanlarda
umutsuzluğa kapılıp, soluğu evlerde alacağız, ya da denizler,
kıyılar çekecek bizi. Nasıl biz başkalarının
korkaklığını taşıyorsak, başkaları da bizim korkaklığımızı taşıyacak, yenilgimizi, umutsuzluğumuzu...

Birazdan sabah olacak...
Para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş,
anneler ve korkular başlayacak...
Bunlar varsa ve bizim için geçerliyse aşk yoktur ve
hiç olmamıştır sevgili. Birbirimizi kandırmayalım...

Hadi güne hazırlan. Yaşadıklarımızı unutmaya çalış.
Aşk bize güvenip verdiği büyüsünü, sırlarını,
cesaretini, bilgeliğini ve o ilkel, o yaban ağrısını geri
alacak. Bunlar olurken içimiz bir an çok üşüyecek, sonra geçecek...

Hadi, oyalanma birazdan yarın olacak...

Aşkta yarın yoktur sevgili...

CEZMİ ERSÖZ

zalim_yar
21-04-2008, 02:26
Zamanın tadı kaçmış
Cildi tahriş olmuş gökyüzünün
İrili ufaklı sevdalar büyütürken sen kalbinde
Gitgide artıyor ozon tabakasındaki hüzün
Hava şartları nedeniyle iptal ediliyor şiirlerim
Ultraviyole kederler giydiriyorum Anadan doğma şairliğime
Güneşten medet bekliyor ıslak kafiyelerim
Haddimi aşıyorum özgürlüğümü arş-ı alaya taşıyarak belki de
Kendime karşı hiç sadık değilim
Defalarca aldattım adımı esaretlerle
Telefonum dilini yutmuş sanki
Bazen öyle çok gürültü yapıyor ki sessizliklerim
Kulaklarımı tıkıyorum zihnimin çığırtkan farelerine
İlaçlarım ihmal ediyor beni
Monalisa portresinde asırlardır sergileniyor ikilemlerim
Yastığıma gömdüğüm periyodik migrenler sayesinde
Herkese Dur! demesi gereken trafik levhaları gibiyim
Odam hayli soğukkanlı karşılıyor gidişini
Tırnakladığın duvarlara oje sürerken deliliğim
Unutkan takvimlerim özenle çekmeceye yerleştiriyor Geçmişi
Belirsizliğinin güneyine göç ederken pusulasız cesedim
Gördüm denizde imkansızlığın ayak izlerini
Kesin yakamozum çalınmıştır diye
Haber saldım kılıçbalıklarının ülkesine
Zifiri okyanuslara sığınan ışıklar kadar sahipsizdim
Alay etti dalgalar denklemlerimin sayısız bilinmeyenleriyle
Çünkü ben yanlış anlamaya hayli müsait bir problemdim
Belki de o nedenle yaşadıklarımın sağlaması yok !

Evi toparlamadan misafir çağrılmaz diyordu Kadın
Halının altına süpürülmeye de razıydı oysa Adam

Hoş geldin ateş güzeli eteğinde akapella ezgilerle
Şiirlerime girmek için ilk şarttı beni yaralamak
Keşke lütfedip de daha önce kanatsaydın kalemimi
Yoksa neden buyur etmeyeyim ki seni seyir defterime
İnsan içine çıkamaz haldeyim bak
Ruhum azılı bir bukalemun aşklarımın hayvanat bahçesinde
İrisin hariç her rengi taklit edebilirdim
Besleseydin vahşi yanlarımı göğüs kafesinde
Ya da şuan eşsizliğinden bahsediyor olabilirdim
Esmer yalanlarını sevebilirdim
Narkotik kelimesinin sıkça telaffuz edildiği vakitlerde
Jiletlerin gölgesinde uyurken bileklerim
İntiharı bile yarı yarıya paylaşabilirdim seninle
Ömründen aforoz etsen de akli dengesi bozuk yüreğimi
Mabedin kimsesizliğimi ağırlasın yine Perşembe ayinlerinde
Hadi tekrar Tanrı’ya inandır beni
12 muhtelif yerinden bıçaklanmış o Eylül gecesinde
Tekrar elinin ayarını kaçır hadi suça teşvik eden tenimde
Sonra hücreme gönder dokunulmazlıktan sabıkalı hücrelerini
Darbe üstüne darbe!
Ah Carmen nam-ı değer ateş güzeli
Zulandaki kış manzaralı vaatleri de al getir beraberinde
Al getir bütün kurgusal ihanetleri
Morfinin baz alındığı şehirlere acil müdahalelerde
Orgazm kokan otel odalarının herhangi bir penceresinde
Yelkovanların akreplere boyun eğmediği saatlerde
Nefessiz kalmış sigaralara suni teneffüslerde
Çay bardağının çanak tuttuğu (ince) belden aşağı sohbetlerde
Köhne sevişmelere uygun kompartımanlar rezerv edilebilen
Ankara-İstanbul arası hazlandırılmış tren seferlerinde
Gözlerinde bir an geçirsem yeterdi
Tam da hayal(et)inin lades kemiği zamklanırken hayal(et)ime
Şanssızlıklar kol gezerdi hikayemizin edebi edepsizliğinde
Bacağı kırık şeytanlar deyimlere konuk olurken
Sözümü keserdi kasıklarında bileylenen ****** dürtü
Dudaklarının artçı sarsıntıları dudaklarımda hissedilirdi
Alenen öpüşürdük alenen gülüşürdük üşürdük alenen
Can atarken sen hastanelerin sterilize çöplüklerine
Kadınlığıma edilmiş ağız dolusu küfre rağmen
Hala nice erkeğin günahını barındırırdın rahminde
İtinayla kirletirdin yazdığım Sen’leri
Belki de o nedenle şuan okuduklarının kıymeti yok !

