PDA

Tüm Versiyonu Göster : şiir cümbüşü yapalım...


Sayfalar : 1 2 3 4 5 6 7 [8] 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34

mithatpaşadan buse
30-01-2009, 03:25
Gündüzüm gece geceler gündüz olmadı sensiz
Boşa koydum dolamdı doluya koydum almadı sensiz
Sen bensiz ben sensiz bu hayat geçermi böylr kimsesiz
Ne bahrım ne kışım ne yazım ben ölürsem ağlama KARA KIZIM

Sevmek için yürek lazım vicdan lazım ama
'ANA ANAYSA'
Hele birgün gelirde seni arasa
Yüzüne bile bakma olur mu? KARA KIZIM

Alsalar veririm senin için canımı
Bu keneler emerse birgün kanımı
Camilerden duyarsan benim adımı
Babam de gurur duy ağlama KARA KIZIM

LEVENT SİPAHi (BABAM)kendisi

sema06
30-01-2009, 17:48
Sen ve Ben
Uzun bir yol var aramizda
Bir ucunda sen bir ucunda ben
Bir ates yanar bagrimiza
Atesi sen külü ben
Ümit isigi parlar gönlümüzde
Aglatan sen aglayan ben
Hasretlik sarkilari söylenir hergün
Söyleten sen söyleyen ben
Askimiz dile geliyor mektubla
Kagidi sen kalemi ben
Beklerim hergün kavusmamizi
Ümitle sen sabirla ben.

özge_0304
30-01-2009, 19:56
gözlerim gözlerime değince

felaketim olur ağlardım

beni sevmiyordun bilirdim

bir sevdiğin vardı duyardım

çöp gibi bir oğlan ipince

hayırsızın biriydi fikrimce

ne vakit karşımda görsem

öldüreceğimden korkardım

felaketim olurdu ağlardım



ne vakit maçka'dan geçsem

limanda hep gemiler olurdu

ağaçlar kuşlar gibi gülerdi

bir rüzgar aklımı alırdı

sessizce bir cigara yakardın

kirpiklerini eğerdin bakardın

üşürdüm içim ürperirdi

felaketim olurdu ağlardım



akşamlar bir roman gibi biterdi

jezabel kan içinde yatardı

limandan bir gemi giderdi

sen kalkıp ona giderdin

benzin mum gibi giderdi

sabaha kadar kalırdın

hayırsızın biriydi fikrimce

güldü mü cenazeye benzerdi

hele seni kollarına aldı mı

felaketim olurdu ağlardım



ATİLLA İLHAN

zirekli
01-02-2009, 22:58
O şimdi ne yapıyor
şu anda, şimdi, şimdi?
Evde mi, sokakta mı,
çalışıyor mu, uzanmış mı, ayakta mı?
Kolunu kaldırmış olabilir,
- hey gülüm,
beyaz, kalın bileğini nasıl da çırçıplak eder bu hareketi...

O şimdi ne yapıyor,
şu anda, şimdi, şimdi?
Belki dizinde bir kedi yavrusu var,
okşuyor.
Belki de yürüyordur, adımını atmak üzredir,
- her kara günümde onu bana tıpış tıpış getiren
sevgili, canımın içi ayaklar!..
Ve ne düşünüyor
beni mi?
Yoksa
ne bileyim
fasulyanın neden bir türlü pişmediğini mi?
Yahut, insanların çoğunun
neden böyle bedbaht olduğunu mu?

O şimdi ne düşünüyor,
şu anda, şimdi, şimdi?..
Nazım HİKMET

'''ALPeR'''
02-02-2009, 01:46
BİLDİĞİN GİBİ DEĞİL



Eskiden bir adım vardı,
Umudum, feryadım vardı,
Şimdi ben, o ben değilim
Yolumu bilmiyorum,
Gülmüyor, ölmüyorum,
Bu hayat yordu beni
Bildiğin gibi değil...
Dağlarım devriliyor,
Gençliğim savruluyor,
Bir ayaz vurdu beni
Bildiğin gibi değil...
Güllerim devriliyor,
Gençliğim savruluyor,
Vedalar yordu beni,
Bildiğin gibi değil...
Eskiden mevsim seçerdim,
Solardım; çiçek açardım,
Şimdi ben, o ben değilim,
Bir nefes, bir ahım var,
Bilmem ne günahım var,
Vedalar sardı beni,
Bildiğin gibi değil...
Dağlarım devriliyor,
Gençliğim savruluyor,
Bir ayaz vurdu beni
Bildiğin gibi değil...
Güllerim devriliyor,
Gençliğim savruluyor,
Vedalar yordu beni,
Bildiğin gibi değil...



Şehrin en karanlık yerinde duruyorum; haydi, vur beni!..
Hiç ümidim kalmadı; tutunacak bir dalım.
Başım yere eğme benim; mazlum yerine koyma.
Allı-pullu düşlerim vardı oysa.
Bir hayat böyle tersine dönmez; bir yiğit böyle harcanmaz.
Dağlara-taşlara bağırasım geliyor.
İçim yanıyor içim! Bildiğin gibi değil...
Bu, bir hikayenin bitişi midir; bu, kanlı bir veda mıdır?
Bu, son savaşçının yediği kurşun; bu, son kalenin de düşüşü müdür?
Dalgaların çekilişi, bayrakların yıkılışı; bu, şarkıların susuşu mudur?
Ömrüm kanıyor ömrüm! Bildiğin gibi değil...
Ben bu hayata asiydim; öyle değil mi?
Bir yıldız kaydı ömrümden; ben de yenik düştüm...
İşte her şeye sırtımı dönüp koşuyorum...
Sarı güller kahrolsun; ıslak gözler, beyaz mendil kahrolsun!..
Kahrolsun bu kaldırım; bu nezaket, mutluluk dilekleri!..
Canım yanıyor canım!
Bildiğin gibi değil...


[ ARİF NAZIM ]


http://www.umutfm.com/izle.php?id=22012

.sonsuz.
02-02-2009, 04:02
Evim yok seni konuk etmek için
olmayacak
olmasın
yüzümde iki göz bir konak
yeter ki çalsın kapıyı gözlerin
yetmese alnımın çatısı var
yetmese başımın üstünde yerin
yetmese kalbim
ne kapı kolu ne anahtar.

merisss
02-02-2009, 22:28
şebçerağ
söndü mü
diye bir ses

sahi şebçerağ nerde
iskender! iskender!
diye bir ünlem

bu nasıl iskender
aramaz bengisuyu
diye bir hüzün

'hişt! dostlarıma şunu haber ver
denize açıldım
ve gemim parça parça oldu'
diye bir im
denli narindir intikam

intikam içli bir marştır gerçekte
bir ara ses aygıtını yırtarak çıkarılırdı
o şimdi
dışlanmış bir taş olarak
karlı kış gecelerinde
acılı bir genç şairin her geçişte
hüznüne tanık olduğu
metruk bir kümbet denli müşahhas
aşktır-ve o
ne rahim bir yürüyüştür gecede

(o yıllar bir ressam tanırdım
gök çizemezdi
yüksek evler yapardı yitik kadın yüzleri- bir güm
o kentin
-tarihsel bir kenttir-
o çarşısındaki hasır iskemleli kahvede
onu bir cenini çizerken ağlar gördüm
bütün öğeleri belliydi ama neden gözsüz
ama neden bir kaleden artmış kapı tokmağı gibi
ıssız ve dokunaklı
diye sormadım çünkü ben
ağlayanları severim ve güzeldir ağlamak
denebilir ki-
bir insan en çok ağlarken güzeldir
vakit de akşamdı dışarda kar vardı
kar yüzyıllardır alabildiğine vardı
insanlar doğar konardı konar göçerdi
sonra o bütün resimlerini yırttı-
birden kaybolmuştu
arıyor diye duydum bir şeyi
çağın unutturmak istediği
belki derin bir gök resmini
ye'si biçen o eşsiz kılıncı gürbüz hamleyi)

bu taşı da sürüyorum
koyar gibi o güzel yapının üstüne
ya da komaz gibi taş üstüne taş
(ben daha çok taşları mı anlıyorum nedir
ve nedir taş-
çakmak taşı satranç taşı
sapan taşı göktaşı)
reddetmek gerekiyor kimi taşları ve şeyleri

sözgelimi sapan taşını
-o göz çıkarır sadece-
ortadaki gökkasabı gökdeleni
tanrısız tecimevlerini caminin hemen önündeki
ana caddedeki aykırı kadın salınışını
yanlış konumunu gülün evlerde bahçelerde
ve hatta parklarını bile bu taş mekanın
reddetmek gerekiyor

çağa çıktığımda
kan- çoğalan bir suret ve kendini
ta içerlerde bir yerin üşüyor-duymuyormusundur
yinelenir durur -şu sanki ne diye- akşam ki
dönüp nefsini içine tuttuğun yüzündür
senin yüzün -paramparça
bölük pörçüktür
şu kuytu kalabalıkta
şu yalnızlıkta
ivedi ve kirlisarı
dişiliğini kullanıyordur kuşku
lüks oteller gibi kuşku
kuşku

(çağı deştiğimde
o yüz
diyor yoruldum -aynalar
gösterebilir mi hiç -bana sonumu
nedensiz başladım oyunculuğa
bitireceğim raslantıyla -oyunumu
dostlarım da
var -intiharlar
her akşam ıslak-yapışkan
saçlarıyla girip odama
paniğimden pay toplarlar)

azaldı
halk içinde yüzdeki ben gibiler
eldeki siğile
çıbana -etin yumuşak bir yerinden sökün eden-
döndü halk ve cüzzam ne yürüdü
ve hep bir yaprak değil miyiz ki
bir zaman yarıp çıkmak serüveninde
özdalımızı
topu topu bir mevsimi yaşarız işte
müşa'şa' bir sonbahar figüranıyız
hepimiz de
ve cüzzam ne gün yürüdü sormalı
değil mi ki ebabil
adil
bir infazın adıdır
ve insan
-ne şu ne bu-
iyioyunundan
sorulmayacak mıdır!..

İlhami ÇİÇEK

sema06
02-02-2009, 22:36
Unutamadığımsın
Hiç görmedin senin için akan gözyaşlarımı,
Hiç bilmedin seni düşünürken nasıl
dalıp gittiğimi
Hiç hissetmedin çöl ortasında vadiyi özler gibi
seni özlediğimi
Unutmaya çalıştım
Unutamadım...
Sen unutamadığımsın !...

sema06
02-02-2009, 22:36
Bence Şimdi Sen De Herkes Gibisin

Gözlerim gözünde aşkı seçmiyor
Onlardan kalbime sevda geçmiyor
Ben yordum ruhumu biraz da sen yor
Çünkü bence şimdi herkes gibisin

Yolunu beklerken daha dün gece
Kaçıyorum bugün senden gizlice
Kalbime baktım da işte iyice
Anladım ki sen de herkes gibisin

Büsbütün unuttum seni eminim
Maziye karıştı şimdi yeminim
Kalbimde senin için yok bile kinim
Bence sen de şimdi herkes gibisin

orhancezayirli
02-02-2009, 22:41
bir yürek ki yanmaz, yürek denir mi ona
sevmek haram, yüreğinde ateş olmayana
bir gününü sevgisiz geçirdinse yazık
en boş geçen günün o gündür inan bana

sevgili, bir başka güzelsin bugün
ay gibi yüzün, pırıl pırıl gülüşün
güzeller bayram günü süslenir
seninse bayramkarı süsler yüzün

ömer hayyam

_lain_
02-02-2009, 23:16
"sen bana ışık ver yeter
bende filiz çok
köklerim içimde gizli
gelen giden,açan soran,bere budak yok
bir şiir istersin,
"içinde benzetmeler olan"
kusura bakma sevgilim
heybemde sana benzeyecek kadar
güzel bir şey yok."

Passiflora_
02-02-2009, 23:20
SUSKUNUM SANA

Hangi şiire başlasam suskunum sana
Dağ göğsünde bir kaya diliyle suskun
Güneşte kavrulan bir kum tanesi
Çatlayan dudaklarım oluyor her gece
Yağmura suskun yaşamaya suskun
Haykırabilsem
Belki bir nehir köpürebilir sesimde
Silinebilir kuraklığın bütün izleri
Upuzun çöller vadileşebilir içimde

Hangi güzelliği özlesem suskunum sana
Yürek boşluğunda bir of kadar suskun
Özlüyorum seni masmavi
Koşuyorum sana bembeyaz
Ve kahroluyorum bir anda kapkara
Ah oluyorum
Of oluyorum
Ve susuyorum
Oysa haykırabilsem
Işık yumağı bir pınar olur soluğum

Hangi türküye uzansam suskunum sana
Ağıt ağıt, özlem özlem suskun
Tut ki vurulmuşum
Aşktan ve kandan bir damla olmuşum
Bir saçlarının rüzgarına
Bir de ağzının kıyılarına konmuşum
Hangi dalga silebilir beni senden
Hangi kasırga koparabilir
Ben saç tellerinde bir ezgi olmuşum
Coşkuların her şahlanışında
Sana deprem deprem susmuşum
Ve sana susmaktan inan ki yorulmuşum

Yeter olsun gözlerinde ışık fırtınası
Sözlerinde baskı yasası yeter
Hangi kavgayı özlesem suskunum sana
Zafer sabahlarında gece kadar
Bayram sabahlarında yas kadar suskun
Böyle güzelliklere de
Böyle suskunluklara da lanet olsun
Al bu suskunluğumu al artık
Al ki
Bütün gürültüler kahrolsun

ADNAN YÜCEL

basak.k.k
03-02-2009, 03:56
Eğer

O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar
bırakılmasaydı eğer.

Dayanılması o kadar da zor değildir,
büyük ayrılıklar bile, en güzel yerde başlatılsaydı eğer.

Utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer.

Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık,
çalınan birinin kalbiyse eğer.

Korkulacak bir yanı yoktur aşkların,
insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.

O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses,
hiçbir zaman duyulmasaydı eğer.

Daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar,
kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.

Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine delice bakmasalardı eğer.

Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı
belki de,
kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer.

Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece
sohbetlerinin,
son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer.

Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman,
meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır
yaralamasaydı eğer.

Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman,
beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer.

Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla,
tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer.

O büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi,
yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer.

O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar,
son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer.

Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri,
her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer.

Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de,
dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer.

Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel,
namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer.

Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından,
dokunulası ipekten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer.

Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de,
sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer.

Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine,
kulağına okunacak biri olsaydı eğer.

İnanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir
ayrılık gizlendiğine
belki de, kartvizitinde "onca ayrılığın birinci
dereceden failidir"
denmeseydi eğer.

Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar,
ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer.

Issızlığa teslim olmazdı sahiller,
kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle
avunmaya kalkmamış olsaydın eğer.

Sen gittikten sonra yalnız kalacağım.
Yalnız kalmaktan korkmuyorum da, ya canım ellerini
tutmak isterse...

Evet Sevgili,
Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu, kim
uzanmak isterdi ince parmaklarına,
mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık
etmiş olmasalardı eğer!!

Can yücel

anti hümanist
03-02-2009, 20:09
AŞK

Evinin seni içine sığdıramayacak kadar dar olduğunu fark
edeceksin...
sokağa fırlayacaksın...
sokaklar da dar gelecek...
tıpkı vücudunun yüreğine dar geldiği gibi...
ne denizin mavisi açacak içini, ne pırıl pırıl gökyüzü...
kendini taşıyamayacak kadar çok büyüyecek, bir yandan da
kaybolacak
kadar
küçüleceksin...
birileri sana bir şeyler anlatacak durmadan...
"önemli olan sağlık."
"yasamak güzel."
"boşver, her şey unutulur."
sen hiçbirini duymayacaksın...
gözyaşlarından etrafı göremez hale geleceksin...
ondan ölmesini isteyecek kadar nefret edecek, az sonra
kollarında
ölmek
isteyecek kadar çok seveceksin...
hep ondan bahsetmek isteyeceksin...
"ölüme çare bulundu" ya da "yarın kıyamet kopacakmış"
deseler
başını
kaldırıp ne dedin?" diye sormayacaksın...
yalnız kalmak isteyeceksin...
hem de kalabalıkların arasında kaybolmak...
ikisi de yetmeyecek...
geçmişi düşüneceksin...
neredeyse dakika dakika...
ama kötüleri atlayarak...
onunla geçtiğin yerlerden geçmek isteyeceksin...
gittiğin yerlere gitmek...
bu sana hiç iyi gelmeyecek...
ama bile bile yapacaksın...
biri sana içindeki acıyı söküp atabileceğini söylese,
kaçacaksın...
aslında kurtulmak istediğin halde, o acıyı yasamak için
direneceksin...
hayatinin geri kalanını onu düşünerek geçirmek
isteyeceksin....
aksini iddia edenlerden nefret edeceksin...
herkesi ona benzetip...
kimseyi onun yerine koyamayacaksın...
hiçbir şey oyalamayacak seni...
ilaçlara sığınacaksın...
birkaç saat kafanı bulandıran ama asla onu unutturmayan.
sadece bir müddet buzlu camin arkasından seyrettiren...
bütün şarkılar sizin için yazılmış gibi gelecek...
boğazın düğümlenecek, dinleyemeyeceksin...
uyumak zor, uyanmak kolay olacak...
sabahı iple çekeceksin...
bazen de "hiç güneş doğmasa" diyeceksin...
ne geceler rahatlatacak seni ne gündüzler...
ölmeyi isteyip, ölemeyeceksin...
belki çivi çiviyi söker diye can havliyle önüne çıkana
sarılmak
isteyeceksin
...
nafile...
düşüncesi bile tahammül edilmez gelecek...
rüyalar göreceksin, gerçek olmasını istediğin...
her sıçrayarak uyandığında onun adını söylediğini fark
edeceksin...
telefonun çalmasını bekleyeceksin...
aramayacağını bile bile...
her çaldığında yüreğin ağzına gelecek...
ağlamaklı konuşacaksın arayanlarla...
yüreğin burkulacak...
canın yanacak...
bir daha sevmemeye yemin edeceksin...
hayata dair hiçbir şey yapmak gelmeyecek içinden...
.....

CAN DÜNDAR...

mutsuz palyaco
04-02-2009, 16:19
AYRILIK HEDİYESİ

şimdi saat sensizliğin ertesi
yıldız dolmuş gökyüzü ay-aydın
avutulmuş çocuklar çoktan sustu
bir ben kaldım tenhasında gecenin
avutulmamış bir ben...

şimdi gözlerime ağlamayı öğrettim
ki bu yaşlar
utangaç boynunun kolyesi olsun
bu da benden sana
ayrılığın hediyesi olsun

soytarılık etmeden güldürebilmek seni
ekmek çalmadan doyurabilmek
ve haksızlık etmeden doğan güneşe
bütün aydınlıkları içine süzebilmek gibi
mülteci isteklerim oldu ara sıra, biliyorsun..
şimdi iyi niyetlerimi
bir bir yargılayıp asıyorum
bu son olsun be..bu son olsun!
bu da benim sana
ayrılırken mazeretim olsun!

şimdi saat yokluğunun belası
sensiz gelen sabaha günaydın!
işi-gücü olanlar çoktan gitti
bir ben kaldım voltasında sensizliğin
hiç uyumamış bir ben...

şimdi dişlerimi sıkıp
dudaklarıma kanamayı öğrettim
ki bu kızıl damlalar
körpe yanağında bir veda busesi olsun
bu da benden sana
heba edilmiş bir aşkın
son nefesi olsun...

kafamı duvara vurmadan
tanıyabilmek seni
beyninin içindekileri anlayabilmek
ve yitirmeden, yüzündeki anlık tebessümü
bütün saatleri öylece durdurabilmek için
çıldırasıya paraladım kendimi
lanet olsun!

artık sigarayı üç pakete çıkardım günde
olsun be! ne olacaksa olsun!
bu da benim sana
ayrılırken şikayetim olsun


(gözyaşım utangaç boynunun inciden kolyesi olsun her damla vefasız teninde bir veda busesi olsun isterim sende ben gibi yan ömrüne hep ağla hep ağla bu benden son dua bu benden ayrılık hediyesi olsun)

Yusuf Hayaloğlu
...

..positive..
04-02-2009, 16:30
özledim seni...
ayrılık yüreğimi uyuşturuyor karıncalandırıyor nicedir.
beynimi uyuşturuyor özlemin...
çok sık birlikte olmasak bile
benimle olduğunu bilmenin
bunca zamandır içimi ısıttığını
yeni yeni anlıyorum
Yokluğun,
Hatırladıkça yüreğime saplanan bir sizi olmaktan çıkıp
mütemadiyen bir boşluğa
Sabahları seni okşayarak başlamaları
aksamları her isi bir kenara koyup
seninle baş başa konuşmaları özlüyorum;
oynaşmalarımızı,
yürüyüşlerimizi,
sevimli haşarılığını,
çocuksu küskünlüğünü...
Nasılda serttin başkalarına karşı
beni savunurken;
ve ne kadar yumuşak
bir çift kısık gözle kendini
ellerimin okşayışına bırakırken
Gitmeni asla istemediğim halde
buna mecbur olduğunu görmek
ve sana bunları söylemeden
´´git artık´´ demek
´´beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk
kavuşacaksın mutluluğa´´
demek sana nede zor
seni görmemek ve belki yıllar sonra
karsılaştığımızda
bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden...
yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek....

Can Yücel

ahmet_furkan
04-02-2009, 16:36
:)ne ka çok şiir var

basak.k.k
05-02-2009, 00:55
VE BİTTİ

YALNIZ BİR OPERA BAŞLADI

..............
Başlangıçta doğruydu belki.
Sıradan bir serüven,
Rastgele bir ilişki gibi başlayıp
Günden güne hayatıma yayılan,
Büyüyüp kök salan,
Benliğimi kavrayıp,
Varlığımı ele geçiren
Bir başka bedellendin.
Ve hala bilmiyordun sevgilim
Ben sende bütün aşklarımı
Temize çektim
Anladığındaysa yapacak tek şey
Kalmıştı sana
Bütün kazananlar gibi
Terk ettin
..........
MURATHAN MUNGAN

dilara özer
05-02-2009, 15:26
kimi sevsem sensin hayret
sevgin hepsini nasıl değiştiriyor
gözleri maviyken yaprak yeşili
senin sesinle konuşuyor elbet
yarım bakışları o kadar tehlikeli
senin sigaranı senin gibi içiyor
kimi sevsen sensin hayret
senden nedense vazgeçilemiyor

her şeyi terkettim ne aşk ne şehvet
sarışın başladığım esmer bitiyor
anlşılmaz yüzü koyu gölgeli
dudakları keskin kırmızı jilet
bir belaya çattık nasıl bitirmeli
gitar kımıldadımı zaman deliniyor
kimi sevsem sensin hayret
kapıların kapalı girilemiyor

kimi sevsem sensin senden ibaret
hepsini senin adınla çağırıyorum
arkamdan şımarık gülüşüyorlar
getirdikleri yağmur,sende unuttuğum hani o sımsıcak
iri çekirdekli senin gibi vahşi öpüşüyorlar
kimi sevsem sensin hayret
inmisin cinmisin anlamadım...
ATİLLA İLHAN

basak.k.k
05-02-2009, 15:40
Senin Gemin Camdan Sevgili...

Duydum ki yine umudunu kesmişsin insanlardan,
dostluklardan... Duydum ki yine acımaya başlamışsın
kendine...
Yolunu kimselerin bilmediği, bilmek de istemediği
sevginin o hayal ülkesinde birilerini beklerken çok
üşümüşsün...
İnsan ancak kendisine sevgili olabilir, diyormuşsun.
Şimdi artık yollarda ve binbir hayalin peşinde
sürüklediğin ve yıprattığın sevgine minnet borcunu
ödeyecekmişsin...
Acıyan sevgini şımartacak, onu örtülere saracakmışsın.
Onu kendini güçlü ve korunaklı olduğunu hissetmediğin
hiçbir yerde ortaya çıkarmayacakmışsın...
Sevgini yırtıcı bir kuş gibi yetiştiriyormuşsun.
En iyi savunmanın saldırı olduğunu ve yokolmamak için
yoketmek gerektiğini öğretiyormuşsun ona...
Ona onu, sabırlar, merhametler ve inceliklerle değil,
hazlar, hayranlıklar ve kıskanç ilgilerle
besleneceğini vadediyormuşsun.
Her gece uyumadan önce arkasında Che Guevera’nın resmi
olan aynanla konuşuyormuşsun: Bir sen varsın önemli
olan, bir sen varsın gerçek olan... Hem onca acıya
rağmen hala güzelim...
Ve artık kendime yasaklıyorum başkalarına acımayı ve
hayatın acısını...
Aynadaki nefesinin buğusunu görüyorum buradan.
Gözlerinle gözgöze gelemediğim için tutup aynadaki
buğuyu öpüyorsun.
Yaralı kendini öpüyorsun...
Çekmeceden cüzdanının çıkarıp içindeki kredi
kartlarını seyrediyorsun zoraki bir hayranlıkla.
İçinde sevgini sakladığğın kaleyi daha da
güçlendirmeyi geçiriyorsun aklından.
Kredi kartlarını yalıyorsun dilinle ve onların zehirli
tadını içine akıtıyorsun.
Bankamatikten her para çektiğinde kulağına gelen ölüm
çığlıklarına alıştırmak istiyorsun kendini böylece.
Hem senden güçsüzlerin ölümü, hem bu ölümleri gizleyen
ve bütün katliamları anında temize çeken teknolojinin
zehirli tadı sarıyor şimdi sevginin yaralarını.
Bankamatikten her para çektiğinde kulağına gelen
çocukların ve kimsesizlerin ölüm çığlıklarına
dayanamadığını hissettiğin anlar, senin için hayatta
sadece annenin babanın ve kardeşlerinin önemli
olduğunu söylüyorsun kendine ve akşam iş dönüşü onlara
hediyeler alarak evine dönüyorsun...
Ve eskiden, sevgini bir kalenin ardına saklamadan önce
sadece kendi çocuklarını sevenleri kınadığını unutmak
içinse bu defa başkaları değil kendin kanatıyorsun
sevgini.
Sonra küçük, tüylü bir köpek almak istiyorsun kendine.
Köpegi severken, kucaklarken sana acımasızlık eden
dostlarının, seni sevginin o hayal ülkesinde yıllarca
bekletip düşlerini ve ömrünü çalan sevgililerin
yüzleri geçsin istiyorsun karşından.
Onların yüzleri geçtikçe sahibin olduğun için senden
başka kimseyi sevmeyecek ve bağlanmayacak olan
köpeğine daha da sıkıca sarılmak istiyorsun, öpüp
koklamak.
Kendini öper gibi, yaralı ve belki de artık hiç
iyileşmeyecek olan kendini.
Hiç iyileşmeyeceğini artık kendinden bile
saklayamadığın böyle anlarda para kazanmak istiyorsun,
iş kurup daha çok para kazanmak.
Böyle anlarda bir kalenin ardında gizlediğin herşeye
yanlışlarla dolu olsa da senden izler taşıyan tarihine
bile düşman oluyorsun.
Seni bu hale getirenlerle bir olup bu belki de artık
hiç iyileşmeyecek yaralı kendini yoketmek
istiyorsun... Sonra yorgun düşüyorsun... Artık
dinlenmek istiyorsun. Yarına daha dinlenmiş ve
korkularından kurtulmuş olarak uyanmak istiyorsun...
Ve uykuya dalmadan önce vitrinlere bıraktığın
dalğınlığın geliyor aklına...Kendine bir kez daha
acıyorsun ve bu yüzden pahalı bulup da almadığın
giysileri almaya karar veriyorsun.
Bu pahalı giysiler sayesinde ilgilerin kölesi değil,
ilgilerin merkezi olmayı istiyorsun.
Bu giysiler sayesinde sızlayan sevgilerini örtmek,
örtmek, örtmek istiyorsun. Görünmez olmak istiyorsun.

Oysa senin gemin camdan sevgili...
İşte güçlü balığın güçsüz balığı yokettiği kanlı
denizin her tarafından seni görebiliyorum...
Sadece ben değil dost düşman herkes uykuya daldığını
görebiliyoruz buradan.
Çünkü senin gemin camdan sevgili.
Sıkıntından yediğin tırnaklarının kenarlarını...
Korkulu bir rüya gördüğünde birden silkinişini...
Yaralı sevgini korumak için aldığın onca kötücül
karara rağman nasılsa hep masum kalan sayıklamalarını
görüp duyuyorum buradan...
Kaleni ve kalenin ardında sakladığın yaralı sevgini.
Boşuna saklama sevgini. Senin gibiler hiç örtünemez
sevgili...
Seni bu kanlı deniz ve düşmanların da dostların da
hemen tanır.
Ya benzerini bulup gidersin buralardan.
Ya da seni yokederler sevgili...
Herkes gibi ve herşeyi bilerek yaşamaszın sen
Senin gibiler örtünemez...
Bu kanlı denizde senin gemin camdan sevgili.

Cezmi Ersöz

'''ALPeR'''
05-02-2009, 23:54
IHLAMURLAR ÇİÇEK AÇTIĞI ZAMAN

Dilimde sabah keyfiyle yeni bir ümit türküsü
Kar yağmış dağlara , bozulmamış örtüsü
Rahvan atlar gibi ırgalanan gökyüzü
Gözlerimi kamaştırsa da geleceğim sana
Şimdilik bağlayıcı bir takvim sorma bana
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman

Ay, şafağa yakın bir mum gibi erimeden
Dağlar çivilendikleri yerlerde çürümeden
Bebekler hayta hayta yürümeden
Geleceğim diyorum ,geleceğim sana
Ne olur kesin bir takvim sorma bana
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman

Beklesen de olur , beklemesen de
Ben bir gökkuruşum sırmalı kesende
Gecesi çok süren karlar buzlar ülkesinde
Hangi ses yürekten çağırırsa seni bana
Geleceğim diyorum,takvim sorma bana
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman

Bu şiir böyle doğarken dost elin elimdeydi
Sen bir zümrüd-ü ankaydın, elim tüylerine deydi
Sevda duvarımı aştım, sendeki bu tılsım neydi?
Başka gezegende de olsan dönüşüm hep sana
Kesin bir gün belirtmem, ne olur takvim sorma bana
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman

Eski dikişler sökülür de kanama başlarsa yeniden
Yaralarıma en acı tütünleri saracağım ben
Yeter ki bir çağır çiçeklendiğin yerden
Gemileri yaksalarda geleceğim sana
On iki ayın birisinde,kesin takvim sorma bana
ıhlamurlar çiçek açtığı zaman

Bak işte notalar karıştı ,ezgiler muhalif
Hava kurşun gibi ağır, yağmur arsız
Ey benim yeni alfabemdeki kadim elif
Ne güzellik ,ne tad var baharsız
Güzellikleri yaşamak için geleceğim sana
Geleceğim diyorum biraz mühlet tanı bana
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman

Ihlamur çiçek açtığı zaman
Ben güneş gibi gireceğim her dar kapıdan
Kimseye uğramam ben sana uğramadan
Kavlime sadığım ,sadığım sana
Takvim sorup hudut çizdirme bana
Ben sana çiçeklerle geleceğim
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman

Bahattin Karakoç...



Bedirhan Gokce-Ihlamurlar cicek acdigi zaman video izle | video klip izle indir youtube yasaktube izlesene (http://yasaktube.com/izle.php?tag=bedirhan+g%C3%B6kce&page=2&type=tag&video_id=WFTygv83JdQ)

basak.k.k
06-02-2009, 00:49
UNUTMA Kİ

Sen uykusuzluk nedir bilir misin
Tırnaklarınla yastığını parçaladın mı
Gözlerini tavana dikip
Düşündüğün oldu mu bütün gece
Ve bütün bir gün
Belki gelir ümidiyle bekledin mi hiç
Gelmeyince
Seni aramayınca
Ölesiye ağladın mı
Sonra çekilip en koyusuna yalnızlıkların
Ona ait ne varsa
Bir bir hatırladın mı

Sen günden güne erimeyi bilir misin
Dev bir ağacın vakarı içinde ölmeyi
Bir teselli aramayı
Issız parklarda, tenha sokaklarda
Ve bütün bir şehir uyurken uzaklarda
Deli divane yollara düşüp
Yaşlanmış bir köpek gibi
Eskimiş bir gömlek gibi
Atılmışlığını hissettiğin oldu mu
Sevmekten
Günler geceler boyunca yürümekten
Elin ayağın yoruldu mu

Sen yalnızlığın acısını bilir misin
Unutulmak bir hançer gibi saplandı mı sırtına
İçinde kıskançlığın zehirli çiçekleri açtı mı
Bütün gururunu çiğneyip
Sevdiğinin geçtiği yollarda
Bastığı toprakları eğilip öptün mü
Sen çaresizlik nedir bilir misin
Sen yokluk nedir gördün mü
Yanan başını
Duvarlara vurup parçalamak geldi mi içinden
Sen her gün bin defa öldün mü

Böyleyim diye ayıplama beni
Bir gün kendimi
Sonsuzluğun koynuna bırakırsam
Yaralı ve yenik bir asker gibi
Darılma
Unutma ki
Her seven isimsiz bir kahramandır
Unutma ki
İnsan; sevebildiği kadar insandır.

ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN

basak.k.k
07-02-2009, 01:47
HASRETİNDEN PRANGALAR ESKİTTİM


Seni anlatabilmek seni.
İyi çocuklara, kahramanlara.
Seni anlatabilmek seni,
Namussuza, halden bilmeze,
Kahpe yalana.
Ard- arda kaç zemheri,
Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu
Dışarda gürül- gürül akan bir dünya...
Bir ben uyumadım,
Kaç leylim bahar,
Hasretinden prangalar eskittim.
Saçlarına kan gülleri takayım,
Bir o yana
Bir bu yana...
Seni bağırabilsem seni,
Dipsiz kuyulara.
Akan yıldıza.
Bir kibrit çöpüne varana.
Okyanusun en ıssız dalgasına
Düşmüş bir kibrit çöpüne.
Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin,
Yitirmiş öpücükleri,
Payı yok, apansız inen akşamdan,
Bir kadeh, bir cigara, dalıp gidene,
Seni anlatabilsem seni...
Yokluğun, Cehennemin öbür adıdır
Üşüyorum, kapama gözlerini...
AHMET ARİF

_lain_
07-02-2009, 22:22
Nehirlere karışan zehirli atıklar gibi
ağır ağır akarak kanıma karışmakta
yokluğun!

Hiç sormadım, neydi başka elbiseler içinde bulduğun
aynı askıyla dolaba kaldırılan iki güzel yelektik biz
güveye benzer bir şey oldu suskunluğun!.. anladım ki:

aşk naftalinlenmiyormuş meğer, eğer kanıtlanmıyorsa suçun!

basak.k.k
08-02-2009, 01:02
BU KADAR SEVMEDİM Kİ/CEZMİ ERSÖZ


Dönemem terk ettiğim hiç bir yere
Dolaşıp duruyorum sokaklarda
Dilimde o son duam
Ben hiç kimseyi bu kadar sevmedim ki
Sonsuzluk gibi çıkıyordu
Bu söz içimden
Umutsuz bir yakarış gibi
Hiç bitmeyecek bir hasret gibi
Ben hiç kimseyi bu kadar sevmedim ki

WhİsPeR_18
08-02-2009, 01:10
Sen Sandım Sevdim Sensizliği...
Bir gece daha vaktini tamamlamak üzere,
Sabah'ın erken saatlerine ramak kaldı,
Yağmur yağdı bu gece sen yokken,
Islak sokaklar bana gözlerini hatırlattı...
Sandığın gibiyim ben yine,
Yeşil uzun montum üzerimde,
Dudağımda rüzgara inat bir sigara,
Yürüyorum aldırmadan soğuğa...
Her şey istediğim gibi değil,
İstediğin gibi olmuştu,
Sana vaktim dolmadan yetişmek isterken,
Takatimin miadı dolmuştu,
Biten her gün senden biraz daha kasvet yüklüyor omuzlarıma,
Önümde sahte aşkların durakları,
Ne senden geçerim ne hayallerimizden derdim,
Peki kim bozdu gözlerimin vanasını,
Ayrılık diye bir kelime olmayacaktı alfabemizde,
Sevgiyle büyüttüğümüz güller solmayacaktı bahçemizde,
Hani yıllar sonra da saçlarımız ağarsa bile sevecektik delicesine,
Sözlerin yalan dolandan başka bir şey anımsatmıyor bu günlerde,
Kaybetmişliğin mahcupluğu dursa da yüzümde,
Gamzelerin eksik olmasın gül yüzünde,
Çalarsa bizim şarkımız radyo da yada eski bir teypte,
Nakaratını söyle duyamasam da benim yerime...!!!