-Bir damla daha yalan alır mısınız?
-Teşekkürler, artık hazmedemiyorum!

Tüm plaketleri topladın yalnızlığımın ödül töreninde
Veda sahnelerinde temsili hayatlardık
Boş koltuklara kanıtlardık ölmek konusundaki hünerlerimizi
Deccalden rol çalardık, rol verirdik peygamberlere
Kıyametin yoklama kaçaklarıydık
Mahşerin dört atlısını dizginleme uğraşındaydık
Sen ve ben, biz yani ikimiz sen ne diyorsan işte
Yaldızlı kutsal kitapların imla hatalarıydık
Tanrının huzurunda huzursuzduk ateş güzeli
Aramızda(n) geçenlerin başka bir açıklaması yok ! ki...

esraela
21-04-2008, 02:41
NASILSIN
İyi günlerimde çok eller uzanır ellerime,
Resmimi, suratımı baş köşeye asarlar...
Fakat demir kapıların her kapanışında üzerime,
Ardında taş duvarların her kaldığım zaman,
Ne arayan beni, ne soran...

Eeeehh, daha iyi be, bunun böyle olduğu...
Minnetim ve borçluluğum yalnız sana kalsın.
İyi günlerimde benim unuttuğum insan eli
Nasılsın?...

NAZIM HİKMET

dosbayavrusu
21-04-2008, 02:49
DAĞ RÜZGARI
Kaderde senden ayrı düşmek te varmış
Doğrusu bunu hiç düşünmemiştim..
Seni tanımadan
Hele seni böyle deli divane sevmeden
Yalnızlık güzeldir diyordum
Al başını, kaç bu şehirden
Ufukta bir çizgi gibi gördüğün dağlara
Rüzgarın iyot kokularını taşıdığı denizlere git
Git gidebildiğin yere git diyordum
Oysa ki, senden kaçılmazmış
Yokluğuna bir gün bile dayanılmazmış.
Bilmiyordum.

Yine de dayanmağa çalışıyorum işte
Bir kır çiçeği koparıyorum gözlerine benzeyen
Geçen bulutlara sesleniyorum ellerin diye
Rüzgar güzel bir koku getirmişse
Saçlarını okşayıp gelmiştir diyerek avunuyorum
Yaşamak seninle bir başka zamanı
Bir başka zamanda seni yaşamak
Her şeyden önce sen
Elbette sen
Mutlaka sen
İster uzaklarda ol
İster yanı başımda dur
Sen ol yeter ki bu zaman içinde
Ben olmasam da olur
Seni bir yumağa sarıyorum yıllardır
Bitmiyorsun
Çaresizliğim gün gibi aşikar
Su olup çeşmelerden akan güzelliğin
İnceliğin ışık yüzüme vuran
Sen güneş kadar sıcak
Tabiat kadar gerçek
Sen bahçelerde çiçekler açtıran
Sudan, havadan, güneşten yüce varlık
Sen, o tek sevgi içimde
Sen görebildiğim tek aydınlık

Bir nefeste benim için al
Havasızlıktan öldürme beni
Bulutlara, yıldızlara benim için de bak
Susadım diyorsam
Bir yudum su içmelisin
Ben yorulduysam sen uyumalısın
Ellerim sevilmek istiyor
Saçlarım okşanmak istiyor
Dudaklarım öpülmek istiyor
Anlamalısın.

Ağaçların yeşili kalmadı
Gökyüzünün mavisi yok
Bu dağlar o dağlar değil
Rüzgarında kekik kokusu yok
Kim bu çaresiz adam
Bu kan çanağı gözler kimin
Kaç gecedir uykusu yok
Gündüzü yok
Gecesi yok
Yok
Yok
Anladım
Sensiz yaşanmaz bu dünyada
İmkanı yok.

ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN

_NeneHatun_
21-04-2008, 02:59
Dilencilerin akordeonları
Bir romantizm katıyor Avrupalı'nın hayatına
Bu bana klâsik müzik dinlemesini anımsattı
Nazilerin, toplu imhalar sırasında...

- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -

Elinde ne piyon kaldı, ne vezir, ne kale
Düştü birbiri ardına atlar, filler
Ama şah hâlâ direnmekte
Yeni taşlar bulundu çünkü : Köpekler...

- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -

Eskidenmiş sabredip murada ermek
Şeyhin kerametini bekleyerek
Öyle zamanlar yaşamaktayız ki dostum
Erdemdir bazen, sabretmemek...

- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -

Cellat uyandı yatağında bir gece
"Tanrım" dedi "Bu ne zor bilmece :
Öldürdükçe çoğalıyor adamlar
Ben tükenmekteyim öldürdükçe..."

- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -

Yıllanmış bir ağaç gibi köklü, gür
Yalan hiç yıkılmayacakmış gibi görünür
Hükmü verilmiştir oysa :
Yıkılacak. Çürümüştür.

- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -

Her an bir çarpıntıyı yaşamaktayım
Her an çılgın bir heves dağlıyor kalbimi
Tanrım, ben mi hayatı aşmaktayım
Yoksa hayat mı aşmakta beni...



...ATAOL BEHRAMOĞLU...

cadalosumben
21-04-2008, 11:31
BİLİR MİSİN?



Tam sınırdan kaçarken vurulmak nedir bilir misin?

Nöbetçiler ha gördü, ha görecek

Parmaklarının ucu dikenli tellere değdi değecek...

Ama... Bir adım daha atamazsın.

Uzanıp tutamazsın;

Göz pınarlarında donup kalır hayallerin

Planların, kaçışın, kurtuluşun

Ve deler sevgi dolu yüreğini

Sevgi bilmeyen bir kurşun.

Bir okyanus da boğulmak nedir bilir misin?

Batan bir gemiye el sallayamamak,

Oturup ağlayamamak,

Birkaç kulaç ötedeki

Bir tahta parçasını tutamamak,

Nedir bilir misin?

Sevmek nedir bilir misin?

Bir şeyler tutuşur yüreğinde kıpır kıpır

Bütün benliğini sarar, ısıtır.

Her gülüşte yeniden doğarsın

Ve bin kere ölürsün her iç çekişte

Nasıl anlatsam bilmem ki.

Yani "sevmek" işte.

Duymak nedir bilir misin?

Duymak, ama anlatamamak

Çemberini kıramamak kelimelerin.

Tam dilinin ucuna gelmişken söyleyememek

"Seviyorum" diyememek

Yani ölümü yaşamak nedir bilir misin?

dilek13
21-04-2008, 17:00
SELAM
Selam Karadenizime!
Dört köşe kalesine,
Kargalakli yaylasına
Maranzul incirine,
Dutuna, karayemişine
Yokuşuna, inişine, selam!

Selam Karadenizime!
Dizi dizi küleklerine
Evleklerine, mereklerine
Anderin kaybanasina
Enüklerine selam!

Selam Trabzonuma!
Dolamaç dolamaç yollarına
Tel tel kuymağuna
Hamsili kayganasina,
Lazuttan bazlamasina
Kumuluna, kanzilisine,
Zanusuna, zinosuna, ziziline selam!

Selam Trabzonuma!
Trabzonun uşağuna
Kaytanina, kuşağina
Zipkasina, mintanina, kukulasina
Çülkisine, çapulasina
Horonina, kemençesine, yayina
Funduğuna, misirine, çayina selam!