_kaBus_
08-02-2009, 01:18
Sana gitme demeyeceğim.
Üşüyorsun ceketimi al.
Günün en güzel saatleri bunlar.
Yanımda kal.

Sana gitme demeyeceğim.
Gene de sen bilirsin.
Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim,
İncinirsin.

Sana gitme demeyeceğim,
Ama gitme, lavinia.
Adını gizleyecegim
Sen de bilme, lavinia.


özdemir asaf

basak.k.k
08-02-2009, 01:49
BEKLE



Gelecegim bekle dedi

Ben beklemedim o da gelmedi

Ölüm gibi birşeydi

Ama kimse ölmedi


özdemir asaf

misanthrope
08-02-2009, 02:40
İKİ BIÇAK

İki bıçak seç kendine
Biri yaralamak için
Biri öldürmek
Pusu kur gözlerin
Karanlık gölgesine
Biri sevmek için
Biri ihanet
İki yürek seç kendine
Biri yaşamak için
Biri gizlenmek
Bir korkak, bir kaçak, bir firar
Kaç kişisin sen sevdiğim, çocuk
İçimdeki bıçak bir kere daha dönüyor
Olduğu yerde
Kalırsan sel basar yataklarımı
Gidersen uçurum çiçekleri açar kalbimde
Kimi zamanlar olur sevgilim
İki bıçak bile yetmez bir tek ölüme


Murathan Mungan

misanthrope
08-02-2009, 02:43
ZARF

İçi dışı boş sözler hüzünlü manzaralar şimdiden
bütün dillerin lanetlediği anlam
dilimizin ucundaki uzaklık
başkalarının cebinden çaldığım ayna
yüzümün eşi yok bende
gündüzler umurumda değil
umurumda değil bekçi kulubeleri
geceler,kıyasıya tekil serüven
geceler kantaşı
geceler,ayrı düşmüşleri
birleştiren yalnızlık
kapalı zarf yaşandı son günler
yaralar ve anılarla mahsur kaldık
zarf atmayın!
hepiniz biliyorsunuz
cevabı beyaz kağıt
artık ayrıldık.


Murathan Mungan

misanthrope
08-02-2009, 02:44
ZEHİR*

Çocukken haftalar bana asırdı;
Derken saat oldu, derken saniye...
İlk düşünce, beni yokluk ısırdı:
Sonum yokluk olsa bu varlık niye?

Yokluk, sen de yoksun, bir var bir yoksun!
İnsanoğlu kendi varından yoksun...
Gelsin beni yokluk akrebi soksun!
Bir zehir ki, hayat özü fâniye...


Necip Fazıl Kısakürek

Mayıs 1983
* Son Şiiri

misanthrope
08-02-2009, 02:47
Bir Gece

gecede bir uyku,
uykunun içinde ben...
uyuyorum,
uykudayım,
yanımda sen

uykunun içinde bir rüya,
rüyamda bir gece,
gecede ben...
bir yere gidiyorum,
delicesine...
aklımda sen.

ben seni seviyorum,
gizlice......
el pençe duruyorum,
yüzüne bakıyorum,
söylemeden tek hece.

seni yitiriyorum,
çok karanlık bir anda...
birden uyanıyorum,
bakıyorum aydınlık;
uyuyorsun yanımda,
güzelce.......


Özdemir Asaf



-Üff...

misanthrope
08-02-2009, 02:50
BİR FOTOĞRAFA

Karşımdasın işte...
Bana bakmasan da oradasın, görüyorum seni.
Ah benim sevdasında bencil, yüreğinde sağlam sevdiğim.
Kalbime gömdüm sözlerimi, ceset torbası oldu yüreğim.
Tıkandığım o an,
Elimi nereye koyacağımı şaşırdığım o an işte,
Aklımdan o kadar çok şey geçti ki takip edemedim.
Ellerim boşlukta, ben darda kaldım.
Ellerim buz gibi, ben harda kaldım.
Bir senfoni vardı kulağımda çalınan,
bitti artık hepsi...

Köşeme çekildim, hani hep kaldığım köşeme.
Bakış açım belli oldu yine.
Geride kalan, ardından bakar gidenlerin.
Bir meltem olacak rüzgarım dahi kalmadı benim.
Dağlara çarptım her esişimde.
Yollara küfrettim her gidişinde.

Demiştim sana hatırlarsan:
“Önemli olan ‘zamana bırakmak’ değil,
‘zamanla bırakmamak’tir..”
Şimdi bana, geçen o zamanın
Unutulmaz sancısı kalır

Gittiğim eğer bensem, söyle bana kimden gittim?
Sende yoktum zaten ben, ben yine bende bittim...


Naızm Hikmet Ran...

basak.k.k
08-02-2009, 02:54
yalnızlığa alışmalı..

Bavulları hep toplu durmalı insanın...
Bir gün telefonların hiç çalmayabileceği hesaplanmalı...
Tül perde arkasından misafir yolu gözlemekten vazgeçmeli...
İhanetlere, terkedilmelere, bir başına bırakılmalara hazırlıklı olmalı...
Yalnızlığa alışmalı...
Çünkü omuz omuza günlerin vakti geçti.
Dayanışma, günümüzün borsasının değer kaybeden hisse senetlerinden biri
artık...
Bireyin keşif çağı, geride kırık dökük yalnızlıklar bıraktı.
Terörün bile bireyselleştiği çağdayız.
Zaman, birlikten kuvvet doğurma zamanı değil;
Zaman, tek başına dimdik ayakta kalabilmeyi becerme zamanıdır...
İşte o yüzden alışmalı yalnızlığa...
Sokaklar dolusu ıssızlıkla başbaşa yaşamayı göze almalı insan...
Güvendiği dağlardaki karlara bakıp ders çıkarmalı...
Hüzünlü bir şarkıyla paylaşılan gecelerde başını dayayacak
bir omuz arama huylarından vazgeçmeli...
Sofrada tek tabağa, tabakta az yemeğe alışmalı...
Romanlardan, yalnızlığı yücelten paragraflar asmalı evin en görünür
duvarlarına...
Yalnızlık paylaşılmaz/Paylaşılsa yalnızlık olmaz
Dizeleriyle başlamalı güne...
Telesekretere Şu anda size cevap verebilecek kimse yok! denmeli,
Belkide hiç olmayacak... cevapsızlığa, sessizliğe ısınmalı...
Oysa sessizlik haksızlığa alkıştır.
Haklılığın onuru yaşatır insanı...
Susmanın utancı öldürür...
O yüzden en sessiz gecelerde Doğruydu, yaptım la teselli bulmalı insan.
Feryada komşuların yetişmemesine,
Soğuk duvar diplerinde sessizce ağlaşmaya alışmalı...
Kendiyle hesaplaşmaya çalışmalı...
Gece yastıkla ağlaşmaya, sabah aynayla gülüşmeye,
Kendiyle hüzünlenip, kendiyle keyiflenmeye hazır olmalı...
Hep başını alıp gidebilecek kadar cesur,
Ama hep kalıp savaşacak kadar gözüpek olabilmeli...
Sessizliği, sese dönüştürebilmeli...
Ve sırt çantasını her daim hazır tutmalı insan...
Yollarla barışmalı...
Yalnızlığa alışmalı...

Can Dündar

_kaBus_
08-02-2009, 17:11
sadece bir dörtlük;

sokakta giderken, kendi kendime
gülümsediğimin farkına vardığım anlarda
insanların beni deli zannedeceğini düşünüp
gülümsüyorum... =)(=

Orhan Veli Kanık

basak.k.k
08-02-2009, 21:34
Mırıldandıklarım/Murathan Mungan

Kırdın mı incittin mi birilerini
Kimleri kazandım, yitirdiklerim kimler.
Kendimi yeniledim mi yazdıklarımda?
Yeniden düşünmeliyim
Dostluklarımı, ilişkilerimi
Gözlerim çocukluk fotoğraflarında mı kaldı
Yitirdim mi yoksa masumiyetimi?
Borçlarımı ödedim mi?
Doğru seçtim mi soruların fiillerini?
Tırnaklarım kesilmiş, dişlerim fırçalanmış, saçlarım taranmış,
giysilerim ütülü, odam düzenli mi?
Geri verdim mi aldıklarımı:
Aşkları, dostlukları, sevgileri, güvenleri, bağları,
Kitaplara, sayfalara, satırlara borcumu ödedim mi?
Yokladım mı duygularımı
Hala sevebiliyor muyum insanları?
Ovmalı gümüşleri, bakırlarımı; cila geçmeli ahşaplarıma
ovmalı umutları
Saklı tutmalı gelecek inancını, yarınları eksik etmemeli ağzımızdan
Ey uzak akrabalarım, üvey aşklarım
Mevsim sonu dostlarım, işporta malı ayrılıklar
Arkadaş ölümleri, dost hançerleri, talan ettiğimiz zulalar
Gece telefonları, ıssız konuşmalar
Mağrur incelikler, vurgun yemiş ilişkiler
Uçurum duygusuyla yaşadığımız hayat ey
O kadar çok anlattım ki
Kendime kaldım anlatmaktan...
Bunaldım kendisiyle boğuşmasını
Başkalarında çözmeye çalışan insanlardan
Usandım sözcük oynamalarından, tılsımlı sıfatlardan,
Ofset duyarlılıklardan
Kaç zamandır duru, yalın, çalışkan, iyi insanlar özlüyorum
"içtenliğin" ya da "dünya görüşünün" kirletmediği
Kendime bir yeni yıl kartı yazarak bunları diliyorum
Aranıp duruyorum adresini yitirdiğim insanları
vitrin camlarına yansıyan yüzlerde
Bilmiyorum kalmış mıdır adresini yüzlerinde taşıyan insanlar
Hala bir umut var mıdır
Çıkmaz bir sokağa benzeyen bu avare avunması vitrinlerde
Ne çıkmaz sokaktayım ne de mutsuz
Sadece rüzgarlardan daha güçlü olmak istiyorum o kadar
Açık denizlerde nice yolculuklara yelken açarken
Kış güneşinin mutlu ettiği bir kedi gibi mutlu, emin, tasasız
Sere serpe ve keyifli olmak tek isteğim ve dileğim
senin ve benim, yani bizim için...

quLL
08-02-2009, 21:54
Erkek kadına dedi ki:
-Seni seviyorum,
ama nasıl,
avuçlarımda camdan bir şey gibi kalbimi sıkıp
parmaklarımı kanatarak
kırasıya
çıldırasıya...
Erkek kadına dedi ki:
-Seni seviyorum,
ama nasıl,
kilometrelerle derin, kilometrelerle dümdüz,
yüzde yüz, yüzde bin beş yüz,
yüzde hudutsuz kere yüz...
Kadın erkeğe dedi ki:
-Baktım
dudağımla, yüreğimle, kafamla;
severek, korkarak, eğilerek,
dudağına, yüreğine, kafana.
Şimdi ne söylüyorsam
karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana..
Ve ben artık
biliyorum:
Toprağın -
yüzü güneşli bir ana gibi -
en son en güzel çocuğunu emzirdiğini..
Fakat neyleyim
saçlarım dolanmış
ölmekte olan parmaklarına
başımı kurtarmam kabil
değil!
Sen
yürümelisin,
yeni doğan çocuğun
gözlerine bakarak..
Sen
yürümelisin,
beni bırakarak...
Kadın sustu.
SARILDILAR
Bir kitap düştü yere...
Kapandı bir pencere...
AYRILDILAR...


NAZIM HİKMET

Mna.1905
09-02-2009, 19:26
İmkansızlığa Çare Yok…

Dünyalara sığdıramayacak kadar çok sevdiğim
O canın karşısında,
Tek taraflı bir aşkın kollarındayım,
Çaresizim…
Her gün başka türlü bir acının ellerinde kalbim,
Aşk mucizesinin onu bulmasını istiyor artık yüreğim,
Oradan oraya sürükleniyor hep bedenim,
Artık gerçeğin bir parçası olsun istiyor hayallerim…

Geçmek bilmeyen zamanın esiri olmuş aklım,
Kalbimle uymayan duyguların mücadelesi içinde…
Sonu gelmeyen bir labirentin içindeyim sanki,
Saatler geçerken kaybolduğum hissi huzursuz ederken beni
Uzaktan da olsa ufak bir ışık görmeyi diliyor gözlerim…

İmkansız oluşun yorsa da beni,
Bir umut hala bekliyorum…
Ama bedenim bedenine,
Yüreğim yüreğine,
Nefesim nefesine
Kavuşmak istiyor artık…

Gün geçtikçe tükenen umutlarım sarıyor etrafımı,
Unut artık dercesine…
Tehdit edercesine bakıyor acılarım,
Kalbimden gelen acı dolu haykırışlar
Kulağımda çınlıyor her an…



Ey aşk!
Şimdi tam zamanı:
Ya bırak git, terk et
Mahvettiğin,
Sen gidince ardını toplamayı,
Belki iyileştirmeyi başarabileceğim kalbimi !
Ya da
Tek taraflılığının karşılığını ver bana,
Ver artık sevdiğimi bana,
Anlasana,
Onsuz aldığım her nefes,
Akan her damla,
Geçip giden her saniye
Haram oluyor bana…

benim yazdığım bir şiirdir :))

sümüş
09-02-2009, 19:35
Ağla Yüreğim

Akşam olur
Bir başıma kalınca
Bu yerde...

Özlemin
Ateş olur..!
Dokunduğun her yerde
Kıvılcımlar saçar
Özlem ateşin
Yangınlara döner...

İçimde
Yıkılmaz sandığım
Dağlar erir
Ormanlar bir bir yanar.

Eğil başım
Sen..
Öne eğil....

Bunca yıldız varken
Gece neden karanlık olur
Sevdiğim.....

Kaybetmeyince
İnsan
Bilmezmiş
Elindeki nimetin kıymetini.

Ağla yüreğim kendi haline
Sen
Şimdi ağla..

basak.k.k
09-02-2009, 23:49
Bazen

Yıldızları süpürürsün, farkında olmadan,
Güneş kucağındadır, bilemezsin.
Bir çocuk gözlerine bakar, arkan dönüktür,
Ciğerinde kuruludur orkestra, duymazsın.
Koca bir sevdadır yaşamakta olduğun, anlamazsın.
Uçar gider, koşsan da tutamazsın...!

William Shakespeare

aslıyivrum
09-02-2009, 23:54
Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında;
Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.
Yolumun karanlığa saplanan noktasında,
Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.

Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık;
Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.
İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık.
Biri benim, biri de serseri kaldırımlar.

İçimde damla damla bir korku birikiyor;
Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler...
Üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor;
Gözüne mil çekilmiş bir ama gibi evler.

Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi;
Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.
Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi;
Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.

Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta;
Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum!
Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta;
Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum!

Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin;
İki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler.
Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin;
Yolumun zafer takı, gölgeden taş kemerler.

Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim;
Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!
Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim;
Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.

Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya;
Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.
Dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir kuyuya,
Ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi..



Necip Fazıl Kısakürek

basak.k.k
10-02-2009, 00:05
Anlasilmayan Seyler

Kolay bir hüzündür gecenin kovugundan sarkan
Ellerindeki paramparça gecmisin sig bir gövdesidir yolun ortasinda
Erken bir gülüse baslarken (tutanabildigin yalnizca bir gülüs)
Ve sanki (kendinden korkan) bir erken baglanmislik varolus ve tükenisin.
Bir görüntü anlatir (sanki) bir yolun, bir yogunlugun ortasinda bal rengi kani
Ve ayriligin ta içinde biriken küllügüdür özlemin.
Eski, ep eski anlatilmamisliktir defterlerin.
Kuruyan su.
Kuruyan uykusu.
Ve kan yine de bal rengi derbederligin.

Murathan Mungan

eylülist
10-02-2009, 00:10
DESEM Kİ


Desem ki vakitlerden bir Nisan akşamıdır,
Rüzgârların en ferahlatıcısı senden esiyor,
Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini,
Ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim,
Senden kopardım çiçeklerin en solmazını,
Toprakların en bereketlisini sende sürdüm,
Sende tattım yemişlerin cümlesini.

Desem ki sen benim için,
Hava kadar lazım,
Ekmek kadar mübarek,
Su gibi aziz bir şeysin;
Nimettensin, nimettensin!
Desem ki...
İnan bana sevgilim inan,
Evimde şenliksin, bahçemde bahar;
Ve soframda en eski şarap.
Ben sende yaşıyorum,
Sen bende hüküm sürmektesin.
Bırak ben söyleyeyim güzelliğini,
Rüzgârlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber.
Günlerden sonra bir gün,
Şayet sesimi farkedemezsen,
Rüzgârların, nehirlerin, kuşların sesinden,
Bil ki ölmüşüm.
Fakat yine üzülme, müsterih ol;
Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini,
Ve neden sonra
Tekrar duyduğun gün sesimi gökkubbede,
Hatırla ki mahşer günüdür
Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum.

Cahit Sıtkı TARANCI

basak.k.k
10-02-2009, 00:24
Biliyorum Sana Giden...



Biliyorum sana giden yollar kapalı
Üstelik sen de hiç bir zaman sevmedin beni

Ne kadar yakından ve arada uçurum;
İnsanlar, evler, aramızda duvarlar gibi

Uyandım uyandım, hep seni düşündüm
Yanlız seni, yanlız senin gözlerini

Sen Bayan Nihayet, sen ölümüm kalımım
Ben artık adam olmam bu derde düşeli

Şimdilerde bir köpek gibi koşuyorum ordan oraya
Yoksa gururlu bir kişiyim aslında, inan ki

Anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi
Ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği

Kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda;
Hangi şarkıyı duysam, bizimçin söylenmiş sanki

Tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor
Nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini

Çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu;
Bağışla bir daha tekrarlanmaz hiçbiri

Rastlaşmamak için elimden geleni yaparım
Bu böyle pek de kolay değil gerçi...

Alışırım seni yalnız düşlerde okşamaya;
Bunun verdiği mutluluk da az değil ki

Çıkar giderim bu kentten daha olmazsa,
Sensizliğin bir adı olur, bir anlamı olur belki

İnan belli etmem, seni hiç rahatsız etmem,
Son isteğimi de söyleyebilirim şimdi:

Bir geceyarısı yazıyorum bu mektubu
Yalvarırım onu okuma çarşamba günleri
.

Cemal Süreyya

sErSeRi_06
10-02-2009, 03:51
Hala sen varmışsın gibi
İki yastıkla yatıyorum..

Kimseye söyleme gidişini, ben söylemedim.
Elimde senin siparişin olmayan torbalarla geliyorum eve..
Ağlaya ağlaya öpüyorum yattığın yastığı yorganı
Sanki beni az önce yolcu etmişsin gibi çıkıyorum sokaklara..
Üst komşuya hava atarak, bi fiyaka bi görsen..
Ne garip bu insanlar!
Bütün mahalle, hatta alttaki bakkal bile seni geçen kasım öldü sanıyor...
Ne garip bu insanlar!
Hala her sabah bana selam veriliyor..
Sanki yaşıyormuşum gibi..

Kelebek..
10-02-2009, 12:10
KELEBEK


Son isteğin nedir?
Sorusu,
Çok, çok kolaydır,
ilk isteğin nedir?
Sorusundan.

Çünkü,
O soruyu
Kimse kimseye soramadı,
Korkusundan.



Özdemir asaf

gecelerinyargici
10-02-2009, 16:42
Acılarım

Konuşabilen hafif acılarım vardı
Onlar,
Dost gözlerde buluşmak için
Birkaç çağrıydı.
Onlar,
Tesellilerde tebessüm etmek için,
Birer kansız yaraydı.
Onlar,
İçimdeki çocuğu uyandırmak için,
Biraz şakaydı.
Dilsiz olan derin acılarım vardı
Ama onlar,
Hiçbir canlıya sorumlu olmamak için,
Bir ağır imtihandı.
ismail ....

gecelerinyargici
10-02-2009, 16:43
kendi şiirlerim

Damlanin Öyküsü

Bulutlarda dogdum ben.
Özlemle baktiginiz, erişemediginiz o bulutlarda.
Genç kizlarin gelinlik rengine bürünmüş rüyalarinda.

Yükseklerden izledim insanlari ben.
Bir gün onlarin seviyesine inecegimi hiç düşünmeden.
Doyasiya seyrettim onlari hissettirmeden.

Bir gün üşüdügümün farkina vardim ben.
Kara bir bulut gördüm dogdugum yere yaklaşan.
Sonra binlerce ben gördüm telaşla kaçişan.

O zamana kadar anlamadin neydim ben.
Geldin, acimasizca çarptin bulutuma neden?
Bir şimşek ki, yakti yüregimi kül etmeden.

Anladim bir damlaydim ve düşüyordum ben.
Rüzgarla savrulmayi ögreniyordum hayat yagmurunda.
Merak ediyordum, sonum kimin saçlarinda

Güzellikleri gök yüzünde kaybettim ben.
Güzel kiz! Biliyorum herkes gibi acimasizsin.
Yukaridan aşagiya maceramin tek yazgisisin.

Bulutlarda dogan bir damlaydim ben.
Düştüm saçlarina, kayiyorum telinden ve kuruyacagim.
Bilmiyorsun ki, seninle ve gözlerinde yaşayacagim.
ismail ....

basak.k.k
11-02-2009, 01:14
TERKEDEN

Kimdi giden kimdi kalan
Giden mi suçludur herzaman?
Ne zaman başlar ayrılıklar
Dostluklar biter ne zaman

Her geçen gün bir parça daha
Aldı götürdü bizden
Aynı kalmıyordu hiçbir şey
Değişiyordu herşey
kendiliğinden

Artık çözülmüştü ellerimiz
Artık bölünmüştü yüreğimiz
Birimiz söylemeliydi bunu
Ötekini incitmeden

Kimdi giden kimdi kalan
Aslında giden değil
Kalandır terkeden
Giden de
bu yüzden gitmiştir zaten

murathan mungan

yas-emin
11-02-2009, 23:50
ÖNDEYİŞ

Bedenim üşür, yüreğim sızlar.
Ah kavaklar, kavaklar...

Beni hoyrat bir makasla
Eski bir fotoğraftan oydular.

Orda kaldı yanağımın yarısı,
Kendini boşlukla tamamlar.

Omuzumda bir kesik el,
Ki durmadan kanar.

Ah kavaklar, kavaklar...
Acı düştü peşime ardımdan ıslık çalar.

Metin Altıok


ilk şiirdir bu hayatımda..
bilgisayar sınavında sınav kağıdının altına ekleyivermiş hoca:)
komik.. "bunu napıcaz" diye sordular.. hıh.. gerçekler...:/ can sıkıcısınız!
teşekkürler hocam..

basak.k.k
12-02-2009, 01:53
DÜN SABAHA KARŞI


Dün sabaha karşı kendimle konuştum
Ben hep kendime çıkan bir yokuştum
Yokuşun başında bir düşman vardı
Onu vurmaya gittim kendimle vuruştum

murathan mungan

yas-emin
12-02-2009, 02:00
Dün sabaha karşı kendimle konuştum
Ben hep kendime çıkan bir yokuştum
Yokuşun başında bir düşman vardı
Onu vurmaya gittim kendimle vuruştum

murathan mungan[/QUOTE]

çok severim bu şiiri..
murathan mungan harikadır ama özdemir asafın bu..


özdemir asaf....

Yüzümde hüzünden gölgeler varsa,
O hüzün yüzündendir olsa olsa.
bilmiyorum ki bu yaşamın çoğu yaşanmamışsa,
Yaşanamadığı okunur, şimdi, daldımsa.
özledikçe yalnız durup-susup baktımsa,
sorulacakken nedeni nasıl sormadımsa.
geldiğini umudumla umudla umdumsa,
geleceğini görüyor-biliyordum, anlattımsa.
o gecip gitti ora' sına, ben göremedim, baktıysa.
derim ki şimdi, bir daha gelse de, sorsa.
sözümle, yüzümle, gözümle dedim, duysa.
bense buramda onu bekledim oysa.
yüzümde hüzünden gölgeler kaldıysa,
İçimde örülen duvardan düşmüştür, çatladıysa

basak.k.k
13-02-2009, 01:06
Söylesem Söyleyebilsem Ah Derdimi

söylesem ah söyleyebilsem derdimi
mehtap bir gecede açabilsem sana kalbimi
göreceksin seninle dolu
desem, diyebilsem ki seviyorum seni
çilginca asigim sana
ama demem, diyemem
çünkü aramizda daglar, denizler
ve benim o kahrolasi gururum var
bu böyle sürüp gidecek
sen, seni sevdigimi bilmeyecek, ögrenmeyeceksin
ben her gece yildizlara seni sevdigimi söyleyecegim
sana asla...
çünkü aramizda daglar denizler
ve benim o kahrolasi gururum var

Victor Hugo

Mizahi
13-02-2009, 01:15
Bağlanmayacaksın

Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
"O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.

Ve zaten genellikle o daha az sever seni,
Senin onu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de
korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları...
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
"O benim." diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasın istiyorsan birşeylerin...
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
Mesela turuncuya, yada pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden, Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, Hem
de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak...

Can YÜCEL

özlem_m
14-02-2009, 17:07
NERDESİN

Geceleyin bir ses böler uykumu,
İçim ürpermeyle dolar: -Nerdesin?
Arıyorum yıllar var ki ben onu,
Aşıkıyım beni çağıran bu sesin.

Gün olur sürüyüp beni derbeder,
Bu ses rüzgarlara karışır gider.
Gün olur peşimden yürür beraber,
Ansızın haykırır bana: -Nerdesin?

Bütün sevgileri atıp içimden,
Varlığımı yalnız ona verdim ben,
Elverir ki bir gün bana derinden,
Ta derinden bir gün bana “Gel” desin.

AHMET KUTSİ TECER

sümüş
14-02-2009, 20:01
göz kaptırdığım renkten, kulak verdiğim sesten,
affet senden habersiz aldığım her nefesten...

NECİP FAZIL KISAKÜREK

'''ALPeR'''
15-02-2009, 01:59
İbrahim Sadri - Öylesine Sevmiştim

Şimdi gidiyorsun git
Bütün sabahları üşüdüğüm
Bütün gördüğüm senli günlerim onlar da gitsin
İçimde bir şarkı
Gözünde bir ışık kalmıştı her şeye inat
Kapat gözlerimi sevdiğim anlarda gitsin
Yıldızları da alsana yanına gökyüzünden
Sevdiğimiz şarkıları da
Pencereme konan yusufcuklarıda
Bana karanlığı bırak
Beni bırak beni böyle bırak
Böyle ansızın, böyle yakışıksız
Böyle anlamsız, böyle dağınık
Öyle kapıda susuşum
Öyle sarsak, öyle serkeş, öyle çerkes duruşun
Koy beni sensizliğe
Ve otursun içime kül gibi kor yangını

Şimdi gidiyorsun git
Hadi git
Hepsi hepsi bir sevda benimkisi al da git
Hadi kanatma
Hadi yıkma
Hadi dokunma
Zaten ben seni öylesine sevmiştim

Şimdi gidiyorsun git
Bütün sabahları üşüdüğüm
Bütün gördüğüm senli günlerim, onlar da gitsin
İçinde bir şarkı
Gözünde bir ışık kalmıştı her şeye inat
Kapat gözlerimi sevdiğim anlarda gitsin
Şimdi gidiyorsun git
Hadi git
Hepsi hepsi bir sevda benimkisi al da git
Hadi kanatma
Hadi yıkma
Hadi dokunma
Zaten ben seni öylesine sevmiştim...

'''ALPeR'''
15-02-2009, 02:26
Adı Dua Olan Sevgilim

Yedi rekât günah kıldım bedeninde
Dizlerinde yedi zikir secdeye vardım
İhmalin uzak meleğine teninde aldandım
Yapayalnızdım kendi kalabalığım içinde
Tarih kadar yalnız,
aşka âşina, acıya unutkandım

Er yüzlerde tavaf ettim bunca yıl kalb evini
Kırk yemin kurutmuştur sanırken içimin pınarlarını
İnanmadığım Allah'a
Senin yüzünde inandım
Adı dua olan sevgilim
Yandım yandım yandım

Sessizliğe borcum var birkaç kelime,
Sessizliğe borcum var birkaç feryat,
Sessizliğe borcum var birkaç çığlık,
Sustum, yıllarca sustum kan içinde
Ödeyemedim borcumu onca şiirle
Adı dua olan sevgilim
Yandı ruhumun gömleği
Yedi deryalar içinde
Aştım aştım aştım

Aslında sen yoktun
Yalnızca bir duayı sevdim ben
Varlığın yalanımdı
Aşktım aşktın aşktı
Geçti gitti hepsi
Geçti gitti işte
Dudaklarım kilitli
Yasin yasin yasin

Çok şükür ölmeden
Son duamı ettim ben
Allah beni tek etti
Kendi dağımı kazdım defterime
Gün geldi burdan da gittim



Murathan Mungan

'''ALPeR'''
15-02-2009, 02:31
Gece Nöbeti

daha az seviyorum seni
giderek daha az
unutur gibi seviyorum
azala azala
aramızdaki uzaklığın karanlığında

geceler kısalıp, gündüzler uzuyor böyle olunca
daha az seviyorum seni
kendini iyileştiren bir yara gibi
daha az
ve zamanla

sen geceyi tutuyorsun, ben nöbetini
uzak dağ kışlalarında
görmüyoruz birbirimizi
usul usul sis iniyor
kopmuş yollara
ışığı hafif, uykusu ağır koğuşlarda üzerini örtüyorum senin
bir çığ gibi büyüyorsun rüyalarımda
sevgilim sevgilim
yıldızları daha büyüktür bazı gecelerin
nöbet kadar yalnızken öğreneceksin bunu da

artık daha az seviyorum seni
unutur gibi, ölür gibi daha az
yeniden ödetiyorum kendime
onca aşkın öğretemediğini
kolay değildi
yalnızca sevgilimi değil, evladımı da kaybettim ben
kaç acı birden imtihan etti beni
bir tek gece vardır insanın hayatında
ömür boyu sürer nöbeti
bu da öyleydi,
iyi ol, sağ ol, uzak ol
ama bir daha görme beni.



Murathan Mungan

basak.k.k
15-02-2009, 02:48
Bes Dakika Bekle Git

Sen Istinye'de bekle ben buradayim
Içimde köpek gibi havlayan yalnizligim
Çünkü ben buradayim karanliktayim
Belki gelmem gelemem bes dakika bekle git

Çünkü elimi kestim beni kan tutuyor
Sarabim bütün eksi suyum soguk
Yanimda olmadin mi seni daha bir seviyorum
Belki gelmem gelemem bes dakika bekle git

Yüzünü islatmadan aglayabilir misin
Yari geceden sonra telefon ettin mi hiç
Karanlik adamlar hüviyetini sordu mu
Ben senin olmadigini ariyorum
Belki gelmem gelemem bes dakika bekle git

Bana ait ne varsa seni korkutuyor
Sana ait ne varsa hiçbiri benim degil
Belki ölmek hakkimi kullaniyorum
Belki gelmem gelemem bes dakika bekle git

Attila Ilhan

'''ALPeR'''
15-02-2009, 03:05
Azrail Oluyorsun

kördüğümsün fikrimde, çözülmeye niyetsiz
açan bir gül, gözyaşlarımla beslenen
mavi bir okyanus ömrüme inat, dalga dalga
yüreğime asırlık derdin binmiş, soluğu ensemde
saklasamda orta yerindeyim sevdanın
müebbet giymiş mahkumun uykusuzluğundayım
tutmayım seni, işkence kaldığın her an
gideceksen git, durma bir an

içimde depremler
içimde yangınlar
seni tutsam, ağlasan, bıraksam
saçlarını belik belik yapsam
gözyaşlarım yüklü bulutlarla uğurlasam
kafamı vursam duvarlara
bir inada binse ömürlük sevdam
yiksada, yiksada yine mutluluğu aşkında bulsam

nasıl sa adımlarına söz geçmiyor
gideceksin kafaya koymuşsun sen
kal desem faydasız....yakıyorsun
bir ömürlük sevdaya azrail oluyorsun...


ne olmuşsa bu yalancı baharlarda olmuş
kış bitmemiş, yakacak odun tükenmiş
kalmışım çırıl bir halde ayazlarda
sorgusuz bir sevda diye yaslanırken
çilesi yaklaşmış,hüzün takalarının,
yüreğimi saldığım hırçın sularda...

istanbul kalabalığımsın istanbul
koskoca toprakların derdi gibi apaçık
gün geliyor kemiriyor ıssızlığım
ve bir gün aslı olmayan bir gülüş.
yanağımın sana ayırdığım öpücük boşluğunda..

bunca kedere
bunca sevmişliğin üstüne
ne yi uydursam kar etmez..
sisli bir ankara olur bakışlarımın altı
heybetinden devrilmiş dağ sanki
sokak arası berduşlar misali
sallana sallana geziyor sevmediğin adam şimdi

nasıl sa adımlarına söz geçmiyor
gideceksin kafaya koymuşsun sen
kal desem faydasız....yakıyorsun
bir ömürlük sevdaya azrail oluyorsun....


Denizhan BURHAN

kelebeğim
15-02-2009, 19:52
Bitti

Aslında sen...
beni, şimdi kaybettin…
Elimde valiz,
Kapıdan çıkarken değil…

Bitti,
terk ettim seni,özgürsün artık,
istediğin yere,istediğin kadar git!

Ne telefonun,
Ne kapın çalınacak...

Beni anımsayacaksın gülümseyerek,
Acı tebessümün dudaklarında donacak.
söylediklerim,aklından çıkana dek!


Güneş sana,
yarın yine doğacak,
gün geceye bağlanacak,aynı yerinden…
bu mevsimin sonunda,
yağmurlar başlayacak,
ve sen üşüyeceksin,
titreyeceksin,
her damlasında beni anımsayarak!

Dokunduğum yerlerin acıyacak hep,
benim köşem soğuk, bomboş kalacak,
hayat kitabından,sayfalarımı koparıp aldım.
Yüreğin hep aralı, yerim hiç dolmayacak!!

Delişmen sevdalarını düşleyeceksin,
Gün doğarken
mor sarmaşıklarla
yine ben geleceğim usuna.
Bütün bir gün,
kah sahilde bir martı,
Kah kayalarda dalgaların unuttuğu
bir avuç su gibi, anlamsız kalacaksın!

Akşam üstü;
yasemin kokusuyla gireceğim!
rüzgarın açtığı pencerenden
odana...

hep neden neden diye dolaşacaksın…
iki elin cebinde başın önüne düşmüş…
her yasemin kokusu duyduğunda,
aldanacaksın...
acaba o mu, geri mi dönmüş,
sevinerek çıkacaksın merdivenleri
üçer beşer atlayarak,çabucak,
kapıyı açınca yine o kabus
sana bakıyorum,
sessizce
ağlayarak. . .

kirpiklerimde yığılmış
silemediğin gözyaşım,
defalarca çıkıyorum
o kapıdan,
sana dokunarak....

ve sen, eve geleceksin,her akşam
güneş cama yapışsa da
nafile,
odan hiçbir zaman aydınlık olmayacak!

farkına varacak mısın bilmem,
sadece götürdüğüm valizim değil...
sıcak bakışlar,
sevda kokusu,heyecan...
ve yaşama sevincin olacak,

pencerene konan güvercinin coşkusu,
gölgesine sığındığın sarmaşık,
hepsi aynı, hepsi yerli yerinde
sanacaksın...
ama, giderken götürdüğüm ışığı...
sanırım her sevdanda,
her kadında arayacaksın...

Fatma Müjgan

'''ALPeR'''
16-02-2009, 02:40
SENİ SEVİYORDUM

Sana uzak kentlerden birinde zamanın bir yerinde seni ve senli günleri anımsattı akşam güneşi...

Onca zamanın üstünde eskimeyen bir düşüncesin şimdi

İnsan hergün anımsar mı aynı gözleri

SENİ SEVİYORDUM ve senin haberin yoktu

Saçlarını izliyordum uzaktan, kulağının arkasına düşüşü ve burnun, herkesten başkaydı işte...