Selam Karadenizime!
Gönülde yaşatıp göremediğim
Yoluna bakıp gidemediğim
Hali nicedir bilemediğim
Damına, tarabasina,
Ayasina, marabasina
Kara kaşlisina, gözü yaşlisina
Erine, yiğitine, kocamışina
Sakali tel tel, saçi yeni bitmişine
Yedisinden yetmişine
Yürek dolusu selam!
AŞIĞIM SANA KARADENİZİM.AŞIĞIM TRABZONUM BENİM.

esra_61
21-04-2008, 17:12
iki rayı gibiyiz bir tren yolunun,yakın olması neyi değiştirir son istasyonun..

esra_61
21-04-2008, 17:16
SELAM
Selam Karadenizime!
Dört köşe kalesine,
Kargalakli yaylasına
Maranzul incirine,
Dutuna, karayemişine
Yokuşuna, inişine, selam!

Selam Karadenizime!
Dizi dizi küleklerine
Evleklerine, mereklerine
Anderin kaybanasina
Enüklerine selam!

Selam Trabzonuma!
Dolamaç dolamaç yollarına
Tel tel kuymağuna
Hamsili kayganasina,
Lazuttan bazlamasina
Kumuluna, kanzilisine,
Zanusuna, zinosuna, ziziline selam!

Selam Trabzonuma!
Trabzonun uşağuna
Kaytanina, kuşağina
Zipkasina, mintanina, kukulasina
Çülkisine, çapulasina
Horonina, kemençesine, yayina
Funduğuna, misirine, çayina selam!

Selam Karadenizime!
Gönülde yaşatıp göremediğim
Yoluna bakıp gidemediğim
Hali nicedir bilemediğim
Damına, tarabasina,
Ayasina, marabasina
Kara kaşlisina, gözü yaşlisina
Erine, yiğitine, kocamışina
Sakali tel tel, saçi yeni bitmişine
Yedisinden yetmişine
Yürek dolusu selam!
AŞIĞIM SANA KARADENİZİM.AŞIĞIM TRABZONUM BENİM.
ve aleykum selam:):)
vuru yola gelesim geldi..
etmıcedın bunu bana:(:(

cicikopat
21-04-2008, 19:07
KORKUYORUM

Issız ve sessiz bir gecedeyim
Pencereden dışarı bakıyorum
Yıldızları seyrediyorum
Seni arıyorum gecede
Ama bulamıyorum…
Yine her zamanki gibi yalnızım
Sadece hayalinle yetiniyorum
Hayaline dokunup
Hayalini öpüyorum
Artık dayanamıyorum
Sana seni sevdiğimi
Söylemek istiyorum
Ama söylediğimde
Büyü bozulur diye
Korkuyorum
Korkuyorum…

cicikopat =)

pandorinam666
21-04-2008, 19:08
güzelmiş yüreğine sağlık:)

pandorinam666
21-04-2008, 19:14
hayal kurdum hep hayallerle yaşadım
bir sen bir ben vardık orda
dünyadan çok uzakta
kaçtım gerçeklerden acı çekmekten
korktum yenilmekten sevip de sevilmemekten
uzak durdum sevenlerden
korktum sevememekten

gözünle gördüğünmüdür hepgerçek olan
yoksa hissettiğinmidir yaşanılan
bakarsan çokluğum hissedersen yokluğum
yalanlar üstüne kurulmuş
yalandan bir dünyada
ben de kabul ettiğim gerçeklerimle
kocaman bir yalanım

gerçek ya da yalan ne farkeder ki
koskoca okyanusta bir su damlası
ne kadar suyu peşinden sürükler ki
ya suyun akışında ilerlersin yoluna
ya da biraz direnir gücün tükendiğinde
su sürükler seni kendi akışında

A.Y(pandorinam)

degisken
21-04-2008, 19:16
gezindiğin yollarda hak etmeyenlerle nefes alırken ben senle aynı yerde neden nefesini hissetmiyorum.
otobüslerde saçma sapan insanlar sana düşmemek için tutulurken beni neden uçurumlara itekliyorsun
saçlarını otobüs camlarına dayarken benim kucağımda niye yoksun
para ödediğin muavinler bile ellerine dokunurken ellerimde neden yoksun
sabahları simitçiden aldığın simiti kuşlarla paylaşırken bana gelince neden paylaşım yoksunusun
yollarda ona buna gülümserken ooo ugruna ölmek istediğim gülücüklerinden neden bukadar mahrumum
sıcaklığını verdiğin boş oturaklar ne anlar bedeni
benim yanımda niye yoksun
önüne gelene acırken benden ne istiyorsun
sen yollarda sıradan bir kişiyken benim kalbimde sıradışını bir aşksın
önüne geleni anlarken beni neden anlamıyorsun

değişken

.D.F.Y.D.
21-04-2008, 19:20
Mutlu Olurduk Seninle

Mutlu olurduk seninle
Ve hayatın dışında sığınacak,
Bir yer bulurduk elbet
Bizim için yağardı bu yağmurlar
Yalnızlığımız ıslanmazdı geceler boyu...
Ama iki yürek lazımdı mutluluk için
Eksik olan da buydu