Güldüğü zaman yukarıya bakardı;

Yukarı kalkan başın ve gülen gözlerin vardı...

Ne güzeldiler sen bilmiyordun...

BEN SENİ SEVİYORDUM...

Kalbime sığmıyordu aklımdan geçenler

Duvarlara, vitrin camlarına, kaldırımlara çarpıyordu

Geri dönüyordu, çoğalarak

Senin sesini duyduğum masalarda erteliyordum herşeyi, herseyi erteleyişim oluyordun

Kalp ağrısı oluyordun,

Birlikte soluduğumuz sokak isimleri oluyordun,

Mevsimler değişiyor ve büyüyorduk,

Dönemeçler geçiyor, köprüler göze alıyorduk ve bazen tekin olmayan suların üzerinden atlıyorduk

Cesurduk...

Ufuk çizgisi maviydi, gün batımı hep turuncu ve kırmızıydı bütün karanfiller...

Ben SENİ SEVİYORDUM sen bilmiyordun...

Sevinçlerim oluyordun arasıra sen hiç bilmiyordun

Sonra herhangi biri oldun, bütün sevinçlerim bittikten sonra

Yağmurlar yağdı, serin haziran akşamları

Derken bir gün uzaktan gördüm seni...

Saçların bana inat başın herseye meydan okuyarak işte yine aynı

Kalbimi acıttı her zamanki gibi...

Değiştik sanıyordum ve sen yine bilmiyordun

Şimdi bunları anlatsa sana birileri kim bilir yada boşver bilme en iyisi...



İclal Aydın

merve.b
16-02-2009, 02:49
al yalnızlığını gel sıkılmayız
senın yalnızlıgın benim yalnızlığımla konuşur
biz,ikimiz susarız

basak.k.k
16-02-2009, 23:29
ÖNCE...

Çıktığım dağlar küllenirdi içimde
sessiz, serin sulara inerdim
ceylanlardan önce

sular yıkayabilirdi beni o zamanlar
güneş alırdı içimin avlusunu

uyurken sızlıyor içimdeki can:
kanlısıydım öldürdüm
çoğaldı düşlerim
uyuduğum uyku artık ikimizin yerine
sanki o sağ ben ölüyüm
her gece her gece her gece

MURATHAN MUNGAN

sema06
16-02-2009, 23:34
SEVEBİLME İHTİMALİ

Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan
Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam...
Ben seninle bir gün Veyselkarani'de haşlama yeme ihtimalini sevdim.
İlkokulun silgi kokan, tebeşir lekeli yıllarında
Ankara'da karbonmonoksit sonbaharlar yaşanırdı o zaman
özlemeye başladım herkesi...
Ve bu hasret öyle uzun sürdü ki, adam gibi hasretleri özlemeye başladım sonra..
Bizim Kemalettin Tuğcu'larımız vardı...
Bir de camların buğusuna yazı yazma imkanı...
Yumurta kokan arkadaşlarla paylaşılan kahverengi sıralarda,
solculuk oynamaya başladık..
Ben doktor oluyordum sen hemşire, geri kalanlar kontrgerilla...
Kırmızı boyalarla umut ikliminde harfler yazılıyordu pütürlü duvarlara ve
Türk Dil Kurumu'na inat bir Türkçeyle...
Ağbilerimizden öğrendik, S harfinden orak çekiç figürleri türetmeyi..
Ankara'ya usul usul karbonmonoksit yağıyordu.
Ve kapalı mekanlarda sevişmeyi öneriyordu haber bültenleri.
Oysa Ankara'da hiç sevişmedim ben.
Disiplin kurulunda tartışılan aşkım olmadı benim..
Sınıfça gidilen pikniklerde kıçımıza batan platonik dikenleri saymazsak..
Ankara'ya usul usul kurşun yağıyordu..
Ve belli bir saatten sonra sokağa çıkmamayı öneriyordu haber bültenleri.
Oysa hiç kurşun yaram olmadı benim
Ve hiç bir mahkeme tutanağında geçmedi adım
Çatışmaların ortasında sevimli bir çocuk yüzüydüm sadece
Sana şiirler biriktiriyordum fen bilgisi defterimde, ama sen yoktun
Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum, suni teneffüs saatlerinde
Okul servisi seni hep zamansız, amansızca bir lojman griliğine götürüyordu
Ben, senin benimle Tunalı Hilmi Caddesi'ne gelebilme ihtimalini seviyordum.

Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum.

Yaz sıcağı toprağa çekiyor da tenimin çatlamaya hazır gevrekliğini
Sonra otobüs oluyordum, kırık yarık yolların çare bilmez sürgünü
Ne yana baksam dağ ve deniz sanıyordum
Muş ovasının yalancı maviliğini
Otobüs oluyordum bir süre
Yanımızdan geçen kara trenlerle yarışıyordum, yanağım otobüs camının garantisinde
Otobüs oluyordum
Bir ülkeden bir iç ülkeye
Çocukluğuma yaklaştıkça büyüyordum.
Zap suyunun sesini başına koyuyordum şarkılarımın listesinin
Korkuyordum
Sonra iniyordum otobüsten
Çarşıdan bizim eve giden, ömrümün en uzun,
ömrümün en kısa, ömrümün en çocuk,
ömrümün en ihtiyar yolunu koşuyordum.
Çünkü sonunda annem oluyordum, babam kokuyordum sonunda..
Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan
Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam
Ben seninle bir gün Van'daki bir kahvaltı salonunda
Ben seninle sadece bilmek zorunda kalanların bildiği
bir yol üstü lokantasında
Ben seninle, Ağrı dağına mistik ve demli bir çay kıvamında bakan
Doğubeyazıt'ın herhangi bir toprak damında
Ben seninle herhangi bir insan elinin
terli coğrafyasında olma ihtimalini sevdim

Ben senin, beni sevebilme ihtimalini sevdim!

sema06
16-02-2009, 23:35
Sen ve Ben
Uzun bir yol var aramizda
Bir ucunda sen bir ucunda ben
Bir ates yanar bagrimiza
Atesi sen külü ben
Ümit isigi parlar gönlümüzde
Aglatan sen aglayan ben
Hasretlik sarkilari söylenir hergün
Söyleten sen söyleyen ben
Askimiz dile geliyor mektubla
Kagidi sen kalemi ben
Beklerim hergün kavusmamizi
Ümitle sen sabirla ben.

basak.k.k
16-02-2009, 23:39
TUTSAM ELLERİNDEN AĞLARSIN/CAHİT SITKI TARANCI

Tutsam ellerinden ağlarsın.
Benek benek büyür karanlığım.
Nokta nokta korkutur seni.
Tutsam ellerinden ; ağlarsın

Toprak kokar avuçlarım , kan kokar.
Ben hoyrat gecelerde boy atmış fidan,
Boz bulanık sularda yıkanmış , arınmışım.
Geceleri çok yakınım yıldızlara,
Işığa çıkınca bir karışım.

Tutsam ellerinden ağlarsın.
Doğduğum köyü bir bilsen.
Gece gecemden büyük,
Acısı acımdan derin.
Tutsam ellerinden , üşür ellerin!

'''ALPeR'''
16-02-2009, 23:45
NE ÇIKAR ?

Tut ki gecenin
Alacakaranlığında düşlemişim seni.
Tut ki, rüyalarımı bölmüşsün ne çıkar?
Ne çıkar gündüzlerin selamsız aşkına,
Geceleri kefen biçsen.
Bir anlık hırsla,
Her şeyi yıkıp geçsen, ne çıkar ?



Tut ki bundan böyle unutmuşum seni.
Tut ki artık çalan parçalarda ismin geçmesin.
Tut ki yazılan şiirler, seni anmasın,
Varsın eller de unuttu desin.
Ben seviyorum ya seni,
Sen sevmesen, ne çıkar ?


Bedirhan Gökçe

sema06
16-02-2009, 23:47
Farkında mısın?

Son günlerde ne kadar da aciz kaldık
Bize ait cümleler kurmaktan
Bırak seni seviyorum demeyi,
Bir günaydını bile çok görür olduk birbirimize

Tükenen, sevgimiz mi,
Yoksa, yoksa dilimiz mi varmıyor?
Ne sen bana iyi misin diyorsun,
Ne ben sana günaydın
Farkında mısın? ağzımızı bıçak açmıyor

Sebepsiz değil yavan kelimelere baş vurmamız,
Saçlarını bile taramıyorsun eskisi gibi.
Benimse içimden gelmiyor tıraş olmak.

Eskiden daha zili çalmadan açardın kapıyı.
Kokunu taa aşağılardan duydum derdin.
Özledim derdin.
Kısar gözlerini, ya sen ya sen derdin.



Öylece sarılıp kalırdık kapı eşiğinde.
Kaç gecedir koltuğun bir kenarında uyuyup kalıyorum.
Öyle arttı ki son günlerde romatizmalarım.
Adeta kar yağıyor geceleri sol omzuma.
Sana ilaçlarımın yerini korkudan soramıyorum.
Ya cevap vermezsen,
Ya git kendin al dersen.
Korkuyorum işte,
Sevginin tükendiğini bilmekten korkuyorum.



Dün, ilk defa kahvaltı etmişsin beni kaldırmadan.
İlk defa çayı dün soğuk ve şekersiz içtim.
Kaç zamandır adımla seslenmiyorsun bana
Bir tabloyu meydana getiren iki unsur gibiyiz.
Senin vurdumduymazlığını,
Benim aksiliğim tamamlıyor.
Sen ayrı odadan kalkıyorsun,
Ben taa uçtaki odadan.
Bir suçlu gibi öne eğip başımızı,
Öylece geçiyoruz yanından birbirimizin.
Hiç umursamadan!



Yok yok bu böyle olmayacak.
Ya sen aç kıza telefon
Ya ben bu böyle olmayacak.
İstersen oğlanları sen ara,
Onlar seni daha bir severler.
Kısaca ya ben gideyim, ya sen
Belki de bir zaman ayrı kalırsak,
Kim bilir belki de özleriz birbirimizi.



Bu günleri hiç düşünmeden,
O hoyrat, o pervasızca harcadığımız,
Aşkımıza nasıl muhtacım şimdi, nasıl! Bilemezsin.
Olsun, bir müddet yemeği dışarıda yerim.
İlaçlarımı masanın üstüne geceden dizerim�
Parmağıma ip bağlarım falan.
Ya da istersen ben gideyim.
Gideyim de nereye.
Galiba yaşlanmamalı insan.
Şuç erkek veya kadın olmakta değil,
Suç dediğim gibi o hoyratça harcadığımız
yılların bir bedeli olmalı.



Dün o filmi seyrederken ağladığını gördüm
Sanma ki fark etmedim.
Sanki ikimizin son dönemi.
Ne kadar açığa vursak ta öfkemizi,
Gem vuramasak ta alışkanlıklarımıza.
Demek ki bazı şeylerin çok geç anlaşılıyormuş değeri.
Bir ara gözüm takıldı, saçlarına karışmış akların.
Benimse kış çoktan oturmuştu şakaklarıma.



Hatırlar mısın ilk yemeğe çıktığımız günü,
Nasılda elim ayağıma dolaşmıştı hani, Hatırlar mısın,
bir mecal kalırcasına gülüğünü,
Şimdi ise bak yüreğimiz bir mecal.
Dağ başı yalnızlıklarına mahkum ettik birbirimizi.
Ne zaman biter bu suskunluğumuz bilmem.
Ya bir ölüm anı çığlığıyla,
Sahi ben ölürsem ağlar mısın?
Bana, bana hiç sorma.
Düşünmek bile acıtıyor içimi.
Cam kesiği ağrılara gark oluyorum.
Hem benim bildiğim önce,
Erkekler ölür.
O zamanda sen,
O zamanda sen kalacaksın yapayalnız.
Ne yapar, ne edersin bu koca şehirde.
Kim getirir her sabah o çok sevdiğin,
Taze fırın ekmeğini.
Kim sular bahçeyi,
Kim budar yediverenlerini.
Ve kim koyar sen daha uyanmadan
Yastığına o en güzel güllerini�
Zor değil mi?
Yaşamın en zor tarafı işte.
Kolay değil alışkanlıklardan,
Bir an için vazgeçmek.
Zaten, zaten benim tek alışkanlığımda sensin.
Yok, yok senden vazgeçemem.
Zaten benim bildiğim,
Erkekler özür dilemeli ilk,
Galiba daha bir yakışıyor
Seni seviyorum demek erkeğe.
Yok yok, bu sabah kalkınca,
İlk işim sana sarılıp ve hiç yüksünmeden,
Ve kırgınlığı bir yana atıp,
Seni seviyorum demeliyim.
Seni seviyorum günaydın demeliyim.
Günaydın bir tanem,
Seni çok seviyorum.
Canım karım� Günaydın

sema06
16-02-2009, 23:48
Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Birşey Var


Yaşadıklarımdan ögrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği

İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
Kopmaz kökler salmaktır oraya

Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi,
Bir taş gibi dinleneceksin

İnsan bütün güzel muzikleri dinlemeli alabildiğine
Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına
İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına

Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
Bütün kitapları okumak,
Bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
Değişmemelisin hiç bir şeyle
Bir bardak su içmenin mutluluğunu
Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak
Özlemiyle dolmalısın

Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe,
Bütün evrene karışırcasına
Çünkü ömür dediğimiz şey,
Hayata sunulmuş bir armağandır
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana

sema06
16-02-2009, 23:48
Gözlerin gözlerime değince
Felaketim olurdu ağlardım
Beni sevmiyordun bilirdim
Bir sevdiğin vardı duyardım
Çöp gibi bir oğlan ipince
Hayırsızın biriydi fikrimce
Ne vakit karşımda görsem
Öldüreceğimden korkardım
Felaketim olurdu ağlardım
Ne vakit Maçka'dan geçsem
Limanda hep gemiler olurdu
Ağaçlar kus gibi gülerdi
Bir rüzgar aklımı alırdı
Sessizce bir cigara yakardım
Kirpiklerini eğerdin bakardın
Üşürdüm içim ürperirdi
Felaketim olurdu ağlardım

Aksamlar bir roman gibi biterdi
Jezabel kan içinde yatardı
Limandan bir gemi giderdi
Sen kalkıp ona giderdin
Benzin mum gibi giderdin
Sabaha kadar kalırdın
Hayırsızın biriydi fikrimce
Güldü mü cenazeye benzerdi
Hele seni kollarına aldı mı
Felaketim olurdu ağlardım

'''ALPeR'''
17-02-2009, 00:06
DİLİM VARMIYOR

Demek gidiyorsun beni terk edip
Hemen mi demeye dilim varmıyor
Unutmanın vakti yakın diyorsun
Yarın mı demeye dilim varmıyor

Bu yürek onundu, oydu sahibi
Şimdi ayrılığın oldu şahidi
Bana niye getirdiniz tabibi
Deva bul demeye dilim varmıyor

Baharla başlayıp hazanla bitti
Zaten bitecekti deyipte gitti
Beni alıp benden perişan etti
Gitme kal demeye dilim varmıyor

Şimdi bir tebessüm ağır yüzüme
Yalan nedir katmadım hiçbir sözüne
Dokunmayın kalpte yanan közüme
Söndürün demeye dilim varmıyor

Şunu bil yalvarmam dön diye sana
Olmadık çileyi sen verdin bana
Şimdi çağırırım diye dönüp arkana
Bakma git demeye dilim varmıyor


yücel arzen & d. gürenç

_lain_
17-02-2009, 21:40
DİLİM VARMIYOR

Demek gidiyorsun beni terk edip
Hemen mi demeye dilim varmıyor
Unutmanın vakti yakın diyorsun
Yarın mı demeye dilim varmıyor

Bu yürek onundu, oydu sahibi
Şimdi ayrılığın oldu şahidi
Bana niye getirdiniz tabibi
Deva bul demeye dilim varmıyor

Baharla başlayıp hazanla bitti
Zaten bitecekti deyipte gitti
Beni alıp benden perişan etti
Gitme kal demeye dilim varmıyor

Şimdi bir tebessüm ağır yüzüme
Yalan nedir katmadım hiçbir sözüne
Dokunmayın kalpte yanan közüme
Söndürün demeye dilim varmıyor

Şunu bil yalvarmam dön diye sana
Olmadık çileyi sen verdin bana
Şimdi çağırırım diye dönüp arkana
Bakma git demeye dilim varmıyor


yücel arzen & d. gürenç

nasıl bir şarkıdır o ah ah :))

aslıyivrum
17-02-2009, 21:42
Gecelerin Çiçekleri Sessiz Açar

Öpüşlerinin sancılı mevsimlerini atlatınca mızrabımı atacağım denizlere
En uzun gecelerin hecelerini tüketince yakacağım bekleyişlerin biletlerini
Korsan seferlere çıkacağım yutacağım şifasız dertlerin tabletlerini ben de
Başlıksız bir öykü gibi karışacağım gülüm eşkalsiz sevdaların devrimlerine


Paylaşılmış sızıların terkisinden nasırlı bir yürekle inince toprağa göğsündeki acıları gizlemek istersin. Her sancının bedeli sevdanın koynunda çekilir her kavuşma rotası yamalı gemilerin kamaralarında dillenir. Avuçlarının en derin çizgilerine sinen gerçeği ne su temizler ne de karanlık örter. Uzat şimdi dudaklarını yaşama yüreğindeki sızıyı ne doğrular kapar ne de gözyaşların aklar. Yum gerçeğe gözlerini sana en yaşanası uykular.

Durgunken ırmaklar en çok kendi gölgesiyle avunur dip akıntısıyla karışarak. Dalga büyüyünce ve rüzgarla işbirliği yaparak soyununca artar gelgitler. Bir zaman kapsülüyle parçalanınca tutku öz kendi penceresini gözler. Yorgun zamanların buluşması başlar sonra rekorlar kırmak isterken gönül uyanık gecenin kapılarından bir yel usulca bedeni okşar.

Şimdi bir fark ararsın yaşamın pembe duvarlarında. Gözlerindeki perdeye denizlerimin suları çarpar ve ruhunun yazılmamış anları yüreğimin özlem tuzlarını saklar. Birazdan yankın en dik yamaçları aşar bekleyiş odalarının sarı kuşaklarını kucaklar. Sessizliğin bohçalarını düğümlemişsin bedenini yataklara sermişsin belki de yar. Kapat gözlerini uykulara öyleyse düşlerinin yan odalarında iniltilerini dinleyen bir sevdanın gizli gözyaşları ansızın odanı basar.

Pencerene gün çarpınca gecenin terini silerdi rüzgârım. Gözlerini aralar özlemli bakışlarını gözyaşlarıma sürerdin. En güzel düşlerin dökülürdü dilinden dün gece diyerek söze başlardın sorardın birden düşlerimdeyken şimdi benimlesin gece uzundu hiç mi üşümedin. Avuçlarını bırakırdım bir an gülüm derdim gül nefesini nasıl terk ederdim. Seninle uykulara daldım seninle rüyalarda gezdim bir an bile üşümedim.

Sancılarının tutkulu suları artınca çıkarsın dağlara. Titrek bir alevle atarsın içli bir nara. Savruk bir anın kemendi dolanır bedenine ve asla aklın ermez bir sevdanın terli masallarına. Gündüzlerin terli kareleri kavuşurlar gülüm nasılsa geceye ve düşerler bir çığ gibi düşlerin kamarasına. Dalgalı denizlerin ömrü kısadır durulunca sular tortular saklanır diplerin oyuklarına.

Seninle asla varılamayacak bir düşün yolculuğuydu gönlümüzdeki ıssız ada. Ne zaman gözlerinin ılıman iklimlerine düşsem koyu bir tükenişin suçlusu olurdum. Aynı gerçeğin yolcusuyduk ancak ben hep senden önce yorulurdum. Bazı gecelerin krizleri çarpardı yüreğimize. Sen asi bir nehir ben kendi sorusunun yanıtını bilmeyen sorgucu bir şair. Günlere yayardık ağrılarımızı ağlardık en çok ve ikimiz de yanık bir sarayın karanlıklarında yaşayan tarihtik.

Ruhuna özenle saklanmış sırlarınla düşle bu gece yüreğini. Sevdamın suskularından yeni teoriler sıva sevginin sarı odalarına. Gözümün ferini sömüren yaşamın ışınlı sofralarına dilersen bir daha çağırma. En son gecemiz olacaksa bu gece sessizliğe de alışırız alışırız gülüm nasılsa birbirimizden habersiz ağlamalara. Düşen her damlada koyu bir yaşanmışlık halkası saklıdır asla unutma. Günaydının olsun yarın gün gözlerine düşer önce onu sensiz bırakma.

Yüzünün çardaklarını terk edince güneş sevdalı bir rüzgarın ıslığıyla avuçla bedenini. Devrilmiş gölgeleri dalga toplar somurtkan duruşlarla yıpratma kendini. Birazdan özlem açar kapını ve sana uzanır birikmiş bir özlemin kristalleri gibi. Ben gamlı bir bulutça çekilirim yurdundan sazımda biter coşku titrer içimdeki hain korku ve hüznüm aynalarda yağmurlu mevsimleri arar.

Avuçta ter kurumadan okşar perdeyi rüzgar. Göğüste dil kaydıkça titrer dudakta lav. Aralık bıraktıkça dizleri oynar dalda yaprak coşkulu bir sarılışla ansızın ıslanır toprak. Kol gövdeyi kavrar derindir susku en çok karanlıkta sıçrar. Yangın mevsimi bu mevsim kuru dallarını benden uzak tut yar. Her sarsılışın bedelini su paklar her düşüşün damarlarını bu gece yokluğumla sar. Kapa gözlerini aşka gülüm şairin bir öpücükle seni uzaklarda bile olsan sarar.

Yangın duvarı aşınca gözlerinin kuyularına sarkacağım gönül iplerimle. Tutuksuz sarılışların tutkulu odalarında coşkuların yaylı yataklarını sallayacak şiirlerim. Söz tütecek dokunuşlarının alevli bohçalarından. Öz küskünlüğün damarlarını tıkayarak ıslak bir geceye saklanacak. Sana çıkarılmış yasalar devriyeler salacaklar çılgın düşünüşlerime ve beni aşkın adasında mutlaka vuracaklar.

Selahattin Yetgin

'''ALPeR'''
17-02-2009, 21:43
nasıl bir şarkıdır o ah ah :))

ah ah dedirden bir şarkıdır....

http://www.dailymotion.com/video/x8dcyy_yucel-arzendevrim-gurencdilim-varmy_music

_lain_
17-02-2009, 21:45
belli bir rakımının üstünde doğdum.
seslerin önce kayalara vurup sonra
kulaklara aktığı bir yerde çıplak.

uzak. yüksek.
kışın çok yağışlı yazın seyrek ..

uzun anlattım uzaktaki yakın ve
yakın doğunun uzak günlerini.
uzatmayalım...
aydım çıplak... yürüyorum çıplak.
yüksek.
kışın çok yağışlı,yazın seyrek.

doğdum büyük bir hadise olarak geçmedi kayıtlara.
büyüdüm yalınayak.
ve yüksek
kışın çok yağışlı yazın seyrek.

içindeki her şeyin pahalı değil
değerli olduğu evlerin hep soğuk
sularla sulanan akşamüstlerinden geçtim.
vesikalık için taktığım çok
oldu fotoğrafçı gravatlan
saçlarım ıslak.üstümde önlük.
ve
yüksek!

kışın çok yağışlı yazın seyrek.
bir otobüs yolculuğudur ki bitmez
hala aklımda bazen hayat sanki elazığ malatya arasında
bir uzun uzun yayla molasında.

evet yüksek!
kışın çok yağışlı yazın seyrek
bir hayatta kalma mücadelesidir aslında yoksun doğmak.
çok yoksun kaldığımız oldu ama çok şükür hiç yoksul olmadık.
alabileceğimiz şeylerin sayısı bulabildiklerimizden
birazcık daha olsa fazla idi canım.
yani şehirde her daim limon olsa niye almayaydık ama yol uzun
zap vadisi yokuşa sürüyor ve bazen alıp gidiyor
koca koca kara parçalarını.
ve dedik ya yüksek kışın çok yağışlı yazın seyrek...

herkese kısmet olmuyor maalesef
her yoksun öğünden tok kalmak üzerine eğitilmek!
yüksek kışın çok yağışlı yazın seyrek...

yılmaz erdoğan...

_lain_
17-02-2009, 21:46
ah ah dedirden bir şarkıdır....

:)))) doğru söze ne denir.

'''ALPeR'''
17-02-2009, 21:50
:)))) doğru söze ne denir.





bütün şarkıları çok güzel ama ;)

_lain_
17-02-2009, 21:58
bütün şarkıları çok güzel ama ;)

evet hepsi güzel özellikle iki alyans :)

'''ALPeR'''
17-02-2009, 22:02
evet hepsi güzel özellikle iki alyans :)

ağlama kalbim de benim hoşuma gidiyor =)

cemre1903
17-02-2009, 22:33
Sizin hiç babanız öldü mü?
Benim bir kere öldü kör oldum
Yıkadılar aldılar götürdüler
Babamdan ummazdım bunu kör oldum
Siz hiç hamama gittiniz mi?
Ben gittim lambanın biri söndü
Gözümün biri söndü kör oldum
Tepede bir gökyüzü vardı yuvarlak
Söylelemesine maviydi kör oldum
Taşlara gelince hamam taşlarına
Taşlar pırıl pırıldı ayna gibiydi
Taşlarda yüzümün yarısını gördüm
Bir şey gibiydi bir şey gibi kötü
Yüzümden ummazdım bunu kör oldum
Siz hiç sabunluyken ağladınız mı?

Cemal Süreya

kelebeğim
18-02-2009, 20:34
Senden başka hiç birşey

Seni sevdiğim kadar çok,sevmedim hiç bir şeyi
ve hiç kimseden ayrılmak o kadar zor gelmedi bana
ve kendimi çaresiz hissetmedim hiç
sen bırakana kadar beni
yalnız başıma...

Hiç bir şeyden nefret etmedim
suskunluğundan nefret ettiğim kadar
ve bıkmadım hiç bir zaman
beklemekten beni sevdiğini söylediğin o anı...

Hiç gülmedim artık eskisi gibi
gözlerim eskisi gibi çocukça ve safça parlamıyor
her güldüğümde
ve her sabah uyandığımda adını anmadığım
seni hatırlamadığım
hiç bir anım olmadı!

Hiç bir şeyi istemedim ıssız bir sahil kenarında
seninle elele dolaşmayı istediğim kadar
dalgaların sesine karışarak fısıldamayı
seni seviyorum,seni çok seviyorum diye
en sevdiğim şarkının nakaratını söylemeyi
arzu ettim yalnızca...

Gelip bana gidelim buralardan çok uzaklara
bizi kimsenin tanımayacağı
kimsenin karşı koyamayacağı
yasaksız hesapsız sınırsız
ve her şeyden büyük aşkımızı yaşayacağımız
bir yerlere
diyeceğin güne dek
hiç kimseyle hiçbiryere
hiç bir zaman gitmeyeceğim....

Saliha BLM (2006)

kelebeğim
18-02-2009, 20:36
VUR BİTSİN


Orada masanın üstünde bir resim,
İkimiz denize karşı durmuşuz Üsküdar’da
Saçlarımızın üzerinde martılar,
Gözlerimizde acemi bir aşk
Ve tuhaf ve çocuksu bir mutluluk,
Senin sırtında sarı yağmurluğun
Kadıköy’de ucuzluktan almışız. . .
Bende o siyah kazak hani bir kedi gibi sokulduğun
Şubat ve yağmur yağıyormuş meğerse,
Islatan her tarafımızı
Orada masanın üstünde bir resim,
Yak bitsin!

Orada kapının arkasında bir yazı,
Seviyoruz yazmışız birlikte,
Harfler nasıl titremiş meğer ellerimizde,
Bir pazartesi akşamı ben eve dönünce
Tutup öyle yazmışız nereden estiyse...
Hep gülüşün, hep sıcaklığın sinmiş harflere...
Ne yaptığın çorbanın, ne pilavın tadı
Sobayı yakmayı unutmuşuz ne gam,
Senin çiğdemler açmış yüzünde sıcaklığın
Orada kapının arkasında bir yazı
Sil bitsin!

Orada sehpanın üzerinde iki bardak,
Senin demlediğin çayı içmişiz birlikte
Nasılda dalgamızı geçmişiz dünyanın bütün dertleriyle,
Bir masalmış bir yalanmış gibi korkmuşuz,
Sıkı sıkıya yaslanmışız bahtımızın kara yıldızına
Ben tek sen üç şeker atmışın filiz çayımıza
Sonra açıp perdeyi gökyüzünden bir dilek tutmuşuz,
Mehtap gülümsemiş deli yürek çocukluğumuza
Orada sehpanın üzerinde iki bardak,
Kır bitsin!

Orada odaya saçılmış küçük hatıralar,
Ne yana dönsem bir parça bir şey senden
Belki minik kızgınlığın, belki bir gülüşün ulu orta,
Böreğin altını yakışın, düğmeyi dikerken iğneyi eline batırışın,
Ve saçların hep o kan gülleri taktığın saçların,
beni mahpus bıraktığın saçların. . .
Ne yana dönsem bir parça bir şey senden...
Hep o kanepede oturmuşluğun,
şu senin küçük yastığın, şu eşarbın.....
İşte şu bir haziran akşamı gitmek için ayaklanışın...
Ne yana dönsem bir parça bir şey senden
Orada odaya saçılmış küçük hatıralar,
Git bitsin!

Orada ayaklarının dibinde bir adam,
Adam bütün adamlığını dökmüş önüne,
Böyle kaç gün yada kaç gece, ayaklarının dibinde,
Öyle kolay mı öyle kolay gitmek,
Her şeyi bu İstanbul’u, o sevdiğin adaların kokusunu
Mısır çarşısını, Eminönü’nün balık ekmeğini
Beyoğlu’nun sinema salonlarını
birlikte beklediğimiz 28 numarayı,
Unutmak öyle kolay mı, öyle kolay,
Orada ayaklarının dibinde bir adam,
Kov bitsin!

Orada çekmecede yedi otuzbeş bir silah,
Babadan kalma,
Hani bir bayramda saydırmışız havaya,
Sen biraz ürkek sokulmuşun omzuma,
Kuşlar havalanmış bütün kuşları İstanbul’un,
Giderken galiba bir beni birde bunu unutmuşsun
Orada çekmecede yedi otuzbeş bir silah,
Ve burada zaten öldürdüğün bir yürek,
Vur bitsin!!!


İ.SADRİ

basak.k.k
19-02-2009, 00:23
SEN YOKKEN/CAHİT KÜLEBİ


Sen yokken gittim
Korkularımın üstüne
Hiç ardıma bakmadım
Gümüş şiirler yazdım sen yokken
Çok yangın çıktı yüreğimde
Küllerini bile savurmadım
Irak denizlerin fırtınasıydım
Uzak iklimlerin sert rüzgarları
Kulaçlarken denizinde gurbeti
Kanlı savaşlarım,
Belalı sevdalarım olmadı hiç
Ama hep sustum,
Hep ağladım, hep yandım sen yokken.
Bekliyorum dönüşünü yeniden,
Bir gelsen,
Hayatın önünden alsan beni
Bir gelsen,
Sellerin önünden alsan beni
Bir gelsen,
Ölümlü düşlerimden alsan beni.

Çok durdum güneşe karşı bir başıma
Savrulurdum rüzgarlarında sensizlik denizinin
Sen yokken,
Az dolaşmadım gönlümün kuytularında
Üşüyen karanfilim şimdi buruşuk parmaklarda
Bir kırağı ayazıydım gecenin kollarında
Zifirlerinde sadece ben üşürdüm.
Hiç aldırmadım esen rüzgara
Hiç dinlenmiş bir yürekle çıkmadım ortaya
Yinede hiç yıkılmadım giden trenlerin ardından
Ama bütün yangınlar beni yaktı önce
Hep ortasında kaldım vurgunların
Vurgun nedir ki? deme
Bir babanın serzenişi nasılsa öyle
Bayrakları indirilmiş,
Bozguna uğramış bir hisardım sen yokken
Hep sustum,
Hep yandım, hep ağladım sen yokken.
Bir gelsen,
Yangınlardan alsan beni,
Bir gelsen,
Dünyalarımdan alsan beni,
Bir gelsen,
Şafaksız gecelerden alsan beni,
Ama ne zaman gelsen,
Akşam kızılı gözlerimle bulacaksın beni.

'''ALPeR'''
19-02-2009, 00:36
ADIN BATSIN



yüreğime bir gül çizdim kanlı yaş ile
yaktın beni küle döndüm dumana döndüm
nasıl edem nere gidem dertli baş ile
bilemedim teli kırık kemana döndüm



canım aldın, can evimden vurdun ya sende
küstüm sana, faydası yok, geri dönsen de
sende vefasız çıktın, sende hayırsız çıktın
sen de vicdansız çıktın adın batsın



zaman ola devran döne sen de çekesin
yitiresin umudunu heder olasın
aşka düşe kahrolasın candan bıkasın
ömrün boyu bir kez olsun gülmeyesin


sen ki beni rezil ettin yedi cihanda
yalan oldum talan oldum senin sayende
sende vefasız çıktın, sende hayırsız çıktın
sen de vicdansız çıktın adın batsın


beni özleyince bir nehir yatağını bulsun
kor düşsün dağlarına, ceylanlar suya insin
sesime bakıpta ağlıyorum sanma
seni özleyince böyle olsun bilhassa


ayrılıversin yaprak dalından
insan sevdiğinden ayrılıversin
kan damarımdan can pazarından
adam baharından ayrılıversin


dağda dört mevsim erimeyen kar varya
yokluğum öyle erimesin
sende vefasız çıktın, sende hayırsız çıktın
sen de vicdansız çıktın adın batsın


[ İbrahim SADRİ ]

'''ALPeR'''
22-02-2009, 01:03
Nokta Noktam

Dün bir dosttan, uzun bir mektup aldım
Beni anlatmış sana ve sen ona
"Unuttum artık onu" demişsin.
Hem bu sözü gülerek,
Medar-ı iftihar ile söylemişsin.
Unutamazsın Nokta Noktam
Unutamazsın!
Çünkü; unutmak için
Önce unutulmak gerek
Oyasa ki sen,
Hala bende esen,
Eski kavak yelisin.
Unutamazsın...
Kan değil, tüküremezsin,
Ruj değil, silemezsin
Dişi dudaklarına, dişimle yazdığım
İki heceli erkek adımı
Unutamazsın Nokta Noktam
Unutamazsın!
Seninle biz, halâ bir kabukta
İki badem içi gibiyiz.
Baharsın; kokacaksın
Güneşsin; yakacaksın.
Sabah yatağım kadar rüyâ dolu
Sabah yatağım kadar sıcaksın
Unutamam Unutamazsın!
Şimdilik bu kadar.
Öbür mektubuma daha diyeceklerim var
Darılma bana, gücenme sakın
Ankara günlerinin bembeyaz ufkundan
Binlerce selam sana.

Bahar başladı nokta noktam
Ankara da bahar, veriminde toprak ana
Aylar var ki sana tek satır yazamadım
Oysa ki şimdi mevsim bahar
Ötüşlerde adın, kokuşlarda tadın var
Artık yazmalıyım.
Takvime baktım bu sabah,
Ayrılalı beş ay olmuş.
Düşün ki Nokta Noktam
Beş ay denilen nesne tam yüz elli gün eder.
Bunca uzun ayrılıksa;
İnan bana Nokta Noktam
İnsanı, herşeye küskün eder.
İnan bana... Dargınlığım herkese
Ve tek hasretim sana
Düşünüyorum...
Aşıklar pazarına çıkan yolu düşünüyorum.
Bu yolun sağında yükselen
Her geçişinde penceresinden tebessümler gelen
Bahçesinde iri yedi veren,
Kayısı gülleri açan evi düşünüyorum.
Bir türlü gelmiyor düşüncelerimin ardı
Ablan yanımda çorapsız gezerdi,
Baş örtüsüz annen.
Düşünüyorum... Bu mevsimde baban,
Her akşam bir yerine iki içerdi.
Miyoplaşınca gözleri "Şair, iç be oğlum
Bahar dişidir doğurur" derdi.
Bahar başladı Nokta Noktam.
Ankara da bahar,
Gönül ufkunda yağmur bulutları
Cennet olsa artik sevmiyorum
Sevmiyorum sensiz baharı...

Bu gece Yılbaşı...
Başkent de kar yağıyor Nokta Noktam
Başkentte kar ve tütüyor gözlerimde
Küllenmiş bir mangal gibi hatıralar
Başkent de kar yağıyor, başkent de kar...
Bu gece yılbaşı.
Bilirsin ki Nokta Noktam
Yılbaşında hesaplanır
Çoğu zaman insanların yaşı.
Bu gece yılbaşı...
Tokmaklarında yirmi dört hece
Eğilip üstüme sessizce
Şehrin kule saati
Bilir misin Nokta Noktam?
Bilir misin, bilir misin ne dedi?
"Şair, kutlu olsun, yaş otuz yedi."
Ve bir el saçlarımdan tutarak
Kalbimi sana kadar sürükledi.
Bu gece yılbaşı, başkent ayakta
Çalınan Tuna dalgaları komşu plâkta.
Ne de kıvrak bu vals havası
Başladı yine gönlümün
On yıl evvel ki kanaması
Ne günlerdi o günler cancağızım
Ne günlerdi...
Sen, on yedisinde sevgilerin sisinde
Başı duman duman bir kız.
Ben, yirmi üstünde
Gönlü gördüğü her güzelliğe nişanlı
Öylesiye bir şair, öylesiye bir delikanlı.
Ne çabuk geçti zaman.
Hey gidi Dünya hey...
Bu gece yılbaşı
Dışarıda kar yağıyor ve tütüyor gözlerimde
Küllenmiş bir mangal gibi eski hatıralar
Köşede bir kırlent, kırlentde bir resim.
Bartın da bahar.
Elimle yapmışım
"asma köprüsünden" Kocanaz deresi
Sağda, orta okul
Okulda, çocukların sesi.
"Çakır beylerin" elma bahcesi.
Derede kayık, dümende ben.
Küreklerde sen.
Hava berrak, hava ılık
Hava temiz
Ve sularda sarmaşan gölgemiz
Bu gece yılbaşı, başkent ayakta
Çalınan Tuna dalgaları değil artık
Komşu plâkta.
Gönlüm bu diyardan çok çok uzakta.
Dışarıda kar yağıyor.
Dışarıda kar ve tütüyor gözlerimde
Küllenmiş bir mangal gibi
Eski hatıralar...


Rıza Polat Akkoyunlu

Bedirhan Gökçe - Nokta Noktam - Sesli Şiir Mp3 Dinle (http://www.kalbimsin.net/sesli_siirler/nokta-noktam.php)

basak.k.k
22-02-2009, 01:13
BENCE SEN DE ŞİMDİ HERKES GİBİSİN»


Gözlerim gözünde aşkı seçmiyor
Onlardan kalbime sevda geçmiyor
Ben yordum ruhumu biraz da sen yor
Çünkü bence şimdi herkes gibisin



Yolunu beklerken daha dün gece
Kaçıyorum bugün senden gizlice
Kalbime baktım da işte iyice
Anladım ki sen de herkes gibisin



Büsbütün unuttum seni eminim
Maziye karıştı şimdi yeminim
Kalbimde senin için yok bile kinim
Bence sen de şimdi herkes gibisin


1918
NAZIM HİKMET

misanthrope
22-02-2009, 02:49
Emek harcayanlara "teşekkür...
(:

misanthrope
22-02-2009, 02:50
Zaman

Nedir zaman, nedir?
Bir su mu, bir kuş mu?
Nedir zaman, nedir?
İniş mi, yokuş mu?

Bir sese benziyor;
Arkanız hep zifir!
Bir sese benziyor;
Önünüz tüm kabir!

Belki de bir hırsız;
İzi, lekesi var.
Belki de bir hırsız;
O yok, gölgesi var.

Annesi azabın,
Sonsuzluk, şarkısı.
Annesi azabın,
Cinnetin tıpkısı.

İçimde bir nokta;
Dönüyor aleve.
İçimde bir nokta;
Beynimde bir güve.

Akrep ve yelkovan,
Varlığın nabzında.
Akrep ve yelkovan,
Yokluğun ağzında.

Zamanın çarkları,
Sizi yürütüyor!
Zamanın çarkları,
Beni öğütüyor.

Zaman her yerde ve
Her şeyin içinde.
Zaman her yerde ve
Acem'de ve Çin'de.

Kime kaçsam ondan;
Ha yakın, ha ırak?
Kime kaçsam ondan;
Ya sema, ya toprak...


Necip Fazıl Kısakürek...

zeena_vera
22-02-2009, 18:51
..
seni hiç görmeseydim seni keşke hiç görmeseydim
şu benim iki gözüm aksalardı kıpkızıl kör olsaydım
sacré-coeur'de armonik çalsaydım dilenseydim
seni hiç görmeseydim ismini hiç duymasaydım
belki kendime göre rezilce saadetlerim olurdu
kaldırımlara renkli tebeşirlerle katedral resimleri çizerdim
kaldırımlara senin resimlerini çizerdim herkes seni çiğnerdi
...

benim şu çektiklerimi bir çocuk var ki anlıyor
kendimi yerden yere vuruşumu içimdeki zehri
bir çocuk var ki anlıyor benim gibi kahroluyor
odasında şiirlerim fukara mumlar gibi yanıyorlar
sen o çocuk değilsin sen artık çocuk değilsin
dudakların eskisi gibi beyaz değiller biliyorsun
ben ki yaşadıklarımı büyük dinler gibi yaşıyorum
sen artık bir din değilsin bunu biliyorsun
..

'''ALPeR'''
23-02-2009, 02:49
İki Yabancıyız Artık..

Biliyorum orda bir mutluluk var
Bakışları tam yüreğimde
Katreleri içimi çiziyor
Kalp atışlarını duya biliyorum
Nefesi tenimde sardı her yanımı
Ellerimi uzatsam dokunacağım sanki
Sarılmak için bir hamle yapıyorum
Ama bunu bir türlü başaramıyorum
Her denemede bin bir engel karşımda
Her engelde bir kandamlası
Bir damlaya hayatım bedel aslında
Her bedele bir sevgi parçası
Can kırıklarıyla dolu yüreğim
Camdan olduğu içindir beklide
Yok benim senin gibi taştan bir kalbim
Benim gibi değil senin yalandan sevgilerin
Senin gibi değil benim eskiyen ümitlerim
Kabullenmeliyiz artık bu sevgi çıkmazını
Aynı kalplerden farklı şeyler bekliyoruz
Ne sen ben olabilirsin ne de ben bir sen
Ne yazık biz bize birer iki yabancıyız
Bitirip burada dostça ayrılmalıyız
Zorlaştırma daha fazla bırak hadi ellerimi
Bir birini hiç tanımayan soğuk İki yabancı gibi…

yas-emin
23-02-2009, 16:25
HALİM

Bilmem hangi alemden bu toprağa düşeli;
Yataklara serildim, cam kırığı döşeli...
Kafam bir cenk meydanı, kokusu kan ve barut;
Elindeyse düşünme, gücün yeterse unut!
Takılıyor yerdeki gölgelere ayağım;
Sanki arz delinecek ve ben yutulacağım.
Bana yanmak düşüyor, yangın görsem resimde;
Yaşıyorum zamanın koptuğu bir kesimde.
Alırken dilenciyim, verirken de borçluyum;
Kalmadı eşya ile aramda hiç bir uyum.
Taş taş üstüne koysam, bozuk diyorlar, devir!
Bir ok çeksem, diyorlar; peşinden koş ve çevir!
Nefes alırken bile inkisar ve pişmanlık;
Kimse edemez bana benim kadar düşmanlık.
İşte şüpheci aklı çatlatan korkunç nokta:
O ki sonsuz var, nasıl aranır dipsiz yok'ta?
Olur olmaz her şey, yokluk da O'nun kulu;
Bu noktaya vardın mı, el tutuk, dil burkulu.
Allah'ı hakikate soran kafa ne sakat?
Hakikat de ne; Hakk'ın muradıdır hakikat,
Balonunu kaçırmış çocuk gibi ağla dur!
Rabbim böyle emretmiş, ya dize gel, ya kudur!
Hayat bir zar içinde, hayatı örten bir zar;
Bana da hayat yeri "Bağlum"* köyünde mezar...

* Bağlum:Abdulhakim Arvasi'nin Ankara'da gömülü olduğu mezarlığın adı

Necip Fazıl Kısakürek

lincoln10
23-02-2009, 16:27
Yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi mesela,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani bütün işin gücün yaşamak olacak.
Yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuvarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.
Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak yanı ağır bastığından.

NAZIM 1947


__________________

Ya save, ya save as

yas-emin
23-02-2009, 16:37
GİZLİ

Azdırma, rahat bırak, içimdeki deliyi;
Bana sorma, benim de bilmediğim gizliyi!..


AKIL

Akıl, akıl olsaydı ismi gönül olurdu;
Gönül gönlü bulsaydı bozkırlar gül olurdu.

KAFA

Kn pıhtısı takkeli, saçları yoluk kafa!....
Sende "dır-tır" bildiğin ne varsa kaldır rafa!

hepsi hepsi Necip Fazıl Kısakürek...

yas-emin
23-02-2009, 16:42
bir de

HAKİKAT
Allaha hakikatten yola çıkmak meşakkat;
Allahtan yola çıkıp varılan şey, hakikat...

Necip Fazıl Kısakürek

(hatırlayamamıştım, bulmuşken yazayım

zeyrek
24-02-2009, 19:15
Armağan Ben ve Kuşlar

Tanıdık bir deniz aramızdaki
tuz, öfke, yağmur ve ateş...

Fırtına yüklü gemilerin
gidip gidip geldiği

Mor kanatlı kuş o, aramızdaki
omuz başımızda durmadan öten
bir kanadı aykırı mavilerde uçurum
bir kanadı uçuk düşler ülkesi...

Git işine Armağan...
Şiir yazdırma bana!
Girme bir bıçak gibi,
en kalabalık yerlerimde kanayan yalnızlığıma...
Gündür, ağır çeker yaşamak bile,
kirpiğinden ateş damlar tutamam...
İçin tuzlarda yıkar birikenleri
hayatın kıyısı bu, bilirim
bırakamam...

Bak yine o ıslak kuş
çığlıklara vurmuş yokuşlarını
hangi yanı sustuğunun kapımı çalan bu kış
konuştuğun, ölümün hangi serseri yanı...

Yapma be Armağan!
£n aptal yalnızlık ölüm olmalı...

Öyle durduğu yerde eskimemeli keder,
çiçek gibi çiçekler açmalı içimizde,
ipek gibi yağmurlar,
aşk gibi aşklar, yaşayan ve yaşanacak olan...

İşimiz kolay değil be Armağan!
Direnmek bu, unutmamak
azalmamak kendine ve insana,
paslı sürgü, demir kapı
ve ısırgan otları arasında,
sığınmadan tenhalığa
çoğalmaktır ağlamak bile belki
ama
senden olana
yeniyetme ürkülerdi
cop yemek, sakat kalmak
çocuk doğuramamak
korkmazdık konudan komşudan
dul kadın olmaktan...

Şaşırma ve acı çekme ne olur...
Anneni düşün, ya da benim annemi...
Toprağın ve karın sessizliğini..
Ve hâlâ ekin demetlerini..
Doksan dokuzluk tespih sabrıyla çeken
kırk olmadan yetmişini gösteren kadın çizgilerini...
Kırgınsın biliyorum!
Öfkelisin,en çok da karanlığa karışan
çoban yıldızlarına...
Kopan kıyamet değil ki canım, bilirsin o şarkıyı...

“Denizler durulmaz dalgalanmadan”

Yaralarım inançlarımdan değil
gemisi kolayca yara alandan...

Bana düşlerden söz etme Armağan...
Bu gece uyuyamam...
Ne çok yıl be Armağan!
Ne çok kırımsa
Her yenilgi bedenimize vurulan zincir
Beynimizde kırılan halka
Acılar iki uçurum arası büyüyen çiçek,
ve sevinç
gece yarısı birlikte pişirilen
kurufasulye tadı...

Zaman zaman kıyılar düşse de intihara
borçlar ve alacaklar
hâlâ eşit hayata...

Bir tek şuna şaşıyorum
hayatımız neden bu kadar kısa?
Belki de kesişen sonsuz erimli
iki aykırı çizgi
belki çok daha derin bir düşün izi
o aşina deniz aramızdaki...

Tuz, fırtına, yangın ve kavga
ve o bitmeyen sevda,
üstelik
bunca gece varken daha sabaha
bin direkli gemilerin gidip gidip geldiği
keşke sana al kanatlı kuşlarla
kehribar ve ipek yüklü atlastan uçuşlarla
gelebilseydim...

Keşke sana bilmediğin sevinçler
gül iklimi erinçler
verebilseydim...

Getirdiğim sadece bu kır çiçeği
ıslak kanatlarımla
iyi sakla...

Canım,
Bu gece unut yalnızlığını,
beynimizin en eski yalanını...

Haklısın,
bu saatlerde gece bizden kocaman
ama söz
sabahın ilk ışıklarından
çiçekli bir şal dokuyacağım sana...

Hadi,
sokulup yüreğimin kuytularına
uyu şimdi usulca...

Şiir : Ayten Mutlu
Seslendiren : Kahraman Tazeoğlu

zancef
24-02-2009, 19:17
" Kimi insan otun..Kimi insan balıkların çeşidini bilir..
Ben ayrılıkların....
Kimi insan yıldızları ezbere sayar..
Ben hasretleri....! "

NAZIM HİKMET

Kakdiyebülürsün
24-02-2009, 19:18
başka bir sefere sevdiğim şairlerden yazarım.ama yazdıklarınızı okumadan gitmicem işte.zekirdek ailesi kendinize iyi bakın
baş baş:)))))))))

Kakdiyebülürsün
24-02-2009, 19:21
şiirleri okurum dedim ama çok vakit alıcak.herkese baş başşşşş

_lain_
24-02-2009, 19:32
Kaçağım Eşkiya aşklar ararım Durmadan;
Kaşla Göz ,Dağla uçurum arası Konar geçerim...
Sürgünlüğümü yurtlanmaz yerleşik sevdalar
Sığsın -isterler küçücük defterlerine;
Yetmez Dağ başlarının Teslimiyeti istenir...
Ya katlim,Ya ihanetim...
Bilmezler başka yolu olduğunu..
Yani ben EŞKİYA her yanı Pusu,
Gözlerindeki dumanlı Dağlara Sevdam
Zülfünde gölgelere sığınmam bundandır..
O zaman keyif çatarım silah diye sevdanın doruğuna
buzullar erir nehirler yatak değiştirir....
sevdalarını ışıklarında yıkarlar....
Sonra da Yürekleri seslerin de gürül gürül akarlar...
çıplak suretlerini Dağ başında resm eder o dem...
İklim değişir hüzün olur...
Yüreğinden gayrısına sığ vermediğim doğrudur...
Kaçaklık Bu..
Hadi gel ŞAHRUDUM..Gövde verelim Dağlara...
Göğsün tahtasının altı ol...
Yoksa vuracak hasretin bir tenhada...
Yakışır mı Bir kaçağa Ecel Elinden Ölmek...

naneLi_puding
24-02-2009, 23:38
BEYAZ ATLAR SULARA

Benim yüzümde her şeyler var
Üç dilim ekmek bunlardan biri
Annem bir taşa oturmuş bunlardan biri
Sur dışlarında hafif bir eskici olur
Olur ya bir kendi olur biraz da elleri
İnsan yalnız mı buna bir çare düşünmeli.

Dün biraz ağlamıştım bunlardan biridir şimdi
Çok gülünç bir şekilde kahveye giriyorum
Sorsam ya kapıdayken gözyaşı girilir mi
Girilmez, girilmez, bunu her mahmut biraz anlatır
Korkuyla anlatır, yüzünü baygın tutar anlatır
Kahveci, seni sevmiyorum bunlardan biri.

Bir deniz yandı gene, yansın ne çıkar sanki
İşte horoz öttü yüzümün yarısında
Yüzümde bir horoz var dunyanın biri
Seni sevmek neden mi, acı ve güzel
Geldikçe geliyorlar ellerinin elleri
Odalar! çıplak masalar! buna bir çare düşünmeli.

Bu da bir şarap olmalı şimdi boşluğu dolduracak
İçince bir korsan ağzıyla içmeli
Eskidir, yorgundur, ayıptır diye yüzler
Bir sinek sinek mi vurunca öldürmeli
Ve sinek öldü müydü hafif bir uzaklık olur
Olur ya, hem biraz dargındır hem biraz evli
İnsan sevdi miydi buna bir çare düşünmeli.

EDİP CANSEVER

kubooo
24-02-2009, 23:44
Ne hasta bekler sabahı
Ne taze ölüyü mezar
Ne de şeytan bekler günahı
Benim seni beklediğim kadar

Geçti artık istemem gelmeni
Yokluğunda buldum seni
Bırak vehmimde gölgeni
Gelme artık neye yarar

_Sürmenaj_
24-02-2009, 23:50
BiLmediLer [anLamadıLar] ve Yanıldılar...

Hep daha çok boşvermiş göründüm, daha çok endişelenerek…
Daha çok alay ettim kendimle, hayatla…
Hep tutarak kendimi, hiç ağlamadım
Daha çok gülümsedim, çok kızgındım oysa
Daha cesur göründüm, korkudan ölüyordum oysa
Daha güçlü gibi göründüm, aklımı kaybetmeye yakınken düşünüp durmaktan
Panikten sağa sola koşacak gibiyken, oturdum sakin sakin
Ve gülümsedim bilmişcesine… Hiç bir şeyi bilmeden


Sarılmak istiyordum birine, hiç kimse bana sarılmadı diye…
Sarılmadım kimseye ama, hiç kimse sarılmadı diye bana
Kafamda bir yerlerde, beyaz koridorlarda gölgeler arasında,
Koşarken ben deli gibi, soluk soluğa kovalıyordu yalnızlığım beni,
Her an yakalayacak gibi…


Sevmek istedim, sevmedim, kendimi çıkarırım diye açığa
Her şey önemsiz oldu benim için, kendim bile…
Hep öyle sandılar, gördükleri gibi yani
Ama yanıldılar, değildim göründüğüm gibi
Hep rol yaptım, her gün ayrı maske taktım
Korktum herşeyden, hiç göstermedim kendimi
Oradaydım esasında ama gerçek şuydu,
Kimsenin bilmediği biriydim


Hep açıksözlüymüşüm gibi davrandım
Aklımdan geçenleri asla söylemedim oysa
Hep oyunu izledim, hiç müdahale etmedim
Karışmadım
Ama zannettiler ki, oynadım
Oysa ben hiç dahil etmedim kendimi oyuna

Aklımdan siyah geçerken, beyaz dedim
Siyah deseydim olmazdı, uğraşırdınız benle
Ben uğraşmak istemedim sizinle
Dahil olmak istemedim oyuna
Beyaz dedim ve gizlendim
Bilmediniz


Demezdim hiç düşündüklerimi, hissettiklerimi
Denmezdi, ayıp olurdu nedense…
Kırılırdınız
Güya yakındık ya biz birbirimize, korkunç mesafelerle
Ama anlatılmazdı, ayıp olurdu
Kral çıplak hesabı…
Tercihen ikiyüzlülük modaydı
Çıkmaz sokaklara aşinaydık ya biz
El mahkum gülümserken, gözlerimiz donuktu
Hep aynı devam ederdi bu oyun, kısır döngü…


Herkes çok iyi bilirken beni
Giderek daha bir gizledim kendimi
Anlatılamaz haldeydi tüm bu hesaplar
Anlatmayı denediysem de önceleri
Geri çekildim yenik, manzara iç açıcı değildi…
Her şey yolunda gibi görünürken
Her gün duyar oldum çekip gitme, kaybolma özlemini…
Kimsenin bilmediği, tanımadığı bir yerde
Bir yabancı olabilmek yegane dileğimdi


Her şeyi kimse istemedi bilmek
Kimse istemedi duymak
Sözlere dökülmesi sakıncalılar listesi uzar giderdi
Sustum; içimde bir yerlerde gölgesi bol serin odalarımda kapanan kapıları sayarak…
Hep yalnız kalırdım hiç şikayet etmezdim değil mi
Taş duvarlar gibiydim değil mi
Yine de yosun tutardım çok ender de olsa ağladığım için

Ve hikaye buydu… Bir kale sandıkları şey öyle görünse de bir kale gibi, kumdandı aslında evet, sadece kumdan, ama bilmediler, anlamadılar ve yanıldılar… Hem de çok...

cy belle
24-02-2009, 23:52
" Sevdiğin Kadar Sevilirsin" (Can YüCEL)

Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin
Yaşadıklarını Kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;
Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün
Gülebildiğin kadar mutlusun
üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,
Sevdiğin kadar sevileceksin.

Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir Gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın

Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin
işte budur hayat!
işte budur yaşamak
Bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
bebek ağladığı kadar bebektir
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,

Sevdiğin
Kadar
Sevilirsin

rockzimendi26
24-02-2009, 23:54
AŞKIN GÖZYAŞLARI
oooff.
üzülme bebeğim, sakin üzülme
olmadı işte. ayrıldık.
kızmadım sana, kızamıyorum
yeter ki sen üzülme.
ben sana hiç kıyar mıyım,
yani o kadar da hıyar mıyım?
hıyar dedim de aklıma geldi;
yeni sevgilinle aran nasıl?
o da seni, benim seni çok sevdiğim gibi seviyor mu?
ara sıra görüşelim n`olur
misafir ol gel bana,
yumurta kırayim sana.
param pulum yok ama
borç yazdırırız bakkala.
seni nasil sevdiğim senin hic şeyinde eee.
umurunda değil.
hatırlar mısın bilmem,
o mahur beste çalar
müjganla biz fenalaşırdık.
ha, sahi geçen gün bekledim seni.
saza niye gelmedin?
seni bilmem ama ben acaip gaza geldim,
sonra soda içtim geçti.
hatırlamalı,
sevgiyle anmalı,
unutmamalı
incitmemeli,
uçan memeli
kaçan memeli
tutan memeli
öbürü de gelmiş
hani bana, hani bana demiş.
biliyorsun, ne yapsam ayrılamam senden asla
hafife alma aşk vurur insana
bir de yer vurur sonra
masa tenisi, bu kadar kolay sanma
ilvanlım
ilvanlım, ilvanlım, ilvanlım, ammm amman neyse.
sen çok güzelsin
a acayipsin
be acayipsin
c hiçbiri
d hepsi senin mi?
hatırlar mısın sazlar çalınırdı çamlıcanın bahçelerinde?
benim de arabanın teybini çalmışlardı,
şimdi de seni çaldılar benden.
ve şimdi içiyorum her gece.
her gece başka bir işkembe,
paça, tuzlama, kokoreç, kelle.
gel beni kısmen yelle.
ha unutmadan,
ebabil bir kuşsa, saka daha kuştur.
saka kuş olarak kalacaktır.
kuştur, kuş olacaktır.
kuştum, kuştunuz, kuştular, kuşarlar.
şiirime burada son verirkene.
{bi dakka doktor bey geliyorum}
şiirime burada son verirkene,
seni çok sevdiğimi söylemek istiyorum.
ha bir de yeni bir kedi aldım o da çok şeker.
gidişim suskun olmuştu ama dönüşüm muhteşem oldu.
yaslı gittim şen geldim, aç koynunu ben geldim.
Gökhan Semiz

görkeminetör
25-02-2009, 12:23
ahandaa benim bizzat şahsen kendimee ait olan bir şiir...=)=)

Hayatta hiç olmayacağını bildiğin şeyleri yaptın mı ?
Hiç ulaşmayacağını bildiğin halde uçan balonunu uzaya salmak
Yıllar sonra elime geçer diye bi paranın üstüne bişeyler yazıp harcamak
Dilediğin şeyin olmayacağını bile bile kuyuya para atmak
Ben yaptım ben yaptım kendime acıyorum ki yaptım
Senin beni sevmeyeceğini bile bile aşık oldum

jackal semih
25-02-2009, 12:31
işte benim şiirlerimden biri

Sadece bi fırsat bekliyorum...
Söylemeliyim diye düşünüyorum kendi kendime...
İçimdeki aşk öle bi hal almış ki saatli bomba gibi sanki,
daha fazla durarsa patlıycakmış gibi...
Onu görsem patlıycak içimdeki o yerinde duramayan bomba ve sonra ne olucaksa olucak...
Tutamıyorum,duramıyorum yerimde ve biryandan söndürmeye çalışıyorum o ateşi...
İçimde uçuşan kelebeklerin kanatlarını kırıp içimdeki aşkı son damlasına kadar kurutmak istiyorum...
Aşkın beni araba gibi zekama çarptı...
Senin olduğun yere çarpmış ki seni unutamıyorum bi türlü ve binbir türlü zahmetle....
Senden tüm benliğimle uzaklaşmak,ayrılmak istiyorum...
Aşkın bırakmıyor peşimi...
içimden bi ses biraz daha zorla ulaşacaksın sevdiceğine diyor...
ama ben adım atmaktan yoruldum...
o da mutlaka geri adım atmaktan yorulmuştur diye düşünüyorum...
Öyle yerler oldu ki sadece bi adım atmasıyla birbirimize ulaşacaktık ama...
hep geri adım hep geri adım nereye kadar....
herşey benim için son buldu...
İtfaiye söndürdü aşkımı ben gidiyorum....

yas-emin
25-02-2009, 20:55
ET ve MUZ

Kaosun rahminden
Ahşer ve Kişar
Gökyüzünün ve denizin ufuklarından
elini kolunu sallaya sallaya geldi tanrılar.
Allahsızlıktan kokan ağızların
diş kovuğunda
kokarca tapınakları kurdu tarih.
Güm
güm
güm
vurdu kapısını hayatın.
Tokmağı elinde kalan zaman
sonsuzluğun maşrapasında yirmi dört kere yıkadı ellerini.
Arınmadan meridyenler arasında
boşluğun ağzından dökülen yirmi dört diş gibi sırıtırken
Gazze'de sapsarı ölüyordu çocuklar.

Gözüne kıymık batıyor tarihin
Zamanla mekanın arası kapanmıyor bir türlü.
Açıldıkça açılıyor
tarihi yazanlarla yaşayanlar arasındaki mesafe.
İhanetin
gıcırdayan dişleri
kamaştırıyor
kahpenin
kınındaki
kamayı.
Gözünden çapak süzülen tarih
habis bir sabaha uyanıyor.
Hürrem yağmur sonraları gibi güzel kokmuyor.
On iki dilsize boğdurulan genç
doğruluyor mezarından.
Tarih dile geliyor.
Kımıldıyor pıhtılaşmış şuur.
Omuzlarına birikmiş toprağı savuruyor şehzade.
Ölüm varoşlarda birikiyor....................................(burd an sonrasına daha bir dikkat:)
Işıklı caddeler ilgilenmiyor direklerin yalnızlığıyla
Ben de ilgilenmiyorum Aron'la
içimden şiirler geçiyor.
Bu gece daha bir arabesk Marx
Gencebay söylüyoruz birlikte
Küba cigarası yakıyoruz
O devrim diyor
ben diyorum devrilmeyelim!

Et ve muz
hep en son bizim eve girerdi.
Devrilmeyelim baba.
Bahçenin etrafını yüksek duvarlarla çevir
girmesin kızarmış et kokusu.

Metal yorgunu gemiler
tuz vurgunudur
Kamış tarlam
pekmez denizim
göz çukurlarımda nice yorgun gemiler bekler
geç kaldın bu testiye dökülmeye.
Yalnızlık
iki kaşın arasına
menteşeyle çakılıdır insanın
Elden ele gıcırdar
ha babam durmadan.
Ölünmüyor gün toprağa girmeden
ölünmüyor ah!
Kancık hayat
elif miktarı
açık bırak kapıyı
ölürsem
cilveli öleceğim

Öldüm
tamam
buna dayanırım galiba
ama nasıl
geleceğiz göz göze tanrım.

Hacer Akıcı


"Yalnızlık
iki kaşın arasına
menteşeyle çakılıdır insanın.." :)

yas-emin
25-02-2009, 20:58
KUSURSUZ BİLGİLER MALİKANESİ

Şu an için beni görmediler
görmedikleri için onları görmeyeceğimi bildikleri
halde ben de gördüm onları***
sadece muhabbet konusu olsun
diye yaklaştım yanlarına ve cebimden çakmağı çıkartıp
kağıtlarına baktım,karışıktı,madde şiir yazıyorlardı
görsel zırvalama ve ütüsüz pantolon

ötüşümün tek hikmeti delilik değildir bunu anlamalısın
yazık bir an be an olsa da bu ddua tutmayacak yazık
keşfedecek mi beni büyük yaşlı bir amca
yaşı büyük aklı küçük aklı kküçük yaşı büyük
yaşı küçük ve aklı büyük bu ben değilim
keşfedecek mi sadece ama sadece
merak ettim

hiçbir şey umurunuzda değil mi bilmiyorum değerli büyüklerim
yani bazı istekleriniz için ben dünyaya geldiğimde
dediniz mi içinizden
"O zevk için değer mi bu dünyayı tehlike atmaya?"
demediniz,deseydiniz küserdim,bildiniz ve atıp beni ovalara***
düşüncenin engebeli günah hanesi yaptınız
bedenimin masumluğa en yatkın yerlerini

Ali Karan

***: " vay be!"
(Ali Karan hakkında bilgi verilmiş onu da ekleyeyim)

21 nisan 1991 İzmir- Konak doğumlu.Kendi ifadesiyle:2006 yılına kadar yaşamadım.2006 yılında aynı sınıfta okuduğum bir dostum sayesinde kitaplar ile edebiyat ve dergiler ile tanıştım.Ondan sonrası zaten nasıl geçti ben bile bilmiyorum" Yatılı olarak lise üçüncü sınıfta okuyor..

koyu karanlık
25-02-2009, 20:59
ÜMİTSİZLER İÇİN
Ümitsiz aşklar benim için,
Ayrılıklar,sonsuz kederler benim için.
Ne zaman ta derinden sevsem birini,
Ezilmeli yeni açmış gülleri kalbimin.
En güçlü zehir olmalı aşk dediğin,
Alkol gibi damarlarıma yürümeli,
Sarmalı her yanımı gece olunca,
İçimde bir çıbancasına büyümeli.
İnsan sevince her gün bir kez ölmeli,
Her gün bir başka yerine saplanmalı o kurşun,
Yollara düşmeli perişan,deli divane,
Erimeli ateşinde o garip var oluşun.
Artık uzak bir anıdır huzur ve sükun.
O büyük yangın başlamışsa yürekte,
Bir gün gelir de bu çaresizliğin,
Aranır bütün tesellisi ölmekte.
O yerde sevilmek de yatar sevmek de,
Nereye baksan diz boyu karanlık,
Boşuna bir ışık arama göklerde.
Her şeyinle aşkın içindesin artık,
Böyle git gide derinlere çeker o bataklık.
Orada ölümsüz olur nice kara sevdalı.
Sevmek,hiç sevilmemekten korkunç daha acı.
Aşk dediğin karşılıksız olmalı...!

özqürLüqün üLkesi
26-02-2009, 01:57
YAŞADIKLARIMDAN ÖĞRENDİĞİM BİR ŞEY VAR

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği

İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
Kopmaz kökler salmaktır oraya

Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin

İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına
İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına

Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
Değişmemelisin hiçbir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın

Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına
Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana.

ATAOL BEHRAMOĞLU


en sewdiğim şiirlerdendir (:

belki_
26-02-2009, 02:02
hadi yine sıradan olalım sevgilim
sevdam ağırdır sana eminim
korkutur tenini yüreğini
taşıyamaz usanırsın eminim
su serp sözlerinle yangınlarıma
söndürelim bu çıldırırcasına aşkı
anlayamazsın gözümdeki kalpten bakışı
anlayamaz öldürürsün beni..

hadi yine sıradan olalım sevgilim
buysa benim olmanın bedeli
zehir olsa yutarım içimdeki kederi
yanan bakışlarımı gerekirse gizlerim
saklarım aşkından titrerse ellerim
öylesine seviyormuş gibi yapıp
taparcasına sevdamı anarım geceleri

hadi yine sıradan olalım sevgilim
yeterki benim ol,yakarım kendimi
bir kibrit çöpü bırakırım geriye
seni korkutan sevdanın son eseri...

>>öyle bir gidişin vardı ki..geri dönmeni istemedim..bana öyle bir 'sevgin ağır geldi' dedin ki..bir daha sevmek istemedim,ne seni,ne bir çiçeği,ne insanı,ne insanlığımı..şimdi benim olsan ne farkeder?
sonsuzluğuma...

'''ALPeR'''
26-02-2009, 02:31
hadi yine sıradan olalım sevgilim
sevdam ağırdır sana eminim
korkutur tenini yüreğini
taşıyamaz usanırsın eminim
su serp sözlerinle yangınlarıma
söndürelim bu çıldırırcasına aşkı
anlayamazsın gözümdeki kalpten bakışı
anlayamaz öldürürsün beni..

hadi yine sıradan olalım sevgilim
buysa benim olmanın bedeli
zehir olsa yutarım içimdeki kederi
yanan bakışlarımı gerekirse gizlerim
saklarım aşkından titrerse ellerim
öylesine seviyormuş gibi yapıp
taparcasına sevdamı anarım geceleri

hadi yine sıradan olalım sevgilim
yeterki benim ol,yakarım kendimi
bir kibrit çöpü bırakırım geriye
seni korkutan sevdanın son eseri...

>>öyle bir gidişin vardı ki..geri dönmeni istemedim..bana öyle bir 'sevgin ağır geldi' dedin ki..bir daha sevmek istemedim,ne seni,ne bir çiçeği,ne insanı,ne insanlığımı..şimdi benim olsan ne farkeder?
sonsuzluğuma...



bu şiir kimin? çok hoşuma gitti.

belki_
26-02-2009, 02:33
bu şiir kimin? çok hoşuma gitti.
benim kendi şiirim..sonsuzluğuma..

'''ALPeR'''
26-02-2009, 02:36
benim kendi şiirim..sonsuzluğuma..

gercekten çok beğendim, yüreğine sağlık...

belki_
26-02-2009, 02:38
teşekkür ederim=)bu yüreği böyle dolduranında eline sağlık..=)

'''ALPeR'''
26-02-2009, 02:40
teşekkür ederim=)bu yüreği böyle dolduranında eline sağlık..=)

söyleyene değil, söyletene de teşekkürler ozaman =)

OğuZ68
27-02-2009, 14:49
Karlı Bir Gece Vakti Bir Dostu Uyandırmak

Benim adım insanların hizasına yazılmıştır.
Hergün yepyeni rüyalarla ödenebilen bir ceza bu.
Keşke yağmuru çağıracak kadar güzel olsaydım
ölüm ve acılar çatsaydı beni
düşüncem yapma çiçekler kadar gösterişli ve parlak
sözlerim ihanete varacak doğrulukta olsaydı.
Anmaya gücüm yetseydi de konuşsaydım
diri-gergin kasları konuşsaydım
“Kardeşler! ” deseydim “Kardeşlerim! ”
“Bakın yaklaşıyor yaklaşmakta olan
“Bakın yaklaşıyor yaklaşmakta olan
Bakın yaklaşıyor…”
yazık, şairler kadar cesur değilim
çoçukların üşüdükleri anlaşılıyor bütün yaşadıklarımdan
gövdem kuduz yarasalarla birazcık yatışıyor.



Benim gövdem yıllar boyu sevmekle tarazlandı
öyle bir çalımlarla gecenin çitlerinden atlardım
bir güneş sayardım kendimi denizin karşısında
çünkü çam kokularına sürtünüp ağırlaşan ruhların
inanmazdım dosyalara sığacağına
gittikçe ışıldardım dükkanlar kararırken
hüznün o beyaz etrafına sakallarım batardı.