Tutup çıkarırdım seni düştüğün kuytudan
Belki o zaman severdin hayatı
Ellerin kadar sıcak olurdu yüzün de
Üşümezdim sana her dokunduğumda
Ve hiç bırakmazdın beni
Söyleyecek çok şeyim olurdu o zaman
Kalmazdı böyle kursağımda

Ben seni severdim her şeye inat
Ama gün geçtikçe inanıyorum ayrılığa
Alışmaya başladım biliyor musun?
En kötüsü de bu galiba...
Bir sigarayı paylaşmadan,
içkiyi yudumlayıp ve
bazı şarkıları yalnız dinlemek
Koyuyor adama....

Okan Savcı

degisken
21-04-2008, 19:22
KORKUYORUM

Issız ve sessiz bir gecedeyim
Pencereden dışarı bakıyorum
Yıldızları seyrediyorum
Seni arıyorum gecede
Ama bulamıyorum…
Yine her zamanki gibi yalnızım
Sadece hayalinle yetiniyorum
Hayaline dokunup
Hayalini öpüyorum
Artık dayanamıyorum
Sana seni sevdiğimi
Söylemek istiyorum
Ama söylediğimde
Büyü bozulur diye
Korkuyorum
Korkuyorum…

cicikopat =)
korkuyorum bilmediğim yollarda kaybolmaktan
istemeye istemeye başka şehirlerde içlenmekten
bitmeyen yollarsa sabır aramaktan
sen yoksun ben yokum
yok olmuşuz
unutmasan ne olur korkuyorum başka ellerde can çekişmekten DEĞİŞKEN

pandorinam666
21-04-2008, 19:28
yanımdasın ama uzaksın

sana dokunabilecek kadar yakınım
ama elimi uzatmaya korkuyorum
gözlerinin içine bakıyorum yüreğine
kalbinde yerim var mı göremiyorum
denizdeki dalganın kumsala varması gibi
yaklaşıyorsun yanıma
her gelişinde bir parçamı daha
kendine katıyorsun
yavaş yavaş ben sen oluyorum
farkına varmıyorsun
A.Y(pandorinam666)

.D.F.Y.D.
21-04-2008, 20:19
Öp Beni Uzağımdan

bu şiiri sana yazdım
bir gün okursun......
ah sevdiğim ah yine yüzümde bir sitem
sensiz uyanıyorum
sana günaydın diyemeden

buralar soğuk
odamda bir ayaz bir de yokluğun
gel hadi
tut o titreyen ellerinle
bak üşüyorum
öp beni uzağımdan
gözlerinden dudaklarına düşüyorum

sen orda
ben burda
gel gör bir dert her gece nasıl büyür?
bekle beni ama ağlama
en çok şairin üzülür
ve yanağımdan yaş değil
bir çift ela göz süzülür...

Okan Savcı

pandorinam666
21-04-2008, 20:27
okan ismi beni geçmişe götürüyor yazdıklarınız ise kalbimde bir yere dokunuyor:(((((((((((

tabucu_kralice
21-04-2008, 20:45
Korkuyor kalem'im sana ait birşeyler yazmaktan...
sızlıyor yüreğim adını her duyduğumda...
bakamıyorum sana ,dokunamıyorum ...
içim titriyor seni her gördüğümde...
sen, vazgeçemez olduğum bu bedende...
sen, benim her nefesimde ,söylediğim iki kelime ...

Seni Seviyorum...

LeyLa.

.D.F.Y.D.
22-04-2008, 00:12
Geride Kaldı

geride kaldı senı sayıkladığım geceler
kırdığım şişeler geride kaldı
ne sarhoşluklar ne kavgalar
tuttuğum yaslar geride kaldı...

yazılan mektuplar cekılen resımler
sımsıcak sabahlar ve dunler..
umıtler.. hayeller.. ozlemler
ınandığım yemınler geride kaldı...

ınatlar.. ısyanlar.. kara kışlar..
doğrular yanlışlar aldanışlar
ayırma tanrım dıye yalvarışlar
en masum dualar geriler kaldı...

geride kaldı artık buluşmalar
şehirden firar edip sana koşmalar
her seyden vazgecmek birşey için?
tüm çılgınlıklar gerıde kaldı....

kızgınlığım sıtemlerım hırcınlığım
gözyasım.. ağıtlarım.. yalnızlığım..
bır ısmın vardı hatırladığım
o ıkı hece artık gerıde kaldı...

gerıde kaldı o guzel yuzun
tertemız ellerin kahverengı gozun
sesın.. nefesın.. sevıyorum deyısın
yalan dolu sozlerın gerıde kaldı...

Okan Savcı

incii_tanesi
22-04-2008, 00:27
GÖLGEM
Bıktım usandım sürüklemekten onu,
Senelerdir, ayaklarımın ucunda;
Bu dünyada biraz da yaşayalım,
O tek başına,
Ben tek başıma.

ORHAN VELİ

.D.F.Y.D.
22-04-2008, 00:32
Gidişini Süslemedim

Güneşim tutuldu, üşümekteyim...
Şaraba verdim son parayı,
Sigaram dumansız...
Ay da yok gecemde
Düşlerimi tükettim,
Şiirlerim alabildiğine yalnız...

Ve adın yabancı artık
Unuttum söylemeye-söylemeye..
Sevdiğin bir şarkı vardı?
Gelmiyor şimdi dilime...

Merhem deselerde zamana,
Önceleri kurşundur...
Bilesin,
Sensizlik sırdaştır bana,
Ayrılığın dostumdur...

Kurumadı pınarlarım, dondu.
Dondu ağlayamam!
Gidişini süsleyemem yaşlarla
Heder olur..
Ziyan olur..
Yüreğimin çöllerine damlayamam...

Okan Savcı

incii_tanesi
22-04-2008, 00:36
İSTANBUL İÇİN
Nisan

İmkansız şey
Şiir yazmak,
Aşıksan eğer;
Ve yazmamak,
Aylardan nisansa.

Arzular ve Hâtıralar

Arzular başka şey,
Hâtıralar başka.
Güneşi görmeyen şehirde,
Söyle, nasıl yaşanır?

Böcekler

Düşünme,
Arzu et sade!
Bak, böcekler de öyle yapıyor.

Dâvet

Bekliyorum
Öyle bir havada gel ki,
Vazgeçmek mümkün olmasın

ORHAN VELİ

.D.F.Y.D.
22-04-2008, 02:24
Gidebilirsin

Al bavulunu, yükle sırtına hasreti
Ve kaybol gözlerimden....
Çok uzaklara... bilmediğim bir yere
Gelemeyeceğim... seni göremeyeceğim
Bir yere git.....meçhule!

İyiden iyiye yalanlaştık
Kördüğüm olduk birbirmizin içinde
Ne aşk çözer bizi ne de ayrılık
Ama sen yine de bakmadan arkana bin otobüse
Git artık....

Beni boşver... resimleri yırt at
Mektupları hiç düşünmeden ver aleve
Alabildiğine uzaklaş...koş yeni kollara
Dönme sakın geriye....

Git işte! daha da uzağa... yangınlara koş
Bende de öteye....
Ama dur ihanetini al benden
Hatta yüreğimi de al öyle çık yola
Verdiğin ilk molada koy gitsin çöpe....

Beni hatırlama... yokum şimdi sende
Öyle bir anındadayım ki ayrılığın
Sensizlikten de göçebe....

Büyüdüysen; başkasını sevebilirsin
Korkma acıtmaz yani aşkın, bizimki kadar...
Yeni baştan yazarsın kaderi
Sünger çekip maziye yine de gülebilirsin....
Hazır mısın yeni rüzgarlarla savrulmaya?
Yüreğin bastırabildi mi pişmanlığı
Ha?
Demek hiç gocunmuyorsun geçmişten?
Tamam o zaman
Gidebilirsin......

Okan Savcı

bluishh
22-04-2008, 02:33
Her seven

Sevilenin boy aynasıdır

Sevmek

Sevilenin o aynaya

Bakmasıdır


...Özdemir Asaf...

.D.F.Y.D.
22-04-2008, 02:47
ANMAK UNUTMAK

İki tür nokta var
Biri önüne ve ardına bakar,
Biri ardına bakmaz,
Ardını noktalar.

Ne güzel anlatmış Özdemir Asaf rumuzumdaki noktaları...