Benim adım bilinen bütün cevapların üstüne mühürlenmiş
ellerim tütsülenmiş
evlerin yeni yıkanmış serin taşlıklarında
dirgenler, bakraçlar, tornavidalar
bende kül, bende kanat, bende gizem bırakmadılar
ve içinden bir baş ağrısı gibi çınlamaktansa
gövdem açık bir hedef kılındı belâlara.
Ve bu yüzden yakışıksız oluyor
insanları hummalı baharlar olarak tanımlamak
ve bu yüzden göğsümde dakikalar
ince parmaklar halinde geziniyor
konvoylar geçiyor meşelikler arasından
bir yaprak kapatıyorum hayatımın nemli taraflarına
ölümden anlayani ciddi bir yaprak
unutulacak diyorum, iyice unutulsun
neden büyük ırmaklardan bile heyecanlıydı
karlı bir gece vakti bir dostu uyandırmak.

1972


İsmet Özel

OğuZ68
27-02-2009, 15:38
Ne sağnaklar görmüşüz, yarılan gökyüzünden alnımız
yıldırımlarla ağmış,
ne rüzgarlar çınlamış bağrımızda, coşkusundan kırılmış
kaburgamız,
dişlenip kayaları ne ateşler yakmışız, aşmışız ne zifir
uçurumlar,
yine de ürkütmeden öpmüşüz bir ceylanı gözlerinin
yaşından
incitmeden tutmuşuz ağzımızda yorulan kelebeği;
şimdi asmalardan korukların tadı silinmiş,
sesimizde sendeleyen bir keder,
uykusuzluk serin serin sızıyor acıyan tenimizden;
ziyanı yok, nasıl olsa gönlümüzde aşkın yeri çok derin.

Ne azgın canavarlar üstüne yürümüşüz bir demet
çiçek için,
neyimiz var neyimiz yok vermişiz bir narin dilek için,
yıllarını taş duvara örmüşüz ömrümüzün bir hırçın
yürek için;
şimdi çevremizde yosunlaşmış sessizlik,
yabanıyız gittiğimiz her şehrin, çiğdemsiz, kükremesiz,
kimsecikler sezmiyor boynumuzdan didişen örümceğin
zehrini;
ziyanı yok, nasıl olsa nabzımızda durulanır yaşamanın
iksiri.

Ne güzel sevmişiz, ağzımızda mavi bir tat kekremiş,
ne sızılar sarmışız yumuşacık öpüşlerin çığlığını kuşanıp,
şafaklar tutuşkunu şarkılar yuvalanıp ne mintanlar yırtmışız,
şimdi usulcacık ürpersek kara gece uykumuz kaçacak
kadar delik
üstümüz çimensiz tepeler gibi bereketsiz, örtüsüz, serin;
ziyanı yok, nasıl olsa gönlümüzün çayırları ipekten,
bakışımız lekesiz.

Ne masalar düzmüşüz kıvrımları gümüş, kakmaları sedeften,
ne milyonlar yanından başeğmeden geçmişiz, huyumuz
değişmemiş,
hayatımız günbegün çarpışarak yaşanılan sırların ürünüdür;
şimdi kar altında avcumuz, avurdumuz ilaçsız,
ıssızlaşmış sabahlar, yoksunluk arsızlaşmış,
kaçışır yolumuzdan gölgesini de alıp o şaklabanlar
inildesek açlıktan;
ziyanı yok, nasıl olsa gönlümüzün dağı taşı altından.

Ne devlerle dalaşmış kanımızı göstermeden silmişiz.
ne kudurgan günlerde elimizi dost eline titremeden vermişiz,
bir ömür seğirtmişiz bir nefes beklemeden;
şimdi nice anışların dudağı üşüyen bir çocuk kadar uçuk,
nicesi elsıkışların sahtekar çıkmış...

- Bizi eşkiyalar soymamış abi
muhabbet yıkmış!

Nihat Behram

_lain_
27-02-2009, 17:44
-ve yedi gök
altı iklim
suyla kazınmış toprak suretinde-

bir ismin esaretinde şimdi düşler
-ki her andığında beynine intihar gibi çakılır-
yolsuz,yolun-muş bir menzildir sabah
çok uzak
çok uzak bir ihtimal gibi anlatılır...

çünkü
her geceyi katleden bir seher vaktidir bilirsin
esmer bakışlarına sürüp elayı
yenilmiş ordular gibi
kendine çekilirsin...


kanatılmış bir yaradır şimdi hüzün
ve kan uykusu gözler,kan atılmış yüzün
anlaşması gibidir ömürle ölümün
kızgın ve delirmiş gibi dönen dünyada

hayat dediğin
yaşlı bir masaldır aslında
yeni yetme sonlar uydurdur kendine...

esmerdir uykusu kaçmış gece
ve yangındır,
amansız bir yanılgıdır gözleri
bir denizi bir denize düşürür gibi
ve bir düşe mahkum eder gibi gündüzleri...

çünkü
her geceyi katleden bir seher vaktidir bilirsin
toplayıp denizlerini
kurumuş nehirler gibi
kendine çekilirsin...

nurcan5454
27-02-2009, 17:52
kendi yazdıklarımdan olur mu?

_lain_
27-02-2009, 17:53
kendi yazdıklarımdan olur mu?

neden olmasın?

nurcan5454
27-02-2009, 18:03
neydi ki senin hayatındaki yerim
ne kadar da degersizmısım..
sevgiyi anlatma artık bana n'olur
çünkü senin kalbin bir yagmur damlası
nereye yagacagı belli olmayan ask acısı.............

'''nurcan'''


devamı coookk uzun ve bende kalsın nasıl begendınız mı?

belki_
27-02-2009, 21:09
her yeni acımda;
bir çocuk sakladım tüm mahsumluğuyla
göz yaşlarımı biriktirdim
yüreğimin alacakaranlığında

her yeni acımda;
bir şarkı tellerdirdim kendimce
umutsuzluğum da oldu günlerce
ya sabırlarım..tükenirmiydi seneler geçtikçe?

her yeni acımda;
beklediğim yarınlar soldu
içim hep hüzün doldu
dudaklarımdan süzülen tek kelime 'bu son' oldu..

'''ALPeR'''
01-03-2009, 22:34
anladım diyemem ki! suçluyum
belki ben anlatamadım sana kendimi
tutuştum, yandım da yokluğunda her gece
yine gözyaşlarımla söndürdüm kalbimi
her gün her dakika seni özlerdim
bitmezdi kederim senin yanında bile
susardım, gözlerime baktığın zaman
mermer bir heykelin çaresizliğiyle
oysa neler düşünürdüm sen yokken
sana kavuşunca neler söylemek isterdim
dakikalar bir ışık hızıyla geçerdi
ayrılık başlayınca ben biterdim
en kötüsü beni koyup gitmendi
o öyle bir yalnızlıktı anlatılmaz
hep yarım kalmış heyecanlar hazlar içinde
biterdi bir kış, geçerdi bir yaz
ve nice yıllar kovalardı birbirini
gözlerimde gitgide büyürdü mesafeler
bütün teselliler uzaklarda kalırdı
bütün çiçekleriyle solardı bahçeler
ne olurdu saadetlerin en büyüğü
işte ellerimde al, diyebilseydim
anlardın, ve hiç gitmezdin, değil mi
bir gün duyduğum gibi kal diyebilseydim.

ümit yaşar oğuzcan

170489
01-03-2009, 22:40
sensizliğim fırtına olur
yiter gider bütün sevdiklerim
bir sen kalırsın
bir sen kal n'olur

sensizliğim yılgınlığımdır
aşklar küreksiz sandal olur
sürüklenir ihanetlere
bir sen kalırsın
bir sen kal n'olur

sensizliğim bungun bir okyanustur
boğulur gülüşler anaforlarda
çırpınışlar yakamoz olur
bir sen kalırsın
bir sen kal n'olur

sensizliğim allahsız gökyüzüdür
seni seven yalvaç olur
gömülür ibadetlere
bir sen kalırsın
bir sen kal n'olur

sensizliğim yanılsamadır
bazen sensizlik olur
ne sen kalırsın o zaman
ne de sevdan
benim halim
anlamını yitirmiş sözcük olur....




H.Muharrem Helvacı

170489
01-03-2009, 22:41
yalnızlık
dağın doruğunda
güneşin unuttuğu kardır

yalnızlık
şiirine küsen uyaktır

yalnızlık
fahişenin erkeği
dilencinin dileği
mecnunun yüreğidir

yalnızlık
sürüsüz çoban
kendi ilinde yaban
yar koynunda yarsız yatandır

yalnızlık
avcısını bekleyen ceren
sevgili ağlarken gülendir

yalnızlık
süreğen sancı
yolcusunu özleyen hancıdır

yalnızlık
kumun dostu sel
seherini yitirmiş yeldir

yalnızlık
allahsız kul
bensiz istanbuldur

H.Muharrem HELVACI

yas-emin
02-03-2009, 06:15
söyleyene değil, söyletene de teşekkürler ozaman =)

sanki tek cümlelik bir şiir olmuş bu da..
ne çok şey anlatıyo altalta/üstüste dizilmeden..süssüz, örtüsüz, kafiyesiz..

_NeneHatun_
03-03-2009, 16:01
GİTTİ AH GİTTİ

gitti ah..,
gecelere hüzünleri serperek
yaralı bir kuş gibi kanarcasına gitti..,
yalvaran gözlerime, elemi pay ederek,
bir kabahatmiş gibi, kaçarcasına gitti...


gitti ah..
şarkılara bel bağlamak faydasız.
üstüme kapıları kaparcasına gitti...
gecenin geldiğini haber vermeden; hırsız...
yaşanmış bir ömrü çalarcasına gitti


gitti ah... bir nehirdi,
yazamadığım şiirdi.
yüzüme son bir defa
bakarcasına gitti...


gitti ah...
gözyaşları yanaklarımda kaldı.
hayatın perdesini çekercesine gitti...
belki doyulmamış toz pembe bir masaldı.
göğsümden yüreğini sökercesine gitti...


gitti ah...
karşılaşmak ömür boyu imkansız.
beni hazanda koyup bahar dalına gitti...
bilmiyorum ne yapsam, ne söylesem anlamsız.
ayrılmıştı dünyamız; kendi yoluna gitti...


gitti ah... bir mevsimdi,
çizemediğim resimdi.
kalbime bir çiviyi,
çakarcasına gitti...

YUSUF HAYALOĞLU

'''ALPeR'''
03-03-2009, 19:40
sanki tek cümlelik bir şiir olmuş bu da..
ne çok şey anlatıyo altalta/üstüste dizilmeden..süssüz, örtüsüz, kafiyesiz..

galiba işin özü de burada gibi ....

kayıtsız15
03-03-2009, 19:47
Uçurum...


Aklımda kayalar kopuyor, duvarlar yıkılıyor
Yüreğimde, kuruyan bir ırmağın yatağındaki boşluk
Ayak izlerimi bırakmaya çalışıyorum taşların üstünde
Kimsenin arayıp bulamayacağı bir adresim var artık.
Dostlar da çekilip gidiyorlar hayatımdan
Yürüdükleri yollarda arıyorum anları,
Sevdikleri kıyıların gözlerinde
Kendi sularınca boğulan bir denizim ben
Kendi taşlarınca zapt edilen bir kale
Başımı avuçlarıma alıp sıksam ne olur
Çıkarabilir miyim beynimdeki o kara suyu?
Bir çiçek tarlasına dönüştürebilir miyim?
Aylardır önünde durduğum o dipsiz uçurumu....

Ahmet Erhan

zeyrek
03-03-2009, 23:01
İz

Kara parantezinde sevda ve mizah.
Gökyüzüne bakmayı unutmuşuz!
Ne de berduştu sevda sözleri...
Ne de keskin!
Anlamamışız…

Soğuk,
Yağmur,
Rüzgar
Tipi
Hepsi aynı anda olur, bilirsin…
Ve “Bilir misin” , diye başlar bir şair şiirine...
Sonra ne bileyim...
Cevap arar...
“Şair burada ne demek istiyor?”
cümlesine…
Sen onu bunu ta bırak söyle,
İnsan ruhu kaç derecede donar
deniz seviyesinde…?

Dünya böyle işte!
Kimi gece gündüz savaşır...
Kimi oturur olayı şiirle anlatır...
İkisi de büyür,
İkisi de birbirini büyütür...

Ama bu kadar ahenkli değil seni okumak...
Kafiyeler seni kusursuz yapmaz,
bilirim
Tahterevalli değilsin,
Bir tarafına ağırlık versem,
öbür yanın havalanmaz...

Neyi ararım bilmem hala
İnternetin varoşlarında,
Pusulam,
Fotoğraflarda bana nasıl baktığının şahitliği
istatistik ilmine inat,
İzine rastlamak için
geçtiğim her sokakta…


Ahmet CORA

Cebimde Kelimeler
04-03-2009, 00:00
Sakin göllerin kuğusuyduk

Salınarak suyun yatağında

Yarılan ekmeğin buğusuyduk

Göğsüm daralıyor, yüreğim kanıyor

Olmasaydı sonumuz böyle...

İkimiz birer yolcuyduk

Aynı ormanda kaybolmuş

Aynı çıtırtıya ürperen iki serçe

Hep aynı yerde karşılaşırdık

Tesadüf bu

Dedim ya!

Hiç yoktan susturuldu şarkımız

Göğsüm daralıyor

Yüreğim kanıyor

Bitmeseydi bizim öykümüz böyle

Olmasaydı sonumuz böyle

Dağlarda çoban ateşiydik

Dolanarak suyun yanağından

Ceylanın pınara inişiydik

Olmasaydı sonumuz böyle...


Yusuf Hayaloğlu

'''ALPeR'''
04-03-2009, 00:43
CEBECİ İSTASYONU VE SEN



Cebeci İstasyonunda bir akşam üstü
İncecikten bir yağmur yağıyordu yollara
Yeni baştan yaşıyorduk kaderimizi
Sıcak bir kara sevda
Yüreğimizin başında bağdaş kurup oturmuştu;

Acımsı, buruk.
mühürlenmişti ağzımız bir sessizlik içinde
Sessizliği üstümüzden atamıyorduk
Bir saçak altında kararsız, yorgun
Saatlerce duruyorduk
Kimse görmüyordu bizi


Cebeci İstasyonunda bir akşam üstü
Yeni baştan yaşıyorduk kaderimizi
Cebeci İstasyonunda bir akşam üstü
Bir başka türlüydü bu insanlar
Sen bir başka türlüydün

Gözlerin yine öyle bir bilinmez renkteydi
Gözlerin gözlerimde erimekteydi
Bir mermer heykel gibi yanımda duruyordun
Beni bırakma diyordun


Meyhane sarhoşları gibi sırılsıklam
Bir yalnızlık duyuyorduk
Ağlıyordun, ağlıyordun...


Cebeci İstasyonunda bir tren
Nefes nefese soluyordu
Gerilmiş bir keman teli gibiydik


Ankara Kalesi'nde bir eski çalar saat
Bilmem kaça vuruyordu
Bir yağmur yağıyor inceden ince
İçimizdeki binbir düşünce
Harmanlar misali savruluyordu
Islanmış bir ceylan yavrusu gibi
Tiril tiril titriyordun
Gitsek gitsek diyordun.


Yüreğimin atışından deli gönlümce
Sırıl sıklam, paramparça, permeperişan
Türküler söylüyordum
Ağlıyordun, ağlıyordun...


Şimdi, şimdi seni düşünüyorum
Cebeci yollarında rüzgarlar esiyor, serin
Paramparça düşmüş gönül ufkuma
İki yıldız gibi gözlerin
Gel Ey ciğerime saplanan hançer
Gel ey yüreğime oturmuş kurşun
Göçmen kuşlar gibi çok uzaklardan
Gel artık Ne olursun ...



Yavuz Bülent Bakiler

'''ALPeR'''
04-03-2009, 00:48
BİR GÜN BAKSAM Kİ GELMİŞSİN


Bir gün baksam ki gelmişsin..
Bir güvercin gibi yorgun uzaklardan yar.
Gözlerinde bir bitmez,bir tükenmez güzellik
Saçlarında ilkbahar..


Bir gün baksam ki gelmişsin..
Gülüşünde taze serin bir rüzgar
Ellerin yine eskisi kadar güzel
Çiçek açmış dokunduğun bütün kapılar..


Bir gün baksam ki gelmişsin..
Hasretin içimde sonsuzluk kadar.
Şaşırmış kalmışım birdenbire çaresiz.
Dökülmüş yüreğime gökyüzünden yıldızlar.


Bir gün baksam ki gelmişsin..
Ne yüzünde bir gölge,ne dilinde sitem var.
Tozlu pabuçlarını gözlerime sürmüşüm
Benim olmuş dünyalar. . .


Yavuz Bülent Bakiler

'''ALPeR'''
05-03-2009, 01:51
KELEBEK ÖMRÜ

Sevdâya alışkın bu gönüller seni bekler
Son darbe de her cân o ölüm bûseni bekler

Sevdâ denilen çölde çiçekler de tuzaktır
Vuslâtı yakın sanma fizandan da uzaktır

Ellerde avuçlarda senin ismin anılsın
Gönlümdeki aşkın yine yoklukta sanılsın

Yükselsin o rûhum göğe çıksın sana değsin
Çektirdiğin âhlarla gönül gökleri eğsin

Hakkın bizi halk ettiği toprak ne de paktır
Herhalde bu yüzden ki mezâr taşları aktır

Heyhât! Kara sevdâ denilen yol ne de dardır
Aşk bitti mi dünyâ kelebek ömrü kadardır

Mehmet Nuri Parmaksız

_lain_
05-03-2009, 13:13
ben sana düzenli olarak telefon ediyorum.
adlı bir cengaver olarak telefon ediyorum.
hakiki cinayetler işleniyor görüyorum.
isa görüyor, şeyhim görüyor, ben görüyorum.
ben sana düzenli olarak telefon ediyorum.

yüzyıl şilisinden bir dazz javulcusu inliyor tam arlarımda
hiç durmadan kentlimağlup kıyasıya mağrur ve mor
bir çocuğum şimdi pişman olmak için
birbiriylebağlantılıyüzbinlerceyılım vor.

seni sevmem
bu savaşı
kesintiye uğratmaz
ama ordan bakma!
bu, werther'in
leş kanını
gül kılar.

birleşmemiz radikal olacak ben kan vereceğim
otobüsler olacak, tirenler, bütün öldürülmüş cumhuriyet şehirleri
saçlarım uzun olacak, bıyıklar, gözlükler, gideceğim
çığlıklarla düzülmüştür aşk şiirleri.
gideceğim ensk ökümde devlet denen şirk,
beb gözüğümde kent gördükçe kırılan gıçlar,
ve bir dizeyi haklar gibi terli ellerim
bu çağın açısını dik tutacaklar.

bana bir öpücük verin yoksa galip döneceğim
ufka bir kesin ordum akıverecek
elimde çözülecek makina ve cinayet
marşlar yazıp halkımla söyleyeceğim yoksa.

inanmışım kaybetmek esrarıdır olmanın
çıldırmış bir vaşak gibi kaybediyorum.
ipimden kurtulmuşum kaybediyorum.
birleşmiyor ellerimiz haykırıyor trapez

tanklar tank olup geçiyor üstümüzden
helvetius haklı, devlet şaşkın, piyanist kara
memleket sana rağmen ket vururken yarama
şu çıplak çocuk şu tüyük bürk şairi ben
-ve emir "kun" diyor; doğuruluyorum-
"bu ülke"den daha bıçkın tamlama bilmiyorum.
bana bir öpücük verin yoksa şair öleceğim
ikdildar tohmekecek sözüme yoksa
ve bir dizenin tan yerini ağartamsıysa
ellerini tutarım ki kudurtucudur.
bunun için gözlerinin meryem hali sevgilim
gözlerinin meryem hali gerçek yurdumdur
ki zuhrettiğinde ilk formuyla isa yeniden
ağlıyorum, ağlıyorum, ağlıyorumdur.

ben bu çağdan bir kere de şerefimle geçeceğim
lazım gelen gülleri göğsüme gömmüşüm
birleşmemiz radikal olacak ben kan vereceğim
bunu daha çok küçükken bir film de görmüştüm!

ah laikse aşkımız biter elbet bir kışbaharyaz günü
gözlerin uçurumlar kaydeder avuçlarıma
bir çınar gövdesini bir hamle daha yayar
üç içbükey komodin silah çeker vurulur
sen gidersin, denklem düşer, ben aşk olduğumu ağlarım
bir kelebek konduğu yerde bir mayın olduğunu anlar.

ben dünyaya karşı durmak ile meşhurum
olma. yokluğun bulunmama larcivert lavlar akıtır.
nasıl çekip gitmiş bir şaman
çekip gitmiş, bir şaman değilse en çok
benim gibi sonsuz bir at
hiç koşmuyorken de attır.

biliyorum lir sızmıyor şakaklarımdan
ve yüzümde şeyh çıldırtan yarıklar da yok
annem beni hep çok sevdi, kız gördüm mü ağlıyorum
modern bir alışkanlıktır ölmek, seni doğasıya seviyorum
ben sana düzenli olarak telefon ediyorum.

mıknatıssız bir pusula olarak
ah muhsin ünlü

zeyrek
05-03-2009, 15:31
AKLIMDA

Yüreğimi dolaşırdı üşüyen bir ses...
Gözlerinde buğulanırdı camlar...
-ellerin ellerimde, lades-

Hangi yöne doğru sollardık zamanı,
Ölüm hangi yönden giderdi?
Akşamlar içimizde uzun birer yara
Gibi açılırdı, her gece dev birer kafes.
Başlardık buzlu ağlamalara...
-yüreğimi sana verdim, lades-

Yüzüne gömdüm gençliğimi...
Orda kayboldu aslında...

Yeni aşklar sunmayın bana,
Aklımda…


Can Bahadır Yüce

_lain_
06-03-2009, 12:40
aman, kendini asmış yüz kiloluk bir zenci,
üstelik gece inmiş, ses gelmiyor kümesten;
ben olsam utanırım, bu ne biçim öğrenci?
hem dersini bilmiyor, hem de şişman herkesten.

iyi nişan alırdı kendini asan zenci,
bira içmez ağlardı, babası değirmenci,
sizden iyi olmasın, boşanmada birinci...
-çok canım sıkılıyor, kuş vuralım istersen.

yas-emin
07-03-2009, 18:56
son kez bahar!

her aşktan önce yağmur var
ey gövdenin ipeğini yırtan bahar
capitol harflerle sevişirken halk
bir çiçek bahçesi sanıyordun
ayaklarımızın altında inliyor hayat

yapraklarının haşırtısı
vitrinlere bakılarak duyulmayan sonbahar
yaklaş çiçekleri üşüten o serinkanlılıkla
yaklaş ki anlaşılsın
aşk yoksa saatler
bileklerde bir kalp gibi taşınmaz

kim varsa
o beyaz çarşafların hazzına ırak
tez elden kendini aşkın kollarına bırak!
ten şiddetli bir dalgınlıkla çalkalansın
dil yansın yandıkça çatallansın

ey capitol harflerle sevişen halk
yatağını yadırgayan bir ırmak
gibi aramızdan akıp gidiyor hayat

CEVDET KARAL /"horozlu ayna ve ölüm" kitabından..

ne eleyici üslup ..

yas-emin
07-03-2009, 19:07
Vicdan



Yazgının ardına taktığı

Usanmaz bir hafiye gibi

Canından bezdirmiş seni

Attığın her adımın ardından

Duymak, vicdanının sesini



Onu, bir köşede her gece

Kıstırmak istersin öldüresiye

Bir vuruşta indirmek yere

Kovmaktan farkı ne gölgeni



Bazen güneş tam tepede

Başınla karışır birbirine

Durma kaç, kan ter içinde

Yorulur terk eder belki peşini



Ayırır gibi ruhu bedenden

Dene ansızın kaybetmeyi izini

O sokmadan bağrına hançerini

Sen ol bitiren o zalimin işini



Ve ruhum, sen alçal bir kartal gibi

Bir kartal gibi kullan pençeni

Çık da bırak bekleyen kargalara

Zafer içinde vicdanının leşini



Sonra dön de yakar tanrına

Bir kez de Allahsız yaratsın seni


CEVDET KARAL

vay be..:)

"secde en büyük başkaldırıdır"

"sanat bir kıyamet provasıdır..ruhunun harcındaki yaratıcılığı sonuna kadar kullananlar kendi kıyametini kendi elleriyle yaşar"

bunlara da "vay be"..
'daha'sından da nasiplenmek dileğiyle :/

BiLuNcA
07-03-2009, 19:12
Kendimi sileceksem,
Bilirim sende varım.
Senin ben yarısıyla seni ben tamamlarım.
Seni sende bütünler,
Sana sende inanır,
Seni sende silerim,
Seni bende yazarım...
ÖZDEMİR ASAF

boşversene45
07-03-2009, 19:26
senı sevmek en buyuk hataymış..................işledim
sana bakmak en buyuk harammış...............baktım
senınle sevişmek en büyük zevkmiş.............tattım
senı unutmak ımkansızmış........orda sınıfta kaldım...........

nursevx
07-03-2009, 19:33
Hangi Ayrılık?

Hangi sevgili var ki, senin kadar duyarsız ve kalpsiz?
Ve hangi sevgili var ki, benim kadar çaresiz?

Hangi ayrılık var ki, böyle kanasın ve böyle acısın?
Ve hangi taş yürek var ki, benim kadar ağlasın?


Hangi gün karar verdin, küt diye çekip gitmeye?
Hangi lafım dokundu sana, böyle inceden inceye?
Hangi otobüs söyle, hangi uçak, hangi tren?
Seni benden götüren, beni bir kuş gibi öttüren.
Hangi kırılası eller dolanır, kırılası beline?
Hangi rüzgar şarkı söyler, o ay tanrıçası teninde?
Hangi çirkin gerçek uğruna, tükettin güzel ütopyamızı?
Hangi boşboğazlara deşifre ettin, en mahrem sırlarımızı?
Hangi cama kafa atsam?
Hangi kapıyı omuzlayıp kırsam?
Hangi meyhanede dellenip, hangi masaları dağıtsam?

Bende bu sersem başımı, karakolun duvarına vursam.
Kendimi caddeye atıp, arabaların altına savursam.
Hangi tercih beni en hızlı şekilde öldürür?
Hangi şekil öldürmez de, ömür boyu süründürür?
Kayıp ilanı mı versem, şehir şehir dolanmak yerine?
Ödül mü koysam, ölü veya diri seni bulup getirene?
Hangi ayrılık var ki, böyle diş ağrısı gibi durmadan zonklasın?
Hangi cam kesiği var ki, böyle musluk gibi içime damlasın?
Hiç sanmam! ...
Hasta kalbim bunu bir süre daha kaldıramaz! .
Feriştah olsa, böyle eli kolu bağlı bekleyip duramaz.
Hangi mübarek dua,
Hangi evliya tesir eder, seni döndürmeye?
Hangi aptal mazeret ikna eder, ateşimi söndürmeye?
Olur mu be! . olur mu?
Bu da benim gibi adama yapılır mı?
Aşk dediğin mendil mi?
Buruşturup bir kenara atılır mı?
VEFA bu kadar basit mi? Alınır mı? Satılır mı?

Hangi hırsız çaldı, seni yırtık cebimden?
Hangi pense kopardı bizi birbirimizden?
Hangi uğursuz hamal taşıdı valizini?
Hangi çöpçü süpürdü yerden bütün izini?
Hangi yaldızlı otel çarşaf serip barındırdı?
Hangi süslü manzara seni kolayca kandırdı?
Hangi şarlatan imaj böyle çabuk ilgini çekti?
Hangi pembe vaadler o saf kalbini cezbetti?

Dağ gibi adamı eze eze! .....
Hangi anası tipli parlak çömeze,
Hangi alemlerde kahkahanı ettin meze?
Hangi yamyamlara yedirdin o masum rüyamızı?
Hangi mahluklar çiğnedi el değmemiş sevdamızı?
Hangi bıçak keser şimdi benim biriken hıncımı?
Hangi mermi dağıtır insanlara olan inancımı?
Hangi bekçi, hangi polis artık zapteder beni?
Ve! .. Hangi su bağışlatır?
Hangi musalla temizler seni?

Bu Nasıl Ayrılık? ...

Hoş Seda
07-03-2009, 19:44
Ağlamak için gözden yaş mı akmalı?
Dudaklar gülerken, insan ağlayamaz mı?
Sevmek için güzele mi bakmalı?
Çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı?
Hasret; özlenenden uzak mı kalmaktır?
Özlenen yakındayken hicran duyulamaz mı?
Hırsızlık; para, malmı çalmaktır?
Saadet çalmak, hırsızlık olamaz mı?
Solması için gülü dalından mı koparmalı?
Pembe bir gonca iken gül dalında solmaz mı?
Öldürmek için silah, hançer mı olmalı?
Saçlar bağ, gözler silah, gülüş, kurşun olamaz mı?

Victor Hugo

avakado1
07-03-2009, 19:45
zamana düşer

bir şiir kaçağıyım ben
ayaklarımda akan yollarda
rüzgar tadında bir serüven

rüzgar tadında bir serüven
bir karanfil düşürür
yüzümü yakar giderken

yüzümü yakar giderken
eski bir nihavend sevgili
zamana düşer erkenden

zamana düşer erkenden
kavuşmak bir damla suya
yaşamla intihar sevişirken

yaşamla intihar sevişirken
rüzgar tadında bir serüven
yüzümü yakar
zamana düşer erkenden...

depresyon güzeli
07-03-2009, 19:54
SÖYLEMEDİKLERİMİ İŞİTİN LÜTFEN...

Bana aldanmayın!
Yüzüm bir maskedir,
Sizi aldatmasın.
Binlerce maskem var.
Çıkarmaya korktuğum.
Ve, hiç biri ben değilim...
Olmadığımı göstermek
İkinci doğam oldu.
'kendinden emin biri' dersiniz,
sanki güllük gülistanlık
benim için herşey...
adım güven belirtir.
Ve,
Oyunumun adı
Ağırbaşlılıktır.
İçimde ve dışımda denizler sakin,
Herşeyin kumandanı ben...
Fakat, inanmayın bana,
Lütfen!..
Herşey dışta düzgün ve cilalı,
Hiç yıpranmayan, her zaman saklayan
O maske!..
Altta ne güven, ne de rahatlık...
Altta,
Karışıklık, korku ve yalnızlık içinde bocalayan
Gerçek ben!..
Ama saklarım bu gerçeği savunuculukla
Kimsenin bilmesini istemem
Zayıf taraflarımı düşündükçe,
Titrer ve sararırım...
Ve başkaları görürse iç dünyamı...
Gerçek beni ve yalnızlığımı!
İşte, maskelerimi onun için takarım...
Onun için, arkalarına saklanacak maskelerim var.
Onlar, gösterişle kullanabileceğim
Parlatılmış yüzlerim.
Bana,
'sen değerlisin' diyecek,
'maskesizken daha bir insansın'
'daha bir bendensin'
'daha yakın, daha bir dostsun'
diyecek bir bakışa
muhtacım...
benim yanıma sokulman kolay olmayacaktır!..
uyarırım seni dost!..
uzun yıllar kendini yetersiz hissetmiş ben,
sana kendini kolayca açmayacaktır...
bütün gücümle tutunacağım maskelerime
ne kadar sokulursan yakınıma
o denli şiddetli geri iteceğim seni...
kim olduğumu merak ediyor musun?
Hiç merak etme...
Ben çevrendeki
Her erkek ve kadınım...
Maske takan her insanım.

Eylül 1966 Charles C. Finn
Çeviri: Doğan Cüceloğlu


hayatımın şiiri bu benim...

Cebimde Kelimeler
07-03-2009, 22:25
SEN BENİM HİÇBİR ŞEYİMSİN

Sen benim hiçbir şeyimsin
Yazdıklarımdan çok daha az
Hiç kimse misin bilmem ki nesin
Lüzumundan fazla beyaz
Sen benim hiçbir şeyimsin
Varlığın yokluğun anlaşılmaz

Galiba eski liman üzerindesin
Nasıl karanlığıma bir yıldız olmak
Dudaklarınla cama çizdiğin
En fazla sonbahar otellerinde
Üniversiteli bir kız uykusu bulmak
Yalnızlığı öldüresiye çirkin
Sabaha karşı öldüresiye korkak
Kulağı çabucak telefon zillerinde

Sen benim hiçbir şeyimsin
Hiçbir sevişmek yaşamışlığım
Henüz boş bir roman sahifesinde
Hiç kimse misin bilmem ki nesin
Ne çok çığlıkların silemediği
Zaten yok bir tren penceresinde

Sen benim hiçbir şeyimsin
Yabancı bir şarkı gibi yarım
Yağmurlu bir ağaç gibi ıslak
Hiç kimse misin bilmem ki nesin
Uykumun arasında çağırdığım
Çocukluk sesinle ağlayarak

Sen benim hiçbir şeyimsin

Attila İlhan

zeyrek
08-03-2009, 00:13
Dönüşü Olmayan Gidiş

Giderken
Ne bir uğurlayan var
Bu evde beni
Ne / döndüğümde
Karşılayan bakışlar...
Sadece
Özleminin
Yalnızlığımla kesiştiği yerde
Asılı duran hüzün var. . .

Kalkmış göçün
Yükünü indirdiğin
Her duraktan...
Bana kalan
Fırtınaya yakalanmış
Kuru çiçekler yığını / hatıralar...

Kayıp gidiyor toprak
Ayaklarımın altında
Nereye bassam. . .
Irmakta / suya düşen öpüşlerimiz. . .
Kırağı düşmüş saçaklarda
Gülüşlerimiz üşümekte. . .

Adı batsın
Yazgısı değişsin...
Bu / dönüşü olmayan gidişin. . .
Ya da / öğretsin sabrı
Nafile
Çaresiz
Yüreğime dağları deviren bekleyişin...


Kâmuran Esen

rockzimendi26
08-03-2009, 01:19
Anadolum ana yurdum
Yöresinde gezdim durdum
Nasreddin,Yunusa sordum
Güzel şehir Eskişehir.

Porsuk çayı köprübaşı
Yedin mi çiğ börek aşı
Dünyada tek Lüle taşı
Güzel şehir Eskişehir.

Boz dağında yaylaları
Sakarı ılıcaları
Tepede odunpazarı
Güzel şehir Ekişehir

Kudretten sıcak suları
Havuzludur hamamları
Kemer köprü kayıkları
Güzel şehir Eskişehir.

Kalabak suyundan içtim
Hamamlar yolundan geçtim
Adaları mekan seçtim
Güzel şehir Eskişehir.

Çifteler yazılıkaya
Baştan akıyor sakarya
İndim Alpuya ovaya
Güzel şehir Eskişehir.

Kurşunlunun külliyesi
Edebali medresesi
Seyit battal üç tepesi
Güzel şehir Eskişehir.


Yazmakla tükenmez bitmez
Koca şehir Eskişehir
Konan bir daha göçemez
Güzel şehir Eskişehir.

Alıntıdır

Süper Manyak
08-03-2009, 02:31
ne hasta bekler sabahi
ne taze oluyu mezar
ne de seytan bir gunahi

_lain_
08-03-2009, 04:18
Kanatlanır, kanatılır bütün boşluklar.

Aynalar her gün bir başka yalan söyler

ve kalınır geride çizilmiş hayatlardan,

geride yağmurlardan ve çığlıklardan.



Herkes çizer boşluğunu…



II

Her aşk başlarken pembe,

ayrılıkta rengi siyah yalnızlığın…



(Herkes arar pembesini.

Oysa kendinden ötesi yoktur;

kimse sevmez yalnızlıkta gölgesini…)



III

Herkes sever doğumunu;

kim sever ölümünü?



Herkes sever doğrusunu;

kim sever yanlışını?



Herkes susar ayıbını.

Herkes susar ayıbını…



IV

Herkes bilir gitmesini.

Bir zaman öğrenirsin

gideni sırtından öpmesini



Herkes yaşar hasretini…



V

Herkes geçer gençliğini

Herkes…Buğusunda anıların

yitirir kekliğini…



VI

Herkes yaşamakla suçlu,

aşkıyla hükümlüdür;

herkes doğarken ölümlüdür.



Herkes ölür ölümünü;

göğe salıp düşlerini,

salıp tenini, nefesini

bırakır ceketini.



Herkes bırakacaktır ceketini…

kadery
08-03-2009, 06:17
Sen miydin o, yalnızlığım mıydı yoksa
Kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi
Dilimizde akşamdan kalma bir küfür
Salonlar piyasalar sanat-sevicileri
Derdim günüm insan arasına çıkarmaktı seni
Yakanda bir amonyak çiçeği
Yalnızlığım benim sidikli kontesim
Ne kadar rezil olursak o kadar iyi

alimpasa
08-03-2009, 06:24
sularda uyandı güzel bi peri
seni aşkından kaldım
kırık bi kalp
bi kemik bide deri ....

ESRA..1990
08-03-2009, 11:25
< Sen benim hiçbir şeyimsin - Atilla İlhan >

Sen benim hiçbir şeyimsin,
Yazdıklarımdan çok daha az,
Hiç kimse misin,bilmem ki nesin.?
Lüzumundan fazla beyaz..
Sen benim hiçbir şeyimsin,
Varlığın yokluğun anlaşılmaz..

Galiba eski liman üzerindesin..
Nasıl karanlığıma bir yıldız olmak.?
Dudaklarınla cama çizdiğin,
En fazla sonbahar otellerinde,
Üniversiteli bir kız uykusu bulmak,
Yalnızlığı öldüresiye çirkin,
Sabaha karşı öldüresiye korkak,
Kulağı çabucak telefon zillerinde..

Sen benim hiçbir şeyimsin,
Hiçbir sevişmek yaşamışlığım..
Henüz boş bir roman sahifesinde,
Hiç kimse misin bilmem ki nesin.?
Ne çok çığlıkların silemediği,
Zaten yok bir tren penceresinde..

Sen benim hiçbir şeyimsin,
Yabancı bir şarkı gibi yarım..
Yağmurlu bir ağaç gibi ıslak,
Hiç kimse misin bilmem ki nesin.?
Uykumun arasında çağırdığım,
Çocukluk sesimle ağlayarak..

Sen benim hiçbir şeyimsin.!

45melek45
08-03-2009, 11:50
Gözlerin gözlerime değince
Felaketim olurdu, ağlardım
Beni sevmiyordun, bilirdim
Bir sevdiğin vardı, duyardım
Çöp gibi bir oğlan, ipince
Hayırsızın biriydi fikrimce
Ne vakit karşımda görsem
Öldüreceğimden korkardım
Felaketim olurdu, ağlardım
Ne vakit Maçka'dan geçsem
Limanda hep gemiler olurdu
Ağaçlar kuş gibi gülerdi
Sessizce bir cigara yakardın
Parmaklarımın ucunu yakardın
Kirpiklerini eğerdin, bakardın
Üşürdüm, içim ürperirdi
Felaketim olurdu, ağlardım
Akşamlar bir roman gibi biterdi
Jezabel kan içinde yatardı
Limandan bir gemi giderdi
Sen kalkıp ona giderdin
Benzin mum gibi giderdin
Sabaha kadar kalırdın
Hayırsızın biriydi fikrimce
Güldü mü cenazeye benzerdi
Hele seni kollarına aldı mı
Felaketim olurdu, ağlardım.

Attila İlhan

karanlıktakiben
08-03-2009, 19:08
Adını her duyduğumda kalp atışlarımın hızlanmasından,
Yanaklarımın al al oluvermesinden,
İçten içe yüzümde beliren tebessümden
Anlamak zor olmadı varla yok arası karmaşık duygularımı
Birden olmadı adım adım sinsice yaklaşıp sarmaladı beni
Buğulu cama her adını yazdığımda...
Yağmur damlalarıyla birleşip kayboluyodun uzaklara
Her şarkıda seni arayıp bulmak sızlattı kalbimi
Seni düşünmekle düşünmemek arasında sıkışıp kaldığım zamanlar oldukça yordu beni...
Aslında beni en çok yoran senden uzaklaşmaya çabaladığımda sana dahada yakınlaşmak oldu
Bu durum ne zamana kadar yorardı beni bilemezdim ama bildiğim tek kısım senden öncem ve sonramdı........!!!!!!!!??????????
-Yasemin-

Kuarshika
08-03-2009, 21:59
AKDENİZ YARAŞIYOR SANA



Akdeniz yaraşıyor sana

Yıldızlar terler ya sen de terliyorsun

Aynı ıslak pırıltı burun kanatlarında

Hiç dinmiyor motorların gürültüsü

Köpekler havlıyor uzaktan

Demin bir çocuk ağladı

Fatmanım cumbadan çarşaf silkiyor yine

Ali dumdum anasına sövüyor saatlerdir

Denizi tokmaklıyor balıkçılar

Bu sesler işte sessizliğini büyüten toprak

O sesinin sardunyalar gibi konuşkan sessizliği



Hayatta yattık dün gece

Üstümüzde meltem

Kekik kokuyor ellerim hala

Senle yatmadım sanki

Dağları dolaştım



Ben senden öğrendim deniz yazmayı

Elimden düşmüyor mavi kalem

Bir tirandil çıkar gibi sefere

Okula gidiyor öğretmenim

Ben de ardından açılıyorum

Bir poyraz çizip deftere

Bir ada var sırf ebabil

Dönüyor dönüyor başımda

Senle yaşadığım günler

Gümüş bir çevre oldu ömrüm

Değince güneşine



Neden sonra buldum o kaçakçı mağarasını

Gözlerim kamaşınca senden

Ölüm belki sularından kaçırdığım

O loş suda yıkanmaktır

Durdukça yosundan yeşil

Kulaç attıkça mavi



Ben düzde sanırdım yıkıntım

Örenim alkolik asarım

Mutun doruğundaymışım meğer



Senle çıkınca anladım

Eski Yunan atları var hani

Yeleleri bükümlü

Gün inerken de öyle

Ağaçtan izdüşümleriyle

Yürüyor Balan tepeleri

Yürüyor bölük bölük can

Toplu bir güzelliğe doğru



Kadınım Yaraşıyorsun sen Akdenize
CAN YÜCEL

_lain_
08-03-2009, 23:15
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı
Bir kuş çırpınıyor eteklerinde
Alnın sıcak mı, değil mi, biliyorum
Dudakların ıslak mı, değil mi, biliyorum
Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından
Kalbinin vurusundan anlıyorum
İstanbul'u dinliyorum.

elif_tuba
08-03-2009, 23:21
sakla yamalarını kalbim...

insanlar büyüdükçe günler kısalırlar
günlerimiz gibi aşklarımız da
yittikleri duraklarda kalırlar

sakla yamalarını kalbim...

yürü, arkana bakma, ama umursa
bazen anılara en çok yakışan elbise
birkaç damla gözyaşıdır unutma...


Yılmaz Odabaşı

cikolatali_pudding
08-03-2009, 23:22
Özlüyorum

özlüyorum seni .gücüm yetmiyor unutmaya
özlüyrum elini tutmayi ,sesini duymayi
boynuna sarilipp omuzunda aglamayi
nedensiz sevincleri
hasret dolu sevgi dolu simsicak düslerimi
özlüyorum
gücüm yetmiyor unutmaya
seni aramazsam unuturum sanmistim
giremz sanmistim hayalin beynime
gecelri düslerimde
gündpz baktigim heryerde seni
özlüyorum
renkler gitmenle soldu
kirmizi kirmiziligini unuttu
mavi maviliginin farkinda degil
beyaz yalniz sen giydiginde güzelligini haykiriyormus
özlüyorum
bu özlem bu bekleyis hic bitmeyecek
ruhuna sana acan eflatun renkli cicekler solmayacak
olmasanda sensiz olmayi basaracagm
sonunun yaklastigini hissettigim gün
beyaz, bembeyaz mendilimi sallayarak
sensiz yasamin kahredilicigine veda ederek
seninle sonsuzlug kavusacagim

_lain_
08-03-2009, 23:32
sakla yamalarını kalbim...

insanlar büyüdükçe günler kısalırlar
günlerimiz gibi aşklarımız da
yittikleri duraklarda kalırlar

sakla yamalarını kalbim...

yürü, arkana bakma, ama umursa
bazen anılara en çok yakışan elbise
birkaç damla gözyaşıdır unutma...


Yılmaz Odabaşı


gül,

küle karılmış günlerin tortusunda

yarın,

vurulmuş yatıyor bugünün avlusunda

sakla yamalarını kalbim...;)

elif_tuba
08-03-2009, 23:36
gül,

küle karılmış günlerin tortusunda

yarın,

vurulmuş yatıyor bugünün avlusunda

sakla yamalarını kalbim...;)

(: tühh be oysa bi kere düzeltme yapmıştım yine unutmuşum...

_lain_
09-03-2009, 01:04
(: tühh be oysa bi kere düzeltme yapmıştım yine unutmuşum...

bilmek bile ayrıcalık;)

aslıyivrum
09-03-2009, 01:12
Hazan Yaprakları


Yine batıyor güneş,
Nemli gözlerinin elasında.
Gökkuşağı gibi bakışların,
Batıyor Akdeniz'in ufkunda.

Eylül sarısı saçların,
Hazan yaprakları gibi,
Eser kalmadı,
Hazeran gülünden.

Renk verir akşam güneşi,
Bir zeytin ağacının başucundan.
Çatlak dudaklarına nar çiçeği,
Yüreğime gül kurusu hüzün düşer.

Gülüşün yüreğimi ısıtsın,
Bir dal kalmadı tutunacak,
Sevdadan başka.
Soğudu gülü tutan ellerim...

naneLi_puding
09-03-2009, 01:36
GELMİŞ BULUNDUM

Ben mişim---neymiş?---su sesiymiş
Oymuş---cam kırıkları gibi gövdemi yakan---
Yanağında sardunya kokusuyla yazdan
Kimmiş o gelen ya giden kimmiş
Bir yabancı mı , yoksa bir ermiş
Değilmiş, bir çağrı bile yokmuş uzaktan.

Güneş mi batarmış bir özel isim bitirir gibi
Yanmış bir ağacın yaprakları mıymış kımıldayan
Ne kalmış bir önceden ya da bir sonradan
Kim koparmış dalından bu yabani incirleri
Ya kimmiş kıyıya çeken hayalet gemileri
Ne yazılmış nereye bu garip kargaşadan.

Yıldızlar, büyülü ülke, adımı unutturan
Bir kaya, bir ot, bir akarsu
Hangi yaz şarkıcılarının ürpertili korosu
Ki bütün ölüleri sağa çıkaran
Ve kenti bir ölüm derinliğine salan
Yani bir gül solarken bir gülün açma korkusu.

Şiirler yazdım, kitaplar okudum
Elime bir bardak aldım, onu yeniden oydum
Derinlerde kaldım böyle bir zaman
Kim bulmus ki yerini, kim ne anlamış sanki mutluluktan
Ey yağmur sonraları, loş bahçeler, akşam sefaları
Söyleşin benimle biraz, bir kere gelmiş bulundum.

EDİP CANSEVER

'''ALPeR'''
09-03-2009, 01:54
EY HAYAT

yaşam bir ıstaka
gelir vurur ömrünün coşkusuna
hani tutulur dilin
konuşamazsın!

tırmandıkça yücelir dağlar
sen mağlupsun sen ıssız
ve kalbinde kuşların gömütlüğü
tutunamazsın…

eloğlu sevdalardan dem tutar
aşk büyütür yıldızlardan
yasak senin düşlerin
dokunamazsın...

birini sevmişsindir geçen yıllarda
açık bir yara gibidir hâlâ
hâlâ ne çok özlersin onu
ağlayamazsın...

yolunda köprüler çürür
sesin, sessizlik sanki bir uğultuda
savurur hayat kül eyler seni
doğrulamazsın!

yapayalnız bir ünlemsin
dünyayı ıslatan şu yağmurlarda
herşey çeker ve iter
anlatamazsın...

yaşam bir ıstaka
gelir vurur işte ömrünün coşkusuna
sesinde çığlıklar boğulur ama
bağıramazsın…

sonra vakt erişir, toprak gülümser sana
upuzun bir ömrün ortasında
ne hayata ne ölüme
yakışamazsın!

yazdırmalısın mezar taşına:
ey hayat, sen şavkı sularda bir dolunaysın
aslında hiç olmadım ben bu oyunda
ömrüm beni yok saysın…

Yılmaz Odabaşı

yas-emin
09-03-2009, 16:30
LODOS

Lodos rüzgarıdır bu,tımarhane kafesi;
Günahkar ölülerin,kezzap yüklü nefesi...

Necip Fazıl Kısakürek

Mbreeze
09-03-2009, 17:35
ey gözlerinin çevresi mor,benzi tutuşmuş,
akşamladıgım yolları yalnız gezen afet!
kaç yıl gececek,böyle hazin,böyle habersiz,
sen marmara nın göl gibi durgun bi ucunda,
ben böyle atılmıs gibi yurdun bir ucunda,
sen benden uzak,ben sana hasret,
sarmıs benı gurbet.



sarmıs benı mecnun diye zincir dağlar;
BİR TÜRBE Kİ RUHUM, GELEN AĞLAR, GİDEN AĞLAR!
hersey bana bigane bu yerde,
herkes gibi bir şey:
sessiz dereler,solgun ağaçlar,sarı güller;
dillenmiş ağızlarla tutuk dilli gönüller......



hatta bana insanlara nisbetle yakındır
bahçemde ölen kuş.

herkes bana bigane bu yerde...
bir yer ki ,sevenler , sevilenlerden eser yok;
bezminde kadeh kırdıgımız sevgililer yok;
yok...yok!

. faruk nafiz çamlıbel .

özqürLüqün üLkesi
09-03-2009, 17:44
Ne ararsın Tanrı ile aramda?
Sen kimsin ki orucumu sorarsın?
Hakikaten gözün yoksa haramda,
Başı açığa neden türban sorarsın?

Rakı, şarap içiyorsam sana ne.
Yoksa sana bir zararım içerim.
İkimiz de gelsek kıldan köprüye
Ben dürüstsem sarhoşken de geçerim.

Esir iken mümkün müdür ibadet?
Yatıp kalkıp Atatürk'e dua et.
Senin gibi dürzülerin yüzünden,
DİNİNDEN de soğuyacak bu millet.

İşgaldeki hali sakın unutma,
Atatürk'e dil uzatma sebepsiz.
Sen anandan yine çıkardın amma,
Baban kimdi bilemezdin şerefsiz...

aslıyivrum
09-03-2009, 17:46
Aşk yeniden
Akdeniz'in tuzu gibi
Aşk yeniden
Rüzgârlı bir akşam vakti
Aşk yeniden
Karanlıkta bir gül açarken

Aşk yeniden
Ürperen sahiller gibi
Aşk yeniden...

niko 37
09-03-2009, 18:36
Neden sonra farkına varıyorsun
Etrafındaki korkunç ıssızlığın.
Yâr olsun,dost olsun,ne arıyorsun,
adresi belli mi vefasızlığın?

Aşk,dostluk!.. Hepsi dökülür yapraklar!
Çıplak bir ağaç durgun suda aksin.
Yalnızlık dediğin hayatta başlar;
Kabir boyunca devam etmek için.

Cahit Sıtkı Tarancı

ESRA..1990
09-03-2009, 23:31
Ağlamak için gözden yaş mı akmalı.?
Dudaklar gülerken,insan ağlayamaz mı.?

Sevmek için güzele mi bakmalı.?
Çirkin bir tende güzel bir ruh,kalbi bağlayamaz mı.?

Hasret;özlenenden uzak mı kalmaktır.?
Özlenen yakındayken hicran duyulamaz mı.?

Hırsızlık;para,mal mı çalmaktır.?
Saadet çalmak,hırsızlık olamaz mı.?

Solması için gülü dalından mı koparmalı.?
Pembe bir gonca iken gül dalında solmaz mı.?

Öldürmek için silah,hançer mi olmalı.?
Saçlar bağ,gözler silah,gülüş kurşun olamaz mı.?

< Victor Hugo >

aslıyivrum
09-03-2009, 23:39
Bence aşk;

Bir çift göze söz verip, sözünü tutmaktır aşk
Issızlara saklanıp, zevki unutmaktır aşk.

Dile kelepçe vurur, belleri büktürür aşk
Dizleri tutmaz eder, ere diz çöktürür aşk.

Bir şimşek bir yıldırım, çarpıldığın andır aşk
Akrebi yelkovanı birden durdurandır aşk.

Bir olmaza bağlanmak, hayatı tepmektir aşk
Hayatın tadı tuzu, gönüle ekmektir aşk.

Bir gönülden gönüle coşkuyla akıştır aşk
Sevgiliye uzaktan hasretle bakıştır aşk.

Önce büyük saldırı, sonra savunmaktır aşk
Beklemek ve sabretmek, boşa avunmaktır aşk.

Yesen içsen doyulmaz heryerde yok, azdır aşk
İnce bir gönül teli, bir gitar ve sazdır aşk.

Ak'a kara çalınmaz, hep berrak ve aktır aşk
Ne is tutar ne de pas, güzel, tatlı, paktır aşk.

Ya sence?

Hayber
09-03-2009, 23:54
West Indies, Kızıl Elma, İtaki, Maçin!
Uzun yola çıkmaya hüküm giydim.
Beyazların yöresinde nasibim kalmadı
yerlilerin topraklarına karşı şuç işledim
zorbaların arasında tehlikeli bir nifak
uyrukların içinde uygunsuz biriyim
vahşetim
beni baygın meyvaların lezzetinden kopardı
kendime dünyada bir
acı kök tadı seçtim
yakın yerde soluklanacak gölge bana yok
uzun yola çıkmaya hüküm giydim.
Uzak nedir?
Kendinin bile ücrasında yaşayan benim için
gidecek yer ne kadar uzak olabilir?
Başım açık, saçlarımı ikiye
ortadan ayırdım
kimin ülkesinden geçsem
şakaklarımda dövmeler beni ele verecek
cesur ve onurlu diyecekler
halbuki suskun ve kederliyim
korsanlardan kaptığım gürlek nara
işime yaramıyor
rençberlerin o rahat
ve oturmuş lehçesinden tiksinirim
boynumda
bana yargı yükleyenlerin
utançlarından yapılma mücevherler
sırtımda sağır kantarı gizli bilgilerin
mataramdaki suya tuz ekledim, azığım yok
uzun yola çıkmaya hüküm giydim.
Bir hayatı, ısmarlama bir hayatı bırakıyorum
görenler üstünde iyi duruyor derdi her bakışta
askerken kantinden satın aldığım cep aynası
bazı geceler çıkarken
uçarı bir gülümseyişle takındığım muşta
gibi lükslerim de burda kalacak
siparişi yargıcılar tarafından verilmiş
bu hayattan ne koku, ne yankı, ne de boya
taşımamı yasaklayan belgeyi imzaladım
burada bitti artık işim, ocağım yok
uzun yola çıkmaya hüküm giydim

reyhandoyran
10-03-2009, 00:03
ANLADIM

Bunca zaman bana anlatmaya
çalıştığını,kendimi
bulduğumda anladım.
Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu
varmış,
Kendi yolumu çizdiğimde anladım..
Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat,
okuyarak,dinleyerek değil..
Bildiklerini bana neden
anlatmadığını, anladım..
Yüreğinde aşk olmadan geçen hergün
kayıpmış,
Aşk peşinden neden yalınayak
koştuğunu anladım..
Acı doruğa ulaştığında
gözyaşı gelmezmiş gözlerden,
Neden hiç ağlamadığını
anladım..
Ağlayanı güldürebilmek,ağlayanla
ağlamaktan daha değerliymiş,
Gözyaşımı kahkaya çevirdiğinde
anladım..
Bir insanı herhangi biri kırabilir, ama bir
tek en çok sevdiği acıtabilirmiş,
Çok acıttığında anladım..
Fakat,hakedermiş sevilen onun için dökülen her
damla gözyaşını,
Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler
terkettiğinde anladım..
Yalan söylememek değil, gerçeği
gizlememekmiş marifet,
Yüreğini elime koyduğunda anladım..
''Sana ihtiyacım var, gel ! ''
diyebilmekmiş güçlü olmak,
Sana ''git'' dediğimde anladım..
Biri sana ''git'' dediğinde, ''kalmak istiyorum''
diyebilmekmiş sevmek,
Git dediklerinde gittiğimde anladım..
Sana sevgim şımarık bir
çocukmuş,her düştüğünde zırıl
zırıl ağlayan,
Büyüyüp bana sımsıkı
sarıldığında anladım..
Özür dilemek değil, ''affet beni'' diye
haykırmak istemekmiş pişman olmak,
Gerçekten pişman olduğumda anladım..
Ve gurur, kaybedenlerin,acizlerin maskesiymiş,
Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış,
Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım..
Ölürcesine isteyen,beklemez,sadece umut edermiş
bir gün affedilmeyi,
Beni affetmeni ölürcesine istediğimde
anladım..
Sevgi emekmiş,
Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak
kadar sevmekmiş
CAN YÜCEL

beqm
10-03-2009, 00:10
ne hasta bekler sabahi
ne taze oluyu mezar
ne de seytan bir gunahi


BEKLENEN

"Ne hasta bekler sabahı
Ne taze ölüyü mezar...
Ne de şeytan bir günahı
Seni beklediğim kadar!.."


"Geçti istemem gelmeni
Yokluğunda buldum seni
Bırak vehmimde gölgeni
Gelme artık neye yarar. "

Necip Fazıl Kısakürek

lisssa
12-03-2009, 20:33
Neresinden başlamalı?
Nasıl anlatmalı?
Bu saplantıyı açıklayacak,
Teorilerim tükendi artık...
Aklını, kalbini, hislerini,
İpotek altına vermek,
İtiraz etmeden...
Tam bir teslimiyetle...
Bilmiyorum.
Nasıl açıklanır...

Ne güzel bir rüyaydı...
Olmayacağını bildiğim,
Ama yine de defalarca dilediğim...
Niçin bu kadar uzak?
Niye bu kadar ulaşılmaz?..
Niye hiç doğuvermez güneşler,
Karanlık gecelere?...
Niye vuslat için hep beklemek gerekir?...

Hayat 'niye'lerle, 'keşke'lerle kuşatılmış...
Ne dur diyebiliyorsun bu gidişe,
Ne değiştirmek geliyor elinden bir şeyleri...
İnsan kendisine hükmedebiliyor belki,
Ama ya karşındaki?

Ne verdin bana kendini,
Ne büsbütün çekip aldın gölgeni...
Umutsuz, bir uçurum kenarında,
Gel-gitlerle hırpalanmış gönül...
Artık ya kollarında ebedi huzura ermek,
Ya da yokluğun girdabında kaybolmak istiyor...

Aşkı tatmamış nice susuz gönül var,
Tanıdım bir çok...
Belki acı çekmediler benim kadar,
Ama eminim benim kadar mutlu da olmadılar hiç ...
Bu yüzden değilim pişman yaşadığım hiçbir şeyden....
Anılar alıyor birer birer yerlerini,
Bir mukaddes emanet gibi...
Onlarla büyüdüm ben!
Nasıl yok sayarım herbirini?!!
Ve bir naçiz kula duyulan bir zavallı aşk,
Bu kadar mesud ediyorsa bir kalbi,
Nasıl arayıp da bulmam,
'Kalplerin tek gerçek sahibini'?!!

lisssa

...

qöLqe
12-03-2009, 20:46
Hiç bir şey diyen bir cümlenin
Ortasına terkedilmiş bir kelimeyim;
Öznesiz.. Zamansız.. Zarfsız... Mektupsuz... Adressiz... Dört yanım hasret
Unutulmuş bir ada gibiyim;
Açıklarımda batmış yüz binlerce gemi
Limanım yorgun yastan...
Seni arar durur bir körebeyim
Çık ortaya nolur, yaralarım iyileşsin
Çok zaman geçti... çok zaman geçti,
Haber vermeden gelme, zor olur;
Ürker tenhalığım, kıskanır ağlar belki
Ama ben ağlayamazsam gücenme n'olur;
Gözlerim bitti,
Sözlerim...
Bitti.!!

ekmek ve şarap
12-03-2009, 21:27
GİDERSEN YIKILIR BU KENT

Gidersen yıkılır bu kent, kuşlar da gider
Bir nehir gibi susarım yüzünün deltasında
Yanlış adresteydik, kimsesizdik belki
Sarışın bir şaşkınlık olurdu bütün ışıklar
Biz mi yalnızdık, durmadan yağmur yağardı
Üşür müydük nar çiçekleri ürperirken

Gidersen kim sular fesleğenleri
Kuşlar nereye sığınır akşam olunca

Sessizliği dinliyorum şimdi ve soluğunu
Sustuğun yerde bir şeyler kırılıyor
Bekleyiş diyorum caddelere, dalıp gidiyorsun
Adını yazıyorum bütün otobüs duraklarına
Öpüştüğümüz her yer adınla anılıyor
Birde seni ekliyorum susuşlarıma

Selamsız saygısız yürüyelim sokakları
Belki bizimle ışıklanır bütün varoşlar
Geriye mahpushaneler kalır, paslı soğuklar
Adını bilmediğimiz dostlar kalır yalnız
Yüreğimize alırız onları, ısıtırız
Gardiyan olamayız kendi ömrümüze her akşam

Gidersen kar yağar avuçlarıma
Bir ceylan sessizliği olur burada aşklar

Fiyakalı ışıklar yanıyor reklam panolarında
Durmadan çoğalıyor faili meçhul cinayetler
Ve ölü kuşlar satılıyor bütün çiçekçilerde
Menekşeler nergisler yerine kuş ölüleri
Bir su sesi bir fesleğen kokusu şimdi uzak
Yangınları anımsatıyor genç ölülere artık

Bulvar kahvelerinde arabesk bir duman
Sis ve intihar çöküyor bütün birahanelere
Bu kentin künyesi bellidir artık ve susuşun
İsyan olur milyon kere, hiç bilmez miyim
Sokul yanıma sen, ellerin sımsıcak kalsın
Devriyeler basıyor karartılmış evleri yine

Gidersen yıkılır bu kent kuşlar da ölür
Bir tufan olurum sustuğun her yerde

AHMET TELLİ

destina21
12-03-2009, 21:29
BÖYLEYMİŞ
Yanarmış yürek böyle
Islak bir yeşil sebebiyle
Kaçarmış insan kendinden
Nereye gittiğini bilmeden
Ağlarmış gizlice
Kurumuş toprağı ıslata ıslata
Severmiş de sevilmezmiş
Yalan da olsa gülermiş
Sebebini bilmeden

YILMAZ ERDOĞAN

destina21
12-03-2009, 21:30
KAYIP YILDIZ
Sonbaharın serin esen rüzgarlarında
Sabahın güneşi, akşamın ayışığında
Arıyorum!
Kaybettim geceyi ve gündüzü

Yokluğun acıydı hançer misali
Sözlerin acıydı kurşun misali
Ahirette arar bulurum seni
Kendimi unutur unutmam seni

yılmaz erdoğan

basak.k.k
12-03-2009, 21:37
Bavulları Hep Toplu Durmalı İnsanın..

Bavulları hep toplu durmalı insanın...
Bir gün telefonların hiç çalmayabileceği hesaplanmalı...
Tül perde arkasından misafir yolu gözlemekten vazgeçmeli...
İhanetlere, terkedilmelere, bir başına bırakılmalara hazırlıklı olmalı...
Yalnızlığa alışmalı...
Çünkü omuz omuza günlerin vakti geçti.
Dayanışma, günümüzün borsasının değer kaybeden hisse senetlerinden biri
artık...
Bireyin keşif çağı, geride kırık dökük yalnızlıklar bıraktı.
Terörün bile bireyselleştiği çağdayız.
Zaman, birlikten kuvvet doğurma zamanı değil;
Zaman, tek başına dimdik ayakta kalabilmeyi becerme zamanıdır...
İşte o yüzden alışmalı yalnızlığa...
Sokaklar dolusu ıssızlıkla başbaşa yaşamayı göze almalı insan...
Güvendiği dağlardaki karlara bakıp ders çıkarmalı...
Hüzünlü bir şarkıyla paylaşılan gecelerde başını dayayacak
bir omuz arama huylarından vazgeçmeli...
Sofrada tek tabağa, tabakta az yemeğe alışmalı...
Romanlardan, yalnızlığı yücelten paragraflar asmalı evin en görünür
duvarlarına...
Yalnızlık paylaşılmaz/Paylaşılsa yalnızlık olmaz
Dizeleriyle başlamalı güne...
Telesekretere Şu anda size cevap verebilecek kimse yok! denmeli,
Belkide hiç olmayacak... cevapsızlığa, sessizliğe ısınmalı...
Oysa sessizlik haksızlığa alkıştır.
Haklılığın onuru yaşatır insanı...
Susmanın utancı öldürür...
O yüzden en sessiz gecelerde Doğruydu, yaptım la teselli bulmalı insan.
Feryada komşuların yetişmemesine,
Soğuk duvar diplerinde sessizce ağlaşmaya alışmalı...
Kendiyle hesaplaşmaya çalışmalı...
Gece yastıkla ağlaşmaya, sabah aynayla gülüşmeye,
Kendiyle hüzünlenip, kendiyle keyiflenmeye hazır olmalı...
Hep başını alıp gidebilecek kadar cesur,
Ama hep kalıp savaşacak kadar gözüpek olabilmeli...
Sessizliği, sese dönüştürebilmeli...
Ve sırt çantasını her daim hazır tutmalı insan...
Yollarla barışmalı...
Yalnızlığa alışmalı...

Can Dündar

orhan BenceGay
12-03-2009, 21:45
Aysel Git Başımdan

Aysel git başımdan ben sana göre değilim

Ölümüm birden olacak seziyorum.

Hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim

Aysel git başımdan istemiyorum.



Benim yağmurumda gezinemezsin üşürsün

Dağıtır gecelerim sarışınlığını

Uykularımı uyusan nasıl korkarsın,

hiçbir dakikamı yaşayamazsın.

Aysel git başımdan ben sana göre değilim.

Benim icin kirletme aydınlığını,

hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim



Islığımı denesen hemen düşürürsün,

gözlerim hızlandırır tenhalığını

Yanlış şehirlere götürür trenlerim.

Ya ölmek ustalığını kazanırsın,

ya korku biriktirmek yetisini.

Acılarım iyice bol gelir sana,

sevincim bir türlü tutmaz sevincini.

Aysel git başımdan ben sana göre değilim.

Ümitsizliğimi olsun anlasana

hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim.



Sevindiğim anda sen üzülürsün.

Sonbahar uğultusu duymamışsın ki

içinden bir gemi kalkıp gitmemiş,

uzak yalnızlık limanlarına.

Aykırı bir yolcuyum dünya geniş,

Büyük bir kulak çınlıyor içimdeki.

Çetrefil yolculuğum kesinleşmiş.

Sakın başka bir şey getirme aklına.

Aysel git başımdan ben sana göre değilim,

ölümüm birden olacak seziyorum,

hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim.

Aysel git başımdan seni seviyorum...

basak.k.k
12-03-2009, 23:47
Kumlar çekiliyor ayaklarımın altından...
Deniz yalın bir coğrafya gibi çekiyor beni.
Kumlar kayboluyor yavaş yavaş ayağımın altından
Ve ben.
Bilinmeze doğru ha daldım, ha dalıyorum.
İhtimali olmayan bir muhtemele sürükleniyorum.
Sebepler çekiliyor bir bir yakınımdan.
Neticesiz kalıyorum üstüne bir de.
Yine ben.
Ha fail, ha meçhul yavaş yavaş yitiyorum...
Kelimlerde çekiliyor bir bir parmaklarımın arasından
Harfler de çıkmıyor artık.
İzah da bitiyor.
Ben.
Kelâmın ince kıvrımlarında, ha sustum ha susuyorum.
Üzerime hiç doğmayan sabah güneşlerinden kaçıp gecelere sığınıyorum.
Doğmasın diye gün, gözlerimi hiç yummuyorum.
Kapansın diye tüm yanlış yanlarım bir yakaza aleminde,
Ben yine.
Ha uyandım, ha uyanıyorum...
Bitmesin diye güzel saydığım anlarım.
Böylesi anlamsız notlar düşüyorum.
Bir gün dönüp okuduğumda.
Ben.
Ha anlıyorum, ha anlamıyorum...
Bu gece de böyle yapıyorum işte.
Kendimden notlar düşüyorum klavyemle birlikte.
Bir geceye hapsediyorum kendimi.
Gece.
Ha hûşu duyuyorum. Ha çıt.
yine ben.
noktalarla bir türlü baş edemiyorum...

basak1099
12-03-2009, 23:53
» Sakarya Şiiri / Moğolistan | 6. Türkçe Olimpiyatları « klip izle - müzik dinle || dahi (http://www.dahii.net/sakarya-siiri-mogolistan-6-turkce-olimpiyatlari)

gözyaşlarınıza boğluacağınız bir şiir....

s__viraj
12-03-2009, 23:57
murat ince cek git desemde sakin gitme / fizy. (http://fizy.org/y9ArnvFAH0JC)

murat ince

basak.k.k
13-03-2009, 00:08
ÖNCE...

Çıktığım dağlar küllenirdi içimde
sessiz, serin sulara inerdim
ceylanlardan önce

sular yıkayabilirdi beni o zamanlar
güneş alırdı içimin avlusunu

uyurken sızlıyor içimdeki can:
kanlısıydım öldürdüm
çoğaldı düşlerim
uyuduğum uyku artık ikimizin yerine
sanki o sağ ben ölüyüm
her gece her gece her gece

MURATHAN MUNGAN

özqürLüqün üLkesi
13-03-2009, 00:12
Ben Bir Papatyayım
Gözlerimde Dağ Başları
Ayaklarımda Saksılar
Gözyaşlarımla Sulanırım

Ben Bir Kum Tanesiyim
Çimento Harcıyla Karılır Şiirim
Nehir Yataklarından Gelir
Çok Sesli Gurbet Türkülerim

Ben Bir Ozanim
Martlı Eylüllü Ülkemde
Omzumda Halkımın Sesi, Yüreğimde Yıldızlar
Şarkılar Türküler Söylerim

'''ALPeR'''
13-03-2009, 20:06
» Sakarya Şiiri / Moğolistan | 6. Türkçe Olimpiyatları « klip izle - müzik dinle || dahi (http://www.dahii.net/sakarya-siiri-mogolistan-6-turkce-olimpiyatlari)

gözyaşlarınıza boğluacağınız bir şiir....

Gerçekten Necip Fazıl KISAKÜREK üstadın bu şiirini bir moğollu gençten dinlemek,

tüylerim diken diken oldu tamamını izleyemedim :'((

niko 37
13-03-2009, 20:37
Bir ağustos gecesi,
Geçiyorken Boğazın üstünden,
Bakar etrafa ki mehtap, uyuyor İstanbul!
Su uyur, rüzgar uyur, yaprak uyur.
Yine rüyalara dalmış kayalar, toprak uyur.
Süzülür gizlice ay, gökteki tahtından iner,
Serv-i siminde yürür,
Gezinir sahilde...

Soyunup sonra Emirgandaki tenha koruda,
O da körfezde çırılçıplak uyur!

Orhan Seyfi Orhon

dadlum
13-03-2009, 20:48
Gittin...
Ben, arkandan sadece baktım.
Oysa; söyleyecek o kadar çok şeyim vardı ki...
"Gidersen iyiye dair ne varsa içimde yitireceğim hepsini.
Gidersen sönecek içimdeki ateş
ve bir daha hiç kimse yakamayacak.
Gidersen karanlığa mahkum edeceksin günlerimi
O karanlıkta yolumu kaybedeceğim" diyecektim sana.
Konuşamadım...


Gittin...
Gidişini görmemek için gözlerimi kapattım
Öylesine acıdıki içim, tutup koparsalardı kolumu
bacağımı bu kadar acı duymazdım.
Acım yaş olup akmalıydı gözlerimden.
Ağlayamadım...


Gittin...
Seni delicesine bir tutkuyla seviyordum oysa
Tutkum seninle olmaktı, tutkum teninde erimek,
tutkum hayatı seninle sadece paylaşmaktı.
Anlatamadım...


Gittin...
Gidişini önlemek için tutmak vardı ellerinden
Ellerim değil miydi her dokunuşumda seni ürperten?
Ürperdin yine biliyorum.
Bir kez dokunsam, bir kez tutsam ellerini
Gitmek için biriktirdiğin bütün cesaretin kaybolurdu.
Tutamadım.


Gittin...
Bir yıkım gibiydi gidişin
Sen adım adım uzaklaşırken benden
Çöküp kaldı bedenim olduğu yere
Nice terk edişlere dayanan yürek bu kez yenilmişti
Bu kadar zayıf değildim ben kalkmalıydım.
Kalkamadım...


Gittin...
Oysa geldiğin gün gideceğini biliyordum
Hazırdım gidişine,
Kaçak zamanları yaşıyorduk
Zaman bitecek ve sen gidecektin
Bense, gidişinin ertesi günü
Hayatıma kaldığım yerden yeniden başlayacaktım.
Başlayamadım...


Gittin...
Bir şey söyledin mi giderken?
"Kal" dememi istedin mi?
Son bir kez "seni seviyorum" dedin mi?
"Bekle beni döneceğim" diye umut verdin mi?
Beynim öylesine uğulduyorduki.
Duyamadım...


Gittin...
Nereye gittiğin önemli değildi
Binlerce kilometre uzakta da olsan,
iki metre ötemde de farketmiyordu.
Artık yoktun ve asıl bu düşünce beni felç ediyordu.
Kurtulmalıydım senden,
bu yokluk duygusundan kurtulmalıydım.
Kurtulamadım...


Gittin...
Unutulanların arasına katılmalıydım
Anıları bir sandığa koyup
hayatı bir yerinden yakalamalıydım.
Bu aşk noktalanmalıydı, bu sevdadan vazgeçmeliydim.
Yapamadım...


Gittin...
Bir okyanusun ortasında
tek küreği kaybolmuş sandalda
Dev dalgalarla boğuşan bir denizciyim şimdi.
Bil ki; sevmekten vazgeçmedim seni,
Bil ki; seninle birlikte sevdanı da taşıyacağım yüreğimde,
Bil ki; seni Unutamadım...

dadlum
13-03-2009, 20:48
uzun oldu biraz sanırım:)

_lain_
14-03-2009, 00:04
Bir gün baksam ki gelmişsin...

Bir güvercin gibi yorgun uzaklardan yar.

Gözlerinde bir bitmez, bir tükenmez güzellik

Saçlarında ilkbahar...



Bir gün baksam ki gelmişsin...

Gülüşünde taze serin bir rüzgar

Ellerin yine eskisi kadar güzel

Çiçek açmış dokunduğun bütün kapılar...



Bir gün baksam ki gelmişsin...

Hasretin içimde sonsuzluk kadar.

Şaşırmış kalmışım birdenbire çaresiz.

Dökülmüş yüreğime gökyüzünden yıldızlar.



Bir gün baksam ki gelmişsin...

Ne yüzünde bir gölge, ne dilinde sitem var.

Tozlu pabuçlarını gözlerime sürmüşüm

Benim olmuş dünyalar...

misanthrope
14-03-2009, 02:19
Biraz tasavvuf var ama üslub çok güzel...:/
Ki Sezai Karakoç'tur kendisi...


Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine

II

Gelin gülle başlayalım atalara uyarak
Baharı koklayarak girelim kelimeler ülkesine
Bir anda yükselen bir bülbül sesi
-Erken erken karlar ortasında
Güneş dönmüş ışık saçan bir yumurta-
Bana geri getirir eski günleri
...Paslanmış demir bir kapı açılır
Küf tutmuş kilitler gıcırdarken
Ta karanlıklar içinde birden
Bir türkü gibi yükselirsin sen
Fısıldarım sana yıllarca içimde biriken
Söyleyemediğim ateşten kelimeleri
Şuuraltım patlamış bir bomba gibi
Saçar ortalığa zamanın
Ağaran saçın toz toprağını
Bana ne Paris'ten
Newyork'tan Londra'dan
Moskova'dan Pekin'den
Senin yanında
Bütün türedi uygarlıklar umurumda mı
Sen bir uygarlık oldun bir ömür boyu
Geceme gündüzüme
Gözlerin
Lale Devrinden bir pencere
Ellerin
Baki'den Nefi'den Şeyh Galib'den
Kucağıma dökülen
Altın leylak

III

Ölüler gelmiş çitlembikler sarmaşıklarla
Tırmanmışlar surlarıma burçlarıma
Kimi ırmaklardan yansıma
Kimi kayalardan kırpılma
Kimi öteki dünyadan bir çarpılma
İçi ölümle dolu
Dönen bir huni
Doğarken güneş
Kesilmiş ölü yüzlerden
Bir mozayik minyatürlerden
Dokunur tenimize
Soğuk bir azrail ürpertisiyle ay
Ve birden senin sesin gelir dört yandan
Menekşe kokulu sütunlardan
Komşu dağlardaki nergislerden leylaklardan
Gözlerine ait belgeler sunulur
Ey aşkın kutlu kitabı
Uçarı hayallere yataklık eden
Peri bacalarının yasağı
Gönlümün celladı acı mezmur
Bana bıraktığın yazıt bu mudur
Ölüm geldi bana düğün armağanın gibi
Senden bir gök
Senden yıldızlar ördüler
Ateş böcekleri
O gece dört yanıma
Ey bitmeyen kalbimin samanyolu destanı
Sen bir anne gibi tuttun ufukları
Ve çocuklar gülle anne arasında
Seninle güller arasında
Tuhaf bir ışık bulup eridiler
Çocuklar dağ hücrelerinde erdiler
Aramızdaki sırra
Bir de ay ışığında büyüyen fısıltılar
Gençlik monologları
Seni alıp kaybolmuş zamanın çağıltısından
Bana getiren
Yasamız vardı
Öfkeyle yazardın sen bir yüzüne
Ölür ölür okurdum öbür yüzünde ben

IV

Senin kalbinden sürgün oldum ilkin
Bütün sürgünlüklerim bir bakıma bu sürgünün bir süreği
Bütün törenlerin şölenlerin ayinlerin yortuların dışında
Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
Uzatma dünya sürgünümü benim
Güneşi bahardan koparıp
Aşkın bu en onulmazından koparıp
Bir tuz bulutu gibi
Savuran yüreğime
Ah uzatma dünya sürgünümü benim
Nice yorulduğum ayakkabılarımdan değil
Ayaklarımdan belli
Lambalar eğri
Aynalar akrep meleği
Zaman çarpılmış atın son hayali
Ev miras değil mirasın hayaleti
Ey gönlümün doğurduğu
Büyüttüğü emzirdiği
Kuş tüyünden
Ve kuş sütünden
Geceler ve gündüzlerde
İnsanlığa anıt gibi yükselttiği
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim

Bütün şiirlerde söylediğim sensin
Suna dedimse sen Leyla dedimse sensin
Seni saklamak için görüntülerinden faydalandım Salome'nin Belkıs'ın
Boşunaydı saklamaya çalışmam öylesine aşikarsın bellisin
Kuşlar uçar senin gönlünü taklit için
Ellerinden devşirir bahar çiçeklerini
Deniz gözlerinden alır sonsuzluğun haberini
Ey gönüllerin en yumuşağı en derini
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim

Yıllar geçti saban olumsuz iz bıraktı toprakta
Yıldızlara uzanıp hep seni sordum gece yarılarında
Çatı katlarında bodrum katlarında
Gölgendi gecemi aydınlatan eşsiz lamba
Hep Kanlıca'da Emirgan'da
Kandilli'nin kurşuni şafaklarında
Seninle söyleşip durdum bir ömrün baharında yazında
Şimdi onun birdenbire gelen sonbaharında
Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
Ey çağdaş Kudüs (Meryem)
Ey sırrını gönlünde taşıyan Mısır (Züleyha)
Ey ipeklere yumuşaklık bağışlayan merhametin kalbi
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim

Dağların yıkılışını gördüm bir Venüs bardağında
Köle gibi satıldım pazarlar pazarında
Güneşin sarardığını gördüm Konstantin duvarında
Senin hayallerinle yandım düşlerin civarında
Gölgendi yansıyıp duran bengisu pınarında
Ölüm düşüncesinin beni sardığı şu anda
Verilmemiş hesapların korkusuyla
Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim

Ülkendeki kuşlardan ne haber vardır
Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır
Aşk celladından ne çıkar madem ki yar vardır
Yoktan da vardan da ötede bir Var vardır
Hep suç bende değil beni yakıp yıkan bir nazar vardır
O şarkıya özenip söylenecek mısralar vardır
Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır
Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır
Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır
Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır
Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır
Sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır
Göğsünde sürgününü geri çağıran bir damar vardır
Senden ümit kesmem kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili


Sezai Karakoç

scent89
14-03-2009, 20:53
Biliyorum sana giden yollar kapalı
Üstelik sen de hiç bir zaman sevmedin beni

Ne kadar yakından ve arada uçurum;
İnsanlar, evler, aramızda duvarlar gibi

Uyandım uyandım, hep seni düşündüm
Yalnız seni, yalnız senin gözlerini

Sen Bayan Nihayet, sen ölümüm kalımım
Ben artık adam olmam bu derde düşeli

Şimdilerde bir köpek gibi koşuyorum ordan oraya
Yoksa gururlu bir kişiyim aslında, inan ki

Anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi
Ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği

Kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda;
Hangi şarkıyı duysam, bizimçin söylenmiş sanki

Tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor
Nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini

Çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu;
Bağışla bir daha tekrarlanmaz hiçbiri

Rastlaşmamak için elimden geleni yaparım
Bu böyle pek de kolay değil gerçi...

Alışırım seni yalnız düşlerde okşamaya;
Bunun verdiği mutluluk da az değil ki

Çıkar giderim bu kentten daha olmazsa,
Sensizliğin bir adı olur, bir anlamı olur belki

İnan belli etmem, seni hiç rahatsız etmem,
Son isteğimi de söyleyebilirim şimdi:

Bir geceyarısı yazıyorum bu mektubu
Yalvarırım onu okuma çarşamba günleri

CEMAL SÜREYA

basak.k.k
15-03-2009, 01:47
BİLİYORUM BU YARA HİÇ KAPANMAYACAK

Telefonlarıma cevap vermeyeceksin…Cevap versen bile, öyle yorgun öyle
isteksiz çıkacak ki sesin, bir küfür gibi…

Sevmeyeceksin beni…Biliyorum bu şehri bana dar edeceksin…
Çünkü anladın; sevgimden tanıdın beni.O yanık, o hasta bakışımdan…Uçuruma
atlar gibi sevdalanışımdan…
Sevmek deyince, hemen ardından, ölüm, dememden anladın…
Anladın ve kardeşini bir kabustan uyandırır gibi çırılçıplak gerçeğe
uyandırdın beni; uyandırdın ve kaçtın…
Çünkü sen de benim gibiydin; sen de benim gibi seni sevmeyeni sevdin hep.Sana
acı çektireni…Seni aramayanı, telefonlarına çıkmayanı, çıkınca seninle bir küfür
gibi konuşanı sevdin…Sen de benim gibi seni incitip üzeni sevdin hep.
Bakışından hissettim bunu, kokundan, dokunuşundan…
Beni sevmeyecektin biliyorum ama…Ama, öyle susamıştımki kendim gibi birini
sevmeye…Öylesine muhtaçtımki gercekten incitilmeye, gercekten acı
çekmeye, kendim gibi birini özlemeye öylesine muhtaçtım ki, seni tanır tanımaz
çözüldüm…
Sana da olmuştur…Öylesine susamışsındır ki sevilmeye, kendin gibi birini
bulunca tutamaz kendini, herşeyi, belkide söylenmiycek her şeyi o an, garip bir
telaşla söylersin…
Hatta söylerken anlarsın, söylememen gereken şeyleri söylediğini
hissedersin, battığını, giderek çıkmaza girdiğini…Ama yine de engelleyemezsin
kendini tutamazsın.
Aleyhinde olabilecek herşeyi söylersin…Üstelik bunu anladıkca daha da
batırmak istersin kendini…Biraz daha zor duruma düşürmek…
Daha da kaybetmek, daha da dibe batmak istersin…Sanki bile isteye kendi
mutlulugunu kendi elinle bozmak istersin…Kendinden gizli bir öç alır gibi.
Sanki hiç mutlu olmak istemiyormuş gibi…Sanki hiç sevilmek istemiyormuş
gibi…
Bir tür gurur muydu bu?
Birgün nasılsa ve hiç olmadık bir anda alınıp kopartılmadan, kendi
ellerimizle onu yok etmek, bizim gibilerin mutluluğuna tahammül edemeyen bu
hayatta, bu hayatın zorba kurallarına bir tür başkaldırmak mıydı?
Bir şizofren çocuk tanımıştım bir gün.Tam karşımda
oturuyordu.gencecik, yakışıklı bir çocuktu.Şizofren olduğunu
biliyordu.Biliyordu iyileşemiyeceğini…İki de bir, önce kolunu uzatıp, sonra
avucunu açıyor; Mutluluk avuçlarımdaydı, yakalamıştım ama kaçtı
diyor, kaçtı, derken avuçlarını boşluğa kapatıyordu…
Hiç unutmuyorum, bu hareketi defalarca yapmıştı…
Yine hiç unutmuyorum; burjuvalara özenen bir ailede büyüdüm ben.Görgü kitabı
masanın üstünde dururdu hep.
Annem o kitabı defalarca ezberletirdi bize.Yemeğe nasıl oturulacak..çorba
nasıl içilir? Kaşık nerede, çatal nerede durmalı…Balık nasıl yenir? Peçete nasıl
katlanır…Sinemada nasıl oturulur…
Ben de eskiden senin gibi saftım.İnanırdım bu dünyada bile şölenler
olacağına…Bu dünyada anne, baba, kardeşler, bir sofrada lekesiz bir mutluluk
yaşayabilirler diye inanırdım…O kasvetli görgü kuralları kitabına rağmen
inanırdım…
Önce dilediğim gibi başlardı herşey.Herkes bir arada, sonsuz mutlu gibi…Sonra
birden hiç beklenmedik bişey olur, biri ağlayarak odaya kaçardı…İçerden, arka
odadan, ağlamaklı, sonsuz küskün sesler gelirdi; bıktım artık, bıktım, usandım
hepinizden, gideceğim buralardan, yetti artık! …
Ben de senin gibi saftım o zamanlar…Gidilecek neresi var dı ki derdim…İşte
hep birlikteyiz…Alemi var mı bu mutluluğu bozmanın? …
Sonraları çok sonraları anladım.Meğer biz, bizim aile, herkes, tesadüfen bir
araya gelmişiz tesadüften de öte…Biz…bizim aile, herkes, aslında hiç
istemeden, nedeni bilinmeyen bir zorunluluk sonucu bir araya gelmişiz…
Aslında biz bir araya gelmemek için yaratılmışız.
Hayatın en büyük yanlışıymış bizim bir arada olmamız! …
Evet cok geç anladım…
Bıraktım lekesiz mutlulukları; ben kavgasız, üzüntüsüz bir pazar sofrası
özlerken, aslında herkes…annem, babam, kardeşim o evden uzaklara, hiç dönmemek
üzere çok uzaklara gitmek istiyormuş…
Dünyanın en mutsuz otogarı…Dünyanın en imkansız istasyonuydu bizim
evimiz…Yıllarca uzaklara, cok uzaklara gitmek isteyip, bir türlü gidemeyenlerin
sonsuz bekleme durağıydı bizim evimiz…
İşte bu yüzden sevmek benim için bir tutsaklıktı, tuzaktı böylesi sevip
bağlanmak.Uzaklara cok uzaklara gitmek isteyenleri engellemekti.
Sevgi yüzünden bizim ailedeki hiç kimse istediği yere
gidemiyordu…Birbirimize duyduğumuz sevgi, aynı zamanda bizi birbirimize düşman
ediyordu…
Hem biz, bizim aile…Güneşli bir günde ansızın başlayan sağanak yağmurlar
gibiydik…
Bu yüzden hep hırçın, hüzünlü, kırgındık…
Bu yüzdendi, her şeyi, çok iyi gidiyor sanırken, içimizde yükselmesine bir türlü
engel olamadığımız o felaket duygusu…
Anlamıştım senin ailen de böyleydi…
Üstelik öyle severlerdi ki sizi, birgün hiç olmadık bir anda, aslında
istenmeyen çocuklar olduğunuzu söylerlerdi size! …
Sana ya da kardeşine…Tesadüfen dünyaya geldiğinizi…Beklenmedik bir misafir
olduğunuzu! …Aksi gibi, istikbaliniz için hiçbir şeyi esirgemediklerini
söyledikten sonra söylerlerdi böyle sıradan şeyleri! …
Sizin için…Senin için hiçbir fedakarlıktan kaçınmadıklarını söyledikten
sonra…
Senin de ailen benimki gibiydi…Güneşli bir günde ansızın başlayan sağanak
yağmurlar gibiydi…Bu yüzden sen de benim gibi böyle hırçın, hüzünlü, kırgınsın
her şeye…
Yıllar önce tanıdığım o şizofren çocuk gibi; tam mutluluğu yakalamışken
kaybetmiş gibisin hep…
Ben beni istediğim gibi sevmemiş olan annemin hayaletini arıyorum imkansız
kadınlarda…
Sen, seni istediğin gibi sevmemiş olan babanın hayaletini arıyorsun imkansız
erkeklerde…
Biliyorum ne ben o kadını bulacağım ne de sen o erkeği bulacaksın…
Ve ne acı ki, hep bizi sevmemiş olanları seveceğiz ikimizde…Ne acıki, hep bizi
incitip üzenlere bağlanacağız…Telefonlarımıza çıkmayanlara… Çıksa bile küfür
gibi konuşanlara sevdalanacağız…
Bizden bir çift güzel laf esirgeyenleri özleyecegiz…
Ölesiye, amansız seveceğiz onları…
Biliyorum, bu yüzden odan böyle…Güncelerin ortalık yerde…Kitapların
orada, burada…Anıların saçılmış ortalık yere…Her şeyin darmadağın…
Biliyorum bu yüzden düzenden, adı düzen olan her şeyden nefret ediyorsun…Sen
de benim gibi; toparlayıp da ne yapacağım, düzenli olunca ne olacak; sonunda bir
gün biri gelip her şeyi, biriktirdiğim, düzenlediğim, üzerine özenle titrediğim
her şeyi daha önce hep olduğu gibi hiç beklemediğim bir anda savurup, bozup
gitmeyecek mi, diye düşünüyorsun…
Biliyorum, sen benim için hiç bir zaman ulaşamayacağım annemin
hayaletisin…Ailemdeki insanlar gibisin çok duygusal çok güçlü, çok yaralı…
Onlar da senin gibi seninkiler gibiydi…Aklı başında, mazbut insan rolünü
oynamaktan ve ertelenmiş düşleri yüzünden yorgun düşmüş, yarı çılgınlardı…Hepsi
yanlış evde ve yanlış bir yerde yaşadıklarını söylerlerdi…Düşleri çok
garipti…En kısa yolculuk bile onları yorduğu halde; okyanusları aşmayı ve başka
kıtalara gitmeyi düşlerlerdi…
Yine aradım seni, yoksun…bulsam, benimle küfür gibi konuşacaksın…
Bir kere çözüldüm sana…Bir kere sana senin gibi olduğumu hissettirdim…
Oysa baştan beri biliyordum; sen.seni sevmeyenleri seversin.Tıpkı benim
gibi…
Ama öyle özledim ki benim gibi birini sevmeyi…Öyle özledimki kendim gibi
biri tarafından incitilmeyi, üzülmeyi…
Yine aradım seni yoksun…Beni de birileri arıyor…Beni de kendi gibi birini
sevmeyi özleyenler arıyor…Kendi gibi biri tarafından incitilmeyi, üzülmeyi
özleyen birileri arıyor.
Hiç cevap vermiyorum…BEN SENİ İSTİYORUM, SENİ ARIYORUM…
Kayıtsızlığınla beni yok ediyorsun, geride sen kalıyorsun.Ama seni de biri
yok ediyor…
Aslında bu oyunda herkes birbirini yok ediyor…
Ben birilerini, o birileri başkalarını.Sen beni…Seni bir başkası…
Hem çok iyi biliyorum; beni sevsen bile hiç kapanmayacak bu yaram…Seni biri
sevse de hiç kapanmayacak bu yaran…
Hiç kapanmayacak! …Avuçların hep boşluğa kapanacak.Tıpkı o şizofren genç
gibi…

CEZMİ ERSÖZ

nusu
15-03-2009, 01:50
_-_BAĞLANMAYACAKSIN_-_



Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
"O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.

Ve zaten genellikle o daha az sever seni,
Senin onu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de
korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları...
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
"O benim." diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasın istiyorsan birşeylerin...
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait
olacaksın.
Mesela turuncuya, yada pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden, Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, Hem
de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak...




can yücel.....

naneLi_puding
15-03-2009, 02:31
Bilmez miyim hiç

Bilmez miyim hiç bütün bu sözler ne der ona
Bu sözler ve bu sözlerin içinde çırpınan uzaklıklar
Dolaşıyorum bir başıma, ortalıkta kimsecikler yok
Kıyılar da bomboş, kır yolları da
Soluğumu duyuyorum ara sıra, bir onu duyuyorum Duymuyorum belki de, biliyorum yalnızca
Ayaklarımın altında yaban naneleri, kekikler
Yol kenarında bir kapı, tahta
Peki, kim yitirmiş evini, ya da
Hangi yitikle yok olmuş o yapı
Kimbilir
Vuruyorum yokuş aşağı, kıyıya
Bir taşın üstüne oturuyorum
Ben oturur oturmaz
Çıkıyor kuytularından bütün görünümler
Ve ufak bir oyun oynuyor bana doğa
Alıp alıp götürüyor gözlerimi bıkmadan
Kısalıp uzayan bir çift yılan balığını andıran gözlerimi
Güneşin şavkından yuvarlanan çakıllara
Tam o sıra bir vapur yanaşıyor iskeleye uzun sürecek bir sonbahar taslağı gibi
Denize yeni sürülmüs bir tarlaya benziyor, uyanık, diri
Ve işin tuhafı bense
Alışıyorum gittikçe
Her gün bir parça daha alışıyorum yalnızlığıma
Ürperiyorum bir ara arkamdaki ayak sesinden
Ve bu yüzden mi bilmem
Durup bir süre çevreme bakar gibi yapıyorum S
ürüyle kus havalanıyor defnelerin içinden
Sürüyle, evet, hatırlıyorum birden
Nicedir unutmuşum saymayı bile günleri
Dağılıp gitmişler herbiri bir yana
Kuşlar gibi, onlar da
Benimse ne gidecegim bir yer
Ne de özlediğim bir şey var
Öyleyse neden yazıyorum bu sözleri ona
Bu biraz sevdaya benzeyen, biraz da sevdasızlığa
Böyle gelişigüzel, böyle kırık dökük Sanki hiç kimselerin kullanmadığı bir gün kalmış bana.
Uzun bir cumartesiyi hatırlıyorum, saat on iki
Dalıp gidiyorum, düsünüyorum da, saat on iki
Bir sigara yakıyorum, bir kağıda bir iki dize yazıyorum
Yerini iyi bilen, onurlu bir iki sözcük daha
Ama hiç kımıldamıyor, akrep de, yelkovan da
Yani tam böyle birşeye benziyor zaman
Yılgın ve çarpıcı renkler içinde pek kımıldamayan
Çıkageliyor sonra, saat on iki.
Anlıyorum
Yaşam elbette uzun biz duyabildikçe sevgiyi
Yalnızca bunun için uzun
Yani sevgiyle de sevebilir insan, sevdayla da
Örneğin
Bir sevgiyi yontup onarmak için
Döğüşmek de sevgidir
Ve benim bildiğim kadarıyla
Her şeydir bir insan, her şeydir
Yalandır kısalığı yaşamın
Ve özellikle insan dediğimiz şey
İnançli bir insan soyunun parçasıysa.
Sonunda başbasa kalıyoruz gene
Başbaşa kalıyoruz doğayla ben
İşte az önce yağmur da başladı, cumartesi günlerden On temmuz cumartesi
Bir vapur daha kalkıyor iskeleden
Ve yağmur hızlanıyor biraz
Uzanıp yatsam diyorum otların üstünde çırılçıplak
Tam öyle yapıyorum
Şimdi yağmuru seviyorum, şimdi yağmuru seviyorum, yağmuru seviyorum.

Edip Cansever

BRooKS
15-03-2009, 02:36
Acımdanmı bilemem,
Yürüyemedim bu sabah
Çok sevdiğim sahili..
İçim sıkıldı bak şimdi..
Ya balıklarımı tutarsa birileri..
Ya martılarıma taş atarlarsa...
Hepsinden önemlisi
Ya benden önce biri görüp severse seni
KIRMIZI hırkanla o balkonda............

BRooKS
15-03-2009, 02:40
Üzüldüğüm zaman..
Üzüldüğüm hüzünden başka anahtar açmıyor mutluluğumun kapısını..
Yine mi sonbahar..
Yine mi sana üzülücem..
Yine mi ben ıslak boş sokaklarda yürürken,
Başımdan aşağıya sarı sarı yapraklar hüzün mü yağacak...
Kaç zamandır geceye uyanıyorum ne oldu güneşe?
Aynalarda yokum...
Dumanı tüten çay bardaklarına dokunuyorum.. elimi ısıtmıyor..
Ağlayınca farkettim.. gözyaşlarımda yanaklarıma değmiyor...
Bu sabah uyandım... bütün ağrılarım dindi birden...
Eskisi gibi ters bakmıyor gözlerim burda herkes mutlu..
Yalnız tanımıyor hiçkimse seni..
En yakın deniz kenarına atıyorum kendimi...
Her dalga kendine üzgün.. her dudakta bana tebessüm..
Ne vardı diyorum ah ne vardı!
Şu kaldırımda resmin olsaydı!
Eğilip öperken ben görenler varsın dileniyorum sansaydı!!!

BRooKS
15-03-2009, 02:41
Belki bilmem gerekirdi varlığını
Şimdi neyi özlediğimi bilmeden yaşamıyorum
Ve gidemediğim bir yol var
Çalamadığım kapı
Hüznümün adı belli
Faili meçhul bir yalnızlık değil artık benimki
Ama senin yalnızlığın meşgul
Benim yalnızlığım kalabalık
Boş içki şişeleri var yanımda
Her birinde ayrı hüzün
Atamıyorum onları...
Başka şişelerde başka hüzünlere dönüşmesinler diye
Kullanılmış ikinci el yalnızlıklara sebep olsunlar istemem
Her üzüntümü muhabbete çeviriyorum evimde
Mutfak çok temiz...
Kirlenmedikçe yaşanmıyor oysa
Seni düşünüyorum
Derli toplu musun
Mutlu musun
Yoksa yaşanmışlıklar kirletiyor mu seni de
Bir gün karşılaştığımızda ellerimle silecek miyim yüzünü
Ya da silemeyecek kadar temiz olman üzer mi beni?

basak.k.k
15-03-2009, 20:51
AŞK BİTTİ

Bir aşk nasıl biterse öyle bitti bu aşk da
Uzun bir hastalık gibi
Aralıksız dinlediğim alaturka bir fasıl gibi
Gökyüzüne bakmayı, dostlara mektup yazmayı
Çiçekleri sulamayı unutmuşluğum gibi
Bitti.

Bir aşk nasıl biterse öyle bitti bu aşk da
Yürümeyi yeniden öğrenen felçli bir çocuk gibi
Sokağa çıkmalıyım şimdi ve çoktandır
İhmal ettiğim dostlara yeni bir adres bırakmalıyım
Pencereleri açmalı, kitapları düzenlemeliyim
Belki bir yağmur yağar akşama doğru
Yarıda bıraktığım şiirleri tamamlarım
Aşk da bitti diyordu ya bir şair
Aşk bitti işte tam da öyle

AHMET TELLİ

yaşlı gözler
15-03-2009, 20:56
Ben Hala Seni Seviyorum :(

--------------------------------------------------------------------------------

Yine senin sıcaklığınla uyandım bu sabah
Yıllardır ilk defa aradı özlerim seni
Evet, bu rüyaların bir anlamı olmalı...
Beni çaresizliğe sürükleyen
Beni sana sürükleyen bu rüyaların bir anlamı olmalı.
Unuttum sanarken ben bile seni
Sen yine bir rüyayla alt üst ettin beni.
Meğer unuttuğum sen değilmişsin,
Ben, kendimi unutmuşum
Tanıyamadım bu sabah kendimi.
Yıllar bu kadar mı değiştirebilir insanı
Sadece sana bağlamışken bir zamanlar hayatı
Şimdi gelip gidenler, demir atanlarla,
Açılıp kapanmayan, bazen üstüne tuz basılan,
Kimi kabuk tutan, kimi unutulan yaralarla
Yaşama sebebimi bilmeden yaşıyorum..
Ewet şimdi neden yaşadığımı bilmiyorum
Sen değilsin eskisi gibi beni hyata bağlayan
Sen değilsin hayatıma anlam katan
Ve bu yüzden anlamsız benim hayatım

Ama artık büyüdüm;
Bak, ağlamıyorum artık senin için.
Her akşam belki geçersin diye kapıda da beklemiyorum
Çünkü artık sen uzaklarda, ben uzaklarda,
Sen benden habersiz, ben senden habersiz.

Yaşıyorum...
Meğer ne anlamsızmış yaşamak sen yokken.
Ben şimdi yabancıların yanındayım
Oysa daha bu sabaha kadar tanıyordum onları,
Hatta, hatta seviyordum sanki
Ama şimdi kendime de yabancıyım.
Kalbimde senden başkasına yer yok bu sabah
Kalbim yine seni yaşıyor,
Bak yine seni çağırıyor
Duymayacağını bile bile
Avazı çıktığı kadar bağırıyor aslında.
-Gel ey bahar yüzlüm
Kurtar beni bu yabancılardan
Yaşama sebebim ol yine
Senden bihaber geçen onca yıla inat
Gel tut ellerimi
Bırak yanındaki yabancıları
Ve gel al beni bu yabancıların yanından
Ben yine seninle olmak istiyorum
Hayatımda birtek sen ol istiyorum.
Ama sen duymuyorsun beni.
Belkide yabancıları sarıyorsun benim yerime
Belki mutlu olduğunu sanıyorsun
Belki de gerçekten mutlusun
Bu sabaha kadar bende mutluydum
Unutmuştum seni, yırtmıştım resmini
Hiçbirşey kalmamıştı sana dair
Hatta büyümüştüm
Sen benim çocukluk aşkımdın..
Çocuklukta da aşk mı olurdu?
Ben sana aşık bile değildim.
Ne olurdu böyle kalsaydı düşündüklerim??
Bak yine çocuk gibi ağlıyorum
Söylemekten korkuyorum aslında
Ama ben hala seni seviyorum..
SENİ SEVİYORUM:::


YAŞLI GÖZLER..

ssnm
15-03-2009, 21:00
ÜÇÜNCÜ ŞAHSIN ŞİİRİ

gözlerin gözlerime değince
felâketim olurdu ağlardım
beni sevmiyordun bilirdim
bir sevdiğin vardı duyardım
çöp gibi bir oğlan ipince
hayırsızın biriydi fikrimce
ne vakit karşımda görsem
öldüreceğimden korkardım
felâketim olurdu ağlardım


ne vakit maçka'dan geçsem
limanda hep gemiler olurdu
ağaçlar kuş gibi gülerdi
bir rüzgâr aklımı alırdı
sessizce bir cıgara yakardın
parmaklarımın ucunu yakardın
kirpiklerini eğerdin bakardın
üşürdüm içim ürperirdi
felâketim olurdu ağlardım


akşamlar bir roman gibi biterdi
jezabel kan içinde yatardı
limandan bir gemi giderdi
sen kalkıp ona giderdin
benzin mum gibi giderdin
sabaha kadar kalırdın
hayırsızın biriydi fikrimce
güldü mü cenazeye benzerdi
hele seni kollarına aldı mı
felâketim olurdu ağlardım

Atilla İLHAN

aslıyivrum
15-03-2009, 21:05
Ey içimin öksüz kalan yanı
Ey yüreğimin siyaha çalan laciverti
Ey lal duruşum
Hangi tümceyle seslenebilirim ki sana?
Hangi alfabe anlatabilir ki seni?

Sen bile ben olamazken
Ben nasıl sen olabilirdim?
Bile bile savuruyorum kendimi duvarlarına
Bak yine seninle avutuyorum kendimi Yalnızlığım
Gör ki YOKSAYDIM-YOKOLDUM
Bu gel-gitlerim senden gidemeyişimin ruhsatıdır.
Demir parmaklıklarla kuşatmışsın hücrende beni
Sen de benim hücrelerimde buluyorsun kendini
Bu nasıl bir iç içe geçiştir ki içim dışıma ters tersim içime fazla
Ben kapına geldim yine içimin en ağrıyan yanıyla ve iç çekişlerimle
Sen beni hiç bırakmayacaksın mühür vurulan ihanetimle
Hadi yine beraber üfleyelim kanamalarımı
Hadi yeni senle ben olalım
Kapına geldim yalnızlığım.

GEÇMEYECEK BİLİYORUM
AMA GEÇMİŞ OLSUN YÜREĞİM DİYORUM...

yaşlı gözler
15-03-2009, 21:13
bayıldım bu söze=
GEÇMEYECEK BİLİYORUM
AMA GEÇMİŞ OLSUN YÜREĞİM DİYORUM...

ESRA..1990
15-03-2009, 21:38
Sen olmasan..Seni bir lahza görmesem yahud,
Bilir misin ne olur.?
Sen olmasan..Seni bulmak hayali olsa muhal,
Yaşar mıyım dersin.?

< Tevfik Fikret >

etkisiz_eleman
15-03-2009, 22:39
Virgül
hiç susmayan
bir davulun tokmağı
çağırır kelimeleri
kağıtlardaki düğüne

Nokta
tepeden inme
sonradan görme
son verir yazının özgürlüğüne

Biraraya geldiklerinde
hemen çıkar üste
acımasız nokta
virgül ise gariban
boynu bükük
ezilir altta

Sunay Akın

DeeJayKülkedisi
15-03-2009, 22:41
Okyanus Misali bir aşkın Hikayesiyim

Okyanus misali bir aşkın hikayesiyim ben
Nereye gittiği bilinmeyen dalgaların tutsağıyım
Karaya vurmuş bir gemi var yüreğimde
Yürütmek kolay değil…

Bir yakamozun yalnızlığıyım ben
Parlak ışıkları altında süzülen;
O kör karanlık yakamozum
Her suya vuruşunda “gör artık beni” diye haykıran bir yakamoz

Bir geminin çaresizliğiyim ben
Her dalga vuruşunda savrulan
Her güneş vuruşunda eriyen
Ve her güneş doğuşunda umutla bekleyen yalnız bir gemiyim


Bir okyanusun dalgasına kapılan
Aşkın hikayesiyim ben…
Bilmiyorum nereye gittiğimi
Anlamıyorum ne yapacağımı…

Düşünki yukardan düşen bir kar tanesi
Bembeyaz saflığı altında saklanan
Çirkin, Büzülmüş. Sana doğru uçan bir kar tanesiyim


Sense ağaçların meyvelerini verdiği bir yaz gününde
Uçan saf bembeyaz bir martı…
Her uyanışında sevdiğinin yanına giden
Öpüp koklamak için sert rüzgarları aştığın
Bir martının hikayesisin…

O’nun her ellerini tuttuğunda
Yüreğime kanlı bıçak gibi saplanan
Yalnız yoksul bir dilenciyim
Senin dilencinim…

basak.k.k
15-03-2009, 23:41
En güzel deniz:
Henüz gidilmemiş olandır.
En güzel çocuk:
Henüz büyümedi.
En güzel günlerimiz:
Henüz yaşamadıklarımız.
Ve sana söylemek istediğim en güzel söz:
Henüz söylememiş olduğum sözdür...

Nazım Hikmet Ran

'''ALPeR'''
18-03-2009, 01:19
NEYLERSİN

Bir gün, bu mahzun sevdadan geriye
Kalırsa, sadece o hüzün kalır..
Sen de anladın ki yapa-yalnızız...
Buluşmamız yasak,
Görüşmemiz uzak...
Devrilmiş kadehler gibi, dönüyor başımız,
Neylersin...

Ah güzelim,
İncinmiş bir sesi vardır yağmurun;
Yanaklarına vurduğunda hissedersin.
Ve bir veda sözcüğü, saçlarına,
Titreyen bir öpücükle dokunduğunda;
Bu anı dondurmaya yetmez nefesin.
Bir film sahnesi gibi
Akar gider ayrılık,
Neylersin...

Biz zaten hiçbir romanda
Kendi hayatımıza rastlamadık.
Bütün şarkılar bizi yanlış anlatmıştı.
Ve bütün bulmacalar yarım bırakılmıştı.
Tenha sokaklarda üşüyüp durdu sırtımız.
Oysa, tuttuğumuz balıkları bile
Yeniden denize bağışlamıştık.
Biz, hayata dair
Hiçbir yanlış yapmamıştık...
Neylersin...

Biz bu sonucu hak etmedik,
Hayır etmedik...
Ömrümüz bu talana lâyık değildi.

Bazen acı vurdu, bazen de yağmur
Hiç gülmedi yüzümüz,
Hiç büyümedi gülümüz...
Bizi yalnızca akşamlar kucakladı,
Biliyorsun,
Sabaha çıkmayan bir yoldu yürüdüğümüz...

Bir gün, bu öykünün sonuna gelince
Ansızın desem ki: hoşça kal canım!
Unutursun,
Mecburen unutursun...
Yıldızlar söner, bu aşk da biter!
Bazı gün hatırlayınca, sessizce ağlarız.
Neylersin...

Ah bebeğim, ah.. .
Kekremsi bir tadı vardır gözyaşının,
Dudaklarına sızınca fark edersin.
İçindeki vurgun aşklar mezarlığında,
Ayrılık, ölümden üste yazılınca,
Gideni durdurmaya yetişmez sesin...
Bir inme gibi
Dolanır bedeninde pişmanlıklar,
Neylersin...

Biz zaten hiçbir sinemaya
Tam vaktinde yetişemedik.
Bütün vapurlar bizden önce kalkmıştı.
Ve bütün biletler biz gelmeden satılmıştı.
Boşuna telaşlarda yorduk günlerimizi.
Oysa Nuh'un gemisinde bile
Bize yer kalmamıştı.
Ve hiçbir mutluluğa adımız kaydolmamıştı.
Neylersin...

Biz bu aşkı sürdüremezdik,
İnan, sürdüremezdik...
Kalbimiz bu heyecana müsait değildi.

Bize hep acılar kaldı, bize hep yağmur...
Unutmasan bile artık
Unutur gibi yapacaksın.
Ve buruşturup-buruşturup attığım kağıtlarda,
Hiç bitiremediğim
Bir şiir olarak kalacaksın...

Yusuf HAYALOĞLU


:'(

morbulut
18-03-2009, 02:52
EĞER
O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
arkalarında doldurulması
mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.
Dayanılması o kadar da zor değildir, büyük ayrılıklar bile,
en güzel yerde başlatılsaydı eğer.
Utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer.
Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık,
çalınan birinin kalbiyse eğer.
Korkulacak bir yanı yoktur aşkların,
insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.
O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses,
hiç bir zaman duyulmasaydı eğer.
Daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar,
kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.
Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine delice bakmasalardı eğer.
Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de kalp,
göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer.
Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece sohbetlerinin,
son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer.
Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman,
meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır yaralamasaydı eğer.
Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman,
beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer.
Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla,
tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer.
O büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi,
yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer.
O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar,
son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer.
Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri,
her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer.
Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de,
dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer.
Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel,
namuzsuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer.
Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından,
dokunulası ipek ten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer.
Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de,
sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer.
Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine,
kulağına okunacak biri olsaydı eğer.
İnanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında
bir ayrılık gizlendiğine belki de, kartvizitinde
"Onca ayrılığın birinci dereceden failidir." denmeseydi eğer.
Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar,
ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer.
Issızlığa teslim olmazdı sahiller, kendi belirsiz sahillerinde
amaçsız gezintilerle avunmaya kalkmamış olsaydın eğer.
Sen gittikten sonra yalnız kalacağım.
Yalnız kalmaktan korkmuyorum da,
ya, canım ellerini tutmak isterse...
Evet sevgili,
Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu,
Kim uzanmak isterdi ince parmaklarına,
Mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa
tanıklık etmiş olmasalardı eğer!!

Can Yücel.

.sonsuz.
18-03-2009, 04:23
s-evi
Evim yok seni konuk etmek için
olmayacak
olmasın
yüzümde iki göz bir konak
yeter ki çalsın kapıyı gözlerin
yetmese alnımın çatısı var
yetmese başımın üstünde yerin
yetmese kalbim
ne kapı kolu ne anahtar.
çoban şair(ahmet aslan)

basak.k.k
18-03-2009, 23:23
Yalnızsan Eğer / Ahmet Telli

hayatın devraldığı
sessiz bir özsudur acı
birikir yüreğinin kıvrımlarında
ve ağar gözlerine ağır ağır
bulutlar yere inmiştir artık
ya da gurbettesindir
unutma

bir hayalet gibi kapındadır
yalnızlık denen şey
ufkun kararabilir birden
için çölleşebilir
kaçışın bile bir adımdır
ya da dönüşündür kendine
unutma

Her sayfası kederle kararan
bir hüzün defterine döner günler
ve her sabah "merhaba hüzün"
"merhaba yalnızlık"
diyerek başlarsın hayata
ama hayat bağışlamayacaktır seni
unutma

Üstelik günlüğü yoktur hüznün
hiç bir zaman da tutulmayacaktır
serüvenlerin yorgun yeniği
elleri titreyen yaşlı bir kadındır hüzün
ya da hasta bir tanıdıktır ancak
hepsi o kadar
unutma

basak.k.k
19-03-2009, 23:07
AŞKTAN NEFES ALAMADIĞIM O YERDE/CEZMİ ERSÖZ


Çocukluğumun bahçesiydin sen
bütün bilinen mutluluklardan uzakta,
o sarışın akşam üstlerinde,
ıstırabın eşiğinde...
Nefesim sıkıştığında seni sevmekten
ömrünü okurdum o acı neşede,
boşalırdı ağzımdan o kanlı nefes
sonra çok özlendiği için acımasızca talan edilen
her baharda dönerdim oraya...
O sarışın akşam üstleri
hiç gitmediğim uzaklardan döndüğüm yer olurdu...
Bilinen bütün mutluluklardan uzakta
kalırdım orada,
kalırdım çocukluğumun bahçesinde,
aşktan nefes alamadığım o yerde...

basak.k.k
19-03-2009, 23:12
GİDİYORUM/CAHİT SITKI TARANCI


Çölde bir yolcu gibi yalnızlığım içinde
Kavrulup gidiyorum.
Serseri bir rüzgar gibi hep ganimet peşinde
Savrulup gidiyorum
Serçe kadar pervasız, bir günden ötekine
Atlayıp gidiyorum.
Bütün kumaşlarını açtığım gibi yine
Katlayıp gidiyorum.
Bir kış güneşi gibi ben keyfimin esiri
Görünüp gidiyorum.
Ne belli yerim var, ne de sevdiğim biri
Sürünüp gidiyorum.

yas-emin
20-03-2009, 05:04
GÖZ ARDI

bir tablo asıldı
gözümün görmeyen tarafından duyuyorum
tabloda bir çocuk
elinde bir çerçeve
çerçevede bir bebek
yanında biri var
aslında yok
perdeyi havalandırmasa.

duvardaki saat
akrebi geri kovalıyor
yelkovan
sonra vazgeçiyor
tekrar:

başucunda bir fotoğraf, çerçevesinde.
uyuyor çocuk
düşünde fotoğrafta sarıldığı bebek
düşünde bir dünya
dünyanın üstünde çocuk
kollarını açmış nasıl da dengede
oluşunu gururla yaşıyor
sevinçten ağzı 'yeniay'
yüzü görünmüyor
ama burnundan
öyle gururla
"işte bebek,öğren!.."
ah bebek
yaramaz bebek
dünya elbisesinin üstünde dönen bebek
ve
alt üst çocukla dünya
düşünde zelzele
öyle sallanmış ki dünya
başucundan düşen fotoğrafla
uyanmış.
şimdi yerde fotoğrafın başucunda
dizi kanıyor yine
gözünden.

uyku korku mahmuru gözleri
düş kırıklığıyla/kırgınlığıyla halsiz
omuzları düşmüş
ve elleri
düşmüş
kanayan dizinin iki yanına
kanayan diziyle düş kırıkları arasına
kalbiyle kırık çerçeve arasına
gözleriyle yaşları arasına
çocuk...

cocuk
ılık bir rüzgarda teselli olur
çocuk unutmaz
ama ziyan etmez rüzgarı
meltem bir merhem getirmiş
koynunda
kolunu sarmış göğsüne yaslanan başa
göz yaşı ve terin tuzu, yakmış ama
yaşı taşıyan gözün taşırdığı...

sonra...
sonrası yok
o halde donar
perde,bakış,kan,saat
böylece bir tablodur artık
gözümün güneş
görmeyen tarafına asılı
göz ardıma asılı

niko 37
20-03-2009, 16:40
gemiler geçer rüyalarımda,
allı pullu gemiler, damların üzerinden;
ben zavallı,
ben yıllardır denize hasret,
"bakar bakar ağlarım."
hatırlarım ilk görüşümü dünyayı,
bir midye kabuğunun aralığından;
suların yeşili,göklerin mavisi,
lapinaların en harelisi...
hala tuzlu akar kanım
İstiridyelerin kestiği yerden.
neydi o deli gibi gidişimiz,
bembeyaz köpüklerle, açıklara!
köpükler ki fena kalpli değil,
köpükler ki dudaklara benzer;
köpükler ki insanlarla
zinaları ayıp değil.
gemiler geçer rüyalarımda,
allı pullu gemiler,damların üzerinden;
ben zavallı,
ben yıllardır denize hasret

orhan veli

lisssa
20-03-2009, 18:39
HOŞÇAKAL

Siyah beyaz tuşlarında piyanomun,
seni çalıyorum şimdi,
çaldıkça çoğalıyorsun odada,
sen arttıkça ben kayboluyorum.



Seni doğuruyorum geceye,
adını koyuyorum aya bakarak,
her şey sen oluyor, her yer sen,
ben ölüyorum..



Sesini duyuyorum rüyalarımda,
gözlerimi kamaştırıyor ışığın,
rüzgar sen gibi dokunuyor bana,
ben doğuyorum..



Duymak istediklerimi söylemiyorsun hiç,
dokunmuyorsun bana,
sen gibi bir şimşek çakıyor,
tam kalbime düşüyor yıldırımı,
ben gidiyorum...

Özdemir Asaf...

lisssa
20-03-2009, 18:44
SEN BENİM HİÇBİR ŞEYİMSİN

Sen benim hiçbir şeyimsin
Yazdıklarımdan çok daha az
Hiç kimse misin bilmem ki nesin
Lüzumundan fazla beyaz
Sen benim hiçbir şeyimsin
Varlığın yokluğun anlaşılmaz


Galiba eski liman üzerindesin
Nasıl karanlığıma bir yıldız olmak
Dudaklarınla cama çizdiğin
En fazla sonbahar otellerinde
Üniversiteli bir kız uykusu bulmak
Yalnızlığı öldüresiye çirkin
Sabaha karşı ölduresiye korkak
Kulağı çabucak telefon zillerinde


Sen benim hiçbir şeyimsin
Hiçbir sevişmek yaşamışlığım
Henüz boş bir roman sahifesinde
Hiç kimse misin bilmem ki nesin
Ne çok çığlıkların silemediği
Zaten yok bir tren penceresinde


Sen benim hiçbir şeyimsin
Yabancı bir şarkı gibi yarım
Yağmurlu bir ağaç gibi ıslak
Hiç kimse misin bilmem ki nesin
Uykumun arasında çağırdığım
Çocukluk sesinle ağlayarak


Sen benim hiçbir şeyimsin!..

Attila İLHAN...

curio_sity
20-03-2009, 18:47
HERŞEY SENDE GİZLİ

Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;
Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,
Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..
İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
Sevdiğin kadar sevilirsin...

CAN YÜCEL

akrep_cadı
20-03-2009, 20:41
Bazı gecelerin sabahı yoktur
Yalnızca karanlık olarak kalırlar

bazı ayrılıkların dönüşü olmaz
giden gider
borçlarıyla yaşar kalanlar

geleceği yoktur bazı kalplerin
aşk uğramaz onlara bir daha
tek bir hatırayla yaşlanırlar

bazı pişmanlıklar uzun sürer
zamana yayılırlar

kendinden kaçanlara
saklanacak yer kalmaz dünyada
gün gelir kendileriyle tanışırlar
asıl yalnızlık o zaman başlar
hayata geç kalmıştır kendine geç kalan
şairin dediği gibi
bir daha yaşamak zorunda kalır
geçmişi anlamayan

bazı geceler
bazı insanlar
bazı yerlerde
sahiden karşılaşırlar
bazı insanlar bazı aşklar bazı şarkılar
bu yüzden unutulmazlar
bazı hayatlar hayal tutmazlar
bu yüzden
bazı bazı bazı
çabuk yaşayıp
ansızın kaybolmalar
bazı bazı bazı

MURATHAN MUNGAN

ESRA..1990
21-03-2009, 14:01
Aşk çok eski bir şeydir sevgili..
Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer..
Sevdiğimiz insanların çocuklukları da...
Oradan üvey anneler,eksik babalar,parasız yatılılar geçer..
Ve sonra aşk bütün bunları alır,daha da eskilere gider,
Hep o ilkel acıya,o yaban ağrıya..

< Cezmi Ersöz >

-mezig-
23-03-2009, 04:18
tik tak

Ne kadar aradıysam
suyunda bulamadım tak'ları
zaman denilen kuyunun
yüzümde bu yüzden
yalnızca tik'lerini taşırım
çocukluğumun

Yarısını tuttum
çocuk doktoru
olmamı isteyen anneme
hasta yatağında verdiğim sözün
doktor olamadım ama
çocuk kaldım

İki çocuk
rahatlıkla oturduğumuz
kapının eşiğine
kendi başıma zor sığıyorum bugün
büyüdükçe insan
yalnız mı kalıyor ne ?

Sunay Akın

.sonsuz.
23-03-2009, 04:47
ben miyim o küçük çocuk
mektep cantası arkasında
cebinde milyonluk zıpzıpları
hırsız polis oynayan rüyasında

cahit sıtkı

<gül>beşeker
25-03-2009, 19:33
....BÖYLEYMİŞ....

Yanarmış yürek böyle
Islak bir yeşil sebebiyle
Kaçarmış insan kendinden
Nereye gittiğini bilmeden
Ağlarmış gizlice
Kurumuş toprağı ıslata ıslata
Severmiş de sevilmezmiş
Yalan da olsa gülermiş
Sebebini bilmeden


....YILMAZ ERDOĞAN....

aslıyivrum
25-03-2009, 19:42
Yanıl(m)ıyorum..
Gözlerim kapandı aşka..
Gözlerimi açsam sana..
Gözlerim sana açılsa bütün yollarım sana çıksa..
Gözlerine bakıp da anlatsam sana..
İçimden geçenleri içime düşenleri..
Bir bir satır satır anlatsam bendeki seni
Kelâmlar yetişmese imdadıma
Sadece gözlerimden anlatsam..
Gözlerimden okusan bendeki seni..
Sus'sam..
Sus'sak ve sevsek sadece..
Sessizliğimizi sevsek
Ve sadece birbirimizi..
Bir de bizi bize vereni..
Biraz da özlesek diyorum her lahza..
İmdadıma yetişmeyen kelâmlarla söylesem seni sevdiğimi.
Ve bilsen.. Anlatamasam da bendeki seni Anlasan..
Uzakmış..!
Kim demiş uzağız diye..
Biliyorsun ki;
Mesafeler uzak kılsa da seni bana
Uzak olduğun kadar yakınsın aslında..
Gönlümdesin..
Bana bundan yakın başka bir yer var mı acaba??
Ben uzaklığını gönlümde erittim..
Gönlümle..
İçimden geçenler içime düşenler içine işlesin..
Ve aklına kazınsın iki kelâm..
Sen ve son..

endoplazmik 1 kulum
25-03-2009, 23:21
İstiyorum gideyim sevdiğimle.
İstiyorum boş vereyim sonu ne olacak.
İstiyorum düşünmeyeyim iyi mi, kötü mü.
İstiyorum bilmeyeyim beni seviyor mu?
İstiyorum gideyim sevdiğimle.


BERTOLT BRECHT
...

endoplazmik 1 kulum
25-03-2009, 23:38
Beyaz adam
özgürlük adına
dev bir kadın heykeli dikti
doğu denizinin kıyısına
ve her gece
altında dans ettiğimiz yıldızları
bayrak diye tutsak etti
bir bez parçasına

Beyaz adam
özgürlük gibi adaleti de
bir kadın heykeliyle simgeledi
ama elinde terazi tutan
zavallı kadın
gözleri bağlı olduğu için
kendisine tecavüz edenin
kim olduğunu göremedi...

Sunay Akın

Damla_
26-03-2009, 22:40
Simidimde Susamdın

Yıldızları gökyüzünde sever aşıklar
Ben, hepsi düşsünler isterim, tek tek...
Muradım seni dilemek...

Ağaçlar hiç çiçeklenmesin
Tüm aylar şubat olsun
Sen yağmuru severdin
Bana ıslak bir günde neler verdin...

Rüzgarlar göz pınarlarımda buz
Kış aşk mevsimidir derdin
Hırçın geceler kollarımda titrerdin

Simidimde susamdın sabahları
Çayımda şeker gün doğarken
Dön ne olur, henüz erken...

Katıksız ekmek boğazımda düğüm
Çayı buruk içiyorum
O, bana vadettiğin gün var ya,
O gün, sen gelsen de ölüversem diyorum..

Yıldızları gökyüzünde sever aşıklar
Ben, hepsi düşsünler isterim, tek tek...
Muradım seni dilemek...


Zeki MÜREN

carlosfb
27-03-2009, 01:10
Al beni gidelim buradan
Yada ben gideyim senden
Gideyim,
Gidiyorum diye üzülme
Çekmem gözlerimi gecenden...
Hatırlatırım sana kendimi,
Anlamsız bir rüyanın son hecesinde...
Yarın sabah olmasada
Bir sabah kalkacaksın
Her sabahtan erken, hiç gerek yokken
Dudaklarındaki tebessüm güldürecek insanları
Hep sevecekler seni
Benim seni hep sevdiğim gibi...
Anlamadın di mi?
Gittim ama mutluluğu bıraktım kanına! ..

carlosfb
27-03-2009, 01:27
İşim çok zor benim
Yüreğimin işi yalnızlık caddesi
Elim yüzüm kir pas değil ki
Sevdanla kirli
İşim çok zor benim
Her sabah erkenden kalkıp
Seni seviyorum

.sonsuz.
27-03-2009, 01:48
daglar cekiyor insanı,
denizler de,
hele ikisi bir arada olursa ...
gitmessek ayıp olur,
ev sahibi martıya.

(seyit akpınar)

_lain_
27-03-2009, 12:32
avarece girdim riske, konjonktüre çektim rest,
asayişi bullak oldum filinta gibi nakavt;
legal forsum cıvıyor, gönlüme santral şart.
dikkat dikkat, her aşık otodidakt!

"analize tenezzül etmeksizin dost,
huşuyla öp sevgilini" der spencer holst.
şu helal ayrılıkta ilelebet holokost...
gönlümden geçiyor 20 bin volt!

jübileler, kutlanan yalnızlıklar sanki herkes veliaht;
hayat bu üç-beş tatil, birkaç mola fakat en çok da lokavt;
düşüyor, düşüyor, düşüyor kaçak bir çift
klişe çarpışmalar, kapris tekniği kadar girift.

kinayeli feryatlarla gelme aşka ne güne durur mozart?
şefkat iç, hasret solu, merhametten çek bir fırt;
sevgiliyi tırnaklı bitkilerle tabiat maketleriyle şaşırt
ya da durma sen de felçli bir aşık gebert!

neyin rövanşıysa aşk, alındığı her yer yurt,
gönül mekanıdır bu ne frankfurt ne bayburt
[kıvançla taşıyorum türk şiiri'ne 9 kasa greyfurt!]
aşksa zehirli göle çalınan kesik yoğurt!

ödlek zulmü yayılıyor sevgiliye suikast;
umursayın, kan kaynıyor 240 fahrenhayt!
otomatik taklitler ve apartopar pop-art
hay hay gözü kör aşkın, en azından katarakt!

üzülerek söylüyorum iffetsizlik hilesiyle hamurlaşmış kent
opak topaklar halinde ve düpedüz lacivert;
vasat kader olur mu, bak bu da ayrı bir dert
bir ayağım sonsuzlukta ve'l-ba'su ba'd'el-mevt
m.m.-garanti karantina-

_lain_
27-03-2009, 12:36
deplasmanda plasebo

allah'ım kaderimde anarşi ve protesto
antidepresanlar ve içi boş bir gardırop
ne de çok yer kaplıyor mesela al pacino
yardımın gerekiyor kadıköy'deyim stop.

allah'ım kaderim bu sentimental ambargo:
alternatif referans potansiyel salvo yok,
sadece klostrofobi, hicran türbülans ve şok;
cariyeler çekilmiş yeraltına cumburlop.

allah'ım kaderimi sen yazdın sen bilirsin
kalbim oyuncak mı ne, ne kolay kırılıyor?
"deplasmandır bu dünya" diyor albino şeyhim
plasebo yutturuyor bana depresif doktor.

allah'ım kaderimden şikayetçi değilim
aksine bahtiyarım evrende bana da rol
verdiğin için şahsen, allah'ım bizler senin
falsolu kullarınız, n'olur bizden razı ol.
m.m.

KüL TaBLaSı
27-03-2009, 18:54
Sana şiirler okuyacağım gitme
Güneşler doğacak yalnızlığımdan
Sana bir ışık getireceğim
Büyük aydınlığımdan

Sana bir dolu umut getireceğim
Küçük ellerine sığmayacak
Sana Afrika gecelerini getireceğim
Sımsıcak

Sana çiçekler getireceğim
Bozulmuş güz bahçelerinden
Sana bir serinlik getireceğim
Yağmur tanelerinden

Sana avuç avuç yıldız getireceğim
Güneşimden başka
Sana engin denizlerin maviliğini getireceğim
Köpük köpük dalga dalga

Sana bir rüzgar getireceğim
Dağlardan tepelerden
Gitme sana zamanı getireceğim
Zamanın bittiği yerden

naneLi_puding
27-03-2009, 21:28
ORANDA

Yüzümde hüzünden gölgeler varsa,
O hüzün yüzündendir olsa olsa.

Bilmiyorum ki bu yaşamın çoğu yaşanmamışsa,
Yaşanamadığı okunur, şimdi, daldımsa.

Özledikçe yalnız durup-susup baktımsa,
Sorulacakken nedeni nasıl sormadımsa.

Geldiğini umudumla umudla umdumsa,
Geleceğini görüyor-biliyordum, anlattımsa.

O geçip gitti ora' sına, ben göremedim, baktıysa.
Derim ki şimdi, bir daha gelse de, sorsa.

Sözümle, yüzümle, gözümle dedim, duysa.
Bense buramda onu bekledim oysa.

Yüzümde hüzünden gölgeler kaldıysa,
İçimde örülen duvardan düşmüştür, çatladıysa.

ÖZDEMİR ASAF

zeyrek
30-03-2009, 02:20
Ağır Bedeli

Uzak düşün, uzak anımsa beni...
Boğazında çakıl taşları,
Yabancıl türküler dudak ucunda
sür git; böylesi anlamsız
böylesi çabuktur vedalarım...

Danseder yüzümde günle gece iki perdelik dram
oynaşır özlem kayıp şehirde...
Avuntu biliyorum...
avuntu gözlerini düşünmek...
Ve hiç unutma. . .
Bir çınarın ayakta ölmesini seyretmektir
bir şairi sevmek...

Elif Yıldız Kıratlı

anneBisus
30-03-2009, 13:19
Derdim!Yeter sakin ol, dinlen biraz artık
Akşam olsa diyordun,işte oldu akşam
Siyah örtülere sardı şehri karanlık
Kimine huzur iner gökten kimine gam..


Bırak şehrin iğrenç kalabalığı gitsin
Yesin kamçısını hazzın sefil cümbüşte
Toplasın acı meyvesini nedametin
Sen gel derdim!Ver elini gel şöyle...
BAUDELAIRE

.sonsuz.
30-03-2009, 17:17
ABBAS


Haydi Abbas, vakit tamam;
Aksam diyordun iste oldu aksam.
Kur bakalim cilingir soframizi;
Dinsin artik bu kalp agrisi.
Su agacin golgesinde olsun;
Tam kenarinda havuzun.
Aya haber sal ciksin bu gece;
Gorunsun soyle gonlumce.
Bas kirbaci sihirli seccadeye,
Goster hukmettigini mesafeye
Ve zamana.
Katip tozu dumana,
Var git,
Boyle ferman etti Cahit,
Al getir ilk sevgiliyi Besiktas'tan;
Yasamak istiyorum gencligimi bastan.

Cahit Sitki Taranci
[ 1942 ]

toz git ya
30-03-2009, 17:21
BİR ADIN KALMALI



Bir adın kalmalı geriye

Bütün kırılmış şeylerin nihayetinde

Aynaların ardında sır

Yalnızlığın peşinde kuvvet

Evet nihayet bir adın kalmalı geriye

Birde o kahreden gurbet

Sen say ki ben hiç ağlamadım

Hiç ateşe tutmadım yüreğimi

Geceleri koynuma almadım ihaneti

Hele nihavend hele buse hiç geçmedi aklımdan

Ve hiç gitmedi bir topak kan gibi adın

İçimin nehirlerinden

Evet yangın

Evet salaş yalvarmanın korkusunda talan

Evet kaybetmenin o zehirli buğusu

Evet isyan

evet kahrolmuş sayfaların arasında adın

Sokaklar dolusu bir adamın yalnızlığı

Bu sevda biraz nadan

Biraz da hıçkırık tadı

Pencere önü menekşelerinde her akşam

Dağlar sonra oynadı yerinden

Ve hallaçlar attı pamuğu fütursuzca

Sen say ki yerin dibine geçti geçmeyesi sevdam

Ve ben seni sevdiğim zaman bu şehre yağmurlar yağdı

Yani ben seni sevdiğim zaman

Ayrılık kurşun kadar ağır gülüşün kadar felaketiydi yaşamanın

Yine de

Bir adın kalmalı geriye

Bütün kırılmış şeylerin nihayetinde

Aynaların ardında sır

Yalnızlığın peşinde kuvvet

Evet nihayet, bir adın kalmalı geriye

bir de o kahreden gurbet

beni affet

kaybetmek için erken

sevmek için çok geç
ahmet hamdi tanpınar

_sNoT_
30-03-2009, 19:31
YAĞMUR KAÇAĞI

elimden tut yoksa düşeceğim
yoksa bir bir yıldızlar düşecek
eğer şairsem beni tanırsan
yağmurdan korktuğumu bilirsen
gözlerim aklına gelirse
elimden tut yoksa düşeceğim
yağmur beni götürecek yoksa beni

geceleri bir çarpıntı duyarsan
telâş telâş yağmurdan kaçıyorum
sarayburnu'ndan geçiyorum
akşamsa eylül'se ıslanmışsam
beni görsen belki anlayamazsın
içlenir gizli gizli ağlarsın
eğer ben yalnızsam yanılmışsam
elimden tut yoksa düşeceğim
yağmur beni götürecek yoksa beni


Ne de güzel yazmış ATİLLA İLHAN..

<gül>beşeker
30-03-2009, 20:15
...DEMEDİM Mİ...

Oraya gitme demedim mi sana,
seni yalnız ben tanırım demedim mi?
Demedim mi bu yokluk yurdunda hayat çeşmen ben'im?

Bir gün kızsan bana,
alsan başını,
yüz bin yıllık yere gitsen,
dönüp kavuşacağın yer ben'im demedim mi?

Demedim mi şu görünene razı olma,
demedim mi sana yaraşır otağı kuran ben'im asıl,
onu süsleyen, bezeyen ben'im demedim mi?

Ben bir denizim demedim mi sana?
Sen bir balıksın demedim mi?
Demedim mi o kuru yerlere gitme sakın,
senin duru denizin ben'im demedim mi?

Kuşlar gibi tuzağa gitme demedim mi?
Demedim mi senin uçmanı sağlayan ben'im,
senin kolun kanadın ben'im demedim mi?

Demedim mi yolunu vururlar senin,
demedim mi soğuturlar seni.
Oysa senin ateşin ben'im,
sıcaklığın ben'im demedim mi?

Türlü şeyler derler sana demedim mi?
Kötü huylar edinirsin demedim mi?
Ölmezlik kaynağını kaybedersin demedim mi?
Yani beni kaybedersin demedim mi?

Söyle, bunları sana hep demedim mi?


...MEVLANA...

valut
30-03-2009, 20:44
Görünen köy misali
Kılavuz istemezdi güzelliğin
Şarkılar yetmezdi seni anlatmaya
Şiirler yarım
Kelimeler kifayetsiz kalırdı karsında
Ben ne zaman görsem seni
Kaybolurdum gözlerinde
Elim ayağım titrer, dilim sürçerdi
Ne söyliceğimi şaşırır
Yolumu karıştırırdım

Birileri seviyor diye beni
Yıllarca kandırmışım kendimi.
Oysa büyük bir yalanmış sevdan
Şimdi sırtımda koca bir yükle beraber
Unutmaya çalışıyorum seni

Kara haber tez duyulur derler ya
Gerçekten de öyle
Çok geçmeden aldım haberini
Sebepsizce çekip gittikten sonra hayatımdan
Evlenmissin biriyle
Bir oğlun olmuş
Adı Ali
Allah mutluluğunu daim etsin ama,
Hiç düdündün mü acaba?
Arkanda bıraktığının halini

Bense yorganımı üzerime çekip
Yatağıma saklandım
Unutabilmek için seni
Günlerce ağladım
Sanki bir işe yarıyacakmış gibi
Birden irkilip kalktım ayağa
Elimi yüzümü yıkayıp
Attım üzerimde ki ölü toprağını
Çok uzun zaman sonra
İlk defa aynanın karsısına geçtim dün
Şöyle bir baktım kendime
Gözlerim çökmüş, saçlarıma aklar düşmüş
Farkında değilim ama,baya bir uzamış sakallarım
Ben miyim bu ? Tanıyamadım
Kendime bile yabancıyım


Sonra sordum kendi kendime
Üzülmeye değer mi? Vedat
Çatlak bir sürahiden sızan su gibi
İçsende içmesen de akıp gidiyor hayat
Geçer mi bir ömür ağlayarak
Hepimizin sonu bir avuç kara toprak


Para,pul,aşk
Hayatta herşey yalan
Ölümden arda kalan
Çıkarttım hayatımdan aşk yalanını
Unuttum senle ilgili her hatırayı

valut temmuz 2008

niko 37
30-03-2009, 20:57
BİR AYRILIŞ HİKAYESİ

Erkek kadına dedi ki:
-Seni seviyorum,
ama nasıl,
avuçlarımda camdan bir şey gibi kalbimi sıkıp
parmaklarımı kanatarak
kırasıya
çıldırasıya...
Erkek kadına dedi ki:
-Seni seviyorum,
ama nasıl,
kilometrelerle derin, kilometrelerle dümdüz,
yüzde yüz, yüzde bin beş yüz,
yüzde hudutsuz kere yüz...
Kadın erkeğe dedi ki:
-Baktım
dudağımla, yüreğimle, kafamla;
severek, korkarak, eğilerek,
dudağına, yüreğine, kafana.
Şimdi ne söylüyorsam
karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana..
Ve ben artık
biliyorum:
Toprağın -
yüzü güneşli bir ana gibi -
en son en güzel çocuğunu emzirdiğini..
Fakat neyleyim
saçlarım dolanmış
ölmekte olan parmaklarına
başımı kurtarmam kabil
değil!
Sen
yürümelisin,
yeni doğan çocuğun
gözlerine bakarak..
Sen
yürümelisin,
beni bırakarak...
Kadın sustu.
SARILDILAR
Bir kitap düştü yere...
Kapandı bir pencere...
AYRILDILAR...


NAZIM HİKMET

_lain_
02-04-2009, 11:32
şarapnel gibi saçılıyor sırlarım.
hilâfetim kasılıp kavruldu saltanatım.
mukadderat markajından kurtulsam bile
gönlün ceza sahasında tek başınayım.

mesnetsiz acılarla zangırdayıp
ırgalandım bilmecemsi cezayla;
nüanslarda fellik fellik ararken panzehiri
kamyon basitliğinde bulunca şaştım.

vicdanımla polemiğe girdim kıran kırana
atıma bindim ve otuz yaşıma girdim.
velhâsıl patolojik mertebeye ulaştım:
taş kesildim polis metal çelenk taşıdı bana!

yüzümde bin yıllık tropikal sakal,
ilkyardım çantamda ihmal edilmiş hilâl,
kulağımda devletin yaptığı vokal,
ilkokulun bahçesinden tank yuvarladım!
m.m. _atom bohçasi_

misanthrope
04-04-2009, 18:54
Dünyayı verelim çocuklara hiç değilse bir günlüğüne
allı pullu bir balon gibi verelim oynasınlar
oynasınlar türküler söyliyerek yıldızların arasında
dünyayı çocuklara verelim
kocaman bir elma gibi verelim sıcacık bir ekmek somunu gibi
hiç değilse bir günlüğüne doysunlar
bir günlük de olsa öğrensin dünya arkadaşlığı
çocuklar dünyayı alacak elimizden
ölümsüz ağaçlar dikecekler


Nâzım HİKMET

misanthrope
04-04-2009, 18:56
Hiç, bir insanı unutmak,
bir insandan vazgeçmek,
bir insanı hayatından sonsuza kadar çıkartmak zorunda
kaldın mı hiç?
Hani ölmüş gibi,
hani uzatsan da elini tutamayacağını bilmek gibi,
her an kapından içeri gülümseyerek gireceğini bekleyip
ama aslında hiç gelemeyeceğini de bilmen gibi.
Ne zor şey değil mi ölmediğini bilmek,
ama ölmüş gibi ulaşılmaz olması artık o insanın sana,
ne kadar katlanılmaz bir gerçek değil mi
sen hala bu kadar sevgili iken?
Özlemek,
bu kadar özlemek,
etini kemiğini yakarcasına özlemek…
çok kötü değil mi?
Bu kadar özleyip onu görememek,
ona dokunamamak,
onu işitememek,
artik sonunun “Pi” hali değil mi? Biliyorsun değil mi?
Ne kadar umutsuz bir arayıştır o,
kalabalık caddede geçen binlerce yüze bakmak
belki bir kez daha görebilmek için o yüzü,
belki biraz önce geçti bu kaldırımdan diye düşünmek,
belki şu an arkamda yürüyen insanların içinde bir yerde demek,
belki şu an üzerimdedir gözleri diye paranoyalar yaşamak,
ne zordur değil mi?
Ne kadar eritir insanı farketmeden.
Sen de biliyorsun değil mi bunları?
Bir sinema koltuğunda sen de iki kişi gibi oturdun mu hiç?
Hiç iki kişi gibi zevk aldın mı bir konserden yalnız başına?
Güzel bir kafe keşfettiğinde,
güzel bir film seyrettiğinde,
güzel bir şarkı dinlediğinde,
güzellikleri oranında eksik kaldıklarını hissettin mi
paylaşamadığın için onunla.
Bir barın kalabalığında hiç yarım vücudunla sallandın mı ortada?
Hiç iki kişilik beyninle yarım insan olabildin mi?
Baktığında aynana sadece yüzünün bir yarısını gördüğün
oldu mu hiç?
Sana hayatındaki en büyük yoksunluğu yaşatandan
nefret edemediğin zamanlar oldu mu hiç?
Gözünün içine baka baka kolunu, bacağını kesen bir insanın yüzüne
sevgi dolu bir gülümseme ile bakabildiğin zamanlar
oldu mu hiç?
Hayatta inandığın bütün değerlerini altüst eden birisine
aşk şiirleri yazabildin mi?
Onu içinde korumanın seni yok etmek olduğu zamanlara
feda oldun mu hiç?
İçinde ağlayan çocuğa umut şarkıları söyleyemediğin,
özlemini,
susuzluğunu,
açlığını gideremediğin zamanlar oldu mu hiç?
Kanayan yarasını gördüğün,
ama merhem olamadığın zamanlar.
Gücünün,
hani o tanrısal gücünün,
bir çocuğun ağlamasını susturamayacak kadar olduğunu
gördüğün zamanlar
oldu mu hiç?
Hiiiiiiiç…
Hiiç…
hiç…
bir hiç…

Can Dündar...